Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük pehlivan olan HASBEKLİ MAHMUT PEHLİVANI kader bir gün SULTAN ABDÜLAZİZ’in başpehlivanı meşhur KEL ALİÇO ile karşı karşıya getirdi.Bu iki dev arasında akıllara durgunluk veren kıran kırana güreş yapıldı.Destanlara konu olacak bir güreşti bu.Kim kazandı..Bu amansız bu destansı güreşi? İki dev çatıştı.Nasıl güreşti? Sonunda ne oldu?
İzmir Yolunda
Başta ustası Büyük Mehmet pehlivan olduğu halde gün görmüş memleketi dolaşmış eski pehlivanlara danıştı.Sonunda bu yıl İzmir taraflarına gitmeye karar verdi.
İzmir'in methini çok dinlemişti.Bu büyük kentte ve çevresinde çok bereketli ve güzel güreşler yapılageldiğini öteden beri duymuş bulunuyordu.
Şimdi sözü bu yolculuğa gene beraberce yapmış bulundukları kardeşi Çaparoğlan Mustafa pehlivana bırakalım.
Büyük ağam Hasbekli Mahmut pehlivan İzmir'e gideceğimizi söylediği zaman buna pek sevinmiştim.İzmir'i bende çok merak ediyordum.Bütün kış boyunca köyde pineklemekten bıkmış bulunuyordum.Büyük ağam o sırada tam yirmiiki yaşını doldurmuş bulunuyor ve sandığıma göre pehlivanlık hayatının en kuvvetli olduğu yılları yaşıyordu.
Yola çıkmadan önce kendi eli ile kendisine ve bana ikişer çarık dikti.Evdekilerle helalleştik.Sonra da ellerimize birer deynek alıp birer besmele çekip yola çıktık.Bu uzun yolculuğumuzu yayan olarak yapacaktık.Atlarımız vardı fakat ağam böyle karar vermişti.
Böylece yola koyulduk.Yozgat, Ankara, Eskişehir yolu ile önce Bursa'ya vardık.Bursa'yı pek sevmiştim.Burada bir hafta kadar dinlendik.Kaplıcalarına gittik.Bu arada idmanlarımızda tazeledik.
Bursa'dan sonra Balıkesir'e ulaştık.Orada da bir kaç gün kaldık.Havalar ısınmış ve buralarda güreşler başlamıştı.Ancak güreşler hep yağlı oluyordu.Bir iki yerde büyük ağam yağlı güreşe çıktı ve güreşleri zahmet çekmeden kolayca kazandı.Böylece kurtlarını döktüğü gibi yağlı güreş idmanı da yapmış oldu.
Bu arada İzmir ve çevresinde en çok yağlı güreş yapıldığını da öğrenmiş olduk.Onun için Balıkesir çevresinde yaptığı yağlı güreşler ağamın çok işine yarıyordu.
İzmir çok hoşumuza gitmişti.Hele ilk defa gördüğümüz denizi ve gidip gelen koca gemileri seyre bir türlü doyamıyorduk.
Bir hafta hem şehri gezdik hemde bol bol yorgunluğumuzu çıkardık.Bu arada fırsat buldukça idmanda yaptık.Büyük ağam zaten idmanını hiçbir vakit ihmal etmez her zaman tam bir idman üstünde olmaya dikkat ederdi.Bu işe nden bu kadar ehemmiyet vermekte olduğunu sorduğum zaman..
Belli olmaz en umulmadık bir günde umulmadık yerde karşıma yendiğim bir pehlivan çıkar da bana meydan okur, onunla tutmak zorunda kalırım.Eğer idmanım yerinde değilse beni bir güzel yener rezil eder.Onun için her zaman için bana hazırlıklı bulunmak düşer.. derdi.
Şurasını da unutmadan kaydedeyim.Hasbekten çıkıp da İzmir'e varıncaya kadar büyük ağamın dikmiş olduğu çarıklarımızın bir tanesi parçalanmış giyilecek tarafları kalmamıştı.Şehre böyle yırtılmış parçalanmış çarıklarla girmek istemediğimiz için bunları çıkarmış yeni yedek çarıklarımızı giymiştik.
Şehre ısınmış her yanını tanımış yorgunluğumuzu atmıştık.İnmiş bulunduğumuz hanın karşı köşesinde ise bize salık verilen pehlivanlar kahvesi vardı.Daha İzmir'e vardığımız ilk günlerden beri vakit buldukça soluğu orada alırdık.Burada yaşlı pehlivanlarla pehlivan meraklılarının nargile içişlerini seyretmek bizi eğlendirirdi.Bizim oralarda hiç nargile görmemiştik.
Kahveyi işleten de eski pehlivandı.Ve biz şimdilik sadece onunla ahbaplık kurmuş bulunuyorduk.İzmir'de veya İzmir yakınlarında iyi bir güreş olacağı zaman bunu bize haber vereceğine söz vermişti.Bize pehlivandan çok güreş meraklısı gibi bakıyordu.Büyük ağam ona Yozgat'lı ve pehlivan olduğumuzu söylemişti ama o bu söze hiç de ehemmiyet vermemişti, sadece:
Bak hele..Demek Yozgat'ta da güreş yapılırmış..demişti.
Ağam da üstüne gitmedi..
-2-
Dağ gibi pehlivan..
O hafta içinde kahveci bize ilk defa güreş haberi ulaştırdı.Ancak güreş olan iki yerde İzmir'e uzak bulunuyordu.Yol yürümekten zaten bıkkınlık getirmiş halde idik.Yeniden bilmediğimiz bu yerlerde yollara düşmek istemiyorduk.Bize İzmir'de veya İzmir'e yakın bir yerde yapılacak güreşler gerekiyordu.
Derken bir akşam kahveye uğradığımız zaman orasını büyük bir heyecan içinde bulduk.Kılığından sözü geçen bir kişi olduğu hemen belli olan orta yaşlı bir kişi anlatıyor ve etrafını çevirmiş bulunanlar onu merakla dinliyorlar ara sıra sorular sorup cevaplar alıyorlardı.
Çaparoğlan Mustafa pehlivanın bahsettiği adam İzmir vilayet memurlarından biri idi.Ve o sabah vali paşanın kendisine vermiş bulunduğu bir işi anlatıyordu.
Paşa hazretlerinin huzurlarına girdiğim zaman kendilerini çok heyecanlı gördüm.Bana hemen limana koşmamı ve İstanbul'dan gelecek vapuru karşılamamı emrettiler.
Liman burnumuzun dibinde..İki dakikalık yol..Bu gün İstanbul'dan vapur olduğunuda hepimiz biliyoruz.Ama vapurda kim vardı?Paşa beni kimi karşılamaya gönderiyordu?O derece heyecanlı idi ki bunu söylemeyi bir türlü akıl edemiyordu.Sadece acele etmemi tekrarlayıp duruyordu.
Durumu anlamıştım.Herhalde sarayla ilişkisi olan mühim bir devlet memuru bir paşa filan olacaktı.
Emredersiniz paşa hazretleri..Fakat vapurda kim var?Kimi karşılayacağım?
Bunu söylemedim mi san?
Henüz hayır.
Padişah efendimizin pehlivanları bütün saray pehlivanları geliyorlar.
Öyle mi? Mühim bir ziyaret.
Başlarında da padişahımızın başpehlivanları meşhur Aliço bulunuyormuş.Sen hiç Aliço'yu gördün mü?
Aman efendimiz nerede göreceğim?
Ben geçen yıl İstanbul'a gittiğim zaman kendisini görmüştüm.Maşallah dağ gibi bir pehlivan.Dağlarla boğuşacak kudrette.Efendimiz beni huzur güreşine davet etmişlerdi.Orada gördüm kendisini..
Anlıyorum efendim..
Padişah efendimizin böylesine yaman böylesine eşsiz kuvvette pehlivanlarını İzmir'de bir defacık olsun göndermek lütfunda bulundukları takdirde İzmir halkının ne kadar sevineceğini ve sultanlarının ne kuvvetli pehlivanları bulunduğunu anlayacaklarından bundan gurur duyacaklarını söyledim efendimize..
İsabet buyurmuşsunuz..
Şimdi ise mabeynden gelen bir mektup dün akşam elime geçti.Ve padişahımızın pehlivanlarının bu sabah gelecek vapurda bulunacaklarını öğrendim.Haydi koş..Hepsini arabalara bindir buraya getir.Bende kalacak yerlerini ayarlayayım.Hala ne duruyorsun? Koş diyorum.
Vilayet memuru meselenin ötesini şöyle anlattı.
Koşa koşa limana vardım.Halk birikmişti.Herhalde onlarda yakınlarını karşılamak üzere gelmiş olacaklardı.Vapur uzaktan görünmüş yaklaşıyordu.Hemen liman Müdürünü zaptiye kumandanını buldum.Onları meseleden haberdar ettim.Laf değil padişahmız en yakın kullarını İzmir'e misafir olarak yolluyordu.
Yalnız bir noktayı bilmiyorduk.Sultanımızın bu has misafirleri kaç kişi idiler?Bunu düşündük ve dört kişi olacaklarını tahmin ederek dört fayton ayırttık.Kordon boyunda biriken kalabalığı geriye çektik.Sonra ben zaptiye kumandanı ile birlikte bir istimbota atlayarak vapuru karşıladık.İndirilen merdivenden yukarı çıktık.Bizi geminin büyük salonuna aldıkları vakit de hemen Aliço'yu bize tanıttılar.
Efendimizin başpehlivanı gerçekten dağ gibi bir adamdı.El sıkıştık.Vali paşa adına ona hoş geldiniz dedim.Sonra ona göre hazırlık yapmak için kaç kişi olduklarını sordum.
Aliço ondört deyince fena halde şaşırdım.Meğer padişahımız İzmir halkına karşı beslediği sevgiyi göstermek için bir lütuf olmak üzere bütün saray pehlivanlarını göndermemiş mi?
Akşama kadar bunların yerleştirlmeleri ile uğraştım.İşimi bitirince de kendimi buraya attım.
O sözlerini bitirince bir defa sorular yağmaya başladı.
Saray pehlivanları acaba burada güreş tutarlar mı?
Bilmem ama herhalde kendilerini göstermek isteyeceklerdir.
Burada karşılarına çıkacak tek pehlivan bile bulamazlar ki?
Belki de bunu düşünerek böyle kalabalık gelmişlerdir.Artık aralarında oynaş güreş yaparlar biz de seyrederiz.
Efendimiz gerçekten İzmir'li kullarını fazlası ile seviyorlarmış.Acaba bunlar oynaş güreşlerini ne zaman yaparlar?
-3-
Aliço ile yarenlik.
Bunu nereden bilebilirim ki?Herhalde o günü valilik ilan eder.
Bütün İzmir o gün oradadır.
Bundan kimsenin şüphesi olmamalı.
Ben en çok Aliço'yu merak ediyorum.Bakalım o hangi pehlivanla oynaş güreşi yapacak.
Aliço belki de hiç soyunmaz.Sadece güreşlere nezaret eder.
Böyle bir fırsat yüzyılda bir ya çıkar ya çıkmaz.Bizim pehlivanların başlarında akıl varsa bunların oynaş güreşlerini kaçırmazlar.Ne öğrenebilirlerse öğrenirler.
Evet evet bunun kendileri çin ne büyük bir fırsat olduğunu bilmelidirler.
Hasbekli Mahmut pehlivan kardeşi Mustafa pehlivan bu konuşmaları oturdukları köşeden sessizce dinliyorlardı.Pek tabii olarak öğrendikleri ikisini de heyecanlandırmıştı.
Saray pehlivanlarını karşılayan memur kahvede fazla kalmayarak gittikten sonra da heyecanlı konuşmalar devam etti.
Bir ara kahveci yanlarına yaklaştı.
Çok talihli imişsiniz dedi.İyi güreşler iyi pehlivanlar seyretmek istiyordunuz.İşte size hayatınız boyunca seyredebileceğiniz en iyi en büyük pehlivanlar.
Mahmut pehlivan:
Haklısın diye karşılık verdi.Bizim oralarda Aliço'nun adı dünyanın en kuvvetli pehlivanı olarak söylenir.Doğrusu İzmir'e gelirken burada kendisini göreceğim hayalimden bile geçmezdi.Gerçekten talihimiz varmış.Şimdi bunları ne zaman görebileceğiz?
Herhalde fazla uzamaz.Padişahımız pehlivanlarından öyle uzun boylu uzak kalamaz.
Doğru..
Bana kalacak olsa bu hafta içinde yapacakları oynaş güreşlerini seyredebileceğiz.
Bunlar ciddi güreş yapmazlar mı?
Kahveci bir an için düşündü.Arkasından şöyle konuştu.
Neden yapmasınlar?Yaparlar herhalde.Ama bunlara karşı çıkabilecek kudrette pehlivan nerede?
Hani böyle biri çıkarsa demek istedim.
Bunların başı Aliço olduğuna göre ona başvurması gerekir sanıyorum.O izin verecek olursa tutabilir sanırım.
Onu yenerse bir ödül alabilirmi?
Sen de neler sorarsın böyle?Ne ödülü.Bir saray pehlivanı ile tutmuş olmanın şerefi yetmez mi ona? Bundan büyük ödül olur mu bir pehlivana?Artık ömrü boyunca ben bir padişah pehlivanı ile tuttum diyerek övünür durur.
Hele hasmınıda yenecek olur sa..
Ne dedin ne dedin?Yenecel olursa mı dedin? Sen bu saray pehlivanlarının ne biçim pehlivanlar olabileceğini düşünemiyorsun galiba..Buralardan onları yenebilecek pehlivan çıkabileceğini nasıl düşünebiliyorsun?
Kaza ile yendi diyelim.
Olmaz böyle şey.
Kahveci bu sözü o derece sert ve kesin bir eda ile söylemiş bulunuyordu ki Hasbekli Mahmut pehlivan başkaca bir şey sormak cesaretini gösteremedi.
İki kardeş handaki odalarına döndükten sonra da gece geç saate kadar hep bu saray pehlivanlarını konuşup durdular.Kendilerini bir türlü uyku tutmuyordu.
Ertesi sabah ilk işleri sıkı bir idman yapmak oldu.İki kardeş bu işle meşgul iken İzmir valisi erkenden kendisini ziyaret eden Aliço ile yarenlik ediyordu.
Aliço şöyle konuşuyordu:
Padişahımız efendimiz bizlere on gün kadar izin vermiştir.Bunun dört günü gidiş geliş yollarda geçeceğine göre burda ancak bir hafta misafiriniz olabileceğiz.Ne yapmak istiyorsanız ona göre yapalım.
Halkın en çok istediği şey sizleri görmektir.Bu gün yarın dinlenirşehri gezersiniz.Öbür gün için acaba güreş meydanında bir oynaş güreş yapmaya ne dersiniz?
Olur neden olmasın?Ama neden bizden oynaş güreş istersiniz?Burada pehlivan yok mu?Bizim kızanlar bunlarla tutar.Daha neşeli olur güreşler.
İzmir'de iyi pehlivanlar vardır.Burada güreş mevsimleri de erken açıldığından Anadolulu pehlivanlarda buralara gelirler.Fakat bu pehlivanların bir tanesi bile sizlerle tutmak cesaretini gösteremez ki.
Neden be paşam?
Karşınıza kim çıkarsa çıksın sizler onu bir dakikada yenersiniz.
Yo paşa..Bunun için endişelenmene gerek yok.Ben kızanların kulaklarını bükerim.Hasımlarını öyle çabuk yenmezler.On onbeş dakika uzatırlar güreşlerini.Sıkı da tutmazlar hasımlarını..
Şimdi de oldu.Ben de bu güreşler için uygun bir ödül koyarım.
Yalnız benim daha önce güreş yerini bir defa görmem ve gözden geçirmem lazım gelir.Bugün gidip görebilirmiyim?
-4-
Aliço meydanı gezdi.
Elbette..Seni hemen oraya götüreyim.
Zahmet olacak.
Zahmet mi?Ne münasebet? Vazifem.
Vali paşa hemen arabasının hazırlanmasını emretti ve Aliço'yu yanına alarak güreş yerine gittiler.
Meydanda idman yapmakta olan dört beş çift pehlivan vardı.Aliço güreş yerini gezdi.Yerleri muayene etti.Ve sonucu paşaya şu biçimde bildirdi.
Toprak biraz kumlu ama fena değil.Ben öğleden sonra bizim pehlivanları alır buraya getiririm.Biraz idman yaparız.
Nasıl isterseniz.
Öbür gün de güreşlerimizi yaparız.Halkda efendimizin ne biçim pehlivanları olduğunu görmüş olur.
Ben bu akşam üstü şehirde güreşleri ilan edeceğim.
İlanı yaparlarken kendilerine güvenen başpehlivanlarla tutacağımızı da ilan etmeyi unutmayın.
Bu cesareti gösterecek bir pehlivanın çıkacabileceğine hiç inanmıyorum.
Olsun..Biz bir defa edelim de günah bizden gitsin.Şimdi böyle açık bir biçimde meydan okumayacak olursak kendine güvenen pehlivanla tutmaya hazır bulunduğumuzu ilan etmezsek çıkanlarla tutmazsak biz gittikten sonra bakarsınız bazıları çıkar da eğer tutsalardı bizi yenebilecek olduklarını söylerler.
Buna kim cesaret edebilir ki?
Söylerler paşam söylerler.Ağız torba değil ki büzülsün.İstanbul'da yılda bir iki defa efendimizin izni ile saray dışında güreş tutarız.Karşımıza dikilen pehlivanlarla halkın huzurunda tutar, kendilerini yenerizde gene de arkamızdan söylenir dururlar.Şimdi burada da bizim kızanlar sadece kendi aralarında oynaş güreş yapar giderlerse arkamızdan neler neler konuşmazlar.
Orasını sen elbette benden çok daha iyi bilirsin.Sen ne istersen ben onu yaparım.
O gün ikindi vakti şehre yayılan tellallar saray pehlivanlarının yapacakları gösteri güreşlerini şöyle ilan ettiler:
Padişah efendimiz tarafından İzmir halkına bir lütuf olmak üzere gönderilmiş bulunan saray başpehlivanlarını Aliço'nun idaresindeki saray başpehlivanları öbür gün güreş meydanlarında İzmir halkının huzurunda güreş tutacaklardır.Güreşe bütün İzmir halkı davetlidir.Ayrıca saray pehlivanları kendilerine güvenen başpehlivanlarla güreş de tutmayı kabul etmişlerdir.Valilik bu güreşleri kazanabilen pehlivanlara ödül de verecektir.İlan olunur..
Halk tellalların etrafını çeviriyor onları dikkatli dinliyordu.
Hasbekli Mahmut pehlivanla kardeşi de bir yerde bir tellalla karşılaşmışlar ve kendisini dikkatle dinlemişlerdi.
Tellal söyleyeceklerini söyleyerek gittikten sonra Çaparoğlan Mustafa pehlivan:
Ne dersin buna ağa? diye sordu.
Saray pehlivanlarını göremeyeceğiz diye üzülüp duruyordum.Şimdi rahatladım.
Elbette kendilerini gösterirlerdi.
Orası hiç de belli değildi.Pekala geldikleri gibi gidebilirlerdi.Burada pehlivanlarını göstermeye mecbur değillerdi ki.
Bütün pehlivanlara da meydan okuyorlar.Buna ne dersin?
Demek kendilerine çok güveniyorlar.
Hakları da var.
Elbette var.Hepsi saray pehlivanı..Saray pehlivanı olmak kolay mı?Kim bilir her biri kaç pehlivan arasından seçilmiştir.
Doğrusu bunların karşısına çıkmak için büyük cesaret sahibi olmak gerekir.
Kendine güvenen çıkar..
Sen de güreşe çıkacakmısın ağa?
Nasıl çıkmam?Bizim aradığımız da güreş değil mi?
Onları yenersin inşallah..
İnşallah..Yarın şu güreş yerine çıkar iyi bir idman yaparız.
Kahveye erken dönmüşlerdi.İçeride yalnız birkaç kişi vardı.Kahveci onları görünce hemen:
Tellalları dinlediniz mi? diye sordu.
Mahmut:
Evet dinledik karşılığını verdi.Aliço ile öbür saray pehlivanlarını görebileceğiz.
Gör bakalım saray pehlivanları nasıl olurlarmış.
Allah ömür vermişse göreceğiz.
Bütün İzmir pehlivanlarına da meydan okuyorlar.Bakalım bu meydan okuyuşu görecek pehlivan çıkacak mı?
Neden çıkmasın?Aklı olan başpehlivan bu fırsatı kaçırmaz.Yenilecek bile olsa çok şeyler öğrenir.
İşte bunu doğru söyledin.Böyle bir fırsatı bir daha ömür boyu bulamazlar.Ben en çok neyi merak ediyorum biliyormusun?
Neyi?
Hangi pehlivanların bunlara kaçar dakika dayanabileceklerini.
-5-
Saray pehlivanlarının hepsi aynı ayarda idi.
Belki de biri onlardan birini yeniverir.
İşte herşey olurda bu olmaz.
Neden olmaz?Güreş değil mi bu?Sen de eski bir pehlivan olduğuna göre yenmenin yenilmenin ortağı olduğunu bilmen gerekir.
Bu dediğin şey ancak birbirine denk pehlivanlar arasında olur.Dışarıdaki pehlivanlarla saray pehlivanları arasında yapılan güreşlerde böyle bir şey olamaz.
Ben senin gibi düşünmüyorum.
Sen hiç hayatında bir saray pehlivanının güreşini gördün mü?
Nereden göreceğim?Tabii görmedim.
Onun için böyle konuşuyorsun.Görmüş olsaydın, böyle konuşmazdın.
Ne ise göreceğiz.
Evet göreceksin.O zaman benim ne kadar haklı konuşmuş bulunduğumu anlayacaksın.
Anlayalım bakalım.
Hasbekli Mahmut pehlivan bu konuşmalardan hiç bir çıkmayacağını anlamış ve tartışmayı kesmişti.Boş yere çene yarıştırmaktan bir şey çıkmayacağı ortada idi.
O gece iki kardeş erkenden yattılar.Ertesi sabahda erkenden güreş yerine giderek sıkı bir biçimde idman yaptılar.
Bu arada bir takım marangozların meydanın köşesinde set gibi bir şeyler yapmakta olduklarını görerek bunun ne olacağını sordular.Marangozlar buranın saray pehlivanları ile davetliler için yaptıklarını söylediler.
Tam bu sırada ortaya on kadar zaptiye geldi.Bunlar hemen ortaya yayılırlarken biride soyunmuş durumdaki Yozgat'lı pehlivanlara y7aklaştı.
Haydi hemen pılınızı pırtınızı toplayarak buradan uzaklaşın.. dedi..
Mahmut pehlivan bunun sebebini anlamadı ve:
Neden? diye sordu..
Öyle işte..Hemen boşaltın burasını..
Burada idman yapmak yasak mı?
Bu gün için yasak..
Niçin yasak oluyor?
Az sonra buraya İstanbuldan gelen saray pehlivanları idman yapacaklar.Haydi çabuk toparlanın.
Varsın gelsinler idmanlarını yapsınlar.Bizim onlara ne zararımız olur.Meydan alabildiğine geniş.
Olmaz dedik ya..Ne laf anlamaz adamlarsınız.Bize verilen emir öyle.Saray pehlivanları idman yaparlarken başka kimsenin ortalarda dolaşmasını istemiyorlar.Haydi bakalım..
Peki şimdi giyinir çekiliriz ortadan..
Yalnız çabuk olun.İşte arabalar geliyorlar.
Hasbekli kardeşler meydanın kenarında bırakmış oldukları eşyalarının yanına doğru yürürlerken açık bir heyecan içinde idiler.İdmanlarına engel olan zaptiyeye karşı duydukları kızgınlıkları çoktan geçmişti.Şu meşhur saray pehlivanlarının idmanlarını seyredebilecekleri için hayatlarından pek memnun idiler.
Onlar bir kenarda giyinirlerken zaptiler geniş güreş meydanını boşaltmış bulunuyorlardı.Dört fayton arabasıyla gelmiş bulunan saray pehlivanlarıda bir kenarda topluca soyunmaya koyulmuşlardı.
Aliço müstesna olmak üzere bütün saray pehlivanları soyunup kısbetlerini ayaklarına geçirirlerken Alioço onlara bir şeyler söylüyor hangi pehlivanın kiminle idman yapacağını bildiriyordu.
Doğrusu hepside birbirinden iri kalıplı pehlivanlardı.Hepside başlarını ustura ile kazıtmış olup boyunlarında ikişer üçer muska taşıyorlardı.
Onların soyunmalarını ve güreşe hazırlanmalarını seyreden Mustafa ağabeysine,
Saray pehlivanlarını nasıl buldun ağa? diye sordu.
Kalıplı pehlivanlar..
Hepside bir ayarda gibi görünüyorlar.
Seçme pehlivanlar.Başka türlü olmaları elbette beklenemez.
Kuvvetleride yerinde olmalı..
Kuvvetleride ustalıklarıda yerinde olmalı.
Acaba aliço hangisi olmalı?
Bana kalırsa şu soyunmayan öbürlerine bir şeyler söyleyen iri kıyım düşük bıyıklı pehlivandır.
Bunların idmanlarını da doğrusu çok merak ediyorum.
Ben de..
Yanlarına yağ getirmemişler.Kuru olarak idman yapacaklar herhalde..
Bana da öyle geliyor..
Saray pehlivanları soyunup kısbetlerini ayaklarına geçirmişlerdi.Sonrada Aliço'nun nezaretinde meydana yayılarak ikişer ikişer idmanlarını yapmak üzere kapıştılar.
Aliço pehlivanların yaptıkları idmanları dikkatle izliyor bazı çiftlerin yanlarına yaklaşarak idmanlarını durduruyor onlara gerekli öğütler veriyordu.
-6-
Hasbekli Mahmut saray pehlivanlarının yanına geldi.
İdmanlar öğleye kadar sürdü.Saray pehlivanları sonunda Aliço'nun seslenmesi üzerine idmanlarına son verdiler.Kısbetlerini ayaklarından çıkararak giyindiler.Ve arabalarına atladıkları gibi oradan uzaklaştılar.
Bu idmanları sırasında meydanın çevresinde epeyce meraklıda toplanmış bulunuyordu.Saray pehlivanları giderlerken bunlar kendilerini alkışlamayı ihmal etmemişlerdi.
Meydandan:
Yaşasın saray pehlivanları..
Yaşasın saray arslanları..
Aferin padişah pehlivanları..
Kimse duramaz karşınızda..
Yaşasın arslanlar..
Aşkolsun yiğitler..
Sesleri yükseliyordu.
Hasbekli Mahmut pehlivan da kardeşi ile beraber oradan ayrılırken Mustafa pehlivan bir defa daha sordu:
Nasıl buldun onları ağa?
Tahmin ettiğim gibi..Hem çok kuvvetli hem de çok usta pehlivanlar.
Bazı oyunlarını hiç anlamadım.
Ben de anlamış değilim.
Ama benim bildiğim senin karşında gene de barınamazlar.
Vallahi orası hiç belli olmaz.yağlı güreş yapacağız.Yağlı güreşte kuvvetin pek ehemmiyeti yoktur.Hasmın bir yerini tutamıyorsun ki..Ustalık ve çevklik ister..Bakarsın bir anda oyuna gelmiş sırtüstü gitmişsin.
Kimse seni böyle bir oyuna getiremez.
Öyle konuşma be Mustafa..Elbet elimden geleni yapacağım.Ama bir oyuna da gelebilirim.
Allah seni korusun.
Amin..Ama yenilecek de olsam gam yemem.Gene de bir şeyler öğrenmiş olurum.Bu da bana yeter.Hem burada nasıl olsa beni tanıyanda yoktur.Onun için rahat güreşeceğim.
Güreş yarın ne zaman başlar?
Herhalde öğleden sonra..Sabahleyin güreş olmaz..
Bütün İzmir halkının büyük bir heyecan içinde beklediği güreş günü sonunda geldi çattı.İzmir halkı o sabah bir bayram havası içinde uyanmış ve erkenden güreş alanının çevresini doldurmuştu.
Saray pehlivanlarını yalnız pehlivnalar ve güreşe meraklıları değil bu işten anlayanlarda görmeyi pek merak ediyorlardı. Onlarda bunun için güreş meydanının yolunu tutmuş bulunuyorlardı.
Hasbekli Mahmut pehlivan kardeşi ile beraber öğle vakti gelmiş meydanın arka taraflarında soyunmuş perdahını yapmaya koyulmuştu.
Bir saat kadar sonra da başta İzmir valisi olmak üzere misafirleri ve saray pehlivanları göründüler.Pehlivanların hepsi de Aliço müstesna olmak üzere soyunmuş ve kısbetlerini giyinmiş olarak gelmişlerdi.
Halk bunları gene coşkun alkışlarla karşılarken bunlar marangozların bir gün önce yapmış oldukları sete çıktılar.Buraya dizilmiş bulunan koltuk ve sandalyelere yerleştiler.
Böylece meydanı dolduran binlerce İzmir'li onları rahat rahat seyredebiliyordu. Alkışların ardı arkası da kesilmek bilmiyordu.
Nihayet cazgırın ortaya çıktığı görüldü.
Gürültüler ve alkışlar kesilince cazgırın şöyle konuştuğu duyuldu.
Kendine güvenen ve saray pehlivanlarından biri ile tutmak cesaretini gösterecek başpehlivan varsa ortaya çıksın.Böyle bir babayiğit yoksa saray pehlivanları meraklılara bir lütuf olmak üzere kendi aralarında oynaş güreşleri yapacaklardır.
Herkes etrafına bakıyor bu cesareti gösterecek bir pehlivanın ortaya çıkmasını bekliyordu.
Ne var ki bir türlü ortaya çıkan biri görünmüyordu.Derken birden kalabalık arasından Hasbekli Mahmut pehlivan görünüverdi.Mahmut pehlivan ortaya doğru yürürken halk hemen birbirlerine sormaya başladı.
Kim bu pehlivan?
İlk defa görüyorum.
Bir yabancı olacak.
okkası filan yerinde..
Ama pehlivanlığı nasıl?
Ne olacak?Çabuk yener onu saray pehlivanları.
Öyle..
Hasbekli cazgırın yanına varınca cazgır onu şöyle bir süzdü:
Seni ilk defa buralarda görüyorum.İzmir'e yeni mi geldin?
İlk defa geliyorum.
Nerelisin?
Yozgat'lıyım..
Yozgat'tan iyi pehlivanlar çıkar.Maşallah boyun posun da yerinde.Yalnız bildiğim kadarı ile oralarda hep karakucak güreşleri yapılır.
Doğru söylüyorsun.Bunde esasında karakucak pehlivanıyım.Ama son yıllarda arasıra yağlı güreşler de yapılmaya başlandı.
Burada yağlı güreş yapacağını biliyormusun?
Evet.
-7-
Çangal Hasan bu cesur pehlivanla tutacaktır.
Becerebilecekmisin bari?
Elimden geldiği kadar.
Adın ne?
Mahmut..
Haydi göreyin seni Mahmut pehlivan.Senden başka kendine güvenerek ortaya çıkan pehlivan olmadı.Çabuk yenilmemeye çalış.
Gayret edeceğim.
Biliyorsun bunlar çok kuvvetli çok usta pehlivanlardır.
Görünüşleri öyle..
Adları üzerlerinde saray pehlivanları.Padişahlarımızın başpehlivanları.Hepsi de seçme pehlivanlar.
Elbet öyle olmaları gerekir.
Bunlar davulun tokmağı davula inmeden hasımlarının sırtlarını yere vuruverirler.
Öyle diyorlar..
Öyledirler.Çok dikkatli olmalısın.Ama bu sözlerim seni öyle fazla ürkütmesin.Heyecanlanama gerek yok.
Bana bu öğütleri verdiğin için teşekkür ederim.
Haydi şu arka tarafa geç de güzelce yağlan hele..Allah yardımcın olsun..
Sağ olasın..
Hasbekli Mahmut cazgırla beraber setin arka tarafına geçti.Orada üç saray pehlivanı Aliço'nun nexaretinde yağlanmakla meşgul bulunuyordu.
O da yağlanmaya koyuldu.
Aliço kendisi ile beraber aynı yere gelmiş bulunan cazgıra:
Başka pehlivan çıkmadı mı? diye sordu.
Cazgır:
Çıkmadı Aliço ağa diye karşılık verdi.Sadece bir pehlivan çıktı ortaya.
İzmir gibi bir yerde başka pehlivan mı yok, yoksa bizim kızanlardan korktular mı?Bu kadar yüreksiz mi İzmir pehlivanları?
Aliço'nun bu sözleri İzmir cazgırına dokunmuş bulunuyordu.
Şöyle karşılık verdi.
Öyle değil ağa..Bizim İzmir'de çok iyi pehlivanlar var.Ama bunların en iyileri şimdi Antalya gibi daha sıcak yerlerde, İzmir çevrelerinde güreş kovalıyorlar.Buraya geleceğinizden de haberleri yoktu.Yoksa bu fırsatları kaçırmaz bir şeyler öğrenebilmek için mutlaka ortaya çıkarlardı.
Şimdi bizim iki pehlivanımız oynaş güreşi yapacaklar.Halka güreş ne imiş nasıl yapılırmış göstereceklerdir.Bunu böylece ilan edersin.Şu üçüncü pehlivanımızın adı Çangal Hasan pehlivandır.O da ortaya çıkmak cesaretini gösteren bu pehlivanla ciddi tutacaktır.
Başüstüne..
Aliço o zaman yağlanmasını tamamlamış olan Hasbekliye döndü:
Senin adın ne? Nerelisin? diye sordu.
Adım Mahmut..Yozgat'ın Hasbek köyündenim.
Demek sen de İzmir'li değilsin.Peki öyle olsun.Ortaya çıkmak cesaretini göstermiş olduğun için aşkolsun derim sana..Sakın Hasan pehlivan seni bir elde yenecek diye korkma.Ben ona söylerim şimdi.Güreşi biraz uzatır.
Onun bu sözleri de Mahmut pehlivana dokunmuş bulunuyordu.
Yok.Aliço usta.diye karşılık verdi.Bunu hiç istemem.Sakın Hasan pehlivana böyle bir şey söyleme.
Neden?Yoksa onu yenebileceğini mi umuyorsun?
Böyle bir iddiam yok.Fakat güreşimiz ciddi olacağına göre ciddi tutmasını isterim.
Bu sefer onun bu çıkışı yapmasına Aliço içerledi.
Peki öyle olsun be pehlivan.Ciddi tutsun seninle.Ciddi tutsunda sana boyunun ölçüsünü göstersin.
Benim istediğimde bu zaten..
Aliço son olarak cazgıra döndü:
Haydi başlat güreşleri.
Arkasından sete çıktı.İzmir valisinin yanındaki yere yere oturdu.
Vali paşa onun suratının asık olduğunu hemen faketti.
Canını sıkan bir şey mi oldu pehlivan?
Aliço:
Yok canım diye karşılık verdi.Ortaya birden fazla pehlivan çıkmadı.Bizim pehlivanlar halka güreş göstermek için ister istemez birbirleri ile oynaş güreşi yapacaklar.
Bu da bizler için bir lutuf.
Ortaya çıkan tek pehlivanda bana kafa tuttu.
Ne haddine?
Öyle üstünde durulacak mesele değil.Ben onunla tutacak olan bizim pehlivana kendisini çabuk yenmemesini söylemek istedim.İse bunu kabul etmedi.Ciddi güreş istedi.
Valinin öbür yanında eski arkadaşı emekli bir vali oturuyordu.Aliço'nun bu sözleri üzerine:
Cahil çocukmuş. diye konuştu.Onun kusuruna bakmamak gerekir.Ne demişler? Her yiğidin yüreğinde bir arslan yatar.Şimdi bu elde yenildi mi aklı başına gelir.
-8-
Saray pehlivanı az daha yere düşüyordu.
Benim de kusurana baktığım falan yok zaten.Ona iyilik olsun diye düşünmüştüm.Varsın bir elde yenilsin..
Bir saray pehlivanına bir elde yenilmek hiçbir pehlivan için ayıp sayılmaz..
Orası öyle..
Tam bu sırada ortalığı inleten bir alkıştır koptu.
Cazgır yanında üç saray pehlivanı ve Hasbekli Mahmut pehlivanla görünmüştü..
Halk başları ustura ile kazınmış bu gösterişli saray pehlivanlarını canla başla alkışlıyordu.
Alkışlar ve yaşa sesleri sona erdikten sonra halka dönen cazgır durumu şu şekilde ilan etti..
Ortaya çıkan saray başpehlivanlarından Çangal Hasan pehlivan,pehlivanlığına güvenerek ortaya çıkan Yozgat'ın Hasbek köyünden Mahmut pehlivanla güreşirken, başka rakipleri çıkmadığından iki saray arslanı da kendi aralarında oynaş güreş yaparak İzmir halkına gerçek bir güreş ziyafeti çekeceklerdir.
Bu sözler yeni bir alkışla karşılanırken halk da saray pehlivanına karşı çıkan tek pehlivanın kim olduğunu öğrenmiş oldu.
Buna en çok şaşanlar onu kahvede ve handa görerek tanıyanlar olmuştu.
Şuna bakın;bu yabancı da meğer başpehlivanmış..
Öyle..Vücududa fena değil..Kalıbı filan yerinde..
Ne çıkar bundan?
Evet orası öyle..Elbette saray pehlivanı onu yenmekte zorluk çekmez..
Bakalım kaç dakika dayanabilecek?
Bu olduğu gibi saray pehlivanının elinde..Onu istediği dakikada yenebilir..
Tabii yenebilir..Ama gene de Yozgat'lıya aşkolsun demek lazım.Cesur ve gözü pek bir pehlivanmış.Ondan başka ortaya çıkmak cesaretini gösteren tek pehlivan çıkmadı.Halbuki burada bir kaç tane İzmir'li başpehlivan var.Eğer o da ortaya çıkmasaydı, İzmir'liler adına çok ayıp olurdu.
Doğru söyledin..
Bu arada cazgır duasını okumuş ve davul zurnaların vurmaya başlamasıyla pehlivanlarda peşrevlerini yapmaya koyulmuşlardı.
Rahatça tahmin edileceği gibi gözler Çangal Hasan'la Hasbekli Mahmut pehlivanının üzerinde idi.Öbür iki saray pehlivanı nasıl olsa oynaş güreş yapıyorlardı.Bunları seyretmek için bol bol vakitleri olacaktı.Hasan pehlivan ise kısa zamanda Yozgat'lıyı yenecekti.Herkesde önce bu yenişi görmek istiyordu.
Hasbekli Mahmut güreşin başlaması ile beraber hemen müdafaaya çekilmişti.Bu derece övülen kuvvetleri ve ustalıkları gökyüzüne çıkarılan bir saray pehlivanının karşısında güreş tutuyordu.İşin şakaya gelir tarafı yoktu.
Onu en çok korkutan de bilmediği bir oyuna düşmek ve kısa zamanda birkaç dakika içinde yenilmekti.İşte o zaman rezil olduğu gündü.
Buna karşılık hasmı güreşi kendisinden emin bir vaziyette elenselerle açmıştı.Çektiği elenseler Allah için ustalıkla çekilmiş elenselerdi.Ama Hasbekliye fazla sert gelmiyordu.Kendisini rahat bir biçimde koruyordu.Böylece dakikalar geçtikçe pek tabii olarak güreşe başlarken hissetmiş bulunduğu heyecanda yavaş yavaş azalıyor ve kendisini daha da rahat bir biçimde korumayı başarıyordu.
Derken saray pehlivanı ani olarak çapraza girerek kendisini sürmeye başladı.
Bunu gören kalabalıkda saray pehlivanını hemen alkışa tuttu.
Yaşa Hasan pehlivan.
Yaşa saray pehlivanı..
Yetiştir çangalı..
Vur sırtını yere..
Haydi arslan..
Bitir güreşi..
Ne var ki çangal Hasan pehlivan herkesinden kendisinden beklediği hamleyi yapamadı.Yozgat'lı hasmını ancak dört beş adım kadar sürebildi.O zaman kendisini toparlayan Hasbekli Mahmut pehlivan hasmını şiddetle savurduğu gibi çaprazı olduğu gibi boşa çıkardı.
Saray pehlivanı sola doğru savruldu.Ve az daha dengesini kaybederek yere düşüyordu.
Doğrusunu söylemek gerekecek olursa bu alkışa değer bir hareketti.Ve Mahmut pehlivan biraz cesaret gösterecek olsa hasmını sendeledikten sonra üzerine vararak onu belki bastırabilirdi de.Ama dediğimiz gibi bu cesareti gösterememişti.
Az önce saray pehlivanını candan alkışlayan halk Hasbeklinin bu güzel hareketi karşısında pek tabii olarak dilsiz kaldı.Yalnız valinin yanında oturmakta olan emekli paşa takdirini belirtmekten kendisini alamadı.
Aşkolsun Yozgat'lıya..
Bu sözleri duyan Aliço her nedense bu söze içerledi.
Ne var sanki bunda.Nasılsa bir çaprazdan kurtuldu ise bunu o kadar büyük göstermeye yer var mı?
-9-
Cazgır da yanlarına gelmiş şaşkınlık içinde bekliyordu.
Güreşten bende anlarım.Gençliğimde az kısbet taşımadım.Yozgat'lının sıyrılışını beğendiğim için böyle konuştum sadece..
Evet..Birinci çaprazdan kurtuldu..Ama ikinci çaprazdan kurtulabilecek mi acaba?
Aklınıza yanlış bir şey gelmesin.Elbette ben de Hasan pehlivanın sonunda güreşi kazanacağından şüphe etmiyorum.
İki pehlivan şimdi yeniden ense enseye gelmiş bulunuyordu.Ve saray pehlivanı yeniden sert elenselere başlamıştı.
Aynı zamanda ilk defa elenselerine tırpanları da katmış bulunuyordu.
O zaman Hasbekli Mahmut pehlivan da ilk defa hasmının elense ve tırpanlarına karşılık vermeye başladığı görüldü.Böylece iki pehlivan arasındaki güreş birden bire sertleşiverdi.
Bu durum ne kadar sürebilecekti?
Daha doğrusu Yozgat'lı pehlivan bu sert güreşene kadar dayanabilecek bu elense tırpan faslını ne kadar sürdürebilecekti?
Ancak bu işin öyle fazla uzun sürmeyeceğinden de kimsenin şüphesi yoktu.Yozgat'lı elbet saray pehlivanına fazla dayanayacaktı.
Vali bir ara saatine baktı:
Güreş onbeş dakikasını doldurdu.. dedi.
Aliço:
Evet fazla uzadı sayılır güreş ama sonu yakındır.cevabını verdi.
Yozgat'lı sağlam pehlivana benziyor.
Ne olacak onun sağlamlığı? İşte gene çapraza düştü.
Saray başpehlivanı doğru söylemişti.Çangal Hasan pehlivan bir fırsatını bulmuş yeniden çapraza girerek hasmını sürmeye başlamıştı.Ve aynı saniyede alkış ve teşviklerde yükselivermişti.
Yaşa arslan..
Yaşa Hasan pehlivan..
Yen bu sefer..
Haydi saray arslanı..
Sonra bu alkışlar ve teşvikler birden bire bıçakla kesilir gibi kesiliverdi.
Hasbekli Mahmut pehlivan bu sefer direnmiş ve hasmını durdurmuştu.Arkasından da o hasmını sürmeye başlamıştı.
Ne oluyordu?
Yozgat'lı nasıl oluyorda bu kuvveti gösterebilmişti?
Yoksa saray pehlivanının bir oyunu mu vardı?Bunun için mi böyle davranıyordu.
Ama öbür taraftan Yozgat'lı pehlivan gitgide hızlanıyor hasmını gitgide daha da hızlı bir biçimde sürüyordu.Sonra da birden olanlar oldu.Hasbekli Mahmut pehlivan hasmını gitgide hızlanaraktan sürerken çangalını yetiştirdiği gibi hasmının sırtını bir anda yere vuruverdi.
Sanki çangal lakabı saray pehlivanın değil de kendisinindi.Hasbekli hasmının yere açık bir biçimde yenik düştüğünü görünce galibiyet selamınıda elini kısbetine vurarak çaktı.
Davul zurnalar kesilmiş bütün meydanı derin bir sessizlik kaplamıştı.Kimse gözüne inanamıyordu.Tabii bu güzel açık yenişi kimse alkışlamamıştı.Bunun yerinde sağda solda heyecanlı konuşmalar oluyordu.
Vallah yendi..
Ama nasıl olabilir?Koca bir saray pehlivanını bu Anadolulu pehlivan nasıl yenebilir?
Bir pehlivan başka türlü nasıl yenilebilir?
Gördüğümüz gibi..
Olamaz böyle şey..
Oldu bile..Aşkolsun Yozgat'lıya..
O sırada Aliço'nun hiddetle setden aşağıya atladığı ve pehlivanlara doğru yürdüğü görüldü.Çangal Hasan pehlivan ayağa kalkmıştı.Yüzü kıpkırmızı kesilmiş bir halde öylece Yozgat'lı hasmının yanında suçlu suçlu duruyordu.Cazgırda yanlarına gelmiş olup büyük bir şaşkınlık içinde bekliyordu.
Aliço onu görünce sert bir eda ile:
A be Hüsmen ağanın öküzü gibi ne öyle şaşkın şaşkın bakarsın?Güreşin sonunu ne ilan etmezsin?
Beriki kekeledi:
Yeniş tamam mı oldu hani pek iyi göremedim de .
Görmemiş?A be laf mı bu?Bir pehlivan başka türlü nasıl yenilebilir ki.Bir de cazgır olacaksın.
Başüstüne..Şimdi ilan ederim.
Arkasından halka dönerek şöyle seslendi:
Hasan pehlivan kazaya gelerek açık düşmüştür.
Aliço o zaman Hasbekliye döndü:
Şimdi bir pehlivan yendin diye hemen sıvışacaksın değil mi?
Mahmut pehlivan bu sözlerden alınmıştı.
Yani kaçarsın mı demek istedin usta?
Onun gibi bir şey..
Çok şükür bu güne kadar hiçbir güreşten hiç bir meydandan kaçmışlığım yoktur.
Hem bu güreş çok kısa sürdü.Yorgun filan değilsin ya?
-10-
Hasbeklinin ikinci rakibi Koca Davut pehlivandı.
Değilim.
Bir güreş daha yaparmısın?
Gene Hasan pehlivanla mı?
Yok başkasıyla..Hasan pehlivan çok idmansızdı.Başka bir pehlivanla?
Kiminle olsa tutarım.
Şu aynaş güreş yapan pehlivanlardan birisi seç.onlarda senin kadar nefes tükettiler.
Bunların hangisini uygun bulursan sen seç.Daha bir başkasıyla da tutmaya hazırım.
Bak hele..Kendine bu kadar güveniyorsun demek.
Hasbekli karşılık vermedi.
Aliço o zaman oynaş güreşlerini bırakmış bulunan saray pehlivanlarından birine döndü:
Koca Davut sen tutacaksın bu Yozgat'lı pehlivanla.dedi.
Başüstüne usta.
Aliço yerine dönerken hala heyecanlarından kurtulamayan halk arasında hararetli konuşmalar oluyordu.
Yozgat'lı ammada yaman mış.
Öyle.Koca saray pehlivanını bir çeyrek saat içinde yendi gitti.
Hemde ne yeniş.Hasan pehlivana çangal nasıl vurulurmuş göstere göstere.
Aliço bu işe çok kızmış olmalı.
Nasıl kızmaz?Acaba ne konuştular ortada?
Bilinmez ki şimdi belli olur.
Ne ise Yozgat'lı İzmir'in şerefini kurtardı.Aşkolsun ona.
Durun duru.Yozgat'lı galiba bir güreş daha yapacak.
Evet..Yanına başka bir sray pehlivanı gelip durdu.
Aliço onu yendirmeden bırakmayacak.
Görünüş öyle.
Bu seferki de pek okkalı.
Ne olursa olsun.Yenilse de şerefinden gene de bir şey kaybetmez.
Elbet yenilecek.Aliço nun sıradan bir başpehlivan olmadığını anlayınca karşısına onu rahatça yenecek bir saray pehlivanını dikti.
Allah yardımcısı olsun.
Amin..
Aliço yerine geçip otururken yanındakilere çangal Hasan pehlivanın yenilişi için bir mazeret bulmaya çalışıyordu.
Bu Yozgat'lı pehlivan gerçekten kuvvetli bir pehlivanmış.Yağlı güreşide iyi biliyor.Bunu hiç tahmin etmemiş olduğum için tuttum ona en zayıf pehlivanımızı verdim.Hasan pehlivanın hem idmanı çok noksandı, hemde ne kadar zamandır keyifsizdi.Dayanamadı güreşe.
Emekli paşa gene konuştu.
Ama bu sefer sen de bir güreş daha yapmasını istedin.
Ben ille kiknci bir güreş daha yapsın diye onu zorlamadım ki.O bütün saray pehlivanlarına meydan okudu.
Bak hele..
Bu böyledir.Bir pehlivan ne biçimde olursa olsun bir pehlivan yendi mi kendisini her pehlivanı yenecek güçte görür.Bu da öyle.Bizim kızanların topuna birden meydan okuyunca bende onun kadar güreşerek nefes harcamış bir pehlivanı çıkardım karşısına..Yoksa Hançoğlunu dikerdim karşısına bir dakikada yenerdi onu.
Şimdi tutacağı pehlivanın adı ne?
Koca Davut pehlivan.
O da rahat yener Yozgat'lıyı sanıyorum.
İşte bundan hiç kuşkunuz olmasın.
Onlar böyle konuşurlarken cazgır da Hasbekli Mahmut pehlivanla Koca Davut pehlivanı yanyana koymuştu.
Öbür iki saray pehlivanıda sessizce ortadan çekilmişlerdi.
Mahmut pehlivanın ikinci ve pek iri bir saray pehlivanı ile de tutacağını anlayan halkı yeniden bir heyecan dalgası sararken cazgırın sesi duyuldu.
Hasbekli Mahmut pehlivan şimdi ikinci güreşini Koca Davut pehlivanla yapacaktır.
Böylece herkes Yozgat'lı pehlivanın ikinci hasmının kim olduğunu öğrenmiş oldu.
Cazgır arkasından duasına başladı.Bunu bu sefer kısa keserek davul zurnalara işaretini verdi.Davul zurnalarla beraber de iki pehlivan peşrevlerini yapmaya kovuldular.
