Menu:


ANADOLU DEVİ HASBEKLİ MAHMUT PEHLİVAN
Hasbekli Mahmut Pehlivan

Adalı Halil Pehlivan bir gün ustası Aliço’ya

"Hayatında rastlamış olduğun en kuvvetli pehlivan kimdir?"

diye sormuş ve ondan şu karşılığı almıştı:

"Bunlar iki Anadolulu pehlivandır...

Biri Hasbekli Mahmut,

diğeri Sivaslı Sicimoğlu’dur...

YAZAN: ÜSTAD MURAT SERTOĞLU

Önemli Not:Hasbekli Mahmut Pehivanın güreşleri, Yazar Murat SERTOĞLU tarafından kaleme alınarak 1984 yılında Tercuman Gazetesinde Yayınlamıştır.Tercuman Gazetesindeki yayınlanmış şekliyle yazmaya önemle dikkat etmeye çalıştım, Ayrıca bu eserin ortaya çıkmasında emeği geçen herkese (20 yıldır kitaplığından eksik etmediği,muhafaza ettiği ve yayınlamaya vesile olduğu için Nadir KARAARSLAN'a) değerli Üstad Murat SERTOĞLU' ve İbrahim KÖMÜRCÜ'ye  ve burada adını zikredemediğim ve/veya bilinemeyen, bilemediğim  diğer her cümle ilgililere  teşekkürlerimi sunarım saygılarımla........................


-1-                                   

    Sultan Abdulaziz devri,yağlı güreş pehlivanlarımızın altın devri olarak anılır  ki pek yerinde dir.Türk güreş tarihinde sayı bakımından olsun,kuvvet   ve ustalık bakımından olsun  bu kadar değerli, bu kadar büyük pehlivanların türemiş olduğu bir başka devir yoktur.

    Yozgatlı Kel Hasan pehlivan başta olmak suretiyle bu devirde yetişmiş bulunan pehlivanlar arasında kimler var kimler yok ki?

    Arnavutoğlu Ali pehlivan, Kazıkçı Karabekir, Kavasoğlu, Kel Aliço, Kara İbo, Cezayirli Mustafa, Makarnacı Hüseyin, Şah Kasım, Yörük Ali, Sivaslı Sicimoğlu, Hamlacı Yakup ve daha niceleri hep bu devirde yetişmişler, namlarını bu devirde kazanmışlardır.

    Bunların kimi Rumeli'den kimi Anadoludan çıkmış üstün kuvvet ve kudretlerini herkese kabul ettirdikten sonra en iyileri padişah tarafından takdir edilerek saray pehlivanı olmuşlardır.

    Kısa bir devirde bu kadar büyük pehlivanların türemiş olmasının başka başta gelen sebebi devrin padişahı olan Sultan Abdülaziz'in güreşe karşı duyduğu merak ve gösterdiği ilgidir.

    Kendisi de iyi bir başpehlivandı.Veliahtlığı sırasında saray içinde güreş tuttuğu bilinir.Ona güreşi sevdiren ve öğreten de saray hamlacılarından yani sarayda saray kayıklarında kürek çekenlerden Yozgat'lı Kel Hasan pehlivandır.

    Zaten Osmanoğulları arasında üstün kuvvetleri ile nam kazanmış padişahların sayılarıda az değildir.Bunların arasında Sultan Osman'ı, Dördüncü Murat'ı, İkinci Mahmut'u sayabiliriz.

Sultan Abdülaziz'in ne nerece kuvvetli olduğunu gösteren  iki olayı anlatabiliriz.Bunlardan bir tanesi  Paris'te geçmiştir.

    Bilindiği gibi kendisi İngiltere ve Fransayı resmen ziyaret etmiş bulunan ilk devlet başkanıdır. İşte bu ziyareti sırasında Paris'te büyük bir sergide bulunuyordu.Sergide halk içinde kurulmuş bir çok kuvvet deneme aletleride yer almıştır.

    Sergiyi özel olarak gezen Sultan Abdulaziz bu kuvvet deneme aletlerini görünce dayanamamış ve bunları sıra ile denemeye koyulmuş, dediğimiz gibi kendisi be aletleri dayanamayarak  birer, birer denemiş ama, kuvvet aletleri padişahın kuvvetine dayanamayarak teker, teker ya kırılmış, ya da bozulmuş, O zaman ki Paris gazeteleri bunu uzun uzun yazmışlardır.Türk Sultanının göstermiş bulunduğu bu üstün kuvveti öve öve bitirememişlerdir.

    İkinci olay ise Beylerbeyi sarayında geçmiştir.Kendisi bir gün sarayda bir kaç pehlivanı ile sohbet ederken  odadaki havanın sıcaklığından bunalmış ve pehlivanlarına Boğaza bakan bir pencereyi açmalarını söylemiş.

    Bir gün önce yağmur yağmış bulunduğu için pencerenin pervazı sıkışmış olduğundan pehlivanların hiçbiri bütün güçlerini harcadıkları halde pencereyi bir türlü açamamışlar.

    Padişah bunun üzerine pencereyi kendisi zorlamış ve hiç bir pehlivanın açamadığı pencereyi bir hamlede kaldırıp açıvermiş.

    Şunu da belirtelim ki Sultan Abdulaziz sadece güreşe karşı büyük bir ilgi göstermekle kalmamış, koç ve horoz döğüşlerini de zaman zaman seyretmekten zevk alırmış.

    Devrin padişahı güreş meraklısı olur da onun çevresindekiler güreşten hiç anlamasalar bile öyle görünmek istemezler mi? Hele dalkavukların bu derece bol olduğu bir devirde ...Bu yüzden güreşten anlayan, anlamayan bu ata sporundan zevk alan almayan varlıklı kişiler de padişahın gözüne girmek için konaklarında pehlivan beslemeye koyulmuşlardı. Bu da yeni yeni pehlivanların yetişmesinde fayda sağlamıştır.

-2-

    O devirde futbol, basketbol gibi halk kitlelerini yakından ilgilendiren  spor hareketleri olmadığı için güreş sporu halkın ilgisini daha fazla çekiyordu. Bu da güreşin yayılmasına sebep olmuştur.

    Onun ölümü ve çok sakat bir kararla güreşin büyük şehirler de yasak edilmesi  ile bu parlak devir de sona ermiş bulunmaktadır.Artık İstanbul otuz küsur yıl güreş seyredemeyecektir.

    Şimdiye kadar Sultan Abdulaziz devri başpehlivanlarının çoğunun hayat hikayelerini ve güreşlerini yazdım.Sevgili okuyucularım  yıllar boyunca bunları okumak lütfunda ve tahammülünde bulunmakla bana karşı sevgilerini göstermişler ve beni mutlu etmişlerdir.

    Aziz okuyucularım yalnız bununla da kalmayarak bana yardımcı da olmuşlar, işlediğim konularda bana ışık da tutmuşlardır.

    İşte bu sefer hayat ve güreşlerini kaleme aldığım Hasbekli Mahmut pehlivanı yazmama vesile olan İbrahim KÖMÜRCÜ 'de bu aziz okuyucularımdan birisidir.Kendisi bu büyük pehlivanın hemşehrisi olmakla beraber halen Bursa'da kiremitçi mahallesinde oturmaktadır.

    Pehlivanlık konusunda esaslı bilgilere sahip bulunan bu sevgili okuyucum  bana Hasbekli Mahmut pehlivanın hayatı hakkında çok kıymetli bilgiler bulunan bir mektup göndermiş bulunmaktadır.Türk güreş tarihinde yer alacak olan bu bilgileri topladığı için her şeyden önce kendisine candan teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

    Bundan sonra artık konumuza girebiliriz.Yazımın başında Sultan Abdulaziz'den ve onun devrinde yetişmiş bulunan büyük pehlivanlardan bahsetmiş bulunmamın sebebi Hasbekli Mahmut pehlivanın da bu devirde türemiş olmasıdır.

    Adalı Halil pehlivanın hayatını yazarken bir yerde Adalı'nın ustasına şu biçimde bir soru sormuş bulunduğunu yazmıştım:"Aliço Usta!Hayatında tanıdığın ve kendisi ile güreş tuttuğun en kuvvetli pehlivan kimdir?

    Aliço çırağının sorusuna şu karşılığı vermiş:Bu pehlivanlar iki tanedir.Birincisi Hasbekli Mahmut pehlivan,öbürü ise Sivaslı Sicimoğlu'dur"

    Sivaslı Sicimoğlu,Sivası'ın Yücebaca köyünden çıkmıştır.Sivas esasen öteden beri orta anadolu'nun en büyük pehlivanlarını yetiştiren bir ilimizdir.

    Hasbekli Mahmut pehlivan ise adındanda pek güzel anlaşılacağı gibi Konya vilayetine bağlı iken bu gün güzel anadolu'muzun  diğer bir pehlivan yatağı olan Yozgat'ın Akdağmadeni Hasbek Nahiyesi merkezi halkındandır.Bu bakımdan Sultan Abdulaziz'in güreş hocası ve başpehlivanı Yozgat'lı Kel Hasan pehlivanın hemşehrisidir.

    Sayın İbrahim KÖMÜRCÜ'YÜ dinleyelim şimdi isterseniz:

    1952 yılında Hasbek Nahiyesi merkezinde Tarım Kredi Kooperatifi Memuru olarak görev yapıyordum.Orada adı efsaneleşmiş Hasbekli Mahmut pehlivanın henüz hayatta bulunan en küçük kardeşi Mustafa dayı ile tanıştım.Kendisi ile çok yakın arkadaş olduk.Gençliğinde o da çok güreşler yapmış, iyi bir pehlivan olarak nam kazanmış bulunan Mustafa dayı o sıralarda ak sakallı tatlı bir ihtiyardı.Fakat zekasından ve hafızasından en ufak bir şey kaybetmiş değildi.Ben de bundan faydalanarak ondan ağabeysi Hasbekli Mahmut pehlivanın hayat ve güreşleri hakkında çok geniş bilgiler toplamak fırsatını buldum.

    Mustafa dayı eskiden beri çaparoğlan lakabını taşırdı.Bu lakabı herhalde gençliği sırasında güreşirken kazanmış olacaktı.Onu söyletmek hatıralarını dinlemek için kendisini çok sık arar ona çay demlerdim.Ağabeyini çoğunlukla büyük ağa diye anardı.

3-

ÖZET:

    Sultan Abdulaziz devri yağlı güreş tarihimizin altın devirlerinden biridir.Padişahın güreşe ilgi duyması güreşçileri himaye etmesi yüzünden o devirde yetişen bir çok güreşçi tarihe mal olmuştur.İşte o güreşçilerden biri de "Hasbekli Mahmut Pehlivan"dır.

    Bunun da sebebi gene pehlivan olan bir başka ağabeysinin daha bulunmasından ileri geliyordu.Çayı çok seven Mustafa dayı büyük ağasından bahsederken zaman zaman heyecanlanır gözleri yaşarır,hatta ağladığı olurdu.Bu da ona karşı beslediği büyük sevgi ve saygıdan ileri geliyordu tabii...

    Çaparoğlan Mustafa dayıyı tanıdığım zaman pek yaşlı olduğu halde boyu gene de en azından 1metre 70santimetre kadar vardı.Parmakları kalın ve uzundu.Bir özelliği de kulaklarının el büyüklüğünde olması idi.Her haliyle gençliğinde yaman bir fırtına olduğunu belli ediyordu.Ona bir gün şu soruyu sordum:

    Senin gençliğinde gerçekten iri ve yaman bir pehlivan olduğun vücut yapından hemen anlaşılıyor.Sen böyle olduğuna göre ağabeyin Mahmut nasıl bir pehlivan dı?.

    Maksadım ona Hasbekli Mahmut pehlivanı güzelce tarif ettirmekti.Elbette bu işi en iyi bir biçimde ancak o yapabilirdi.Ağabeysi idi.Beraber büyümüşlerdi.Bu soruma hemen cevap vermedi.Önce uzun beyaz sakalını şöyle sıvazlayarak bir düşündü.Arkasından anlatmaya başladı.

    Büyük ağam benden çok daha iriyarı çok daha uzun boylu idi.Çıplak olarak tartısı tam yüzon kara okka gelirdi.Elleri pençeleri çok iri ve kuvvetli idi.Çamaşır tokacına benzerdi.Bilekleri dirsekleri sanki takma imiş gibi sert ve çok kuvvetli idi.Alnı geniş ve açık kaşları ise çatıktı.Bir köprü gibi açık alnının alt kısmını örten kaşlarının altında iri uzun ve sık kirpikli gözleri vardı.Burnu yüksekce idi.Çatal çeneli idi.Güleç yüzlü olup, yanak kemikleri büyük ve çıkıkça olup,ağzı da yüzüne göre büyüktü.Onun hepimizi perişan eden ölümü sırasında bütün dişleri bembeyaz ve sapasağlam bulunuyordu.Ömrü boyunca ağzına kerpeten girmemişti.Boynu uzun ensesi çok kalındı.ve üç kattı.Sol omuzunun altında kürek kemiği üzerinde su bardağının ağzı büyüklüğünde koyu renkte ilahi bir mühür vardı.Onu sanki son yolculuğunu yapmak üzre teneşirine yeniden uzanmış kımıldamadan yatar hali yeniden görüyor gibiyim.

    Bu sözleri söylerken  sesi titriyor, gözlerinden yeniden yaşlar dökülüyordu.Devam etti:Büyük ağanın omuzları ve göğsü çok genişti.Buna karşılık beli inanılamayacak kadar ince görünüyordu.Kalçaları ise hemen hemen omuzları kadar genişti.Ayakları da pençeleri gibi iri olup, tırnakları da kalın ve sert ti.O kadar ki tırnaklarını çakı, bıçak, makas filan kesemezdi de ustura kullanırdı.Çok zaman ayak tırnaklarını ustura ile keserken bile zahmet çektiğini pek güzel hatırlarım.

    Görüldüğü gibi Çaparoğlu Mustafa pehlivan bu bilgileri vermekle Hasbekli Mahmut pehlivanı bir fotoğraf gibi  hatta bir fotoğraftan da daha net bir biçimde tarif etmiş bulunmaktadır.Böylece Türk güreş tarihine de hizmet etmiş olmaktadır.

    Şimdi gelelim bu adı efsaneleşen büyük pehlivanın hayat hikayesine ve güreşlerine.Kadın ananın üç oğlu vardı.Gene bir pehlivan olan kocası onu genç yaşta üç erkek çocuğu ile dul bırakarak Allah'ın rahmetine kavuşmuştu.

-4-

    Fakir idiler, bir tarlalarından başka varlıkları yoktu.Kadın ağa yeniden evlenmeyi filan aklından geçirmeyerek kendisini yetim kalan kuzucuklarını büyütüp yetiştirmeye vakfetmişti.

    İri ve kuvvetli bir kadındı.Tarlasını ekmek, ekimini harman etmek işini, çocukları büyüyünceye kadar hep tek başına başardı.En büyük oğlunun adı Ali,Ortancasının Mahmut en küçüğünün adı ise Mustafa idi.

  Üçü de gürbüz sağlam çocuklardı.Bütün köy çocukları gibi çocukluklarından beri arkadaşları ile boğuşur,güreşirlerdi.En büyük zevkleri de köyde bir güreş olduğu zaman anneleri ile beraber yapılan güreşleri seyretmekti.Evet kadın ana da güreşe çok meraklı idi.ve yalnız meraklı kalmayarak kendiside pehlivandı,köyde elini tutacak bir kadın yoktu.Kocasının da pehlivan oluşu, onun bu merakını daha da arttırmıştı.

    Bunun için çocuklarının pehlivanlığa karşı meraklı olmaları onu memnun ediyordu.Bütün dileği ileri de onlarında babaları gibi iyi birer pehlivan olarak yetişmeleri idi.Gerçekte pehlivan olan bir anne ve babanın çocukları pehlivan olmaz da ne olurlar dı?Şunu da kaydedelim ki bir gencin pehlivan olabilbesi için sadece anne ve babasının pehlivan olmaları asla yeterli değildir.

    Her şeyden önce onda bir pehlivanlık ruhu bulunması gerekir.ve bir gencin pehlivan olarak doğmasında anasının rolü, babasının rolünden çok daha büyüktür.Bunu içinde pehlivanı ancak anası doğurur şeklinde bir söz vardır ki çok doğrudur.Kadın ağanın en büyük oğlu Ali ilk olarak pehlivanlık alemine atıldı.Mahmut ise ondan kısa bir zaman sonra köy düğünlerinde kendisini göstermeye başladı.Onbeş yaşına vardığı zaman ise akranlarını rahatlıkla ortadan çıkarmaya ufak tefek de olsa ödüller almaya başlamıştı. Sonra da kendisinden yaşça  büyük pehlivanlarla tutmaya ve onları teker teker yenmeye koyuldu.

    Onun bu davranışı Ali ağabeysinin hoşuna hiç gitmiyordu.Bir düğün güreşinde gene kendisinden büyük üstelik okkalı ve zorlu bir pehlivanla tutmuş ve onu yenmişti.Bunun neşesi ile bu marifetini o akşam ağabeysine haber verdi.Ondan takdir bekliyordu.Öyle ya ağabeysi değilmi idi? Hangi ağabey kardeşinin bir başarısı ile sevinemez ona bir kaç tatlı söz söyleyemezdi?

    Ama öyle bir şey olmadı.Aksine Ali pehlivan hemen suratını astı:Bak buna hiç memnun olmadım Mahmut dedi.Beriki şaşırır gibi olmuştu:

Neden ağabey?

    Bir pehlivan ancak akranları ile güreş tutmalıdır.Pehlivanlığı ancak bu şartlarla ilerler.Ama akranlarım arasında yenmediğim pehlivan kalmadı ki.

