BAYRAK KALDIRMA:
Düğün gününün kararlaştırılmasının ardından en az bir ay veya onbeş gün önceden düğün okuyuntusu (okuntu) dağıtılır. Bütün dost ve akrabalar uzak-yakın farkı gözetmeksizin, hatta civar köyler dahi davet edilir. Bu okuntu, son yıllarda "Davetiye" şekline dönüşmüş durumdadır.
Düğün gününün başlamasından bir önceki akşam "oğlan Evi"nde komşular toplanır. Bu toplantıda düğünün yarın başlayacağı mesajı verilir ve düğün işlerini yürütmek üzere sözü dinlenen ve ağzı laf yapan bir veya iki kişi "Düğün Kahyası" seçilir. Daha önceden belirlenen, davul-zurna ekibi de bu kahya/kahyalardan sorulur. Yani, çalgıcılara; yeme-içme ve barınması konusunda yardımcı olur.
Ertesi gün. yine komşular "Bayrak Kaldırma" adetini gerçekleştirmek üzere tekrar davet edilir. Bu topluluk eşliğinde, daha önceden hazırlanan, uzun bir ağaç parçasına asılan Ay-Yıldızlı Türk Bayrağı dualar eşliğinde dikilir.Hemen akabinde, gençler ve orta yaşlılar tarafından halaylar çekilir. Artık, tam anlamıyla düğün başlamış demektir.

Bayrak kaldırma işlemini takip eden ilk gün, gece vakti, kız tarafına birikilir. Bu toplantıda eğlencelerin ardından sıra, gelin adayı ve yakınlarını ağlatmaya gelmiştir, derken "Ana Kınası Yakma" adeti yerine getirilir. Ayrıca, bazı köylerde ise, düğünün ikinci günü de oğlan tarafından gelenlerce, ikinci bir kına yakma işlemi daha gerçekleştirilir.
Düğünün ikinci günü bazı yörelerde "Okuntu Toplanma" adıyla, davetliler toplanır. Gelin inme gününde, düğüne katılamayacak olan davetliler "Okuyuntusunu" (=töre) vererek, düğüne katkıda bulunur. "Alah hayırlı eylesin, en kötü gününüz böyle olsun" diyerek, düğünden ayrılır.
Düğünün ikinci günü gelin adayı, her hangi bir müsait eve götürülerek sabah erken saatlerde "Gelin Hamamı" adeti gerçekleştirilir. Burada toplanılacağı, genç kızlara haber verilir. Katılımcılar, gönüllerince eğlenir ve çerez yerler.
Ardından, oğlan tarafından gelen yengelerce (=Kınacı Ekibi) ikindi üzeri "Gelin Kınası" yakarlar. Bu adete "Başövme" adı da verilir. Baş övücü kadın öne geçer, arkasına gelin adayı ve diğer kadın-kızlar durur. Göz yaşlarıyla şu mısralar dökülür ağızdan:
Çattılar ocak taşını,
Kurdular düğün aşını,
Öğdüler kızın başını.
Kız anam Kınan Kutlu olsun.
Kutnu asbabın mübarek olsun
Atladı geçti, eşiği,
Sofrada kaldı kaşığı,
Büyük evin yakışığı.
Kız anam Kınan Kutlu olsun.
Kutnu asbabın mübarek olsun.
Elimi soktum ıstara,
Elimi kesti ustura,
Mevlam şirin göstere.
Kız anam Kınan Kutlu olsun.
Kutnu asbabın mübarek olsun.
Hani bu kızın anası,
Kağıt içinde kınası,
Etinde mumlar yanası,
Kız anam Kınan Kutlu olsun.
Kutnu asbabın mübarek olsun.
Karakuş döner havada,
Ciğer kaynar tavada,
Bir daha yok muydu yuvada.
Kız anam Kınan Kutlu olsun.
Kutnu asbabın mübarek olsun.
Zeytin bahçesinde zeytin ağacı,
Dökülür yaprağı, kalır siğeci,
Anamdan ayrıldım nedir ilacı.
Kız anam Kınan Kutlu olsun.
Kutnu asbabın mübarek olsun.
Davul-zurna ekibi eşliğinde düğün süresince başta; trakya, demirağa, ağırlama, gelin, kamalı, Ankara, Narey, Kartal. .. ..halayları çekilir. Geceleri de yine düğün evlerinde çeşitli ortaoyunları (seyirlik halk oyunu) oynanır. Özellikle, davul-zurna ekibi eşliğinde oynan" Ağırlama" oyunu esnasında;
Hey huvarda huvarda,
Aynam kaldı duvarda
Vur davulcu davula
Sevdiğim kız pınarda.
Ahlatın başındayım,
Onaltı yaşındayım.
Kınamayın ahbaplar.
Bir sevda peşindeyim.
Atalım mı ?.. Atalım.
Nereye?
Arabanın tekerine,
Kızların bekarına.
Atalım mı ?.. Atalım.
Nereye?
Ağ dağın ağzınada,
Kızların boğazına.
şeklinde mısralar dile getirilir.
1960'li yıllara kadar, düğün törenlerine "Güreş Müsabakaları" da ilave edilir, hatta vazgeçilmez proğram addedilir ve çevredeki pehlivanlar özel olarak davet edilirdi. Harmanlarda gerçekleştirilen karakucak güreşlerinin, bazen bir gün sürdüğü de olurdu. Dereceye giren güreşçilere ise, oğlan tarafından çeşitli ödüller verilirdi.
Düğünün son günü, yani gelin almaya gidileceği gün, sabah erkenden kalkan davul-zurna ekibi, dertli bir uzun hava çalarak düğünün en duygulu bölümünü ifa eder. Bu dertli ezgiyi duyan kız anası, yıllardır büyüttüğü yavrusundan ayrılacağını yüreğinde hissederken gözlerinden de yaş eksik olmaz.
Kaynak:Geçmişten Günümüze Akdağmadeni..Hakkı YURTLU