Gelin Alma:
Oğlan tarafının, kız tarafına intikaliyle birlikte 'Gelin Alma' faslı başlar. Erkek tarafının geldiğini gören kız tarafı, köy dışında düğün alayını (=düğüncü) karşılar ve karşılıklı sorular yöneltilirdi.
Taptığın tapı,
Yaptığın yapı,
12 bahçe, 52 kapı,
Eşiğini bekleyen iki kurt nedir.
(Allah-Kabe-12 ay-52 Hafta-iki Bayram.)
Bazen de;
Bir nedir, beş nedir,
Sınırdaki taş nedir?
(Allah,İslamın Şartı,Kabe)
şeklinde basit sorular sorulur, doğru cevap alınamadığı takdirde, düğüncülere yarenlik mahiyetinde eziyetler verilirdi. Bu adetler, tamamıyla terkedilmiştir
YOZGAT DÜĞÜNLERİNDE BAYRAKTAR KONUŞMALARI".
Yozgat düğünlerinde kız tarafı hep ağırlanan nazı çekilen taraftır. Kızları gittiğinden biraz alıngan olurlar.Oğlan tarafı da, bu alınganlığı ve nazı memnuniyetle çeker. Bu naz düğünün başlangıcından sonuna kadar. zaman zaman naz, eziyet şekline dönüşür. Kaynana, kayınbaba, kayın düğün kahyası, sağdıç oğlan tarafının kimi varsa, kız tarafının naz ve eziyetinden nasibini alır. Üstü ıslananlar, yüzü karalananlar, tepesinde tezek yakılanlar, kağnının mazısına bağlanıp tepeden yuvarlananlar vs.
Bayraktarların atışmasında da mekanı kız tarafının bayrakçısı seçer. Bayrak sorularını da kız tarafı bayrakçısı Sorar. İşte size güzel bir örnek. . "Kız tarafının bayrakçısı, yapmak istediği eziyetin ölçüsüne göre, oğlan tarafının bayrakçı ve düğüncüsünü. üç beş tepe gezdirdikten sonra, kendince uygun bir yerde durur ve bayrağı diker.
Diğer düğüncüler ve bayraktar karşısına gelince atışma başlar.
~Selamünaleyküm gelenler.
-Aleyküm selam erenler.
- Yolda mısınız belde misiniz?
-Ne yoldayız ne belde, Resulullahın izindeyiz.
-Selamünaleyküm hazırlar.
-Aleykümselam hızırlar.
-Hazırlar kim hızırlar kim?
-Hazırlar sizinen biz, hızırları ne siz bilirsiniz ne biz.
-Söyle bakalım bayraktar, dünyadaki toprak ne kadardı,?
-Dünya bir avuç topraktır.
-Elif nedir, mim nedir. cim nedir ket nedir,
- Sorarım sana bayraktar, bunların cevabı nedir?
-Elif Allah, mim Muhammed, cim Cebrail, kef Kur'an'dır.
-Yer demir gök bakır, namazı nerde kılarsın?
-Cennette.
Daha sonra, kadınlar grubuna sıra gelir ve düğüncülerin (=Yenge) geldiğini görenler, düğün evi'nin kapısını kilitler ve gelen taraftan, "Kapı Açılmıyor" adı altında "Kilit Parası" alınır. Daha sonra, şayet, düğüncülere yemek ikramı yok ise, hemen çaylar içilir ve çeyiz yazımına geçilir. Bilirkişiler huzurunda liste halinde yazılan çeyiz karşılıklı atılan imzaların ardından arabaya yüklenir. Bu esnada, gelin adayının yakını tarafından "Sandık Kalkmıyor" adeti adı altında bahşiş istenir.
Daha sonra, gelin alma için, düğün evi'ne gidilir. Düğüncüleri gören kız yakınları, özellikle kız annesi, ciğer paresinden ayrılacağını yüreğinde hisseder. Kına gecesinde akıttığı göz yaşları yetmezcesine, yavrusuna sarılır bir daha sarılır;
Aşağıdan gelir ferman,
Kalmadı dizde derman,
Yavrum canım sana kurban.
Giydiği temelli yeşil,
Dola kollarını boynumdan aşır.
