Menu:




















 

 

man hareketlilik olurdu. O zaman motorlu araçlar olmadığı için gelip gitmeler atlarla, eşeklerle veya yaya olarak yapılırdı.

Köye gidip gelen çok olduğu için o zaman köyde mali durumları iyi olanların köy odaları vardı. Bu odalar, yabancı misafir ve tanıdıkları barındırırlardı.

Köyün başta gelen geçim kaynağı, arpa buğday üretimi idi. Her ailenin kendini geçindirecek kadar tarlası vardı. Tarlası olmayan aileler de vardı.Bunlar, komşularının işlerinde çalışarak hayatlarını sürdürürlerdi.

Hasbek ağalarının başında Hacıbey vardı. Hacıbey, Akdağmadeni ağalarından Bahri ve Faik Beylerin yakınlarındandı. Ayrıca İhsan Efendi (Doğan),Rifat Efendi de medrese eğitimi görmüş sevilen insanlardandı. Bunlara benzer daha birçok aile ve reisleri Hasbek’e hizmet etmişlerdi. Hasbek’te Hacıbeyin Konağına bitişik Hamdi Efendi olarak anılan ağalar da vardı.

Hasbek’in tam orta yerinde camisi vardı. Şimdi o cami yıkılıp yerine yeniden minareli bir cami yapıldı. (Eski caminin minaresi yoktu.)

 

ESKİ OKUL, ESKİ ÖĞRETMENLER

1930’lu yıllarda Hasbek’te bugünkü anlamda okul yoktu. O zaman mektep olarak kullanılan bina, cami ile çeşmenin karşısında bulunan Hacı Nuri’nin evi arasında bir büyük yerde idi. Burada hocalar, Kur’an okuma dersleri verirlerdi.Bu derslere devam edenler arasında 20-25 yaşlarında olanlar da vardı.

 

YENİ TÜRK HARFLERİ (LATİN HARFLERİ) İLE OKUMA YAZMAYA GEÇİŞ

“Artık eski okumaya son verilmiştir. Bundan böyle Yeni Türkçe (Latin harfleri) ile okumaya devam edilecektir.”

Bir gün hoca, yine Kur’an okuturken birden bire mektebin kapısı açıldı.Nahiye Müdürü, köyün ileri gelen ağaları ve beyleriyle birlikte, tek salondan ibaret olan mektebe girdiler. Nahiye Müdürü Mehmet Arıkan Bey,“Artık eski okumaya son verilmiştir. Bundan böyle Yeni Türkçe (Latin ) harfleri ile okumaya devam edilecektir.” dedi.

O tarihlerde öğretmene “muallim” deniyordu. Nahiye Müdürü ile birlikte gelenlerin içinde, bir de muallim (öğretmen) vardı. Kayseri’nin Pınarbaşı

 

Sayfa -20-

Geri ------ İleri

Ana Sayfa