Hasbekliyi tanıyanlar ve onun ilk hasmını yenişini büyük bir şaşkınlık içinde seyretmiş bulunanlar arasında şu biçimde tahminler yapıyorlardı.
Yozgat'lı bakalım şimdi ne yapacak?
Ne yapabilir ki?Yenilecek elbet.Rakibini görmüyormusun?
Evet.En azından yüzyirmi okkalık pehlivan..
Aliço ona güvenmese hiç bizimkinin karşısına sürermi idi?
On dakika dayanabilsin aşkolsun diyeceğim Yozgat'lıya..
Çok zor görünüyor bu..İnşallah dayanabilir.
İnşallah..
-11-
Hasbekli Mahmut Müdafaaya Çekilmişti.
Saray pehlivanı hiç acele etmeden mükemmel bir huzur peşrevi yaparak seyircileri hayran bıraktı.Peşrevini tamamlayınca da her taraftan yükselen alkışlarla karşılandı:
Yaşa Davut pehlivan..
Yaşa saray arslanı..
Peşrev nasıl yapılırmış gösterdin..
İhya ettin bizi..
Koca Davut pehlivanın peşrevini bu işi kısa kesen Hasbekli Mahmut pehlivan da hayranlıkla ve imrenerek seyretmekten kendisini alamamıştı.
Bu fasıl böylece sona erdikten sonra iki pehlivan karşı karşıya gelerek ense bağladılar.
Güreş başlamıştı.
Koca meydanda davul zurna seslerinden başka en ufak bir ses duyulmuyordu.Güreşi gene Koca Davut pehlivan elenselerle açmış buna karşılık Hasbekli ilk güreşinde olduğu gibi müdafaaya çekilmeyi tercih etmiş bulunuyordu.
Saray pehlivanının çekmeye başladığı bu elenseler başlangıçta öyle fazla kuvvetli fazla sert değildi.Mahmut pehlivan bunları karşılamakta hiç de fazla zorluk çekmiyordu.
Ancak dakikalar ilerlemeye başlayınca bu elenselerin gitgide kuvvetlenmekte olduğunu da hisstmekten geri kalmıyordu.
Bu Aliço'nun güreş usulü idi.
Tabii ne Hasbekli Mahmut pehlivan ne de güreşi seyreden halkın bundan haberleri yoktu.Aliço yaptığı güreşlerde hasmını kısa zamanda yenmeyi hiç düşünmezdi.O önce güreşe yumuşak elenselerle başlar sonra bunları yavaş yavaş sertleştirerek hasmını yorar tüketir onu ezecek hale getirir sonra yenerdi.Böylelikle hasımlarını yıldırır sindirir kendisine rakip olacak bir pehlivan bırakmazdı.
Onun bu sert ve acımasız güreş usulü yüzündendir ki gaddar lakabını kazanmış ve nice genç pehlivanları ezmiş pehlivanlıklarını yok etmişti.
Bu işi yaparken maksadını belli etmeyecek kadar da kurnazdı.Hasmını bunalttığını ve onun pes etmek üzere olduğunu hemen anlar o zaman kasten çekmekte olduğu elenseleri hafifletir boyunduruk vurmuş ise bunu hemen boşaltırdı.
Bu durum karşısında hasmıda Aliço da yoruldu,Aliço beni yenemiyor diye umuda kapılır pese etmekten vazgeçerdi.Aliço da elenselerini ezici acımasız hamlelerine yeniden başlar ve hasmını ancak bir leş haline getirdikten sonra yenerek işini bitirirdi.
O saraya yerleşip başpehlivan olduktan sonra bu güreş tarzını saraya da yerleştirdi.Artık onun yetiştirdiği bütün saray pehlivanlarıda bu tarzda güreşi benimsediler.İşte Koca Davut pehlivanda bu pehlivanlardan biri olduğu için aynı tarzda güreşiyordu.
Üstelik bu Yozgat'lı pehlivanın arkadaşı çangal Hasan pehlivanı fena bir biçimde yenmiş bulunması kendisine fena dokunmuştu.Hasan pehlivanın bu yenilişi bütün saray pehlivanları için bir leke idi.Halkın gözünde bütün sara pehlivanlarının itibarını düşürmüştü.Ve şimdi bu lekeyi silmek görevi Aliço tarafından kendisine verilmiş bulunuyordu.
Elbette Anadolulu pehlivanı yenecekti.Hemde fena yenecekti.Ona öyle bir ders verecekti ki pehlivanım diye ortaya çıktığına ayağına kısbet geçirmiş bulunduğuna pişman olacaktı.
İşte Koca Davut pehlivan hasmına gitgide sertleştirdiği elenseleri çeker ve şimdi bunlara aynı sertlikte tırpanlarınıda eklerken aklından bunları geçirip duruyordu.
Hasbekli Mahmut pehlivan bir taraftan kendisini korumaya çalışırken bir taraftanda fırsat buldukça elense ve tırpanlara karşılık vermektende geri kalmıyordu.Ama bunlar saray pehlivanınkilere göre çok daha zayıftı.
Mahmut pehlivan Koca Davut pehlivanın hep elense ve tırpan faslından vazgeçerek çapraza girmesini bekliyordu.Bundan öce tutmuş bulunduğu saray pehlivanı kendisini bu oyunla yenmeye kalkışmış olduğuna göre yeni rakibininde aynı şeyi deneyeceğini umuyordu.
Ne var ki onun hala oralı olduğu yoktu.Güreş yirmi dakikasını doldurmuş olduğu halde saray pehlivanı elense çekip tırpan vurmaktan başka hiçbir oyuna girmiyordu.
Hasbekli bunun sebebini pek anlamıyordu.Bu iri kıyım saray pehlivanının acaba maksadı ne idi?Niçin herhangi bir yenici oyuna geçmeyi düşünmüyordu?Yalnız o değil seyircilerde bunun sebebini kestiremiyorlardı.
Koca Davut pehlivan neden yenici bir oyuna geçmiyor dersin?
Acelesi yok.Bana Kalırsa Yozgat'lıyı önce biraz yumuşatmak kararında.
Yozgat'lı da öyle kolay kolay yumuşayacak bir pehlivana benzemiyor.
-12-
Davut pehlivan can havliyle boyunduruğu yetiştirebilmişti.
Doğru söyledin.Çok sağlam bir pehlivan doğrusu.
Ne kadar sağlam olursa olsun:koca Davut pehlivan onu gene de yenecektir.
Buna kuşku yok.Ama ne vakit ve nasıl bir oyunla?
Bunu anlamak ve görmek için beklemekten başka çare yok.
Bekleyelim bakalım..
Tam yarım saat oldu..
Saatine bakarak söyleyen doğru söylüyordu.Güreş yarım saatini de doldurmuştu.
Emekli paşa gene dayanamayarak Aliço'ya sordu:
Davut pehlivan pek üstün.Ama neden şu Yozgat'lıyı artık yenmiyor?
Aliço sakin sakin cevap verdi.
O hasmını ne zaman yeneceğini bilir..
İstese idi onu şimdiye kadar on defa yenebilirdi.
Evet.Doğru.Acele etmemesini ona ben söyledim.Millet biraz güreş görsün..
Ama bazıları onunda Yozgat'lıyı yenememekte olduğunu düşünmez mi?
Varsın düşünsünler.Sonunda ne kadar aldandıklarını göreceklerdir.
Hasbekli Mahmut pehlivan güreşin böyle tatsız bir biçimde gitmekte olmasından bıkkınlık getirmeye başlamıştı.
Ayını zamanda da saray pehlivanının gütmekte olduğu gayeyi de sezer gibi olmuştu.Bu pehlivan herhalde önce kendisini elense ve tırpanlarla iyice ezmek istiyor olmalı idi.
Onu iyice ezdikten ve yıprattıktan sonra yenecek böylece onu bir çeşit cezalandırmış olacaktı.Bu güreş tarzının Aliço'nun ve dolıyısıyla saray pehlivanlarının taktikleri olduğunu tabii bilmiyordu.Ama Koca Davut pehlivanın bu karar ve düşüncede anlamak için bunu bilmesine gerek yoktu.
Evet durum artık açık bir biçimde ortaya çıkmıştı.Ancak hasmının çekmekte olduğu sert elenseler acımasız tırpanlar Hasbeklinin üzerinde öyle yıldırıcı tesirler yapmıyordu.Bunlara rahatlıkla karşı koyabildiği gibi bu elense ve tırpanlara en azından onlar kadar sert karşılık vermeyi de başarıyordu.
Ancak o bu biçimde uzun süreli hasmı yıpratmayı ve ezmeyi planlayan güreşlere hiç alışık değildi.O her güreşinde hasmını ezmeyi değil yenmeyi düşünürdü.Hareketli kıvrak güreşirdi.
Böylece saray pehlivanının ne yapmak istediğini iyice anlamış bulunan Hasbekli Mahmut pehlivan kararını verdi.Madem ki hasmı bu biçimde güreşmekte ısrar ediyordu,güreşin şeklini kendisi değiştirecekti.Güreşi o karıştırıcak hamlelere o girişecekti.
Bu kararı verdikten sonra ne yapacağını da kararlaştırdı.Vücutları yağlı olduğundan kol filan kapamazdı.En iyisi dalmak paçaları kapmak ve onu yere yıkmak olacaktı.Hasmı çok iri olduğu gibi ağır bir pehlivandı da..Öyle çevik ve çabuk olmaktan uzaktı.Güreşi ağır ve yavaştı.Onun bu yavaşlığından faydalanması hiç de zor olmayacaktı.
Hasbekli Mahmut pehlivan bunları aklından geçirir geçirmez hemen ani olarak bir dalış yaptı.Dalmasıyla beraber de hasmının paçalarını bir anda ellerinde buldu.
Güreşin bu biçimde birdeb bire karışı vermesi Yozgat'lı pehlivanın beklenmedik bir hamle ile dalarak hasmının paçalarını kapması üzerine yeni bir heyecana kapılan halk hemen ayağa fırlamıştı.Ortalığı bir heyecan uğultusu kaplamıştı.
Ne oluyordu?Yozgat'lı pehlivan ikinci hasmınıda yeniyormu idi yoksa?
Yok hayır.Saray pehlivanı o iri gövdesinden umulmayacak çeviklikle can havli ile paçalarını kaptırdığı anda boyunduruğu yetiştirebilmiş sırtüstü gitmekten kurtulmuştu.
Ama güreş hala ortada idi.Hasbekli hasmını yere yatırmak için yüklenirken saray pehlivanı da var kuvvetiyle güzelce kaptığı boyunduruğu sıkıyor onu boğmaya nefessiz bırakarak paçalarını kurtarmaya çalışıyordu.
İki pehlivan arasındaki mücadele son derece sert oluyordu.Sonunda hangisinin üstün çıkacağı hiç belli değildi.
Bazı seyirciler her nedense sırtüstü giderek yenilmekten kıl payı ile kurtulan saray pehlivanını desteklemeye gayrete getirmek gereği duymuş olacaklar ki şu biçimde seslenmeye kovulmuşlardı.
Ha gayret Davut pehlivan..
Boğ iyice..
Kes Yozgat'lının nefesini..
Sağlam tut boyunduruğu..
Aliço'nun yüzü sararır gibi olmuş,kaşları çatılmış Yozgat'lı pehlivanın bu dalış yapmasını hiç de beklemiyordu.Şaka değil Koca Davut pehlivan az kaldı gidiyordu.Hoş hala da tehlikeyi atlatmış sayılmazdı ya...
-13-
Davut pehlivan paçalarını kurtardığı halde hasmını boğup duruyordu.
Aradan dakikalar geçiyor durum değişmiyordu.Hasbeklinin nefesi kesilmişti.fakat paçaları hala bırakmıyordu.
Koca Davut pehlivanda boyunduruğu sıkmakta hasmını alabildiğine boğmakta devam ediyordu.Sonunda Yozgat'lı pahliven fırsatı kaçırmış olduğuna inanarak hasmının paçalarını bıraktı.Bu durumda hasmınında nefesini kesen boyunduruğunu boşaltması gerekiyordu.Ve o da bunu bekliyordu.
Kendisine yağlı güreşi öğreten Babaeskili pehlivanlar ona çeşitli oyunlar tarif eder ve gösterirlerken bu noktayı açık bir biçimde anlatmış değiller mi idi?
Bunların söylediklerine göre bir pehlivan hasmına ancak paçalarını kaptırdığı zaman boyunduruk çekebilirdi.Paçalarını kurtardıktan sonra boyundururğu boşaltmak zorunda idi.İstanbul'da olsun Anadolu'da olsun yapılan güreşlerde usul böyle idi.
Ancak Rumelinde ve Diliorman da yapılan yağlı güreşlerde hasma boyunduruk çekmek serbestti.Pomak güreşi denilen bu sert güreş tarzında bir pehlivan paçalarını kaptırmasa bile bir fırsatını buldu mu hasmına dilediği gibi boyunduruk çekebilirdi.
Koca Davut'da İstanbul'daki padişah sarayında pehlivan İzmir'de bir Anadolu şehri olduğuna ve paçalarını kurtardığına göre elbette hasmına vurmuş olduğu boyunduruğu hemen boşaltması lazımdı.
Bunu yalnız Hasbekli Mahmut pehlivan değil herkes bekliyordu.Fakat Koca Davut pehlivan oralı bile olmadan hasmını habire boğup duruyordu.Bazı insaf sahipleri bu durumda seslenmeye bile başlamışlardı.
Yozgat'lı paçalarını bıraktı Davut pehlivan..
Boşalt boyunduruğu..
Boğacaksın Mahmut pehlivanı..
Yeter hasmını boğduğun Davut pehlivan..
Hasbekli Mahmut pehlivan da şimdi paçalarını kurtarmış olduğu için iyice rahatlamış bulunan saray pehlivanının kendisine vurmuş bulunduğu boyunduruğu boşaltmaya hiç de niyetli bulunmadığını anladığından hasmının boynuna dolanmış bulunan koluna yapışmış bunu sökmek için var kuvveti ile zorlamaya başlamıştı.
Herkes gibi saray pehlivanının bu usul dışı insafsız davranışına sinirlenen emekli paşa Aliço'ya bir defa daha baş vurdu:
Koca Davut pehlivan paçalarını kurtardığına göre neden boyunduruğu boşaltmıyor?
Aliço lakayt cevap verdi:
Koca Davur Deliormanlıdır.Orada boyunduruk çekmek serbesttir.
İstanbu'da da böyle midir?
Hayır ama burası ne İstanbul ne de saray değildir.
Doğru..Ancak burada yapılan güreşlerde de boyunduruk çekmek serbest değildir.Halkda bunu doğru karşılamıyor.
Davut pehlivan buradaki usulü bilmiyor olmalı.Nitekim bende bilmiyordum.Yozgat'lı aklı var sa pes eder.
Hasbekli Mahmut pehlivanın nefesi iyice kesilmişti.Bu durum karşısında daha fazla dayanamayacağını düşünerek o da pes etmeyi aklından geçirirken son bir gayret ile eliyle yapmış olduğu hasmının boynundaki koluna var kuvvetiyle yapışmış olduğu hasmının boynundaki koluna var kuvvetiyle bir defa daha asılınca başını kurtardı.Ve kendisini hemen yüzü koyun yere attı.
Şiddetle soluyordu.Ve kendisini toparlamaktan başka bir şey düşünmüyordu.
Onun bu şekilde boyunduruktan kurtulmasını Aliço da hiç de iyi karşılamamıştı.
Yanındakiler döndü:
İşte Koca Davut boyunduruğu kendiliğnden boşalttı. dedi.
Paşa da dayanamadı:
Bana Yozgat'lı kendi kuvvetiyle kurtuldu gibi geliyor.
Aliço birden sinirlendi.
Kendi gücü ile mi kurtuldu diyorsunuz?Zor kurtulurdu.Koca Davut bıraktı onu acıdı hasmına.
Olabilir.Bana öyle gelmedi.
Halkda Hasbeklini kuvvet zoru ile hasmının boyunduruğunu söküp kurtulmuş bulunduğunu pek güzel anlamış bulunuyordu.Onu gene de bu başarısından dolayı alkışlayan olmamıştı ama herkes takdirini şu biçimde konuşmalarla belirtmekten geri kalmıyordu.
Aşkolsun Yozgat'lıya..
Büyük pehlivanmış..
Nasıl da kurtulabildi boyunduruktan?
Doğrusu bunu hiç ummuyordum.
Kurtuldu ama bitti.Bak nasıl soluyor.
Hasmıda heme kündeye geçti.
Kendisini toparlamasına fırsat vermek istemiyor tabii.
Allah Yozgat'lının yardımcısı olsun..
-14-
Hasbekli meşhur oyununu beklenmedik anda ve kuvvetli bir biçimde yapmıştı.
Koca Davut hasmının inanılmaz bir kuvvetle boyunduruktan kurtulmul olmasından ürkmüştü.Bu Anadolulu pehlivanın bu derece kuvvetli olabileceğine şaşmış kalmıştı.Ve kendisini ancak henüz toparlayamadan yenebileceğini anlamış bulunuyordu.Bunun içinde o yerde hala şiddetli şiddetli soluyup dururken hemen künde aramaya geçmiş bulunuyordu.
Önce bel kündesini almaya çalıştı.Hasbekli yere iyice kapandığı ve ağırda olduğu için üstüste gayret harcadığı halde bir türlü başarılı olamadı.Sonra bel kündesinden vazgeçerek oturak kündesine geçti:
Ne var ki ayaklarını çaprazlama olarak kilitleyen hasmı onun oturak kündesini alabilmesine de bir türlü meydan vermiyordu.Onun bu uğurda harcadığı bütün gayretlerini boşa çıkarıyordu.
Bu arada dakikalar geçtikçe Hasbekli Mahmut pehlivanın daha da nefeslenmekte ve toparlanmak olduğu göze çarpıyordu.Gitgide kendisini çok daha iyi çok daha rahat korumakta olduğu açık bir biçimde görülüyordu.
Nitekim herkesde bunu rahatça fark ediyordu.
Yozgat'lı toparlanıyor..
Toparlandı bile..
Koca Davut pehlivan kündeleyemiyor onu..
Kündeleyemeyecekte..
Evet fırsatı kaçırdı..
Aşkolsun Yozhat'lıya..
Ben bugüne kadar bu kadar kuvvetli bir pehlivan görmedim..
Benden de al o kadar..
Hani sonunda bu pehlivanı da yenecek olursa buna hiç şaşmayacağım.
Olacağı bu..
Güreş bir saatini çoktan doldurmuş ikinci saatine girmişti.Bu anda da artık iyice toparlanan Hasbekli Mahmut pehlivanın da birden ayağa kalkıverdiği görüldü.
Bunu bekleyen ve gören bir kaç kişi kendilerini tutamayarak ilk defa seslerini yükselttiler..
Aferin Yozgat'lı..
Aşkolsun..
Gösterdin kuvvetini..
Allah için yamanmışsın..
Bu sözler Aliço'yu daha da sinirlendirmişti.
A be ne şamata eder bu susak ağızlılar?Güreş bu.Her pehlivan yerede düşer yerdende kalkar:Ne var bunda?Sanki yenmiş gibi bağırırlar.
İzmir valisi onu sakinleştirmeye çalıştı.
Kusurlarına bakmayın bu bir iki kişinin Aliço usta.Fena bir niyetleri yok.Sadece kendilerini güreşin havasına kaptırmışlar..
Bakalım Yozgat'lı yenilince ne yapacaklar?
O zamanda Koca Davut pehlivanı bol bol alkışlayacakşardır bundan hiç bir şüphen olmasın..
İki pehlivan yeniden karşı karşıya geldikleri vakit Hasbekli Mahmut pehlivanın pek kızgın göründüğü hemen belli olmuştu.Hasmının boyundurukla kendisini boğmaya çalışmış olduğunu unutmamış olduğu belli oluyordu.Önce saray pehlivanına çok sert elenseler çekmeye başladı.
Bu sert eleneseler karşısında Koca Davut pehlivan gerilemeye başlamıştı.Az sonra ise Yozgat'lı pehlivanın onun birden sağ elini hasmının alnına dayadıktan sonra birden bire punduna getirerek onu şiddetle arkaya doğru itiverdiği görüldü.Bu onun en meşhur oyunu idi.
Bunu öylesine beklenmedik bir anda ve kuvvetli bir biçimde yapmış ve aynı anda birde dış tırpan yetiştirivermişti ki saray pehlivanı ister istemez dengesini kaybederek arka tarafına doğru sendeledi.
Hasbekli de o anda mükemmel bir dalış yaparak yıldırım hızı ile ileri atıldı.Hasmının butlarını kaparak yüklendiği gibi sırtını yere yapıştırırken kendiside bütün ağırlığı ile yüzükoyun üzerine kapaklanıp öyle kaldı.
Bu müthiş bir yenişdi.
Yozgat'lı pehlivanın iri kıyım hasmını böyle bir oyunla bu biçimde yeneceğini kimse hatırından bile geçirmiş değildi.Herkes anlatılmaz bir heyecan içinde yerinden fırlarken davul zurnalarda ikinci defa davul zurnalarını kestiler.
Dediğimiz gibi herkes heyecan içinde yerinden fırlamış bulunuyordu ama hiç kimse bu şaheser yenişi çok da istedikleri halde alkışlamak cesaretini gösteremiyordu.
Bunu yaptıkları takdirde başlarına bir şeyler geleceğinden korkuyor gibi idiler.
İşini bitiren Hasbekli Mahmut pehlivan davul zurnaların kesildiğini fark edince hasmını bırakarak ayağa kalktı ve galibiyet temennasını çaktı.
Arkasından Koca Davut pehlivanında süklüm püklüm doğrulduğu görüldü.
Yozgat'lı o zaman kendisine döndü:
Paçalarını bıraktığım halde neden boyunduruğu boşaltmadın? diye sordu.
-15-
"YAŞASIN ALİÇO"
Pek perişan görünen saray pehlivanı zorlukla:
Ben böyle güreşirim cevabını verdi..
Ben de böyle..
Daha fazla konuşmadılar.Çünkü oturmakta olduğu setten tekrar yere atlayan Aliço'nun kendilerine doğru gelmekte olduğunu görmüşlerdi.
Ne yapacaktı acaba?
Herkes büyük bir merak içinde onu seyrediyordu.
Hiddetini yenmeye çalışan Aliço iki pehlivanın önünde durunca Yozgat'lı pehlivana;
Nereden çıktın sen böyle? diye sordu.
Yozgat'ın Hasbek köyünden..
Onu öğrendik.Hem çok kurnaz hemde çok talihli pehlivanmışsın.Bizim kızanları idmansız günlerinde yakaladın.
Bu benim suçum mu?
Elbette sende bir suç yok.Suç senin değil bizim.
Yol yorgunu olacağınızı düşünmüştüm.
Şİmdi doğruyu söylüyorsun.Biz de doğrusu senin bu kadar pehlivan olacağını düşünmemiştik.Sırf halkı memnun etmek için idmansız idmansız güreş yapmaya kalkıştık.
Ama sakın bu işi böyle bırakacağımızı aklına getirmeyesin.
Kararınız nedir bilmiyorum.
Burdan bir iki gün içinde İstanbul'a dönmemiz gerekiyor ama daha bir hafta burada kalacağız.Kızanlar bir hafta içinde idmana girerler.Bir hafta sonra bugün seni gene burada bekleyeceğim.Tamam mı?
Başüstüne..
Ama sakın olaki bir yere savuşup gitmeye kalkmayasın..
Neden savuişayım usta?
İki saray pehlivanını yendin be..Bunu yeter bulup gideceğin yerlerde övünmeye kalkarsın.
Yok hem öyle bir kişi değilim.Allah beni böyle aşağılık bir insan olarak yaratmış değildir.İlle yenilmemi istiyorsan karşıma bir üçüncü pehlivan çıkar.Onunla da hemen tutmaya hazırım.Çeksin bir boyunduruk boğsun beni..
Koca Davut pehlivan kendi isteği ile boşalttı sana vurduğu boyunduruğu.Hem buralarda boyunduruk çekmenin yasak olduğunu nereden bilsin?Rumelili o..
Ben de Anadolu'luyum.İstanbul'da da paçalarını kurtaran bir pehlivanın boyunduruğu boşaltmak zorunda olduklarını duyduk.Yalan mı yoksa?
Sen de çok kabadayı imişsin.Haftaya seni burada bekleyeceğiz.
Aliço arkasından konuşmalarını dinlemiş olan cazgıra döndü;
Durumu halka böylece ilan et diyerek yerine döndü.
Cazgırda bunun üzerine halka dönerek yüksek sesle durumu bildirdi.
Bu günkü güreşler sona ermiş bulunmaktadır.İzmir şehrinin kıymetli misafirleri olan saray pehlivanları, İzmir halkını memnun etmek için yol yorgunlukları sebebi ile idmansız oldukları halde güreşmekten çekinmemişlerdir.Bunu gidermek ve gerçek kuvvetlerini göstermek için İstanbul'a dönüşlerini geçiktirmeye karar veren saray pehlivanlarını gelecek hafta bugün yeniden karşımızda ve bu sefer idmanları yerinde olarak güreşecekleri müjdesini bizlere vermekle gurur duyarım.
Cazgır sözlerini tamamlayınca bir alkıştır koptu.
Yaşasın saray pehlivanları..
Yaşasın saray arslanları..
Yaşasın padişah pehlivanları..
Yaşasın Aliço..
Aliço kendisini alkışlayan halka selamlar verdikten sonra İzmir valisi ve öbür misafirler ve saray pehlivanları ile birlikte güreş yerini terkederek uzaklaştılar.
Yalnız emekli vali Avni paşa orada kaldı.
Saray pehlivanları ile birlikte Koca Davut pehlivanda çekip gitmiş,Hasbekli Mahmut cazgır ile tek başına kalmıştı.
Halk dağılmaya koyulurken o cazgıra yaklaşarak sordu.
Bizim Davut pehlivanla güreşimizin neticesini neden ilan etmedin?
Ne gerek vardı?Onu öyle yendin ki bu yeniş sana yeter de artar bile..
Olsun..Gene de ilan etmen gerekmez mi idi?
Cazgır şöyle bir etrafa bakındı.Aliço ile saray pehlivanlarının gitmiş olduklarını görünce..
Peki ilan edeyim.dedi ve orta kuvvette bir sesle şöyle seslendi:
Yozgat'lı Mahmut pehlivan Koca Davut pehlivanı yenmiştir.
Bu sırada ortaya çıkan bir çok kişiler Hasbekli Mahmut pehlivanı sarmış bulunuyordu.Herkes onu hararetle kutlayıp duruyordu.Hasbekli bunların aralarında kahveciyide gördü.
Kahveci pek heyecanlı görünüyordu.
Aşkolsun Mahmut pehlivan..Meğer sen ne büyük pehlivanmışsın?Hele Koca Davut pehlivanı ne biçim yendin?
-16-
Çok sağlam taş gibi bir pehlivan..
İdmanları noksandı saray pehlivanlarının.Cazgırın sözlerini duymadınız mı?
Bana kalsa idmanları tamamda olsa seni yenemezler.
Ben pek sanmıyorum.
Şimdi sen haftaya gene burada olacaksın değil mi?
Allah ömür verdi ise..
Bu sırada Avni paşa kalabalığı yararak yanlarına yaklaştı.
Açılın şöyle.Pehlivanın havasını kesiyorsunuz.Cazgır efendi dağıt şunları..
Paşayı tanıyan cazgır hemen toparlandı.
Başüstüne paşa hazretleri..Haydi dağılın.Serbest bırakın pehlivanı.
Gelenin bir paşa olduğunu anlayan kalabalık geri çekilirken o Hasbekliye yaklaştı.
Ben eski paşalardan Avni paşayım.Güreşlerini çok beğendim.Burada nerede kalıyorsun?
Pehlivanlar hanında..
Olmadı..Orada rahat edemezsin..Yarın sabah seni aldıracağım.Benim misafirim olacaksın.Köşkümün bahçesi geniştir.İdmanını rahat rahat orada yapabilirsin.
Size neden zahmet vereyim?
Bana zahmet filan verecek değilsin. Haftaya çok iyi hazırlanmanı istiyorum.
Yalnız değilim kardeşimde var.
Olsun farketmez benim için o da misafirim olur.
Paşa gidince cazgır Hasbekliye :
Talihli pehlivansın.dedi.Avni paşa çok zengin ve varlıklı bir zattır.Güreşede çok meraklıdır.Sana çok faydası dokunur.
Mahmut pehlivan cevap vermedi.
Bir saat sonra yıkanmış giyinmiş ve kardeşi ile birlikte kaldığı hana dönmüştü.Buradakilerde kendisini bir kahraman karşılar gibi karşıladılar.
Fakat ne de olsa bu heyecanlı karşılayış içinde biraz ürkeklik de vardı.Birgün içinde çıkardığı iki olağanüstü güreş sonunda kahraman olan bu Yozgat'lı güreşçinin yenmiş bulunduğu iki pehlivanda saray pehlivanı idiler.Saray pehlivanı olmak demekse padişah pehlivanı olmak demek olduğunu herkes biliyordu.Böyle binlerce kişi önünde iki saray pehlivanını üstüste yenmiş olmakla padişahın o erişilmez kudret ve nüfuzu da zedelenmiş olmuyormu idi?
Bazı kimseler bu yüzden Yozgat'lı pehlivanın başına hiç de hoş olmayan altından kalkamayacağı bazı işler gelebileceğinden bile korkuyorlar ve ona pek yakınlık göstermiyorlardı.Böyle davranmayı kendileri hesabına çok tehlikeli buluyorlardı.
Hatta içlerinde her an hana zaptiyelerin gelmesini Yozgat'lı pehlivanla oraya götürmelerini bekleyenler bile vardı.
Doğrusunu söylemek gerekecek olursa Hasbekli Mahmut pehlivan da iki saray pehlivanını yenmiş olmasından ve halkın kendisine karşı gösterdiği bu aşırı sevgi ve ilgiden az çok ürkmüş bulunuyordu.
Bu yabancı yerde başına bir şeyler gelebilirdi.Bir kendisini bilmez karşısına dikilerek ona kendisini tahrik edecek bir şeyler söyleyebilir o da kendini tutamaz ona karşılık verdi mi başına ummadığı işler açabilirdi.
Ne ise iyi ki şu iyi yürekli emekli paşanın teklifini kabul etmişti.Burada ondan başka kendisini kimse koruyamazdı.
Hasbekli hayranları ile fazla konuşmayı da yersiz bulmuş onlara teşekkür ettikten sonra yorgunluk bahanesiyle odasına çekilmiş, kardeşine de kimseyi odasına sokmamasını emretmişti.
Aliço pehlivanları ile beraber misafir edildikleri otele dönünce ilk iş olarak bunları odasına topladı ve Koca Davut pehlivanı karşısına alarak herkesin yanında onu ağır sözlerle azarlamaya koyuldu.
A be ne idi çıkardığın güreş?Şu Yozgat'lı güreş bilmez pehlivan karşısında böyle mi güreşecektin?Hepimizi rezil ettin be!Nasıl temizleyeceksin bakalım şimdi bunu?Evet idmanın biraz noksan olduğunu biliyorum ama onu hiç idmansızda yenmeli idin.Ona yenilince herkesin saray pehlivanları hakkında ne düşüneceği hiç aklına gelmedi mi?
Aliço'yu sonuna kadar dinleyen Kara Davut pehlivan boynunu büktü:
Yapamadım usta!Yozgat'lı çok kuvvetli ve çok da nefesli çıktı.
Ne kadar kuvvetli?
İnanılmayacak kuvvetli.Boyunduruğu nasıl söktüğünü görmediniz mi?
Sen onu kendi isteğin ile boşaltmadın mı?
Yok be usta..İki eli ile koluma yapışınca koparacak sandım.Daha önce o kadar elense çektim tırpan vurdum hepsi vız geldi.Çok sağlam taş gibi bir pehlivan..
Yani bir hafta sıkı çalışsan gene de yenemez misin onu?
Sanmıyorum usta..
-17-
Aliço bir süre düşünceye daldı.
Tehey seni bayağı yıldırmış be..
Doğru konuşursun usta.Bana kalsa senden başka kimse çıkaramaz onu ortadan.
Hançoğluda mı çıkaramaz?
Çıkaramaz.
Hançoğlu Halil pehlivan hem Aliço'nun yeğeni hemde onun en çok güvendiği saray pehlivanlarından biri idi.Koca Davut pehlivanın bu sözleri üzerine Aliço ona döndü:
Duydun mu Koca Davut'un sözlerini Hançoğlu?
Duydum usta.
Peki ne diyorsun?
Davut pehlivan yenilmesine bahane ararken hepimize sataşır derim.
Aferin sana.Doğru söylersin.Haftaya onunla tutmaya ve bir güzel yenmeye hazır ol.
Başüstüne dayı.
Ona öyle bir ders vereceksin ki bundan yalnız İzmir halkı değil bizim pehlivanların,Koca Davut'unda ibret almasını istiyorum.
Hiç merakın olmasın usta.
Yarından tezi yok bu güreşe seni ben kendim hazırlayacağım.
Başüstüne..
Hepten rezil olduk be..Efendimiz bunu görse topumuzu saraydan atardı be..
Koca Davut pehlivan yine dayanamadı:
Neden bizi bu kadar suçlarsın be usta?Suçumuz bu kadar büyük ise şimdiden ayrılıp başımızın çaresine bakalım.İsteye isteye yenilmiş değilim ki?Hem sen dünyada yenilmeyen olmaz demez mi idin?
Evet ama böyle adı sanı belli olmayan bir Anadolulu pehlivana değil.
İnşallah Hançoğlu onu yenerde rahatlarsın.
Hala mı bundan kuşkun var?
Söylemiştim usta.Hançoğlunun benden fazla pehlivan olduğunu biliyorum.Fakat senden başka kimse bu Yozgat'lıyı yenemez.
Haftaya onu ne biçim yenerek perişan edeceğini göreceksin.
Arkasından Hasbeklinin yenmiş olduğu ilk pehlivana döndü:
Sen bu Yozgat'lı pehlivan hakkında ne düşünüyorsun?
Çok kuvvetli bir pehlivan usta.
Anlaşıldı anlaşıldı.İkinizinde gözünü fena yıldırmış.Haydi çekilin odalarınıza.
Saray pehlivanları odalarına çekilip de yalnız kaldıktan sonra da Aliço bir süre yerinden kıprdamadan öyle düşünceye daldı.
Şu Yozgat'lı pehlivan gerçekten bu derece yaman bir şey mi idi?
Evet kuvvetli ve gözü pek bir pehlivan olduğu ortada idi.Bunu hiç kimse inkar edemez ve olduğundan fazla gösteriyor olmalı idi.
Hançoğluna da yenebilirmiş.Onu ortadan ancak o çıkarabilirmiş.Bütün bu sözler bir takım boş laflardı.Ama ne olursa olsun Aliço'nun kulağına bir defa kar suyu kaçmış bulunuyordu.Herhalde haftaya onunla tutacak olan yeğeni Hançoğlu'nu çok iyi hazırlaması şarttı.
Öte taraftan İzmir valisi de oldukça büyük bir telaş içinde bulunuyordu.Yanında bir kaç dalkavuğu olduğu halde doğruca vilayet konağına dönen vali paşa onlara dert yanıyordu:
Çok kötü oldu bu iş.Düşünün bir defa .Yozgat'tan bir pehlivan geliyor.Burada binlerce İzmir'linin gözü önünde padişahımızın iki pehlivanını üstüste yeniyor.Ne demektir bu?
Paşanın dört dalkavuğuda kaşları çatık bir halde başlarını sallayıp kendisini doğruladılar.
Çok vahim bir şey şey.
Adeta cinayet..
Rezaletin en büyüğü..
Hiç beklenmedik bir şey..
Paşa:
Bunun bir de gelecek haftası var.İstermisiniz bu Yozgat'lı pehlivan Aliço'nun gelecek hafta da karşısına çıkaracağı pehlivanı yensin? diye sordu.
Yeni bir felaket olur..
Adam çok zorlu..
Olur olur..
Buna meydan vermemek gerekir.
Vali paşa başını şiddetle salladı.
Bu işe şimdiden bir çare bulmak gerekir.Yozgat'lının aynı oyunu bir defa daha oynamasına izin vermemek gerekirdi.
Çok doğru konuştunuz paşa hazretleri.
Efendim saray pehlivanları buraya İzmirli pehlivanları ile güreşmek üzere meydana çıktılar.Bu Yozgat'lı pehlivanın ortaya güreşmek için çıkmasına ne hakkı var?
Doğru bir söz.
Burası Yozgat değil ki?
Yozgat'lının güreşe çıkmasına izin vermemelisiniz paşam.
Bu sözlere İzmir valisininde aklı yatmıştı.
Evet.Akla yatkın bir teklif.Fakat ortaya bir tek İzmirli pehlivan bile çıkmadı.
Halbuki seyirciler arasında bir kaç tane İzmirli pehlivan gözüme çarpmıştı.
-18-
İzmir'e İlk Gelişiydi.
Kulunuza kalırsa cazgırı çağırıp tenbihte bulunmamız yeterlidir.O emriniz üzerine bir iki İzmirli pehlivanı haftaya güreşe çıkmaya razı edebilir.
Bir diğeri atıldı:
Yozgat'lı pehlivanı da şimdiden bulmak ve onu izmir hudutlarının dışına çıkarmak pek yerinde olur.Böylece meseleyi kökünden halletmek mümkün olur.
Bu işe valinin de aklı yatmıştı.
Evet fena fikir değildi.Siz cazgırı bulun.Yozgat'lı pehlivanın da nerede kaldığını öğrenin.Yalnız aramızda kalsın.Yarın sizden cevap bekliyorum.
Valinin yakın adamları efendilerinin emirlerini yerine getirmek üzere hemen harekete geçtiler.Ertesi sabahda ilk iş olarakda İzmir cazgırını bularak valinin yanına getirdiler.
Vali ile cazgır arasında şöyle bir konuşma geçti.
Ne idi dünkü güreşlerdeki rezalet öyle?
Hangi rezaletten bahsettiğinizi anlamadım paşa hazretleri.
Güreşlerden bahsediyorum tabii.
Güreşler son derece dürüstlük içinde geçmiş bulunmaktadır.
Saray pehlivanlarının idmansız olduklarını hiç düşünmedin mi?Üstelik bunlar bir lütuf olarak padişahımız efendimiz tarafından İzmir'e gönderilmişlerdir.Kendilerini getiren gemi de lodos fırtınasına yakalanmıştır.Bunları hiç düşünmedin mi?
Ama paşam ben ne yapabilirimdim?Kendileri güreşmeyi istediler.
Onların istekleri halkı memnun bırakmaktır.
Halk memnun kalmış ve saray pehlivanlarını bol bol alkışlamıştır.
Ama yenildiler.
Güreş bu.Güreşde yenmek olduğu gibi yenilmekte çok tabiidir.
Buna ne cesaretle meydan verdin?Sana bunu soruyorum.
Ben ne yapabilirdim ki?Buna nasıl engel olabilirdim ki?
Bu işin başımıza neler getireceğini düşünmek gerekirdi.Kafanı biraz işletmen yeterdi.
Kusura bakmayın paşam.Fakat yenişler hem çok açık hem de hiç umulmadık bir biçimde oldu.Ben ne onların gelirken fırtınaya tutulup hırpalandıklarını biliyordum ne de ortaya idmansız olarak çıktıklarını.ama şunu da söylemek isterim ki idmanları yerinde olarak bile ortaya çıkmış olsalardı Yozgat'lı pehlivan onları gene de yenerdi.
Haydi haydi saçmalama.
Kulunuza inanın paşam.Sadece doğru olan şeyi söylüyorum.
Hiç omazsa güreşlerin sonunu ilan etmezdin.
Doğrusu ilk güreşten sonra saray pehlivanının yenilmiş bulunduğunu ben de ilan etmek istemedim.Böylece halkda güreşin de bir oynaş güreşi olduğunu saray pehlivanının mahsustan oynaş oyunu gereği olarak yenilmiş olduğunu sanabilirdi.
Bak şimdi ne güzel konuştun.Neden böyle yapmadın?
Aliço saray pehlivanını yenil ilan etmemi istedi.
O istedi ha?
Evet bunu bana o emretti.Ben duralayınca o söyledi.İnanmazsınız kendisine sorun.Yalan söyleyecek değilim herhalde.
Peki bu Yozgat'lı pehlivanın güreşmesine neden izin verdin?
Anlamadım.Güreş bütün pehlivanlara açık değilmi idi?
Onlar buraya sadece İzmir pehlivanları ile tutmak için gelmişlerdi.Bunun için İzmirli olmayan bir pehlivanın kendilerine meydan okumasına izin vermeyecektin.
Bana bu yolda kimse emir vermiş değildi ki..
Bunun için emir vermeye ne gerek vardı?Sen bizi zor bir durumda bırakmış olduğunu hiç düşünebiliyormusun?
Hem gördünüz ortya ondan başka tek pehlivan çıkmadı.
Sen onu tanıyormu idin?
Hayır paşam ilk defa görüyordum.İzmir'e ilk defa bir kaç gün önce gelmiş.
Haa gelmez olaydı.Peki pehlivanlığını nasıl buldun.
Çok büyük pehlivan.Çok da kuvvetli.Onun Koca Davut pehlivanın boyunduruğunu söktüğünü gördüğüm zaman az kalsın küçük dilimi yutuyordum.Yirmibeş yıl kendim güreş yaptım.Yirmi yıla yakında cazgırlık yapıyorum.Memleketin gezmediğim köşesi tanımadığım namlı pehlivanı kalmadı.Böylesini ne gördüm ne de işittim.
Yani haftaya güreşe çıkacak olsa başka saray pehlivanlarıda onu yenemez mi demek istiyorsun?
Kulunuza kalsa hiç biri yenemez.Tabii Aliço başka..Yense yense bir o yenebilir.
Şimdi gelecek hafta o orada olmayacak.Onun yerine saray pehlivanlarının karşısına mutlaka İzmirli pehlivanlar çıkacaktır.
-19-
Bu emri sana vermiş olduğumu Aliço asla bilmemelidir.
Yozgat'lı pehlivan gitmiş mi İzmirden?
Öyle diyorlar.Çekip gitmiş.Veya çekip gidecekmiş.Kimseyi zorla tutamayız ya.Bu durumda saray pehlivanlarına karşı çıkacak ve güreş tutacak yeni pehlivanlar bulmamız şart.Sen bunların hepsini tanırsın.Dün bazılarını seyircilerin arasında görmüşler.Saray pehlivanlarından korktukları için çıkamamış olacaklar.Söyle onlara mutlaka çıksınlar.Yenilselerde ben onları memnun ederim.Çıkmayacak olurlarsa zaptiyeye emrederim, bir daha onlara İzmir'de güreş yaptırmam.Sözlerimi anladın mı?
Anladım paşam.
Senden yarın kati cevap bekliyorum.Eğer burada hiç olmazsa iki pehlivan bulamayacak olursan başka yerlerden Manisa'dan Akhisar'dan filan pehlivan bulup getireceksin.
Başüstüne..
Sakın Yozgat'lı gibi belalı şeyler olmasınlar.Şöyle sıradan pehlivanlar olsunlar yeter.
Anlıyorum.Zaten Yozgat'lı gibi bir pehlivanı arasam bile bulamam.
Şunu da söylemek isterim ki bu zahmetin karşılıksız kalmayacaktır.Eğer misafirlerimiz buradan memnun ayrılacak olurlarsa ben de seni memnun ederim.
Cazgır
Allah paşama uzun ömürler versin diyerek valinin odasından çıktı.
Ancak onunla yapmış olduğu bu konuşma zihninde bir çok düşünceler yaratmış bulunuyordu.Bunların başında da Hasbekli Mahmut pehlivanın durumu geliyordu.
Yozgat'lı pehlivanın gelecek hafta yapılacağı ilan olunan güreşlerden kaçmasına hiçbir sebep görmüyordu.Vali ise ısrarla onun bu güreşlerde bulunmayacağını söylüyordu.Onun yerine kendisine saray pehlivanları ile tutacak ve onlara zorluk çıkarmadan yenilecek kıratta bir kaç tane sıra pehlivanı siparişi vermişti.
Acaba vali paşa bunu kendi hesabına mı istemişti,yoksa Aliço mu bunu uygun bulmuştu?
Yok yok Aliço asla böyle bir şey istemiş olamazdı.Koca bir padişaha bunca yıl başpehlivanlık yapmış bulunan bir kişi dünyada böyle iş yapmazdı.
Evet.Mesele ortada idi.Yozgat'lı pehlivanın böyle halkın önünde iki saray pehlivanını üst üste yenmiş bulunması İzmir valisini fena ürkütmüş olmalı idi.Bu yüzden başına bir felaket gelmesinden korkuyor ve şimdiden bazı tedbirler tasarlamış bulunuyordu.
Bu tedbirlerin başında Yozgat'lıyı bir daha ortaya çıkarmamak ve saray pehlivanlarının karşısına rahatça yenecekleri ikinci sınıf pehlivanalr sürmek gelmek geliyordu.
Başta Aliço olmak üzere saray pehlivanlarından çekinmekte az çok haklı da sayılabilirdi.Bunlar dolayısıyla padişaha yakın kişilerdi.Onları kızdırmak akıllıca bir iş olmazdı.
Cazgır valinin yanından çıkar çıkmaz içeriye bu sefer zaptiye komutanı girmişti.
Beni emretmişsiniz paşam.
Zaptiye kumandanı valinin zaten yakın adamı idi.Onun içinde kendisi ile açık ve kısa olarak konuştu.
Şu iki saray pehlivanını üst üste yenen Yozgat'lı pehlivan var ya?
Evet paşam.
Önümüzdeki hafta saray pehlivanları ile yeniden güreş tutacakmış.
Öyle imiş.
İşte bunu istemiyorum.Anladın mı?
Güreş iptalmi edilecek?
Hayır.Güreş gene yapılacak.Yalnız o Yozgat'lı pehlivan güreşmeyecek.Başka pehlivanlar ortaya çıkacak.
Nasıl emredersiniz öyle olur.Bunun için ben ne yapabilirim?
Bunu sen temin edeceksin.
Nasıl?
Yozgat'lı pehlivanı bulacak onun güreş günü İzmir de bulunmamasını sağlayacaksın.Tamam mı?
Anlıyorum paşam.Emrinizi ona söylerim.
Sakın ha..Bu emri sana benim vermiş olduğumu ne o ne de bir başkası bilhassa Aliço asla bilmemelidir.Bu iş olduğu gibi aramızda kalacaktır.Bir sen bileceksin bir de ben.
Şimdi anladım.Bunu nasıl yapmam gerektiği hakkında da bana bir fikir verebilirmisiniz?
Bu tamamıyla senin işin.Biliyorsun Aliço ve saray pehlivanları buraya idmansız ve hazırlıksız gelmiş bulunuyorlar.Böyle olduğu halde sırf İzmir halkına bir lütuf olmak üzere güreşmeyi kabul ettiler.Karşılarına çıka çıka bu Yozgat'lı çıktı.İdmansızlıklarından faydalanarak binlerce kişinin önünde onları yenerek bizi çok zor durumda bıraktı.Aynı şeyin gelecek hafta da olmasına hiç bir şekilde razı olamam.Anladın mı şimdi?
Çok iyi anladım paşam.Fakat bunun çok daha kestirme bir yolu da var.
-20-
Mahmut pehlivan güreş günü bir bahaneyle nezarette tutulacaktı.
Nedir?
Kendisini alır buraya getiririm. Bu sefer tutacağı saray pehlivanına yenilmesini emredersiniz olur biter.
Onun bunu kabul edeceğini mi sanıyorsun?
Kabul etmemek haddine mi düşmüş?Ona sadaka kabilinden üç beş kuruşda vaadedecek olursanız güle oynaya kabul eder.
Pek zannetmiyorum.Sen bu Anadolulu pehlivanların ne kadar inatçı olduklarını bilemzsin.İyisimi biz işi sıkı tutalım.
Siz bilirsiniz.Benim için onu İzmir'den uzaklaştırmak işten bile değildir.Ancak haftaya ortaya çıkmayınca Aliço kendisini sormaz aramz mı?
Biz kimseyi zorla güreşe çıkaramayız ki.Gerçeği kim nasıl bilecek?Herkes gibi o da Yozgat'lı pehlivanın savuşupgitmiş bulunduğuna inanır.
Evet emrinizi olduğu gibi yerine getireceğim.
Bu işide uzatma,Yarın akşama kadar hallet.
Başüstüne.
Bir de bu işi yaparken etrafa duyurma.Pehlivana da sert davranma.
O bize zorluk çıkarmazsa biz de elbet onu hırpalamayız.
Zaptiye komutanı valinin yanından ayrılır ayrılmaz dairesine döndü.Ve işbirliğne en çok güvendiği iki sivil adamını yanına çağırarak onlara kısaca durumu anlattı.Hasbekli Mahmut pehlivanı bularak onu Buca karakoluna bir bahane ile götürmelerini ve orada sıkı bir biçimde nezaret altında tutmalarını emretti.Bu işi sessizce yapacaklardı.O sıralarda Buca şehirden uzak bir semtti.Ve nezarethanesi çok sağlamdı.Buraya bir kimse atılsa ve orada bir yıl kalacak olsa bundan hiç kimsenin haberi olmazdı.
Sivil memurlar Yozgat'lı pehlivanı nerede bulacaklarını biliyorlardı.İzmir'e gelen yabancı pehlivanlar soluğu pehlivanlar hanında almıyorlar mı idi?Onlarda doğruca bu hana giderek Yozgat'lı pehlivanın orada olup olmadığını sordular.
Hancı:
Evet kardeşi ile birlikte burada kalıyordu ama şimdi yoklar.cevabını verdi.
Acaba hana ne zaman döneceklerini biliyormusun?
Nereden bileyim?Belki de hiç gelmezler.Giderken hesaplarını kestiler.
Nereye gittiler acaba?
Ne bileyim ben?
Nasıl bilmezsin?Kendilerini arayacaklar için şuraya gidiyoruz diye bırakmaz mı?
Bir şey söylemediler.Bir arabaya atlayarak gittiler.
Araba ile ha?
Öyle.
İki adamın bu habere canları sıkılmış bulunuyordu.Hancıya gelince onların sivil memur olduklarını çoktan tanımıştı.Hana ilk gelişleri değildi.Aynı zamanda onlarda Yozgat'lı pehlivana bir zarar gelmesinden de korkmuştu.Bu sivil zaptiyelerin tekin kişiler olmadığını biliyordu.Onun için de iki pehlivanın bir konak arabası ile gitmiş bulunduklarını söylememişti.
Arkasından:
Neden aradınız Yozgat'lı pehlivanı?diye sordu.
Ama onlarda ağızlarından laf kaçıracak kişiler olmaktan uzaktı.
Hiç kendisi ile biraz konuşacaktık da..
Dünden beri onunla konuşmak için çok kişiler geldi.Belki bu yüzden başka yeri gitmişlerdir.
Ama nereye?
Kısbetlerinide beraberlerine almış olduklarına göre belki de ilk önce çayıra idmana gitmişlerdir.
İki memur aralarında biraz konuştuktan sonra biri hancıya;
Şimdi gidip bakacağız:sonra gene uğrarız.Kendisini aradığımızı ona söyleme.
Öbür müşterilerine de bir sor bakalım.Belki birine nereye gitmiş olduklarını söylemişlerdir.
Başüstüne.
Soluğu güreş yerinde alan memurlar aradıklarını orada da bulamadılar.Buna karşılık orada bazı pehlivanlarla konuşmakta olan cazgıra rastladılar.Ve belki onda bir haber vardır diye kendisine sokuldular.
Cazgırda kendilerini tanıdığı için onları karşılayarak sordu.
Hayrola burada ne işiniz var?Birini mi aradınız.
İyi bildin.Birini arıyoruz ama ortada görünmüyor.
Kimdir aradığınız?
Şu Yozgat'lı Mahmut pehlivanı.
Öyle mi?Ne yapacaksınız onu?
Kendisi ile görüşmemiz gerekiyorda.
Henüz idman için buraya gelmedi.Gelip gelmeyeceğide belli değil.
Bekleyelim mi demek istersin?
Kaldığı hana baksanız daha iyi olur.
Buraya oradan geliyoruz.
Çıkmış demek.
Evet..Bir de kardeşi varmış.Kısbetlerini alarak çıkmışlar.Üstelik hesaplarını da kesmişler.Bir arabaya atlayıp gitmişler.
-21-
Avni paşa Hasbekliyi korumayı bir namus meselesi sayıyordu..
Hancıya nereye gitmiş olduklarını söylememişler mi?
Söylememişler.
O zaman cazgırınaklına bir şey geldi.
Bindikleri araba nasıl bir araba imiş?
Sormadık.Olsa olsa bir kira arabası olabilir.
Yahut da bir konak arabası.
Konak arabası mı?Ne demek istersin?
Dün koca Davut pehlivanı yendikten sonra yanımıza Avni paşa gelmişti.Kendisini tanırsınız değil mi?
Elbette tanırız.Şu emekli paşa..Bizim vali paşamızın arkadaşı..
Tamam.Herkesin yanında onu bugün için konağına aldıracağını söyledi.Bilirsiniz paşa güreşe çok meraklıdır.Onu çok beğenmiş olacak.
Memurlar rahat bir nefes aldılar.
Evet.evet öyle olacak.
Sizi vali paşa mı yoksa kumandanınız mı gönderdi?
Kumandanımız.
Yozgat'lı dün iki saray pehlivanını yenmişti.Belki de vali paşamız ona vaadedilen ödülü vermek için aratıyor.
Bunu bilmiyoruz ama pekala olabilir.Haydi bize müsaade..
Ancak sivil memurlar gittikten sonra cazgırın aklı başına geldi.Ve gelenlere bu bilgileri vermiş bulunduğuna bin kere pişman oldu.Çünkü aklına vali ile yapmış olduğu konuşma gelmişti.Vali ona saray pehlivanlarının haftaya Yozgat'lı ile tutmayacaklarını onlarla güreşmek üzre başka iki İzmirli pehlivan bulmasını emretmiş değil mi idi?
Anladığı kadarı ile Yozgat!lı pehlivanı aratan vali idi.Ona bir miktar para verecek ve haftaya hiçbir şekilde ortada görünmemesini teklif edecekti.
Acaba Yozgat'lı kendisini dinler mi idi?
Doğrusu bundan çok kuşkulu idi.Ortaya çıkmadı mı başta Aliço olduğu halde saray pehlivanları ve güreş meydanını dolduracak olan binlerce kişi onun güreşmekten korkarak kaçmış olduğuna inanmayacaklar mı idi?
Yozgat'lı pehlivan ufak bir para ve tehdit karşılığında bu kadar aşağılanmayı nasıl göze alabilirdi?
O Anadolulu pehlivanları iyi tanırdı.Hiç biride kolay kolay şeref ve haysiyetlerinden böyle bir fedakarlık yapmaya yanaşmazlardı.Onlar için şerefleri herşeyden üstündü.
Bu bakımdan vailinin bu girişiminden istediği sonuç çıkmayacaktı.
Peki işin sonu nereye varacaktı?
İşte bunu bir türlü kestiremiyordu.
Bütün bunları düşündükçe Yozgat'lı pehlivanın bulunacağı yeri memurlara haber vermiş olduğu için gitgide daha büyük bir pişmanlık duyuyordu..Ne diye yapmıştı sanki bu işi?
Yapacağı tek iş vardı şimdi.Onlardan önce Avni paşaya gitmek ve durumu kendisine olduğu gibi anlatmak.
Öyle de yaptı.Oradan hemen uzaklaştı ve güreş meraklısı emekli paşanın konağının yolunu tuttu.
Paşayı konağın geniş bahçesinde buldu.Hasbekli Mahmut pehlivanla kardeşi soyunmuş idman yapıyorlar paşa da bir kenarda idmanlarını zevkle seyrediyordu.
Cazgır paşaya her şeyi olduğu gibi anlattı.Sözlerini de şöyle tamamladı.
ben garip bir adamım.Vali paşanın Yozgat'lı pehlivanı niçin zaptiyelerle arattığını bilemem.Size olan saygım yüzünden bunu size haber vermeyi uygun buldum.Sizden ricam bunu size benim haber vermiş olduğumu kimsenin bilmemesidir.
Avni paşa onun kuşkusunun sebebini çok iyi anlamış bulunuyordu.
Merak etme.Bunu kimse bilmeyecektir.dedi.
O gittikten sonra da Yozgat'lı pehlivanla kahyasını yanına çağırttı.Durumu kısasaca onlara anlattı.O yokken gelen olursa kahya kimseyi içeri almayacak,pehlivanla hiç kimseyi görüştürmeyecek,onlara konağa dönmesini beklemelerini söyleyecekti.Hasbekli Mahmut pehlivana da dışarıya çıkmamasını tembih etti.
Valinin bu davranışını hiç de beğenmemişti.İşin içinde bir oyun tezgahlandığından kuşku duyuyordu.Hele valinin cazgıra başka pehlivanlar bulmasını emretmiş bulunması midesini iyice bulandırmıştı.
Herhangi bir oyuna karşı Yozgat'lıyı korumayı bir namus meselesi sayıyordu.
Önce hemen valiye gitmeyi düşündü.Sonra bundan vazgeçerek beklemeye karar verdi.
İki sivil memur cazgırdan durumu öğrendikten sonra doğruca komutanlığa dönmüşlerdi.Fakat komutanı bulamadılar.Komutan geç vakit makamına gelmişti.
-22-
Bana kalsa Yozgat'lı güreşten kaçacak pehlivan değildir.
Adamlarını kendisini bekler bulunca hemen odasına aldı.
İş tamam mı?
Hayır efendimiz.
Neden?
Kendisini kalmakta olduğu handa bulamadık oradan ayrılmış.
Nereye gitmiş?
Avni paşanın konağına gitmiş.Orada kalıyormuş.
Ne münasebet?
Paşa kendisini davet etmiş.Bu sabahda arabasını göndererek kendisini aldırmış.
Peki oaraya giderek pehlivanı oradan almayı düşünmediniz mi?
Önce durumu size bildirmeyi daha uygun bulduk.
Ne gerek vardı buna?
Belli olmaz belki gelmek istemezdi.Zor kullanmakta bilmem doğru mu idi.Siz bu iş sessizce olacak demiştiniz.
Doğru..
Sonra Avni paşayı bilirsiniz.Sert bir paşadır.İşe karışabilir.
Komutan biraz düşündü.
Sonra:
Siz şimdi akşam olmadan hemen gidin ve onu almaya bakın.Ben burada bekliyorum.Bir zorluk çıkarırsa haber verin.
Başüstüne..
İki sivil memur gittiler ve bir saat sonra elleri boş döndüler.
Hayır.Pehlivanla görüştürmemişti paşanın kahyası onları.. Sonra paşa görünmüş Yozgat'lıyı neden istediklerini sormuştu.Onlarda kendisini komutanlığa götüreceklerini söyleyince paşa ertesi günü gelip valiyi göreceğini söyleyerek onları kovmuştu.
Bu cevap zaptiye komutanını kızdırmıştı.Ama ne yapabilirdi.Durumu valiye bildirmekten başka çaresi yoktu.
Adamlarını savdı.
İzmir valisi o akşamda Aliço ve saray pehlivanlarının şerefine konağında bir ziyafet veriyordu.Çok da neşeli görünüyordu.Aliço'yu yanıbaşına oturtmuş bulunuyordu.
Doğrusu aşçısı da bütün ustalığını göstermiş misafirlere dört başı mamur mükellef bir sofra hazırlamıştı.
Bir taraftan yemeklerini yerken Aliço'ya sordu:
Bugün szilerle meşgul olamadım.Ne yaptınız?
Aliço:
Bol bol idman yaptık paşam cevabını verdi.Başkaca ne işimiz var ki?
Bakalım bu hafta karşınıza hangi pehlivanlar çıkacak.
Aliço şaşırır gibi oldu.
Ne demek istediğinizi anlamadım paşam.Yozgat'lı pehlivan çıkmayacak mı karşımıza?
İzmir valisinin maksadı Aliço'yu buna alıştırmaktı.
Şöyle devam etti.
Orasını bilemem ama doğrusu bunda biraz kuşkum var.Biri onu bugün araba ile Aydın yolunda gördüğünü söyledi.Ama gördüğü gerçekten o mu idi,yoksa benzetti mi bilemiyorum.
Herhalde benzetmiş olacak..Bana kalsa bu Yozgat'lı pehlivan öyle güreşten kaçacak bir pehlivan değildir.
Öyle kati konuşma Aliço pehlivan.İnsanlar hiçde göründükleri gibi olmuyorlar.Ben böyle nicelerini gördüm.Söz verir,hatta yemin ederler.Sonra da onları bir daha ortalarda gören olmaz.
Ama neden kaçsın?Yozgat'lı çok iyi bir pehlivandır.
Ben ise buna inanırım.Nasılsa sizin pehlivanları idmansız yakalamıştı.Ama haftaya onları böyle bulamayacağını biliyordu.
Karşısına hangi pehlivan çıkacak olsa kendisini üstelik perişan ederek yeneceğini çok iyi biliyor.Böyle bir akıbete uğramamak için savuşup gitmeyi pekala düşünebilir.Ve ömrünün sonuna kadar da ben saray pehlivanlarını şöyle yendim böyle yendimdiye övünebilir.
Aliço kaşlarını çattı:
Yok biz hiç kimseyi böyle konuşturmayız.
Hakkınız var.Ama insanoğlu bu..
Yok ben gene de onu güreşten kaçacağına inanmam.
İnşallah öyledir.Onun karşınızda yenildiğini görmek kadar hiç bir şey beni sevindiremez.Dediğim gibi Aydın yolunda görünenin o olduğuda kati değil..Mesele ancak güreş günü belli olacaktır.
Vali bu konuyu burada kesti.Başka şeylerden bahsetmeye başladı.
Aradan bir yarım saat kadar daha vakit geçtikten sonra zaptiye kamutanının gelerek kendisine işaret ettiğini gören vali bir bahane iel yerinden kalkarak yandaki odaya geçti.Ve perişan gelen komutanına:
Ne var?diye sordu.
Zaptiye komutanı durumu anlattı.
Yozgat'lı pehlivanı Avni paşa arabasını göndererek konağına aldırmış.
-23-
Vali zaptiye komutanına yeni bir görev vermişti.
Onu kimseyle görüştürmüyor.Konağına gönderdiğim adamlarımı da kovmuş.Yarın makamınıza gelerek bunun sebebini soracakmış.Vakit geçirmeden durumu efendimize bildirmeyi faydalı gördüm.
Bu haber valinin hiç de hoşuna gitmemişti.Avni paşayı yakından tanıyordu.Bu emekli güreş meraklısı paşa padişahın çok sevdiği yakını bir paşa idi.Ayrıca inatçılığı ve sertliği ile de meşhurdu.Koca İzmirde diş geçiremeyeceği tek kişi varsa o da kendisi idi.
Şimdi bu beklenmedik durum tasarladığı işi son derece zorlaştırmış hatta imkansız hale sokmuş bulunuyordu.
Zaptiye komutanına konağı basmalarını ve pehlivanı alıp zorla götürmelerini emredemezdi ya..
İster istemez komutanı savdı ve ziyafet salonuna döndü.Canı pek fena sıkılmış bulunuyordu.Tek çare avni paşa ile açık açık konuşmak ve onu gönül rızası ile bu işe razı etmeye çalışmak görünüyordu.İşin başkaca çıkar yolu görünmüyordu.
Kendi kendine:
Sabah ola hayrola..diye düşündü..
Ve ertesi sabahda her sabah da her sabah gibi oldu.Vali erkenden makamına gelerek Avni paşayı beklemeye koyuldu.
Paşa öğleye doğru geldiği vakit onu gösterişli bir biçimde karşılayarak baş koltuğa oturttu.Hemen hal ve hatır sorarken kahvesini ısmarladı.
Paşanın suratı asıktı.Bunu da tabii karşılamak gerekiyordu.
Biraz havadan sudan bahsettikten sonra yaşlı paşa hemen konuya geldi.
Senin zaptiye kumandanın ne istiyor benim misafir ettiğim Yozgat'lı pehlivandan?
Size mi geldi?
İki adamını göndermiş.
Münasebetsizlik etmiş.Ben ona pehlivanı bulup bana göndermesini söylemiştim.Biliyorsunuz.Güreşler için vilayetçe ödüller koymuş bulunuyorduk.Güreşten sonra kargaşalık yüzünden bunu kendisine veremedik.Hem ona bu parayı vermek hemde kazandığı galibiyetlerden dolayı kendisini tebrik etmek istemiştim.
Öyle mi?Bunu iyi düşünmüşsün.Bu Yozgat'lı çok iyi pehlivan.Tarafınızdan böyle takdir edilmeye layıktır.Son derece kuvvetli ve nefesli bir pehlivan.
Tabii siz daha iyi anlarsınız.
Bir mesele daha var.Bizim kahya duymuş.Bu hafta yapılacak güreşlerde saray pehlivanlarına karşı güreş tutacak pehlivanlar aranıyormuş.Haberin var mı bundan?
Var.Doğrudur.Dün şu cazgırı bularak ona bu emri veren benim.Bilmem ki nasıl söyleyeyim burası İzmir.Şu anda bir çok İzmirli pehlivan da şehrimizde bulunuyor.Onları tanıyanlar kendilerini güreş sırasında halk arasında oturur görmüşler.Saray pehlivanları ise burada bir lütuf olarak halk önünde güreşmeyi kabul ederlerken karşılarında bir kaç tane olsun İzmirli pehlivan görmeyi de ummuşlardı.Fakat ortaya bir tek İzmirli pehlivan bile çıkmadı.Bu bizim için de ayıp bir şeydi.Bu sefer de aynı şey olmasını istemedim anlayacağınız.
Doğrusu bunu yerinde düşünmüşsünüz.Eh bana müsaade ben gideyim artık..
Avni paşa bunu söylerken ayağa kalkmış bulunuyordu.Vali de hemen kalktı.Ve onu kapıya kadar geçirdi.
Valinin sözleri Avni paşayı tatmin etmiş bulunuyordu.içinden başka şeyler geçirmiş olduğu için adeta kendi kendinden utanmıştı.
Giderken de valiye son olarak:
Yozgat'lı Mahmut pehlivanı size gönderirim dedi.
Konağına dönünce de ilk işi Hasbekli Mahmut pehlivanı yanına çağırtarak ona vali ile yapmış olduğu konuşmayı anlatmak oldu,sözlerini de şöyle tamamladı.
Yarın bir ara vilayete uğrayarak valiyi gör,ödüllerini al..
Parayı biraz fazlaca sevmekte olduğunu bildiğimiz ,Mahmut pehlivan elbette bu fırsatı kaçırmak istemeyecekti.
Öbür taraftan Avni paşa vilayet konağından çıkar çıkmaz vali zaptiye komutanını hemen yanına çağırarak onunla uzunca bir konuşma yapmış ve kendisine yeni bir görev vermiş bulunuyordu.
-24-
Zaptiyeler pehlivanı güreşler bitene kadar bırakmayacaklardı.
Bir taraftan saray pehlivanları muntazam bir biçimde idmanlarını sürdürür,güreş gününün gelmesini beklerken bir taraftanda Hasbekli Mahmut pehlivan kareeşi Mustafa ile konağın bahçesinde hergün idmanına devam ediyordu.
Bu yüzden de valinin yanına giderek ödülünü alacak vakit bulamıyordu.Hem de acelesi vardı.Ödül nasıl olsa emin elde idi.Ne zaman olsa gidip alabilirdi.Acele etmesine gerek yoktu.
Aliço yeğeni hançoğlu Halil pehlivana günde iki defa idman veriyordu.Bunu yapaken Hançoğlu ile beraber kendiside tam olarak idmana giriyordu.Aynı zamanda yeğeninin durumundan pek memnundu.Onun Yozgat'lı pehlivanı perişan ederek yeneceğinden zerre kadar kuşku duymuyor,bunu öbür pehlivanlara da açık açık söylemekten çekinmiyordu.
Hasbeklinin yenmiş bulunduğu ilk saray pehlivanı da buna inanmıştı ama Koca Davut pehlivan hala diretiyordu.
Bu Yozgat'lı pehlivanı senden başka hiç bir pehlivan yenemez diyor da başka bir şey söylemiyordu.Güreşe bir gün kalana kadar iki taraf da çalışmalarını bu biçimde sürdürdü durdu.
Hasbekli Mahmut pehlivan ertesi gün güreş olacağından o gün idman yapmamaya karar vermişti.Dinlenecekti.Bundan faydalanarak vilayete giderek valiyi görmeye ve vaadedilen ödülünü almaya karar vermiş bulunuyordu.
Bu kararla alacağı ödülü düşünürken konaktan çıkıp valiliğin yolunu tuttu.Konaktan rahatça ayrılmış valilik binasının yanına kadar gelmişti.Kapıda iki resmi kılıklı zaptiye neferinden başka iki sivil memurda bulunuyordu.Bunlar Hasbekliyi görür görmez hemen sevinçle yanına sokuldular.
Hoşgeldin pehlivan..
Hoş bulduk..
Bir isteğin mi var?
Vali paşa beni görmek istemiş.Bende ziyaretine geldim.
Biz buranın memurlarıyız.Ama vali paşa burada değil.Az önce çıktı.
Öyle mi*Bekleyelim şu halde..Acaba çabuk döner mi?
Pek sanmıyoruz.Paşa karakolları teftişe çıktı.Ne zaman döneceği belli olmaz.
O halde gideyim..
Dur bakalım.Önce Buca karakoluna gidecekti.Biz de araba ile arkasından gidecektik.İstersen sende bizimle beraber gel..Yolda paşaya belki yetişiriz.Yetişemezsek de kendisini mutlaka orada buluruz.Seni görünce memnun olacaktır.
Buca karakolu denilen yer nerede?
Yakındır.Bir dakika bekle ben arabayı getireyim.Şöyle bir gezinti de yapmış oluruz.
Zahmet olacak size..
Neden zahmet olsun?Senin gibi bir pehlivanla yolculuk yapmak bizim için bir şereftir.
Sivillerden biri hemen kaybolmuştu.Acele ile durumu zaptiye komutanına bildirmiş arkasından bir araba getirmiş.Üçü birden arabaya bindikleri gibi Buca karakolunun yolunu tutmuşlardı.
Oraya vardıkları zaman tabii valiyi bulamadılar.Sivil memurlar onun bir yere uğramış olabileceğini söylemişler ve beklemek gerekeceğini ileri sürmüşlerdi.
Beş kişi olan karakoldaki zaptiyelerin durumdan haberlei vardı.Pehlivanı ne olursa olsun ertesi günü akşamına kadar yani güreşler sona erinceye kadar bırakmayacaklardı.
Önceleri ona itibar getirip çay ikram ettiler.Kendisini lafa tuttular.Bu arada iki sivil memurlar aynı araba ile karakoldan uzaklaşmayı unutmamışlardı.Aradan bir saatten fazla vakit geçmiş vali hala görünmüyordu.
Bu durum karşısında Hasbekli Mahmut pehlivan sıkılmaya başlamıştı:
Paşa çok geçikti..Ben gideyim gayri..
Bir ara kalkmaya davrandı.
Oradakiler hemen itiraz ettiler.
Böyle şey olur mu?Vali paşa gelince sonra ona ne deriz?Bizi perişan eder.Hem öğle oldu.Yemek hazırladık.Biz öğle yemeği yiyinceğe kadar mutlaka gelir.
Yemek faslı da iki saat kadar sürdü.Ve tabii vali gene görünmedi.Vakit de ikindiye iyice yaklaşmış bulunuyordu.
O zaman Hasbekli Mahmut pehlivan daha fazla beklemeden gitmeyi iyice kararlaştırdı.
Bu kararla ayağa kalktı.
-25-
Tuzağa düşürülmüş olduğundan zerre kadar şüphesi kalmamıştı.
Anlaşışan paşanın geleceği yok..Bana bir kira arabası bulun da gideyim.Bütün günü boşuna harcadım.
Sen bilirsin pehlivan.Sen şu odaya geç de biraz istirahat et.Burada sık olarak araba geçmez.Bir tanesi geçince hemen çeviririz.
Çok bekletmeyin beni..
En çok bir çeyrek saat..
Fazla geçikmesin..
Merak etme..
Hasbekli Mahmut pehlivan kuzu kuzu kendisine gösterilen arka taraftaki odaya girdi.
Odanın kapısı üzerine kapandığı vakit bu ufak odanın garip bir yer olduğunu farketti.İçinde sadece bir sandelye bulunuyordu.Pencere olarakda tavana yakın çok dar mazgal gibi bir delik vardı.Üstelik burası da demir çubuklarla örülü bulunuyordu.Zaten demirler olmasa bile kimsenin sığmasına imkan yoktu.
Ne ise bu garip arka odada fazla kalacak değildi nasıl olsa.En fazla bir çeyrek saat içinde bir araba bulacaklarını söylemişlerdi.
İskemleye oyurarak beklemeye başladı.Dakikalar durmadan geçiyor kapı bir türlü açılmıyordu.Akşam iyice yaklaşmış olmalı idi ki zaten dışarıdan zorlukla ışık almakta olan oda iyice kararmaya başlamıştı.
Yok bu kadar da olmaz dı hani..Her şeyin bir haddi vardı.Madem ki araba bulamıyorlar dı yaya giderdi.Yerinden kalktı:Kapıya yaklaştı.Dışarı çıkmak üzere tokmağı çevirdi.
Kapı açılmadı.Bir daha zorladı gene açılmadı.O zaman bir kuşkuya kapıldı.Bir oyuna mı düşmüştü yoksa?
Aklından bunu geçirirken kapıyı hızlı hızlı yumrukladı.Aynı zamanda yüksek sesle:
Kimse yokmu orada?
Açın kapıyı.diye seslendi.
Neden sonra tanımadığı bir ses ona cevap verdi:
Kapının anahtarı yok.Nasıl açayım?
Allah allah kim kilitlemiş?
herhalde araba bulmaya gitmiş olan arkadaş olacak.
Neden kilitlemiş?
Anlayamadım bende..Ama merak etme şimdi mutlaka gelir.Belki anahtarı cebinde unutmuştur.
Siz benimle alay mı edersiniz be?
Estağfurullah.Şimdi bakayım ona.Sen hele biraz daha bekle..
Mahmut pehlivan lahavle çekerken bir taraftanda küçük odanın kapısını el yordamı ile muayene ediyordu.Kapını gayette sağlam olduğunu anlayınca buna canı daha da sıkıldı.Ve sövüp saymaya başladı.Artık bir tuzağa düşürülmüş olduğundan zerre kadar kuşkusu kalmamıştı.
En çok da aptalca bu tuzağa düşmüş olduğu için kendisine kızıyordu.Şimdi artık ortalık iyice kararmış bulunuyordu.Ve ne gelen ne de giden vardı.Hasbekli Mahmut pehlivan yeniden kapıyı şiddetle yumruklamaya ve tekmelemeye koyulmuştu.
Bu sefer başka bir ses kendisine cevap verdi.
Ne var ne oluyor pehlivan?
Bir de soruyor be..Aç şu kapıyı diyorum.
Anahtar ben de değil ki..
Anahtarı götüren gelmedi mi?
Sana araba bulmaya gitti dedik ya..
Peki bu allah'ın belası kapıyı neden kilitlemiş?
Orasını bilmem.Belki de el alışkanlığı..
Hele bir dışarı çıkayım size el alışkanlığı nasıl olurmuş gösteririm.
Bizim bu işte ne suçumuz var*
Beni buraya getirenler dahil hepiniz suç ortaklarınısınız.elbet bunu yanınıza bırakacak değilim.Size son olarak yarım saat izin veriyorum.Kapıyı açıp da serbest bırakmayacak olursanız o zaman ne yapacağımı görürsünüz..
Biraz daha sabırlı ol pehlivan.
Hasbekli Mahmut pehlivan onlara bir mühlet vermiş ve yarım saatte serbest bırakılmadığı takdirde ne yapacağını bildiğini söylemişti ama gerçekte bunu kendisi de bilmiyordu.
Karanlık oda da el yordamı ile bularak oturmuş bulunduğu sandelyede hırsından şiddetle solur dururken de hep bunu düşünüyordu.
Ne yapmalı idi?
Daha doğrusu bu zindan gibi yerden kurtulabilmek için ne yapabilirdi?
Tek çıkış yeri odanın kapısı idi.Bu da son derece sağlam görünüyordu.Anlayabildiği kadarı ile kapı kalas kalınlığında tahtalardan yapılma idi.Bu oda da yakalanan suçluların geçici bir bir zaman için muhafaza edilmesi için yapılmış olmalı idi?
-26-
Mahmut pehlivan konağın önüne geldiğinde sabah ezanı okunuyordu.
Gerek kapının sağlamlığı gerek demirli tavana yakın dar penceresi bu gerçeği olduğu gibi gösteriyordu.Pencereden çıkabilmeyi bir yana bırakmak gerektiğine göre geriye sadece kapı kalıyordu.Çıkabilirse ancak buradan çıkabilirdi.
Bu karar vardıktan sonra vermiş olduğu son mühletin tamamlanmasını beklemeye başladı.Böylece bir saat kadar bekledikten sonra ayağa kalktı.Oturduğu iskemleyi bir kenara çektikten sonra bir besmele çekti.Sonra da kapıya yüklenmeye başladı.
Hamlelerini hız alıp alıp yapıyor ve gitgide daha da şiddetlendiriyordu.Böylece hiç durmadan belki bir saat kadar uğraştıktan sonra kapının rezelerinden oynamaya başladığını ve yerlere harçların dökülmekte olduğunu hissederek sevindi.
Durum orta da idi.Kapı bu darbelere daha uzun süre dayanamayacaktı.Ama kendiside kan ter içinde kalmıştı.Bir on dakika kadar nefeslendikten sonra yeniden şiddetle yüklenmeye koyuldu.Kapı şimdi iyice esniyor hatta kenarlarından içeriye ışık da sızmaya başlamış bulunuyordu.
Bunu görmek Yozgat'lı pehlivanın umudunu daha da arttırdı.Sonra da olanlar oldu.Hasbekli son olarak çok kuvvetli bir omuz vurduğu gibi menteşeleri kopan kapı büyük bir gürültü ile karakolun iç tarafına doğru devrildi.Ve hasbekli Mahmut pehlivan topun ağzından fırlayan bir gülle gibi dışarıya fırladı.
İlk iş olarak etrafına bakınıp kendisine bir çirkin oyunu oynayanları aradı.bre neredesiniz bre namertler?diye gürledi.
Bunlardan kimi yakalayacak olsa o anda kendisini belki de parçalayacaktı.Fakat kimseyi görmedi.
Pehlivanı hapsetmiş olan zaptiyeler onun kapatılmış bulunduğu nezarethanenin kırılmaz olduğuna inandıkları kapısının parçalanmakta olduğunu anlar anlamaz hemen karakoldan uzaklaşarak karanlık birer köşeye sinmişlerdi.
Pehlivanın göstermiş olduğu bu olağanüstü kuvvet hepsini dehşet içinde bırakmış bulunuyordu.Bu kuvveti bir insan değil ancak bir dev gösterebilirdi.
Mahmut pehlivan bir süre daha karakolun önünde durarak hem nefeslendi hem de yüksek sesle sövüp saydı.Sonra da karanlık yollardan İzmir'e doğru yürümeye başladı.
Gündüzün araba ile gelirken yollara dikkat ettiğinden şaşırması söz konusu değildi.Zaten şehrin ışıklarıda kendisine rehber oluyordu.
Acaba saat kaç olmuştu?
Bunu kestirmesine imkan yoktu.Fakat herhalde vakit gece yarısını bulmuş olmalı idi.Konağa varmak içinde epeyce taban tepmesi gerekecekti.O bunu değilde bu yorgun ve sinirli haliyle ertesi günü yapacağı zorlu güreşi düşünüyordu.
Sanki hangi şeytana uymuştuda üç beş kuruş tutacak ödülü almak üzere valinin yanına gitmeye kalkışmış ve sonunda böyle bir tuzağa düşmüş bulunuyordu? Saflığından faydalanarak kendisine bu oyunu oynayan kim di acaba?
Valilik konağının önünde yolunu keserek onu Buca karakoluna götüren bu adamlar kimlerdi?Kimden emir alarak ona bu oyunu oynamışlardı?
Validen mi?
Yok canım.İzmir valisi kocaman bir paşa idi.Hem koca bir paşa böylesine çirkin bir oyuna irişir mi idi?Adam kendisini sadece ödüllendirmek istemişti o kadar.
Ne kadar düşünüyorsa o bir türlü işin içinden çıkamıyordu.Sonunda düşünmekle bu işin sırrını çözemeyeceğini anladı ve boş yere kafa yormaktan vazgeçti.
Hasbekli Mahmut pehlivan Avni paşanın konağının önüne geldiği vakit müezzinler sabah ezanını okumaya başlamışlardı.Demek vakit bu kadar ilerlemiş diye düşünürken konağın kapısından elinde bir şamdanla kardeşinin fırladığını gördü.
Nerelerde kaldın be ağa?
Başıma gelenleri sorma Mustafa?Kötü bir tuzağa düşürdüler beni.Ancak ellerinden kurtulup gelebildim.
Paşa da çok merak etti seni..
Bana çabul yiyecek bir şeyler bul..Karnımı doyururken anlatırım.Sonra hemen yatacağım.
Yemeğin hazır seni bekliyor.
-27-
Ağana bu işleri yapanlardan elbette hesap soracağım..
Beraberce odalarına çıktılar.Hasbekli Mahmut pehlivan bir taraftan karnını doyururken bir taraftanda başından geçen acıklı olayı kısaca kardeşine anlattı.Sonra da öğle vakti kendisini uyandırmasını tembih ederek hemen yatağına girdi.
Avni paşa uyanır uyanmaz ilk iş olarak Mahmut pehlivanın konağa dönüp dönmediğini öğrenmek istemişti.
Çaparoğlan Mustaf pehlivanla birlikte hemen hemen sabaha kadar beklemiş olan kahyasından pek geç döndüğünü anlayınca rahatladı.Ama onun bu kadar gecikmiş olması hoşuna da gitmemişti.
Bugün çok çetin bir güreşi olacak.Bunu hiç düşünmedi mi?diye söylendi.Kardeşi kalkınca yanıma gelsin.
Başüstüne..
Mustafa pehlivanı bir türlü uyku tutmamıştı.Büyük ağasından öğrendiklerini paşaya bir an önce anlatmak için büyük bir sabırsızlık duyuyordu.
Paşanın kendisini beklemekte olduğunu öğrenir öğrenmez hemen yanına çıktı.
Avni paşa onu görünce Hasbekli den yakınmaya başladı:
Senin ağanın yaptığı nedir?Sabah ezanı okunurken konağa dönmüş.Bugün kendisini çetin bir güreşin beklediğini bilmiyor mu?
Ah paşam aha.Başına gelenleri bir bilseniz..
Ne olmuş ki?
Mustafa pehlivan bunun üzerine ağabeyinin kendisine anlatmış bulunduğu Buca macerasını ona oynana oyunu hile ile hapsedildiğni odanın kapısını nasıl parçalayarak karakoldan çıkabildiğini ve yaya olarak buraya kadar gelebildiğini olduğu gibi anlattı.
Paşa kendisini dinlerken başını sallıyor ve duyduğu kızgınlığı kısa cümlelerle belirtmekten çekinmiyordu.
Sonunda:
Ben ağana bu işleri yapanlardan elbette hesap soracağım dedi.Şimdi uyuyor öylemi?
Evet paşam ölü gibi uyuyor.Çok fazla yorgun görünüyordu.Kapıyı kırabilmek için kendisini çok zorlamış.
Acaba güreş vaktine kadar toparlanabilecek mi dersin?
İnşallah..
Uyuyabildiği kadar uyusun.
Beni öğle vakti uyandırın demişti.
Sen de hiç uyumamış olamlısın.Sen de git bir kaç saat olsun uyumaya gayret et.
Başüstüne paşam..
O giderken Avni paşa kahyasını çağırdı.Ve arabasının hemen hazırlanmasını emretti.
Yarım saat sonra araba konaktan ayrılmış bulunuyordu.O bütün bu işi planlamış olan kişinin validen başkası olamayacağını çoktan anlamış bulunuyordu.Vali bu Yozgat'lı pehlivanın o gün de karşısına çıkacak olan saray pehlivanlarını yenmesinden korkmuş olmalı idi.Buna saray pehlivanlarının ve bilhassa Aliço'nun kızacağından korkuyordu.Bu pehlivanı karşılarına çıkaranın vali olduğunu sanabilirlerdi.
Bunun sonuda vali için iyi olmayabilirdi.Vali paşa sadece kendi nefsini düşünüyor,bunun için her çeşit insanlık dışı davranışı göze almaktan çekinmiyordu.
Ayıptı,günahtı bu davranış.Mertlikle hiçbir şekilde bağdaşmazdı.Bu işte kendisini de suçlu buluyordu.Mahmut pehlivana ödülünü alması için valiye yollayan kendisi değilmi idi.Bunu ona söyleyen vali olmuş o da pehlivana kurulan tuzaktan habersiz onu vilayete göndermek saflığında nasılsa bir defa bulunmuştu.
Ama bir defa asla böyle bir oyuna gelmeyecekti.Ve şimdi bu çirkin oyunu tezgahlayan valiye elbette söyleyecek acı sözleri olacaktı.
Vilayet konağının önünde hışımla arabasından inerek taş merdivenlerden yukarıya çıktı.Valini kapısı önündeki nöbetçilere içeride kimse olup olmadığını sorunca saray başpehlivanı Aliço'nun bulunduğunu öğrendi.
Nöbetçiler valiye haber vermek istediler ama olmadı.
Gereği yok.diyerek hemen odaya daldı.
Kendisini tanıyanlar ve vali ile yakınlığını biliyorlardı.
Koca paşaya engel olacak değillerdi ya..
Vali ve Aliço kendisini güleryüzle karşıladılar..
Hoşgeldin paşa..
Avni paşa önce valinin yüzüne dikkatle baktı.İzmir valisi çok neşeli ve rahat görünüyordu.Gülümseyerek ona oturacak yer gösterdi.
Bunun manası açıktı.
-28-
Vali paşa güreş yerinde tam bir süprizle karşılaşacaktı..
Demek oluyor ki henüz Yozgat'lı pehlivanın düşürülmüş olduğu tuzaktan kurtulmuş olduğundan haberi yoktu.
Buna memnun oldu.
Kendisi ile biraz eğlenebilecekti.
Karşılıklı hatır sormalardan sonra Avni paşa Aliço'ya döndü:
Nasıl bugünkü güreşler için hazırlanmak fırsatı buldunuzmu?
Bulduk be paşam.Ben Hançoğlu Halil pehlivanı kendim hazırladım.
Çok iyi yapmışsın.
Tehey onu idmanı iyi sokayım derken ben de güzelce idmana girdim be..
Ah seninle güreş tutmak cesaretinde bulunacak seni biraz olsun oylayacak bir pehlivan olsada seni de şöyle güreşirken bir görebilsem dünyada başkaca hiçbir şey istemezdim.
A be şu Yozgat'lı pehlivanı beğenmezmisin?
O senin parmağın kadar olamaz..
Öyle deme be paşa..Ben onun pehlivanlığını yakından gördüm.Çok çetin bir pehlivandır..
Saray pehlivanlarını idmansız yakaladı.Yoksa..
Hakkını yemeyin onun.Bakın burada bizbizeyiz.Ben bu gün Hançoğlunun da onu kolay kolay yenebileceğine inanamam. Yozgat'dan çok kuvvetli pehlivanlar türediğini duyardım.Eskiden efendimizin başpehlivanlığını yapan Kel Hasan pehlivanda oralı idi.(Hasbekli Kel Hasan olarak da bilinir.webmaster notu.) İhtiyarlayıncaya kadar da kendisini yenebilen pehlivan çıkmamıştır.Bu pehlivanda o topraktan...
Sonra birden bire konuyu değiştirdi.
Demin vali paşa onu bugün galiba görmeyeceğimizi söyledi.Senin konağında kalmakta olduğuna göre bunun doğru olup olmadığını ancak sen bilirsin.Paşa onu geçen gün Aydın yolunda görmüş olduklarını anlattı.
Benim bildiğim onun dün sabaha kadar konakta olduğudur.
İşte buna gerçekten sevindim.Demek onun savuşup gitmiş olduğu haberi doğru değil.Hani bugünkü güreşlerde karşımıza çıkmayacak olsa pek üzülecektim.İzmir'den yenik olarak ayrılmış olmak çok ağırıma gidecekti.
Yalnız dün akşam konağa dönmedi.
Dönmedi mi? Neden acaba?
Avni paşa bir ara valiye baktı.Onun hayatından pek memnun göründüğünü farkedince devam etti.
Vali paşa onu görmek ve geçen hafta haketmiş olduğu ödülüvermek istediğni bana söylemişti.Ben de bunu kendisine bildirince dün sabah konaktan ayrıldı.Gidiş o gidiş..
Ne olabilir ki?
Bu sefer vali atıldı.
İki ihtimal var.Belki bazı tanıdıklarına rastlamış onları kıramayarak geceyi bunların yanında geçirmiştir.Delikanlı adam.Bunda şaşılacak bir tafar yok..İkinci ihtimalde bugünkü güreşten çekindiği için bir yere gizlenmiş olmasıdır.
Gene Aliço karşılık verdi:
Yok hayır..Olmaz böyle şey.Yozgat'lı kim olursa olsun onunla tutmaktan kaçacak bir pehlivan değildir.Güreş vakti onu herhalde karşımızda bulacağız..
İnşallah..Bunu siz istediğinize göre ben de temenni ederim.Size de bir haberim var.Geçen hafta sizlere karşı hiç bir İzmirli pehlivan çıkmak cesaretini gösterememişti.Bugün ise iki İzmirli başpehlivan çıkacak.Böylece Yozgat'lı pehlivan gelmese bile sizleri eğlendirecek iki pehlivan bulunacak.
Her şeyi düşünmüşsünüz be paşa..
Vazifemiz değil mi?İzmir halkını aslarınızı bir defa daha seyretmek ve bir defa daha alkışlamak saadetinden nasıl mahrum bırakabilirdim.
Avni paşa bir iki defa daha söze karışmak ve gerçeği valinin yüzüne vurmak istedi ama sonunda bundan vazgeçti.Onun güreş yerinde tam bir süprizle karşılaşması çok daha zevkli olacaktı. O zaman suratının alacağı şekli seyretmek ona çok keyif verecekti.
Güreşlerin tam ikindi üstü başlayacağını öğrendikten sonra kalkarak izin istedi.Ve valini alaylı bakışları arasında valilik konağından ayrılarak kendi konağına döndü.
Yozgat'lı hala uyuyordu ve öğleye de ancak yarım saat vardı.Paşanın konağa döndüğünü haber alan Mustafa pehlivan onun yanına çıkarak ağabeysini uyandırma zamanı gelip gelmediğini sordu:
Paşa.
Daha rahat rahat iki saat uyuyabilir,dedi.
-29-
İzmirin olağanüstü bir gün yaşayacağı sabahtan belliydi.
Güreşler tam ikindi zamanı başlayacak.Ne kadar çok uyursa o kadar iyi toparlanır.Bana kendisini öğle vakti uyandırmamı tembih etmişti.Belki bir şerler yemek isteyecektir.Gece pek az yemek yedi..
Öyle ise dediği gibi yap.Öğle namazından sonra uyandır..
Mustafa pehlivanda öyle yaptı.Öğle ezanından sonra ağasının odasına girdiği zaman onu uyanmış buldu.
Vakit tamam mı Mustafa?
Tamam ağa..Uykunu alabildin mi bari?
Aldım.Yalnız kurt gibi açım..
Yemeğin hazır hemen getireyim..
Ağır şeyler olmasın.Güreşler ne zaman başlayacak acaba?
Paşa şimdi geldi ve haber verdi.Tam ikindi vakti başlayacakmış.
İyi.. Bol bol vaktimiz var demek..
Bir şeyler yedikten sonra da istersen iki saat kadar uyuyabileceğini söyledi.
Yok istemem.Şu anda bir an önce güreşe başlamaktan başka bir düşüncem yoktur.
Sen bilirsin ağa?
Acaba pa vali ile konuşmuş mu?
Bana bir şeyler söylemedi.Elbet sana anlatır.
Bir saat sonra ise kalkıp yıkanan ve karnını doyuran Hasbekli Mahmut pehlivan Avni paşa ile konuşmuş ve onun vali ve Aliço ile yaptığı görüşmeyi olduğu gibi öğrenmişti.Artık başına gelenlerin İzmir valisi tarafından tezgahlanmış olduğundan onun da zerre kadar kuşkusu kalmamıştı.
Sonra bir plan yaptılar.Hasbekli güreşlere bir saat kala konakta kardeşi ile perdahını tamamlayacak ve kısbetini çıkarmadan tam ikindi vakti konak arabası ile güreş yerinde bulunacaktı.
Paşa ise oraya daha önce gidecekti.
İzmirin o gün olağanüstü bir gün yaşayacağı daha sabahtan belli olmuştu.Büyük bir kalabalıkerkenden güreş yerinin yolunu tutmuştu.
Vakit öğleyi bulduğu zaman ise koca meydan binlerce kişi tarafından doldurulmuş bulunuyordu.Kalabalık bir hafta öncekinden de fazla idi.
Öyle ya saray pehlivanlarının güreşlerini ve bunlara kafa tutarak ikisini yenmeyi başaran Yozgat'lı pehlivanın güreşini son defa seyredeceklerdi.
Yalnız Yozgat'lı pehlivanın bir haftadır idmanlarda ve dışarılarda görünmemesi bazı kişilerde tereddütler uyandırmış bulunuyordu.
Nerelerde idi pehlivan?
Onu Avni paşanın himayesine alarak konağında misafir etmekte olduğunu bilenlerin sayıları pek azdı.Sonra ikisinin saray pehlivanlarını yendikten sonra savuşup gitmiş olduğu yolundaki rivayetlere inananların sayılarıda az değildi..
Kısacası hiç kimsenin gerçeği tam olarak bildiği yoktu.Gerçek ancak güreşler başladığı zaman anlaşılacaktı.
Vakit ikindiye yaklaşınca saray pehlivanları vali ve misafirleri göründüler.Bunlar set üstündeki yerlerini alırken saray pehlivanları halk tarafından şiddetle alkışlanıyordu.
Yaşasın saray pehlivanları..
Yaşasın padişah arslanları..
Yaşasın Aliço pehlivan..
Yaşasın arslanlar..
Sesleri dört bir tarafı inletiyordu.
Avni paşa da bu arada yerini almış bulunuyordu.İlk olarak da valinin yüzüne baktı.Buna şaşamaktan kendini alamadı.Demek oluyor ki valinin olaydan hala haberi yoktu.Mahmut pehlivanın hala Buca karakolunda gözaltında bulunduğunu sanıyordu.Onun az sonra ortaya çıkacağından bilgisi yoktu.Bunu aklından bile geçirmiyordu
Halbuki bu tuzaktan kurtularak konağa dönüşünden saatler geçmiş bulunuyordu.Bu kadar zaman içinde olay nasıl oluyorda kendisine hala bildirilmemiş bulunuyordu?
Zaptiyeler korkularından mı böyle davranıyorlar yoksa son bir umutla onu yakalamak için hala arıyorlar mı idi?
O bunları düşünürken vali kendisine döndü ve alayla:
Senin pehlivan hala görünürlerde yok dedi..
Evet..Ama ben henüz kendisinden ümidimi kesmiş değilim.
Nasıl.
Eğer geceyi dediğin gibi arkadaşları ile geçirmiş ise nerede ise gelir..
Sen bekle dur bakalım..
-30-
Meydanın bir köşesinde sıkışık saflar bir an için yarıldı ve.....
Bu sırada cazgır sete yaklaşmış bulunuyordu.Pehlivanları ortaya çağırayım mı paşa hazretleri?
Kaç pehlivan var?
Şimdilik soyunmakta olan iki İzmirli pehlivan görüyorum.
Peki..Davet et pehlivanları ortaya öyle ise..
Başüstüne paşam..
Ve ortaya doğru yürüyen cazgırın yüksek sesle seslendiği duyuldu.
Başpehlivanlar ortaya çıkarak besmele ile yağlansınlar..
Yozgat'lı pehlivanın hala ortalarda görünmemesi Aliço'nun canını sıkmış bulunuyordu.
Bak be..Bize bu oyunumu oynayacaktı şu Yozgat'lı?Çok ayıp etti.Boşuna o kadar hazırladım Hançoğlunu ..diye söylendi.Ve saray pehlivanlarından ikisine ortaya çıkarak yağlanmaya başlayan İzmirli iki pehlivanla tutmak üzre yağlanmaya başlamalarını söyledi.
Vali paşanın ise aklına şimdi başka bir şeyler gelmişti.Aliço'ya dönerek şöyle konuştu.
Yozgat'lı pehlivanın korkarak güreşten kaçtığı anlaşılmış bulunuyor.Bunu şimdi halka resmen ilan ettireceğim.Böylece herkesde onun mertlikten ne kadar uzak bir pehlivan olduğunu güzelce öğrenmiş bulunacaktır.Fakat halk en çok onu ürkütüp meydandan kaçırmış bulunan yeğeniniz Hançoğlu Halil pehlivanı merak ediyor.Bu arslanın hiç olmazsa bir peşrevini görmeye can atıyor.Acaba bize bu lütfu bağışlamaz mısınız?
O zaman Aliço hiç umulmadık bir cevap verdi.
Durun öyle ise..Ben de soyunayım da onunla bir oynaş güreşi yapalım..
Aman pehlivan bu bizler için ne büyük bir lütuf ne büyük bir bahtiyarlık olur.Size ebediyyen minnetkar kalırız.
Aliço Hançoğlu ile beraber soyunmak üzre yerlerinden inerken vali bu büyük müjdeyi halka bildirmek üzre bir adamı ile cazgırı çağırttı.
Avni paşaya gelince Hasbekli Mahmut pehlivanın gecikmiş olmasından dolayı büyük bir sıkıntıya kapılmış bulunuyordu.Nerede kalmıştı bu pehlivan?
Neden gecikmişti?
Cazgır setin önüne vardığı zaman vali paşa ona hemen halka duyuracağı yeni durumu anlatmaya koyuldu.
Önce şu Yozgat'lı Mahmut pehlivanın bugün Hançoğlu Halil pehlivanla yapacağı güreşten korkarak meydana çıkmadığını yani er meydanından kaçtığını dört bir tarafa dönerek yüksek sesle ilan edeceksin.Sonra da padişahımız efendimizin eişsiz kuvvet ve kudretteki dünyanın en kuvvetli ve yaman pehlivanı olan Aliço'nun çıraklarından Hançoğlu Halil pehlivanla bir oynaş güreş ziyafeti çekmek lütfunda bulunacak.Bunu da dört tarafa yüksek sesle ilan edeceksin.
Bu durum karşısında cazgır ne yapabilirdi?
Nihayet emir kulu değil mi idi?
Tabii ister istemez valinin kendisine vermiş olduğu emri yerine getirmek zorunda bulunuyordu.Yalnız bu ilanı yaparken Yozgat'lı pehlivan hakkında söylemesi emrolunan ağır kelimeleri biraz yumuşattı.Korktuğu için kaçtı demedi de gelmeye söz verdiği halde gelmedi dedi.
Buna karşılık Aliço ile Hançoğlu Halil pehlivanın yapacakları oynaş güreş vesilesiyle bilhassa Aliço'yu en parlak cümlelerle övdü.
Bunu öğrenen halk da yeniden coşarak saray başpehlivanını coşkun bir biçimde uzun uzun alkışlamaya koyuldu.
İşte tam bu sırada halk arasında bir kaynaşma oldu.Meydanın bir köşesinde sıkışık saflar bir an içinde yarıldı ve Hasbekli Mahmut pehlivan ayağına kısbeti olduğu halde ortaya çıkarak yağ kazanının yanına varıp hemen öbür iki pehlivanla birlikte yağlanmaya başladı.
O anda halkı yeni bir heyecan dalgası kaplayı verdi.Gözler bir tarafa düşmüş hararetli hararetli konuşmalar oluyordu.
Geldi geldi..
Yozgat'lı geldi..
Vallah o..
Ta kendisi...
Nerede imiş acaba?
Son dakika da yetişti güreşlere..
Hasbekli Mahmut pehlivan bir taraftan soyunurken bir taraftan da şaşkın şaşkın yanına yaklaşan cazgıra:
Ortaya çıkarken benim hakkımda galiba bir şeyler söyledin ama iyi duyamadım.Ne dedin?
Görünmedin de seninle tutacak olan Hançoğlu Halil pehlivanın Aliço ile oynaş güreş yapacağını söyledim.