    Olsun onları tekrar tekrar yen,Akranlarım arasında benimle kimse tutmak istemiyor.Bazı bazı onlara bile bile yenilirsin.Böylece her zaman güreşecek birini bulabilirsin.Bu dediğin anlaşmalı güreş olur,Annemiz bize hiç bir zaman anlaşmalı güreş yapmayın diye tembih etmedi mi?Bize anlaşmalı güreşi yasak etmedi mi?Babamızın da hiç bir vakit güreş yapmamış olduğunu söylemedi mi?

    Sen onun sözlerine o kadar aldırma.Hem benden büyük  benden okkalı bir pehlivanı yenmekte ne mahsur var?

Biri çıkar seni fena yener. Pehlivanlık hevesini yok eder.Ne kuvvetin kalır, ne de pehlivanlığın, yazık olur sana bunun için kendinden fazla pehlivanlarla tutmaya kalkışma.

-5-  

    Mahmut ağabeysi ile arasında  geçen bu konuşmayı annesine anlattığı zaman kadın biraz düşünmüş, ona şu karşılığı vermişti:

    Evet, bir bakıma ağabeyin haklı konuşmuş.Davul bile dengi dengine diye vurmaz mı? Onun için kendinden çok iri ve kuvvetli pehlivanlarla güreş tutarak kendini öyle fazla hırpalatman doğru olmaz.Ama sen bütün akranlarını yeniyorsun.Pehlivanlıkta maşallah hepsini geçtin.Bunun için ve pehlivanlığını ilerletmek için elbette dikkatli davranman şartıyla kendinden büyük pehlivanlarla tutabilirsin.

Peki ağabeyim neden buna karşı çıkıyor?

    Ağabeyler kendilerinden yaşça ufak olan kardeşlerinin büyüyerek kuvvetlenmekte olduklarını bir türlü hakkıyla takdir edemez,anlayamazlar.Onlar kardeşlerini hep eskisi gibi sanırlar sebep budur.

Anlıyorum ana:

    Yani şunu demek isterim.Ali ağabeyin eğer sana bunları söylemişse bu seni hala eskisi gibi gördüğü ve ezilmeni istemediği için,

    Hasbekli Mahmut bundan sonra da gözüne kestirdiği kendinden büyük pehlivanlarla tutmakta devam etti.Yalnız ağabeysininde katıldığı güreşlerde bunu pek yapmıyordu.

    Böylece aradan bir iki yıl daha geçti.On yedi yaşına girmiş,bir kat daha irileşmiş ve kuvvetlenmişti.Köyde başa  soyunan pehlivanlardan başka kendisi ile tutacak pehlivan kalmamıştı.Rakiplerinin hepsini hemde öyle fazla zorluk çekmeden yenmeyi başarıyordu.

    Yalnız bunları değil yakın köylerden gelen pehlivanları da ortadan çıkarmakta bir zorluk çekmiyordu.Bunun için namı yalnızca kendi köyünde değil  çevre köylerde de duyulmaya başlamıştı.

    Ne var ki bu durumda onu tatmin etmiyordu.Onun gözü hep daha yükseklerde idi.Bu arada artık kendinden büyük ve okkalı pehlivanlarla tutmakta olması yüzünden ağabeyi ile bir kaç defa tartışmıştı.Fakat o artık ağabeysinin sözlerini ve öğütlerini pek dinlemiyordu.

    Bir gün gene yakın bir köyden gelmiş oldukça tanınmış bir pehlivanla tutmuştu.Güreş çok çetin geçmiş ve oldukça da uzun sürmüştü.Mahmut sonunda ne yapmış yapmış bu zorlu pehlivanı da yenmeyi başarmıştı.

    Aynı akşam birlikte yemek yerlerken ağabeysi Ali pehlivan gene bu konuyu açtı.Bu gün gene öğütlerime kulak asmadan senden çok fazla bir pehlivan ile tutmuşsun,illede birinin seni ezmesini mi beklersin?

Mahmut:

    Ama onu sonunda yendim ağabey?karşılığını verdi.

    Biliyorum söylediler ama bu aldatmaca bir yeniliş,Adam seni fena hırpalamış.Böyle kendinden fazla pehlivanlar la güreş tutmakta devam edecek olursan sonunda ya ezilecek ya da sakatlanacaksın?Bunu bilmiş ol.

    Sen beni hep ufak görüyorsun ağabey.On yedi yaşını doldurmuş bulunduğumu galiba unutuyorsun.

    Onyedi yaş da çocukluk yaşıdır.Senin yaşından ve çapında bir pehlivan kendisini senin gibi görüp kazara benim karşıma çıkacak olsa onu anasından doğduğuna pişman ederim.

    Onun bu sözleri genç pehlivana çok dokunmuştu.Aynı zaman da ağabeysinin böyle kendisini azarlar gibi konuşmuş olmasının başka bir sebebe dayanmakta olduğunu da sezmişti.

    Ağabeysi bir ay kadar önce onun o gün tutmuş ve yenmiş bulunduğu pehlivanla güreşmiş ve yenişemediklerinden güreşleri berabere ayrılmıştı.

    İşte bu durum onun yenemediği bir pehlivanı yenmiş bulunması ağabeysine dokunmuş bulunacaktı.

-6-

Ali pehlivan şöyle devam etti:

Bu günkü güreşi kazandım diye hiç sevinme?O sana güreşi mahsustan bırakmış olacaktır.

Neden bunu yapmış olsun.

Kafanı biraz çalıştırsana?Böylece seninle bir intikam güreşi yapmaya hak kazanmış oldu şimdi.Maksadı seni ikinci güreşinde ezerek yendiği zaman kimseye söz hakkı bırakmamaktır.

Onunla bir daha tutacak olsak onu gene de yenerim.

Yenemezsin!

Yenerim ağabey.

Yenemezsin .O senden  çok daha kuvvetli çok daha pehlivandır.

Onun benden çok daha üstün olduğunu nereden biliyorsun?

Biliyorum, çünkü onunla tuttum.Pehlivanlık derecesini biliyorum.

Mahmut daha fazla dayanamadı.Ama benimle tutmuş değilsin.Benim ne derece pehlivan olduğumu bilmiyorsun.

Şuna bak! Sen galiba kendini gerçekten pehlivan oldum sanıyorsun?Şeytan tut şunun la ver bir ders diyor.

Böyle bir niyetin varsa hiç çekinme.

Vay bana meydan mı okuyorsun?

Yok meydan okumuyorum.Sadece beni sınamanı istiyorum.Sınadıktan sonra hakkımdaki düşünceni değiştireceğini sanıyorum.

Seni bilmez miyim?Kemiklerin dayanamaz benimle boğuşmaya.

Kırılırsa kırılsın helal olsun.

Ali pehlivan bu tartışmalarını sessizce dinlemekte olan analarına döndü.

Mahmut'un söylediklerini duyarmısın ana?

Bak bana meydan okuyor.

Kadın ana.

Hayır sana meydan okumuş değildir, dedi.

Ama bir pehlivanın kendinden ileride  olan pehlivana meydan okumaya hakkı olduğunu sen de bilirsin.

Yani ne demek istersin?

Demek istediğim şudur.Böyle ağız güreşi yapacağımıza tutarsınız.Gerçek ortaya çıkar.Ona haddini bildirirsin.

Ama gözünün yaşına bakmam.

Gözünün yaşına bakmamda ne demek oluyor.Güreşte,pehlivanlıkta gözyaşına bakmak gibi bir kaide var mı?Zorda kaldı mı senin üstünlüğünü anlar ve güreşi bırakır.Yoksa değil ciddi güreş yapan iki kardeş baba ile oğul bile mertçe güreş tuttular mı birbirlerinin gözyaşlarına bakmazlar.Bizim o pehlivanlık töremiz böyle değil mi?

Peki ana:Öyle olsun.Sen elbette bizim pehlivanlık törelerimizi bizden daha iyi bilirsin.Şimdi güreşeceğimiz günü ve yeri tayin etmen kalıyor.

Güreşimiz bir aile güreşi olduğundan bunu aramızda yapmamız çok daha uygun olur.Onun için önümüzdeki tolunay gecesi bizim harman yerinde kozunuzu paylaşırsınız.

Ali pehlivan bu söz üzerine kardeşine döndü.

Nasıl buna bir itirazın var mı?

Beriki boynunu büktü. Hayır ağabey ,neden olsun?Hiç bir itirazım yok.

Böylece iki kardeşin kozlarını paylaşacakları yer ve gün belirlenmiş oldu.

Tolunay gününe yani ayın en parlak olarak doğacağı 14'üncü gecesine daha dört gün vardı.İki kardeş hemen ertesi günden başlayarak bu güreş için hazırlanmaya koyuldular.

Tabii bu konuda hiç kimseye tek söz söylemiyorlardı.Anneleri de bu konu hakkında başkaca bir söz söylemediği gibi oğulları arasında en ufak bir fark göstermiyor,hiç birine tek bir laf bile etmiyordu.Hiç biri ile günlük işleri dışında konuşmuyorlardı.

Dört gün bu şekilde geçti.Sonra da bu beklenen gün geldi.

-7-

    Gece olupta yusyuvarlak bir ay yükselmeye ve ortalık gündüz gibi aydınlanmaya başlayınca kadın ağaüç oğlunu yanına alarak harman yerinin yolunu tuttu.Küçük kardeşleri Mustafa bu sırada henüz çocuk sayılacak bir yaşta bulunuyordu.Ama en heyecanlı olan da kendisi idi.

    Kadın ana da heyecanlı idi.Aynı zaman da garip anlaşılmaz bir endişesi de vardı.Ve böyle bir endişe duymakta yerden göğe kadar haklı da bulunuyordu.Nihayet az sonra iki oğlu iki ciğer paresi çetin bir güreş yapacaklardı.

    Dul kadınların gözlerinde tek başlarına büyüterek yetiştirdikleri oğullarına sevgi ve bağlılıkları elbette bir başka türlü olurdu.

    Ama o bu gizli endişesini belli etmeyecek kadar duygularına hakim olmasını biliyordu.Harman yerine geldiklerinde vakit ortalıkta kendilerinden başka hiç kimse bulunmuyordu.Bu iddialı güreşin hakemliğini de yapacak olan kadın ana: Haydi soyununuz,emrini verdi.

    İki kardeşin soyunmaları ve güreşe hazır duruma gelmeleri ancak beş dakika kadar sürdü.Sonra da harman yerinin ortasına geldiler ve annelerinin:

    Başlayın ; emri ile birer besmele çekerek peşrevlerine başladılar.

    Türk pehlivanlarının kapışmadan önce helalleşmeleri karşılıklı olarak birbirlerine haklarını helal etmeleri çok eski bir gelenekleri idi.Bunun da sebebi Türk pehlivanlarının güreşi bir çeşit cenk,savaş olarak kabul etmekte olmalarıdır.Nihayet güreşti bu,güreş sırasında sakatlanmak gibi ölmek güreş meydanında can vermek de vardı.Bunun için iki pehlivan tutmadan önce peşin olarak birbirlerine haklarını helal ederlerdi.Aynı şekilde güreş sırasında can veren bir pehlivanda şehit sayılırdı.

    Güreş yavaş başladı,iki genç de çok dikkatli idi.Ancak çok geçmeden Ali'nin elenselerini hem şiddetlendirdiği hem de sıklaştırdığı görüldü.Buna karşı Mahmut temposunu bozmuyordu.Müdafaaya çekilmişbir hali vardı.Hasmının hamlelerine karşılık verecek yerde müdaafada kalmayı tercih etmişti.Ağabeysinin üstüste yaptığı hamleleri boşa çıkarmayı beceriyordu.

    Bu durum bu biçimde bir çeyrek saat kadar sürdü.Bu arada bu yaz gecesinde hava almak için dolaşmaya çıkan bazı köy halkı da güreşi görünce harman yerinde toplanmaya başlamışlardı.Bunlar kadın anaya güreşin ciddi olup olmadıklarını sordukları vakit gülümsemiş;

    Elbette oynaş güreş yapıyorlar dedi, Maksatları idmandır.Onun soğukkanlılıkla verdiği bu karşılıktan kuşku duyan olmadı.Elbette kadın ana doğru söylemeli idi.Evet Mahmut ancak onyedi yaşında olmakla beraber  Allah için çok iyi pehlivandı.Ama elbette iyi bir pehlivan olan ağabeysine kafa tutacak hale gelmiş olamazdı.Aralarında çok fark vardı.Ancak iki kardeş arasındaki bu idman güreşini seyretmekte olanlar,gitgide sertleşmekte olan güreş karşısında yavaş yavaş şaşkınlığa düşmekten kendilerini alamamaya başladılar.

Ne biçim idman ne biçim oynaş güreşti bu?

Biri güreş yarım saati doldurduğu  anda dayanamayarak kadın anaya sordu.

Senin oğlanlar birbirlerine biraz sert girmiyorlar mı?

Kadın ağa sakindi:

Onlar idmanlarını sertçe yaparlar.

Ama Mahmut hırpalanıyor.Bir şey olmaz ona dayanıklıdır.

Söylesen de Ali pehlivan kardeşine bu derece sert girmese olmaz mı?

-8-

    Ağabeysinin hamleleri ona gerçekten sert geliyorsa Mahmut buna ona kendisi söyler.Bizim işe karışmamız gerekmez.Bırak bildikleri gibi boğuşup dursunlar.

    Artık anaları böyle konuştuğuna göre onlara söz hakkı kalımı idi? Hem bütün köy halkı kadının ananın bu işi çok iyi kendilerinden de iyi bildiğini çok iyi biliyordu.

    Güreş biraz daha bu biçimde sürdürdükten sonra Ali pehlivanın yavaşladığı sezildi.Artık eskisi gibi sert hamleler yapamıyordu.Nerede ise bir saatten beri durmadan hamle yapan o olmuştu.Buna rağmen karşısındakinde bir gevşeme filan sezmiş değildir.Doğrusu kardeşinin bu derece çetinleşmiş  olacağını hiç de ummuş değildi.

    Buna karşılık kendisinde bir yorgunluk hissetmeye başlamıştı.Nefesleri sıklaşmıştı.Bunu kadın ana ve güreşi idman diye seyretmekte olan  o kadar seyircide pek güzel anlamış bulunuyordu.

    Ve tabii Mahmut da işin farkında idi.Şöyle kendisini bir tarttı.İyi idi.Herhangi bir yorgunluk filan hissetmiyordu.Artık sürekli olarak müdaafaada  kalmaktan vezgeçmenin zamanı gelmiş bulunuyordu.İlk defa kendisini küçük görmekte olan ağabeysini yenebileceğini ciddi olarak inandı.

    Mahmut bunu düşünür düşünmez hemen harekete geçti.Şimdi ilk defa olarak ağabeysine kuvvetli elenselerle karşılık vermeye başlaşmıştı.Bu durum karşısında Ali pehlivan yeniden canlanır gibi oldu.Böylece iki pehlivan arasında çok şiddetli bir elense  faslı başlamış oldu.İki kardeş de çekmekte oldukları elenselerde son derece acımasız  davranıyorlardı.

    Fakat bu durum öyle fazla uzun sürmedi.Bir on dakika geçtikten sonra aralarındaki denk durum değişmeye başladı.Mahmut temposunu bozmuyor,buna karşılık Ali pehlivan bunalmış bir durumda geriliyordu.Derken Mahmut birden bire bir dalış yaptı ve tek den dalarak ağabeysini altına alıverdi.

   Böylece iki kardeş pehlivan ayakta başlattıkları mücadeleyi yerde sürdürmeye koyuldular.Ali pehlivan ne yapıp yapıp ayağa kalkmak istiyor,fakat bir türlü fırsat bulamıyordu.Üstelik ayağa kalkabilmek için durmadan harcadığı kuvvet yüzünden bir kat daha yoruluyor, bir kat daha takatten düşüyordu.

    Bunu nefesinin git gide sıklaşmakta olmasından  anlamakta hiç de zor olmuyordu.Kadın ananın yanında oturan bir köylü sonunda dayanamadı.

Ali pehlivan iyiden iyiye yoruldu.

Evet yorulmuşa benzer.

Herhalde idmanı çok noksan olacak.

    Belki de kardeşine karşı mahsustan böyle gevşek davranıyordur.Ama idmanında noksan olduğu apaçık ortada, Zaten böyle olmasa gece vakti idmana kalkışır mı idi?

    Mahmut'ta da maşallah büyük ilerleme var.Bu çocuk çok genç olduğu halde yenmedik pehlivan bırakmadı köyde.İleride Allah'ın yardımı ve ermişlerin himmeti ile daha da büyük bir pehlivan olacaktır.

İnşallah bunu hep görürüz.

İnşallah

 İdmana başlayalı bir saati geçti.Bu kadar zorlanmaları yetmez mi? Hani Ali pehlivan fazlaca yorulmuşa benzer de'

Onlar idmanlarına ne zaman son vereceklerini daha iyi bilirler.İşe karışmak bize düşmez.Ali pehlivan ayağa kalkmak için kendisini zorlamaktan vazgeçmiş bulunuyordu.Yerde olduğu gibi hareketsiz kalmıştı.Dört ayak üzerinde öylece duruyor ve nefeslenmeye bakıyordu.

-9-

    Mahmut ağabeysinin durumunu anlamıştı ve ona nefeslenmek,toparlanmak imkanını vermeye hiç de niyetli değildi.Demir ancak tavında iken dövülürdü.Bu gerçeğide çok iyi biliyordu.Bunun içinde ağabeysi duralayınca o işe bir kat sarılmıştı.Artık onu yenebileceğini iyice inanmış bulunuyordu.Bu da başka bir şevk başkaca bir kuvvet vermişti.

    Onu yendikten sonra ise artık onun pehlivanlığı üzerindeki baskısından kurtulacaktı.Dilediği yerde dilediği pehlivanla istediği gibi güreş tutabilecekti.Bir kelime ile pehlivanlık sahasında hürriyetine kavuşmuş bulunacaktı.Daha ne isterdi?Hürriyet kadar dünyada tatlı ne vardı?