Talihsiz ananı da yavrum,
Arada sırada aklına düşür.
Annesinin göz yaşlarına boğulan gelin de, "Hem ağlarım, hem giderim" dese de, yine de içtenlikle ağlayarak, göz yaşlarına boğulur. Dudaklarından bir bir döker;
Kapımızın önü iğde,
İğdenin de dalı yerde,
Ne kötü kadermiş anam,
Her birimiz ayrı yerde.
Çiğ yumurta soyulur mu,
Gökte yıldız sayılır mı,
Gurbetteki kızın da anam,
Hiç hatırı sayılır mı.
Ak deniz, karadeniz,
Vurgun olur sarı beniz,
Söyle kurbanım anam,
Şu gurbet de bizim ne miz
Bu söylenen diyeşetler (ağıt), yerel ifadeyle "Bir evin tek kızı olup, akraba dışına gelin gidiyorsa" bir başka anlam taşır. Gelin giden kız ise, bu durumu anne ve babasına seslenerek, şu dörtlükle dile getirir:
Yok muydu ana, yok muydu,
Bir kız da size, çok muydu,
Emmim dayım içinde de,
Hiç mehellim yok muydu?
Harmanlarda malama,
Selam söyleyin babama,
Sanki kızı çokmuş gibi,
Attı beni yabana.
Yahut da, henüz küçük diyecek yaşta iken, "Ana Ocağı"ından ayrılan gelin, bu kez şöyle söyler:
Yük üstünde ala yılan,
Hopla gel, koluma dolan,
Benim gibi var mı acep,
Onbeş yaşında gelin olan.
Uzakta bulunması nedeniyle, kardeşlerinin düğününe iştirak etmediğini gören gelin, daha sonra ağlamasının teselli vermeyeceğini dile getirerek şu sitemde bulunur:
Sökme gardaş saçını sökme,
Söküp de dalına dökme,
Benim gönlüm sana küstü,
Ağlayıp da gönlümü etme.
Daha sonra, gelin hazırlıkları tamamlandıktan sonra "Kuşak Bağlanmıyor" adıyla alınan bahşişin ardından dualar eşliğinde baba ocağından alınan gelin hanım, gelin arabasına bindirilir. Bu esnada salavat ve tekbirler okunur. Artık, kız tarafına veda etme zamanı gelmiştir ve toplu halde vedalaşarak, oğlan tarafına hareket edilir.
Oğlan tarafında ise, arkadaşları tarafından kendisine tahsis edilen evde bekleyen damat adayı, tıraş olur ve banyo yaptırılır. Ayrıca, damat adayına refakat etmesi için bir de "Sağdıç" seçilir. Seçilen bu sağdıç'ın görevi ise, damadın gerdeğe girmesiyle sona erer. Düğüncülerin oğlan tarafına gelmekte olduğunu gören gençler asılı bulunan ''Türk Bayrağı"nı indirip, damat dan bahşiş almak için, yarışa girişirler. Sonunda bayrağı elde eden bir kişi, akşam damat adayından bahşişini alır.
Artık, gelin inme aşamasına gelinmiştir ve "Yol çağırttırma" adetine geçilir. Bu adete değişik bir ifade ile "Töre Takma" da denilir. Düğün kahyası yüksek sesle" Kaynanasından damızlık inek, kayın babasından bir camız, ... gayrimenkul "diye anons eder bu esnada da davulcu, davula 'güm' diye vurur. Düğüne katılanların bu adeti de gerçekleştirmesinden sonra, gelin adayı, arabadan iner. Yine bu esnada kaynana (=Kayınvalide) ile kayınbaba da oyuna iştirak eder. Derken, damat adayı, "Çerez Atma" adetini gerçekleştirir.
Yeni yuvasına ilk adımını atan gelin adayı, kapıya yağ sürer; küp kırar, kapıya çivi çakar. Bütün bu yapılanların amacı, yeni yuva ve ailesine uyum sağlaması temennisine yöneliktir.
Kaynak:Geçmişten Günümüze Akdağmadeni..Hakkı YURTLU Kaynak: Değerli hemşehrimiz Ertuğrul KAPUSUZOĞLU’nun 1996 YOZGAT Kültür Takvimi: