ÇİĞDEM ÇİĞDEM ÇİÇECİK
Bu yazımızda yaşı 50 civarında olan Yozgatlı dost ve hemşehrilerimin kolayca hatırlayacakları "Çiğdem Çağırma" diye adlandırdığımız şimdi ise yok olan belki de hatırlanmayan çocukluk günlerimizin kutlu gününden söz edeceğim.
Çiğdem bir çok Anadolu şehrinin tanıdığı sarı bir çiçektir.Toprak altında fındık büyüklüğünde bir yumru kökü bulunur.Yörede baharın müjdecisi kabul edilir.Gerçektende "Öksüz oğlan" diye isim verdiğimiz kardelen çiçeğinden sonra kar ve soğuğun sona erip toprağın ısındığı bahar ayında doğayı süsleyen çiğdem yöremizde baharı kutlamak için sembol seçilmiştir.
Toprak ısınıp güneş sırtımızı ısıtmaya başladığı bahar aylarında bir mahallede oturan çocuklar toplanarak çiğdem toplamaya giderlerdi.Herkes yanında küskü tabir edilen sert ağaçtan ucu sivri bir sopa bulundururdu.
Küskü çiğdemin dibindeki yumuşak toprağa 10-15 cm sokularak geriye doğru kanıttırmak suretiyle çiğdemin kökü ve toprağı ile birlikte ortaya çıkarılmasını sağlardı.Bu şekilde toplanan çiğdem toprağından arındırıldıktan sonra destelenir sonra da herkes destelediği çiğdemi ortaya koyarak geniş dalları olan bir çalıya özenle tutuşturulurdu.Çalı dikenlerine takılan çiğdemlerle süslendikten sonra kalan çiğdemlerde bir mendile sarılır ve geriye dönüş başlardı.
Çiğdem toplama işini tamamlayan çocuklar ellerindeki üzeri çiğdem dolu çalı ile mahalleye gelirler ve yakın bir evden bir torba ve tencere tedarik ettikten sonra mahalleyi kapı kapı dolaşarak yağ ve bulgur isterlerdi.Toplanan yağlar tencereye bulgurlar torbaya doldurulduktan sonra bir sonra ki evin kapısı çalınırdı.
Hep bir ağızdan evin önünde şöyle bağırırlardı:
Çiğdem çiğdem çiğdem çiçecik
Ebem oğlu küçücük
Yağ verenin oğlu olsun
Bulgur verenin kızı olsun
Mani ve türküler söylenerek yeterli bulgur ve yağın temin edilmesinden sonra yakın bir arkadaş evinde toplanılırdı.
Toplanan yağ bulgur ve çiğdemler evin hanımına teslim edilir evin hanımı bulgur pilavını pişirmeye koyulduğunda çiğdem toplayanlar da sedirlerin üzerinde yorgunluk atarlardı.
Bulunulan evde ki ana çocukları sevgi ile kutlayarak karşılamış ve buyur etmiştir.Bu durum huzurlu bir yemeğin başlangıcı için iyi bir nedendi.
Hazırlanan pilav bakır bir tepsi üzerine serilen yufka ekmekler üzerine dökülerek sofraya konulur.Ev imkanlarıda soğan turşu ayran olarak sofraya katılırdı.Yemek zevk neşe ve iştahla yenir zaman şakalarla gülüşmelerle geçerdi.Çocuklar bu şöleni hazırlamaktan gururlanırlar aralarında dostluk arkadaşlık yardımlaşma duyguları güçlenir gözlerinden akan sevgi seli birleşerek hayat boyu kopmayacak arkadaşlıklara köprüler kurulurdu.
Bu adet bir baharı karşılamak ve kutlamak içindi.Gidilen her evde çocuklar itibar görür teşvik edilir istekleri incitilmeden karşılanırdı.Yok olan kültürümüzle tarihin derinliklerine gömülen çığırma törenimizde artık hatırlanmıyor bile..
Köklerini arayan kültürünü özleyen topluma sanıyorum hoş bir hatıra sunmuş olduk.Bazı şeyleride düşündürebilmişsek amaca ulaşmıştır.İnsan ister istemez bizi biz eden kök ve kültürümüzün bu kadar çabuk yok oluşuna üzülmeden edemiyor.
Kaynak:Tamer ÖNDER Şekerpınarı Dergisi.