    Ağabeysinin üzerine şimdi iyiden iyiye yumulmuş bulunuyordu.Bu şekilde çeşitli oyunlar deniyor,oyundan oyuna geçiyordu.Ali pehlivan ise durumunun gitgide kötüleşmekte olduğunu pek güzel anlıyordu.Doğrusu küçük kardeşinin bu derece kuvvetlenmiş olabileceğini pehlivanlığının bu dereceye ulaşmış bulunacağını hiç de ummamıştı.Ve o da bu çetin güreşlerinin aleyhinde sonuç vereceğini anlar gibi olmuştu.

    Kardeşinin kendisine nefes aldırmadan oyun üzerine oyuna geçerek yapmakta olduğu zorlamalar karşısında her dakika daha da bunalıma düşüyor,oyunlara nasıl karşılık vereceğini bilemez hale düşüyordu.Onun içinde dana bağı oyununa nasıl olup da düştüğünü bile anlayamadı.

    Nasıl başarmıştı Mahmut bu oyunu almayı?Onu nasıl kolundan ve bacağından kavrayarak birden omuzlayıp havalandırı vermişti.Bu işi bir türlü kavrayamamıştı.Ama olmuştu işte kurtuluşu yoktu.Yenilmişti.Mahmut istese kendisini sırtüstü yere de vurabilirdi.Ama vurmuyor,bekliyordu.Bununda nedeni herhalde kardeşlik hakkını gözetmekte olması olacaktı.

Bitkin bir sesle:

Bırak Mahmut,dedi.

    Bu sözü duyar duymaz Mahmut havalandırmış bulunduğu ağabeysini yavaşça yere bıraktı.Hasbeklilerin idman gözü ile seyretmiş bulundukları çetin güreş sona ermiş,Hasbekli Mahmut,kendisi gibi pehlivan olan ağabeysi Hasbekli Ali pehlivanı çetin bir güreşten sonra açık bir biçimde yenmiş bulunuyordu.

    Mahmut ağabeysini bu şekilde yenmişti ama güreşten sonra galibiyet temennasını çakmış değildi.Buna gerek duymamıştı.Güreş bitince iki kardeşin boğuşmalarını seyredenler dağıldı.Kadın ana da o zaman yerinden kalkarak oğullarına yaklaştı.

    Aşkolsun koçlarım dedi mertçe güreş tuttunuz.Babanızın ruhunu şadettiniz.Haydi teriniz kurumadan evimize dönelim.Şimdi birbirinizi kaldırın bakalım.Kadın ananın gözlerinin yaşlı olduğu kuvvetli ay ışığı altında çok açık bir biçimde görülüyordu.

    İki kardeş hemen birbirlerinin terli vücutlarına sarıldılar ve Türk pehlivanlarının ebedi dostluk ve kardeşlik işareti olan bu emri yerine getirerek sıra ile birbirlerini kaldırdılar.Türk pehlivanları er meydanında birbirlerinin canlarını alacak gibi canlarını almak ister gibi canla başla güreş tutarlardı.Ama güreşleri sona erdimi birbirleri için canlarını feda etmekten çekinmezlerdi.

    İki pehlivan yıkandıktan sonra hemen yattılar.Bu arada aralarında güreş hakkında tek bir söz bile geçmedi.Aynı biçimde anaları da onlara bu konuda tek bir laf etmedi.Ertesi sabah kahvaltı etmek üzere yer sofrasının başında toplandıkları ve sütlerini yudumlamaya başladıkları vakit Ali pehlivan ilk defa bu konuyu açtı:

-10-

    Aferin sana be Mahmut!Sen sahiden iyi bir pehlivan olmuşsunda benim haberim bile olmamış.Dün gece ne güzel güreştin?Beni ne güzel yendin?

Mahmut önüne baktı.

    Sağol ağabey!Dün gece seni yenişim,senin idmansız olmandan kaynaklandı.Bu yüzden çabuk yoruldun.Çabuk nefesin tükendi.Yoksa beni her zaman rahatça yenebileceğini biliyorum.

Ali pehlivan başını salladı.

    Yok hayır, Gerçek hiç de söylediğin gibi değil.İdmanım her zaman olduğu kadar yerinde idi.İdmansızlığımı ileri sürerek bahane aramak istemem.Senin hızına ve kuvvetine dayanamadım.Pehlivanlıkta beni geçmiş durumdasın.İnşallah ileride çok daha büyük bir pehlivan olursun.

Teşekkür ederim ağabey!

    Ben pehlivanlıkta her ne öğrenmiş isem hepsini senden öğrendim.Senin güreşlerini senin oyunlarını seyrede seyrede pehlivanlığımı ilerletebilmişsem ilerlettim.

    İnsanoğlu her nedense kardeşlerinin başka pehlivanların da zamanla büyümekte ve kuvvetlenmekte olduklarını bir türlü kabul etmek istemiyor.Ama gerçek böyle değil, Zaman denilen şey hiç durmadan yürüyüp gidiyor.Şimdi bütün köyde bizim dün gece yapmış olduğumuz güreş konuşuluyor olmalı..

O zaman kadın ana söze karıştı ve onlara bilmedikleri bir şeyi söyledi.

Aldanıyorsun Ali!

Güreşinizi seyredenler sizi ciddi bir güreş değil sadece idman yaptığınızı sanıyorlardı.

Bunu nereden biliyorsun ana?

Sizi güreşirken görüp de gelip soranlara bunu ben söyledim.Böylece herkes sizi idman yapıyor sandılar.

Sağol ana!

    Hem onlara ne?Bu güreş ailemizin içinde yapılan bir güreşti.Kozlarınızı paylaşma zamanınız gelmişti ve paylaştınız.Ötesi hiç kimseyi zerre kadar ilgilendirmezdi.Ama boğuştuğunuzu görünce merak ederek gelip sordular.Ben de onlara böyle dedim.Haydi bu iş bitti.Şimdi günlük işimize bakalım.

Arkasından Mahmut'a döndü.

    Sakın ağanı hataladın diye öyle fazla sevinme!Pehlivanlıkta daha çok noksanların ve hataların olduğunu gördüm.Sen dün gece nasıl ağanı yenmiş isen yarın öbür gün yetişince Mustafa da seni aynı biçimde yenebilir.Pehlivanlığın kanunu bu dur.Her zaman sonradan üreyen genç pehlivanlar kendi önlerindeki pehlivanları bir gün yener,güreş meydanlarından çıkarırlar.

    Buna karşılık Mahmut iyice rahatlamıştı.Kendi maneviyesi çok yükselmişti.Ve artık ona hiç kimse karışmıyordu.Ağabeysinin baskısından bileğinin hakkı, bileğinin kuvveti ile kurtulmuştu.

    Artık istediği gibi istediği yerde rahat rahat güreşiyordu.Girdiği güreşlerde rakiplerini daha kolay daha rahat yeniyordu.O pehlivanlıkta artık köyünde ve köylerine gelen pehlivanlara arasında yenmedik kişi bırakmamıştı.O bu arada ağabeysinin yenemediği veya yenildiği pehlivanlarıda teker teker yenmeye başlayınca Hasbekliler şöyle konuşmaya koyulmuşlardı.

Mahmut ağabeysinden de pehlivan oldu.

Öyle onun yenemediği pehlivanları teker teker yendi.

Hatta Ali pehlivanı yenmiş bulunanları da güzel güzel yeniyor.

Bana göre ağabeysi ile tutacak olsa onu da pekala yenebilir.

Evet,yener!

Ah şunları bir karşılaştırsak da güreşlerini seyretsek.

-11-

    Bunu düşünen ve isteyenlerin sayısı hiç de az değildi.Ve bunlar yalnızca bu meseleye düşünmekle  de kalmamışlardı.Gene bir güreşten sonra bunlar Mahmut pehlivanın çevresini sardılar.Onu bol bol övdükten sonra şöyle sordular.

Sen mi daha pehlivansın yoksa ağabeyin Ali pehlivan mı?

Elbette ağabeyim benden fazla pehlivandır.

Biz hiç de senin gibi düşünmüyoruz.Tutacak olsanız sen Ali pehlivanı bizce yenersin!

Yenemem o beni yener.

Biz senin gibi düşünmüyoruz.Ortaya bir ödül koyalım,güreşin!

    Olmaz ben ağamla nasıl tutabilirim?Beni çok rahat yener.İllede benim yenildiğimi görmek istiyorsanız başka zorlu bir pehlivan bulun  ve onu karşıma çıkarın.Fakat arkadaşları ille de iki kardeşi karşı karşıya getirmek istiyorlardı.Ancak Mahmut buna hiç bir şekilde yanaşmadı.

    Bütün köy halkının istediği bu karşılaşma ise başka bir şekilde gerçekleşti.Köyün zengin ağalarından biri olan Hacı bey oğlunu evlendiriyordu.Anadolu geleneklerine göre  de güreşsiz düğün olmaz dı.Adam tutmuş güreş günü için ta Akdağmadeni'nden tanınmış iki pehlivan getirmiş ve ortaya ödül olarak bir yaşında güzel bir tay koymuştu.

    Bu olay Hasbek köyünde bayağı bir heyecan uyandırmış bulunuyordu.Güreşe ödül olarak bir tay konmuş bulunması,Hasbek'te ilk defa görülüyordu.Ne var ki ödülün bu derece yüksek olmasına karşılık gelen yabancı pehlivanlar da birbirlerine denk kuvvette Hasan ve Hüseyin adlarını taşıyan oldukça iri ve nam kazanmış iki kardeş pehlivandı.

    Hasbek'e gelip de köyün kahvesine girdikleri zaman ne derece yaman oldukları hemen belli olmuştu.Güreş meraklısı köylüler hemen çevrelerinde toplanmışlardı.Onlara çay, kahve, ayran ikram ederlerken de sorularına başlamışlardı.

Nasıl tayı alıp götüreceklerini soruyorlardı.

Neden olmasın?

Buna bir engel mi var?

Demek güreşi kurtaracağınıza inanıyorsunuz?

Eğer karşımıza Yozgat'tan gelmiş zorlu pehlivanlar çıkmazsa güreşi elbette alırız.

Yozgat'tan gelmiş pehlivan yok.

O zaman işimiz çok rahat olur.Sizin köyde pehlivanız diye dolaşan kimse  var mı?

Neden olmasın elbette var.

Biz yok sanıyorduk.Başka yerlerden gelecek pehlivanlarla tutacağımızı sanıyorduk.

Elbet yakın köylerden de gelecek pehlivanlar olabilir ama bizim de pehlivanımız var.

Köy pehlivanlarının karşımızda lafı mı olur?

Pehlivanlarımızı çok küçümsüyorsunuz.

    Sözlerimizi yanlış anlamayın.Belki gerçekten iyi bir iki pehlivanınız vardı.Ama köy pehlivanları ne kadar pehlivan olabilir ki?Bir köy pehlivanı ancak başka bir köy pehlivanını yenebilir, o kadar.Bize gelince biz büyük yerlerde güreş tutarız.Çetin ve gerçek pehlivanlarla güreşiriz.İster inanın ister inanmayın bir seferinde Yozgat'ta bile güreş tuttuk.

Neden inanmayalım?Halinizden gerçekten yaman pehlivanlar olduğunuz belli oluyor.

Sizin köyün pehlivanları kimlerdir?

Bizim köyün en iyi pehlivanları Ali ve Mahmut pehlivanlardır.Onlar da kardeştirler.

Öyle mi?

Raslantıya bakın Biz de kardeşiz,nasıl kuvvetli,okkalı pehlivanlar mı bari?

Başka yerlerde güreş tutup pehlivan yendikleri olmuş mu?

-12-

    Pehlivanlarımız sizler kadar okkalı değil ama kuvvetlidirler.Sizlerden de çok genç,hele küçüğü Mahmut onsekiz yaşını yeni doldurdu.Ağabeyi olsun kendisi olsun köyden ayrılmış,başka yerlerde güreş tutmuş değillerdir.Köyden çıkmadılar ama başka köylerden buraya gelen pehlivanları yenmekten de geri kalmamışlardır.

Demek bizim çapımızda pehlivanlarla ilk defa karşılaşacaklar?

Öyle

Söyleyin onlara bizimle karşılaşacakları için hiç korkmasınlar.

İşte bu sözlerinizin manasını hiç anlamadık.Neden korksunlar?Pehlivan olan güreş tutmaktan korkar mı?

Ne demek istediğimizi anlatamadık.Elbette bir pehlivanın hasmından korkması gerekmez.Ama kendinden çok fazla bir pehlivanın karşısına çıktı mı ona bir elde yenilip seyircilerin gözünde küçük düşmekten haklı olarak çekinir.Bunu demek istedik.

Şuna rezil olmaktan korkar desenize.

Öyle de denebilir.Bunu anlatmak istiyoruz.Bizimle güreşirlerken bundan çekinmeleri için bir sebep yok ortada.Onları bir elde yenerek rezil etmeye hiç niyetimiz yok.Biz anlayışlı pehlivanlarız.Hasımlarımızı hemencecik yenmek gibi bir huyumuz yoktur.Güreşi yarım saat kadar uzatır,oyalanırız.Sonradan hasımlarımızı yeneriz.

Anladık bunu kendilerine haber veririz.

Bilsinler ki buraya güreş için gelmiş bulunmamız aynı zaman da kendileri için büyük bir fırsattır.Bir daha ellerine geçemeyecek fırsat.

Ne bakımdan?

Akılları varsa bizim güreşlerimizden çok ders alırlar.Çok şeyler öğrenebilirler.Böyle bir fırsat bir daha ne vakit ellerine geçecek?

Bunu söyleriz onlara.

Çok iyi edersiniz.Biz öyle ufak köylere gelerek güreş tutan pehlivanlardan değiliz ama ağanın hatırını kıramadık.Bize gönderdiği adamı çok ısrar etti.Ağa eğer düğüne gelerek güreş tutacak olursak bunun ocağına uğur getireceğini inanıyormuş, düğün ne olsa hayırlı bir iş...ağayı kıramadık.Tayını alıp gideceğiz.Köyünüzü de görmüş oluruz.

Onları dinleyen Hasbekliler pek güzel tahmin edileceği gibi bu konuşmaları Ali ve Mahmut pehlivanlara hemen aynı gün anlatmaktan geri kalmamışlardı.

İki kardeşin verdikleri karşılık aynı olmuştu.

Şimdiye kadar buraya böyle nam kazanmış pehlivanlar gelmemiştir.Tabii bizi yenmeleri gerekir.Ama biz de kendi hesabımıza karlı çıkacağız.Onlarla güreş tutarken elbette bir çok şeyler öğreneceğiz.Bu kazanım bizlere yeter.

Güreş ertesi gün kurulacaktı.Köyde bu güreşten ve ağanın getirmiş olduğu iki yaman pehlivandan başka hiç bir şey konuşulmuyordu.

O akşam iki kardeş evlerine döndükleri zaman kadın anayı oldukça heyecanlı bulmuşlardı.

Anneleri onlara hemen şu soruyu sordu.

Nasıl koçlarım idman durumlarınız iyi mi bu günlerde?

İyidir ana!

Gelen pehlivanları çok övüyorlar.Sizleri de çok küçümsemişler.

Anlattılar.

Sakın bu sözlere fazla kıymet vermeyin.Kendilerini öven pehlivanlara öyle fazla inanılmaz.Bir pehlivan ancak başkaları tarafından övüldüğü zaman gerçekten iyi pehlivan olduğu anlaşılır.

Belki gerçekten bizlerden çok fazladırlar.Bu ancak er meydanında belli olur.Bu akşam erkende yatınız. ve bol bol uyuyunuz.Yarın çok zinde olmalısınız.

Olur ana..

Ve öyle yaptılar.Ali hemen uyumuştu.Fakat Mahmut'u bir türlü uyku tutmuyordu.Onu Akdağmadeni'nden gelmiş bulunan pehlivanlar pek düşündürmüyordu Onu düşündüren şey başka idi.

-13-

    Akdağmadenli pehlivanlar kendilerinden fazla iseler tabii yenilirlerdi.Bundan tabii bir şey olamazdı.Onu düşündüren şey güreşin cilvesi ile ağabeyleri ile birbirlerine düşmeleri idi.Köy halkı da ne zamandır, onların aralarında tutmalarını ve güreşlerini ayırmalarını ısrarla isteyip duruyor,onları zorlamıyorlar mı idi?

    Halbuki onlar bir yıl önce ciddi olarak analarının gözü önünde tutmuşlar ve kozlarını paylamışlardı.Ancak köylüler bunu bilmiyorlardı.Ay ışığı altında yaptıkları o zorlu güreşlerini bir idman güreşi diye seyretmişlerdi.Şimdi birbirlerine düşecek olurlarsa ne yapacak ağabeyine karşı nasıl davranacaktı?En doğrusu davranışı ne olmalı idi?

Bu düşünceler arasında geç saatlere kadar bocalıyordu.Ve ancak kendisini uykunun kollarına bırakabildi.Ertesi sabah analarının hazırlamış bulunduğu kahvaltılarını yaparlarken Ali pehlivan birden bire ona sordu.

Bu günkü güreşte birbirimize düşecek olursak   ne yaparız Mahmut?

Bu zaten onun bir türlü çözemediği soru değil mi idi?

Birden cevap veremedi,Bir süre düşündükten sonra;Sen ne düşünürsün ağabey? Karşılığını verdi.

Ben ciddi tutalım diye düşünüyorum.