Ne?Aliço'da soyunuyor öyle mi?
-31-
Maksadın beni ve efendimizin pehlivanlarını rezil etmekmidir?..
Evet..
Vallah onun oynaşda olsa bir güreşini görmek benim için saray pehlivanlarının topunu yenmekten daha iyi bir şeydir.O gene Hançoğlu ile oynaş güreşini yapsın.İsterse bana başka bir pehlivan versin.Git söyle bunu Aliço'ya..
Gidip söyleyeyim..
Öte taraftan Hasbekli Mahmut pehlivanı ilk gören Avni paşa olmuştu.Rahat bir nefes alırken yanında oturduğu İzmir valisine:
Haklı çıktın paşa dedi.İşte Yozgat'lı pehlivan geldi.
Hani nerede?
Yağlanıyor.Demek geceyi arkadaşları ile geçirmiş.Ben yokken konağa uğrayarak kısbetini giyerek güreşe tam vaktinde yetişmiş.Doğrusu bu tahmin kuvvetinize hayran kaldım.
Valinin suratı bir anda kararmıştı.Canının fena halde sıkıldığı belli oluyordu.
Buna karşılık emekli paşa zevkten dört köşe olmuş bulunuyordu.
Vali ayağa kalktı
Olur şey değil olur şey değil.Fakat bu durumda artık onu güreşe sokmamak gerekir.
Neden?
Geç kaldı.Evet geç kaldı.Aliço da onun tutacağı pehlivanla bir oynaş güreşi yapmak üzere soyunuyor.Buna asla engel olamam.
Yozgat'lı geç gelmiş değildir.Daha saray pehlivanlarının bir teki bile yağlanarak ortaya çıkmış değildir.O ise yağlanmış bekliyor.
Boşuna ısrar etme paşa.Beni zor durumda bırakacak yerde bana yardımcı olmalısın.
Ben şunun bunun değil hakdan yanayım.
Hayır olmaz.İşte cazgırda geliyor.Onu şimdi gerekecek olursa zaptiye kuvvetiyle ortadan çıkartacağım.
Avni paşa da kızmıştı.Onu güreştirmemek için zaptiye kuvvetlerine ilk defa baş vurmuyorsun.Böyle bir ieş kalkışmadan önce başına gelebilecekleri bir düşünecek olsan çok daha iyi edersin.Çıkacak rezaletle elbette Aliço da ilgilenecek.Bu davranışının bütün saray pehlivanlarına ve bilhassa Aliço'ya yapılmış büyük bir hakaret olacağı aklına gelmiyor mu*aklını başına devşir paşa..
Vali bu sözler üzerine tereddüde düştü.
Aynı zamanda Avni paşanın Buca karakolu meselesini bildiğini de anladı.O zaman inler gibi bir sesle:
Peki ya ne yapabilirim? diye sordu.
Yapabileceğin tek bir iş var.Hemen Aliço'nun yanına gitmek ve ona durumu olduğu gibi açıklamak.O ne derse öyle hareket etmek.
Evet evet.Haklısın galiba.Onu kızdırmak akıllıca bir iş olmaz.Öyle yapacağım.
Vali cazgıra orada beklemesini söyleyerek acele setten indi.Aliço ile üç pehlivanın soyunup güreşe hazırlandıkları yere girdi.
Üç saray pehlivanı soyunmuş yağlanıyorlardı.Aliço da yarı soyunmuş halde bulunuyordu.Valiyi karşısında ve telaş içinde görünce:
Ne var ne oluyor? diye sordu.
Vali:
Geldi..O geldi..diye kekeledi..
A be o dediğin kim?
Yozgat'lı Mahmut pehlivan..
Bak be..Nerede kalmış?Mestan ağanın öküzü gibi neden geçikmiş.
Son dakika soyunmuş kısbetini ayağına geçirmiş olarak çıkageldi.Şu anda yağlanmış olarak ortada bekliyor.
Peki ne olacak şimdi?
Kara sizindir pehlivan..İstersen onu güreşten çıkarırız olur biter.
Nasıl çıkarırsın?
Zaptiye ile tabii.Ee güzel güzel çıkmayacak terbiyesizlik edip direnecek olursa..
Tehey bunu da mı görecektik?Burada bir pehlivan er meydanından zaptiye kuvvetiyle süngü ile çıkarılır?
Sen neler söylersin paşa*Böyle bir şeyi nasıl düşünürsün?Maksadın beni ve efendimizin pehlivanlarını bu halkın önünde rezil etmek midir?
Estağfurullah..
Bir pehlivan meydandan ancak başka bir pehlivan tarafından yenilerek çıkarılabilir.Bunu bilmezmisin?Şİmdi Hançoğlu onunla tutacaktır.Zaten buraya bu niyet ile gelmiştik.
Ama bütün halk senin onunla oynaş güreşi yapmanı istiyor ve bekliyor..
Bırak şimdi bu oynaş güreşini..Önce şu Yozgat'lı ile hesabımızı görelim.Haydi pehlivanlar çıksın gayrı ortaya..
-32-
Bu defa tuttuğu saray pehlivanı hepsinden yaman görünüyordu.
Saray pehlivanları meydana çıkarlarken Aliço da çabucak toparlandı ve vali ile birlikte sete çıkarak yerini aldı.Bu arada vali ortada beklemekte olan cazgırada durumu bildirmişti.
Yozgat'lının gelmesi ile Aliço'nun yapacağı oynaş güreş iptal edilmişti.Hançoğlu Halil pehlivan Yozgat'lı ile tutacaktı.Saray pehlivanlarının meydana çıkarak ortaya doğru yürümeleri ile beraber ortalığı yeniden bir alkış tufanı kaplamıştı.Aliço'nun yeniden eski yerine geçip oturmuş bulunduğunu görünce onun oynaş güreş yapmaktan şimdilik vazgeçmiş bulunduğunu da anlamış bulunuyordu.
Az sonra cazgırın yükselen sesi de durumu iyice aydınlattı.
Az önce büyük güreş ustası Aliço'nun Hançoğlu Halil pehlivanla oynaş güreşi yapacağını ilan etmiş bulunuyordum.Ancak Yozgat'lı Mahmut pehlivan son anda ortaya çıkması ile bu durum değişmiş bulunuyor.Hançoğlu Halil pehlivan bir hafta önceden kararlaştırılmış olduğu gibi Yozgat'lı Mahmut pehlivanla tutacaktır.
Bu habere sevinenler olduğu gibi bundan memnun olmayanlarda vardı.Yozgat'lı muhakkak ki çok iyi bir pehlivandı.Onun güreini seyretmek herkese zevk ve heyecan veriyordu.
Buna karşılık Aliço gibi dünyanın en ünlü ve büyük sayılan bir pehlivanın bir saray başpehlivanının padişahın gözbebeği ve yakını adı efsaneleşmiş bir pehlivanın oynaş bile olsa bir güreşini seyretmeye can atanlarınsayısıda pek yüksek bulunuyordu.
Ve hemen belirtelim ki Hasbekli Mahmut pehlivanda bunlardan biri idi.Ve güreş tutmaktansa Aliço'nun oynaş güreşini seyretmeyi samimi olarak bin defa tercih ederdi.Ne yazık ki bu artık mümkün değildi.
Altı pehlivan ortada toplanınca cazgır aralarında en iri olanını Hasbeklinin yanına koydu.Al bakalım sana Hançoğlu Halil pehlivanı dedi.İnşallah güzel bir güreş çıkarırsınız.
Arkasından öbür iki İzmirli pehlivanı da ortaya çıkmış bulunan öbür iki saray pehlivanı ile eşlendirdi.
Güreş meraklısı olan seyircilerin gözü bu iki İzmirli pehlivanı da hiç de tutmamıştı.Bunlar gerçekte ikinci sınıf sayılan pehlivanlardandı.Yoksa İzmir ve çevresinde bunlardan çok daha iyi pehlivanlar vardı.
Cazgır güzel bir dua okuyarak saray pehlivanlarını uzun boylu övdü.Sıra Yozgat'lı pehlivana gelince onun hakkında da ihtiyatlı bir dil kullandı.
Bu pehlivana Yozgat'lı Mahmut pehlivan derler deyip kesti.
Dua faslı sona erince davul zurnalara işaretini verdi.Altı pehlivanda hemen peşrevlerine başladılar.Saray pehlivanları çıkardıkları peşrevlerdeki ustalıklarını hemen belli etmişlerdi.Bu yüzden peşrevlerini tamamlayınca hemen yeniden bir alkış tufanı ile karşılandılar.
İkişer ikişer meydana yayılan pehlivanlar son olarak halleştikten ve üçer defa ense bağlayıp çözdükten sonra kapıştılar.
Pek tahmin edileceği gibi halkın yüzde doksan dokuzunun gözü Yozgat'lı ile Hançoğlu Halil pehlivanın üstünde idi.Bir hafta önce iki saray pehlivanını üstüste yenmiş bulunan Yozgat'lı bugün acaba ne yapabilecekti.Bu defa tutmuş bulunduğu saray pehlivanı ise hepsinden yaman görünüyordu.Ve herkes Aliço'nun onu bütün hafta boyunca çalıştırıp iyice idmana sokmuş bulunduğunu da biliyordu.
Aliço'nun bu derece güvendiği ve bu kadar iyi hazırlamış bulunduğu bu saray pehlivanının Yozgat'lı rakibini yenmesi gerektiğinden hemen hemen kimsenin şüphesi yoktu.
Hançoğlu öbür sara pehlivanları gibi güreşi orta kuvvette elenselerle açmış sonra bunları yavaş yavaş kuvvetlendirerek tırpanlarada başlamıştı.Çok dengeli güreşiyordu.
Hasbekli ise güreşin başlaması ile beraber müdafaaya çekilmiş bulunuyordu.Hançolu Halil pehlivanın hem elenseleri ile tırpanları çok daha kuvvetli hem de çok daha ustalık olarak vurulan elense ve tırpanlardı.
Hasbekli Mahmut pehlivanda vakit ve fırsat buldukça bunlara karşılık veriyordu ama çoğunlukla müdafaada kalmayı tercih ediyordu.
Güreşi oturduğu yerden büyük bir dikkatle seyretmekte olan Aliço on dakika geçtikten sonra rahatlamış bulunuyordu.
-33-
Hançoğlu pehlivan ansızın çapraza girerek hasmını sürmeye başladı.
Yanındakilere dönerek ilk defa konuştu.
Hançoğlu iyi başladı güreşe.
Avni paşadan başkaları onun bu sözlerini hemen doğruladılar.
Evet gerçekten çok iyi başladı.
Yozgat'lı dünyada bu elense ve tırpanlara dayanamaz.
Tabii öyle olacaktı.Hançoğlunun ustası kim?
Aliço bu sözleri memnun bir tavırla dinliyordu.Yalnız Avni paşanın hiç çıkarmamış olduğuda gözünden kaçmamıştı.
Sen konuşmadın paşa sen bir şey söyle.
Ne söyleyeyim bilmem ki?Evet Hançoğlu güzel elenseler çekiyor.Ustaca tırpanlarıda yetiştiriyor.Ama daha güreş yeni başladı.
Yeni başladığı doğru.Ancak Yozgat'lının ona karşılık veremediğini farketmiş olmalısın.
Doğru.Bana kalırsa daha güreşe ısınmış değil.Biraz beklemek gerekir.
Isınsın öyle ise.Yalnız ısınmayı beklerken sakın ola yanmasın.
Arkasından bu espirisine önce kendisi güldü.Bunu duyan öbürleri de kahkahaları kopardılar.
Hay çok yaşayasın Aliço..
Çok doğru bir laf ettin..
Yanar mı yanar hani..
Hiç şaşmam bu işe..
Avni paşa gene ne gülmüş ne de ağzından tek kelime çıkmıştı.
Aradan bir on dakika ya geçmiş ya geçmemişti ki öbür iki saray pehlivanı sanki aralarında sözleşmişler gibi rakiplerini hemen hemen aynı dakikada arka arkaya yeniverdiler.
Bunu zaten herkesde bekleyip duruyordu.Saray pehlivanları isteseler bu ikinci sınıf pehlivanları çok daha kısa zamanda yenebilirlerdi.
Buna rağmen halktan kuvvetli bir alkış tufanı yükselmekte gecikmemişti.
Aşkolsun saray pehlivanları..
Yaşasın padişah arslanları..
Ne yaman olduğunuzu gösterdiniz.
Kimse dayanamaz sizlere..
Tabii davul zurnalar kesilmişti.Cazgırda iki saray pehlivanının bu zaferlerini parlak cümlelerle ilan etmekten gecikmemişti.
Böylece ortada sadece Hasbekli Mahmut pehlivanla Hançoğlu Halil pehlivan kalmış bulunuyordu.Davul zurnalar yeniden başlarken iki saray pehlivanının rakiplerini yenmeleri karşısında settekiler Aliço'yu yeniden tebrik etmeye koyulmuşlardı.Bu işte İzmir valisi herkesten ileri gidiyordu.
Bu ortalığı çınlatan alkışlar hakikaten hep sanadır Aliço diyordu.Çünkü onları yetiştiren onların hocası sendin.Onların rahatça yenmiş oldukları pehlivanlar İzmir ve çevresinin en iyi en kuvvetli pehlivanlarıdır.Doğrusu onların bu kadar kısa zamanda yenileceklerini hiç de ummuş değildim.
Aliço:
Sıra Hançoğlunda cevabını verdi.
Sanırım o da hasmını yenmekte fazla gecikmeyecektir.
Yok..Onun acelesi yoktur.Halil pehlivana hasmını bir saatten önce yenmemesini emretmiş bulunuyorum.
Neden?
Güreşin tadı böyle çıkarda ondan..
Hançoğlu güreşi iyice bindirdi.
Tam bu sırada güreşi üstün olarak sürdürmekte bulunan Hançoğlu Halil pehlivan birden bire çapraza girerek hasmını sürmeye başlamasın mı?
Bunu gören halk bir anda ayağa fırlamış saray pehlivanını coşkun şekilde alkışa tutmuştu.Dört bir taraftan sesler yükseliyordu.
Yaşa Hançoğlu..
Yaşa saray arslanı..
Yetiştir çangalı..
Vur sırtını yere..
Haydi arslan..
Haydi Halil pehlivan..
Görünüşe göre Yozgat'lıpehlivanın durumu çok nazikti Aliço'nun yeğeni çok mükemmel bir çapraz toplamıştı.Hasmını gitgide hızlanarak sürüyordu.Her an çangalı yetiştirebilirdi.
Aliço da heyecanlamış oturduğu yerden:
Yozgat'lı gidiyor galiba diye konuştu.
Gözleri pırıl pırıldı..
Onu hemen doğrulamakta yarıştılar..
Evet gidiyor..
Dünyada kurtulamaz..
Hem de sırt üstü gidiyor.
Aferin Hançoğluna..
Ne pehlivan olduğunu gösterdi.
Tabii kimin çırağı o?
Konuşmayan tek kişi gene Avni paşa idi.Ancak onunda yüzü sararmıştı.Endişeye kapılmış bulunduğu açık bir biçimde belli oluyordu.
-34-
Aliço büyük bir hiddetle iki pehlivana doğru yürüyordu.
Hasbekli Mahmut pehlivan gittikçe hızlanaraktan on adım kadar arka arkaya gittikten sonra birden dönerek kendisini yüzükoyun yere attı.
Bu durumda saray pehlivanıda yetişerek kendisini güzelce bastırıverdi.Yozgat'lı pehlivan şimdilik çangalı yemekten kurtulmuş bulunuyordu ama o kadar işte.Alkış ve teşvikler ise hala devam ediyordu.
Haydi kündele..
Bir künde ile bitir işini..
Haydi Hançoğlu..
Haydi Halil pehlivan..
Saray pehlivanı da aynı kararda olmalı ki Hasbekli Mahmut pehlivanı bastırır bastırmaz hemen künde aramaya başlamıştı.Oturak kündesi arıyordu.
Hasbekli iyice kapanmıştı.Hançoğlu Halil pehlivan aradığı kündeyi rahatça alabilmek sağ kolunu hasmının bacaklarının arasından geçirebilmek için onun sol tarafına geçmiş bulunuyordu.
Yozgat'lı ona aradığı oyunu vermemek için yerinde durmadan dönüp duruyordu.
Aliço ve yanındakiler de şimdi hep ayağa kalkmışlar heyecan içinde Hançoğlunun son hamlesini yapmasını hasmını kündelemesini bekliyorlardı.Aliço çırağının bu işi rahatlıkla başaracağından son derece emindi.Bir taraftan gözlerini iki pehlivandan ayırmazken bir taraftanda yanındakilere yüksek sesle:
İyi bakın iyi dikkat edin.Bakın Halil pehlivan onu nasıl kündeleyecek diye seslenip duruyordu.Öbürleri de aynı şeye inanmışlardı.
Evet..Yozgat'lı gidiyor..
Dünyada kurtulamaz..
Kündeyi yiyecek..
Aşkolsun Hançoğluna diyerek Aliço'nun sözlerini doğruluyorlardı.Yalnız Avni paşanın onlara katıldığı yoktu.Bir şeyler anlaşılmaz duaya benzer bir şeyler mırıldanıp duruyordu.
İşte tam bu sırada hiç kimsenin beklemediği aklının ucundan bile geçirmediği bir şey oldu.
Hasbekli Mahmut pehlivan hasmının altından künde vermemek için sürekli olarak sol tarafa doğru dönüp dururken ani olarak sağ tarafa döndü.Bu dönüşü yaparken sağ elini hasmının bacaklarının arasından geçirir sol eli ile se sol bileğin kaparken büyük bir rahatlıkla ayağa kalkıverdi.Tabii saray pehlivanını da omuzuna almış olarak.
Alkış ve teşvikler o anda bıçakla kesilir gibi kesilivermişti.Hançoğlu Halil pehlivan düşmüş olduğu danabağı oyunundan kurtulmak için çırpınıp dururken Hasbekli Mahmut pehlivan onu beş altı adım kadar rahatça taşıdı.Davul zurnaların kesildiğini duyuncada önce sete doğru yürüdü.İki adım daha attı.Sonra da saray pehlivanını yavaşca yere bırakıverdi.
Ortalıktaki şaşkın sessizlik aynı biçimde devam ediyordu.
Hançoğlu Halil pehlivan,ayakları yere değer değmez sanki yenilen o değilmiş gibi hasmının ensesine yapışarak yeniden güreşe devam etmek istedi.
Halbuki Hasbekli yerden kestikten sonra üç değil nerede ise on adım taşımıştı.Ve onu istese idi yere sırtüstü de vurabilirdi.Ancak ayıp olur diye bunu yapmamış onu bulunduğu yere bırakıvermişti.
Onun bu efendice davranışına karşı hasmının yaptığı hiç de doğru bir şey değildiİşte tam bu sırada bütün meydanı çınlatan kalın bir ses duyuldu.
Bütün başlar sesin geldiği tarafa döndü.Ve ortaya seslenen pehlivanın set ortasında hala ayakta durmakta olan Aliço olduğunu gördüler.
Saray başpehlivanı:
Bırak onu Halil..diye haykırmıştı..
Sonra da setten yere atladı.Ortaya doğru hızlı hızlı yürümeye başladı.
Halk zaten Yozgat'lının saray pehlivanını hiç beklenmedik bir biçimde ve su götürmez bir şekilde yenmesi karşısında büyük bir heyecana kapılmıştı.Onu büyük bir çoğunlukla alkışlamak istiyordu ama buna bir türlü cesaret edemiyordu.Şimdi ise Aliço'nun büyük bir hiddet içinde iki pehlivana doğru yürümekte oluşu bu heyecanı bir kat daha artırmıştı.
Ne yapacaktı acaba?
Ne maksatla ortaya yürüyordu?
Yozgat'lıya yenildi diye saray pehlivanını cezalandırmaya mı gidiyordu?
Yoksa yeniş şekline itirazda mı bulunacak güreşin yeniden devam etmesini mi isteyecekti?
-35-
Aliço gözlerini Hasbekliye dikmişti..
Hiç kimse ne yapacağını kestiremiyordu.Aliço pehlivanların yanına varınca Hançoğlu Halil pehlivana:
A be yenildiğinin farkında değilmisin ki güreşe devam etmeye kalkarsın? diye çıkıştı.
Hançoğlu sinir içinde idi.
Bu pehlivan beni nasıl yenebilir be usta? diye karşılık verdi.
Seni omuzlayıp kaldırdı ya?
Yerden kesti ama üç adım taşıyabilmiş değildir.
Bak be..Kim demiş bunu?Daha nereye kadar taşıyacaktı? Deliormana kadar mı?
Ben bunu saymam.Gözünü seveyim usta..Bırak da güreşelim..
Olmaz..Güreşiniz bitmişti.Ve sende yenilmiş bulunuyorsun.Yıkıl karşımdan.Git giyin pırtını..
Bu sözleri öylesine sert bir eda ile söylemiş bulunuyordu ki Hançoğlu Halil pehlivan o dakika sindi ve direnmekten vazgeçerek soyunduğu yere doğru uzaklaştı.
Aliço şimdi gözlerini Hasbekli Mahmut pehlivana dikmiş bulunuyordu.
Önce onu şöyle yakından dikkatli bir şekilde baştan ayağa süzdü.Arkasından;
Aferin sana pehlivanlığını gene gösterdin. dedi..
Sağol usta..
Hem maşallah öyle hiç de yorgungörünmüyorsun..
Aliço Hançoğlu Halil pehlivana karşı ne kadar sert konuşmuş ise Hasbekli Mahmut pehlivana karşı o kadar yumuşak ve tatlı bir eda ile konuşuyordu.
Onun bu davranışı Mahmut pehlivanı iyiden iyiye rahatlandırmış bulunuyordu.
Evet yorulmadım, dedi..Zaten güreşimiz de yorulacak kadar uzun da sürmedi ki..
İşte bak bunu çok doğru söyledin.Güreşi de hep hasmına yaptırdın.
Hançoğlu Halil pehlivan çok kuvvetli ve çok iyi bir pehlivan maşallah..
Ama onu yendin..
Onu yenebilmem bir kısmet meselesi..Yoksa ben onu yendiğim gibi o da beni kolayca yenebilirdi.Yeniyordu da..
Evet kündelemeye çalışıyordu.Sen ondan daha çabuk davrandın.Danabağı oyunu ile kestin onu yerden.Bu oyun yağlı güreşte hele baş güreşlerde hasma çok zor tatbik edilir.Pek nadir olarak başarı elde edilir.Halil pehlivanı bu oyuna getirebileceğini doğrusu aklımın ucundan bile geçirmezdim.Nasıl yapabildin bunu?
Birazda rast geldi usta..Talihim varmış..
Doğru konuştun be pehlivan.Gerçekten talihin varmış.
Ben esasında karakucakçı bir pehlivanım.Karakucak güreşlerinde bu oyun kolay alınır.Çünkü vücutlar yağsız olduğu için hasım rahat tutulur.Bundan dolayı yenişler çabuk olur.Yağlı güreşlerde olduğu gibi uzamaz.Yağlı güreşi yeni yeni öğreniyorum.Bu güreşlerde daha çok noksanım olduğunu biliyorum.
Yok böyle söyleme..Ben senin yağlı güreşte hiçbir noksanını görmüş değilim..
İltifat ediyorsun usta..
Doğru söylüyorum..
Ortaya çıktığım zaman senin Hançoğlu Halil pehlivanla bir oynaş güreşi yapacağını duymuştum cazgırdan..Ve ortaya çıktığıma bin defa pişman olmuştum ama ortaya çıkmıştım bir defa..Güreşlerden çekilecek olsam herkes benim Halil pehlivandan korktuğuma ve güreşten kaçtığıma inanacaktı.Yoksa oynaşda olsa senin güreşini bir defacık seyretmeyi o pehlivana onar defa yenilmeye tercih ederdim.
Demek benim güreşimi görmeyi bu kadar merak edersin?
Kim merak etmez..
Yorgun olmadığını da demin açık açık söylemiştin..
Evet değilim..
Bu durumda yeni bir güreş yapabilirsin değil mi?
Yapabilirim.
Öyle ise biraz daha bekleyip nefeslen yağını da tazele..Ben kısbetimi ayağıma geçirip yağlanayım.Seninle bir güreş atalım..
Hasbekli Mahmut pehlivanın gözleri faltaşı gibi açılmış,büyük bir heyecan dalgası bir anda bütün vücudunu kaplamıştı..
Seninle mi tutacağım usta?
Evet..
Tabii oynaş güreş yapacağız değil mi?
Yok be..Oynaş güreş olur mu?
Aman usta ben senin ile nasıl ciddi olarak tutabilirim?
-36-
Herkes bu efsane pehlivanın güreşini merakla bekliyordu..
Ne var bunda be?Saray pehlivanlarının en iyilerini yendin.Belki beni de yenersin.
Yok usta ben haddimi bilirim.Yapamam bunu..
Baka şuna be.Hüsmen ağanın keçisi gibi titrer durur karşımda.Ne var bu kadar korkacak benimle tutmaktan be..Arkasından sesini birdenbire sertleştirdi.
Ben hazırlanmaya gidiyorum.Sen de dediğimi yap..
Gitmeden önce de bu konuşmaları dinlemiş olan ve o da Hasbekli gibi heyecana kapılan cazgıra dönerek şu emiri verdi.
A be ne aptal aptal bakarsın suratıma?Laflarımı anlamadın mı?Önce Yozgat'lı pehlivanın Hançoğlunu yendiğini sonra da onunla benim hesaplaşacağımı ilan et bakalım.
Aliço sete doğru yürürken cazgırda heyecandan kısılmış bir sesle durumu şu şekilde ilan etti.
Yozgat'lı Mahmut pehlivan Hançoğlu Halil pehlivanla yapmış olduğu güreşte hasmını oyuna getirerek yenmeyi başarmıştır.Şimdi ise kendisini padişahımızın başpehlivanı büyük ve eşsiz pehlivan Aliço'nun karşısında da seyredeceğiz.
Bu müthiş haberdi.Cazgırın sözlerini tamamlaması ile beraber çok şiddetli bir alkış ortalığı çınlatmaya başladı.
Yaia Aliço..
Yaşa arslanlar arslanı..
Yaşa padişah başpehlivanı..
Göster kendini..
Bakma Yozgat'lının gözyaşına..
Yaşa eşsiz pehlivan..
Hançoğlu Halil pehlivanı yenmiş olması güme gitmişti.Asıl mühim olan Aliço'nun güreşecek olması idi.Herkes adı efsaneleşmiş bulunan bu yaman pehlivanın nasıl güreş tutacağını sonsuz bir merak içinde görmeye hazırlanıyordu.
Yalnız cazgırın sözlerinden bir nokta iyi anlaşılmış değildi:
Aliço ile Yozgat'lı arasındaki güreş ciddi mi yoksa oynaş mı olacaktı?
Cazgıra yakın olanlar bunu kendisine üstüste sorunca o da yeni bir açıklama yaparak güreşin ciddi olacağını söyledi.
Bu durum seyirciler arasında hemen yayılmış ve büyük bir heyecan uyandırmıştı.Aynı zamanda insaf sahipleri arasında hiç de iyi karşılanmamıştı.Bunu dört bir tarafta yapılan konuşmalardan kolayca anlamak mümkün oluyordu.
Aliço haksızlık yapıyor..
Yozgat'lı Hançoğlunu yendikten sonra şimdi de Aliço gibi bir devle nasıl tutabilir?
Hançoğlu da yaman bir pehlivandı.Bir saat kadar süren güreşleri boyunca Yozgat'lı karşısında hep üstün güreşti.
Az kaldı onu kündeliyordu da..
Şimdi yorgun argın Aliço'ya karşı güreşmesi mümkün mü?
Bu güreş oynaş güreş olmalı idi.
Aliço onun üçüncü saray pehlivanını da yenmesine çok kızmış bulunacak..
Görünüş öyle..
Maksadı onu yenmek değil cezalandırmak herhalde..
Yazık olacak Yozgat'lıya..Aliço'nun bu güne kadar bir çok hasmını ezdiğini duydum..
Evet öyle imiş.Aynı şey Mahmut pehlivanında başına gelebilir..
Yozgat'lının biraz aklı varsa kendini ezdirmez.Güreşi biraz sürdürdükten sonra pes edip güreşi Aliço'ya bırakır..
Bu dediğin şey o kadar kolay olsa idi.Aliço şimdiye kadar bir tek pehlivanı bile ezemezdi.Herhalde bunun ilmini biliyor.
Ne ise kısmet meselesi.Biz Aliço'nun şöyle veya böyle güreşini seyredeceğiz ya ona bakalım.Ömrümüz boyunca elimize bir daha geçebileceği yoktur.
En doğru söz de budur.
Aliço'nun bu hiç kimsenin beklemediği kararı vermesinden en çok sevinen ise izmir valisi olmuştu.Hasbekli Mahmut pehlivanın Hançoğlu Halil pehlivanı hiç beklenmedik bir şekilde harika denilebilecek bir oyunla yenmesi onu deli divane etmişti.Bunda Aliço'nun üzerinde yaratacağı kötü tesir onu fena halde korkutmuştu.
Şimdi ise bu korkudan onun vermiş olduğu bu karar üzerine birden dağılmış bulunuyordu.Konu pehlivan elbette kimsenin başedemediği bu Allah'ın belası Yozgat'lı pehlivanı perişan ederek yenecek ve hırsını alacaktı.
Bir taraftan rahatlamış olarak bunu düşünürken bir taraftanda yüksek sesle yanındakilere şunları söylüyordu:
-37-
Maşaallah deyin pehlivana..
Şimdi büyük Aliço'nun karşısında şu Yozgat'lı serseri kendisine sığınacak delik bulsun bakalım..Pehlivanlık şuna buna meydan okumak nasıl olurmuş öğrensin..
Valinin dalkavukları onu hemen doğrularken Avni paşanın sesi duyuldu:
Afedersin ama Yozgat'lı neden serseri oluyormuş?
Aliço gibi bir pehlivana padişahımızın başpehlivanına meydan okunak bir serserilik bir haddini bilmezlik değilmidir?
Onun böyle bir terbiyesizlikte bulunmuş olduğunu asla sanmam ve kabul etmem.
Durum ortada değil mi?Bunu nasıl inkar edebilirsin?
Bana kalırsa onunla tutmayı ancak Aliço pehlivan istemiş olabilir..
Sonra ayağa kalktı.
Ben Yozgat'lıyı tanırım.Hançoğlu ile yapmış olduğu çetin bir güreşten üstelik yorgunda çıktıktan sonra Aliço ile tutmak ister mi?Dediğim gibi Aliço'nun isteği üzerine yorgun olduğu halde onunla tutmaya razı olmuştur..
Bir başpehlivan yarım saat güreşmekle yorulmaz..
Yarım saat değil ilk güreşleri bir saat sürmüştür..
Güreşi ise hep Hançoğlu Halil yapmıştır.
Şimdi burada münakaşa etmekle hiç bir şey elde edilemez.Haydi Aliço'nun yanına giderek kendisine soralım.Bakalım bu güreşi o mu istemiş yoksa senin serseri terbiyesiz dediğin Yozgat'lımı?
Bunu söyler söylemezde setten aşağıya indi.Vali de kendisini takip etti.
Aliço'yu soyunurken buldular.Avni paşa hemen sordu:
Bize çekeceğin güreş ziyafeti için sana şimdiden çok teşekkür ederiz Aliço.Yalnız anlayamadığım bir şey var ortada..Bu güreşi sen mi istedin,yoksa Yozgat'lı pehlivan mı büyük bir edepsizlik ederek sana meydan okumak küstahlığında bulundu?
Aliço başını salladı:
Yok be..Nereden çıkarırsınız bunu?Yozgat'lıya iftira etmeyin.Önce ona yorgun olup olmadığını yeni bir güreş daha yapıp yapmayacağını sordum.Yorgun olmadığını kim olursa olsun güreşebileceğini söyledi.Hani yüzünden de yorgun filan olmadığı açıkca belli oluyordu.Bunun üzerine onunla bir güreş atacağımızı kendisine söyledim.
İzmir valisi atıldı:
Kiminle olsa tutarım demekle sana da meydan okumuş olmuyor mu bu edepsiz?
Öyle konuşma be paşa?Hem bir pehlivanın gözüne kestirdiği bir pehlivana meydan okuması hakkıdır.Yozgat'lı ise kendisi ile güreş tutmak istediğimi söylediğim zaman ise önce bunu kabul etmeye bile yanaşmadı.Sonra da güreşimizin oynaş olmasını istedi.
Korkmuştur da ondan..
Orasını bilemem gayri..
Öyledir öyledir.Bakma gözünün yaşına.Ona pehlivanlık ne imiş nasıl olurmuş güzelce göster..
Merak etmeyin.Ben işimi bilirim.Siz hele yerlerinize geçin ve rahat rahat güreşimizi seyretmeye hazır olunuz..
Onun bu sözleri üzerine iki paşa yeniden sete çıkarak yerlerini aldılar.Avni paşa yerine otururken vali ile yapmış oldukları tartışmadan haklı çıkmış olduğunu ortada oturanlara duyurmaktanda geri kalmadı.
Aliço'ya sorduk.Yozgat'lı ona meydan okumamış,aksine bu güreşi kabul etmesi için kendisini o zorlamış.İzmir valisi bu sözlere hiç karşılık vermedi..
Aradan ancak bir on dakika daha geçmiş bulunuyordu ki çok kuvvetli yeni bir alkış ortalığı inletti.
Yaşa Aliço..
Yaşa arslanlar arslanı..
Var mı senin benzerin?
Maşaallah deyin pehlivana maşaallah..
Evet.Bu coşkun alkışlardan ve seslenişlerden Aliço'nun soyunmuş kısbetini ayağına geçirmiş ve yağlanmış olduğu halde ortaya çıkmış olmasından ileri geliyordu.
Yüzyirmi okkalık devi andıran vücudu ile ortaya doğru yürümekte olan saray başpehlivanı ilerlerken aynı zamanda kendini candan alkışlayan İzmir halkına selamlarla karşılık vermeyi unutmuyordu.
Meydanı dolduran binlerce kişi onu ilk defa böyle çıplak görüyordu.Aliço bu hali ile çok geniş omuzları kalın kolları ve bacakları düşük iri bıyıkları ile insana dehşet veren bir görünümde idi.
Aynı zamanda bembeyaz olan vücudu ile onun aksine çok esmer bir tene sahip olan Hasbekli Mahmut pehlivanın yanına gelip durduğu zaman garip bir tezat levhası oluşturmuş bulunuyordu.Hiç de okkasız bir pehlivan olmayan Yozgat'lı onun yanında adeta ufak kalmıştı.
-38-
Bizi ihya ettin aslanım...
Halk uzaktan iki pehlivanınbu görünüşlerini karşılaştırıyor ve kendilerini daha şimdiden büyük bir heyecana kaptırmış oldukları için kısık seslerle şöyle konuşuyorlardı.
Yozgat'lı Aliço'nun yanında pek ufak kaldı.
Böyle bir pehlivanla güreş tutmak için bile insanda manda yüreği kadar yürek olmak gerekir.
Kolay mı koca bir padişahın başpehlivanı olabilmek?
Aliço onu kolayca yenecektir.
Nasıl yenmez?Yozgat'lı üstelik yorgun da sayılır.Daha önce Hançoğlunu yenmeden önce onunla bir saat boğuşmadı mı?
Doğru..Ama bu güreşi yapamasa idi de Aliço'nun karşısında gene öyle uzun zaman barınamazdı.
Öte taraftan iki pehlivan yanyana durunca izmir valisi de Avni paşaya bir taş atmaktan kendini alamamıştı.
İşte güreş başlıyor.Bakalım senin pehlivan sandığın gibi Aliço'ya da bir oyun oynayabilecek mi paşa?
Avni paşa onun bu sözüne içerledi.
Ne biçim konuşursun?Böyle bir şeyi nasıl nasıl aklımdan geçirebilirim?Elbette Aliço istediği dakikada hasmını yener.
Ben seni bilmezmiyim?Belki söylediğin şeyi aklından geçirmiyorsun ama yüreğinden geçirdiğine eminim.
Maşaallah.Yüreğimden geçirdiklerimi de okuyabiliyorsun demek?
Elbet..
Daha fazla tartışmalarını sürdüremediler.Çünkü cazgır duasına başlamıştı.
Önce Aliço'nun menkıbesini okudu.Onun hakkında bildiği bütün parlak cümleleri arka arkaya sıraladı durdu.Kuvvetini olsun pehlivanlığını olsun göklere çıkardı.Onun ayarında yeryüzünde ikinci bir pehlivanın bulunmadığını belirtmeyide unutmadı.
Sıra Yozgat'lıya gelince kısaca.
Buna da Hasbekli Mahmut pehlivan derler deyip kesti.Ve son olarak duasını meşhur tekerleme ile bağladı.
Ak koyun kara koyun..
Kimi ak kimi kara..
Hazreti Hamza sizleri kayıra..
Aynı anda da davul zurnalara işaretinivermiş bulunuyordu.
Davul zurnacılar Aliço'nun şerefine meydana doğru yürüdüler ve peşrevlerini yapmaya başlayan iki başpehlivanın yanına gelerek cenk havasını vurmaya başladılar..
Halk zaten heyecan içinde bulunuyordu.Davul zurnaların cenk havasını vurmaya başlamaları ile beraber heyecan dalgası bir kat daha arttı. Ve güreşi çıkarmakta olan Aliço'dan gözünü ayıramıyordu.Saray başpehlivanının çıkardığı peşrev,Hançoğlunun daha önce yapmış olduğu peşrevden de çok daha güzel çok daha ahenkli idi.
Bunun karşısında Yozgat'lı pehlivanın peşrevi çok sönüş kalmıştı.Peşrev faslı sona erince yeni bir alkış tufanı yükseldi.
Yaşa Aliço..
Nur ol..
Böyle peşrevi ne gördük ne de bir daha göreceğimiz var..
Bizi ihya ettin arslan..
Şimdi artık güreş başlayabilirdi.
İki pehlivan ağır ağır birbirlerine yaklaşınca Aliço;
Baka be Mahmut pehlivan diye konuştu.
Sakın ola ki bana hemen pesederek güreşi bırakmayasın..
Hasbekli Mahmut pehlivan onun bu sözlerine bir mana veremedi.Sanki Aliço durup dururken ona neden bu ihtarı yapmış bulunuyordu?Bunun sbebi ne idi? Aklına tek bir ihtimal geliyordu.
Soyunmuş kısbetini giyinmiş yağlanmış kısacası zahmete girmiş bulunuyordu.Bu durumda güreşin biraz olsun sürmesini istemesine hakkı vardı.Bu halka güreşin inceliklerini ustalıklarını göstermek istiyordu.Çabucak pesedecek olursa seyircilere pehlivanlığın gereği gibi gösterebilmek fırsatını bulamayacaktı.
Aynı anda da ense bağlamışlardı.Ve Aliço hasmına ilk elensesini çekmişti.
Mahmut pehlivan Aliço'nun elenselere başlamasıyla beraber hemen müdafaaya çekilmekte geçikmemişti.Zaten onun karşısında başkaca birşey yapamayacağına pek güzel tahmin ediyordu.
Kararı Aliço kendisini yeninceye kadar hep müdaafada kalmak yenilme dakikasını elinden geldiği kadar geciktirmekti.
Aradan beş on dakika geçtiği halde Mahmut pehlivan Aliço'nun çekmekte olduğu elenselerden hala bir şey anlamış değildi.Bu elenseler ona çok hafif geliyordu.
-39-
Hasbekli rakibinin takdiğini anlamıştı..
Aliço ona karşı acaba neden böyle davranıyordu?Çektiği elenseler neden bu kadar yumuşaktı?Ama böyle kadife gibi yumuşak elenseler çekmekte olmasının sebebi sadece kendisine acıdığı için güreşi uzatmak istemesinden mi ileri geliyordu,yoksa saray pehlivanı ona bilmediği bir oyun mu hazırlıyordu?Hiç ummadığı bir anda kendisini birdenbire bu oyunla yenik mi düşürecekti?
Doğrusu işin bu tarafını bir türlü kestiremiyordu.
Yalnız o değil yağlı güreşi iyi bilenler Aliço'nun elense çekmekteki şöhretini duymuş olanlar bile onun bu davranışına bir mana veremiyorlardı.
Aliço ne biçim elense çekiyor?
Elense çekmiyor Yozgat'lının sadece ensesini okşuyor..
Yahut da kaşıyor..
Ben birinden dinlemiştim.Aliço'nun güreşini seyretmiş imiş bir zamanlar İstanbul da hep böyle yavaş başlar sonra güreşini elenselerini gitgide şiddetlendirirmiş.
Bunu bende duymuştum..
Bakalım doğru mu ? Az sonra belli olur.
Aradan bir on dakika daha geçtikten sonra Hasbekli Mahmut pehlivan Aliço'nun çekmekte olduğu elenseleri birdenbire sertleştiriverdiğini hissetti.
Elenselerini bu şekilde sertleştirirken de ilk sert tırpanını vurdu.
Hasbekli bu tırpanı beklemediğinden az kaldı dengesini kaybederek düşüyordu.Güçlükle sendeleyerek yeniden dengesini bulurken sağdan soldan alkışlar yükseldi.
Yaşa Aliço..
Yaşa arslan..
Valla bir tırpanda yıkıyordu Yozgat'lıyı..
Kim karşı koyabilir sana?
Aliço ise yarım saat dolarken hamlelerinin dozunu iyiden iyiye şiddetlendirmiş bulunuyordu.Artık sert elenseler amansız tırpanlar birbirini takip edip duruyordu.Buna karşılık Hasbekli Mahmut pehlivan da iyiden iyiye kapanmış bulunuyordu.
Artık Aliço'nun nasıl bir pehlivan olduğunu öbür saray pehlivanlarından ne derece farklı ne derece üstün bulunduğunu pek güzel anlamaya başlamış bulunuyordu.
Tevekkeli koca bir padişahın başpehlivanı olmamıştı?
Öte taraftan Aliço'nun güreşe tam hakim olarak hasmını şiddetli bir biçimde hırpalamaya koyulması üzerine izmir valisi kelimenin tam manası ile zevkten dört köşe olmuştu.Bir taraftan gözlerini ortadan ayırmazken bir taraftanda konuşup duruyordu.
Yozgat'lı şimdi belasını buldu.Şu arslan Aliço'ya bakın hele..Elenseleri nasıl çekiyor tırpanları nasıl vuruyor?Ve haddini bilmez Yozgat'lı pehlivan nasıl kaçıyor?Nasıl girecek sığınacak delik arıyor?Öğrenecek sonunda başpehlivanlık taslamak nasıl olurmuş.Aliço ona öyle bir ders verecek ki bunu ömrü boyunca unutamayacak.Pehlivanım diye ortaya çıktığına ayağına kısbet geçirmiş bulunduğuna yüz bin defa pişman olacak..
Dalkavuklarıda o böyle konuşurken başlarını sallıyor onu doğruluyorlardı.
Yalnız Avni paşa bunlara katılmıyordu.Sonunda gene dayanamıyordu.
Yozgat'lı pehlivandan ne istediğini bir türlü anlamıyorum paşa..dedi.Bu fukara pehlivan Aliço'yu zorlayacak değil ya?Elbette yenilecek.Onu bu güreşe zorlayan da Aliço'nun kendisidir.Onu yenilmesinin de utanılacak bir tarafı yoktur..
Mademki bir iddiası yoktur, neden pesederek güreşi Aliço'ya bırakmıyor?Demek oluyor ki hala umudunu sürdürüyor.
Böyle bir ümit taşımaması için ancak deli olması gerekir.Unutmaki daha önce Hançoğlu ile de bir saat boğyştu ve hiç dinlenmek fırsatı bulamadan Aliço ile tuttu şunu da söylemek isterim ki ben onun yerinde olsam kendimi daha fazla ezdirmez çoktan pesederdim.
Gerçekten Hasbekli Mahmut pehlivanda pes etmeyi çoktan düşünüyordu.Ancak Aliço'nun bu yolda kendisine söylemiş olduğu sözü de bir türlü unutamıyordu.
Aliço güreşe başlarken kendisine sakın pes etmemesini tembih etmiş değil mi idi?O buna izin vermedikçe nasıl pes edebilirdi?
Güreş bir saatini doldurmuştu.Ve Hasbekli Mahmut pehlivan artık saray pehlivanının güttüğü taktiği güzelce anlamış bulunuyordu.
Aliço'nun öyle bir oyunu filan yoktu.Onun tüm maksadı kendini elense ve tırpanlarla önce fena halde ezmek ve sonra yenerek daha önce yenmiş bulunduğu saray pehlivanlarının intikamını ondan acı bir biçimde almaktı.Sürdüğü güreş tarzından bu anlaşılıyordu.
-40-
Sivas valisi saraya Sicimoğlunu göndermişti.
Bunu anlamak onu kızdırmıştı.Az sonra da bu kırgınlığının neticesi hemen görüldü.Yozgat'lı pehlivan o dakikaya kadar hep müdafaada kalmış iken şimdi hırslandığından hasmının sert elense ve tırpanlarına ilk defa aynı sertlikle karşılık vermeye başlamıştı.
Aliço'nun ona hiç acımamış kendisini ezmeye kalkışmıştı.Bu durumda onun bu insafsızlığı karşısında o mu kibarlığı elden bırakmayacaktı?
Aynı zamanda ustafı büyük Mehmet pehlivanın kendisine vermiş bulunduğu bir öğüdü de hatırlamıştı.Mehmet pehlivan ona ağır güreşen bir pehlivanla güreşirken hızlandırması öğüdünü vermiş bulunuyordu.Böyle bir güreş tutturdu mu hiç bir pehlivanın onun nefes gücüne dayanamayacağını söylemişti.
Aliço da çok kuvvetli bir pehlivan olmakla beraber ağır bir tempo ile güreşen bir pehlivandı.Güreş usulü böyle idi.
Hasbekli Mahmut pehlivan ise hırslıdıktan ve ustasının öğüdünü hatırladıktan sonra önce nefes kuvvetini şöyle bir kontrol etti.Arkasından ise güreş temposunuda birdenbire hızlandırdı.Hamlelerini hızlı bir tempo ile yapmaya başladı.
Mahmut pehlivanın bu şekilde güreş birden değiştirip hızlı bir biçimde hamlelere girişmesi ortalığı altüst etmişti.
Artık Aliço bir elense çekiyorsa Yozgat'lı iki elense çekiyor bir tırpan vuruyorsa iki tırpan yiyordu.
Seyirciler tam bir şaşkınlık içinde birbirlerine sorup duruyorlardı.
Ne oldu bizim Yozgat'lıya?
Birden coştu be..
Çektiği elenselere attığı tırpanlara bakın hele..
Bunlar vızgelir Aliço'ya..
Yok öyle demeyin.Pek sertleştirdi güreşi.Hem sertleştirdi hem de hızlandırdı.
Şimdiye kadar aklı nerede idi ki?
Bakalım bu işin sonu nereye varacak?
Benim anladığıma göre baktı ezilip gidecek bütün kuvvetini ve takatini toplayarak son gayretiyle saldırıya geçti.Az sonra tükenince pes edip bırakacak güreşi..
Bunu daha önce yapsaydı bence çok daha iyi ederdi.
Avni paşa ise güreşin çehresinin bir anda değişivermesi karşısında heyecana kapılmaktan kendini alamamıştı.
Yozgat'lıyı görüyormusun?Gürşe yeni başladı.Bakın hamlelerine aşkolsun ona.Bayağı kafa tutuyor Aliço'ya..
Ne demek istiyorsunyani?Aliço'yu da yeneceğini mi iddia ediyorsun?
Haşa..Böyle bir şey aklımdan geçmez.Güreşi elbette Aliço kazanacak sonunda.Fakat iki saatlik güreşten sonra Aliço'ya karşı hangi pehlivan böyle hamlelere girişebilir?Bunu demek istiyorum maksadım budur..
Şimdi görürsün Aliço'nun ona ne yapacağını.
Aliço önce şaşırır gibi olmuş sonra buna rakibinin gösterdiği bu acarlığa kızmıştı.
Ne cüretle ne cesaretle Yozgat'lı pehlivan kendisine karşı saldırıya geçiyordu?Bu kuvveti hele hele bu nefesi kendisinde nasıl bulabilmişti.
Şİmdi artık onunla yapmış oldukları güreşleri kaybetmiş bulunan öbür saray pehlivanlarının hepsine hatta Hançoğlu Halil pehlivanı bile yenildikleri için mazur görüyordu.Onları o kadar azarlamış olduğuna yüz defa pişman olmuştu.Bu Yozgat'lı ile dünyada başedemezler.Sonra aklına birdenbire başka bir Anadolulu pehlivan geldi.
Sivas'lı Sicimoğlu Halil pehlivan..
Bu pehlivanda Sivas valisinin tavsiyesi üzerine bir yıl önce İstanbula'a gelerek ortalığı altüst etmemiş mi idi?Padişah Sultan Abdülazzin ile pehlivanlıkkonusunda aralarında bir çeşit gizli bir çekişme vardı.Padişahın onun karşısına dikilen her pehlivanı yenmekte olmasından rahatsızlık duymakta olduğunu biliyordu.
Sultan Abdülaziz bunun için Rumeli de olsun Anadolu da olsun hizmet gören bazı valilere özel haberler göndermiş onlardan başpehlivanını yenebilecek kuvvette pehlivanlar istemişti.
İşte Sivas valiside saraya Sicimoğlu denilen bu pehlivanı göndermişti. Sicimoğlu saraydaki bütün pehlivanları zorluk çekmeden yenmiş ve kendisi ile huzur güreşi yapmak hakkını kazanmıştı.
Onunla bu resmi güreşi yapmadan önce bu Sivaslı pehlivanla bir kaç idman güreşi yapmış onun ne büyük bir kuvvete ve nefese sahip olduğunu şaşkınlık içinde görmüştü.
-41-
Aliço güzel bir çaprazla Hasbekliyi altına aldı.
Ancak onunla resmi güreşini yapamamıştı.Bunun da nedeni bu pehlivanın güreşlerine bir gün kala anlaşılmaz bir sebep yüzünden sarayda ölüvermiş olması idi.
Bu Yozgat'lı pehlivanda Anadolulu bir pehlivan değilmi idi.Ve Sicimoğlu kadar da kuvvetli ve çetindi.Acaba onu tanıyormu idi?Onunla güreşi var mı idi?Hele güreşi sona ersin bunu herhalde ona sorup öğrenecekti.
