ğü kadrosu boşaldı. O sırada Hasbek İlkokulunda görevli öğretmenlerin en kıdemlisi olan Ali Bölük, ilkokul beşinci sınıfta Atila Güler’in öğretmeni olmuştu. O tarihte Atila Güler, aynı ilçeye bağlı Çıkrıkçı Köyü İlkokulu öğretmeni olarak görev yapıyordu. Ali Bölük, okul müdürlüğüne atanmak için bir istekte bulunmadı. Üstelik müdürlük görevinin Atila Güler’e verilmesini istedi. Öğretmeni Ali Blük’ün bu teklifi üzerine Atilla Güler ile öğretmeni Ali Bölük arasında, Fatih Sultan Mehmet ile babası II. Murat arasında geçen dramatik olaya benzer bir olay yaşandı.
Bilindiği gibi, savaşlardan yorulan ve yaşlanan padişah II Murat, padişahlığı oğlu II.Mehmet’e (Fatih Sultan Mehmet’e) bırakmak ister. Ancak, oğlu Mehmet, çok genç ve deneyimsizdir. Koskoca devleti yönetecek bilgi ve deneyime sahip değildir. Bu nedenle, babasına,
“Baba, eğer, sen padişah isen, gel, devletin başına geç. Eğer ben padişah isem, emrediyorum, gel, devletin başına geç.” Der. Oğlunun bu sözleri üzerine padişahlığı kabul etmekten başka çaresi olmadığını anlayan II Murat, devletin başına geçer.
Kendisisini okul müdürlüğüne teklif eden Öğretmeni Ali Bölük’ün, bu davranışı karşısında çok duygulanan Atila Güler, öğretmeni Ali Bölük’e;
“Siz benim hem büyüğüm, hem de hocamsınız. Siz varken, ben okul müdürlüğü görevini kabul edemem.” Der..
Ali Bölük de, öğrencisi Atila Güler’e;
“Ben seni Atilla olarak değil, hocam Ziya Bey olarak görüyorum. Ziya Bey de benim hocamdı. Ben, seni Ziya Bey olarak gördüğüm için, okul müdürlüğünü de sen yapacaksın.’der. Hocasının, bir tür emir niteliği taşıyan bu sözleri üzerine, Atila Güler, okul müdürlüğü görevini kabul etmekten başka çaresi olmadığını anlar ve müdürlük isteğini belirten dilekçeyi imzalayarak ilgili makama gönderir. Babasının ölümü nedeniyle boşalan Hasbek İlkokulu
müdürlüğüne atanır.
Burada, iki tarafta da, büyüğe ve öğretmene duyulan derin sevgi ve saygının çok güzel bir örneğinin sergilendiğini görmekteyiz. Göz yaşartıcı bir durum. Bu olaydan alınacak pek çok dersler var. Günümüzde bu tür davranışları görmek pek mümkün olmuyor. Herkes birbirinin ayağını kaydırarak bir yerlere gelmeye çalışıyor. Nerede öğretmene ve büyüklere duyulan o eski sevgi ve saygı.
Sayfa -55-