    Ali pehlivanın bu sözü Mahmut'u hiç şaşırtmış değildi.Yapmış bulundukları o güreşin üzerinden şöyle böyle bir yıl geçmişti.Ancak ağabeyinin uğramış bulunduğu yenilgiyi unutamamış olduğu orta da  idi.Aradan geçen zaman süresince ağabeyi bu konuda kendisine tek bir söz bile söylemiş değildi.Bu meseleyi hiç konuşmamışlardı.Ancak Mahmut ağabeyinin için için bir intikam güreşi yapmak için büyük bir hırs ve istek duymakta olduğunu pek güzel anlıyor,bunu hissediyordu.Şimdi ise böyle bir fırsat belirmişti.Aynı zaman da köydeki arkadaşlarının onları karşılaştırmak için sadece ona ısrarla başvurmuş olmaları da mümkün değildi.Bunlar elbette ağabeyini de zorlamış olacaklardı?Hem de kendisi zorluyorlardı.Mahmut pehlivan bir gerçeğin  daha farkında idi.Ai pehlivan son zamanlarda üstün derecede idman tutmuş halde idi.O zamana kadar yenemediği bazı pehlivanları rahatça yenmeye başlamıştı.Pehlivanlıkta iyi bir hamle yapmış bulunduğu orta da idi. Bu durumda da kendisini yenerek üzerindeki ezikliği atabileceğine inanmakta olması çok normaldi.

    Hasmına yenilen bir pehlivanın ise kendisini yenmiş bulunan hasmından intikam güreşi istemesine her vakit hakkı vardı.Daha önceki güreşi kazanmış bulunan bir pehlivan da her zaman bu meydan okuyuşu kabul etmek mecburiyetinde idi.Güreşten kaçamazdı.

    İşte iki kardeş pehlivan arasında şimdi böyle bir durum meydana gelmiş bulunuyordu.O gün yapılacak güreşler sırasında birbirlerine düşecekleri ve kapışmak durumunda kalacakları tabii muhakkak değildi.Hele ortada Akdağmadenli   iki yaman pehlivan bulunduktan sonra..

    Birinden biri pekala bunlardan birine düşebilirdi.Bu bakımdan mutlaka tutacakları söylenemezdi.Bu ancak bir ihtimaldi.Ali pehlivan da sadece bu ihtimali düşünmüş be peşin olarak kardeşine birbirlerine düştükleri takdirde ciddi güreş tutmalarını öne sürmüştü.Bildiğimiz gibi Mahmut'da ağabeyinin bu teklifini haklı bulduğu için hemen kabul etmişti.

    Düğün güreşi erken açılmıştı.Genç köy delikanlıları kozlarını paylaşmaya başlamışlardı. Kadınlı erkekli bütün köy halkı hemen hemen eksiksiz güreş yerini çevirmiş bulunuyordu.

-14-

    Bu iddialı büyük güreşe yalnızca Hasbekliler değil yakın köylerden de çok sayıda güreş meraklıları ve ağanın misafirleri de gelmiş bulunuyorlardı.Şunu da ilave edelim ki ağa Akdağmaden'inden iki pehlivanla birlikte bir de güreşi idare edecek cazgır ve davul zurnacılar getirmişti.Cazgırın getirilmesini Hasan ve Hüseyin pehlivanlar istemişti.Bilmedikleri bir köyde tanımadıkları ve bilgisine ve tecrübesine güvenemedikleri bir köy cazgırının idaresinde güreş tutmak işlerine gelmiyordu.

    Öte taraftan bu büyük güreşe ödül olarak konmuş tay da süslenmiş olarak güreş alanının yanı başında bulunan bir ağacın altına bağlanmış olarak yer almıştı.Herkes zaman zaman bu güzel ve besili tayı seyretmekten kendini alamıyordu.İlk güreşler teker teker sona erdi.Düğün sahibi ağa kazanan pehlivanlara kıymetli hediyeler verdi ve sıra asıl büyük güreşlere geldi.

    Cazgır bunları ortaya çağırdığı zaman ortaya tam sekiz pehlivanın çıktığı görüldü.Bunların dördünü biliyoruz.Akdağmadenli Hasan ve Hüseyin kardeşlerle Hasbekli Ali ve Mahmut kardeşler.

    Öbür dört pehlivan ise yakın köylerden gelmiş bulunan kendilerine güvenen pehlivanlardı.Bunlar Hasbekli ağanın ortaya ödül olarak güzel bir tay koyduğunu haber almış bileklerine güvenen pehlivanlardı.Kim güreşi kazanmak ve bu güzel tayı alıp gitmek istemezdi ki?Hangi yiğidin yüreğinde böyle bir arslan yatmıyordu ki?

    Ancak tay bir tane idi ve kime nasip olacağı da belli değildi.Halka gelince tayı Akdağmadenli pehlivanların alıp gideceklerinden kuşku duymuyorlardı.Evet Ali de Mahmut'da iyi pehlivanlardı.Bunu pek güzel biliyorlardı ama öbürleri ile baş edeceklerine pek inanmıyorlardı.Bununla beraber Hasbekli kardeşler  meydana doğru yürüdükleri zaman onları candan alkışlamayı ve onlara başarı dileğinde bulunmayı ihmal etmemişlerdi.

Meydan:

Yaşa Ali pehlivan..

Yaşa Mahmut pehlivan

Gösterin pehlivanlığınızı.

Talihiniz açık olsun sesleri ile uzunca bir süre çınlamış durmuştur.

    Hasan ve Hüseyin pehlivanlar sakin görünüyorlardı.Kendilerinden emin idiler.Karşılarına çıkan bu köy pehlivanlarını hiç zorlanmadan rahatça yenebileceklerinden en ufak bir kuşku duydukları yoktu.Cazgırda kendilerinden olduğuna göre bir haksızlıkla karşı karşıya kalmalarına ihtimal yoktu.

    Cazgır gerçekten işini iyi bilen bir kişi idi.Önce ortaya çıkan pehlivanlarla teker teker konuştu ve kim olduklarını öğrendi.Sonra da onları ikişer ikişer eşlendirdi.İlk elde Akdağmadenli pehlivanlarla Hasbekli iki pehlivana çevre köylerden gelmiş bulunan dört pehlivanı vermişti.

    Bu hakça yapılmış bir eşlendirme idi.Arkasından onları halka tanıttı.Bir dua okudu ve sekiz pehlivanı meydana saldı.Pehlivanlarda davul zurnalarla birlikte meydana dağıldılar.Önce çırpındılar arkasından da ikişer ikişer kapıştılar.

Güreşler başlamıştı.

    Güreşlerin başlaması ve hele davul zurnacıların ustalığı seyircileri hem coşturmuş ve heyecana düşürmüş bulunuyordu.Belki de Hasbek, Hasbek olalı orada böyle heyecan verici güzel bir güreş kurulmuş değildi.Başta meydanın bir köşesinde misafirleri ile yer almış bulunan düğün sahibi olmak üzre herkes hayatından memnundu.

    Cazgırın yapmış bulunduğu bu ilk eşleşmede en karlı görünen kişi Hasbekli Ali pehlivandı.Çünkü cazgırın kendisine eş olarak vermiş bulunduğu pehlivanla daha önce de bir kaç defa tutmuş ve her seferinde de onu yenmekte bir zorluk çekmemişti.

-15-

    Onu bu seferde fazla bir zorluk çekmeden yenebileceğine inanıyordu.Nitekim de öyle oldu.Daha güreş bir çeyrek saatini bile doldurmamıştı ki hasmının sırtını yere getirivermişti.Bunu gören Hasbekliler zaten bunu bekledikleri halde gene de coşkun bir biçimde alkışlamaktan geri kalmamışlardı.Meydan ikinci defa çınladı.

Yaşa Ali pehlivan..

Yaşa Hasbekli..

Gösterdin gene kuvvetini..

Yaşa arslan..

    Ali pehlivan kendisini candan alkışlamakta olan seyircileri selamlayarak meydandan çekilirken hayatından çok memnun görünüyordu.

    Öyle ya ilk güreşten hemen hemen hiç yorulmamış,hatta terlememiş olarak çıkmış bulunuyordu.İkinci güreşine de gayet zinde olarak çıkacaktı.Onun için asıl güreşi de bu olacaktı.

    Öte yandan Mahmut'da tutmuş bulunduğu hasmını yenmekte pek güçlük çekmeyeceğini anlamış bulunuyordu.Biraz zorlayacak olsa güreşi kazanacaktı.

    Ne var ki bu hiç de işine gelmiyordu.İkinci olarak hasmını yendiği takdirde hemen ağabeysi ile tutmak zorunda kalacaktı.Bunu ise istemiyordu.Onunla güreşlerinin çok çetin geçeceğini birbirlerini fena halde hırpalayacaklarını biliyordu.

    Sonun da hangisi kazanırsa kazansın Hasan ve Hüseyin pehlivanın karşısına son güreşlerinde bitkin bir halde çıkmak zorunda kalacak ve tabii kendini gösteremeden kısa bir sürede yenilmek zorunda kalacaktı.

    Halbuki o,kendilerine çok güvenen onları çok küçük bu Akdağmadenli pehlivanlardan biri ile tutarken elinden geldiği kadar zinde çıkmak istiyordu.Onlarla ancak bu şart altında tuttuğu takdirde pehlivanlığını gösterebilecekti.

    Bu güreşide kazanabileceği yolunda öyle uzun boylu bir umudu yoktu.Yenilmesi ihtimalini çok daha büyük görüyordu.Onun istediği tek şey yenilecekse de pehlivanca rezil olmadan yenilmek ve hasmından bir şeyler kapabilmekti.

    Evet ağabeysi onunla tutmak, onunla intikam güreşi yapmak için can atıyordu.Bunu çok iyi biliyordu ama şu anda bunun hiç de zamanı değildi.Bu güreşi ne vakit olsa yapabilirdi.

    Hasbekli Mahmut bütün bunları düşünür ve hasmını oyalar dururken Akdağmadenli Hasan pehlivan da güzel bir oyunla tutmuş olduğu ilk hasmını yeniverdi.

Şimdi alkışlar onun için yükseliyordu..

Aferin Hasan pehlivan..

Yaman pehlivanmışsın?

Aşkolsun..

Yaşa Akdağmadenli..

    Mahmut pehlivan da rahat bir nefes almış oldu.Böylece ağabeysinin hasmı belli olmuştu.Onunla hemen tutmak tehlikesini atlatmıştı.

    Cazgır Hasan pehlivanın galibiyetini ilan ettikten sonra Akdağmadenli pehlivana nefeslenmesi için on dakika izin vermişti.Bu sırda öbür Akdağmadenli Hüseyin pehlivan da hasmını bastırmış bulunuyordu.Onu yenmek için künde denemeleri yapıyordu.

Hasbekli Mahmut  bu sefer gözlerini ona dikti.

    İkinci hasmı o olmayacak mı idi?Onun nasıl bir pehlivan olduğunu azıcık da olsa ancak bu şekilde anlayabilecekti.Şu anda hasmının bir önemi yoktu.Onu düşünmüyordu bile..

    Mahmut pehlivan Hüseyin pehlivanı istediği kadar inceleyebilmek imkanını bulamadı.Çünkü hasmı bütün gayretlerine rağmen kündeyi yemekten kurtulamamış ve bir anda  sırtını yerde buluvermişti.Böylece güreşler yarım saatini doldurmamışken ikinci Akdağmadenli pehlivanda ilk hasmını yenmiş bulunuyordu.

-16-

    O zaman davul zurnalar bir daha kesildi.Alkışlar bir daha yükseldi.Cazgır da Hüseyin pehlivanın hasmını yenmiş bulunduğunu resmen ilan etti.Ve hemen arkasından Ali ve Hasan pehlivanları ikinci güreşlerini yapmak üzere ortaya çağırdı.

    Bu arada ortada hala güreşlerini sürdürmekte olan tek çiftle ilgileniyor ve Mahmut pehlivanı da hasmını yenmesi için teşvik edip duruyordu.

Haydi Mahmut pehlivan gayrete gel..

Sen de yen hasmını..

Uzatma güreşi..

Haydi Mahmut..

    O da artık hasmını yenme vaktinin gelmiş bulunduğunu anlamıştı.Ağabeyi Hasan pehlivanla ikinci güreşine yeni başlamıştı ki Mahmut pehlivan bir çapraz toplayarak hasmını sürmeye başladı.Arkasından bir de çangal yetiştirdiği gibi onu kalıbı kalıbına sırt üstü yere vurarak yeniverdi.

Hasbekliler hemen coştular:

Yaşa Mahmut pehlivan..

Gösterdin ne pehlivan olduğunu!

Yaşa bizim köylü..

Aşkolsun Mahmut pehlivan..

    Hasbekli Mahmut kendisini alkışlayanlara selam dağıtırken neticeyi ilan eden cazgır ona yaklaşarak ona sordu:

Nefeslenmek için ne kadar mühlet istersin?Mahmut pehlivan onun ne demek istediğini pek anlayamamıştı.

Neden sordun usta?

Hani şimdi tutacağın Hüseyin pehlivan pek zorlu pehlivan dır da.Ne yapalım zorlu ise.

Sende pek gençsin,İlk hasmını yenebilmek için epeyce yoruldun.Dinlenmeye ihtiyacın var.Bunu için soruyorum.

Yok be hiç de yorulmadım.

On dakika yetermi sana?

Hemen de tutabilirim.

Kendine çok güveniyorsun?

Kendime güvenmesem er meydanında işim ne?

O da doğru ama ben sana gene de on dakika izin veriyorum.

Mahmut pehlivan bu söz üzerine ortadan çekilerek doğruca kadın ana ile küçük kardeşi Mustafa'nın bulundukları tarafa doğru yürüdü.Onların yanına oturdu.

Kadın ana onun yüzüne şefkatle baktı.

Benim ödümü kopardın Mahmut dedi.

Neden ana?

Ali hasmını yener yenmez seninde hasmını hemen yeneceğinden ve ikinci elde onunla tutacağından korktum.

Evet bunu yapabilirdim fakat yapmadım.

    Farkındayım bu sabah ağabeyinle yapmış olduğun konuşmadan sonra tuttunuzmu birbirinizi yiyeceğiniz ortada idi.Hanginiz kazanacak olsanız son güreşinizde hasmınıza kolay yenilecektiniz.Onlar da kardeş ama birbirileri ile tutacakları vakit ciddi güreşecek oldukları hiç sanmıyorum.Onların maksatları pehlivanlıklarını göstermek değil sadece tayı alıp gitmektir.

Ben de tıpkı senin gibi düşündüm ana.

    Çok iyi düşünmüşsün.Şimdi gelelim ikinci güreşine.Nasıl tutacağın ikinci hasmının güreşini gereği kadar dikkat edebildin mi bari?

   Gereğince vakit bulamadım.Hangisine düşeceğimi bilemiyordum.İkisi de zorlu pehlivanlar,güreşi biliyorlar.Yalnız bana biraz ağır güreşiyorlar gibi geldi.Belki hasımlarına kıymet vermedikleri için böyle yavan davranıyorlardı. Eğer böyle değilse hızlı güreşinle hasmını şaşırtıp hatalayabilirsin belki de.Kendilerine çok güvenen bir halleri var.Önce hasmının bu halinden faydalanmaya bakmalısın.

    Mahmut bir taraftan annesini büyük bir dikkatle dinlerken bir taraftan da meydanın ortasında boğuşmakta olan ağabeysi Ali pehlivan ile Akdağmadenli Hasan pehlivandan gözlerini ayıramıyordu.

-17-

    Hasan pehlivan hemen hakin olmuştu.Ama acele etmiyordu.Ağabeysi Ali pehlivan da onun karşısında tam müdafaaya çekilmiş,güreşi o şekilde sürdürmeye çalışıyordu.Ana oğul onun bu güreş tarzını bir süre seyrettikten sonra kadın ana mahmut'a:

    Ağabeyin yanlış güreşiyor,sadece yenilmemeye bakıyor dedi.Meydana yenmek için değil de yalnız yenilmemek için çıkan bir pehlivan ne yapsa sonunda yenilmekten kurtulamaz.

    Hasbekli Mahmut annesine cevap verecek fırsat bulamadı.Çünkü cazgırın kendisine vermiş bulunduğu mühlet sona ermişti.Hüseyin pehlivan,Mahmut pehlivan ortaya,diye seslenerek onları çağırmıştı.

    Mahmut pehlivan o zaman bir besmele çekerek ayağa kalktı.Meydana doğru yürüdü.Taraftarları onu ikinci defa ortaya çıkarken öyle fazla alkışlamadı.

    Bunun nedeni onun bu ikinci güreşi kazanacağına kimsenin inanmamakta olması idi.Akdağmadenli'lerin  onlardan çok üstün oldukları açık bir biçimde ortada idi.İşte Ali pehlivan,Hasan pehlivan karşısında tutunamamış,Akdağmaden'li onu rahat bir biçimde bastırmaya bile muvaffak olmuş bulunuyordu.

    Mahmut ortaya doğru yürürken ağabeysi Ali pehlivan bir dalış denemesinde bulunmuş, tutturamamış ve altta kalmıştı.Ali kardeşi Mahmut'dan üstün bir pehlivan değil mi idi?O ancak son dakika ayakta tutnabildiğine göre hasmı ne kadar barınabilirdi ki?

    Cazgır ufak bir duadan sonra Mahmut'la Hüseyin pehlivanları eşlendirdi.Ve onları meydana saldı.Kısa bir peşrevden sonra iki pehlivan ikinci güreşlerini yapmak üzere kapıştılar.

   Mahmut pehlivan büyük bir heyecan içinde bulunuyordu.Kendisini bir çeşit imtihan karşısında hissediyordu.Karşısındaki hasmı kendisinden hem okkalı hem de her hali ile daha tecrübeli,kurt bir pehlivan olduğu ortada idi.

    İşte bu duyguların tesiri altında güreşin başlaması ile beraber müdafaaya çekildi.Hasmı sağlı sollu elenseleri çekmeye başlamıştı.Mahmut pehlivan o zamana kadar böylesine ustaca elense çeken bir pehlivanla karşılaşmış değildi.Daha yumuşakça fakat buna karşılık şaşırtıcı hasmının dengesini bozucu ve düşündürücü elenselerdi.