Aliço bütün bunları aklından geçirdikten sonra ani olarak ense ve tırpanları bir yana bıraktıktan sonra güzel bir çapraz toplayarak hasmını sürmeye başladı.
Ondan böyle bir şey beklemeyen Hasbekli arka arkaya gitmeye başlarken şiddetli bir alkıştır koptu.
Yaşa Aliço..
Yaşa arslan..
Yetiştir çangalı..
Vur sırtını yere..
Haydi arslan..
Bitir işini..
Aliço hasmını gittikçe hızlanarak sürüp duruyordu.Hasbekli Mahmut pehlivan çok zor bir durumda kalmış bulunuyordu.Sonunda güçbela çaprazdan sıyrılabildi ve kendisini yüzükoyun yere atabildi.
Alkış ve teşvikler kesilmemişti.
Herkes Aliço'ya hasmını kündelemesi için gayrete getirmeye çalışıyordu..
Bunların başında İzmir valisi geliyordu.Oturduğu yerden ayağa kalkmış yırtınırcasına bağırıp çağırıyordu.
Ne var ki Aliço'nun hasmını kündelemek için kiç de acelesi yoktu.Hasbekliyi bastırdıktan sonra hemen kündeye geçecek yerde önce sağ taraftan sağlam bir sarma vurarak hasmını iyice bağladı.
Güreş bu sırada birbuçuk saatini doldurmuştu.Mahmut pehlivanın son yarım saattir sürdürmekte olduğu hızlı güreş yüzünden her iki pehlivanda nefes nefese kalmış bulunuyordu.Aliço yeniden harekete geçmek için biraz nefeslenmek ve toparlanmak ihtiyacını duyuyordu.
Vali paşa mağrur bir tavırla Avni paşaya döndü;
Aliço'nun ne olduğunu şimdi anladın mı paşa?
Ben Aliço'nun nasıl bir pehlivan olduğunu yeni öğrenecek değilim ki..Onun nasıl bir pehlivan olduğunu senden iyi bilirim..
Orası belli değil..Yozgat!lının hala yenilmekten kurtulabileceğini ummakta olduğunu biliyorum.
Bir pehlivan yenilmeden yenilmiş sayılmaz.Aliço Yozgat'lıyı bastırdı.Sarmayı da vurdu.Fakat yenmiş değildir.
İstediği dakika da yener.Bundan bir kuşkun mu var yoksa?
Yok fakat henüz yenebilmiş değildir.
Keyfi ne zaman isterse o zaman yenecek..
Hiç boşuna umutlanma.Öyle fazla bekleyecek değilsin Yozgat'lının sırt üstü gittiğini görmek için.
Avni paşa bu tartışmayı uzatmaya hiç de niyetli değildi.Ancak İzmir valisininileri sürdüğü iddianın aksine olarak bu güreşin öyle çabuk bitmeyeceğine inanıyor ve içinden Hasbekli Mahmut pehlivanı kutlayıp duruyordu.
Tabii bu inançla olan yalnızca Avni paşa değildi.Güreşten hakkıyla anlayan pek çok kişi aynı düşünceye varmış bulunuyordu.Bunlar aralarında şöyle konuşuyorlardı.
Güreş bağlandı gibi..
Bunun gibisi fazla..Bağlandı gitti..
Bu durumda Aliço Yozgat'lıyı nasıl yenecek bilemiyorum..
Şimdilik nefesleniyor..
Öyle Yozgat'ı güreşi hızlandırınca buna dayanamadı.
Yozgat'lı da yoruldu..
Onun yorulması kadar tabii bir şey olamaz.İkibuçuk saatten fazla oldu güreşe başlayalı..Değil insan taş olsa yorulurdu.
Haklısın..Hem de kimlerle güreş tutmuş bulunuyor.Bunlarıda bir düşünelim.Önce Hançoğlu Halil pehlivanla bir saat çetin bir güreş yaparak onu yendi.Hançoğlu Aliço'dan sonra gelen sarayın en kuvvetli pehlivanı olmalı.Hemen arkasından birbuçuk saatten fazla bir zamanda Aliço ile boğuşuyor.
Vallah aşkolsun demek gerekir ona.Hele ona karşı son yarım saattir çıkardığı güreş yok mu?Ben ömrümde böyle güreş görmedim.
Aliço için dünyanın en kuvvetli pehlivanı diyorlar,Yozgat'lı da bence onun ayarında bir pehlivandır.
Doğrusu bu..Bakalım..Aliço şimdi ne yapacak?
Bunu bende merak ediyorum..Onbeş dakikadır sarma da bekliyor..
Nefeslenmeyi beklemişse nefeslenmiştir gari...
Yalnız o değil Yozgat'lı da nefeslenmiştir.
İşte Aliço harekete geçiyor..
-42-
Hasbekli sarmayı söktüğü gibi ayağa kalkıverdi.
Doğru idi bu söz.Demindenberi sarmada beklemekte durmakta olan Aliço sonunda harekete geçmiş bulunuyordu.
Hasbekli Mahmut pehlivanı sarmayı boşaltmadan yaymak istiyordu.Herhalde bunu başardıktan sonra sarmayı vurduğu taraftan yarım boyunduruk filan kaparak onu sırtüstü çevirerek yenmeye girişecekti.
Görünüş bu idi.
Durum belli olunca saray pehlivanını tutanlar hemen seslerini yükselttiler.
Haydi Aliço..
Uzatma güreşi..
Bitir işini..
Haydi arslan..
Ancak bu sefer yükselen alkış ve teşvikler eskisi kadar kuvvetli olmamıştı.
Aliço bütün kuvvetini harcıyor ve hasmını yere yaymaya çalışıyordu ama bir türlü başarılı olamıyordu.Yozgat'lı hasmının hamlelerine sağlam bir şekilde karşı duruyordu.
Bu mücadele bir on dakika kadar bu şekilde büyük bir şiddetle devam ettikten sonra kimsenin beklemediği bir biçimde sona erdi.
Herkes Aliço'nun hasmını yere yaymasını beklerken Hasbekli Mahmut pehlivan büyük bir kuvvet harcayarak sarmayı söktüğü gibi ayağa kalkıverdi.
Güreşi seyredenler şaşkınlık içinde kalmış bulunuyordu.
Onun gösterdiği bu büyük kuvveti herkes candan alkışlamak için büyük bir istek duyuyordu ama hiç kimse bu cesareti gösteremiyordu.Bunu yaptıkları takdirde bunun Aliço'ya ve saray pehlivanlarına karşı bir hakaret sayılacağından korkuyorlardı.
Yalnız Avni paşa kendisini tutamayarak yüksekçe bir sesle;
Aferin Mahmut pehlivan..diye seslendi.
Yanındakiler ise sadece anlaşılmaz bir şeyler mırıldandılar..
Hasbekli sarmayı sökerek ayağa kalktıktan sonra az öteye kadar çekilmiş ve orada hasmını beklemeye başlamıştı.
Aliço ayağa kalkmakta acele etmedi.Onun da tam bir şaşkınlık içinde olduğu açık bir biçimde belli oluyordu.Sonra ağır ağır doğruldu.Hasbekli Mahmut pehlivana doğru yürüdü.
Hasbekli güreş durumunu almış hasmının ensesine yapışmasını ve güreşin yeniden başlamasını bekliyordu.
Fakat Aliço'da böyle bir hareket yoktu.
Saray pehlivanı Hasbeklinin tam karşısına gelince durdu.Gözlerini onun gözlerine dikti.
Aşkolsun sana be Yozgat'lı diye konuştu.Allah için yaman pehlivan imişsin.
Sesi yumuşak bakışı ise tatlı idi.
Hasbekli onun samimi konuştuğunu hemen anlamış bulunuyordu.
Sağol usta..dedi..Bizim pehlivanlığımız senin yanında nedir ki?
Yok öyle deme..Maşallah çok zorlu pehlivan imişsin..
Gayri izin verirsen sana pes edeyim.
Neden pes edecekmişsin?Ben adamın pes edecek durumda olup olmadığını gözlerinden anlarım.Benimle daha iki saat rahatça güreşebilirsin.
Bana iltifat ediyorsun.
Kuzum sana bir şey sormak istiyorum.Demin aklıma geldi.Sen Sicimoğlu Halil pehlivanı tanır mı idin?
Sivaslı Sicimoğlunu Anadolu da tanımayan pehlivan var mı?Geçen yıl İstanbul'a gitmişti.Ne yazık ki oradan sağ dönmedi.Hala onun matemini tutar dururuz.
Sarayda duyduk biz de çok üzüldük.Çok kuvvetli bir pehlivandı.Seninle güreşirken onu hatırladım.Senin onunla güreşin varmı idi?
Bir kaç defa tuttuk.İkimizde aynı çevre pehlivanları idik.Son bir güreş daha yapacaktık.İstanbul'dan döndükten sonra ,ne yazık ki kısmet olmadı.
Onun seninle yapmış olduğu güreşleri seyretmek isterdim.
Sicimoğlu benden çok daha kuvvetli bir pehlivandım.
Bunu bende tahmin ediyorum.Kendisi ile dediğim gibi bir kaç defa idman yaptım.Belki yağlı güreşi senin gibi çok iyi bilmiyordu ama zor kuvveti ile gene senin gibi bütün oyunlarımı bozuyordu.Öbür saray pehlivanlarının o da hepsini yenmişti.Belki ciddi güreşimizde beni de yorar ve yenerdi.Çünkü onun da senin nefesin gibi çok kuvvetli idi.Yorulmak nedir bilmezdi..
Yok usta bunu pek kabul edemem.Ne yapsa seni yenemezdi.Sen başka türlü bir pehlivansın.Benim ikinizle de güreşim oldu.Seni bu dünyada yenecek tek pehlivan yoktur.
Onun bu sözleri Aliço'yu her nedense pek sevindirmişti.
-43-
Konuşma uzayınca halk meraklanmaya başlamıştı.
Yüzü daha da güleç bir hal alırken bir elini de arkadaşça Hasbeklinin omuzuna attı.
Söyle bakalım kova pehlivan sicimoğlu seni kaç defa yendi? diye sordu.
Her zaman yenebilirdi.Ama henüz yenebilmiş değil..
O zaman Aliço'nun gözleri fak taşı gibi açıldı:
Yenemedi mi?
Belki de yenmek istemedi.Yahut kısmet olmadı.Ama eğer İstanbul'dan sağ salim dönebilseydi mutlaka yenecekti.Buna inanıyorum..
Bütün güreşleriniz beraberlikle mi sona erdi?
Hasbekli bir suç işlemiş gibi boynunu büktü:
Son güreşimizde hatalandı.Yere biraz yan vaziyette düşmüştü.Açık düşüp düşmediğini ben iyi görememiştim.Cazgır ve halk açık düşmediğini söyleyerek güreşin güreşin devam etmesini istediler.Ben ise kararı Sicimoğlunun vermesine razı olacağımı söyledim.Onun mertliğine inanıyordum.Nitekim açık düşmüş olduğunu kabul etti.Böylece onu yenmiş sayıldım.
Aşkolsun..Gerçekten mert bir pehlivanmış..
Aliço ile Hasbekli Mahmut pehlivan arasında geçen güreşin kesilmesi ve konuşmaların bu biçimde sürüp gitmesi herkeste büyük bir merak uyandırmış bulunuyordu.
Ne konuşuyorlardı acaba?
Önce cazgır sonra da iki paşa yerlerinden inerek yanlarına yaklaşmışlar onları dinlemeye koyulmuşlardı.Sonra da başka bazı davetlilerde yanlarına gelmişlerdi.
Aliço bunların farkına varınca;
Bana bu Yozgat'lı pehlivanın kim olduğunu niçin daha önce söylemediniz?diye sordu..Onun şu meşhur Sivaslı Sicimoğlunu yenmiş bir arslan olduğunu şimdi yeni öğrendim.Sicimoğlu İstanbul'a gelmiş bütün saray pehlivanlarını yenmiş benimle huzur güreşi yapmak hakkını kazanmıştı.Yazık ki tutacağı gün ecel onu alıp götürmüştü.Yoksa beni de yenebilir ve efendimizin başpehlivanı olabilirdi.Bilmem ki onun adını ve başına gelen talihsizliği duydunuz mu?
Vali hemen atıldı.
Hiç duymaz olurmuyuz.Efendimizinde buna çok üzüldüklerini de haber almıştık.
İşte bu Yozgat'lı onu bile yenmiş bir pehlivan.
Maşallah..Böyle bir arslan olduğunu yeni öğrendik.İzin verirsen bu akşam vereceğim ziyafete onu da çağırayım.
Bunu çok isterim.Bol bol konuşuruz..
Vali bu sefer ona döndü:
Kim olduğunu bizden neden sakladın arslanım.Sana layık olduğun itibarı gösteremedik.
Hasbekli Mahmut pehlivan ona cevap verecek yerde Aliço'ya döndü..
Bana artık sana pesetmek iznini verdiğin için elini ver de öpeyim usta..dedi.
Aliço mağrur bir tavırla ona elini uzatınca Mahmut pehlivan bunu tutarak öptü.Aliço da onun sırtını sıvazlarken:
İstanbul'a dönüşümüzde efendimize senden bahsedeceğim.Öyle sanıyorum ki seni mutlaka saraya aldıracaktır.Senin gibi bir pehlivanın yeri ancak orasıdır.. dedi.
Arkasından cazgıra döndü;
Sen de güreşin sonunu ilan et.Üşüdük.İlanını yaparken onun gerçekte kim olduğunu da söyle..Kuvvetini ve pehlivanlığını çok beğendiğimi söylemeyi de unutma.
Ve onlar meydandan ayrılırken cazgırda durumu şu biçimde ilan etti.
Az önce padişah efendimizin başpehlivanı Aliço'yla iki saat süren çetin bir güreşten önce saray başpehlivanlarından Hançoğlu Halil pehlivanı yenen Yozgat'lı Mahmut pehlivan gördüğünüz gibi vakit de gecikmiş olduğundan güreşi bırakmış bulunmaktadır.Aliço onun pehlivanlığını ve kuvvetini fazlasıyla beğenmiş ve takdir etmiştir.Mahmut pehlivan Anadolu da yetişmiş bulunan pehlivanların en büyüğü olduğunu bugün üstüste çıkardığı güreşlerle ispat etmiş bulunmaktadır.Aliço bütün halka onun kuvvetini ve pehlivanlığını ne derece takdir etmekte olduğunu duyurmamı da emretmiş bulunmaktadır.
Cazgırın bu sözlerini seyirciler coşkun bir alkışla karşılamışlardı.Bazıları Aliço'yu alkışa tutarlarken çok daha büyük bir kalabalık Hasbekli Mahmut pehlivanı candan alkışa tutmuşlardı..
Yaşa Yozgat'lı..
Yaşa Mahmut pehlivan..
Yaşa arslanoğlu arslan..
-44-
Aliço Hasbekliye haksızlık yapan biziz dedi.
Gösterdin ne pehlivan olduğunu..
Senden büyüğü yok..
Aşkolsun Mahmut pehlivan..
Hasbekli Mahmut pehlivan Avni paşa ile hala ortada duruyordu.Aliço ile beraber uzaklaşmakta olan izmir valisi ile halkın Mahmut pehlivanı Aliço'dan çok daha fazla çok daha hararetli bir biçimde alkışlamakta olmasından adeta rahatsız olmuştu.Saray pehlivanının buna kızacağından korktuğu için şöyle konuştu.
Bakın şu münasebetsizlere.Yozgat'lıyı nasıl da alkışlarlar?Sanki yenilen pehlivan o değilmiş gibi..Yenik pehlivan böyle alkışlanır mı hiç?
Aliço'nun onu doğrulamasını bekliyordu.
Fakat böyle olmadı.
Yok be paşa onu yenebilmiş değilim.
Nasıl yenmedin?Sana pes etti ya?Peseden pehlivan elbette yenik sayılır.Cazgırın sözlerine kulak vermedin mi?Vakit geçtiği için güreşi bana bıraktı.Bu gibi hallerde genç pehlivanlar kendilerinden yaşlı olanlara böyle davranırlar.Güreşi onlara bırakır ellerini öperler..
Cazgır bu sözü kendiliğinden uydurup söyledi.Sen ona böyle bir şey söyle demedin.Kendisini cezalandıracağım.
Sakın böyle bir şeye kalkışma paşa.O bu işleri çok iyi biliyor.Çok yerinde yaptı bunu söylemekle..
Ama haksızlık bu..
Doğrusunu söylemek gerekecek olursa ortada bir haksızlık yapan varsa o da biziz..
Ne münasebet?
O önce Hançoğlu ile bir saat güreş tuttu.Onu yendikten sonra nefes aldırmadan biz tuttuk kendisi ile ..Bu haksızlık değil de nedir.Bırak da halk alkışlasın kendisini..Ödülü bu akşam ona vereceksin..
Madem sen böyle istiyorsun başüstüne..
Avni paşa arabasını ortaya getirtmiş bulunuyordu.Hasbekliyi kendisiniçeviren hayranlarının elinden zorlukla alarak arabaya bindirdi.Kendiside atlayarak konağın yolunu tuttu.
Halk arkalarından genç pehlivanı hala alkışlayıp duruyordu.
Avni paşa ona yolda sordu.
Bu akşam valinin vereceği ziyafete gidecek misin?
Hayır..
Ama Aliço'ya karşı ayıp olmaz mı?
Yarın sabah onun kaldığı yere seninle beraber gider ona iyi yolculuklar dileriz.Bu daha iyi olmaz mı?
Orasını sen bilirsin.Demek vali paşaya bu derece kızgınsın?
Onun vereceği ziyafete gitmektense cehenneme gitmeyi onun yemeğini yemektense zehir içmeyi tercih ederim. Hem yemeğime zehit katmayacağından de emin değilim.Bana oynadığı o oyundan sonra kendisinden her şey umulur.
Pek yalanda konuşmuş değilsin.Çok kinci ve inatçı bir adamdır.
Bunu suratından anlamak hiç de zor olmuyor.
Artık Aliço burada iken senin kılına bile dokunamaz.Ama o gittikten sonra sana bir kötülükte bulunmasını her zaman için mümkündür.Ama bizde elbette buna karşı tedbirimizi alırız.
Konağa vardıkları zaman hamamı hazır buldular.Az sonra Hasbekli Mahmut pehlivanın kardeşi Mustafa da çıkageldi.Ve ağabeysinin güzelce yıkanmasına yağlardan temizlenmesine yardımcı oldu.Vücudunu da güzelce ovdu. Onu rahata kavuşturdu.
Bu arada ona Aliço ile güreşirken halkın ne konuşmuş olduğunu cazgırın güreşin sonucunu ilanı üzerine ne dediklerini de öğrendi.
İzmiringüreş ve haksever halkı şu biçimde konuşmuşlar:
Aliço daha önce Hançoğlu Halil pehlivanla çetin bir güreş yapan ve onunla bir saat güreştikten sonra kendisini yenen Yozgat'lı pehlivana nefeslenmek için izin bile vermeden kendisi ile ciddi olarak tutması için zorlamakla ona karşı haksızlık etmişti.Mahmut pehlivan padişahın başpehlivanının bu meydan okuyuşunu hiç itiraz etmeden kabul etmekle ne kadar efendi bir pehlivan olduğunu göstermiştir.
Herkes bu güreşin kısa bir zamanda Aliço'nun galibiyeti ile sona ereceğini bekliyordu.Aliço çok kuvvetli ve eşsiz bir pehlivan olarak biliniyordu.Üstelik terütaze idi.Hırs ile dopdolu bulunuyordu.İdmansız olduğu da asla ileri sürülemezdi.Çünkü son bir hafta boyunca hergün saatlerce Hançoğlu na idman vermiş durmuştu.Hançoğlu idmana girerken tabii o da idmana girmiş bulunuyordu.
İşte güreşleri bu biçimde başladıktan ve bir saat sürdükten sonra herkes Aliço'nun asıl maksadını anlamaya başlamıştı.
-45-
Sarmayı çatır çatır sökerek ayağa kalktı.
Aliço'nun maksadı rakibini öyle kısa bir zamansa yenmek meydandan çıkarmak değildi.Onu yenmeden önce elense ve tırpanlarla ezip perişan etmekti.
Halk bunu anlayınca Mahmut pehlivana acımaya başlamıştı.Onun neden pesederek güreşi saray başpehlivanına bırakmamakta direndiğini herkes birbirlerine sormaya başlamıştı.
İşte tam bu sırada onun birdenbire müdafaada kalmaktan vazgeçerek birden büyük bir hızla hücuma geçmesi herkesi tam bir şaşkınlığa düşürmüştü.Böylece Aliço'ya karşı açık bir üstünlük kurduğu Aliço'nun solumaya bile başladığı ve şaşırdığı görülmüştü.
Bu arada saray pehlivanı nasılsa çapraza girmiş ve hasmını bastırarak sarma da vurmuş iken onu sarmada da tutamamış ağası bu sarmayıda çatır çatır sökerek ayağa kalkmayı başarmıştı.Çaparoğlan Mustafa bundan ötesini pek anlayamamıştı.Ağasına bütün bunları anlattıktan sonra;
Bu işin sırrını yalnız ben değil hiç kimse anlamış değiliz ağa diye konuştu.Aliço seni tüketmek isterken sen onu tükettin.Gürşe devam etse idiniz sen onu yenecektin.Bunu herkes açık bir biçimde anlamış bulunuyordu.Böyle iken cazgır vakit geçti diye senin ona güreşi bırakmış olduğunu ilan etti.Buna neden razı oldun?
Hasbekli Mahmut pehlivan.
Güreşi iyi takip etmişsiniz..dedi.Yalnız bilmediğiniz taraflar da var.Güreşe başlayacağımız zaman ben içimden bir kaç dakika güreştikten sonra Aliço'ya pesetmeye karar vermiş bulunuyordum.Tam güreşe başlarken Aliço sanki yüreğimden geçirdiklerimi okumuş gibi bana sakın ona pesetmememi söylemesin mi?Bunun sebebi tabii anlamamıştım.Neden sonra anladım.Sert elense ve tırpanlarla beni önce tüketmeye ve ezmeye çalışıyordu.Ancak bunu anlayınca bende birden hırslandım ve gördüğünüz biçimde harekete geçtim. Aliço çok okkalı bir pehlivan olduğu için yavaş güreşiyordu.Benim hızıma dayanamazdı.Son olarak sarmasını söküpde ayağa kalktığım zaman onun bana daha fazla dayanamayacağını anlamıştım.Çok yorgun görünüyordu.Biraz olsun nefeslenmek için bana sorular sormaya pehlivanlığımı övmeye başladı.Rahmetli Sicimoğlunu tanıyıp tanımadığımı onunla güreşim olup olmadığını filan sordu.Bu arada güreşimiz durmuş cazgır ve paşalarda yanımıza gelmişlerdi.Biraz toparlanan Aliço beni valinin bu gece vereceği ziyafete bile davet etti.
Gidecekmisin oraya?
Allah göstermesin.Elbette hayır.
Sonra ne oldu?
Sonra onların yanında bana birdenbire gayri bana pesetmeni kabul ediyorum demesin mi?Dedim ya güreşin başında sakın bana pesetmeye kalkmayasın diyerek ona pesetmememi yasaklamıştı.Şimdi de sanki ben pesetmek istemişimde o kabul ediyormuş durumuna düşmüş oldum.Buna nasıl itiraz edebilirdim?Bir ara bunu düşünmedim de değil.Ama sonra iş neye varır diye korktum.Bu adamlarla nasıl başedebilirdim?Nihayet Aliço padişahın başpehlivanı idi.Üstelik herkesin yanında beni övmüş benden padişaha bile bahsedeceğini ve onun iznini aldıktan sonra İstanbul'a saraya aldıracağını söylediği için ister istemez ses çıkarmadım.
Durumunu şimdi anlıyorum ağa.Böyle davranmakla çok iyi etmişsin.
Karakol meselesi ortada değil mi?Yalnız yanına Avni paşa ile Aliço'ya gideceğim.Beni bu akşamki ziyafete davet etmişti.Onu uğurlamamak ayıp olur.
Peki bu kadar güreş kazandın.ödüllerin ne olacak?
Doğrusu beni de düşündüren bu mesele..
Ertesi günü Hasbekli Mahmut pehlivan Avni paşa ile birlikte Aliço'yu ziyaret etmek ve kendisine iyi yolculuk dilemek üzere arabaya binerek konaktan ayrıldıkları zaman da paşaya bu ödül meselesini anlatmaktan kendisini alamadı.
Avni paşa:
Evet bu senin hakkındır.Ama bana kalırsa sen onu validen istemekten vazgeç.Çünkü bunu vermek için vali seni görmek isteyecektir.Sana nasıl diş bilediğini ise ben herkesden iyi biliyorum.Başına yeni bir iş açılmasını istemem.Sana hak etmiş olduğun ödülü fazlası ile ben vereceğim.
Size zaten çok şeyler borçluyum.Böyle bir parayı üstelik nasıl alabilirim?
-46-
Mahmut pehlivanı tevkif edip sarı kışla zindanına kapatmak için emir aldık..
benim işlerime fazla karışma.İşte pehlivanların kaldıkları yere geldik.
Aliço Avni paşa ile hasbekli Mahmut pehlivanı karşılarında görünce hem sevindi hem de sitem etti.
Dün akşamki ziyafete neden gelmediniz?Boş yere beklettiniz kendinizi..
Avni paşa yolda kararlaştırdıkları bahaneyi söyledi:
kabahat sende Aliço,Yozgat'lıyı fena ezmiştin.Ziyafete gelecek hali kalmamıştı.
Yok canım o kadar da değil..Güreşin sonunda hiç de öyle fazla yorgun görünmüyordu.
Biz buraya İstanbul'a ne zaman döneceğinizi öğrenmek ve sizlere şimdiden hayırlı yolculuklar dilemek için geldik.
Allah verdi ise öbür sabah ki vapurla İzmir den ayrılıyoruz.
İnşallah rahat bir yolculuk yaparsınız.
İnşallah..Ve inşallah Mamut pehlivanı da yakında aramızda göreceğiz.
Bu tarzda bir kaç dakika daha hoşbeş ettikten sonra iki ziyaretçi pehlivanların yanlarından ayrılarak konağa döndüler..O gece yatsı namazından az sonra kim olduğunu söylemeyen bir adam konağa gelerek Hasbekli Mahmut pehlivanla görüşmek istedi.
Kahya gelipde bunu haber verdiği zaman Mahmut pehlivan paşa ile sohbet ediyordu.Tabii ikisi bu ziyaretçinin kim olabileceğini merak ettiler.Ve Avni paşa kahyasına onu alarak bulundukları odaya getirmesini emretti.
Gece ziyaretçisi birkaç dakika sonra odaya girmiş bulunuyordu.
Paşa bu orta yaşlı adam kim diye kendisini tanımaya çalışırken,Hasbekli Mahmut pehlivan kendilerini terbiyeli bir tavırla selamlayarak karşılarında elpençe divan duran adamı hemen tanıdı.Ve onu Avni paşaya şöyle tanıttı:
Bu efendi beni vali ödülünü vermek için seni Buca karakolunda bekliyor diye beni kandıran ve bir kaç arkadaşı ile birlikte beni oraya götürerek hapsettiren efendidir.
Bu sözler Avni paşayı hem yakından ilgilendirmiş hem de meraklandırmıştı.
Bu işi utanıp sıkılmadan yaptın ha? diye sordu..
Adam boynunu büktü.Evet paşa hazretleri.Bu ağır suçu işlemiş bulunuyorum.
Kimsin sen?
Vilayet emrinde çalışan sivil zaptiye çavuşuyum.
Kimin emri ile yaptın bu işi?
İzmir zaptiye kumandanının.Ona bu emri vali paşa vermiş.Bize öyle söyledi.
Ne maksatla?
Pehlivanın güreş günü İzmir de bulunmamasını engellemek için..Yoksa akşamüstü bir yanlışlık oldu diye serbest bırakılacaktı.
Peki şimdi ne diye buraya geldin?Pehlivandan ne istiyorsun?
Dün güreşlerde bulundum.Ve kendisine kötülük yapmak işinde alet edilmiş olduğum pehlivanın ne büyük bir pehlivan olduğunu anladım.Böyle bir pehlivanı güreşten mahrum bırakmanın ne affedilmez bir günah olduğunu da düşündüm.Onun için buraya gelmemin birinci sebebi pehlivandan af dilemektir.
Başka sebepleride mi var?
Evet.Pehlivanın karakolun kapısını kırarak oradan çıkmayı başarması ve güreşlere yetişmiş olması zaptiye kumandanını da vali paşayıda deli divane etmiştir.Pehlivanın aleyhine hemen gizli olarak tahkikat açılmış bulunuyor şu anda.
Suçu ne imiş?
Devlet malına zara vermek devletin manevi şahsiyetine hakaret..
Allah Allah..
Kendisini yakından tanıdığımız için bize de saray pehlivanları gider gitmez kendisini hemen tevkif ederek sarı kışlanın zindanına kapatmak için emir verilmiş bulunuyor.
Fakat buna ancak rezalet derler..
Haklısın paşa hazretleri..Fakat emir böyle..
Buna ancak zalimlik derler.Peki sen buna ne diyorsun?
Kulunuz vali paşayı yakından tanıyorum.Son derece inatçı bir kişidir.Bir şeye karar verdi mi bunu mutlaka yapar.Ben durumu şimdiden size bildirmeyi bir vicdan içinde konağınıza geç vakit gelerek sizi rahatsız etmiş bulunuyorum.Bu yüzden de beni mazur göreceğinizi umarım..
Bize durumu bildirmekle pehlivana gerçektende büyük bir iyilikte bulundun.Sana teşekkür ederiz.
Avni paşa izin alarak gitmeye davranan bu iyi yürekli sivil zaptiye çavuşuna ayrıca bol bir bahşişle uğurlamayı da ihmal etmedi.
-47-
Bize haberi veren çavuşu eleveremeyiz..
Adamcağız parayı kabul etmemek için çok direndi ama sonunda kabul etti.O gittikten sonra Avni paşa ile Hasbekli Mahmut pehlivan yeniden başbaşa kalarak durumu inceden inceye konuşmaya başladılar.
Zaptiye çavuşunun yalan söylemediği ortada idi.Böyle davranmakta hiçbir çıkarı olamazdı.Bu duruma göre acele olarak tedbir düşünmek gerekiyordu.
Aliço öbür saray pehlivanları ile beraber öbür gün İzmir den ayrılacaklarına göre önlerinde ancak bir gün var demekti.
Paşa:
En iyisi burada konakta kalmandır, dedi. Kimse seni böylece dışarıda bulup yakalayamaz. Seni yakalamak için kimse de konağımı basmak cesaretini gösteremez. Ben de valiyi gider görür bu kararını protesto ederim.
Ya ortada böyle bir şey yoktur der inkar ederse?
Doğru..Bize haberi veren çavuşu hiçbir şekilde eleveremeyiz.
Hem size konakta kalmakla daha fazla zahmet vermeye de hakkım yoktur.
Elbette sürekli olarak burada kalman işine gelmez.Bu senin için bir çeşit hapis hayatı olur.Bu işe mutlaka bir çare bulmak lazımdır.
Sonra birden aklına bir şey geldi.
Buradan ayrıldıktan sonra nereye gitmeyi düşünüyorsun?
Memeleketime tabii.
Hangi yoldan?
Hangi yoldan olursa olsun farketmez bizim için..
Adana yolu ile gitmekte bir mazhur var mı sizin için?
Ne mazhuru olacak?Orada güzel hatıralarım var.Belki bir güreşde bulunurum.
Benimde oraya gitmem gerekiyor.Ama ben gecikeceğim.Onun için soruyorum.Şu halde yarın sabah namazdan sonra hemen yola çıkarsınız.Söyleyeyimde arabayı hazırlasınlar.
Biz giderdik.Siz neden zahmet edeceksiniz?
Kahyamda sizlerle beraber olacak.Başınıza bir iş gelecek olursa hemen dönüp bana haber verir.
Çok teşekkür ederiz.
Sizin konakta olmadığınız öğrenilinceye kadar siz Antalya ya bile varırsınız.Arkanızdan atlı zaptiye çıkarılsa bile bunlar sizi Balıkesir, Bursa yollarında arayacaklardır.Siz de Antalya dan Mersin'e oradanda Adana'ya selametle ulaşırsınız.Onun için vakit varken sizi İzmir'den bu yolla uzaklaştırmayı en doğru bulurum.
Anlıyorum paşam.Yarın sabah yola çıkmaya hazır olacağız.
Avni paşa yatmadan önce kahyasını çağırarak ona gerekli emirleri vermeyi de unutmadı.
Ertesi sabah namazdan sonra paşa ile vedalaşırken Avni paşa kendisine ağırca bir atlas kese de verdi.Hasbekli önce bunu almak istemedi ama paşanın ısrarı üzerine almak zorunda kaldı.Sonra vedalaştılar.Eşyalarının daha önce yerleştirilmiş bulunduğu faytona atladılar.Ve alaca karanlıkta İzmir'den ayrıldılar.
Şehri arkalarında bırakırken gün yeni yeni aydınlanıyordu.
Şimdi sözü isterseniz gene Hasbekli Mahmut pehlivanın kardeşi Çaparoğlan Mustafa pehlivana bırakalım.
Büyük ağam paşanın vermiş olduğu atlas kesede kaç para bulunduğunu pek ziyade memenun olmuştu.Kahyanın yanında ayıp olur diye bir türlü açıp içindekileri sayamıyordu.
Ancak öğle vakti verilen kısa bir mola sırasında keseyi açtı ve sayabildi.Kesede tam yirmialtı tane kırmızı altın bulunuyordu.Büyük ağam paşanın bu cömertliğine hayran olmuştu.Altınları yeniden kesesine keseyide koynuna yerleştirdikten sonra ellerini kaldırarak paşaya uzun ömür versin diye Allah'a dua etti.
Antalya 'ya kadar rahatça ulaştık.Artık selamette sayılırdık.Kahyaya burada veda ettik.Antalya'da bir gün kaldıktan sonra Mersin'e yolcu ve yük taşıyan bir yelkenli de yer kiraladılar ve Mersin yolunu tuttuk.
Hayatımızda ilk defa deniz yolculuğu yapıyorduk.Bu da bizi fazlasıyla keyiflendirmiş bulunuyordu.
Bir akşam üzeri Mersin'e vardık.Ertesi gün de kiraladığımız bir araba ile Adana'ya ulaştık.Adana'daki pehlivanlar hanına geldiğimiz anda hancı büyük ağamı hemen tanıdı ve:
Hoş gelmişsin be Mahmut pehlivan..diyerek kendisini karşıladı.Kaç yıldır göründüğün yok.Bu kadar vefasızlık olur mu?
-48-
Kemikkıran Mahmut pehlivanı kim unutabilir?
Demek tanıdın beni.Ben ise gayri unutmuş olduğunu sanıyordun.
Senin şu İngilizle güreşini gördükten sonra seni kim unutabilir ki?Kemik Kıran Mahmut pehlivanın adını ve güreşini kim unutabilir ki?
Sağol.Bize verecek iyi bir odan var mı?
Var mı ne demek?Olmazsada bana yaratmak düşer.Ne kadar kalacaksın?
Pek bilemiyorum.Henüz karar vermedim.
Zaman zaman yaptığın güreşlerden haber geliyor da göğsüm şişiyor.Maşaallah kiminle tutacak olsan yeniyorsun.
Rastgeliyor işte.
Bu ne güzel rastgelişler öyle..
Kuzum sen bütün bu haberleri nerelerden alıyorsun?
Çalışmak için oralardan gelenlerden tabii.En son olarak Sicimoğlunu hatalamış olduğunu da bunlardan öğrendim.Sonra senden ses seda kesildi.Kime sordu isem senden cevap alamadım.Sonunda çok şükür burada karşıma çıktın.Nerede geliyorsun?Kayseri den mi,Niğde den mi?Yoksa Ulukışladan mı?
İzmir'den..
Bak hele.Ne işin var senin İzmir'de?
Pek övmüşlerdi.Gidip görmek istedim.Oradan da buraya Antalya,Mersin yolu ile geldim.
Hoş gelmişsin.Hem de tam zamanında..
Bu sözünle ne demek istedin?
Ne ise hikaye uzuncadır.Önce odanızı göstereyim.Soyunun dökünün.Elinizi yüzünüzü yıkayın.Sonra dinlenip kahve kısmına indiniz mi hemen yanınıza gelir anlatırım.
Pekala öyle olsun.
Hancı bize hanın belki de en geniş ve en güzel odasını açmış bulunuyordu.Kılığımızı değiştirmeden önce elimizi yüzümüzü yıkarken büyük ağamda bende bizi Adana'da nasıl bir sürprizin beklemekte olduğunu merak etmekten ve bunu konuşmaktan kendimizi alamıyorduk.
Bunun ancak bir güreş olabileceği ortada idi.En kuvvetli ihtimal Adana'ya yeniden helali bir pehlivanın gelip dadanmış bulunması dahilinde.Onu çöreklenmiş olduğu yerden uzaklaştırmak için büyük ağam gibi yaman bir pehlivana ihtiyaç duyulmakta bulunabilirdi.
Ne var ki eğer onların böyle bir maksatları varsa umutları boşa çıkacaktı.Çünkü büyük ağamın memelekete dönene kadar güreşmeye hiç ama hiç niyeti yoktu.
İzmir'den beri bir dakika bile dinlenmeden kaçıp duruyorduk.Değil idman yapmağa doğru dürüst uyuyabilmek için bile vakit bulamamıştık.Peşimizden atlı zaptiyeler yetişiyorlarmı diye arkamıza bakmaktan boynumuz tutulmuştu.Burada tam bir iki gün rahat edecek dinlenecek yerde güreşle mi ilgilenecektik?
Hem ne için?
Bir pehlivan niçin güreş kovalar?
Tabii en başta zevki için gelir.Pehlivanlıktan zevk almayan kişi zaten pehlivan olamaz.Sonra da geçim meselesi para gelir.Ortaya konan ödül hesaplanır.Toplanacak parsa gözönüne getirilir.Pehlivanlar buna göre gayrete gelirler.
Büyük ağamda ise zaptiyelerden kaçmak yüzünden güreş zevki ve hevesi kalmamış olduğu gibi Avni paşanın cömertliği sayesinde paraya pula da ihtiyacı kalmamış bulunuyordu.
Bu duruma göre hancı ağamı bir güreşe heveslendireceğini hesap ediyorsa fena halde aldanıyordu.Tabii kendisi onun başından geçenleri nereden bilecekti.
Uzatmayayım yarım saat sonra büyük ağamla hanın kahvesine inmiş bulunuyorduk.Vakit erken olduğundan kahve bölümünde pek kimseler yoktu.Hancı onları görünce hemen yanlarına geldi.
Nasıl odanızı beğendiniz mi Mahmut pehlivan? diye sordu.
Çok rahat bir oda teşekkür ederiz.Şimdi anlat bakalım güzel Adana'da ne var ne yok?
Yaramız bir şey yok.
Hani bana demin tam vaktinde geldiniz gibi bir şey söyledin de?
Burada sana kemikkıran lakabını kazandırmış bulunan şu İngiliz pehlivanı ile yapmış olduğun güreşi hatırlıyorsun değil mi?
Nasıl hatırlamam.Sonra ne oldu bu zavallı adam?
iki ay kadar hastanede yattıktan sonra memleketine gitti.Onunla güreştiğin bahçe hatırındamı?
Elbette hatırımda..
Şimdi orada iki yıldır yeniden güreşler yapılıyor.
Gene şu İngiliz mi?
-49-
Bunlara insan değil de ancak insan azmanı denilebilir.
Yok hayır,Onun bir daha senden korkusundan buralara gelerek güreş tutmak cesaretini gösterebileceğini hiç ummam.
Onun yerine bir başkası geldi demek?
Bir değil iki kişi geldi.
Öyle mi?
Mesele şu..Daha önce İngiliz pehlivan burada iken halkın gösterdiği büyük rağbeti bilen iki ermeni bahçeyi kiraladılar.Sonra da kimbilir nereden bulup getirdikleri kömür gibi kapkara iki afrikalı zenci pehlivan bulup getirdiler.İşte bu iki zenci pehlivan iki yıldır Adana'da yenmedik pehlivan bırakmadılar.
Benim bildiğime göre Adana ve Çukurova pehlivan yatağı bir yerdir.Nasıl başedemiyorlarbe zencilerle?
Bunlara insan değilde ancak insan azmanı denilebilir.
Pek iri şeyler desene..
Biri yüz okka çekiyormuş.Öbürü ise ondan biraz daha okkalı.
Nereden hulmuş bu pehlivanları şu ermeniler?
Bulmuşlar işte..
Adamlar güreş biliyorlarmı?
Bizim karakucak güreşini öğrenmişler.Zaten herifler hem çok kuvvetli hem de başkaca işleri güçleri yok.Bütün gün aralarında durmadan idman yapıp duruyorlar.Çokda boylu adamlar.
Ne kadar?
Üçer arşın var.Hani masallarda çocukları korkutmak için bir dudağı yerde bir dudağı gökte diye dev araplardan bahsedilir ya işte bunlar da öyle..
Anladık.gerçekten bela imişler.
Nasıl bunlardan biri ile güreşmeye varmısın?
Yokum..
Benim bildiğim sen yenecek pehlivan arar durursun.Hem bunları yenecek olursan çok para da kazanacaksın..
Benim parada falan gözüm yok.
Ermeniler İngiliz pehlivanın yaptığını yapıyorlar.Zenci pehlivanlardan birini yenecek olan pehlivana on altın veriyorlar.
Aynı kurnazlığı gösteriyorlar demek.
Nasıl kurnazlık?
Tabii bunlardan biri ile tutacak olan pehlivanında ortaya bu kadar para koymasını şart koşuyorlar değil mi?
İlk zamanlar öyle idi.Ancak müşteri kalmayınca bunu son zamanlarda yarı yarıya ucuzlattılar.Şimdi bunlarla tutmak hakkını kazanmak için sadece beş altın ödemek yetiyor.
Bir pehlivan için beş altında az para değil..
Doğru söylersin.Pehlivan kısmı fukaradır çoğunlukla.Pehlivanların piri Hazreti Hamza da fukara imiş.Bunun için beş altını pehlivanlar değilde onların yakınları onları sevenler aralarında toplayarak koyuyorlar.
Peki bugüne kadar kaç pehlivan şu zencilerden birini olsun yenerek on altını kazanabildimi?
Hancı içini çekti.
Bugüne kadar böyle bir pehlivan çıkmadı.
Yazık peki..Bunlara rakip çıkmayınca ne oluyor?
O zaman iki pehlivan aralarında güreş tutuyorlar.Halk arasında isteyenler kapışacak olan pehlivanların üzerine para koyuyorlar.Ermeniler bu paralardan masraflarını ayırdıktan sonra geri kalan parayı kazanan pehlivanı tutanlar arasında bölüştürüyorlar.
Bu kumar be..
Öyle ama alıştırdılar milleti.Her gece bahçe tıklım tıklım doluyor.
Hangisi kazanıyor?
İşte orası hiç belli olmuyor.kuvvetçe de ustalıkça da birbirlerine denk.Bir gün biri kazanıyorsa öbür gün öbürü kazanıyor.
Belki de danışıklı olarak güreş tutyorlardır.
Olabilir.
Müslüman mı be pehlivanlar?
Yok.İkisi de kefere.Bu akşam onları seyredelim istersen..
Olur.Gideriz.Ben çok merak ettim şu kefereleri..
Yemekten sonra gideriz.Bakarsın sende heveslenir şunlara güzel bir ders verirsin.
Hiç sanmam.Zaten Adana'da öyle fazla kalmaya niyetimde yok..
Hele bu akşam şu pehlivanları seyre gidelimde kararını sonra verirsin.
Vakit ilerledikçe hancı kahvesine müşteriler gelmeye başlamışlardı.Bunlardan bazıları Hasbekli Mahmut pehlivanı tanımıyorlar ve hemde heyecanlanmışlardı.pehlivanın etrafında hemen bir halka oluşturmuşlardı.Onu durmadan soru yağdırıyorlardı.
Hemen hemen herkes de sonunda ona aynı soruyu soruyordu:
Adana'ya yoksa şu zenci keferelerle turmak için mi gelmişti.
-50-
Bunlarla güreş tutmak için camuş yüreği gerek..
Hasbekli Mahmut pehlivan tabii ortada böyle bir şey olmadığını söyleyip duruyordu ama sözlerine kimsenin pek inanmamakta olduğununda pek güzel farkında idi.
Mahmut pehlivan kardeşi ve hancı ile beraber o gece bahçeye gitti.Ve iki Afrikalı zenci pehlivanın aralarında yaptıkları güreşide seyretti.
Ciddi olmaktan çok uzak olan bu güreşi seyrederken Adana'lı güreş meraklısı seyirciler de onu farketmekte gecikmemişlerdi.
Farkedenler henüz farkedemeyenlere durumu bildirince çok geçmeden hemen bütün gözler ona döndü.Sonra da önce bir alkış arkasından sesler yükselmeye başladı.
Hoş geldin Mahmut pehlivan..
Hoşgelmişsin Hasbekli..
Yaşa Kemikkıran..
Şunlarında kemiklerini kırıyormusun?
Bu samimi gösteriler karşısında Hasbekli Mahmut pehlivan oturmakta olduğu yerden doğrularak halkı selamlayarak yerine oturdu ve iki zenci pehlivan arasındaki güreşi yeniden seyre koyuldu.
Az sonra tanımadığı orta yaşlı bir adam gelerek onu selemlayıp yanına oturdu.Hancıda kendisini pehlivana şu biçimde tanıttı.
Bahçeyi kiralayan ve Afrikalı pehlivanları getiren iki ortaktan Kirkor efendi.
Hasbekli onu şöyle bir süzdü:
Nereden buldunuz bu insan azmanı pehlivanları?
Adamın ağzı kulaklarına varmıştı.
Arayan bulur demişler.Biz de aradık ve bulduk.Beyendin demek.
Bunlarla güreş tutmak için insanda camuş kadar kuvvet camuş yüreği kadar yürek bulunmak gerekir.
Sen göze alamazmısın birinden biri ile tutmayı?
Yok be..Buraya güreşmek için gelmiş değilim.Adana'dan şöyle geçiyordum.
Onları dişine göre bulmadın demek?
Beni rahat yenerler.
İngilize benzemiyorlar değil mi?
Görünüşleri öyle..
Eğer birinden biri ile tutmayı kabul edersen senden para da istemem.Yendin mi on altını kazanırsın.
On altın bir tek güreş için iyi para doğrusu.Ya ikisini de yenersem?
O zaman yirmi altın alırsın.
Çok para bu..İdmanım ve vaktim olsa idi belki de talihimi denemeye kalkışırdım.
Pehlivan olan hiç idmansız dolaşırmı?Gönlüm yok desene..
Öyle de olabilir.Ne olacak?
Hani geline oyna demişlerde yerim dar demiş.Yerini genişletmişler bu seferde yenim dar demiş.Senin ki de o hesap.
Varsın öyle olsun.Ne çıkar bundan?
Hiçbir şey çıkmaz elbet.Yalnız seni görüp tanıyan halk senin hiç olmazsa bunlardan biri ile mutlaka tutmanı istiyor.Sana nasıl seslendiklerini elbet duydun.Bak Mahmut pehlivan bunlardan biri ile tutmayı kabul edecek olursan yenilecek de olsan sana açıktan beş sarı lira veririm.İdmana girmen içinde bir hafta izin.Oldu mu?
Olmadı.Dedim ya böyle bir niyetim yok.
Pekala..Sen bilirsin.Elbet seni zorlayamam.Yalnız izin ver de durumu halka bildireyim.Seni burada görenler senin güreş tutmak için gelmiş bulunduğunu sanıyorlarda..
Kirkor efendi arkasından cevap filan beklemeden yerinden kalktı.Güreşin yapılmakta olduğu setin üstüne çıktı.Hala güreşmekte olan pehlivanları ayırdı.Sonra da merak içinde bekleşmekte olan halka dönerek şu sözleri söyledi:
Hep gördüğünüz gibi burada üç yıl önce meşhur İngiliz pehlivanı yenmiş ola ve Kemikkıran lakabını kazanmış bulunan Yozgat'lı Mahmut pehlivan seyirci olarak bahçede bulunmaktadır.Onu bol bol alkışladınız ve Afrikalı pehlivanlarla güreş tutmasını istediniz.Onun ne kuvvetli ne yaman bir pehlivan olduğunu ben de yakından bildiğim için ben de aynı teklifte bulundum.Fakat Mahmut pehlivan idmansız olduğunu ve Adana'da fazla kalmak niyetinde bulunmadığını söyleyerek Afrikalı güreşçilerle tutmaya yanaşmadı.Söyleyeceklerim bu kadardır.
Eğer bu kararını değiştirecek olursa bundan en çok ben sevineceğim.Son olarak şunu da söylemek isterim ki Afrikalı güreşçilerin kemikleri çok sağlamdır.Hiçbir pehlivan bunları kıramaz.
-51-
Mahmut pehlivanın idmansız güreş tutması doğru olmaz.
Kirkor efendinin bu sözleri bahçeyi dolduran halkın hemen tepkisini uyandırmıştı.O sözünü tamamlar tamamlamaz sağdan soldan sesler aksetmeye başladı.
Mahmut pehlivan ortaya çık..
Göster pehlivanlığını..
Ver şunlara derslerini..
Haydi aslan Yozgat'lı..
Kirkor efendi Hasbekli Mahmut pehlivan bu güreşi kabul edecek olursa bunun ne büyük bir hasılat getirebileceğini pek güzel tahmin ediyordu.Bütün Adana halkı bu güreşi görmek isteyecekti.Bahçeye giriş fiyatlarını rahatça iki katına çıkardı mı dünyanın parasını kaldırabilirdi.Ayrıca bu güreş için müşterek bahisde tertip edebilirdi.Adana'lılar hep Mahmut pehlivanın lehinde para koyacaklardı.Onun ise birer köle gibi çalıştırmakta olduğu zenci pehlivanların kuvvetlerine güveni tamdı.Bunlar Yozgat'lıyı yendiler mi binlerce altın kazanmaları içten bile olmayacaktı.
Bu işin gerçekleşebilmesi için ise güreşin hiç olmazsa bir hafta sontraya bırakılması şarttı.
Hemen yeniden konuşmaya başladı.
