lacak çalışmalarla giderilmesi gerekiyordu. Bakanlıktan, İl’den ya da İlçeden bu konuda yardım alma olanağı yoktu. Eğitmenin yetersizlikleri giderilmeden ilkokul programının uygulanması zordu. Okulda, doğrudan eğitmene yönelik bir hizmet içi eğitim çalışması yapmanın, eğitmen açısından onur kırıcı bir durum yaratması kaçınılmaz olacaktı. Bu çalışmaların, eğitmenin onurunu zedelemeden ve doğrudan ona yönelik olduğunu sezdirmeden gerçekleştirilmesi
gerekiyordu. Müdürümüz Atila Güler, okuldaki öğretmenlerden her birini, değişik bir mesleki konuda hazırlık yapıp diğer öğretmenlere sunmak üzere görevlendirdi. Hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra, tüm öğretmenlere anlatıyormuş gibi, konularımızı anlattık. Böylece eğitmen arkadaşımızı, okulumuzda düzenlediğimiz bir tür hizmet içi eğitimle mesleki yönden yetiştirmiş olduk. Bu arada, biz de çok şeyler öğrendik.”
“Bu öğretmeni ben ıslah edemezsem başkası nasıl ıslah edecek?”
Atila Güler, yöneticilik yıllarında olumsuz davranışlar içinde bulunan pek çok öğretmenle karşılaşır. Bu öğretmenlerin hiçbiri hakkında bizzat soruşturma başlatmadığı gibi, hiç biri hakkında üst makamlara şikayette ya da suç duyurusunda da bulunmamıştır. Bu konuda; “Bu öğretmeni ben ıslah edemezsem, başkası nasıl ıslah edecek? Eğer, bir başkası bunları ıslah edebilecekse, bu başkası neden ben olmayayım?” diye düşünür. Bu öğretmenleri yanlış tutum ve davranışlarından, onları kırmadan, gücendirmeden, şu ya da bu şekilde vazgeçirir...
Sayfa -66-