    Mahmut daha güreşin ilk dakikalarında az kaldı dengesini kaybederek yere düşüyordu.Ancak çevikliği sayesinde kurtulabildi.

    Yediği şaşırtıcı elenselerden sonra Mahmut pehlivan korkmuş,iyice müdafaaya çekilmişti.Korktuğu şey hasmına yenilmek değildi.Sadece ters bir elense ile sırt üstü yenik düşmekti.

    Başına böyle bir şey geldi mi köy halkına rezil olurdu.Köyde herkes kendisi ile alay ederdi.Ne kadar pehlivan olsa, ne kadar pehlivan yense adı bir elde hasmına yenilmiş olarak kalacaktı.

Bunu da istemiyordu tabii..

Bu sırada kulağına bir takım sesler gelmeye başladı.

Haydi Hasan pehlivan..

Kündele hele..

Göster ustalığını..

Bitir güreşi..

    Mahmut pehlivan başını çevirerek baktı.Ağabeysi daha zor bir duruma düşmüştü.Hasmı künde aramaya başladığından bu oyuna gelmemek için kendisini olduğu gibi yere yaymış ona istediği künde oyununu vermemek için direniyordu.

    Akdağmadenli pehlivanı teşvik edenler ise yakın köylerden gelmiş bulunan seyircilerdi.Hasbekliler ise süklüm püklüm oturuyorlardı.

Sadece bir kaç kişi...

Gidiyorsun Ali pehlivan...

-18- 

Dikkatli ol..

Gayrete gel..

Dayan Hasbekli diye seslenerek ona gayret vermek istemişti o kadar..

Bu seslenmeler faydasız oldu.Hasan pehlivan güreşinin yirminci dakikasında güzelce doldurmuş bulunduğu kündesini rahatça aşırarak Ali pehlivanı yeniverdi.

Gene dışarıdan gelmiş bulunan seyirciler kendisini alkışlamaktan geri kalmamışlardı.Ortalık gene..

Yaşa Hasan pehlivan...

Aferin Akdağmadenli..

İyi kündeledin...

Aşkolsun Hasan pehlivan..

Bunların Akdağmadenli pehlivanları bu biçimde tutup alkışlamalarının bir nedenide Hasbekli pehlivanların kendi pehlivanlarını çoğunlukla yenmeleri idi.Bunun için onların yenilmeleri kendilerini memnun ediyordu.Alkışlar arasında cazgır güreşin sonucunu ilan etti.

Akdağmadenli Hasan pehlivan Ali pehlivanı yenmiş sona kalmıştı.

Ali pehlivanla eşi güreş alanından çekilince ortalarda bir çift pehlivan kalmıştı.Mahmut'la Hüseyin pehlivan.

Bu güreşi kazanan Hasan pehlivanla son güreşi yapacak ve kazanan tayı alıp gidecekti.Hemen kaydedelim ki bu pehlivanın da Akdağmadenli kardeş pehlivanlardan biri olacağından kimsenin kuşkusu yoktu.

Hatta yabancı seyircilerden bazıları şimdiden Mahmut pehlivanın hasmını teşvik etmeye bile başlamış bulunuyorlardı.

Haydi Hüseyin pehlivan.Şimdi sıra sende..

Uzatma güreşi..

Hemen yeniver Mahmut pehlivanı!

Hasbekli Mahmut ise artık hasmının elenselerine alışmıştı.Kendisini bunlardan nasıl koruyacağını öğrenmişti.Bunun için hasmının hamlelerine şimdi daha kolay bir biçimde karşı koymayı beceriyordu.

Bunu Hüseyin pehlivanda farketmiş olmalı ki birden çapraza girdi.Mahmut pehlivanı on adım kadar sürdükten sonra onu altına alıverdi.

Bunu görenler güreşinde sona ermek üzere bulunduğuna inandılar.Hüseyin pehlivanı tutanlar ise seslerini ikinci defa yükselttiler.

Aferin Hüseyin pehlivan..

Haydi sen de kündele'

Bitir güreşi..

Yaşa Akdağmadenli..

Görünüş Hasbekli için hiç de iyi görünmüyordu.Ve artık ona umut bağlayan tek kişi bile kalmamıştı.

Kadın ana bile oturduğu yerde dayanamayarak:

Ne yapıyor bu oğlan!diye söylenmekten kendisini alamadı.

Mahmut pehlivan hasmının ilk künde denemesini atlattıktan sonra birden annesinin kendisine bu güreşten önce vermiş bulunduğu öğütleri hatırladı.

Annesi ona güreşi hızlandırmasını söylememiş miydi!Hızlı bir güreş tuttuğu takdirde hasmını şaşırtabileceğini, hasmının bu tempoya dayanamayacağını anlatmamış mi idi!

O ise yapmıştı! Ne yapıyordu!

Annesinin söylediklerinin tam tersini,ağabeysi ne şekilde güreşmişse bunun kopyasını çekiyor gibi aynı şeyleri yapıyordu.Bunun sonunda ise ağabeysi nasıl yenilmişse o da hiç bir şekilde yenilmekten kurtulamayacaktı.

Bütün bunları düşünmesi ile beraber harekete geçmesi bir oldu.Hüseyin pehlivanın ayağını birden kapması ile doğrulmayı başardı.

Akdağmadenli onun bu davranışı üzerine biraz şaşırır gibi oldu.O da kalkarken direnerek ayağını kurtardı.

Böylece iki pehlivan yeniden ayakta karşı karşıya gelmiş oldular.

Mahmut pehlivanın ayağa kalkabilmesi taraftarlarına az da olsa biraz umut verdi.

-19-

Şöyle hafiften bir alkış yükseldi..

Yaşa Mahmut pehlivan..

Aferin Hasbekli!

İyi kalktın!

Sıkı dur Mahmut pehlivan!

Bununla beraber hasmının karşısında uzun boylu dayanabileceğine  gene de pek kimselerin umduğu beklediği yoktu.Nitekim Akdağmadenli pehlivan şimdi daha sert bir biçimde elenseler çekmeye başlamıştı.Bu davranışı ile  genç  hasmını bir çeşit cezalandırmak istediği belli oluyordu.

Fatat o da ne idi!

Mahmut'da birden bu elenselere aynı kuvvet ve şiddetle karşılık vermeğe başlamamış mı idi!Hemde çok hızlı bir biçimde..Hasmı ona elense çekiyorsa,o buna iki elense ile karşılık vermekten iki elense yetiştirmekten geri kalmıyordu.

Ne olmuştu,böyle birden bire Hasbekliye!

Birden canlanmış görünüyordu ama bu canlanış, bu hamlelere ne kadar sürebilecekti!Doğrusu Hasbekliler bu konuda hiç de iyimser değillerdi.

Onunla güreş tutan ondan kuvvetli ve tecrübeli Akdağmadenli pehlivan elbette çok geçmeden üstünlüğü alacak ve Mahmut'u fena halde yenecekti.Bir taraftan güreşi seyreden Hasbekliler bir taraftan da aralarında bunu konuşuyorlardı.

Fakat dakikalar geçiyor,güreşte hiç bir değişiklik olmuyordu.Hüseyin pehlivan da hamlelerini sıklaştırmış ama hasmının sindiği ve gerilediği filan yoktu.Bu sert ve amansız hamleler durmadan bir çeyrek saat bu şekilde karşılıklı sert elenselerle sürdükten sonra kadın ananın yanında oturanlar ilk defa yüzünün aydınlandığını görüp şöyle konuştuğunu duyuyorlar:

Mahmut güreşi alacak.

Biri merakla sordu!

Bunu nereden anladın ana!

Aklı başına geldi.Ona söylediğim gibi güreşmeye başladı.

Hangi ana güreşmekte olan oğlunun kazanmasını istemezdi?Onun bu sözlerini duyanlar bunu düşünüyorlardı.Hiç Mahmut kendisinden kat kat üstün ve tecrübeli olan Akdağmadenli pehlivanı yenebilir mi idi?

Bir başkası dayanamayarak kadına sordu:

Mahmut'un onu yenebileceğini nereden anladın ki!

Kadın ana kendisinden emin bir tavırla cevap verdi.

Farketmezmisin Hüseyin pehlivanın solumaya başladığını?Hızlı güreşe alışık değil.Dayanamaz Mahmut'umun hızına..Onun bu sözünü duyanlar Akdağmadenli pehlivanın gerçekten solumaya başlamış bulunduğunu farkettiler.

Hüseyin pehlivan da işi farketmiş olacaktı ki yavaşlamıştı.Bunu görenler ise bu sefer Mahmut pehlivanı ilk defa alkışlamaya koyuldular.

Haydi Mahmut pehlivan..

Yaşa Hasbekli..

Nefes aldırma!

Yüklen!

BU teşvikler Mahmut pehlivanı daha da yüreklendirmişti.Hasmını hem yorduğunu hem de bunalttığını anlamış bulunuyordu.Sonra da güzel bir fırsat bularak bir anda dalıverdi.Dalması ile beraber bu sefer hasmının iki bacağını birden kaptığı gibi bir anda sırtını yere vuruverdi..

Yenmişti Akdağmadenli'yi..Fakat hala buna inanamaz bir hali vardı.Şaşkın şaşkın bakınıp dururken hasmını bırakmıyor,göğsüne abanıp duruyordu.

Bu sefer çok şiddetli bir alkış koptu:

Yaşa Mahmut pehlivan..

Vallah yendi.

Yaşa Hasbekli..

Aşkolsun Mahmut pehlivan..

Hüseyin pehlivan fena kızmıştı.

Bırak be beni!Ne kalkmazsın üzerimden?

Mahmut pehlivanın ancak o zaman aklı başına geldi de ayağa kalkarak galibiyet temennasını çaktı.

-20-

Alkışlar hala devam ediyordu.Davul zurnalarda kesilmiş bulunuyordu.Hala kızgınlığı süren Hüseyin pehlivan Mahmut'a:

Şimdi sen beni yendin mi sanıyorsun? diye sordu.

Evet öyle sanıyorum.

Sen beni nasıl yenebilirsin ki?

Gördüğün gibi.

Dalgınlığıma geldi.Yoksa seni her zaman perişan ederim be! pehlivan olabilmen için daha kırk fırın ekmek yemen gerekir.

Olabilir.

Cazgırda yanlarına gelmişti.

Önce Hüseyin pehlivanı azarladı.

Ne biçim güreştin be Hüseyin pehlivan? Böyle bir çocuğa yenilmek yakışır mı sana?

Bırak usta oldu bir defa.

Ne ise üzülme! Hasan pehlivan şimdi alır nasıl olsa intikamını.

Cevap vermeyen Hüseyin pehlivan ortadan çekilirken cazgır bu sefer Mahmut'a döndü.

Haydi nasılsa bir kuş tuttun.Aklın varsa bir daha onun karşısına çıkmazsın.

Olur dikkat ederim.

Şimdi sana dinlenmen için on beş dakika izin veriyorum.

Sağolun..

Merak etme.Hasan pehlivana da seni fazla hırpalamamasını söyleyeceğim.Hani kardeşini oyuna getirerek yendiğin için şimdi sana kızmıştır da..

Ve arkasından güreşin resmi sonucunu ilan etti.

Hasbekli Mahmut pehlivan dalarak Hüseyin pehlivanı yenmiş ve sona kalmıştır.Son güreş on beş dakika sonra Mahmut ve Hasan pehlivanlar arasında yapılacaktır.

Hasbekli Mahmut'da yeniden yükselen alkışlar arasında meydandan çekilerek annesinin yanına dönüp oturdu.

Herkes onu kutluyor,çıkarmış bulunduğu güzel güreşten dolayı kendisini övüp duruyordu.Ancak onun bu işi daha da öteye götürebileceğine,Hüseyin pehlivandan  sonra Hasan pehlivanı da yeneceğine kimse inanmıyordu.

Akdağmaden'li Hasan pehlivan Ali pehlivanı ne kadar rahat yenmişti.

Mahmut ise her zaman ağabeyi Ali'nin kendisinden çok pehlivan olduğunu tekrarlayıp durmuyor mu idi?

Bütün bu gerçekler gözönüne alındığı zaman Hasan pehlivanın onu da yeneceği ve tayı alıp gideceği açık bir biçimde ortaya çıkıyordu.

Ama olsun Hasbek'li Mahmut bu iki kardeş pehlivan dan birini olsun yenmişti ya ..Bu başarısı onlara yeterdi.

Kadın ana çevrelerini saran köylülere sertçe çıkıştı.

Yeter be !anladık işte..Dağılında Mahmut rahatça nefeslensin..Havasını kesiyorsunuz..

Bu sözleri de tesirini göstermekten geri kalmamıştı.Kalabalık dağılmıştı.

O zaman kadın ana oğluna şu sözleri söyledi.

Güreşini beğendim,Aklın başına biraz geç geldi ama zararı yok.Görüyorum yorgun da değilsin.

Güreşimiz yorulacak kadar uzun sürmedi ki.

Aklını kullanırsan Hasan pehlivanı da ortadan çıkarabilir,tayı kurtarabilirsin.Sen de biliyorsun böyle iyi bir taya öteden beri ihtiyacımız var.

On beş dakikalık mühlet çabuk geçti ve cazgır yeniden meydana yürüyerek:

Hasan pehlivan,Mahmut pehlivan ortaya diye son güreşi yapacak iki pehlivanı meydana çağırdı.

Bu sesleniş üzerine iki pehlivan da yerlerinden kalkarak ortaya doğru yürüdüler.

Halk kimi Mahmut,kimi Hasan pehlivanı alkışlıyor, onlara başarılar diliyordu.

Yaşa Mahmut pehlivan..

Talihiniz açık olsun..

Gösterin pehlivanlığınızı!sesler dört bir taraftan aksedip duruyordu.

-21-

Bu sırada kendilerini alkışlayan taraftarlarını selamlayan iki pehlivan da cazgırın yanına varmış bulunuyordu.Hasan pehlivan Mahmut'u şöyle bir süzdü.

Kardeşimi hatalarsın ha?

Hasbek'li sakin bir halde karşılık verdi.

Böyle bir hatamız oldu.Kabahat işlemişsek işledik.

Yok hayır bunu demek istemedik.Hasmı yenmek kabahat olur mu hiç?Fırsatı iyi değerlendirdin.Kabahat sende değil gevşek tutan kardeşimde.O zaten bu yüzden bir çok güreşlerini boşu boşuna kaybetmiştir.

İnşallah sen gevşek davranmak hatasını işlemezsin.Kardeşinin intikamını beni yenerek güzelce alırsın.

Bak bundan hiç kuşkun olmasın!

Cazgır:

Bırakın gevezeliği de tutun,ihtarını yaptı.

İki pehlivan ellerini çaprazlama olarak tutarak yan yana durunca cazgır şu sözleri söyledi.

Şimdi Akdağmaden'li Hasan pehlivanla Hasbek'li Mahmut pehlivan son güreşlerini yapacaklardır.Bu güreşi kazanacak olan hem birinciliği hem de ortaya konan bu güzel tayı kazanacaktır.Haydi maşallah pehlivanlar.

Davul zurnalarla  beraber iki pehlivan önce çırpındılar,sonra da meydanın ortasında karşı karşıya geldiler.

Güreş başlamıştı.

Çeneler kapanmış gözler ise alabildiğine açılmış bulunuyordu.

Sert başlamıştı güreş..iki pehlivanda sert elenselerle birbirlerini yoklamaya koyulmuştu.Bu durum halkın heyacanını kamçılamaktan geri kalmamıştı.

Bu son güreş nasıl bir sonuç vereceğinden hemen hemen hiç kimsenin kuşkusu yoktu.

Güreşi elbet de Hasan pehlivan kazanacaktı. Buna herkes tam olarak inanıyordu.Mesele sadece genç Hasbek'li pehlivanın bu zorlu hasmına ne kadar dayanabileceğinde,Hasan pehlivanın onu nasıl bir oyunla yeneceğinde idi.

Herkesin merak ettiği bu idi.

Hasan pehlivan hem alabildiğine kuvvetli elenseler çekiyor,hem de güreşi çok hızlı bir tempoda sürdürüyordu.Bu durumda Mahmut'da bu güreş tarzına uydu.Zaten o da böyle bir güreş çıkarmayı planlamış değil mi idi?

Güreşleri daha onuncu dakikayı doldurmuş,doldurmamış idi ki Mahmut pehlivanın ayağa kayarak yere düştü.Hasan pehlivan da bundan yararlanarak onu kolayca bastırıverdi.

Akdağmaden'li pehlivanı tutanlar o zaman hemen seslerini yükselttiler.

Yaşa Hasan pehlivan..

Haydi hemen kündele..

Yeniver hasmını..

Tay seni bekliyor..

Hasbek'liler ise sessiz kalmışlardı.Mahmut pehlivanın düşmüş olduğu zor durum onları üzmüş bulunuyordu.Onun yenilmekten kurtulabileceğini umut eden yoktu.

Hasmını bulunan Hasan pehlivan vakit geçirmeden hemen kurtkapanı oyununa geçmiş bulunuyordu.Böylece onu hangi oyunla yenmek istediği ortaya çıkmıştı.Taraftarları onu künde alması için teşvik etmişlerdi ama o kurtkapanını tercih etmiş bulunuyordu.

Akdağmaden'li pehlivanın bu yolu tutmuş olması Hasbek'lileri hiç de memnun bırakmamıştı.Nitekim şurada burada hemen konuşmalar başladı.

Hasan pehlivan da amma insafsızmış.

Mahmut'u yenmeden önce  iyice hırpalamak istiyor.

Ayıp ediyor ama..

Mahmut kardeşini yendi ya, bu yüzden ona hınç duyuyor,Hüseyin pehlivanın intikamını almak istiyor.

Bu yaptığı Hasan pehlivana yakışmaz.

Haklı konuşuyorsun..

Hasan pehlivan işin sonunu bir türlü bırakmıyordu.