Mahmut pehlivanın hemen şimdi Afrikalılarla tutmasını istemiyorsunuz.Onun ne kuvvetli bir pehlivan olduğunu biliyorum.Şu anda soyunup ortaya çıksa bu pehlivanlardan ikisini de yenebileceğine inanırım.Ancak Adana'ya yeni gelmiştir ve hiç idamnı yoktur.Bir haftadan önce de idmana giremez.Ona bu hakkı vermemek insafsızlık olur.
Böylece herkesin önünde onun hakkınıda gözetir gibi olmuştu.
Nitekim bu şekilde konuşması hemen tesirini göstermişti.
Doğru konuştun.
Mahmut pehlivanın idmansız güreş tutması doğru olamaz.
Bir haftada idmana girer.
Bu pehlivanlara da güreş nasıl yapılırmış gösterir.
Hasbekli Mahmut pehlivan bu durumdan sıkılmış bulunuyordu.Bir oldu bitti karşısında bırakılmak istendiği apaçık ortada idi.
Hancıya dönerek:
Gitsek gayrı diyerek ayağa kalktı.
Hancı ve Mustafa pehlivanda ayağa kalkmışlardı.Halk onun da bir şeyler söyleyebileceğini ve bu meydan okuyuşunu kabul edeceğini sanıyordu.
Fakat böyle bir şey olmadı.Geldikleri gibi bahçeden çıkıp gittiler.
Halk ise buna rağmen giderken Hasbekli Mahmut pehlivanı gene de alkışlarla uğurlamaktan kendilerini alamamışlardı.
Ancak bütün bu olup bitenlerden sonra zihinlerde aydınlanamayan bir nokta kalmıştı.Acaba Mahmut pehlivanın kararı ne idi?
Kendisine yapılan meydan okumayı kabul ediyor mu idi?
Kabul ediyorsa bunu neden açık bir biçimde açıklamamıştı?
Yoksa bu zenci pehlivanları görmek onu ürkütmüş mü idi?Bu insan azmanı pehlivanlarla başedemeyeceğini anladığı için onlarla tutmak işine gelmiyor mu idi?
Çoğunluk buna inanıyordu.Ve bu güreşi göze alamadığı için Hasbekli Mahmut pehlivanı haklıda buluyorlardı.
Hasbekli hana dönünceye kadar tek kelime konuşmuş değildi.
Hancı da tabii ona bu konuda tek kelime sormadı.
Hana varınca odalarına çıktılar.Soyunarak yataklarına girdiler.
Sıcak gecelerden biri idi.Pehlivanı bir türlü uyku tutmuyordu.Yatağında habire dönüp duruyordu.
Neden sonra kardeşine seslendi:
Uyudun mu sen Mustafa?
Beriki hemen karşılık verdi.
Yok be ağa.Nerede hava çok sıcak insan uyuyamıyor ki..
Benimde hiç uykum yok.Nasıl buldun bu akşam seyrettiğimiz pehlivanları?
Bence bunlar pehlivan değil birer kara kütük..
İkiside çok kuvvetliye benzerler.Bugüne kadar karşılarına kim çıkmışsa hepsinide yenmişler..
Düşündüm de bunlar nasıl yenilebilir bir türlü anlayamadım.İnsanoğlu kara dut ağacını kavrayarak deviremez ki..
Bir yolu olmalı herhalde..
Yoksa onlarla tutmayı düşünüyormusun ağa?
Yok be aklımdan bile geçirmem.
İyi yaparsın?
Bir iki gün daha kalırız burada..Sonra Ulukışla yolunu tutarız.Niğde,Kayseri yolu ile memlekete de ineriz.
Memleketten ayrılalı çok oldu.Öyle sanırım ki bizi pek merak ederler.
-52-
Hasbeklinin Adana'da olduğunu duyan onu görmeye geliyordu.
Memlekete varınca da doğruca yaylaya çıkarız.Şimdi herkes yayladadır.Kısmet olur da yaylaya ulaştık mı ilk işim orada bir gün ve bir gece uyumak olacak.
Bunu çok iyi söyledin Mustafa..Bizim yayla yazları çok serin olur.İnsan orada pek rahat uyur.İki kardeş ancak sabaha karşı bir parça uyuyabildiler.
Ertesi gün ise Hasbekli Mahmut pehlivan hemen hemen sabahtan akşama kadar belki yüz tane ziyaretçi kabul etti.
Bunların hepside Adana'nın ileri gelen güreş meraklıları idiler.Hasbeklinin Adana'ya gelmiş bulunduğunu haber almış bulunan hayranları kendisini görmek için hana adeta akın etmiş bulunuyorlardı.
Konuşmalaın hepside aynı soru ile sona eriyordu.
Şu zenci pehlivanların meydan okuyuşlarını kabul edecek onlarla birer güreş yapacak mı idi?
Hasbekli Mahmut pehlivan onlara hep aynı cevabı vermekten yorgun hale düşmüştü.Hayır buraya güreşmek niyetiyle gelmiş değildi.Bunun içinde hiç kimse ile güreşmeyecekti.Zaten idmanıda yoktu.Hem burada fazla kalacak da değildi.Bir iki güne kadar yola çıkacaktı.
Şunu da belirtelim ki hemen herkesin ona bu soruyu sormakta olması herkesinde onu bu zenci pehlivanlarla ille de güreştirmek istemesi canını sıkmıyor da değildi.Bunu bir ara yalnız kaldıkları zaman hancıya da söylemiş onu şu biçimde dert yanmıştı:
Nedir bu iş anlamadım gitti.Herkesde benim şu insan azmanları keferelerle güreş tutmamı ister durur.Şu koca Adana'da onlarla tutacak pehlivan mı yok?
Yoksa başka yerlerden pehlivan bulup getirsinler.Yer yüzünde benden başka pehlivan mı yok?
Elbet olmak gerekir ama arayıp bulmak için zaman lazım.Sen ise buradasın.Onun için senin üstünde ısrarla duruyorlar.Onlara ancak senin yenebileceğini biliyorlar.
Nereden biliyorlar bunu?Beni de bu idmansız halimle pek güzel yenebilirler.
Sen çabuk idmana girebilirsin.
Yok hayır.İstedikleri kadar konuşsunlar.Onlarla tutmaya hiç de niyetim yoktur.
Vallahi sen bilirsin pehlivan.Seni elbette hiç kimse sen güreşeceksin diye zorlayamaz.Buna hiç kimsenin hakkı yoktur.İdmansız olmanıda kimse düşünmez.Ancak buradan çekip gittikten sonra arkandan neler konuşulacağını da düşünmen gerekir.
Ne konuşulacakmış arkamdan?
Bu apaaçık ortada değil mi?Millet senin hakkında Arapları gördü kendisinide yeneceklerini anladı buna meydan vermemek için onlarla güreşmekten çekindi diye koşucaklar.
Yani korktuda kaçtı diyecekler.Onu mu demek istersin?
Açıkçası öyle.
Bu söz üzerine Hasbekli biraz düşündü.Arkasından;
Hani böyle düşünmekle pek haksız da sayılmazlar diye mırıldandı.Sonra da yerinden kalkarak odasına çıktı.Yatağına sırtüstü uzanarak derin bir düşünceye daldı.
Bu düşüncelerden sonra karara vardı.Adana'da daha bir gün kalacak öbür gün sabahleyin erkenden Adana'dan ayrılarak Ulukışla yolu ile memleketlerinin yolunu tutacaklardı.
Ertesi sabah ilk iş kardeşi Mustafa pehlivanı arabaların kalktıkları yere göndermek ve bir gün sonra yola çıkacak bir arabada iki kişilik yer ayırtmak oldu.Bundan hancıya da haber vermemişti.Adana'ya habersiz olarak gelmiş oldukları gibi oradan habersiz olarak da gitmeye karar vermişti.
Hancı onun gittikten sonra arkasından neler konuşulacağını açık bir biçimde söylemişti.Ama artık buna zerre kadar önem vermiyordu.
Bir ataraftan kardeşinin dönüşünü beklerken bir taraftanda hanın kahvesinde sabah çayını yudumlarken hancının yanında bir zaptiye çavuşu olduğu halde içeri girdiğini gördü.
Çavuşu görür görmez de irkilmekten kendisini alamadı.İzmir'de zaptiyelerle başının nasıl belaya girmiş bulunduğunu hemen hatırlamış ve ürkmüştü.
Yoksa İzmir valisi izini bulmuş ve kendisini yakalatmak üzere Adana valisine haber mi göndermişti?
Hancı bu sırada zaptiyeye kendisini işaret etti.
Zaptiye çavuşu o zaman pehlivanın yanına gelerek kendisini saygı ile selamladı.
-53-
İki zenci pehlivan Adana'da ortalığı kasıp kavuruyordu.
Adana'ya hoşgeldin pehlivan dedi.Vali paşamız seninle hemen görüşmek istiyor.Burada bulunmakta olduğunu öğrenmiş seni alıp yanına götürmem için beni gönderdi.
Hasbekli hancıya döndü:
Valiniz eski vali mi?
Evet odur.
Valinin değişmemiş bulunduğunu öğrenince Hasbekli Mahmut pehlivan rahatlamıştı.Ondan kendisine bir zarar gelmeyeceğini biliyordu.
Yerinden kalktı ve zaptiye neferi ile birlikte vilayet konağının yolunu tuttu.
Vali kendisini çok iyi karşılamış ona karşısında oturacak yer göstermişti.Bunca zaman Adana'ya uğrmadığı için sitem etti.Arkasından da birdenbire:
Avni paşa hazretlerini nereden tanıdın? diye sordu.
İzmir den..
Demek sen de orada idin?
Evet.Oradan doğruca buraya geldim zaten.
Şimdi mesele anlaşılıyor.Avni paşa benim çok yakınımdır.Dün akşam ondan bir mektup aldım.Elden yollanmış.Senin burada olacağından bahsediyor.Pek yakında kendiside gelecekmiş.O gelinceye kadar da seni misafir etmemi emrediyor.Senin anlayacağın şu andan itibaren benim has misafirimsin.
Allah ikinizden de razı olsun.Fakat yarın sabah memlekete dönmek üzere Adana'dan ayrılmak niyetinde idim.
Bu olmadı işte.Hele Avni paşa gelsin hep beraber toroslara çıkar kuzu çeviririz.geçen seferde seni gereği gibi ağırlayamamıştık.Hem sonra bu sefer dae başımızda bir bela var.Geçen sefer şu İngiliz pehlivanını perişan ederek yenmiştin.Bu seferde iki Afrikalı zenci getirdiler.Ortalığı kasıp kavuruyorlar.Bilmem ki haberin var mı?
Var paşam.Geçen akşam beni oraya götürdüler.Gördüm kendilerini.
Nasıl buldun?
Çok iri adamlar.Aynı zamanda görünüşlerine göre çok da kuvvetli.
Nasıl bunlarla güreşmeyi düşünmedin mi?
Kalıcı olmadığım için düşünmedim.Ama kiminle konuşsam herkes de onlarla tutmamı istedi durdu.
Sen de kabul ede idin.
Yeni geldim paşam.İdmanımda yok..
Bak bunda haklısın.Ama bunu kimse düşünmez.Ne ise hele Avni paşa hazretleri gelsin bunu sonra düşünürüz.Senin birde kardeşin olacaktı.Gene berabermisiniz?
Evet paşam.
Ben de öyle tahmin etmiştim.Bizim Adana'ya hemen girişte bir misafir kökümüz var.Size orada yer ayırttım.Köşkün geniş bir bahçesi de var.İstediğin gibi idmanda yapabilirsin.Çavuş sizi oraya götürür.
Zahmete ne gerek var paşam?
Olmaz.Ben Avni paşanın emrinden çıkmam.O gelinceye kadar misafirimsin.
Vali paşa o derece kesin konuşmuş bulunuyordu ki Hasbekli için bir oldu bittiyi kabul etmekten başka çare kalmamıştı.Hele işin içinde Avni paşanında emri olduktan sonra boynu kıldan ince idi.
Çavuşla beraber hana döndüğü zaman kardeşini orada buldu.Birkaç cümle ile ona durumu anlattı.Ertesi gün için tasarlamakta oldukları Ulukışla yolculukları suya düşmüş bulunuyordu.Hancıya da durumu kısaca anlattıktan sonra hanla hesaplarını kesti.Ve kardeşi ile birlikte oradan ayrıldı.
Misafirhaneye varınca onları oranın resmi aşçısı karşılamış ne gibi yemeklerden hoşlandıklarını sorup öğrenmişti.Ayrıca bir hademede onlara güzel bir oda açmıştı.Böylece iki pehlivan kardeş misafirhaneye yerleşmiş oldular.
Yaınız kalınca Mustafa pehlivan;
Şimdi ne olacak ğa? diye sordu.
Bunu bende bilmiyorum.
Memlekete ne vakit döneceğiz?
Orasını ancak allah bilir.Avni paşa birkaç güne kadar gelecekmiş.Önce onu beklememiz lazım.
O zamana kadar da yan gelip yatacağız.Öyle mi?
Pek öyle değil.Bugünden tezi yok seninle sıkı bir biçimde idmana başlayacağız.
Hayrola ğa güreşe mi niyet ettin?
Vallah böyle bir şey aklımdan geçirmediğimi en iyi sen bilirsin.Ama bugün vali paşa ile konuştuktan sonra iş değişir gibi oldu.Galiba ister istemez şu kara kütüklerle tutmak zorunda kalacağız.
Yapma be ağa...
Görünüş öyle.Onun için de ne olur ne olmaz diye idmana girmeye çalışmam iyi olacak..
Sen bilirsin ağa..
-54-
Zenci pehlivanlar Hasbeklinin gözünü korkutmuş olacak..
Misafirhanenin bahçesi hem geniş hemde idman için çok uygun idi.Hasbekli Mahmut da o günden itibaren kardeşi ile beraber idmanlara başladı.
Boş vakitlerinde hana uğramayıda ihmal etmiyordu.Bu arada iki gecede bahçeye giderek zenci pehlivanların gene aralarında yapmış oldukları güreşleri büyük bir dikkatle seyirde etmişdi.
Onu gören halk gene dayanamayarak onun bu belalı pehlivanlarla tutmasını isteyip durmuştu.Hasbekli bu ısrarlar karşısında gene hiçbir şey söylemeden bahçeden ayrılmıştı.
Onun ısrarlı bir biçimde bu davranışı az çok gözden düşmesine de sebep oluyordu.Kendisine o güne kadar çok güvenen güreş meraklıları şimdi şöyle konuşmaya başlamış bulunuyorlardı.
Zenci pehlivanlar Mahmut pehlivanın gözünü korkutmuş olacaklar.
Öyle.Bunlarla tutmayı bir türlü göze alamıyor.
Demek oluyor ki bunların kendisini yeneceklerini anlamış bulunuyor.
evet.Hangi pehlivan yenileceğini bile bile güreşmeyi göze alabilir ki?
Şimdi onun büyük şöhreti var Adana'da...Kmeikkıran lakabını kazandı İngiliz pehlivanını yenmekle..Elbette bu şöhretini tehlikeye atmak istemez..
Ama bir pehlivana da güreşten kaçmak yakışık almaz.
Bu da doğru..Ben ondan bunu beklemezdim.
İdmanım yok diyordu.Buraya geleli bir hafta oldu.Eğer güreşmeye niyeti olsa idi çoktan idmana girerdi.
En doğru söz bu..
Bu sözlerden bazıları onunda kulağına geliyordu,ama hiç oralı olduğu yoktu.Dilin kemiği yoktu ki..
Avni paşa Adana'ya tam dokuz gün sonra geldi ve doğruca vali paşanın konağına misafir oldu.Çok eskiden beri arkadaş olan iki paşa ilk hasretlerini giderdikten sonra Avni paşa ona hemen Hasbekli Mahmut pehlivanı sordu.
Vali paşa onu buldurup devlet misafirhanesinde misafir etmiş olduğunu bildirince Avni paşa;
Sana İzmir'de yapmış olduğu güreşleri anlattı mı* diye sordu.
Yok hayır orada da güreşti demek?
Hem de kimlerle..
Sonra da Hasbekli Mahmut pehlivanın İzmir'de saray pehlivanları ve Aliço ile yaptığı güreşleri onu nasıl kaçırmış olduğunu başına gelenleri teker teker anlattı.
O bunları anlattıkça Adana valisi yerinde oturamıyor hop oturup hop kalkıyordu.Aynı zamanda da Hasbeklinin nasıl olupda bütün bunlardan kendisine bahsetmemiş olmasına şaşırıp duruyordu.
Konuşmak sırası kendine gelince o da Avni paşaya Afrikalı zenci pehlivanlardan bahsetti.
Tam Mahmut pehlivana göre desene..dedi.Mahmut bunların ikisini de perişan ederek yener.
Ancak beriki bu derece iyimser değildi.
Onları görmüş olsaydınız böyle konuşmazdınız paşa birader dedi.Bunlar insan değil de birer ejderha sanki.Yenilir gibi değiller.Ben Mahmut pehlivanı çok takdir ederim ama bu insan azmanlarına karşı birşey yapabileceğini hiç ummam.
Yener efendim yener..
İnşallah ama çok şüpheliyim.
Onları gördümü Mahmut?
Gördü.
Ne dedi?
Ben onlarla tutmak isteyip istemeyeceğini sordum.Bu kafirler bugüne kadar yenmedik pehlivan bırakmadıkları gibi bir kısmınıda sakatladılar.Mahmut hemen idmansızlığından bahsetti.Memleketine dönmek kararından söz etti.Bundan anladım ki onlarla tutmağa hiç hevesi yok.
İzmir'den kaçarak geldi.İdmanı olmaması tabii bir şey..Ama idmana girmesi öyle uzun sürmez.
Benim anladığım dediğim gibi onlarla tutmak için gönlü yok.
Avni paşa başını salladı.
Ben onun gönlünü yaparım.Yalnız ondan önce şu zenci pehlivanları bir göreyim.
Bu akşam onların güreş yaptıkları bahçeye giderek kendilerini seyredebiliriz.Ben haber gönderir yer ayırtırım.
İyi olur.Tabii Mahmut da yanımızda olmalıdır.
Başüstüne elbette olur.
Şimdi onu buraya çağırtabilirmisin?
Hemen.O da sizi görünce pek sevinecektir.
Hasbekli Mahmut pehlivan yarım saat sonra Avni paşanın yanında bulunuyordu.
-55-
Zenci pehlivan rakibinin yanında dev gibi görünüyordu.
Hemen Avni paşaya sokularak elini öptü.Onu görmüş olduğu için çok sevinmişti.Bu sevinci iki sebepden doğuyordu.Birinci sebep kendisine bunca iyiliği dokunmuş bulunan bu yaşlı paşaya sağ ve salim görmesinden ileri geliyordu.İkinci sebepde artık o geldiğine göre memleketine dönmek üzere izin alabileceğini düşünmekte olması idi.
Paşa onu görünce:
Maşallah seni çok iyi gördüm pehlivan dedi.Yolculuğun iyi geçti ya?
Sayenizde çok iyi geçti.
Burada İzmir güreşlerinden hiç kimseye bahsetmemişsin.
Ne gerek vardı paşam.Nasıl olsa anlatsam bile kim inanırdı ki?
Bak bunu doğru söyledin işte.Ama burada da belalı iki pehlivan varmış.
Evet var.
Onları seyretmişsin.Nasıl buldun?
Çok okkalı iri kıyım şeyler.Görünüşe göre çok da kuvvetli olmalılar.
Ben de merak ettim onları.Paşaya söyledim onları hep birlikte seyredeceğiz.
Emredersiniz.
Onlarla tutmayı hiç düşündün mü?
Düşünmedim paşam.
Hele şunları bir göreyim de tutmaya değer olup olmadıklarını kararlaştırırız.
Mahmut pehlivan bu sözlere karşılık vermedi.Ancak Adana valisinin Avni paşayı bu güreşi ona kabul ettirmek için tahrik etmiş olduğunu hemen anlamış bulunuyordu.
Aynı zamanda paşanın İzmir güreşlerinden bahsetmiş olmasıda canını sıkmış bulunuyordu.Bu haberin hemen yayılacağını biliyordu.Bu da hoş bir şey olmayacaktı.
Eğer kendisini mutlaka güreşmesi için zorlayacak olurlar ve güreşin sonunda yenilecek olursa kendisini yenen kefere zenci padişahın başpehlivanından üstün bir pehlivan olduğunu ilan edebilecekti.Böyle bir şeye sebep olmaktansa on beş yıl kürek cezası çekmeye razı idi.Ve onu bu güreşe ancak ve ancak Avni paşa razı edebilirdi.
Ertesi akşam üçü birden Kirkor efendi ile ortağının işletmekte oldukları bahçeye gelmiş bulunuyorlardı.Kirkor efendi onlara en önden üç kişilik yer ayırmıştı.Avni paşa ortaya oturmuş sağına Adana valisini soluna ise Hasbekli Mahmut pehlivanı almıştı.
Az sonra Kirkor efendi de gelmiş paşalara saygılarını sunmuş ve gecenin proğramını anlatmıştı.
İlk güreşe Niğde'li bir pehlivan çıkacak ve zenci pehlivanlardan biri ile karşılaşacak sonra da iki zenci arasında bir gösteri güreşi yapılacaktı.
Az sonra ortaya zencilerden biri ile Niğde'li pehlivan çıktılar.Niğde'li pehlivanda şöyle böyle yüz okkalık bir pehlivandı.Fakat zenci rakibinin yanında iyiden iyiye ufak görünüyordu.
Avni paşa bunu görünce Mahmut pehlivana;
Zenci gerçekten pek iri imiş dedi.
Hasbekli:
Arkadaşı bundan da daha iri paşam diye konuştu.Sanırım ikiside yüz otuz okkanın üstünde olmalı.
Bu irilikteki bir pehlivan nasıl yenilebilir ki?
Elbet kolay olmaz.
Bunlarla tutmak istememekte haklı imişsin.Ben de senin yerinde olsam tutmazdım.
Şimdi sizde göreceksiniz.Öyle ince pehlivanlık hünerleri yok.Fakat ikiside adam akıllı kuvvetli.
Zor oyunu bozar demişler.Öyle mi güreşirler bunlar?
Ben öyle gördüm.
Daha fazla konuşamamışlardı.Çünkü güreş başlamıştı.Güreşin hakemliğini de Adana'lı cazgır yapıyordu.
Niğde'li pehlivan güreşin başlamasıyla beraber hemen müdafaaya geçmiş bulunuyordu.Zaten bu insan azmanı karşısında başka ne yapabilirdi?Tek umudu bir oyun kapmak ve hasmını açık düşürerek ortaya konduğu ilan edilen on altını kazanmaktan ibaretti.
Ancak güreşin başlaması ile beraber bu umudun son derece boş bir umut olduğu hemen ortaya çıktı.Zenci güreşçi çok sert sağlı sollu elenselerle hasmını hırpalamaya koyulmuş bulunuyordu.Niğde'li pehlivan kendisini desteklemekte olan taraftarlarının bu desteği ile ancak on dakika kadar kendisinden çok kuvvetli olduğu belli olan hasmı karşısında ayakta kalabildi.Arkasından afrikalı pehlivanın onu rahat bir biçimde altına alıverdiği görüldü.
Eğer istese idi onu hemen de yenebilirdi.Ancak zenci yenici bir oyun arayacak yerde onu önce bir güzel ezmek istiyor olmalı idi.Niğde'liyi yenemiyor buna karşılık ezerek yoğurup duruyordu.
-56-
Hasbekli zenci pehlivanla güreşmeyi kabul ediyor.
Güreş bu şekli alınca Avni paşa Hasbekli Mahmut pehlivana döndü;
Bu zenci gerçekten çok kuvvetli bir pehlivan imiş.
Söylemiştim paşam.
Kedi fare ile nasıl oynuyorsa hasmı ile öyle oynuyor.
Çok da gaddar bir pehlivan.
Gaddar demekle ne demek istedin?
Demek istediğim şu..İstese şimdiye kadar Niğdeli hasmını rahatça yenebilirdi.Fakat yenmiyor.
Neden yenmiyor?
Onu iyice ezmek yıpratmak için.Bu gibi pehlivanlara biz gaddar deriz.
Hasmı gerçekten böyle zor durumda ise pesederek bırakır güreşi..
Ah ah paşam.Bu iş kolaymıdır sanırsınız?Bir pehlivan güreşirken kolay kolay ezilmekte olduğunu anlayabilse hiçbir pehlivan ezilmezdi bugüne kadar.
O da doğru..
Şimdi Niğdeli dayanıyorum,arap beni yenemiyor diye düşünerek varını yoğunu harcayıp duruyor.Sonunda ise bu kefere onu iyice ezecek ve kendisini değilde leşini yenecek.Niğdeli pehlivan bakalım bir daha tek pehlivan yenecek mi?Pehlivanlığını şu tahta kerevet üstünde bırakıp öyle gidecek.
Ama bu büyük bir insafsızlıktır.
Elbet öyledir.Bunlarda insaf denilen şeyin zerresi bile bulunmaz.
Şimdi onlarla neden tutmak istemediğini daha iyi anlıyorum.
Mahmut pehlivan tam cevap vermeye hazırlanıyordu ki Kirkor efendi yanlarına yaklaşarak Avni paşayı etekledi.O bunu yaparken vali de paşaya onun kim olduğunu anlatıyordu.
İşte bu bahçeyi tutan ve bu Afrikalı belalı pehlivanları getirten iki ortak ermeni vatandaşlarından Kirkor efendi.
Hemen arkasından da Avni paşayı Kirkor efendiye tanıttı.
Avni paşa hazretleri İzmir'lidir.Ve güreşe çok meraklıdır.Padişahımız efendimizin meşhur pehlivanlarınıda seyretmek fırsatını bulmuştur.
Kirkor efendi:
Öyle mi? diyerek karşılık verdi.Şu halde Afrikalı pehlivanlar hakkında en doğru hükmü verecek durumda bulunuyorlar.Acaba kendilerini nasıl bulduklarını öğrenebilirmiyim?
Avni paşa:
Henüz ancak birini görebildim.dedi.
İkiside aşağı yukarı aynı ayarda pehlivanlardır paşa hazretleri.
Henüz burada kendilerini yenen bir pehlivanda çıkmamış öyle mi?
Evet çıkamdı.Ve öyle sanıyorum ki hiç çıkmayacak.
Bunu nereden biliyorsun?Pekala bir pehlivan çıkabilir ve ikiside yenebilir.
Böyle bir pehlivan çıkacak olsa tam yirmi altın kazanır.Hangi pehlivan böyle büyük bir parayı kesesine indirmek istemez?Bugüne kadar benim pehlivanlarımın karşısına çıkanlar hep bu umutla güreş tutmuşlardır.Hiçbiride bugüne kadar bu başarıyı gösteremediğine göre bundan sonra da onları yenebilecek bir pehlivanın çıkabileceğine hiç inanmam.
Onun bu şekilde pervasız konuşması Avni paşayı sinirlendirmişti.
O kadar emin konuşma dedi.Yanımda oturan Mahmut pehlivanı görüyormusun?O senin pehlivanlarından ikisinide rahatça yenebilecek kudrette bir pehlivandır.
Evet böyle diyorlar.Ben de kendisine teklifte bulundum.Vali paşamızda şahidimdir.Ne yazık ki güreşmeyi kabul etmedi.Ona üstelik güreşin neticesi ne olursa olsun yenilecekte olsa beş lira vermeyi vaatetmiş bulunuyordum.Halkda çok ısrar ettiği halde güreşmeyi kabul etmedi.
Paşa o zaman:
Mahmut pehlivan İzmir'de idi, dedi.Buraya gelir gelmez idmansız idmansız güreşemi çıkacaktı.Elbette kabul etmeyecekti.
İstediği kadar idman yapabilir.
Paşa bu sefer Hasbekliye döndü;
Gel şunlarla güreşmeyi kabul et Mahmut pehliva..dedi.
Mahmut pehlivan hiç düşünmeden;
Siz ne emrederseniz yaparım paşam cevabını verdi.
Aferin sana.Kaç günde idmana girebilirsin?
Ne zaman olsa tutabilirim.
Kirkor efendinin gözleri parlamıştı.
Bu güzel haberi halka duyurabilirmiyim? diye sordu.
Önce şartlarda anlaşmak gerekir.
Ben sözümde duruyorum.Yenilsen bile beş liranı alacaksın.
Ben senden sadaka kabul edecek pehlivan değilim.
-57-
Kirkor efendi Avni paşanın gazaba gelmesinden korkmuştu.
Ödülü ortaya koyar ilan edersin.Güreşi kazanan ödülü alır.Benim bildiğim usul budur.
Kabul ediyorum.
Sonra bu daracık kerevet üzerinde güreş olur mu hiç?Güreş için geniş bir meydan gerekir.Adana'nın güreş yeri ne güne duruyor?Güreşimi ancak böyle bir yerde yaparım.
Adana valisi onu hemen destekledi.
Evet Mahmut pehlivan doğru söylüyor. Güreş ancak geniş yerlerde yapılır.Adana güreş meydanı pek uygun bir yerdir.Böylece halkda rahat rahat güreşi seyredebilir.
Kirkor efendi bu son şarttan pek memnun kalmışa benzemiyordu.Burada da pekala güreşilebilir.. dedi.İstenirse güreş yerini biraz daha da genişletebiliriz.
Bu sırada Niğdeli pehlivanın pek acıklı bir duruma düştüğünü gören Avni paşa daha fazla dayanamayarak Kirkor efendiye;
Senin pehlivan neden hasmını yenmiyor? diye sordu.
Yenecek elbet..
Ne zaman yenecek?Ezmek mi istiyor fukarayı?
Pesetsin.
Onun adına ben pesediyorum.Al fukarayı onun elinden .Bitir güreşi.Ya yensin veya bıraksın onu.
Başüstüne..
Kirkor efendi paşanın gazaba gelmesinden ürkmüştü.Ortaya doğru yürüdü.Hasmını hala insafsız hamlelerle hırpalamakta olan zenci pehlivana onun anlayacağı dille birşeyler söyledi.Bunun üzerine o da bitkin bir hale gelmiş bulunan hasmını sırtüstü ters çevirip yeniverdi.
Kendisini kimse alkışlamadıBu arada perişan bir halde bulunup yerden bir türlü doğrulamayan Niğdeli pehlivanın yanında birkaç arkadaşı geldiler ve kendisini alıp götürdüler.
Cazgırda bu sırada zenci pehlivanın hasmını yenmiş bulunduğunu kısaca ilan etti.Bu ilanı yapınca bahçenin bir köşesinden bir alkışdır yükseldi.Avni paşa bu işe pek ziyade şaştı.Valiye döndü;
Şaşılacak şey dedi.Demek bunları alkışlayacak kimseler hala bulunuyor.Ayıptır be.
Adana valisi cevap verdi.
Bunlar Türk aslından olmayan Osmanlı tebalarından.Bir yabancı pehlivan bir Türk pehlivanını yendi mi kendisini böyle alkışlarlar.
Demek öyle.Yazıklar olsun..
Bu sırada kendisini alkışlayanları selamlayan zenci ortadan çekilmiş kerevetin üstüne de Kirkor efendi çıkmıştı.Herkes onun birşeyler söyleyeceğini anladığından ortalık tam bir sessizliğe bürünmüş bulunuyordu.
Kirkor efendi şöyle konuştu:
Sizlere herşeyden önce bir müjde vermek isterim.Şu anda da aramızda bulunmakta olan Hasbekli Kemikkıran Mahmut pehlivan paşalarımızın ısrarları üzerine Afrikalı pehlivanlarla güreşmeyi kabul etmiştir.
Onun sözlerini tamamlaması ile beraber çok şiddetli bir alkıştır koptu.
Yaşa Mahmut pehlivan..
Yaşa Kemikkıran..
Yaşa arslan..
Yaşa Hasbekli..
Bunlara kim olduğunu göster..
Kır bunlarında kemiklerini..
Mahmut pehlivan bir oldu bittiye getirilmek istendiğini anlamıştı.
Avni paşadan izin aldıktan sonra o da dinmeyen alkışlara karşılık vermek üzere kalkarak güreşlerin yapıldığı kerevete çıktı.Önce alkışlara selamlarla karşılık vererek sessizliğin oluşmasını bekledi.Arkasından şu sözleri söyledi.
Evet buraya geldiğimden beri herkes benim buraya getirilen yabancı pehlivanlarla tutmamı ısrarla istiyor.Bende bunu kabul etmiş bulunuyorum.Ancak bu derece iri pehlivanlarla bu daracık yerde güreş tutmak işime gelmez.Son güreşimde bildiğiniz gibi tahtalar parçalanmış ve hasmımım kemikleri kırılarak sakatlanmıştı.Bu duruma bende düşebilirdim.
Benimde kemiklerim kırılabilir sakatlanabilirdim.Güreş denilen şey ancak meydanlarda yapılabilir.Adana'nın da güzel bir güreş yeri bir er meydanı vardır.Bana meydan okuyanlarla ancak orada güreş şartlarına uyularak ve istedikleri vakit tutabilirim.Şimdilik söyleyeceklerim bundan ibarettir.
Hasbekli bu sözleri söyledikten sonra yerine geçerken dört bir taraftan yeniden sesler yükseldi.
Mahmut pehlivan haklı konuştu.
Böyle daracık yerde güreş olmaz.
-58-
Kirkor efendinin konuşması vali paşayı kızdırır.
Böyle bir yerde olsa olsa ancak çengi oynatılabilir.Güreş er meydanında olur.
Bu durum karşısında Kirkor efendi tasarlamış olduğu karlı durumun az çok bozulmakta olduğunu hissetti.Başka bir şeyler bulması şarttı.
Hasbekli yerine geçince bu sefer şöyle konuştu.
Bence güreş pekala burada da yapılabilir.Fakat anladığıma göre Mahmut pehlivan buna razı olmak niyetinde bulunmuyor.Biz halkımıza bu güreşi seyretmek zevkinden mahrum bırakmak istemediğimiz için bunun çaresini den araştıracağız.Neticeyi gene burada en kısa zamanda ilan edeceğim.Şimdi sıra Afrikalı iki güreşçinin aralarında yapacakları güreşe gelmiştir.Mahmut pehlivanın çok dar bulduğu kerevetin onlara hiçde dar gelmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.
Bu sözleri söyleyerek yere atladığı anda iki insan azmanı Afrikalı zenci pehlivanın kerevete çıktıkları az sonra da güreşlerine başladıkları görüldü.
Onları bir süre seyreden Avni paşa yeniden Hasbekli Mahmut pehlivana döndü.Ve öbür zenci pehlivanı işaret ederek.
Hakkın varmış diye konuştu.Bu ikinci zenci pehlivan ilkinden daha da iri..
Sanırım beş okka kadar fazlası var.
İkiside oldukça iri ama oldukça çevik.
Oynaş güreşi yapıyorlar.Güreş oynaş oldu mu istedikleri kadar hızlı görünebilirler.
Bakalım hangisi kazanacak?
bunu herhalde önceden kararlaştırmış olacaklardır paşam.
Ama biri daha önce güreşmiş olduğuna göre ne de olsa yorgun sayılır.
Yok canım neden yorulacak?Hasmı ona göre çok hafifti.Onu yenmek için kuvvet filan harcamadı ki..Sadece fukarayı ezmek için kendisini biraz zorladı o kadar..
Bakalım sana karşı nasıl güreşecekler?
Öyle sanıyorum ki beni de Niğdeli pehlivanı ezdikleri gibi ezmeye çalışacaklar.
Sen Aliço'ya karşı güreş tutmuş bir pehlivansın.O da seni ezmek istemişti ama başarılı olamamıştı.Onun yapamadığını bunlar mı yapabilecek?
Yapmaya çalışacaklar ama başarılı olabileceklerini sanmıyorum.Kuvvetleri okkaları yerinde ama pehlivanlıkları noksan.
Bir taraftan böyle konuşur ve güreşi seyrederlerken beklenmedik bir olay oldu.İki zenci pehlivan güreşirlerken birara dengelerini kaybederek kerevetten beraberce yere düşüverdiler.
Herhangi bir sakatlık geçirmediler ama az önce Hasbekli Mahmut pehlivanın böyle bir yerde ciddi bir güreş yapılamayacağı pehlivanların her an için sakatlanabilecekleri yolundaki sözlerinin ne derece doğru olduğu meydana çıkmış oldu.
Yere düşün iki zenci pehlivan yeniden kerevete çıkarak gösteri güreşlerine devama başlayınca herkes Mahmut pehlivanın ne derece haklı konuşmuş olduğunu birbirlerine söyleyip duruyordu.
Artık Hasbekli Mahmut pehlivanın zenci pehlivanlardan korktuğu için onlarla karşılaşmaktan çekindiğine inanan tek kişi kalmamıştı.Yozgatlı pehlivan eski sevgi ve itibarını yeniden kazanmış bulunuyordu.
Adana valisi ertesi sabah erken saatte zenci pehlivanların güreşlerini organize etmekte olan Kirkor efendiyi makamında kabul ediyordu.Ermeni organizetör paşaya saygılar sunduktan sonra şöyle konuştu.
Dün akşam güreşlerden sonra ortağımla uzun boylu konuştuk.Sonunda şu Yozgatlı pehlivanın bahçede kerevet üstünde güreş tutmaya razı olmamasının sebebini anladık.Bunun tek sebebinin yenileceğini bilmesidir.Bu da işine gelmediği için bir bahane bulması gerekiyordu.Bula bula bu bahaneyi buldu.
Onun böyle konuşması vali paşayı birden kızdırdı.
Sen neler söylüyorsun Kirkor efendi?O senin pehlivanlardan korkup çekinecek bir pehlivan değil ki güreşmemek için bahane uydursun?
İyi ama aynı yerde İngilizle tutmuş bulunuyor.
Evet tuttu.Ben de bu güreşi seyrettim.Sonunda ne oldu?Kerevet kırılıp İngiliz sakatlandı.Dün akşamda senin pehlivanların yere yuvarlanmadılar mı?Demek oluyor ki yerden göğe kadar haklı...
Biz buna inanmıyoruz paşa hazretleri?
Kuzum siz onun kim olduğunu biliyormusunuz?
-59-
Müşterek bahisten ufak bir yüzde almaya razıyız..
Kuvvetlice bir pehlivan işte.. Yozgat taraflarından gelmiş..
Bilmiyorsunuz işte..Evet Yozgat taraflarındandır ama buraya İzmir'den gelmişti.
Bundan ne çıkar ki?
İzmir'de ise oraya ziyaret için topluca gelmiş bulunan saray pehlivanları yani padişahımız efendimizin başpehlivanları ile güreş tutmuş ve hepsini de yenmiştir.
Öyle mi?
Öyle ya..Bu arada kuvveti ve pehlivanlığı bütün dünyaca bilinen ve tasdik edilen padişahımızın başpehlivanı Aliço ile de iki saat süren bir güreş yapmıştır.Bu güreşte yenişememişler ve güreşleri berabere ayrılmış bulunmaktadır.
İnanıyormusunuz buna siz?
Elbette inanıyorum.Dün akşam gördüğün Avni paşa hazretleri anlattı.Gözü ile görmüş.Koca paşa yalanmı söyleyecek?
Böyle bir şey aklımdan geçmez. Ama böyle bir şey olsa öğünmek için ona buna söylemez mi idi? Mesele herkes tarafından duyulmaz mı idi?Bunu söylemek isterim.
Mahmut pehlivan öğünmekten hoşlanmıyor.Onun için bana bile bahsetmedi. Durumu bende Avni paşadan öğrendim.
Bunu duyurmak lazım.Bu durum utanılacak bir şey değil aksine gurur duyulacak bir şeydir.Bu durum karşısında bizde onun istediği gibi güreşmeyi kabul ediyoruz.
Şu halde mesele kalmıyor demektir.
Sadece masrafların karşılanması meselesi kalıyor.Ortaya konacak ödüller nasıl karşılanacak?Bunun yolu güreşi seyredecek halktan giriş ücreti almaktır.Bildiğim kadarı ile Adana güreş meydanı ise her tarafı açık bir meydandır.Güreşleri seyretmek için gelecek halktan bir giriş ücreti almaya imkan yoktur.
Bir defa da halk bir para ödemeden güreş seyretsin fena mı olur?
Ama ödül ve öbür masrafları nasıl karşılayabileceğiz?
Bu masraflar ne kadar tutar?
Şöyle böyle elli altın kadar..
Ammada yaptın.Nereden çıkarıyorsun bu kadar masrafı?
Yirmi liarsı ödül.Bizim Afrikalı pehlivanlarla anlaşmamıza göre her güreş başına onlara onar lira vermemiz gerekiyor.Cazgır davul zurna masrafıda on altın kadar tutar.
Tabii sizin kazançlarınızda bunun içinde değil mi?
Hayır biz sadece müşterek bahisten ufak bir yüzde almaya razıyız.
Ne kadar?
Bahse gireceklerden yüzde on kadar..
Benim anladığıma göre bu güreşin yapılmasını istemeyen sizsiniz.Bunun için elli altın gibi aklın almayacağı bir masraf çıkarıyorsunuz.Anladığıma göre bu parayıda benim koymamı istiyorsunuz.Olmaz böyle şey.Bu şartlar altında bu güreş hiç bir zaman yapılmaz.
Peki masrafı bölüşelim öyle ise.
Bu şekilde pazarlıklardan hiç hoşlanmam.Onun sana son sözümü söyleyeceğim.Ben halkı memnun etmek için sadece güreş başına onar lira ödülü üstüme alırım o kadar.Mahmut pehlivan ilk güreşinde yenildimi güreşten çekileceğinden hasmı on lira ödülü alır.Senin pehlivanların arasında yapılacak olan öbür güreşe on para ödül koymam.Mahmut iki güreşide kazanırsa ona seve seve yirmi altın sayarım.
Kirkor efendi bu teklifi hemen kabul etti.
Tamam paşam anlaştık.
Bu sözleri söyledikten sonra da etekleri zil çalarak vilayet konağından ayrıldı.
Onu bu derece sevindiren şey valinin Hasbekli Mahmut pehlivanın İzmir güreşleri hakkında vermiş bulunduğu bilgi idi.Adana halkı bunu öğrenince müşterek bahiste Yozgatlı pehlivan için büyük paralar koymakta bir an bile tereddüt göstermeyeceklerdi.
Ve yapacağı güreş sonunda yenilince de bütün bu paralar kendilerine kalmış olacaktı.Bundan büyük bundan karlı ticaret mi olurdu?
Herşeyden önce şimdi bu Yozgatlı pehlivanın İzmir 'de yapmış olduğu güreşleri Adana halkına duyurması gerekiyordu.
Doğrusu onun saray pehlivanlarını yenmiş Aliço ile berabere kalmış bulunduğuna hala inanmıyordu.İzmir'li paşa Yozgat'lı pehlivanı övmek için bu masalı uydurmuş olmalı idi.Ama bu haber çok işine geliyordu.Çünkü kendisine çok büyük paralar kazandıracaktı.
-60-
Hasbeklinin saray pehlivanlarını yenmiş olduğu şehre yayılmıştı.
hemen ilk iş olarak haberin yayılması ve her tarafta duyulması için harekete geçti.O akşamki güreşlerde de halka durumu şu şekilde ilan etti.
Hasbekli Mahmut pehlivanın Afrikalı pehlivanlarla güreşmek için ileri sürmüş bulunduğu bütün şartlar tarafımızdan kabul edilmiş bulunmaktadır.Bu güreşlerin en kısa zamanda yapılacağını size müjdeleyebilirim.Güreşler Yozgatlı pehlivanın isteği üzerine açıkta Adana güreş meydanında yapılacak ve halk bu çok iddialı güreşleri beş para ödemeden rahat rahat seyredebilecektir.
Bu son sözler halkı fazlası ile memnun etmiş olmalı idi ki hemen bir alkış tufanı koptu.
Şimdi oldu..
Güreşler ancak böyle bir yerde olur.
Karar çok yerindedir.
Güreş ne gün olacak?
Kirkor efendi cevap verdi.
Bunu yarın akşam olmazsa öbür akşam ilan edeceğiz.Tabii isteyen bu güreşler için müşterek bahislerede girebilecek.Bundan önce sizler Yozgatlı pehlivan hakkında bilmediğiniz bir hakikatıda açıklamak isterim.Kendisi iki hafta kadar önce İzmir de oraya gelmiş bulunan saray pehlivanlarınıda yenmiş ve meşhur Aliço pehlivanla iki saat süren bir güreşten berabere olarak ayrılmıştır.
Ermeni organizatörün bu son sözleri bahçede büyük bir heyecan uyandırmış ve kuvvetli bir uğultu ile beraber eskisinden de kuvvetli bir alkış yükselmişti.
Aşkolsun Mahmut pehlivana..
aferin Yozgatlıya..
Onu yenecek pehlivan yoktur..
Kimse dayanamaz ona..
Bununla beraber bazı güreş meraklıları bu sözleri gene de kuşku ile karşılamış bulunuyorlardı.Evet bunlar Hasbekli Mahmut pehlivanın çok kuvvetli ve yaman bir pehlivan olduğunu bilmiyor değillerdi.Ancak saray pehlivanlarını yenebileceğine ve padişahın başpehlivanı Aliço'nunda kendisini yenememiş olduğuna inanabilmek kolay birşey değildi.
Sonra bildikleri kadarı ile Yozgatlı karakucakçı bir pehlivandı.Aliço ile saray pehlivanları ise yağlı güreş tutan kişilerdi.Ve nihayet Mahmut pehlivan on gündür Adana'da idi.Birçokları kendisi ile görüşmüş konuşmuşlardı.Mahmut pehlivan hiçbirine İzmir güreşinden orada yendiği saray pehlivanlarından Aliço ile güreşinden bahsetmemişti.
gerçekten bu başarıları göstermiş olsaydı bunları hiç gizler mi idi?Bunlar gizlenecek utanılacak işler değil aksine gurur duyulacak şeylerdi.
Bununla beraber Kirkor efendi istediği sonucu elde etmiş bulunuyordu.Ertesi günü İzmir güreşleri hakkındaki söylentileri duymamış güreş meraklısı kalmamıştı.
Hasbekli Mahmut pehlivan o akşam bir ara misafirhaneden ayrılarak pehlivanlar hanındaki kahveye uğramıştı.
Kahvedekilerin kendisini her zamankinden çok hararetli karşılayarak baş köşeye oturtmalarına önce pek bir mana veremedi.Bunun herhalde zenci güreşçilerle güreşmeyi kabul etmiş olmasından kaynaklandığını sanmıştı.Ancak yanına gelen hancının bir sorusu onu uyandırıverdi.
Hancı:
Aşkolsun Mahmut pehlivan..diye sormuştu.İzmir'den geldiğini bize söyledinde orada yapmış olduğun güreşlerden neden bize hiç bahsetmedin?
İzmir'de yapmış olduğum güreşlerimi soruyorsun?Kiminle tutmuşum İzmir'de?
Saray pehlivanları padişah efendimizin başpehlivanı Aliço ile tutmuşsun.Saray pehlivanlarını yenmiş Aliço ile berabere kalmışsın.
Kim söyledi bunları?
Kirkor efendi dün akşam bahçede bunu ilan etmiş.
O nereden öğrenmiş?
Bunu bilmiyoruz.Söylememiş.
Hasbekli Mahmut pehlivan durumu öğrenince fena halde sıkıldı.Ve haberi ancak validen sızmış bulunabileceğini hemen anladı.
Tabii Adana valisi bunu kötü bir niyetle yapmış olamazdı.Ancak Ermeni bunu istismar etmekten ve kendisini zor bir duruma düşürmekten çekinmemişti.
Şimdi zenci pehlivanlardan biri kendisini yenecek olursa padişahın başpehlivanı Aliço'dan da üstün bir pehlivan olduğunu sözde ispat etmiş olacaktı.Buna da kendisi sebep olmuş bulunacaktı.
Vali paşa böylece bilmeyerekten kendisine çok büyük bir kötülük yapmış bulunuyordu.Şimdi bu zor durumdan işin içinden nasıl çıkabilecekti?
-61-
Aliço ile bir hafta sonra eşleştik.
Bu işin en kestirme tarafı bu iddiaları toptan inkar etmekti.Ama bunu yapacak olsa bu sefer de Avni paşayı yalancı çıkarmış olacaktı ki bunuda asla yapamazdı.O bu düşünceler arasında bocalarken hancı;
Doğru mu bu haber? diye sordu.
Mahmut pehlivan vereceği cevabı bulmuştu.
Elbette doğru değildir.
Yani sen İzmir'de bunlarla güreş yapmadın mı*
Güreşmesine güreştim.Ne var ki bunlara ciddi güreş demek doğru olmaz.
Oynaş mı idi güreşleriniz?
Bunu anlamayacak ne var?Ciddi olarak tutsaydık ve ben bunları yenebilse idim hiç öğünmek için bundan sizlere bahsetmez gizli tutar mı idim?
Bak bunu doğru söyledin.
Bir pehlivan idman güreşide yapar oynaş güreşide yapar.Bunlar ciddi olmayacağı için bunlardan bahsetmek yakışık alır mı?Onun içinde hem kimseye bunlardan bahsetmeye gerek duymadım.Mesele budur.
Nasıl oldu bu güreşler?
Anlatayım.Ben kardeşimle beraber İzmir'e gitmiştim.Aynı zamanda padişahımız efendimizde başlarında başpehlivanları Aliço olduğu halde bir kısım başpehlivanlarını İzmir'e göndermemiş mi?Tabii herkes onları görmek için can atıyordu.aliço da pehlivanları halka göstermek için bir gösteri güreşi tertip eymeye razı olmuş.Tabii bende onları görmek için güreş yerine koştum.
Kaç kişi idiler be pehlivanlar?
Aliço'dan başka tam on dört kişi..
Vay canına..Yaman şeyler olmalı..
Ne diyorsun? Hepside arslan gibi idiler.Aliço'nun başında zaten saç yoktu.Öbürleride başlarını hep ustura vurdurmuşlardı.
Bunlarla güreşmek için mi ortaya çıktın?
Onlarla tutmak aklımdan geçmiyordu.Bu sırada saray pehlivanlarından bazıları aralarında oynaş güreşi yaptılar.Uzun bir yolculuk yapmışlardı.Hiçbirini idmanı yoktu.Buna rağmen kimi tutsalar kolayca yenebilirlerdi.Aliço'nun isteği üzerine onlarla tutmak isteyecek pehlivanlarda ortaya çağrıldı.Fakat tek bir pehlivan bile bu cesareti gösterip ortaya çıkmadı.
Adamlar haklı.