-22-

Genç hasmını habire zorlayıp duruyordu.Mahmut hasmının kendinden daha kuvvetli daha usta ve çok daha tecrübeli olduğunu şimdi daha iyi anladı.

Başta annesi olduğu halde bütün Hasbek'liler ondan zafer bekliyorlardı.Annesi ona daha az önce ağanın ödül olarak ortaya koymuş bulunduğu taya ne kadar ihtiyaçları bulunduğunu söylememiş mi idi?

Bunu söylemek kolaydı.Fakat tutmuş bulunduğu bu çetin pehlivanı ortadan çıkarmak mümkün değil gibi görünüyordu.Nitekim ağabeyi Ali pehlivanı ne kadar kolay ve rahat biçimde yenmiş bulunduğu ortada değil mi idi?

Tek umudu güreşi alabildiğine uzatarak hasmını yormak ve onu takat dan düşürmekti.Annesinin bu öğüdüne uyarak Hüseyin pehlivanı oyuna getirerek yenmiş değil mi idi?

Ne var ki aynı şeyi Hasan pehlivana yapamamıştı.Ayağının kayması ile alta düşmesi bu yoldaki umutlarını boşa çıkarmıştı.Şimdi ise hasmı ona nefes aldırmıyor,onu durmadan zorluyor,ona ayağa kalkmak imkanını vermediği gibi kurtkapanı oyununu almak üzre bulunuyordu.

Ne yapmalı idi?

Kulağına sesler geliyordu.

Haydi Hasan pehlivan bitir işini Mahmut pehlivanın.

Uzatma gayri güreşi.

Yaşa Hasan pehlivan..

Pes et Mahmut pehlivan,ezdirme kendini.

Acaba yapacağı en doğru hareket bu mu idi?Kendisini daha fazla ezdirmeden pes ederek güreşi bırakmalı mı idi?

Yok hayır bunu yapamazdı,O zamana kadar hasımlarına yenildiği olmuş fakat hiç bir hasmına pes etmemişti.

Güreş sırasında bir pehlivanın hasmına pes etmesi de ayıp bir taraf yoktu.Yenilmek nasıl ayıp değil ise pes etmek de öyle idi.Pes ederek güreşi bırakmak da bir çeşit yenilmek değil mi idi?

Ama o işte böyle idi.Yenilmeye razı idi.Ama pes etmeye bir türlü razı olamıyordu işte.

Hasmı ise bir türlü başka oyuna geçmiyor, ille de onu kurtkapanı oyununa almak istemekte ısrar ediyordu.Sonunda Mahmut'un bütün gayretlerine rağmen kollarından birini onun koltuk altından geçirerek ensesini bulmuştu.Şimdi sıra öbür kolunu da aynı şekilde öbür koltuğunun altından geçirerek ellerini Mahmut'un ensesinde birleştirmeye gelmiş bulunuyordu.Bunu da başardı mı mesele kalmayacaktı.

Görünüşe göre göre de bunu yapacak ve onu herhalde kurtkapanına alarak iflahını kesecek genç rakibini eze eze yenecekti.

Mahmut pehlivan için hemen hemen hiç umut kalmamıştı.

Hasan pehlivan tutturmuş olduğu sert ve insafsız güreş aralarında kınayıp duran Hasbek'liler daha fazla dayanamayarak seslerini yavaş yavaş yükseltmeye başlamışlardı.

Bu ne insafsızlık Hasan pehlivan?

Yeneceksen yen işte..

Sen kurtkapanından başka oyun bilmez misin?

Ezeceksin çocuğu be..

Fakat bu uyarının pek faydasının görüldüğü yoktu.Akdağmaden'li pehlivan bildiğinden zerre kadar şaşmıyordu.

Oğlunun acıklı durumunu seyretmekte olan kadın ananın yüzü bembeyaz kesilmiş bulunuyordu.Onun bu halini görenler onun da oğlundan umudunu kesmiş bulunduğunu anlamışlardı.Hiç kimse ona bir şey sormak cesaretini gösteremiyordu.

Hasan pehlivan öbür elini de hasmının koltuk altından geçirmeye çalışırken Mahmut kolunu uzatarak onun sağ ayağını bileğinden kavradı.

Bu durum karşısında Hasan pehlivan önce ayağını kurtarmak gereğini duydu.Bunun için sağ ayağını gerdi.

-23- 

Ama ayağını kurtaramadı.Mahmut ayağını bir türlü bırakmıyordu.Hasmının ayağına can havli ile yapmıştı.Böylece onun kurtkapanı oyununu tamamlamasına fırsat vermiyordu.

Karşılıklı çekişme beş dakika kadar sürmüştü.Ve Hasan pehlivan hasmının üzerine hırsla yumulmuş bulunuyordu ki o anda beklenmedik bir olay oldu.

Şöyle böyle bir çeyrek saatten beri hasmının altında bulunan Hasbek'li Mahmut önce toparlanmış,arkasından birden bire ayağa kalkıvermişti.Hem de iri hasmı omuzlarında olduğu halde.

Herkes ne oluyor diye bakarken de öne doğru eğilivermiş,bunun sonunda Akdağmaden'li pehlivanı başının üzerinden aşırarak onu bir anda sırt üstü düşürüvermişti.

İnanılmaz bir şeydi bu,Fakat gerçekti.

Güreşi alabildiğine üstün sürdürmekte olan Akdağmaden'li pehlivan bir anda yenilivermişti.

Bu durum karşısında meydanı ilk önce şaşkınlık kapladı.

Yaşa Mahmut pehlivan..

Yaşa arslan..

Aşkolsun Hasbek'li..

Halkın bu şiddetli alkışları ortalığı inletip dururken davul zurnalarda o anda kesilmiş bulunuyordu.O anda kadın ana da yanaklarından süzülen göz yaşlarını çevresiyle siliyor,dudaklarından duaya benzeyen sözler dökülüyordu.

Yeniş son derece açık olduğu halde Hasan pehlivan hemen yerinden fırlamış ve sanki yenilen o değilmiş gibi hırsla Mahmut pehlivanın ensesine yapışmıştı.

Hasmını göğsünden iten Mahmut:

Ne istersin benden? diyerek onu uzaklaştırdı.

Beriki sinirli sinirli karşılık verdi.

Ne isteyeceğim?Güreşe ne devam etmezsin?

Güreş bitti yenik düştün ya?

Kim demiş?sen beni yenecek pehlivan mısın?

Değilim elbet ama kazandım.

Sırtım yere değmedi güreş bitmedi.

Bu tartışmayı fark eden halk o zaman Hasan pehlivanı azarlamaya koyuldu.

Ayıp ediyorsun Hasan pehlivan!

Yeniksin çekil ortadan!

Bırak Mahmut pehlivanın yakasını.

Cazgır gir şunların arasına.

O da öyle yaptı.İki pehlivanın arasına girdi.

Bırak Hasan pehlivan!Yeniksin.

Beriki hala direniyordu.

Kabul etmem yenik değilim.Bu çocuk beni nasıl yenebilir ki?

Yenemez ama boş bulundun işte.Hadi çekil ortadan,ayıp oluyor.Şunu bil ki her pehlivan zaman zaman senin gibi kazaya gelerek yenilir.Bunun üstün de durma?

Akdağmaden'li artık yapacak iş kalmadığını anlamış bulunuyordu.Bir anlık dalgınlığı yüzünden güzelim tayı elinden kaçırmıştı.Talihsizlik denilen şey ancak bu kadar olurdu.

Gene Hasbek'liye döndü.

Erkeksen bizim oraya gelir,karşıma çıkarsın,pehlivanlık nasıl olurmuş sana gösteririm dedi.

Mahmut pehlivan şu cevabı verdi.

Günün birinde kısmet olursa gelirim.

Gelmezsin,gelmezsin,nerede sen de o erkeklik?

Bizim ki bu sefer karşılık vermedi.

Bu sırada da cazgırın sesi yükseldi.

Hasbek'li Mahmut pehlivan Akdağmaden'li Hasan pehlivanı kazalayarak açık düşürmüştür.Güreşlerde Allah'ın izniyle sona ermiştir.

Yeniden yükselen alkışlar arasında Mahmut pehlivan seyircileri bir defa daha selamlayarak ortadan çekildi ve doğruca anasının yanına vararak onun elini öptü.

-24-

Çok yorgun ve bitkin görünüyordu.Fakat o anda belki de dünyada onun kadar mutlu bir başka pehlivan yoktu.

Kadın ana az sonra onu ağabeysi Ali pehlivan da süslü tayı yedeğine alarak evlerine dönmüş bulunuyordu.

Kadın ana ilk iş olarak Mahmut'un kollarını omuzlarını göğsünü kuvvetli elleri ile bir güzel ovdu.Onun bütün yorgunluğunu aldı.Akşam yemeği olarak da ona sadece yoğurt verdi ve hemen yatağına yatırdı.

Hasbek'li Mahmut ertesi sabah uyandığı zaman bir gün önce yarım saat süren bu zorlu güreşin bütün yorgunluğunu üzerinden atmış bulunuyordu.Buna karşılık av bulamamış bir aç kurt kadar büyük bir açlık hissediyordu.Annesinin hazırlamış bulunduğu kahvaltıya adeta hücum etti.Hep beraber kahvaltı ederlerken kadın ana ilk defa bir gün önce ki güreşten bahsetti.Nasıl Mahmut yorgunluğunu üzerinden atabildin mi?

Attım ana şimdi çok iyiyim.

Belli oluyor.Nasıl buldun Hasan pehlivanı?

Benden çok kuvvetli çok usta buldum.

Doğru söylersi senden de ağabeyinden de çok fazla pehlivan.Ne var ki tay sana nasip imiş.

Ben de öyle düşünüyorum.Onu ancak Allah'ın yardımı ile kazalamış olduğumun farkındayım.Fena yorulmuş ve bitmiştim.Bu işi becerdiğime kendim bile bir türlü inanamadım.Bilmem nasıl diyeyim kısmet işte.

Evet kısmet iyi söyledin.Fakat doğrusu iyi bir kısmet.

Hüseyin pehlivan da kuvvetli bir pehlivan..Ancak Hasan pehlivan ondan daha kuvvetli ve nefesli,doğrusu ben pehlivanlık ne demekmiş bunu ancak dün öğrenebildim.Kendimi sahiden pehlivan olmuş sanıyordum.Şimdi ise gerçek pehlivan olmama daha çok zaman gerektiğini anlamış bulunuyorum.

Bak bunu anlamış olmana çok sevindim.Şimdi sana Hasbek dışına çıkarak güreş tutmana niçin izin vermediğimi anladın mı?

Anladım ana.

Yabancı bir yerde her zaman karşına böyle zorlu ve kötü niyetli pehlivanlar çıkabilir ve senin körpeliğinden faydalanarak seni ezebilirler.Ama bir gün gelecek kuvvetin ve güreş tecrüben artacak ve bu korku ortadan kalkacaktır.

Ne zaman?

Ne acele edersin be oğul?Daha çok gençsin yaşın ne başın ne?

Mahmut bu söz karşısında anasına verecek bir cevap bulamadı.

Ama o günden sonra kuvvetini ve pehlivanlığını ilerletmek işine bir kat daha sarılmaktan geri kalmadı.

Bunu yararını görmekte gecikmedi.Bir süre sonra ağabeysinin kendisine çok hafif gelmeye başladığını hissetmeye koyulmuştu.

Bunu yalnız o değil ağabeyi Ali pehlivan da sonunda kabul etmek zorunda kaldı.Bir gün gene idmandan sonra hep bir arada yemek yerlerken Ali pehlivan annesine dönerek gerçeği ona olduğu gibi söyledi.

Biliyor musun ana?

Mahmut artık benden de fazla pehlivan  dedi..

Kadın ana bunu çoktan biliyordu.Sadece:

Öyle mi?diye karşılık verdi.

Evet öyle.Biliyorsun beni geçen yılda yapmış olduğumuz güreşte yenmişti.Ama o zaman buna inanmamıştım.Yenilmemi idman noksanlığında bulmuştum.Ancak hele bu gün yapmış olduğumuz idmandan sonra bunu iyice anladım.

Konuşma sırası Mahmut'a gelmişti.

Sen onun sözlerine pek kanma ana.dedi.Ağabeyim beni mahsustan kayırmak için böyle konuşuyor.Onun pehlivanlığı benden hiç de geri değil belki benden de fazladır.

Anneleri tartışmayı kesti.

-25-

Bırakın bu lafları da Allah'ın bize verdiği yemeği yemeye bakın.Bu sözler üzerine konuşmalarda kesilmişti.Ağabeyinin bu sözleri gerçekti.Ve onun böyle konuşması Mahmut'a yeni bir kuvvet vermişti.Zaten son zamanlarda o da kendisini çok iyi hissetmeye başlamış bulunuyordu.

Acaba annesi ona artık köyden çıkmak ve başka yerlerde güreşmek iznini verir mi idi.Yakın köylerde epeyce tanınıyordu.Akdağmaden'li Hasan ve Hüseyin pehlivanları hatalayarak ödül olarak ortaya konan tayı kazandıktan sonra adı daha da sık söylenir olmuştu.Dışarılarda yapılan güreşlere kaç defa çağrılmıştı.

O bu davetleri aldıkça bunları annesine duyurmaktan geri kalmıyordu.Ancak kadın ana ona istediği izni bir türlü vermiyordu.

Ağabeyinin yapmış bulunduğu konuşmadan üç gün sonra Mahmut pehlivan yakın köylerden birinden gene bir davet almıştı.Ortaya konmuş bulunan ödül de çok iyi idi.

Mahmut bu daveti alır almaz yeniden anasının yanına vararak bunu bildirdi ve annesinden bu güreşe katılmak için izin istedi.

Kadın ana her zaman olduğu gibi sert ve insafsız davrandı.

Olmaz acele etme.Henüz bir yere gidecek kadar pehlivan olmadın.

Bana ne zaman izin vereceksin?

Pehlivan olduğun zaman.

Hala pehlivan değil miyim?

Değilsin.

Her zaman rahatça yendiğim nice pehlivanlar var ki dört taraf gidip ödülleri parsları toplayıp duruyorlar.

Onların yolunu tuttun mu ancak onlar kadar pehlivan olabilirsin.

Benim ne kadar pehlivan olduğumu Ali ağabeyimde söylemedi mi?

Köyde idman yapacak pehlivan bile bulamıyorum.Hepsine ağır geliyorum.Bu halde pehlivanlığım körlenip gidecek.

Şimdi sen kendini pehlivan oldum sanıyorsun galiba..

Peki öyle ise seni deneyeyim.Bu gece harman yerinde bulun.

Nasıl deneyeceksin ana?

Başka türlü nasıl denenebilir ki? Seninle güreş tutacağız.Beni yenebilecek olursan ben de sana istediğin izni vereceğim.

Olur ana.

Mahmut rahat bir nefes almıştı.

Annesinin çok kuvvetli bir kadın olduğunu pek güzel biliyordu.İlk güreş derslerini de ona kendisi vermişti.Güreşin bütün inceliklerine de vakıf bulunuyordu.

Buna rağmen onu gene de rahatça yenebileceğinden kuşkusu yoktu.Kadın ana nede olsa yaşlanmış eski kuvvetini kaybetmişti.Onu elbette kolayca yenebilecekti.

Analar,ne kadar büyüseler evlatlarını gene de çocuk gözü ile bakmazlar mı idi?Onların artık bir türlü büyüdüklerine inanmazlardı.

Annesi de onu hala bu gözle görüyor yabancı bir yerde tutmasına bir yeri incinir,henüz çocuk sayılır diye bir türlü izin vermiyordu.Ona artık sandığı gibi olmadığını bu gece onu rahatça yenerek gösterecek korku ve endişelerini dağıtmakta güçlük çekmeyecekti.

Diğer taraftan Akdağmaden'li Hasan pehlivanın yenik düştükten sonra söylemiş bulunduğu bir sözü de bir türlü unutamıyordu.Hasan pehlivan ona eğer erkeksen Akdağmadeni'ne gelir benimle bir daha tutarsın dememiş mi idi?

O bundan hiç kimseye bahsetmemişti ama bu söz hatırından bir türlü çıkmıyor,yüreğini durmadan kemiriyordu.

-26-

Hayır,onunla ikinci bir defa tuttuğu takdirde kendisinin bu sefer onu yenebileceği yolunda bir umudu yoktu.Hasan pehlivanın ne derece kuvvetli ve usta olduğunu çok iyi herkes den iyi biliyordu.Onun istediği şey sadece güreşten kaçan bir pehlivan olmadığını ona göstermekten ibaretti.

Dışarılarda güreş tutmak iznini aldıktan sonra elbette bir yerde Hasan pehlivana rastlayacak ve ona bunu ispat edecekti.

Harman yerinde yatsı namazından az sonra buluştular.Yabancıların onlar güreşlerini yaparlarken oralarda bulunmalarını istemiyorlardı.Oraya onlardan başka sadece Ali pehlivan gelmişti.

Hava ılıktı.Geç çıkan ay da ortalığı güzelce aydınlatmış bulunuyordu.

Harmanın orta yerinde hemen kapıştılar.Kadın ana sert elenselerle güreşi açarken Mahmut müdafaaya çekilmişti.Sadece kendisini koruyor ve annesinin yorulmasını bekliyordu.Yaşlı kadın ona kaç dakika dayanabilecek,hamlelerini daha kaç dakika sürdürebilecekti ki? Ondan sonra kendisini rahatça ve bir yerini incitmeden yenmesi işten bile olmayacaktı.

Dakikalar bu şekilde geçip duruyordu.Ve Mahmut pehlivan annesinde hiç bir gevşeme hiç bir yorgunluk alameti göremiyordu.Kadın ana maşallah taş gibi idi.

Sonra birden bire olanlar oldu.

Kadın ana birden bire hamle yapmış ve Mahmut'un kafasını kaptığı gibi onu yere atarak sırt üstü harman yerinin ortasında yere yapıştırı vermişti.

Mahmut buna fena şaşırmıştı.

Annesinin ağır vücudu altında kıpırdamak imkanı bile bulamıyordu.Ezilmiş kalmıştı.Kadın ananın onu yenmiş olduğu halde gene de bırakmak niyetinde olmadığını anlayan Mahmut ister istemez;

Bırak ana!Yenikim diye seslenmek zorunda kalınca onu bırakarak ayağa kalktı.

Gözleri pırıl pırıldı..

Önce büyük oğluna döndü.

Sen güreşin hakemisin nasıl oldu mu?

Ali pehlivan da zevklenmişti.

Daha nasıl olacak.Başka türlü bir pehlivan nasıl yenilebilir ki?

Çok güzel yendin.Zaten o da yenildiğini kabul etti ya?

İsterse kabul etmesin.Kabul etmeyecek olursa ben yeniden tutmaya hazırım.

Bu sefer Mahmut pehlivan konuştu.

Yok ana beni çok güzel yendin.Hiç bir pehlivan beni bu biçim de yenemezdi.

Şimdi daha çok anladın mı bari?

Anladım ana.

Haklı mı imişim sana dışarılarda dolaşıp kısmet aramana izin vermemekte?

Evet haklı imişsin.

Burada işimiz kalmadı gayri,Haydi eve dönelim.

Ve öyle yaptılar.

Mahmut pehlivanın tek tesellisi bu güreşi köyden hiç kimsenin seyretmemiş olması idi.Yoksa herkese karşı alay konusu olacaktı.Kadın ananın bu kuvvetli ve usta olduğunu kim bilebilir,buna kim inanabilirdi ki?

Ertesi sabah kadın ana Mahmut'a  kararını bildirdi.

Şimdi senin pehlivanlığın ile ben meşgul olacağım.Eksik taraflarını görüp anladım.İnşallah kısa zaman da bu eksikliklerini de giderir ve istediğim gibi bir pehlivan olursun.

Böyle konuşarak onun gönlünü almış oldu.Oğlunun ne derece düzgün olduğunu fark etmiş bulunuyordu.

Gerçekten de öyle yaptı.Bir taraftan onun kuvvetini artıracak idmanlar yaptırıyor,bir taraftan da ona hiç bilmediği yeni yeni oyunlar gösteriyordu.Oğlunu pehlivanlık kazasında iyice pişebilmesi için elinden gelen her gayreti gösteriyordu.

Bu işe sonbaharda ve bütün kış boyunca devam ettiler.

-27-

Köy halkı bu işe bir türlü mana veremiyordu.Mahmut zaten köyün en iyi pehlivanı değil mi idi?Ne diye hala böyle büyük bir hırsla çalışıp duruyordu?

Kış o yıl çok sert geçmiş bahar da erken gelmişti.Hıdrellez günü ise yaz başlamış sayılırdı.

Hıdrellez bütün dünya Türkler'i  tarafından büyük bir bayram olarak kutlanır.Uzun asırlar yüzyıllar boyunca o gün dünyanın her tarafından Türkler çayırlara dağılırlar,aileleri ile beraber hep bir arada yemek yerler oyun oynarlar akşama kadar hoşça vakit geçirerek bayramlarını kutlarlar.Ve tabii gençler her yerde güreş tutarlar cirit de oynarlar yarışırlar da.

Bazı okuyucularım Hıdrellezin anlamını sorarlar bana.Bu vesile ile bir kaç cümle ile bunu da açıklayayım ve onları meraklarından kurtarayım.

Hızır Aleyhisselam'ın kim olduğunu bilmeyen yoktur sanırım.Hızır Aleyhisselam Allah'ın darda kalan sevgili kullarının son an da imdadına gönderdiği bir meleğin adıdır.Bu melek Allah'ın bu yoldaki emirlerini yerine getirmek için bütün yıl boyunca dolaşır durur.

Aynı şeklide Cenab-ı Hakk gene iyilik yapması,zorlukta kalan sevgili kullarının son an da imdatlarına yetişmesi için bir melek daha yaratmıştır.Bu meleğin adı da İlyas'dır.

Ancak bu iki hayırlı meleğin görevleri bir birinden farklıdır.Hızır Aleyhisselam karalarda zor durumlarda kalan müminlerin imdatlarına koşarken,İlyas Aleyhisselam'ın görevi denizlerde zorda kalan müminlerin yardımına yetişmekti.Hızır kırlarda dolaşırken İlyas'da durmadan denizlerde dolaşır,Şiddetli fırtınalara yakalanan denizciler zor anlarda ondan yardım beklerler.

İşte bu iki meleğin yılda bir gün buluştuklarına inanılır ki o gün mayıs ayının altıncı günüdür.Hızır ve İlyas adındaki meleklerin buluştukları gündür.Türkler buna inandıkları için o günü büyük bir bayram günü olarak kutlamaktadırlar.

Hıdrellez kelimesi de Hızır-İlyas sözünün halk dilinde kısaltılmış şeklidir.

Evet ne diyorduk.Hıdrellez gelmiş her tarafta olduğu gibi Hasbek'lilerde bayramı neşe içinde kutlamaya başlamışlardı.Öğleden sonra da güreş yeri kurulmuştu.Hasbek'li pehlivanlardan başka gene yakın köylerden çok sayıda pehlivan da gelmiş ve güreş için soyunmuştu.

O güne Mahmut gene günün yıldızı olmuş,hangi pehlivanla tutmuşsa onu kısa zaman da yenmeyi başarmıştı.Onun güreşlerini en dikkatli bir biçimde işleyen kadın ana idi.Şimdi on dokuz yaşına basmış bulunan oğlunun son bir yıl içinde daha da gelişmiş vücudu ile yapmakta olduğu ustaca güreşlerini ve hasımlarını kolayca yenişini gördükçe yüreği sevinçle kabarıyordu.

Pek güzel tahmin edileceği gibi onun pehlivanlık da ulaştığı bu yüksek derece pek çok pehlivanı kıskandırıyordu da,bunlar artık ne yapsalar onunla baş edemeyeceklerini anlamışlardı.Bu yüzden de kendisinden nasıl kurtulabileceklerini düşünmeye başlamışlardı.

Bunu tek bir yolu var dı.Mahmut'u köyden uzaklaştırmak..Başka türlü Hasbek'te kendilerine ekmek çıkmayacaktı.Kaç sefer ona köyden ayrılmasını,kısmetini başka yerlerde aramasını söylemişler,ona bu öğüdü vermişlerdi.Onda kendisinde bu kuvvet varken dışarılarda çok ödüller toplayacağını bol para ve şöhret kazanabileceğini anlatıp durmuşlardı.

Ne var ki o bu çeşit öğütlere bir türlü kulak asmıyordu.Köyden ayrılıp başka yerlerde kısmet aramaya bir türlü razı olmuyordu işte.

Ne yapmalı onu bu işe nasıl razı etmeli idiler?

Bunu bir türlü kestiremiyorlardı.

-28-

O gün Mahmut karşısına dikilen son pehlivanı da çok güzel bir oyunla yendikten sonra hasmı dayanamadı.

Anladık bizden çok pehlivansın diye söylendi.Ama köyden dışarıya bir adım atmaya cesaretin yok.Geçenlerde Akdağmadeni'ne gitmiştim.Orada Hasan pehlivana rastladım.Seni sordu.Bende Hasbek'ten dışarıya hiç çıkmadığını söyleyince ne dedi biliyor musun?

Ne dedi?

Aynen şu sözleri söyledi.

Benim alacağım hakkım olan tayı çalan o at hırsızı elbette köyünden bir adım dışarıya çıkmak erkekliğini gösteremez.Çünkü güreş tutacağı yerde bana rastlamaktan korkar.Benimle tutmak zorunda kalacak olursa ya kolunu ya da bacağını kıracağımı iyi bilir.

Bunları söyledi ha?

Evet dediğim gibi aynen böyle konuştu.

Bu sözler ona sanki yüzüne vurulmuş birer tokat gibi tesir etmişti.

Fakat Mahmut kendisini tutmasını bildi.Duyduğu büyük öfkeyi belli etmedi.

Hatta daha ileri giderek gülümseyerek şu karşılığı verdi.

Kim bilir? Hasan pehlivan belki de gerçeği söylemişti.

Fakat hakikatte bildiğimiz gibi duydukları üzerinde çok büyük bir tesir yapmış,bütün keyfini kaçırmıştı.

Yok hayır,bu durum böylece sürüp gidemezdi.Hasan ve Hüseyin pehlivanların şurada burada durmadan aleyhinde bu çeşit konuşmalar yapmakta oldukları daha önce de bir kaç sefer kulağına gelmişti.Bunun sebebi bir yıl önce göz diktikleri tayı ellerinden kaçırmış,olmalarından başka bir şey değildi.

Bunu çok iyi anlıyordu.Hasan pehlivanın kendisini şimdi de at hırsızlığı ile suçlamasının sebebi bu idi.

Kadın ana o akşam onun çok üzgün olduğunu hemen fark etmiş ve:

Neden üzgünsün oğul?diye sormuştu.Halbuki keyfinin çok yerinde olması gerekir.Bu gün maşallah ne güzel güreşler çıkardın?Hasımlarını ne güzel oyunlarla yendin?Kuvvetine gücüne kimseler dayanamadı.Hepimizi mutlu ettin.Buna sevinecek yerde somurtup duruyorsun.Nedir bunun sebebi?

Allah'ını seversen bırak ana!diye karşılık verdi.Bu gün yendiğim son pehlivan öyle şeyler söyledi ki bunları duyacağıma keşke ona yenilseydim diye düşünürüm.

Kadın hemen kaşlarını çattı.

Neler söyledi de yüreğini kırdı bu şom ağızlı?

Mahmut o zaman olayı olduğu gibi anlattı.Pehlivanın ona söylemiş bulunduğu sözleri aynen tekrarladı.

Annesi onu büyük bir ciddiyet ile dinlemişti.O sözlerini tamamlayınca da:

Hasan pehlivan büyük bir terbiyesizlikte bulunmuş.Böyle konuşmak gerçek bir pehlivana yakışık almaz cevabını verdi.

Ama konuşmuş işte.

Dilin kemiği yoktur derler.

Ancak benim artık bu çeşit sözlere dayanacak gücüm de kalmadı.

Kendine bu derece güveniyor musun?

Güven sem faydası var mı ana?

Köyden bir adım ayrılmama izin vermezsin.Halbuki babamın altı ayını da dışarılarda güreş kovaladığını söyleyen sen değil mi idin?

Senin de onun gibi olmanın şartını biliyorsun.Baban beni her zaman yenebilecek kadar güçlü idi.

Öyle sanıyorum ki bu gün bende de artık bu güç var.

Belki..Geçen yıldan çok farklı olduğunu bende biliyorum ama bu yetmez.İspat etmen gerekli.

Olur ana ben hazırım.

Yarın gece..

Baş üstüne..

Aynı yerde..

Olur..

-29-

Böylece karar verilmiş oldu.Mahmut pehlivan da rahat bir nefes aldı.Annesinin ona dışarıda güreşlere çıkmak için izin vermesi ona bir çeşit kurtuluş müjdesi gibi geliyordu.

Fakat bunun için daha önce de ileri sürmüş bulunduğu şartı değiştirmemişti.Önce kendisini açık bir biçimde yenerek kuvvetini ispat etmesi şarttı.

Acaba bu işi becerebilecek mi idi?

Bir yıl önceki güreşlerini düşündükçe doğrusu bu başarıyı gösterebileceğinden kuşku duyuyordu.O vakit annesi kendisini ne güzel ve ne rahat bir biçimde yenmişti.Bu yenilişi aklına gelince umutları gene söner gibi oldu.

Ama bu sefer niçin kazanma sındı?Herkes ona bu yeni yılda çok daha iyi olduğunu söylemiyor mu idi?Rakiplerini çok daha kolay çok daha çabuk yenip,durmuyor mu idi?Bütün kışı durup dinlenmeden çalışmakla geçirmiş çok daha ustalaşmış ve daha da irileşmişti.

Buna karşılık anası bir yıl daha yaşlanmış bulunuyordu.Bu hali ile onu bu sefer nasıl oyuna getirebilirdi?Bununla beraber gene de tam bir kuşku içinde bulunmaktan kendisini alamıyordu.Boşuna kadın ana dememişlerdi ona.

Ertesi gece el ayak ortadan çekildikten sonra kadın ana Mahmut,ağabeyi Ali ile birlikte tam vaktinde harman yerinde buluştular.Ali pehlivan bu güreşte de hakemlik yapacaktı.

Çabucak güreşe hazır oldular.Ana oğul bir kaç dakika ense bağlayarak birbirlerini denedikten sonra Mahmut birden bire tasarladığı hamleyi yaptı.Kadın anayı kucakladığı gibi yerden keserek omuzlarına aldı.Sonra da incitmeden yumuşak bir yere sırt üstü bırakı verdi.

İstediği olmuş anasını yenmişti.Ancak beş dakika süren güreşten sonra da rahat bir nefes alırken annesinin yerden kalkmasına yardımcı olup karşısında el pençe divan durmuştu.Ve yavaş bir sesle:

Oldu mu ana?diye sormuştu.

Kadın ana ona şefkat ve gururla baktı.

Evet oldu.Şimdi gerçekten pehlivan olduğuna inandım.

Oldum sa senin sayen de oldum.

Şimdi giyin bakalım.Üçümüzün de abdest tazeleyerek ikişer rekat namaz kılması gerekiyor.

Baş üstüne..

Namazdan sonra kadın ana Mahmut'u kıbleye doğru çevirdi.Sırtının yere gelmemesi için dua ederek iki omuzuna vurdu.Böylece törende sona ermiş oldu.Son olarak kendisine şu sözleri söyledi.

Artık gerçekten istediğim kadar pehlivan olduğuna inandım.Sana istediğin izni veriyorum.Var istediğin yere git gayrı.Ve Mahmut hemen ertesi sabah ufak tefek bazı eşyalarını ve pırpıtını bir torbaya yerleştirdi.Anne ve kardeşlerine veda edip artık genç bir at haline gelmiş bulunan tayına atladığı gibi Hasbek'ten ayrıldı.

Bu pehlivanlık çıkışı tam 27 yıl sürecekti.Tabii kışları çoğunlukla gene Hasbek'e gelerek kışı orada geçirecek ve son olarak da orada ölecekti.Yıllar boyunca gezip dolaştığı yerlerde başından neler ve neler geçecekti.Tabii köyden uzaklaşırken bunları hayalinden bile geçiremiyordu.

Nereye gidiyordu?Hangi yolu tutmalı idi?Bilemiyordu ki bir karar verebilsin.Köyünden ilk defa çıkıyordu.Köyünün dışındaki yerlerin bu ürkütücü dünyanın yolların yabancısı idi.

Hasbek'ten çok uzaklaşmış gayrı köy görünmez olmuştu.Hasbek'ten ayrıldıktan sonra önce nereye gideceği yolunda bir karara varmış değillerdi.Nereye gideceğini bilmiyordu.Ya kısmet diyerek yola çıkmış bulunuyordu.Derken bir köy yolundan başka bir atlının çıkı verdiğini gördü.

-30-

Atlı onun hizasına varınca kendisini hemen tanıdı.Selamlaştıktan sonra:

Hayrola pehlivan,nereye böyle?diye sordu.

Mahmut kısaca:

Kısmet aramaya güreş kovalamaya ,cevabını verdi.

Çok iyi yapıyorsun.Senin çok güreşini seyrettim.Maşallah çok pehlivansın.Bizim köyde senin adın çok geçer.Senin köyden çıkıp dışarılarda güreş kovalayacak olsan çok ödüller kazanacağına inanırlar.

Orasını bilmem gayrı.

Önce nereye gitmeyi düşünüyorsun?

Bir karar veremedim.

Bu sözleri söyler söylemez hemen aklına geldi.

Ben köyden ilk defa çıkıyorum,onun için yolları bilmiyorum.Akdağmadeni'ne hangi yol gider?

Oraya mı gitmeye karar verdin?

Şu an da bu karara vardım.

Bak şu rastlantıya,ben de oraya gidiyorum.

Öyle mi?Beraber yaparız yolculuğumuzu.

Buna ben de sevindim.

Sonra bir yıl önce onun Akdağmaden'li pehlivanlarla yapmış bulunduğu o büyük güreşi hatırladı.Kendisi de bu güreşi seyredenler arasında bulunuyordu.

Bunu hatırlayınca.

Ama Hasan pehlivan da Hüseyin pehlivan da oradalar diye konuştu.

İyi ya bu vesile ile onları da görmüş olurum.

Yoksa onlarla gene güreş tutmak gibi bir niyetin mi var?

Bu kısmet bağlı.Orada güreş bulacak olursam elbette soyunacağım.Karşıma onlar çıkacak olurlar sa elbette kaçacak değilim önlerinden.

Geçen yıl yaptığınız güreşlerden sonra çok gürültü yapmışlardı.

Biliyorum zaten ben de kararımı bunu düşünerek verdim.Hasan pehlivan kazaya gelerek yenilince bana erkeksen  Akdağmadeni'ne gelir orada karşıma çıkarsın demişti.

Bana kalsa bu senin için bir tuzak,her ikisi de çok kuvvetli ve tecrübeli pehlivandır.Sana da fena diş biliyorlar.Ellerinden göz koydukları o güzel tayı aldın.Oraya gidecek olursan bunlar senden hemen intikam güreşi istemeye kalkacaklardır.

Hakları yok mu?

Hakları olmasına elbette var ama bunlar seni bir güreş yerinde yakaladılar mı,yenmeye değil de mutlaka ezmeye kalkarlar pehlivanlığını söndürmek isterler.

İstemek başka başarabilmek gene de  başka şeydir.Eğer kısmette ezilmemiz varsa buna kim engel olabilir?