Elbette haklı idiler.Bir dakika içinde yenilerek rezil olmak vardı.Baktım ki adamlara karşı ayıp olacak soyunup çıktım.Cazgır buna memnun kaldığından bana korkmamamı tutacağım saray pehlivanının beni yenmeyeceğini söyledi. Yani güreşimizin danışıklı olacağını bildirdi.Bu da beni rahatlattı.İşte İzmir'deki güreşimizin hikayesi budur.Yoksa ciddi bir güreş yapsak saray pehlivanı beni pek kolay ve çabuk yenebilirdi.
Güreşiniz yağlı mı oldu?
Evet..
Peki sen yağlı güreş yapmasını da bilirsin?
Öğrendim.İki yıldır zaman zaman yapıyorum.Elbette noksan taraflarım var ama idare ediyorum işte..
Ya Aliço ile güreşiniz?
Aliço ile bir hafta sonra eşleştik.Benim saraya pehlivanları ile güreşmek için ortaya çıkmak cesaretini göstermem onun çok hoşuna gitmiş.Beni onurlandırmak için bir hafta sonra beni karşısına aldı.Kedi fare ile nasıl oynarsa benimle öyle oynayıp bastırdı.Ama rahatça yenebilecekken yenmedi.
İki saat sürmüş güreşiniz.
Bir oynaş güreşinden beklediğinize bağlı ne kadar sürdüğünü bilemem.Saat tutmadım tabii.Ama dediğim gibi Aliço istese idi beni iki dakika içinde yenebilirdi.Şimdi sen söyle.Gerçek böyle iken hem nasıl olurda ben saray pehlivanlarını yendim.Aliço beni yenemedi berabere ayrıldık diyerek övünebilirim?
Gerçekten doğrucu bir pehlivanmışsın.Peki ama Kirkor efendi bu yalanı neden uydurmuş olabilir?
Orasını bilemem..
Bu konuşmayı dikkatlice dinleyen biri şu biçimde konuştu.
Herşey ortada değil mi?Ermeni nerden öğrenmişse Mahmut pehlivanı İzmir'de saray pehlivanları ile güreş tuttuğunu öğrenmiş.Ötesinide uydurmuş.Bundan iki netice almayı umuyor.Birincisi herkesi Aliço'nun yenememiş olduğu bir pehlivanı kimsenin yenemeyeceğine inandırmak ve milleti onun lehine de bahse girmeye zorlamak.Böylece Mahmut pehlivan yenildimi büyük para kaldırmak.İkincisi ise Mahmut pehlivan yenilecek olursa kendi pehlivanlarının padişahın başpehlivanı Aliço'dan da üstün olduğuna herkesi inandırmak..
Buna öbürleri de katıldılar..
-62-
Saray pehlivanlarının çok üstün olduklarını söyledim.
Evet çok doğru konuştun.
Bu Kirkor efendi kurnazın teki.
Bir taşla iki kuş vuracak aklı sıra..
Mahmut pehlivan bu durumda ne yapıp yapıp şu kara pehlivanları yenmelisin.
Hem pehlivanlardan ikisi ile de tutmana hiç bir sebep yok sadece birini yen yeter..
Allah sana kuvvet versin.
Hasbekli Mahmut cevap vermedi.Avni paşa o gün kendisini yemeğe davet etmiş bulunuyordu.Hanın kahvesinden çıkınca doğruca paşanın yanına gitti ve ona durumu olduğu gibi anlatarak Kirkor efendinin konuşmasının kendisini ne zor bir duruma düşürmüş bulunduğunu söyledi.
Avni paşa onu haklı bulmuş ve bu yersiz gevezeliği yapmış olanın vali olacağını anlamış,Mahmut pehlivanın kahvede yapmış olduğu konuşmayıda yerinde bulmuştu.
Aynı zamanda sabah valinin Kirkor efendi ile güreşin ertesi günü yapılmasını kararlaştırmış olduklarını da ona haber verdi.Son olarak da şöyle konuştu.
Gerçekten durumun çok zor.Keşke vali paşaya İzmir güreşlerinden hiç söz etmese idim.Ama onun bu patavatsızlığı yapacağını nereden bilebilirdim?Şimdi sana düşen şey şu zenci pehlivanları ne pahasına olursa olsun yenmektir.
Sadece tek güreş yapacağım.
Bunda da yerden göğe kadar haklısın.Ne diyeyim?Allah sana kuvvet versin.
Kirkor efendi o akşam büyük güreşin ertesi günü ikindiye doğru yapılacağını alkışlar arasında ilan etmişti.
Böylece nice zamandan beri sürüp gitmekte olan dedikodular sona ermiş,Hasbekli Mahmut pehlivan mı yoksa zenci pehlivanlarmı daha üstün belli olacaktı.
Hasbekli güreşin yapılacağı günde erkenden Adana valisinin yanına çıkmış bulunuyordu.Avni paşayıda orada bulmuştu.İki paşada heyecanlı görünüyorlardı.Bu arada Mahmut pehlivana o gün aynı yerde öğleden itibaren başka pehlivanlarında tutacaklarını ve büyük güreşin o sabahtan itibaren tellallar vasıtasıyla bütün Adana'da ilan edileceğini de bildirdiler.
Vali paşa son olarak.
Nasıl güreşe iyi hazırlandın mı?Güreş hakkında bir isteğin var mı?diye sordu.
Hasbekli:
hazırlanabileceğim kadar hazırlandım diye cevap verdi.Yalnız bir nokta hakkında endişem var.Bunun için size başvurmuş bulunuyorum.
Bu endişen nedir?Söyle de hemen çaresine bakalım.
Şu Kirkor efndinin bahçede söylediği bazı sözler midemi bulandırmış bulunuyor.
Nedir bunlar?
Herhalde beni övmek gibi iyi bir niyetle şu Ermeniye hakkımda söylemiş olduğunuz bazı sözleri halka tekrar etmiş olması beni çok rahatsız etmiş bulunuyor.
Hangi sözler?
Benim İzmir de yapmış olduğum güreşlerden ona olduğu gibi bahsetmiş benim bazı saray pehlivanlarını yenmiş,aliço ile de yenişemeyip berabere kalmış olduğumu söylemişsiniz.O da bunları halka olduğu gibi ilan etmiş.
Bunları ona sadece senin kıymetini onlara anlatmak için söylemiştim onun böyle davranmış olmakla bir bakıma sana kötülük yapmış olduğumu seni son derece zor bir durumda bırakmış bulunduğumu az önce Avni paşa hazretleri ile konuşunca anladım.
Ben bunu öğrenince İzmir güreşlerinin oynaş olduğunu,Aliço başta olmak üzere bütün saray pehlivanlarının benden çok üstün olduklarını söyledim ama beni kaç kişi duydu?Kaç kişi dinledi?
İstersen güreşten önce de cazgıra aynı şeyleri söyleteyim.
Bilmem ki ne kadar faydası olabilir bunun?
Başka ne yapılabilir?
Söylemek istediğim başka bir şeydir.
Peki ya nedir?
Beni düşündüren nokta,Kirkor efendinin bunları halka ne maksatla duyurmaya gerek duyduğudur.
Seni yenecek pehlivanın saray pehlivanlarından daha üstün olduğunu göstermek için değil mi?
Bu tasarının ancak yarısıdır.
Ya öbür yarısı ne olabilir?
Büyük para kaldırmak..
Nasıl?
-63-
Halkın Mahmut pehlivanın lehine koyduğu paralar sekizbin altını geçmişti.
Bunu duyacak olanların güreşi benim kazanacağıma inanarak benim lehimde ortaya büyük paralarla bahislere girmelerini düşünmüş olacaktır.Kendi pehlivanlarınada çok güvenmekte olduğundan ben yenilince büyük paralar kazanacağını hesaplamıştır.
Ama ya sen kazanacak olursan?
O zamanda büyük paralar kaybedecektir.
Gördün mü?
Fakat bu iş bununla bitmiyor ki paşam.
Ne demek istiyorsun?
Diyelim ki adamı yendim.Bunca millet bana güvenerek ortaya koymuş bulunacağı paraların iki katını kimden ve nasıl alacak?
Tabii ondan..
Onu bulabilecek mi acaba?Onu bulacak da olsalar yatıracakları paranın iki katını onda bulabilecekler mi*Bu parayı ki binlerce altın tutacaktır ona nasıl emanet edebilirsiniz?
Avni paşa atıldı.
Pehlivan çok doğru söylüyor.
Vali de şaşırmıştı.
Peki ya ne yapılabilir?
Hasbekli;
Bahis paraları devletin elinde olmalı..
Evet hemen defterdarı bularak ona bu emri vereceğim.Henüz vakit varken bu tedbiri alsın..
avni paşada bunu yerinde buldu.
Ben de bu düşünceyi çok doğru buluyorum.
Hasbekli ayağa kalktı.Şimdi bana müsaade.İstirahate çekileceğim.Belki biraz gecikirim.Merak etmeyin.
Vilayetten çıkarken bütün endişelerinden kurtulmuş bulunuyordu.aynı anda defterdarda valinin yanına giriyordu.
Güreş yeri erkenden dolmaya başlamıştı.Defterdarda yanında yardımcıları ve bir zaptiye müfrezesi ile güreş yerine varmış ve Kirkor efendiyi bulmuş valinin emrini kendisine bildirmişti.
Ermeni organizatör güreş yerinde bir masının başına yerleşmiş ve Hasbekli Mahmut pehlivan lehinde büyük paralar koymak üzere kuyruğa girmiş Adana'lıların paralarını toplayıp ellerine birer kağıt parçası tutuşturmakla meşguldü.
Defterdarın sözlerine önce itiraz etmek istedi.Fakat bu takdirde güreşlere izin verilmeyeceğini öğrenince toplanan paraları ve bunlara karşılık makbuz verme işini defterdara bırakmaya razı oldu.
Nasıl olsa toplanan bütün paralar sonunda kendi cebine girecek değil mi idi?
Öğleye doğru meydan yükünü alınca ilk güreşler de başlamış oldu.
Ortaya oldukça çok sayıda pehlivan çıkmış bulunuyordu.Bu durumun asıl büyük güreşi geciktirebileceğini düşünen cazgır sürekli olarak ortaya çıkan pehlivanlara ellerini çabuk tutmalarını ihtar edip duruyordu.
Bu ihtarlar da faydalı olduğundan güreşler birbiri ardına çabuk çabuk sona eriyordu.Öyle ki vakit ikindiye varırken ortada ancak bir iki çift pehlivan kalmıştı.
Tam bu sırada vali ila Avni paşa güreş yerine geldiler.Onlar yerlerini alırlarken meydanı dolduran binlerce kişi tarafından bol bol alkışlandılar.
Vali ilk iş olarak bahis paralarını toplama işine son vern defterdarı yanına çağırarak ona durumu sordu.
Defterdar şu karşılığı verdi.
Şaştım kaldım bu işe paşa hazretleri.Meğer Adana halkı Mahmut pehlivana ne kadar güveniyormuş.Onun lehine konan paralar sekiz bin altını geçti.Buna karşılık rakibinin lehinde tek bir Türk bir altın bile koymadı.
Peki bu paranın karşılığını kimler koydu?
Kirkor efendi ile hepsi de yabancı olan tanıdıkları bankerler.
Paralar nerede?
Hepsini az önce defterdarlığa gönderip kasaya koydurdum.
Çok iyi yapmışsın?
Kazananlara yarın ellerindeki makbuzlara göre haklarını ödeyeceğim.
Aferin sana.Herşeyi düşünüyorsun.
kirkor efendi ve ortağı beraberlerinde Afrikalı pehlivanlar olduğu halde erkenden güreş yerine gelmişlerdi.Kirkor efendi müşterek bahis paralarının toplanması işi ile meşgulken zenci pehlivanlar bir köşeye kurulan çadırın içinde oturuyorlardı.Zaman zamanda dışarı çıkarak güreşleri beraberce seyrediyorlardı.
Şimdi herkes Hasbekli Mahmut pehlivanın çıkagelmesini bekliyordu.Ne var ki kendisi hala ortalarda görünmüyordu.
Saygılarını sunmak için yanına gelen Kirkor efendiye;
Senin pehlivanlar hazır mı? diye sordu.
-64-
Hasbekli iki metrelik yüzelli kiloluk zenci rakibi karşısında ufak kalmıştı.
Hazır paşam ikiside burada.
Peki bunlardan hangisi Mahmut pehlivanla tutacak?
ne demek istediğinizi anlamadım efendim..
Mahmut bir kişi olduğuna göre tabii bunlardan ancak bir tanesi ile tutacak.Böyle olması gerekmez mi?
Ben ise üçlü bir güreş düşünüyordum paşam.
Mahmut pehlivan iki Afrikalı ile nasıl güreşbilir?
Benim bildiğime göre kendisi iki pehlivana birden meydan okumuştur.Benim pehlivanlarım dünden beri onunla ilk güreşi yapmak için aralarında çekişip duruyorlar.
Nerede görülmüş böyle şey?Bundan büyük haksızlık olur mu?İçlerinden birini seçersin onunla tutar?
Onunla ilk olarak tutacak olan pehlivanım bir kazaya uğradı,mesela kendi oyunu ile yenildi mi mahvolurum.Ben bahse bütün varlığımı koydum.Bunu yaparkende Mahmut pehlivanın iki pehlivanımla ayrı ayrı tutacağını hesapladım.
Eğer bu şart işine gelmiyorsa müşterek bahisleri ortadan kaldırırız.Herkes koyduğu parayı geri alır.
Bu da mümkün değil..Ben Afrikalı pehlivanlara bugünkü güreşleri için peşin olarak dünyanın parasını ödedim.Benim alacağım komisyon da elden gidecek..
Orasını sen bilirsin.Mahmut pehlivanın iki güreş yapmağa razı olacağını hiç sanmam.Kendisini de zorlayamayız.
Biz onu razı edersek?
Tabii o zaman iş değişir.İşte kendi de geldi.
Vali paşa bunu birdenbire yükselen alkışlardan anlamıştı.Meydanı dolduranlar birden ortaya çıkan Hasbekli mahmut pehlivanı şiddetli bir alkışa tutmuşlardı.Koca meydan inim inim inliyordu.
Yaşa Mahmut pehlivan..
Yaşa arslan..
Göster şunlara kim olduğunu..
Yaşa Yozgatlı..
Hasbekli Mahmut pehlivan soyunmuş kısbetini ayaklarına geçirmiş ve kardeşi ile perdahını yapıp tamamlamış olarak oraya gelmişti.Perdahını kaldığı misafirhanenin bahçesinde yapmış ve kardeşi ile bir arabaya atladığı gibi oraya ulaşmıştı.
Halkın kendisine karşı gösterdiği büyük sevgiye selamlarla karşılık vermiş ve doğruca meydanın ortasına gelerek cazgırın yanında durmuştu.
Aynı anda deminden beri hazır durumda kendisini beklemekte olan zenci de ortaya yürüyerek yanında durmuştu.Onu da Türk olmayan yabancılar alkışlamıştı.
İki pehlivanı yan yana koyan cazgır duasına başlayınca Adana valisi;
Mahmut'un tek güreş yapacağını cazgıra söyleyecek vaktimiz kalmadı, diye sızlandı.Ne yapacağız şimdi?
Avni paşa:
telaşa yer yok dedi.Zenci Mahmut'u yenecek olursa zaten mesele kalmaz.Mahmut kazanırsa işe el koyarız.
Evet başka çare yok..
Mesele olduğu gibi ortaya çıkmış bulunuyordu.Bir oldu bitti ile karşı karşıya idiler.Ve işi olduğu gibi kabullenmek zorunda bulunuyorlardı.
Cazgır sözlerini tamamlamış ve davul zurnalara işaretini vermişti.İki pehlivanda kısa peşrevlerini yapmak üzere birbirlerinden ayrılmış bulunuyorlardı.
Hasbekli Mahmut pehlivan dediğimiz gibi ortaya perdahını tam olarak yapmış olarak gelmiş olduğundan bir kat daha irileşmiş görünüyordu.Ancak buna rağmen iki metrelik yüzelli okkalık zenci rakibinin karşısında gene de çok ufak görünüyordu.
İki pehlivan bir iki defa birbirlerinin etrafında dolaşıp de ense enseye geldikleri zaman ise zenci pehlivanın kollarınında rakibine göre çok daha uzun olduğu belli oluyordu.Zenci bundan faydalanarak Hasbekli Mahmut pehlivanın ensesini rahatça kavradığı halde berikinin eli rakibinin ancak omuzuna varabiliyordu.
Pehlivanlar bu şekilde de birbirlerinin etrafında bir iki dakika döndükten sonra zenci pehlivanın birdenbire sağlı sollu gayet sert elenselerle güreşi açtığı görüldü.Onun böyle hemen sert bir biçimde güreşe başlaması üzerine Mahmut pehlivanda müdafaaya çekilmişti.
Hasmının kuvvetini ve ustalık derecesini güreş stilini anlamadan ona karşılık vermeye kalkışmanın doğru olmayacağını düşünüyordu.Bu zenci kefere onun için gerçekte hala kapalı bir kutu idi.Evet onun bir iki güreşini seyretmiş bulunuyordu.Ancak bu güreşlerini ciddi saymasına imkan yoktu.
-65-
Zenci, Mahmut pehlivana ağır geldi galiba..
Onun pehlivanlık derecesini ancak yeni yeni görecek ve anlayabilecekti.Bunun içinde herşeyden önce biraz zamana ihtiyacı vardı.
İşte bu düşünce ile hiç acele etmiyor,sadece hasmının kuvvetli elenselerinden korunmaya bakıyordu.
Afrikalının elenselerini kuvvetli bulmuştu.ancak bunlarda öyle bir incelik ve ustalık görmüyordu.Belkide zenci pehlivan bu işte bir ustalık göstermeye gerek görmüyordu.Hasmının işini bitirmek için kaba kuvvetini yeterli buluyordu.
Zenci pehlivan karşısındakinin tam bir müdafaaya çekildiğini sezince daha serbest bir biçimde güreşmeye başlamış hamlelerini daha da sıklaştırmıştı.Onun güreşte tam bir üstünlük kurmuş olduğunu gören taraftarlarıda şimdi onu teşvik etmeye alkışlamaya koyulmuşlardı.
Hasbeklinin kulağına bazı Türkçe sözler de çalınıyordu.
Kaçma Mahmut pehlivan..
Zoru gördün değil mi?
Yenilmekten kurtulamayacaksın.
Senin pehlivanlığın bu kadar işte..
Bu şekilde seslenenlerin Ermeniler olduğu ve moralini bozmaya çalıştıkları zenci pehlivan lehinde ortaya büyük paralar koydukları ortada idi.Bu gerçeği Mahmut pehlivanda iyi anlıyordu.
Kirkor efendinin ise ağzı kulaklarında idi.Hayatından pek memnun görünüyordu.
İşte güreş ilk on dakikasını doldururken durum bu idi.Ve yabancılar hayatlarından ne derece memnun görünüyorlarsa Türklerde o derece düşünceli görünüyorlardı.
Bu sırada Adana valisi de avni paşaya döndü;
Zenci Mahmut pehlivana ağır geldi galiba dedi.
Aralarında cüsse boy pos olarakda okka olarakda büyük fark var.
ümitsiz gibi konuştun.
Yok hayır.Hele onun Aliço ile güreşini seyrettikten sonra nasıl ümütsiz olurum.
Burada İngilizle güreşirken çok daha hızlı idi.
İngilizde bu zenciler kadar iri mi idi?
Yok değildi.
Gördünmü?Sen hele sabırlı ol.Daha güreşin havasına girmedi.Rakibini gereği gibi tanımışda değil.Sonra senin yapmış olduğun o gevezelikde çok aleyhinde oldu.Yenilmekten çok korkuyor.Onun için son derece ihtiyatlı olmakta yerden göğe kadar haklı.Hasmıda üstelik çok zorluya benziyor.
İyi ama paşam hep müdafaada kalmaklada güreş kazanılmaz ki..Şu Kirkor efndiye bakın..Nasılda sırıtıp duruyor.
Bakalım güreşin sonunda da bu biçimde sırıtıp duracak mı?
Size şu gerçeği itiraf etmek isterim paşam.Ben kendi hesabıma bu güreşin berabere bitmesine pehlivanların yenişememelerine çoktan razıyım..
Merak etme.Mahmut pehlivana güvenmekte devam et..
İnşallah aldanıyorumdur.
Güreşler bu biçimde bir çeyrek saat kadar daha sürdükten sonra zenci pehlivanın birdenbire elense faslından vazgeçerek çapraza girdiği ve hasmını hızla sürmeye başladığı görüldü.
O zaman zenci pehlivanı tutanlarda daha kuvvetli bir biçimde kendisini alkışa ve teşvike başladıkları görüldü.
Hasbekli Mahmut pehlivan birden zor bir duruma düşüvermişti.Zenci kendisini hızla halkın üstüne doğru sürüp duruyordu.Aralarında pek az bir uzaklık kalmıştı.Çaprazdan sıyrılabilmek için manevra yapabilecek yer kalmamıştı.Durumu birdenbire son derece nazik bir şekle girmişti.
Her an halkın üzerine düşebilir birçok kişiyi ezebilirler kendiside yenikdüşebilirdi.Bundan kurtulmanın tek yolu vardı.Bunu düşünen Hasbekli Mahmut pehlivan da hemen dönerek kendisini yüzükoyun yere attı.Zenci rakibi de bundan faydalanarak onu raharça bastırıverdi.
O zaman zenci pehlivanın taraftarları bir kat daha coşarak kendisini alkışa boğarlarken Türklerde Hasbekliye seslenmeye başladılar.
Ne oluyorsun Mahmut pehlivan?
Haydi canlan hele..
Gidiyorsun Yozgatlı..
Gözünü aç Mahmut pehlivan..
Afrikalı kocaman kara bir leke halinde hasmının üzerine yayılmış onu kurt kapanı oyununa almaya çalışıyordu.Kollarından birini hasmının koltuk altından geçirmiş ve enseyi bulmuştu.Şimdi öbür koltuk altından geçirmeye ve öbür elin ile birleştirmeye çalışıyordu.
-66-
Hasbeklinin güzel bir kılçığı ile zenci pehlivanın havalandığı görüldü.
Bunu başardığı takdirde aramakta olduğu kurtkapanı oyununu tamamlamış olacaktı.Bundan sonra ise Yozgatlı pehlivanın yenilmekten kurtulması imkanı kalmayacaktı.
Güreşten anlayanlar bu durumu görüyorlar ve hemen hemen hepside Hasbekli pehlivandan umutlarını kesmiş bulunuyorlardı.Aralarında yapmakta oldukları konuşmalardan bunu anlamak hiç de zor olmuyordu.
Yozgatlı başedemeyecek zenci ile...
Öyle..Daha güreşin başlangıcında böyle olacağı belli idi.
Doğru söyledin.Hasmına doğru dürüst tek lenese bile çekemedi.
Kolay mı?Elin herifin ensesine bile yetişemiyordu ki..
Adam insan değil dev..
Ben onun yerinde olsam bu güreşi dünyada kabul etmezdim.
Bunda bizimde kabahatimiz oldu.İlk olarak Adana'ya gelerek bu Allah'ın belası pehlivanları gördüğü zaman o da kendileri ile tutmak istememişti.Ama biz onun yakasını bırakmadık ki.Çok zorladık.O da mecbur kaldı kabul etmeye.
O kazanacak diye çok kişide lehinde çok para koydu.Şimdi bütün paraları yanacak.
Büyük para kaldıracak Ermeni..
Doğru.Pehlivanlarına o kadar güveniyor ki Mahmut pehlivanın karşısına daha kuvvetli olanını değilde ondan daha zayıf olanını çıkardı.
Evet.Beni en çok üzen nedir bilirmisin?
Nedir?
Şimdi bu kara kefere Mahmut pehlivanı yenince padişah efendimizin pehlivanlarını yenen,Aliço ile yenişemeyen bir pehlivanı yenmekle memleketimizin bütün pehlivanlarından daha üstün olduklarını gerine gerine iddia edebilecekler.
Vallah doğru söyledin.
Pek güzel tahmin edileceği gibi durumunun ne derece kötü olduğunu herkesden iyi anlamakta olan bizzat Hasbekli Mahmut pehlivandı.Hasmını onu kurtkapanı oynuna getirmek ve kendisini eze eze yenmek istediğini de anlamıştı.Şu anda halkın hakkında neler düşünmekte olduğunuda pek güzel tahmin ediyordu.
Biraz daha bekledi.Hasmının öbür kolunuda koltuk altına biraz daha sokmasına izin verdi.Sonrada birden kılçığını atıverdi.
Güzel bir kılçıktı bu.Ve herkesde zenci pehlivanın birdenbirehavalandığını gördü.Ne var ki Hasbekli Mahmut pehlivan hasmının kollarını sıkıştırarak kılçığını atarken onun bu derece ağır olacağını tahmin edememişti.Yoksa bu kılçığı yiyecek olan bir pehlivanın tepetaklak olup yere sırtüstü gitmesi kaçınılmaz olacaktı.
zenci pehlivan havalandıktan sonra gene yüzükoyunolarak yanına düşmüş ve bu arada kollarınıda kurtarabilmişti.Arkasından iki pehlivanda aynı anda ayağa fırlayıverdikleri ve ense bağladıkları görüldü.
Hasbeklinin bu ustaca oyununu ve zor durumdan kurtuluşunu gören seyircilerilk defa kendisini alkışa tuttular.
Yaşa Mahmut pehlivan..
Aferin sana..
Az kaldı yeniyordun..
Haydi göster kendini..
Zenci pehlivanın hasmını tamda kurtkapanı oyununa alacak iken elinden kaçırdığına fena halde kızmış bulunuyordu.Ve sanki onu cezalandırmak istiyormuş gibi işe kuvvetli elenselere girişmiş ve bu sefer buna aynı şiddetle tırpanlarınıda katmıştı.
Ne var ki Hasbekli Mahmut pehlivanda bu sefer müdafaadan vazgeçmişti.O da hasmının üstüne gitmeye onun elense ve tırpanlarına aynı şiddetle karşılık vermeye koyulmuştu.
Bu suretle güreş karşılıklı çok sert hamlelerle sürmeye başlamış bulunuyordu.Bu da havayı hemen heyecanlandırmıştı.
Bu durum karşısında bu sefer Avni paşa valiye döndü;
Nasıl rahatladınmı paşa?
Bilmem ki nasıl diyeyim?Sürdürebilecek mi acaba Mahmut pehlivan hamlelerini?
İşte bundan hiç kuşkun olmasın.
İnşallah..Hele biraz daha bekleyelim.
Dakikalar akıp gidiyor güreş aynı şiddetle sürüp gidiyordu.Derken Hasbekli Mahmut pehlivanın ani olarak bir dalış yaptığı ve tekten kaparak insan azmanı zenci pehlivanı meydanın tam orta yerinde altına alıverdiği görüldü.
Onun bu başarılı dalışı üzerine yeni bir alkış tufanı yükseldi.
-67-
İstermisin Kirkor efendi ikinci pehlivanınıda ortaya sürsün.
Yaşa Mahmut pehlivan..
Yaşa arslan..
Haydi kündele..
Göster pehlivanlığını..
Hasbekli Mahmut pehlivan hasmını bastırır bastırmaz hemen sarmayı da vurmuştu.Şimdi zenci pehlivan sarmayı sökerek ayağa kalkmak için bütün kuvvetiyle zorlayıp duruyor fakat bir türlü başarılı olamıyordu.
Yozgatlı pehlivan kendisini tutan halkın hasmını kündelemesi yolundaki isteğine böylece uymamış kündeye geçerek yerde sarmayı vurmayı tercih etmişti.Bunun da sebebi hasmını daha önce biraz daha yorup yıpratmaktı.Bu zorlu pehlivan henüz yenilebilecek hale gelmiş değildi.
Aynı zamanda bir şeyinde farkına varmış bulunuyordu.Zenci pehlivanın bacakları kolları derecesinde kuvvetli olmaktan uzaktı.Bu yüzden onu sarmada tutması çok daha kolay oluyordu.
Hasmı sarmayı sökebilmek ve kurtulup ayağa kalkabilmek için bütün kuvvetini harcarayarak nefes nefese kalıyor ve biraz dinlenerek kendisini toparlamak istediği vakit sarmayı mahsustan gevşetiyordu.
O zaman umuda kapılan zenci pehlivanda hemen yeniden harekete geçerek sarmadan kurtulmak için zorlamya başlıyordu.Zaten bunu beklemekte olan Hasbeli de o zaman kuvvetini artırarak onun bu gayretini boşa çıkarıyordu.
Bu oyunu dört beş defa tekrarlayınca zenci pehlivan iyiden iyiye solumaya başladığı görüldü.O zamana kadar güreşi karamsarlıkla izlemiş bulunan Adana valisinin de ilk defa yüzü güler gibi oldu ve Avni paşaya dönerek;
Galiba dediğiniz olacak paşam..diye konuştu.Mahmut pehlivan üstün duruma geçti.
Bunu nereden anladın?Hasmının sarmayı sökememesinden mi?
Hayır.Kirkor efendinin suratının almış olduğu şekilden.
Gerçekten Ermeni güreş organizatörünün suratı çok değişmiş bulunuyordu.Güreşin ilk başladığı dakikalarda yüzünde yer etmiş bulunan gülümseme çoktan yok olmuş bunun yerini endişe çizgileri almıştı.Yanına gelmiş bulunan iş ortağı ile telaşlı bir biçimde bir şeyler konuşup duruyordu.
Onları bir süre seyreden Avni paşa;
Haklı konuştun dedi.En doğru ölçüyü bulmuş bulunuyorsun.Şimdi bu işin sonunu düşünmek gerekiyor.Mahmut pehlivan hasmını yenecek olursa neler olacağını..Hem ödülü hem de prestijini kazanmış olacak.Başka ne olabilir ki?
İstermisin Kirkor efendi ikinci pehlivanını da ortaya sürmeye kalkışsın?
Daha neler?Mahmut haklı olarak önceden ancak tek bir güreş yapacağını söylemiş değilmidir?
Evet ama bu hususda onlarla resmen mutabık kalmış değiliz.
Nereden çıkarıyorsun bunu?
Daha güreşler başlamadan önce Kirkor efendi güreşin üç pehlivan arasında yapılacağını söyledi.
Sende bunu kabul mü ettin?
Hayır hayır.Böyle bir şeyi nasıl olurda kabul edebilirim?Ama biz tam münakaşa ederken güreşde başlamış oldu.İş ortada kaldı.Cazgırda güreşin şartlarını ilan etmedi.
Bu işler güreş başlamadan önce yapılmalı ve karar halka açık bir biçimde ilan edilmeli idi.
Yerden göğe kadar haklısın paşa hazretleri.Ama oldu bir defa..Cazgırda bizlerle konuşmadan güreşi başlatmakla çok hatalı davrandı.Hele Mahmut işi hayırlısı ile sona erdirsin elbette onu bir oldu bitti ile başbaşa bırakacal değilim.
Bu arada zenci pehlivanı tutanların telaşlarıda gitgide artıyordu.Sağdan soldan onu gayrete getirmek için durmadan sesler yükseliyordu.Ama bunların en ufak bir faydası görünmüyordu.
Afrikalı güreşçi çok bitkin hale gelmişti.Sarmayı sökebilmek için harcamış olduğu bunca kuvvet onu fena halde yormuş tiketmiş bulunuyordu.
Hasbekli onu anlayınca yeniden harekete geçti.İlk olarak sarmayı boşaltmadan hasmına yüklenerek onu yüzükoyun yere yaydı.Bunun arkasından sarmayı vurduğu taraftan hasmını yarım boyunduruğa almak işine girişti.
Bunu sezen halk bir kez daha heyecanlanarak onu teşvike koyuldu.
Haydi Yozgatlı..
Yeniyormusun Arabı?
Çevir şunu..
Ha gayret aslan..
Birçok kişiler ayağa fırlamışlar durumu o şekilde ayakta seyre koyulmuşlardı.
-68-
İki paşada yanlarına gelen pehlivanı ayakta karşıladı.
Böylece sona yaklaştığını anladıkları güreşi daha yakından görmek istiyorlardı.
Şimdi bütün ağırlığınıda hasmına yüklemiş bulunan Hasbekli kolunu zencinin koltuk altından geçirerek hasmının ensesini bulabilmek için bir hayli sıkıntı çekmek zorunda kalmıştı.
Afrikalı pehlivan başına gelecek şeyi anlamış olmalı ki ona bu fırsatı vermemek için var kuvveti ile direnip duruyordu.Kollarıda çok kuvvetli idi.Fakat Hasbekli Mahmut pehlivan bir on dakika kadar zorlandıktan sonra onun bu son mukavemetinide kırdı.Elini koltuk altından geçirdikten sonra enseyi buldu.
Sıra şimdi son hamleyi yapmaya gelmiş bulunuyordu.Buna girişmeden önce nefeslenirken halkın teşvik sesleri daha da kuvvetlenmişti.
Haydi arslan..
Bitir işini..
Haydi Mahmut pehlivan..
Uzatma daha fazla..
İşte bu teşviklerle bir kat daha gayrete gelen Mahmut pehlivan o zaman kuvvetli bir nefes daha aldıktan sonra son hamlesini yapmak üzere harekete geçti.
Zenci gidiyordu.
Sırtüstü gitmemek için öbür elini kendisine destek yapmış buna dayanıyordu.Dayanıyordu ama herkesde onun yavaş yavaş dönmekte olduğunu pek güzel farkediyordu.Kolunun desteğinden faydalanan zenci pehlivan daha ancak beş dakika kadar dayanabildi.Ve son kuvveti ve nefesi tükenince sırtüstü yere yapışıverdi.
Davul zurnalar kesilirken alkışlar koca meydanı çınlatıp duruyordu.
Yaşa Mahmut pehlivan..
Yaşa arslanlar arslanı..
Vallah yendi..
Helal olsun..
Yeniş bu kadar olur.
Hasbekli Mahmut pehlivan hasmını bırakmış ve doğrularak kendisini yürekten ve çılgın bir biçimde alkışlamakta olan seyircilere selamlarla karşılık vermeye başlamıştı.Hemen hemen bir saat kadar süren bu zorlu güreş onu da yormuş bulunuyordu.
Afrikalı pehlivana gelince o hala toparlanamamış olduğundan yerde sırtüstü yatmakta devam ediyordu.İri karnı da kara bir körük gibi hızla kalkıp inmekte devam ediyordu.
Yoksa Hasbekli Mahmut pehlivan ilk hasmını yendikten sonra şimdi ondan da zorlu olduğu herkes tarafından bilinen bu ikinci zenci pehlivan ile de tutmak zorunda bırakılacaktı?
Ama bu büyük bir haksızlık olmaz mı idi?
Hele bu işe para yatırmış bulunanlar bu durum karşısında daha da fazla telaş gösteriyorlar birbirlerine sorup duruyorlardı.
Şimdi Mahmut pehlivan bir güreş daha mı yapacak?
Bilmem ama bu büyük bir haksızlık olur ona karşı..
Ama herif neden soyunmuş olabilir?
Acele etme.Şimdi anlarız.
Bu konuşmalar sürüp giderken cazgırda Hasbekli Mahmut pehlivanın galibiyetini resmen ilan etmiş ortalık yeniden alkışa boğulmuştu.
Cazgır sözünü tamamlamar tamamlamaz Kirkor efendi yanına sokuldu.
İkinci güreşin ilanını yapmadın.
Ne ikinci güreşi?
Bugün burada yapılacak güreşler üçlü olarak olmuyor mu?Mahmut pehlivanın şimdi ikinci olarak bizim öbür pehlivanımızla tutması gerekiyor.İşte o da güreşmeye hazır bekliyor.
Bana bu yolda bir şey söylenmiş değildir.
İşte ben söylüyorum.Durumu halka hemen ilan et.
Bunu yalnız senin sözünle yapamam.Bir defa vali paşaya sorayım.
Ne gerek var buna.Sen hele dediğimi yap.Ben seni ayrıca memnun ederim.
Paşaya sormadan böyle bir şey yapamam.Gel beraberce paşanın yanına varalım.
Madem inat ediyorsun gidelim.
Hasbekli Mahmut pehlivan daha önce yanlarından ayrılmış iki paşanın oturmakta oldukları yere doğru yürümüştü.Onlarda kendisinin peşine takıldılar.
İki paşa da yanlarına gelen pehlivanı ayakta karşıladılar.Kendisini kutlarlarken ellerini öpen Mahmut pehlivanı alnından öptüler.Ona en güzel sözleri söylemekte adeta yarışıyorlardı.
İşte tam o sırada cazgırla Kirkor efendi ve ortağıda yanlarına geldiler.Öbür zenci pehlivanda arkadaşını çadıra götürüp bıraktıktan sonra yeniden meydanın ortasına gelmiş güreşe hazır vaziyette kollarını kavuşturup öylece dikilmişti.
Kirkor efendi valiye cazgırı işaret ederek;
-69-
Mahmut pehlivanın ikinci güreşi kabul etmesi Kirkor efendiyi sevindirmişti.
Cazgır sizin emriniz olmadan ikinci güreşi başlatmaya razı olmuyor diye sızlandı.Emretsenizde vazifesini tamamlasa..
Vali hemen kaşlarını çattı.
Sana Mahmut pehlivanın ancak tek bir güreş yapacağını daha önce söylemiştim.O da bunu yaptı ve hasmını yendi.Güreşler bitmiştir.
Ama ben bunu kabul etmemiştim.Biz güreşin üçlü olarak yapılacağını biliyorduk.Halkın bir kısmı da bunu düşünerek para yatırdılar.Cazgırda daha önce tek bir güreş yapılacağını ilan etmedi.Böyle davransaydı elbette bende ilk olarak hasta üstelik daha zayıf pehlivanımı ortaya çıkarmazdım.
Bunlar safsatadır.Bir tek pehlivanın üstüste iki pehlivanla tuttuğu nerede görülmüştür?
Halk bunu kabul etmez.Hele güreşe büyük paralar koyanlar bunu kabul edecek olursam bu kulunuzu parçalarlar ve adaletinizden şüpheye düşerler.
Bu sözler vali paşayı bir kat daha sinirlendirmişti.
Adalet kelimesi nasıl ağzına alabiliyorsun?diye gürledi.Asıl sen haksızlık yapıyorsun.
Tartışma bu şekilde daha da şiddetlenmek yolunu tutunca Adana valisi Ermeni organizatörü tevkif ettirmeye bile kalkıştı.
O zaman Hasbekli pehlivan da birden kararını değiştirdi.Araya girerek vali paşaya;
Ne sinirlenir durursun paşam?dedi.Onları her ne söylerseniz ikna edemezsiniz.Maksatları ortada.Bırakın şu ikinci pehlivanları ile de tutayım.Böylece onlara söyleyecek laf kalmasın.
Mahmut pehlivanın bu fedakarca çıkışına vali hemen engel olmaya kalkıştı.
olur mu böyle şey?Ben senin hakkını bu uğursuzlara nasıl yediririm?Üstelik sana güvenerek bunca kişi bu işe para da yatırdı.Buna nasıl göz yumarım?
Hasbeklinin kendiliğinden ikinci güreşi yapmaya razı olması en çok Kirkor efendiyi sevindirmiş bulunuyordu.
Bakın Mahmut pehlivanda ikinci güreşi yapmak istiyor.Eminim onu da yenecektir.Padişah pehlivanlarının yenemediği bir pehlivanı bu mu yenecek?Eğer ikinci güreşi yapmayacak olursa herkes de onun korktuğuna yenileceğini bildiğine inanacak.Bu aynı zamanda saray pehlivanlarına da söz getirir.
Vali hala ısrar edince bu sefer Avni paşa meseleye müdahale etmek lüzumunu duydu.Ve ilk olarak Hasbekliye;
Nasıl yorgunluğunu aldın mı, yoksa haklı olarak bir yarım saat dinlenmek istermisin? diye sordu.
Mahmut pehlivan.
Hemen tutmaya hazırım cevabını verdi.Dinleneceğim kadar dinlendim.
Aferin sana.Allah da sana yardım eder.Bu işte bizimde kabahatimiz oldu.Cazgır bize danışmadan ve güreşin şartlarını açıklamadan güreşi başlattı.Bunun ceremesini ödemek de şimdi sana düşmüş bulunuyor.
Allah büyüktür paşam.
Avni paşanın bu işe müdahale etmesi karşısında vali paşa daha fazla direnmekten vazgeçmek zorunda kaldı.İki taraf da güreşe razı olduğuna göre yapacak bir iş kalmıyordu.
Son olarak bütün bu konuşma ve tartışmaları suçlu suçlu sessizce dinlemekte olan cazgıra dönerek şöyle konuştu.
Kabahatinin ne derece büyük olduğunu herhalde anlamış olmalısın.Şimdi ikinci güreş başlarken işlemiş olduğun bu hatayı ve Mahmut pehlivanın göze almış bulunduğu fedakarlığı ve mertçe davranışının halka olduğu gibi anlatacaksın.Tamam mı.
Emredersiniz.
Bu sözlerden sonra iki paşanın önünde toplananlar hep birlikte oradan uzaklaşarak ortaya doğru yürüdüler.
İki paşa başbaşa kalınca vali: Avni paşaya döndü;
Bilmem ki Mahmut pehlivanın bu ikinci güreşi kabul etmesine razı olmakla iyi mi yaptık?
Avni paşa:
Başka çare yoktu dedi.Saray pehlivanlarına nasol söz getirebilirdik?
Mahmut pehlivan ya yenilecek olursa?
Merak etme paşa.Sen onun nasıl bir pehlivan olduğunu bilmiyorsun.Eğer sende benim gibi onun Aliço ile güreşini seyretmiş olsaydın bu kadar endişe etmezdin.
Ama bu ikinci güreş olacak.Üstelik bu seferki rakibi ilkinden de çok daha zorlu.
Mahmut pehlivan İzmir'de Aliço'dan önce de saray pehlivanlarının en zorlularından biri olan Hançoğlu Halil pehlivanla zorlu bir güreş yapmış ve onu da yenmişti.
-70-
Zenci pehlivan kısa bir peşrevden sonra şiddetle saldırıya geçmişti.
Öyle mi?
Arkasından da hiç dinlenmeden Aliço ile tutarak onunla iki saat boğuştu.
Aşkolsun..
Onun benim ona güvenim tamdır.Sonra gördün.Kimse kendisini zorlamadığı halde bu ikinci güreşi kendisi yapmak istedi.
Vallah söyleyecek söz bulamıyorum.
Mahmut sapına kadar mertoğlu mert bir pehlivandır.
Tabii halk olan bitenlerden habersizdi.Durumu sadece uzaktan seyretmiş bulunuyorlardı.Evet oratada bir anlaşmazlık vardı ama ne idi?Sonucu sabırla bekliyorlardı.
Sonunda Hasbekli pehlivanın yeniden ortaya gelerek öbür zenci pehlivanın yanında durduğunu görünce onun ikinci bir güreş yapacağını anladılar.
Arkasından cazgır seyircilere dönerek durumu yüksek sesle şu biçimde açıkladı.
Güreş şartları hakkında daha önce iki tarafla konuşup mutabık kalmadan güreşi başlatmış olmakla büyük bir hata işledim.Günaha girdim.Şöyle ki;Hasbekli Mahmut pehlivan bugün ortaya tek bir güreş yapmak şartı ile çıkmış olduğu halde karşı taraf bu güreşin üçlü olarak yapılacağı yolunda ısrarda bulundular.Mahmut pehlivanın haklı olarak ileri sürmüş olduğu şarttan haberdar olmadıklarını söylüyorlar.Bu yüzden ortaya çıkan ve benim kabahatim yüzünden çıkan anlaşmazlık ise ancak Mahmut pehlivanın mertçe bu iki güreşi de yapmayı kabul etmesi ile çözülebilmiştir.Ona her çeşit ihtilafı ortadan kaldıracak bu mertçe kararı vermiş olduğu için kendisine huzurunuzda teşekkür etmeyi bir vazife bilirim.Cenabı hak elbette haklı olanın yardımcısı olacaktır.
Durumun bu biçimde açıklanması ortayı bir anda karıştırmıştı.Başta bu güreş için para koyanlar olduğu halde Türkler kararı protesto ederler ve bunun Hasbekli pehlivan için büyük haksızlık olduğunu bağıra bağıra ileri sürerlerken öbürleri ikinci güreşi kabul etmiş bulunduğu için Yozgatlı pehlivanı şiddetli bir alkış yağmuruna tutmuşlardı.
Durum çok ibret verici idi.
Hemen belirtelim ki Kirkor efendi ile ortağı Hasbekliyi alkışlayanların başında geliyorlardı.Belki bu protesto ve alkışlar karşılıklı olarak daha bir hayli sürecekti.Ancak bunları bir an önce sona erdirmek isteyen cazgır davul ve zurnacılara işaretini vermiş ve güreşi hemen başlatmıştı.
Pehlivanlar kapışmadan önce peşrevlerine başlayınca bu gürültülerde kesildi.Şimdi bütün gözler ortaya dikilmiş bulunuyordu.
Ancak şurada burada hararetli konuşmalar olduğu gibi devam ediyordu.
Sanki Mahmut pehlivan neden kabul etti bu güreşi?
Demek kendine güveniyor?
Bu iş kendisine güvenmekle olmaz ki?Az önce zorlu bir pehlivanla bir saat boğuştu durdu.Bu adam taşdan değil ya?Demirden de dökülmüş değil..Ne de olsa yorulmuştur.Üstelik dinlenmeden de güreşe başladı.Sonra bu ikinci kefere pehlivanın birincisinden de zorlu olduğunu hep biliyoruz.
Bütün bunları kendiside bilmiyormu?
Elbet bilmesi gerekir.Bana kalsa vali paşa zorladı kendisini.O da kendisini kıramadığı için güreşmeyi kabul etti.
Bu güreşi kabul etmemeli idi.Güreşecek paşa değil kendisi.
Doğru söylersin.Bende onun yerinde olsam kabul etmezdim.
Ben Mahmut pehlivan için yirmi lira koydum.Mahmut şimdi bu ikinci güreşi kaybetti mi param yanacak.Bir pehlivanın böyle iki zorlu rakip ile üst üste hiç dinlenmeden iki zorlu güreş yaptığı nerede görülmüştür?
Haklı konuşursun ama olan oldu bir defa.
Öyle bizim için dua etmekten başka bir çare de kalmadı.
Allah Mahmut pehlivana kuvvet versin.
Amin..
Zenci pehlivan kısa bir peşrev yapmış arkasından da elense bağladıkları anda hemen şiddetle saldırıya geçmişti.
Hasbekli Mahmut pehlivanın yaptığı ilk güreşi dikkatle takip etmişonun kuvvet derecesini yakından görmüştü.Ayrıca arkadaşının yenilmiş olmasıda kendisini fazlasıyla dokunmuş bulunuyordu.
Adana'ya geldiklerinden beri bir Türk pehlivanı ilk defa arkadaşını yenmişti.
Evet kendisi arkadaşından çok daha kuvvetli çok daha pehlivandı.Buna rağmen onun yenilmiş olması kendisine fazlasıyla dokunmuş bulunuyordu.
-71-
Hasbekli rakibi hakkında bilgiye sahip olmuştu.
Ne yapıp yapıp onu şimdi yenmeli böylece arkadaşının intikamını almalı idi.Bunu başaracak olduğundan da zerre kadar bir şüphesi yoktu.Yenildiği takdirde ortaya konan paralardan dolayı patronunun mahvolacağını da çok iyi biliyordu.
Bir taraftan bütün bunları düşünürken sert elenseler çeker tırpanlar vururken Hasbekli Mahmut pehlivan da tıpkı ilk güreşinde olduğu gibi müdafaaya çekilmiş bulunuyordu.Bu da ona umut veriyordu.
Hasbeklinin maksadı ise sadece ilk rakibinden çok daha üstün olduğunu bildiği hasmının kuvvet ve ustalık değeri hakkında bir bilgiye sahip olmaktan ibaretti.
Ustası ona bu yolda gereken öğüdü vermişti.Kuvvet ve ustalık derecesini bilmediği bir rakiple güreşe başladığı zaman nasıl davranması gerektiğini biliyordu.
Onu en çok korkutan şeyde ilk dakikalarda iyi tanımadığı hasmının ummadığı beklemediği bir oyununa kurban gitmekti.
Güreşin böyle başlaması ve sürmesi karşısında Adana valisi Avni paşaya dönerek;
Mahmut pehlivana galiba ister istemez bir kötülük yaptık dedi.
Beriki sakindi:
Görüyorum hala Mahmut pehlivandan şüphelisin.
Nasıl olmayayım paşam?
Onun nasıl bir pehlivan olduğunu sana demin anlatmadım mı?
Evet anlattınız ama zencinin ona nasıl hiç durmadan saldırdığını gördükçe insan elinde olmadan gene de şüpheye kapılıyor.
Maneviyatını bozma.Hele biraz daha vakit geçsin.Mahmut'un ona da neler yapacağını hep beraber göreceğiz.
Geçen sefer burada İngiliz pehlivanını yendiği zaman ona bir deve hediye etmiştim.Bu seferde yensin güzel bir Arap atı hediye edeceğim.
Çok iyi yaparsın paşa.
Cep saatini sürekli olarak elinde tutmakta olan vali:
Yirmi dakika doldu dedi.
Avni paşa ise onun bu son sözüne karşılık vermeğe gerek duymadı.
Hasbekli şimdi rakibinin pehlivanlık derecesi hakkında bir bilgiye sahip olmuştu.Evet bu pehlivan gerçekten çok kuvvetli ve arkadaşından üstündü.Çektiği elenseler ve vurduğu tırpanlar çok daha kuvvetli idi.
Ancak kendisinde bir pehlivanlık inceliği yoktu.Güreşi sadece kaba kuvvete dayanıyordu.Ona bu güreş tarzını değiştirmesi başkaca bir oyuna girmesi için birkaç defa çeşitli oyunlar göstermişti amma zenci pehlivan her defasında oralı bile olmamıştı.
Onun bu davranışının manası ortada idi.Kendisini bir oyuna düşürmek istiyordu.Hasbeklinin ilk güreşinden yorgun çıkmış olacağını hesaplamış olacak ki güreşini sadece sert elenselerle ve tırpanlarla sürdürmeyi ve onu büsbütün ezerek takattan iyice düşürmeyi sonra da rahat rahat yenmeyi planlamış bulunuyordu.
Tabii Mahmut pehlivan onun gütmekte olduğu bu takdiği anlamakta gecikmemişti.
Bunları aklından geçirirken son bir deneme daha yapmak isteyerek birden dalar gibi yaptı.Ve tutturamamış gibi yaparak kendisini yüzükoyun yere attı.O yere düşer düşmezde zenci hemen yetişerek kendisini bastırdı.
Zenci pehlivanı tutanlar hemen alkışlarını yükseltirlerken Türklerin toplu oldukları yerden sadece bir uğultu yükseldi.Hepsininde yüzlerinde açık bir üzüntü belirirken birkaç sesde duyuldu.
Ne oluyorsun Mahmut pehlivan?
Böyle dalış yapılır mı?
Dikkatli ol Yozgatlı..
İnsaf bekleme rakibinden..
Zenci pehlivan böylece hasmını bastırır bastırmazda hemen künde aramaya geçmişti.Bunun bir sebebi de hasmının açık bir biçimde nefesinin sıklaşmış bulunduğunu farketmiş bulunması olmuştu.
Bir pehlivanın böyle nefes nefese hale gelmesinin manası ancak onun yorulmuş olması değil mi idi?
Afrikalı pehlivan başta olmak üzere güreşi yakından seyretmekte bulunanlar TÜrk pehlivanının yorulmuş bulunmasını çok normal buluyorlardı.
Öyle ya Yozgatlı pehlivan bundan önce de çetin bir rakiple bir saat boğuşmuş hiç dinlenmeden sürdürğü bu güreş de yarım saatini doldurmuştu.
-72-
Afrikalı alta düşmüştü ama mücadeleden vazgeçmemişti.
Zaten bu güreş başladığı zaman hemen herkes Hasbekli pehlivanın bu şartlar altında ikinci güreşi çıkaramayacağında birleşmiyor mu idi?İşte bu tahminleri olduğu gibi çıkmış bulunuyordu.
Yozgatlı pehlivan şimdi hasmına aradığı künde oyununu vermemeğe çabalar görünüyordu.Fakat bu işte ne dereceye kadar başarılı olabilecekti?Hasmına oyununu vermemek için daha ne kadar daha kaç dakika direnebilecekti?
Herkesin düşündüğü bu idi.Gene herkes bu dakikanın gelip çatmasını beklerken Mahmut pehlivanın yerde dönerek hasmının bir bacağını kaptığı görüldü.
Afrikalı bu durumda hasmını kündeleyemeyeceği için ister istemez bu işi bırakmak ve kaptırdığı bacağını kurtarmak zorunda idi.O da aynı şeyi yapmak için önce ayağını kolaylıkla kurtarabileceğini umuyordu.
Ama hiçde öyle olmadı.Hasbekli hasmının ayak bileğini sıkı bir biçimde yakalamış ona adeta yapışmıştı.Zenci ne kadar gayret etse de bacağını hasmının pençesinden bir türlü kurtaramıyordu.O bu şekilde uğraşır dururken gene hiç kimsenin beklemediği bir şey oldu.
O yorgun ve bitkin görünen Yozgatlı pehlivan birden hasmının ayağını bırakmadan ayağa kalkıverdi.Zenci pehlivan şimdi tek ayağı üzerinde sekiyor ve düşmemek için hasmının ensesini bırakmıyordu.
Fakat doğrulan Hasbekli bir tırpan yetiştirdiği gibi büyük bir tehlike ile karşılaşan zenci pehlivan açık düşmemek için hemen dönüp kendisini yüzükoyun yere atılmaktan başka çare bulamadı.
O zaman hasmının ayağını bırakan Mahmut pehlivanda hemen yetişerek onu bastırıverdi.Bütün bunlar ancak saniyelerle ölçülecek bir zaman içinde olup bitmişti.Arkasından hemen şiddetli bir alkış meydanı çınlatmaya başladı.
Yaşa Hasbekli..
Gösterdin ne pehlivan olduğunu..
Aşkolsun Mahmut pehlivan..
Aman kaçırma arabı altından..
Çatık kaşlar hemen gevşemişyüzle hemen aydınlanmıştı.Ümitsizliğe kapılmış bulunanlar bu karanlık düşüncelerden sıyrılmış bulunuyorlardı.
Afrikalı pehlivanda alta düşmüş bulunuyordu ama mücadeleden vazgeçmiş değildi.Ayağa kalkmak için var gücünü harcıyordu.Hasbekli de beline sarılmış onun çabalarını boşa çıkarmak için elinden geleni yapıyordu.
Hangisi sonunda üstün çıkacaktı.Bunu kimse kestiremiyordu.
Bu karşılıklı zorlamak bir on dakika kadar sürdü.Sonunda bu sefer zenci pehlivanın nefes nefese hareketsiz kaldığı görüldü.
Ne var ki herkesi şaşkına çeviren onun bu hale gelmiş olması değilde Hasbekli Mahmut pehlivanın şimdi hiç de öyle fazla yorgun görünmemekte olması idi.
Şimdi nasıl oluyorda kendisinde bu yorgun bitkin görünüşten eser kalmamıştı.Bu duruma en çok şaşanlardan biriside Adana valisi idi.Yanındakine:
Şaşılacak şey.dedi.Mahmut pehlivanda yorgunluktan eser kalmadı.Nasıl oldu bu iş böyle?
Avni paşa karşılık verdi.Zaten yorulmuş değildi ki?
Ama demin altta iken nefes nefese değil mi idi?
Aman paşam o sadece hasmı ile taraftarlarını bir parça sevindirmek için böyle görünmüştür.
Aşkolsun Mahmut pehlivana doğrusu sizin teminatınıza rağmen bende ondan çoktan umudumu kesmiştim.
Bana göre güreş yeni başlamıştır.Biraz daha sabret hele..
Artık güreşin sonunu ümitle bekleyeceğim.
Dediğimiz gibi güreşin yarım saati dolarken durumda birdenbire değişivermişti.O zamana kadar güreşe hakim görünen Afrikalı şimdi alta düşmüş yatıyordu.Zebun görünen Yozgatlı pehlivan ise üste çıkmış bulunuyordu.
Hasbekli Mahmut pehlivan o zaman ilk hasmına uyguladığı taktiği arkadaşınada uygulamayı ve onu daha fazla yormayı düşünmüştü.Evet onu oldukça yormuş bulunuyordu ama bunu yeterli bulmuyordu.
Onu yeniden harekete geçirmek ve ayağa kalkması için zorlamak gerekiyordu.Bunu sağlamanın yolu ise onu daha gevşek tutmak ona biraz zorladı mı kalkabileceği umudunu vermekti.
Bu düşünce ile kollarını gevşetti.Ve hasmının harekete geçmesini bekledi.
-73-
Mahmut pehlivan yüzotuz okkalık zenciyi yerden kesmişti.
Fakat hasmı oralı bile olmadı.Zenci pehlivan daha önceki güreşi dikkatli seyretmiş ve Türk pehlivanının bu oyunu ile arkadaşını nasıl büsbütün yorduğunu ve perişan bir hale getirdikten sonra nasıl rahatça yeniverdiğini görmüş bulunuyordu.
Onun için bu tuzağa düşmedi.Herşeyden önce harekete geçmeden iyive toparlanması gerektiğini biliyordu.Bu düşünce ile hasmının kendisini gevşek tutmakta olmasına rağmen ayağa kalkmak için hiçbir gayret göstermiyordu.
Taraftarları onun bu lakayt davranışının sebebini anlamamakta olduklarından çeşitli dillerde seslenmeğe ve onu harekete geçitirmeğe çalışıyorlardı ama bu gayretlerinin hiçbir işe yaradığı yoktu.
Zenci bildiğinden şaşmıyordu.Böylece güreş durunca ve hareketsizlik sürünce bu sefer Hasbekliye seslenmeye başladı.
Ne bekliyorsun Mahmut pehlivan..
Haydi harekete geç..
Dinlendirme şunu..
Haydi Yozgatlı..
Pek güzel tahmin edileceği gibi Hasbekli Mahmut pehlivanda rakibinin maksadını anlamıştı.İyice dinlendikçe kendibi iyice toparlamadan harekete geçmeğe niyeti yoktu.Bu durumda iş gene kendisine düşüyordu.
Önce onu da sarma ile bozmayı düşündü.Fakat hasmı onun sarma oyununda ne derece usta olduğunu arkadaşını bu oyunla ne biçim yendiğini güzelce görmüş olduğundan aynı oyuna düşmemek için ayaklarını güzelce toplamış bulunuyordu.
Ona bu durumda sarma vurabilmek zor olacaktı. Onun için başka bir oyun düşünmesi gerekiyordu.Sonunda bel kündesinde karar kıldı.Ancak bu ağırlıktaki bir pehlivanı bel kündesi ile yerden kesip aşırmak son derece güç birşey olacaktı.Adam manda kadar ağırdı.
Zaten seyircilerde aynı düşüncede idiler.Hasbekli pehlivan başka her oyunla hasmını yenebilirdi.Sadece onu bel kündesi ile yenebilmesine imkan yoktu.
Bu insan azmanını yerden sökebilmeyi hiç bir şekilde imkan yoktu.Onu yerden ancak bir vinç sökebilirdi.Onun için Hasbekli Mahmut pehlivan hasmının beline yeniden sıkı bir biçimde sarılıp da onu zorlamaya girişince onun ne yapmak istediğini önce hiç kimse anlayamamıştı.
Sonra maksadı anlaşıldı.Ancak onun bu işi becerebileceğine kimse inanmıyordu.Mahmut pehlivan ilk denemesinde hasmını yerden kesti ama hasmının üzerine düştü.Fakat bir dakika kadar öylece kaldıktan sonra aynı işe yeniden teşebbüs etti.
Bu sefer onu herkesin şaşkın bakışları arasında bir karış kadar yerden kesti ve iki pehlivan yeniden üstüste yere düştüler.
Seyirciler heyecanlı bir sessizlik içinde işin sonunu bekliyorlardı.Aynı zamanda da aralarında;
Kaldıramıyor yerden..
Bu kadar kaldırmasıda inanılacak şey değil..
Herif yüzotuz okkadan fazla..
Böyle bir pehlivan hiç bel kündesi ile yenilir mi?
Yozgatlı boşuna nefes tüketiyor.
Evet böyle nefesini ve kuvvetini tüketmekte olması hiç de doğru değil..
Bu işte ısrar etmesi aleyhine olacak..
Ancak böyle düşünen ve konuşanlar az sonra ne kadar aldanmış olduklarını görerek hayretler içinde kaldılar.Çünkü Hasbekli Mahmut pehlivan üçüncü seferinde bu manda ağırlığındaki hasmını hemen hemen göğsüne kadara kaldırmaya muvaffak olmuş arkasından ona kendi ağırlığını da ekleyerek yere çarpmıştı.
Hemen alkışlar yükseldi.
Yaşa Yozgatlı..
Aşkolsun Mahmut pehlivan..
Vallah kaldırdı göğsüne kadar..
Bu ne kuvvet be?
Hasbekli bir iki defa nefes aldıktan sonra gene harekete geçti.
Afrikalı şaşkınlık içinde idi.Türk pehlivanın göstermiş olduğu bu kuvvet aklını başından almıştı.İlk defa olarak da telaşa kapılmış bulunuyordu.
Fakat organizatör Kirkor efendinin ortağı ve zenci pehlivana güvenerek ortaya para koyanların gösterdikleri telaş çok daha fazla idi.Eğer bu Yozgatlı pehlivan ikinci hasmınıda yenecek olursa bu sefer büyük bir zarara uğrayacaklardı.
Ne oluyordu?Yoksa Yozgatlının lehinde para koyanlar onlardan habersiz olarak şu zenci pehlivanları satın almışlar onlarda Türk pehlivanına yenilmeyi peşin olarak kabul mü etmişlerdi?
-74-
Koca Aliço'nun yenemediği pehlivanı bu kara kefere mi yenecekti?..
Bu adamlardan herşey umulurdu.Ancak Yozgatlı pehlivanın hasmını pek de zorlamadan yerden kaldırmakta olması bu düşünceye kapılanlarıda şaşırtmıyor değildi.
Onlar bu karmaşık düşünceler içinde bocalayıp dururlarken Hasbekli pehlivan üçüncü hamlesinide yaptı.Bu sefer hasmını daha da yukarılarara kadar kaldırdıktan sonra gene çok sert bir biçimde yere vurmayı başarmıştı.
Türk seyirciler onun bu yeni hamlesini de heyecan içinde alkışlarlarken Hasbekli Mahmut pehlivan bu sefer hiç vakir kaybetmeden zenci pehlivanı yerden keserek omuzuna kadar kaldırarak havada döndürmeye başladı.
Herkes ayağa fırlamıştı.Mahmut pehlivan onu havada dört beş defa döndürdükten sonra bu sefer çevirerek sırtı yere gelecek biçimde büyük bir hızla yere vuruverdi.Kendisi de göğsüne düştü.
Kocaman kara bir leke gibi zenci pehlivanın sırtüstü gittiğini gören Türkler şimdi onu çılgınca bir alkışa tutmuşlardı.
Yaşa Yozgatlı..
Yaşa Mahmut pehlivan..
Vallah sırtüstü yendi.
Hey gidi hey..Analar ne arslanlar doğuruyor be..
Yaşa arslan oğlu arslan..
Ayakta heyecanla Hasbekli Mahmut pehlivanı alkışlayanlar arasında vali paşa da bulunuyordu.Haykırmaktan sesi kısılmıştı.
Bu arada davul zurnalarda kesilmiş ve hasmını bırakan Mahmut pehlivan kendisini alkışa boğan taraftarlarına selamlarla karşılık vermeye koyulmuştu.
Hayatından pek memnun fakat oldukça da yorgun görünüyordu.Derken cazgırın seside bu alkış fırtınası arasında güçlükle duyulabildi.
Hasbekli Mahmut pehlivan ikinci hasmınıda yenmiş ve ödülü anasının ak sütü gibi helalinden hakederek kazanmıştı.
Bu durumu sakin sakin seyreden tek kişi Avni paşa idi.
Adana valisi neden sonra yerine otururken ona döndü:
dediğiniz aynen çıktı paşa hazretleri dedi.İşte bu Yozgatlı pehlivan İngiliz pehlivanını da aynen bu biçimde yenmişti.Eğer güreş o tahta kerevet üstünde yapılsaydı yemin ederim ki zencinin de kemikleri kırılırdı.Böyle bir akıbete uğramadığı için Allah'a ne kadar dua etse yeridir.
Avni paşa:
Sana telaş etmemeni kaç defa söylemiştim diye cevap verdi.Koca Aliço'nun yenemediği bu pehlivanı bu kara kefere mi yenecekti?
En çok neye seviniyorum biliyormusunuz?
Neye?
Mahmut pehlivanın bu galibiyeti ile saray pehlivanlarının da itibarlarını kurtarmış olması.
İşte bunu doğru söyledin.Bak Mahmut pehlivan yanımıza geliyor.
Avni paşa bunu söylerken onu karşılamak üzere ayağa kalkmıştı.Vali de o zaman ayağa kalktı.
Hasbekli Mahmut pehlivan yeniden iki paşanın ellerini öptü onlarda kendisini alnından öperlerken vali durmadan;
berhudar ol evlat diye konuşuyordu.Allah seni milletine bağışlasın.Nasıl bir pehlivan olduğunu dosta düşmana gösterdin.
Mahmut pehlivan:
Sağolun diyerek karşılık verdi.
Maşallah hiç de öyle fazla yorgunda görünmüyorsun.
Yorulmamış olurmuyum hiç?Ama beni yoran kuvvetlerinden çok ağırlıkları oldu.
Ya pehlivanlıkları?
Onu bir kalem geçin paşam.Ben hiç bir ustalıklarını görmüş değilim.Tek güvendikleri ağırlıkları ve kaba kuvvetleri.Bu gibi kişiler hiçbir zaman pehlivan olamazlar.Olsa olsa birer hammal olabilirler o kadar.Ama bana kalsa iyi birer hammalda olamazlar.Çünkü iyi bir hammal olmak için gerektiği kadar nefesleri de yok.
Etraflarının gitgide kalabalıklaştığını gören Avni paşa:
Haydi hep beraber gidelim artık dedi.
Mahmut pehlivanda kalabalıkdan sıkılmıştı.Güreşten yeni çıkmış bulunuyordu.Hava almaya ve dinlenmeye muhtaçtı.
Üçü birlikte yanlarına getirilen valilik arabasına atladılar ve halkın sürekli alkışları arasında güreş yerinden ayrıldılar.
İşte günlerden beri Adana'yı meşgul eden bu iddialı güreşlerin hikayesi budur.
Hasbekli Mahmut pehlivan kendisi için para koyan ve koymayan bütün Adana'lıların yeniden sevgilisi olmuştu.Hergün kendisine davetler ve hediyeler yağıyordu.
-75-
Mahmut pehlivanın kuvveti ve şöhreti Sultan Abdülaziz'in kulağına gitmişti.
Mahmut pehlivan bütün ısrarlara rağmen orada fazla duramadı.Paşalardan izin aldı.Kemeri altın dolu altında cins bir arap atı olduğu halda Adana'dan ayrıldı.
Kardeşi Mustafa pehlivanda ağasına verilen hediyeleri bir kira arabasına yüklemiş ve peşisıra Yozgat yolunu tutmuştu.
Bu şekilde Hasbeke vardıkları vakit aileleri ve hemşehrileri tarafından anlatılmaz bir sevinç ve sevgi ile karşılandılar.
Hasbekli Mahmut pehlivanı en çok şaşırtan şey onun İzmir'de olsun Adana'da olsun yapmış olduğu güreşlerin orada nasıl olupta öğrenilmiş olduğu idi.O devirde şehirler arasında ne telefon ne telgraf hatta ne de doğru dürüst posta servisi vardı.
Böyle olduğu halde güreş haberleri nasıl olupda böyle kısa zamanlar içinde bu kadar uzak yerlerden geliyor ve güreş meraklıları bu haberleri hemen öğreniyorlardı?Bu haberleri İzmir'den Adana'dan kuşlar mı yoksa rüzgarlar mı oraya ulaştırıyorlardı?Görünüşe göre buna inanmaktan başka çare yoktu.
Aradan bir kaç gün geçti ki Yozgat'ta bulunan Bahri bey kendisini çağırttı.Hasbekli Mahmut pehlivan Yozgat'a gittiği zaman Bahri beyin de bütün bu güreşlerden haberdar olduğunu gördü.Onu kazandığı bu başarılardan dolayı uzun uzadıya öven Bahri TATLIOĞLU sözlerini şöyle noktaladı:
Allah seni nazardan saklasın büyük bir başarı kazanmış bulunuyorsun.Memleketin birinci pehlivanı oldun.Adın sanın her tarafa yayıldı.Bu tabi çok iyi bir şey.Fakat aynı zamanda tehlikelidir de.Sen kurtların nasıl dolaştıklarını bilirmisin?
Çok kurt gördüm elbet.Hele kışın bunlar hep sürü halinde dolaşırlar.
Tamam.Benim de söylemek istediğim şey budur.Kurtların kışları hep sürü halinde dolaşmalrıdır.Bununda sebebi toplu oldular mı kendilerinden kuvvetli ayı gibi çoban köpekleri gibi hayvanlara karşı üstün duruma geçebilmektir.Hele aç kaldılarmı hiç çekinmeden bunlara saldırıp parçalarlar.Koyun sürülerine dalıp kendilerine ziyafet çekerler.Ne var ki her zaman talihleri yaver gitmez.Avlayacak bir hayvan bulamazlar.İşte o zaman karda sağa sola doğru koşarlarken arka arkaya değilde bir hat halinde yanyana koşmaya başlarlar.Buna dikkat ettin mi?
Hayır..
allah sana böyle bir şey seyretmeyi nasip etmesin ama böyledir.Yoksa bu aç kurtları silahla bile kaçıramazsın.Evet ne diyorsun.Yan yana koşan bu aç kurtlardan hiçbiri arkadaşlarının arasından fırlayarak öne geçmek cesaretini gösteremezler.Bir kurt böyle bir cesaret gösterdi öne fırladı mı arkasındaki kurtlar hemen onu arkadan saldırarak parçalar ve onu yeyiverirler.
Anlıyorum.
İşte bir bakıman pehlivanlıkta da durum aşağı yukarı böyledir.Pehlivanlar senin senin anlayacağın kurtlara benzerler.İçlerinden biri öbür arkadaşlarını yendi onların önüne geçti mi geride kalanlar hemen aralarında birleşirler ve onun peşine takılırlar.Her güreşte bir olur birnbirlerini korurlar.Önlerine geçen arkadaşlarını yenmek ödülü ona kaptırmamak için birlik olurlar.İşte sana anlatmak istediğim şey budur.Yani şimdi işin bir kat daha zorlaşmıştır demek istiyorum.
Anladım bey..
Sonra ben nazarada inanırım.Bir insanın üzerinde bu kadar kıskanç göz toplandı mı her zaman nazara da uğrayabilir.Ama beni en çok korkutan şey nedir biliyormusun?
Nedir?
Senin bu kuvvet ve şöhretinin padişahımız efendimizin kulağına gitmesi.
Ammada yaptın bey?Onun yanında öyle yaman pehlivanlar var ki?
Fakat benim öğrendiğime göre bu pehlivanlardan hiçbiri hatta meşhur Aliço bile padişahımızın başpehlivanı olduğu halde seni yenememiş.
Evet yenişemedik.Ancak bana kalırsa beni rahatça yenebilirdi de..Onun için yenemedi demek doğru olmaz.Sadece beni yenmek istemedi demek çok daha doğru olur.
Laf..Neden yenmek istememiş olsun? Yenememiştir.
Sanmıyorum..
Öte taraftan padişahımızın yurdun her tarafından şöhretini duyduğu pehlivanları da sarayına topladığını biliyoruz.
Evet bunları hep gördüm.
Bizin sicimoğlu Halil pehlivanı da valimizin tavsiyesi üzerine İstanbul'a bunun için aldırmamış mı idi?
Evet..
-76-
Bana meydan okuyan pehlivan varsa gelsin teke tek tutalım.
İşte benim asıl korkum senide Sicimoğlu gibi saraya aldırmasıdır.Zavallı Halil pehlivanın başına gelen felaketi biliyorsun.
Bilmez olurmuyum hiç?
Onun için her zaman göze çarpmamağa bak.Zaten memleketinden uzunca bir süre ayrı kaldın.Çok yerler dolaşıp çok güreşler yaptın.Şimdi bir zaman için dinlenmeğe hak kazandın.Seni dört gözle beklemekte olan ve aralarında senin aleyhinde her zaman birleşmeye hazır kurt pehlivanların oyunlarına düşerek kendini ve şöhretini yıpratma.Son yaptığın güreşlerle bu yıl nasibini fazlası ile almış olmalısın.Noksanın varsa bunu ben tamamlayayım.Zaten güreş mevsimi bitiyor.Şunun şurasında ancak dört beş hafta güreş var.Bırak bu güreşleride öbür başpehlivanlar ödülleri aralarında payşalıp onlarda sebeplensinler.
Hasbekli Mahmut pehlivan Bahri beyin kendisine verdiği bu öğütleri dikkatle dinlemiş ve ona hak vermişti.Ancak ortada aklını kurcalayan bir mesele vardı.
Ya pehlivanlardan biri kalkıpda bana meydan okursa? diye sordu.
Bunu hiç sanmıyorum.Onlar sana ancak toplu olarak meydan okurlar.Ama içlerinden biri buna kalkışacak olursa onunla teke tek olarak her zaman Hasbekte tutabilirsin.Gelsin Hasbeke çıksın cesareti varsa karşına.
Şimdi oldu.Bu öğüdünüzü tutacağım.
Zaten sana rakip olacak kuvvette ben iki pehlivan biliyorum.Biri Sicimoğlu öbürüde Devecidağlı Silisköylü çerkez pehlivandı.İkiside Allah'ın rahmetine kavuştular.Bugün başpehlivanlardan kimler çevremizde?Alçılı Kamil,Karakaşlı Yusuf,Gedikli Sülo,Emirlerli Mehmet,Eriklili Ali,Mehmethalilli Ali,Cumafakirlili Molla,bir de Kurtça denilen pehlivan.Bunların hiç biri de tek başına gelip seninle güreş tutmak cesaretini gösteremez.Belki kurtça pehlivan bunu yapabilir.Ama bir yerde bunların hepsi birleşerek karşına çıkarlarsa aralarından sıyrılman zor olur.
Doğru söylersin bey.
Sana söyleyeceklerim bu kadardır.Haydi git keyfine bak.Allah seni nazara gelmekten korusun.
Mahmut pehlivan köyüne döndü.Yeniden bir kaç tarla aldı.Kendisi artık toprak ve hayvan varlığı ile Hacı beyden sonra Hasbeğin en zengin kişilerden biri haline gelmişti.
O bunları yoluna koymağa çalışırken çevre il ve ilçlerde yapılan güreşlere katılması için bir çok davetler almasına karşın bunların hiç birini kabul etmiyor.
Bana meydan okuyan pehlivan varsa gelsin kendisi ile burada teke tek tutalım diyordu.Bu güreşin ödülüde ancak bir maşrapa sudur.
Bahri beyin tahmini doğru çıktı.Hiçbir pehlivan Mahmut pehlivanla teke tek tutmak üzere Hasbeke gelmedi.Zaten çok geçmeden güreş mevsimide sona ermiş ve güreşlerin ardı kesilmişti.Kış o yıl Yozgat çevresine erken gelmişti.
Güreşler er meydanlarından kalkmış pehlivan kahvelerinde toplanan güreş meraklılarının çenelerine dökülmüştü.En çok konuşulan konu ise Hasbekli Mahmut pehlivanın artık herkes tarafından öğrenilmiş bulunan son İzmir ve Adana güreşleri ve onun bu güreşlerden büyük paralarla dönmüş olması idi.
Aynı zamanda onun döndükten sonra yapılan güreşlere katılmaktan sürekli olarak kaçınması bunlara katılmaması da bolca tenkit ediliyordu.
Sultan Abdülaziz o sabah kendisine sunulan mektuplar arasında bir tanesini dikkatle okuyordu.Bu mektup Adana valisinden kendisine gelmiş bulunan mektupdu.Daha önce de bir vesile ile belirtmiş olduğumuz gibi sarayda son zamanlarda padişah ile başpehlivan Kel Aliço arasında gizli bir rekabet sürüp duruyordu.
Çok gururlu bir kişi olan Abdülaziz tek olmak benzeri bulunmaması iddiasında bir kişi idi.Fakat sarayında aynı iddiayı sürdüren bir kişi daha vardı.
Başpehlivanı Aliço..
Onun hemen her zaman rakiplerini yenmekte olması Osmanlı padişahını çoktandır kıskandırıp duruyordu.
Bu duygudan kurtulmanın tek bir yolu vardı.Onu yenebilecek kuvvet ve kudrette yeni pehlivanları bulmak ve Aliço'yu yendirerek onun gururunu kırmak.Tek olmanın ancak ona mahsus bir şey olduğuna kendisini inandırmak.
-77-
Aliço,padişahın asıl öğrenmek istediğini iyice anlamıştı.
Gene bildiğimiz gibi Sultan Abdülaziz bu kararla Rumeli ve Anadolu da görevli bulunan bazı valileremektuplar göndermiş onlardan çevrelerinde Aliço'yu yenebilecek kudrette pehlivanlar varsa onları tasviye etmelerini istemişti.
Bu emir üzerine saraya şuradan buradan bazı pehlivanlar gelmiş ne var ki Aliço bunların hepsini yenerek padişahı hayal sükutuna uğratmıştı.Sadece Sivas dan gelen Sicimoğlu Halil pehlivan Aliço'yu yenebilecek gibi görünmüş ne yazık kı o da tam Aliço ile tutacak iken ölüme yenik düşmüştü.
Aliço padişahın kendisini yendirmek için çırpındığını pek güzel biliyor ve bu yolda başarısızlığa uğradıkça içinden kıs kıs gülüyordu.
İşte Sultan Abdülaziz bunun için Adana valisinden gelmiş bulunan mektubu merakla okuyordu.Bu mektup anlaşılacağı gibi Hasbekli Mahmut pehlivanla ilgili mektuptu.
Adana valisi de iki yıl kadar önce saraydan böyle bir mektup aldığı zaman aklına Hasbekli pehlivan gelmişti.Ancak onun nerede olacağını bilmediği için bu işin üstünde fazla durmamıştı.Ancak Avni paşadan Mahmut pehlivanın İzmir güreşlerini öğrendikten ve onun Adana da yapmış olduğu son güreşlerini gördükten sonra onu saraya tasviye etmeyi yeniden ciddi olarak düşünmeye başlamıştı.Ve kış geçipde güreş mevsimi yeniden açılırken kesin kararını vererek padişaha bu uzun mektubu yazmıştı.
Ve Yozgat'lı pehlivanı överken Avni paşadan öğrendiklerini yani onun içlerinde Hançoğlu Halil pehlivanında bulunduğu üç saray pehlivanını İzmir'de yendiğini Aliço ile de iki saat süren bir güreşten sonra berabere kaldığını Adana da çıkardığı harika güreşlerini de belirtmeyi ihmal etmemişti.
Bu mektup padişahı yakından ilgilendirmiş bulunuyordu.Yalnız onu şaşırtan bir husus vardı.Nasıl oluyor da Aliço İzmir den döndükten sonra ona bunlardan hiç bahsetmemiş bulunuyordu?
Sonra İzmir valisinden pehlivanları döndükten sonra almış olduğu teşekkür mektubunda da bu güreşlerden ve bu pehlivandan bahseden tek bir kelime bile yoktu.Mektubu bitirerek bir süre düşündükten sonra yaverini Aliço'yu çağırmasını emretti.
Herşeyden önce bütün bu iddiaların ne derece doğru olup olmadığını bu Yozgatlı pehlivanın kuvvet ve pehlivanlık derecesini ancak ondan öğrenebilecekti.
Aliço za sonra karşısında bulunuyordu.Ona ilk önce saray pehlivanlarının idman çalışmaları hakkında sorular sordu.Hemen arkasından da konuyu İzmir güreşlerine getirdi.
Sen bana geçen yıl topluca yapmış olduğunuz şu İzmir seyahatiniz hakkında pek kısa bilgi verdin.Orada güreşler yaptınız mı?
Halkın pehlivanlarınızı görmek istemesi ve ısrarı üzerine iki defa güreşmek üzere meydana çıktık sultanım.Böylece idmanda yapmış olduk.Halk pek memnun kaldı sanıyorum.Oynaş güreşleri yaptık.Onlara kendimizi gösterdiğimiz için herkes padişahımızın ömrü devletine duacı oldular.Vali paşanız bilmem ki sultanıma bunu bildirdi mi?
Yazdı.Sizi de çok övdü.Ancak orada yaptığınız güreşler hakkında bir bilgi vermedi.Yaptığınız bütün güreşler oynaş mı idi, yoksa ciddi güreşlerde yaptınız mı?
O zaman Aliço padişahın öğrenmek istediği şeyin ne olduğunu sezer gibi oldu bu sorunun altından başka şeyler çıkacağı ortada idi.
Yaptık sultanım karşılığını verdi.Karşımıza çıkacak pehlivanlarla tutmamak omazdı elbet..
Nasıl buldun İzmir'li pehlivanları?
Doğrusunu isterseniz İzmir'li pehlivanlar arasında bizlere dayanabilecek bir pehlivana rastlamadık iyi olanlar ya sultanımız pehlivanları ile tutmak cesaretini gösteremediler ya da biz İzmir'e vardığımızda onlar başka yerlerde güreş kovalamaya gitmişlerdi.Sadece bir tane İzmir'li pehlivan gördük o da çok çabuk yenildi.
Bir de İzmir'li olmayan pehlivan çıkmış sizlere karşı..
Aliço böylece padişahın asıl ne öğrenmek istediğini iyice anlamış oldu.
Şu Yozgat'lı pehlivanı soruyordu.
Demek oluyor ki biri ona bu pehlivandan ve kendisi ile yapmış olduğu güreşlerden yeni bahsetmiş olacaktı.
-78-
Sultan Abdülaziz Aliço'ya sona sakladığı sorusunu sordu.
Bu adam elbette İzmir valisi olamazdı.O olsaydı padişah kendisinden onun hakkında çoktan bilgi isterdi.Aklına hemen Avni paşa geldi.Bu meseleyi ortaya atan ancak o olabilirdi.
Başını salladı:
Çıktı sultanım.İzmirli olmadığı için ondan bahsetmedim.Yozgatlı bir pehlivandı bu..İzmir valisi kulunuz size ondan bahsetmiş olacak diye düşündüm.
Hayır bana yazmış olduğu mektupda ne ondan ne de onun yaptığı güreşlerden bahis yoktu.
Demek İzmirli olmadığı için kendisinden bahsetmeye gerek görmemiş.
Benim için bir pehlivan İzmirli olsun, Yozgatlı olsun farketmez.Hepsi de benimevlatlarımdır.Nasıldı bu Yozgatlı pehlivan kulum?
Çok iyi çok kuvvetli bir pehlivandı.Ancak yağlı güreşi pek bilmiyordu.Anadolulu pehlivan kullarınız karakucak denilen yağsız güreş yaparlar.Yağlı güreş oralarda pek yaygın değildir.
Bunu biliyorum.Benim güreş ustam ve eski başpehlivanım Kel Hasan pehlivanda aslında karakucukçı idi.Yağlı güreşide İstanbul'a geldikten sonra öğrenmişti.
Hasan pehlivan benim tanıdığım en büyük pehlivanlardan biri idi.
Şu tesadüfe bak.İzmir de rastladığınız ve çok kuvvetli olduğunu söylediğiniz bu pehlivanda ustan gibi Yozgatlı..Adı ne idi?
Mahmut..
Şimdi hatırlıyorum.Hasan pehlivan bana oralardan çok kuvvetli pehlivanlar türediğini her zaman söylerdi.Peki bu pehlivan kiminle tuttu orada?
Üç pehlivan kulunuzla..
Ne oldu güreşleri?
Yalan söylemek olamazdı.Padişahın huzurunda kim buna cesaret edebilirdi?Sonra aliço artık onun İzmir güreşleri hakkında tam bir bilgiye sahip bulunduğunu anlayacak kadar da zeki idi.
Bundan ayrı olarak zaten Aliço'nun karakteri buna uygun da değildi.O herşeye doğru ve dobra dobra söyleyen bir kişi idi.Her zaman ne olursa olsun gerçeği konuşmaktan çekinmezdi.
Mahmut pehlivan tuttuğu üç pehlivanı da yendi sultanım.
Üçünü de yendi demek?Şu halde çok iyi bir pehlivan olması gerekir.
Onun kuvvetli bir pehlivan olduğunu daha öncede söylemiştim sultanım.Ancak bu bütün pehlivan kullarınızdan üstün olduğu manasını taşımaz.
Ne demek istediğini anlayamadım.
Bir defa İzmir'e giderken fırtınaya tutulmuştuk.Gemimiz çok sallandı.Pehlivan kullarınızın çoğunu deniz tuttu.Ne olsa hemen hepsi de karada yaşamış.Denize yabancı.İçlerinde bende olduğum halde hiç birimiz uyuyamadık.İzmir'e perişan halde çıktık.Hepimizin idman durumlarımız bozulmuştu.Ayrıca İzmir çok ta sıcaktı.Bu yüzden geceleri doğru dürüst uyuyamıyorduk.Güreşler bu şartlar altında yapıldı.Pehlivan kullarınız onunla güreşmek üzere ortaya çıktıkları zaman en azından asıl kuvvet ve nefeslerinin yarısını kaybetmiş durumda idiler.Yozgatlı hasımlarını yenerken onların bu hallerinden de faydalandı elbet.Bilmem anlatabildim mi?
Anlıyorum.Demek bu pehlivan bizimkilerle burada tutsaydı ve bizim pehlivanlar idman üstünde olsalardı Yozgatlı pehlivanları yenebilirlerdi.Bunu nu demek istiyorsun?
Hayır sultanım.Onun hakkını yemek istemem.Ama muhakkak ki Mahmut pehlivan onları böyle kolay yenemezdi.
Sultan Abdülaziz o zaman sona sakladığı sorusunu sordu.
Peki sen onu neden yenmedin?Yenemedin mi yoksa?
Aliço Hünkardan bu soruyu zaten bekliyordu.Onun için hiç şaşırmadı.
Benimde idman durumum iyi değildi.Belki ilk halimle kendisini yenemedim de..Bununla beraber ısrar etseydim güreş uzasaydı herhalde sonunda yenerdim.Ama o sırada güreşi bu şekilde bırakmayı daha uygun buldum.Çünkü yenseydim bu şerefli bir yeniş olmazdı.
Neden?
Yozgatlı Mahmut pehlivan benden önce Hançoğlu Halil pehlivanla tutmuş ve onu da yenmiş bulunuyordu.Arkasından benimle tuttu.İki saat sürdü güreşimiz.Vakit de ilerlemişti.Güreşi uzatsak ve onu yenseydim herkes onun iki güreş yapmış olduğunu düşünecek bana yenilmesini mazur görecekti.
Çok ince düşünmüşsün.
-79-
Padişah Mahmut pehlivanı saraya getirmesi için yaverine emir verdi.
Zaten adımız gaddara çıkmış hakkımızda kötü kötü şeyler söyleyeceklerdi.Bilmem ki nasıl diyeyim sultanım kıyamadım.
İyi yapmışsın.
Sonra bir şey daha söylemek isterim.Efendimiz buraya gelmiş şu talihsiz Sivaslı sicimoğlu Halil pehlivanı hatırlar herhalde..
Hiç hatırlamaz olurmuyum?
O burada benden başka bütün pehlivanları yenmişti.Onunla huzurunuzda tutacağımız gün ise ecele yenilmişti.
Evet ne olacak?
İşte İzmir de tuttuğum ve güreşimizi yarıda bıraktığımız bu Yozgatlı Mahmut pehlivan Sicimoğlu ile İstanbula gelmeden önce Sivasta tutmuş ve kendisini orada yenmiş bir pehlivandır.
Aliço'nun bu son sözleri padişahı çok ilgilendirmişti.
Ne diyorsun?Sicimoğlunu hatalamış mı dedin?
Evet sultanım.Yenmiş onu.Kulunuz hayatım boyunca bu iki pehlivandan daha kuvvetli bir pehlivana rastlamış değilim.
Peki böyle bir pehlivana rastladında onu neden buraya getirmedin?
Efendimizden bu yolda bir emir almamış olduğum gibi doğrusu aklımada gelmemişti.
Dönerken onuda yanına alıp getirecektin.Burada senin yanında yağlı güreşi daha iyi öğrenirdi.Çok iyi bir pehlivan kazanmış olurduk.
İşte bundan hiç şüphem yok sultanım.
Oralarda mı güreş kovalıyor?
Hayır tesadüfen biz İzmire geldiğimizde o da oraya gelmiş imiş.
Şimdi nerede acaba?
Yozgatlı olduğuna göre memleketine dönmüş olabilir.Yahut nerelerde olduğu ancak oradan öğrenilebilir.
Doğru..
Şu halde oraya birini göndermeli.Nerde ise alıp buraya getirsin.
Onu bulup İstanbula getirmenin en kestirme yolunu buldum.Peli aliço sen artık gidebilirsin.
Aliço huzurdan çıktıktan sonra sultan Abdulazizbir süre düşündü.Aliço ile yapmış olduğu bu konuşmalardan sonra Adana valisinin kendisine göndermiş olduğu mektupda bu pehlivan hakkında bildirmiş olduğu şeylerin gerçek olduğuna iyice inandı.
Bütün bunların çok doğru olduğunun en büyük delili ise Aliço'nun o zamana kadar kendisine bu pehlivandan bahsetmemiş olması idi.
Demek oluyor ki Aliço bu pehlivanın saraya alınmasını istemiyordu.Bu Yozgatlı pehlivanın sarayda kendisine en büyük rakip olacağına hatta onu yenerek geçebileceğine inanıyor bundan korkuyordu.
Bunları düşünürken padişahın yüzünü geniş bir gülümseme kaplamıştı.
Evet evet nice zamandır gözlediği fırsat sonunda kendisini göstermişti.Aliço'yu pehlivan tahtından indirecekpehlivanı sonunda bulmuştu.
Bu işi daha önce gerçekleştirebilecek olan şu Sivaslı Sicimoğlu pehlivan talihsiz bir biçimde ölmüş bulunuyordu.Ecel denilen önüne geçilmez kudret bu Yozgatlı pehlivanı da yere serecek değildi ya?O da buna kurban gidecek değildi herhalde..
Hemen en güvendiği yaverlerinden bir binbaşıyı çağırdı.Ona gerekli emirleri verdi.Binbaşı hiç vakit geçirmeden Yozgat'a gidecek bu yaman pehlivan nerede ise kendisini bulacak ve alıp saraya getirecekti.Gerektiği takdirde onu tanıması gereken Sivas valisinden de yardım isteyebilecekti.Valiye de yolda bir emir gönderecekti.
Padişahdan bu emri alan yaver iki gün sonra hazırlıklarını tamamlayarak Yozgat yolunu tuttu.İnebolu yolu ile önce Ankara'ya oradan da Yozgat'a vararak Hasbekli Mahmut pehlivanı soruşturmaya başladı.
Ona hemen Bahri beye başvurmasını pehlivanın köyünde mi yoksa güreş için bir başka yere mi gittiğini en doğru olarak onun bilebileceğini söylediler. o da hiç vakit geçirmeden Bahri beyi buldu.
Bahri bey İstanbul'dan gelerek kendisini arayan bu binbaşıyı hemen kabul etti ve merakla kendisini neden aradığını sordu.
Binbaşı:
Önce size kendimi tanıtayım dedi.Ben padişahımız efendimizin yaverlerinden biriyim.Buraya onun emri ile geldim.
Öyle mi?Sizi tanımak ve evimde görmek benim için büyük bir şereftir.Acaba emirleriniz nedir?
-80-
İstanbul'a giden pehlivanlarımızın başına gelenler ortada..
Buraya birini aramak üzere padişahımızın emirleri ile geldim.Görüştüğüm mutasarrıf bey ve başkaları aradığım kişiyi nerede bulabileceğimi ancak sizin yardımınızla bulabileceğimi söylediler.Bende bunun için sizi rahatsız ediyorum.
Rahatsız etmek ne demek?Bana başvurmanız benim için bir şeref olduğu gibi size her hususda yardımcı olmakda benim için bir vazifedir.Şimdi söyleyin bakayım aradığınız kişi kimdir?
Bir pehlivan..Adı da Mahmut..Yozgatlı Mahmut pehlivan..
Bahri bey zaten onu görür ve kim olduğunu öğrenir öğrenmez kendisinin bunun için aramakta olduğundan kuşkulanmış bulunuyordu.
İşte bu korkusu gerçekleşmişti.
Evet aradığınız bu pehlivan yakınımdır dedi.Acaba onu neden aramakta olduğunuzu öğrenmemde bir mahzur var mı?
Çok hayırlı bir işi için.Onu alarak İstanbula saraya götüreceğim.Bana verilmiş bulunan emir budur.
Şimdi anladım.Mahmut pehlivanın başına gerçekten devlet kuşu konmuş.Onu çok hayırlı bir iş için arıyorsunuz.Mahmut pehlivan çok yaman bir pehlivandır.Saray pehlivanlarının arasına katılarak efendimize hizmet etmek onun içinde büyük bir şeref olacaktır.
Kendisi burada mı?
Hayır değil..Zaten burada oturmaz.Yani Yozgatın içinde değil bir köyündendir.Hasbekten.Bunun için bir çok pehlivanlar gibi başka yerlerde Yozgatlı olarak tanınır.Hasbeki dışarıda kim bilecek?
Anlıyorum.Bu hasbek köyü Yozgat tan fazla uzak değil ya?
Hayır..Bir günlük yolda.Ancak şu anda orada bulunduğunu da pek sanmıyorum.Malum ya güreş mevsimi açılmış bulunuyor.Güreş mevsimi açılınca pehlivanları bağlasanız köylerinde durmazlar.Güreş kovalamak üzere dağılırlar.
Peki onu nerede bulabilirim?
Siz hiç zahmet buyurmayın.Uzun yoldan gelmiş bulunduğunuza göre üstelik yorgunda olmalısınız.Burada misafirimsiniz.Ben hemen birini Hasbeke gönderir nerede olduğunu öğrenirim.
Size zahmet vermiş olacağım..
Zahmet ne demek?Size ve dolayısıyla efendimize en ufak bir hizmette bulunmak benim için şereftir.Eğer hasbekli Mahmut pehlivan köyde ise göndereceğim kişi onu hemen alır buraya getirir.Değilse ailesinden nerede olduğunu doğru olarak öğrenir bize haber getirir.Gider kendisini bulur ona müjdeyi veririz.
Bu zahmetinize tekrar teşekkür ederim.
Bahri bey binbaşıya konağının en güzel bir odasını verdi.Sonra da ne yapacağını nasıl davranması gerektiğini düşünürken birden hasbekten gelen kardeşi hacı beyi karşısında buluverdi.
İki kardeş hemen odalarına çekilerek başbaşa kaldılar.Ve Bahri bey ona olan bitenleri binbaşının Mahmut pehlivanı alıp götürmek üzere gelmiş bulunduğunu söyledi.
Onun vermiş olduğu bu haber Hacı bey için de bir sürpriz olmaktan uzaktı.
Şöyle konuştu;
Şu İzmir güreşlerinden sonra onun saraya alınmak istenmesini zaten beklemiyor mu idik?Hatta bana kalsa bu işte geç bile kaldılar.
Doğru.Belki kışın geçmesini beklemişlerdir.Kıştan önce aldırmaları gerekirdi.Onun nasıl bir pehlivan olduğunu anladıktan sonra onu nasıl olup ta kendisini berabercede saraya götürmemiş olduğuna şaşmamak gerekir.
Haklısın.Şimdi ne yapmalı?Mahmut Hasbekte mi?
Evet orada ağa..
Peki ne düşünüyorsun?
Senin düşündüğünü..
Bu meseleyi önceden de seninle uzun boylu konuşmuştuk.Mahmut İstanbula saraya istenecek olursa ne yapmak gerektiğinde mutabık kalmıştık.
Buna engel olmaya çalışacaktık.
İstanbula giden pehlivanlarımızın başına gelenler ortada..Şu zavallı Sicimoğlu misali meydanda değil mi?
Herkes te onun İstanbul sarayında zehirlenerek öldürülmüş bulunduğuna inanıyor.Bu belki doğru değildir ama herkes bir defa buna inanmış.
Ve bu yüzden başta Sivas valisi olduğu halde herkes bu işesebep olanları lanetleyip duruyor.
-81-
Böyle bir talih kuşu kaç pehlivanın başına konar.
Bugün bile yalnız Sivas halkı değil onu tanımış bulunan bütün Anadolu halkı arkasından matem tutuyor.
Ben hiç bir zaman böyle bir işe sebep olup lanetlenmek istemem.
Ben de hiç istermiyim?Haydi biz istedik diyelim.Kadın ana bu işe razı olurmu sanıyorsun?Vallah ikimizde elinden kurtulamayız.Mahmut köye geldikten bir süre sonra bir vesile ile onunla konuşmuştum.Mahmut eğer İstanbula götürülmk istenecek olursa bu işe ne dersin diye sormuştum.Bana önce beni öldürür sonra ona götürürsünüz dedi.Onun nasıl bir kadın olduğunu biliyorsun.
Peki ya Mahmut kendiliğinden gitmeye karar verirse?
Tabii bu işi ondan saklamak olmaz.Anasına karşı gelip gelmeyeceğini de kimse bilemez.O zaman ne olur?
Kendisine orada bekleyen tehlikelere açık bir biçimde anlatırız.Mahmut parayı sever.Buraya da çok zengin olarak döndü.Sarayda kalmakla dışarıda kazandığı paranın onda birini bile kazanamayacağını ona anlatmak bence yeterlidir.O sadece kuru bir şeref kazanmak uğrunda hayatını tehlikeye atmaktansa bol bol para kazanmayı tercih edecektir.
Evet bence tutulacak en kestirme yol budur.Mahmut akıllı çocuktur.Menfaatini bilir.İki kardeş bu konuda anlaştıktan sonra Hacı bey sordu:
Peki şimdi ne yapalım?
Yapılacak ilk iş senin hemen Hasbeke dönmen Mahmut pehlivanı bulman ona durumu olduğu gibi anlatman ve Mahmut pehlivanı hemen hasbekten uzaklaşmasını sağlamandır.
Başka çarede yok gibi görünüyor.
Ancak binbaşıyı bu sözle geri yollamak kolay olmayacaktır.Adam padişahtan emir almış onu bulmadıkça kolay kolay geri dönmeyecektir.dört bir tarafta izini arayacaktır.Bütün güreş yerlerinde onu soracaktır.Adamın arkasında devlet var. Devletin elide uzundur.Mutlaka dolaştığı yerlerde onu bulur.Mahmut pehlivanı bilmeyen tanımayan var mı ki?
İyi ama ne yapabiliriz ki?
Bir defa binbaşı onu bulmak umudunu kaybederek İstanbula dönünceye kadar hiç bir güreş yerinde görünmemeli.Güreşi şimdilik unutmalıdır.Sonra gideceği yeri hiç kimse bilmemelidir.Bir biz bir anası bir de kardeşleri bilsin yeter.
Bu kadar mı?
Saklanacağı yer tenha olamılı ki kendisini tanıyan bulunmamalı halkda pehlivanlıkla ilgilenmemeli..
Böyle bir yer var mı?
Var ya..Hem Yozgata yakın hemde uzak sayılacak bir yer var..
Neresi?
Sırıklı yaylası..
Hacı bey biraz düşününce yerin gerçekten bu vasıfları taşıdığına inandı.
Nereden aklına geldi orası?
Üç gün önce bizim dayı yaz için göçtü oraya.Gitmeden önce de bana uğradı.Bilirsin onu sırıklı yaylasında yeri var.Her yılda yazı orada geçirir.Mahmutu da çok sever.
Ve Mahmut oraya gitti saklandı mı şeytan bile bulamaz.
Şimdi sen yola çıktın mı senin yaylı ile gece olurken hasbeke varır, Mahmut pehlivanı bulursun.Onlarla görüştükten sonra Mahmut yarın sabah erkenden kimseye birşey söylemeden yola çıkar.Oldu mu?
Oldu ağa..
Bu konuşmadan az sonra Hacı bey arabasını hemen hazırlatmış ve Hasbek yolunu tutmuştu.Hasbeke varıncada Mahmut pehlivanla anası Asiye kadını çağırttı.Onlarla başbaşa kaldıktan sonrada kendilerine durumu olduğu gibi anlattı.Bah