Evet bu iş kısmet meselesidir ama gene de tedbirli olmakta yarar vardır.

Böylece konuşa konuşa yol alırlarken Karayakup köyüne vardılar.

Köye girişte büyük bir kalabalık ve şenlikle karşılaştılar.Meğer o gün burada büyük güreşler varmış,onu gören ve tanıyanlar hemen etrafını çevirdiler.

Sen de güreş için mi geldin değil mi?diye sordular.

Mahmut:

Yok hayır güreşten filan haberim yok,cevabını verdi.Sadece geçiyordum buradan.

Dünyada bırakmayız seni,pehlivan değil misin?Hem üstelik bizim pehlivanımızda sayılırsın.Komşu köylümüz değil misin?Biliyorsun bizim iyi bir pehlivanımız da yoktur.Ödül olarak da başta bir tosun var.

Mahmut gene de yoluna devam etmek istedi ama bırakmadılar.Hele kendisini tanıyan bir ihtiyar ona:

Baban rahmetli Yakup pehlivan ne zaman burada güreş olsa mutlaka gelirdi.Onun güreş tuttuğu meydan da güreş tutmaktan nasıl kaçarsın?diye takılınca kararını verdi.

Böylece yol arkadaşından istemeye istemeye ayrılmış oldu.

-31-

Yukarda da kaydetmiş olduğumuz gibi Hasbekli Mahmut pehlivanın babasının adi Yakup,annesi kadın ananın ise asiye olup doğum tarihi ise Arabi 1279 (Miladi 1854) dür.Ölümü ise 1922.

Mahmut pehlivanı köy kahvesine misafir ettiler.Atını da oraya bağladı.Güreş zamanına kadar oturup hep yarenlik ettiler.Mahmut bu arada gelecek olan pehlivanların en namlısının Alcılı Kamil pehlivan olduğunu da öğrendi.Onu o zamana kadar görmüş kendisi ile tutmuş değildi ama adını çok duymuş bulunuyordu.Böyle gurbete yeni çıktığı bir sırada ilk olarak onunla tutarak kendisini denemek hiç de fena bir şey olamayacaktı.

Biraz sonra da başka pehlivanlarla beraber o da geldi.Kendisini hemen Kamil pehlivanla tanıştırdılar.

Alcılı Kamil pehlivan onu şöyle bir süzdü.

Sen burada başa mı soyunacaksın pehlivan? diye sordu.

Kısmet olursa öyle..

Ama pek gençsin baş pehlivan olmak için..

Olabilir..

Sen istersen gene başa çıkmaktan vazgeçecek olursan iyi edersin.

Neden benim başa çıkmamı istemezsin?

Bilmem ki nasıl diyeyim? Hani güreştir bu..Bakarsın,bana düşmüşsün..

İyi ya beni bir elde kolayca yenersin.Yorulmadan başkası ile tutarsın.

Yenmesine yenerim elbet.Ne var ki benim güreşim serttir.Kendimi güreşe kaptırdım mı gözüm bir şey görmez.Kendime nefsime hakim olamam,seni sakatlamaktan korkarım.

Aldırma Kamil pehlivan ,sen dilediğin gibi tut benimle,Kaderimizde sakatlanmak gibi bir şey varsa ne yapalım,helal olsun.

Sen bilirsin pehlivan günah benden gitti.

Mahmut pehlivanı yemeğe davet ettikleri zaman yoğurttan başka bir şey yemedi.Az sonra da güreş kuruldu.

İlk güreşlerden sonra sıra baş güreşlere geldi.Güreşlere epeyce pehlivan gelmişti.Fakat başa sadece dört pehlivan soyundu.Bunun da sebebi Alcılı Kamil pehlivanın gelmiş bulunması idi.Onu gören bir çok pehlivan aşağı boylara soyunmuş bulunuyordu.

Bir bakıma haklı da idiler.Kamil pehlivanın bulunduğu yerde onlara ekmek mi vardı? Bunlar nihayet o yere üç beş kuruş sebeplenmek için gelmiş değiller mi idi?

Cazgır ilk elde Mahmut ve Kamil pehlivanlara öbür iki pehlivanı eş olarak verdi.

Mahmut'un rakibi kısa boylu ve yusyuvarlak oldukça kuvvetli ve tabii kendisinden çok daha tecrübeli bir pehlivandı.

Mahmut pehlivan bu ilk güreşinde oldukça heyecanlı görünüyordu.İkisi de birbirini ilk defa görüyorlardı.Karşılıklı olarak birbirlerinin ne kuvvet ne de pehlivanlıkları hakkında hiç bir bilgileri yoktu.

Karayakup köyü halkı güreşler başlar başlamaz kendi pehlivanları gibi bildikleri Mahmut pehlivanı hemen teşvike koyulmuşlardı.

Haydi Mahmut pehlivan..

Göster kendini..

Haydi Hasbekli..

Hasbekli Mahmut pehlivana Allah gerçekten büyük bir kuvvet ve nefes vermişti.Fakat güreş bilgisi ustalığı henüz gelişmiş değildi.Nihayet bir köy pehlivanı idi.Usta görmüş olmaktan uzaktı.Ne biliyorsa ne öğrenmiş ise hepsini köyünün dar çerçevesi içinde görmüş ve öğrenmişti.

O zamana kadar kazanmış olduğu güreşleri her hangi bir ustalık göstererek değil de hemen hemen sadece kolunun kuvvetiyle kazanmıştı.Pehlivanlıkta ise ustalığında en azından kuvvet kadar  gerektiğini biliyordu.İşte bunu bildiği ve düşündüğü için rakibinin karşısında önce müdafaaya çekilmeyi tercih etmişti.

-32-

Rakibinin karşısında öyle hiç bilmediği bir oyuna düşerek bir kaç dakika içerisinde yenik düşmekten ve Karayakup köyü halkının umutlarını kırmaktan korkuyordu.Onun güreşe böyle çekingen başlaması ise öte yandan rakibini hemen umutlandırmıştı.Zaten o da kendisini çok genç buluyordu.Hemen saldırıya geçmekte gecikmemişti.Böylece iki pehlivan arasındaki güreş çok hızlı bir biçimde başlamış oldu.

Tabii bütün bu güreşler karakucak stilinde yapılıyordu.Yağlanma filan yoktu.Karakucak veya harman güreşi denilen bu güreşler bütün Anadolu'ya yaygın bir biçimde yapılan bir güreş tarzıdır.Bu gün bile bir çok bölgelerde bu güreş yapılmaktadır.

O sıralarda yağlı güreşlerin hakim olduğu bölgeler Rumeli ve İstanbul'du.Bazen İzmir'de ve Bursa gibi İstanbul'a yakın bölgelerde yeni yeni kendisini gösteriyordu.Yağlı güreşe göre çok daha hareketli olan karakucak güreşinde pehlivanlar ayaklarına pırpıt giyerler,ama nam kazandıktan sonra kendilerine mutlaka kısbet yaptırırlar.

Nitekim Hasbekli Mahmut pehlivanda biraz daha irileştikten ve ustalaştıktan sonra kendisine manda derisinden bir kısbet yaptırmıştır.

Ben onun güreş hayatını inlemek için Hasbek köyüne gittiğim vakit o zaman çocuk yaşta olan köyün ihtiyarları bana bu kısbetten çok bahsettiler.Onların söylediklerine bakılırsa rahmetli Mahmut pehlivanın kısbeti o kadar ağırmış ki on bir on iki yaşlarındaki çocuklar bunu yerden kaldırarak taşıyamazlarmış.

Benim bildiğim ve duyduğum pehlivanlar arasında kısbeti en ağır olanı Makarnacı Hüseyin pehlivanın kısbetidir.Yüz otuz beş okka (162 kilo) çeken bu dev pehlivanın kısbeti tam yirmi yedi okka (62 kilo) imiş.Hasbekli Mahmut pehlivanın da kısbetini 12 yaşlarında bir çocuk taşıyamadığına göre bu da en az çok aynı ağırlıkta olmalı idi.

Bu kısbeti görmeyi ne kadar isterdim.Bu kısbet aynı zaman da ileride kurulacak olan Türk güreş müzesine çok yakışan bir kısbet olurdu.Fakat Mahmut pehlivanın bu gün 80 yaşlarında olan büyük oğlu Mehmet pehlivan dan öğrendiğime göre Mahmut pehlivan güreşi bıraktıktan sonra bu kıymetli kısbeti çarıkçılara satmış,onlar da bundan bir düzine çarık yapmışlar.Ama bu büyük pehlivanın kendi çarıkları hala duruyormuş ve küçük bir bebeğin içine rahatlıkla sığacağı genişlik ve büyüklükte imiş.

Beden Terbiyesi Teşkilatının bu dev çarıklara olsun henüz vakit varken sahip çıkmasını dilerim.

Hasbek'ten ayrılan ve şimdi Sarıkaya ilçesinde oturan Mahmut pehlivanın büyük oğlu Mehmet pehlivanın renkli bir hayatı var.Tam beş defa evlenmiş.Yirmi çocuğu olmuş.Ancak bunlardan onu hayatta ,Ahmet adındaki oğlu Rize'de öğretmenlik yapıyor.Asker olan Mustafa ise babasının ve dedesinin yolunda olup iyi bir pehlivan olarak tanınıyor.

Bu bilgileri sunduktan sonra biz gene Karayakup köyündeki güreşlere dönelim.

Güreşin ilk on dakikası hep böyle geçti.Hasmı sürekli olarak saldırdı,Mahmut ise sürekli olarak müdafaada kaldı.Güreşin onuncu dakikası dolduğu an da ise Kamil pehlivan güzel bir oyunla hasmını bir den yeniverdi.

Yaşa Kamil pehlivan..

Yaşa Alcılı..

Gösterdin pehlivanlığını..

Tosunu aldın gittin..

Onun ilk hasmını böyle on dakika içinde yeni vermesi,buna karşılık Hasbekli Mahmut pehlivanın hasmı karşısında bocalayıp durması ona bel bağlamış bulunan Karayakup'luların umutlarını adam akıllı sarsmış bulunuyordu.

-33-

 Şurada burada şöyle konuşmalar oluyordu.Bizim Hasbekli bu işi kıvaramayacağa benzer.

Öyle boşuna umutlanmışız.

Daha ilk hasmı karşısında bile bocalayıp duruyor.Bir de Kamil pehlivana düşse ne olurdu?

Ne olacağı ortada değil mi?Bir elde yenilir giderdi.

Çok hafif kaldı.

Bari şimdiki rakibini yenebilirse..

Çok zor..

Evet görünüş öyle..

Kamil pehlivan ortadan çekildikten sonra Mahmut pehlivana bir gayret geldi.O zamana kadar bilindiği gibi hep müdafaada kalmış,hasmını yenmeyi değil hasmına yenilmemeye bakmıştı.Bu arada hasmının kuvveti ve güreş tarzı hakkında az çok bir fikir de edinmişti.Aynı zaman da onu yenebileceğine de inanmıştı.

Aradan bir beş dakika daha ancak geçmişti ki Mahmut birden çapraza girdi,hasmını dört beş adım sürdükten sonra mükemmel  bir çangal yetiştirerek onu sırt üstü yeniverdi.

Hemen kuvvetli bir alkış yükseldi.

Yaşa Hasbekli..

Aferin Mahmut pehlivan..

Çok güzel yendin.

Aşkolsun..

Hasbekli Mahmut pehlivan kendisini candan alkışlamakta olan taraftarlarına selamlar dağıtırken cazgır da sonucu şöyle ilan etti.

Alcılı Kamil pehlivan dan sonra Hasbekli Mahmut pehlivan da hasmını yenmiştir.Başın son güreşi Kamil ve Mahmut pehlivanlar arasında yapılacaktır.

Karakucak güreşini iyi bilmeyen okuyucularım için bu güreş hakkında biraz bilgi vermeyi faydalı buluyorum.Bu güreşte daha önce  de belirtmiş olduğum gibi yağlanma yoktur.Buna karşılık iç ve dış kazık müstesna olmak üzere yağlı güreşin bütün oyunları vardır.

Bu gün bütün dünya da yapılmakta olan serbest güreşin de köprü kurmak dışındaki bütün oyunlar da gene karakucak güreşlerinde olduğu gibi bulunmaktadır.Nitekim bu yüzden son yıllarda türeyerek serbest güreş milli takımımıza giren dünya ve olimpiyat şampiyonlukları kazanan Hamit KAPLAN,Yaşar DOĞU,Ahmet ARİF,Hüseyin AKBAŞ gibi pehlivanlarımız hep karakucak'tan yetişmiş bulunmaktadırlar.

Bu vesile ile sırası gelmişken bir gerçeği daha belirtmek isterim.Bilindiği gibi gelmiş geçmiş en büyük pehlivanımız olarak bilinen Kazıkçı Kara Bekir pehlivanın aslen Sivaslı olduğu yolunda bazı söylentiler vardır.Bu söylenti bilhassa güreş yazarı merhum Sami KARAYEL'in bu yolda bir iddiayı ortaya atmış bulunmasından kaynaklanmaktadır.

Sami KARAYEL merhum pek eski arkadaşım dı onunla 60 yıl önceden tanışırız.Ona ilk güreş sertifikasını yazı işleri Müdürü olduğum Yeni Sabah gazetesinde ben yazdırmıştım.

O kazıkçı Kara Bekir'den bahseden bir yazısında onun Sivaslı olduğunu kaydetmişti.Ben ise bu büyük pehlivanın aslını araştırırken onun Deliorman'ın Akköy'ünden olduğunu öğrenmiştim.

-34-     

Konuyu bir çok defalar konuştuk.Hiç birimizin elinde iddiasını kanıtlayacak bir delil bir vesika yoktu.O bunu sadece bir söz olarak ileri sürüyordu.Ben ise Kazıkçı Kara Bekir'in ne Sivas'ta ne de Anadolu'nun herhangi bir çevresinde hiç tanımadığını buralarda bir tek güreşi bile olmadığını bütün hayatını Rumeli ve Deliorman'da geçip bir de İstanbul'da güreşleri olduğunu Anadolu güreşi olan karakucak güreşi yapmış bulunduğunun hiç duyulmadığını ileri sürerdim.

Şimdi aklıma bunu kanıtlayan yeni bir delil daha gelmiş bulunmaktadır.Bu delil de şöhrettir.Kazıkçı adı ile şöhret yapmış tek pehlivan oluşudur.Halbuki kaydetmiş olduğumuz gibi Anadolu'nun karakucak güreşinde kazık oyunu yoktur.O halde bu ünlü güreşçi çok ince bir oyun kazık oyununu nerede öğrenmişti.

Rumeli'den başka nerede öğrenebilir?

Şunu da hemen belirtmek isterim ki Sivas ve çevresinde o kadar büyük pehlivanlar yetişmiştir ki onlarında kendilerinden olmayan bir pehlivanı kendilerine mal ederek şeref kazanmaya hiç ihtiyaçları yoktur.

Nerede kalmıştık?Karayakup köyünde yapılmakta olan son güreşte değil mi?

Alcılı Kamil pehlivan pek ufak ve önemsiz gördüğü Hasbekli Mahmut pehlivanı kısa bir sürede yenebileceğinden zerre kadar kuşku duymuyordu.İlk hasmı kendisine ancak on dakika dayanmıştı.Bu pehlivan ise birinci hasmından da daha genç ve tecrübesiz görünüyordu.Onu daha da kolaylıkla yenebileceğinden zerre kadar kuşkusu yoktu.

Böylece terlemeye bile vakit kalmadan yosunu alıp gidecekti.

Mahmut pehlivan hasmının karşısında çok dikkatli bir biçimde duruyordu.İlk an da usta ve kuvvetli bir pehlivan olduğu anlaşılan hasmının bir oyununa kurban gitmek istemiyordu.

Ne var ki bu dikkati para etmedi.Ona yan yan yaklaşan Kamil pehlivan bir eli ensesinde iken öbür elinin koltuğunun altından sokup ustaca yerleştirdiği bir çangal ile bir anda Hasbekli Mahmut'un dengesini bozarak onu altına alıverdi.

Kamil pehlivanı tutanlar hemen seslerini yükselttiler.

Yaşa Kamil pehlivan..

At bir künde..

Yeniver şunu..

Hasbekli şaşırmıştı.Hasmının nasıl bir oyunla kendisini böyle bir anda altına alıvermiş bulunduğunu bir türlü anlayamamıştı.

Karayakup'lular da aynı anda umutlarını kesmiş bulunuyorlardı.Kamil pehlivan ona karşı iyice ağır basmıştı.Mahmut'u çabuk yenecekti.Görünüş böyle idi.

Hasbekli alta düşünce hemen toparlandı.Düşmüş olduğu oyun onu fena korkutmuştu.Gene bilmediği bir başka oyuna düşerek bir elde yenilivermekten korkuyordu.

Nitekim Kamil pehlivan da onu bastırdıktan sonra hemen yenmek için bir takım girişimlere geçmekte geçikmemişti.

-35-

Ne var ki hasmını ne kündeleyebiliyor ne de başka bir oyunla sırtını yere getiremiyordu.Mahmut pehlivanın zoru hasmının oyunlarını bozuyordu.Zorun oyunu bozduğu sözü boşuna söylenmiş bir söz değildi.,Kamil pehlivan doğrusu bu genç pehlivanın bu derece kuvvetli bu derece çetin olacağını hiç de ummuş değildi.İşte onu bastıralı on dakika olduğu halde onu bir türlü yenememişti.

Aynı zaman da bu işi başarmak için durmadan kuvvet harcaması kendisini biraz yormuş olduğu için biraz nefeslenmek ihtiyacı duydu.O duraklar duraklamaz da Mahmut pehlivan ayağa fırladı.Böylece iki pehlivan yeniden ayakta kapıştılar.

Bir kaç taraftarı ayağa kalkmayı başarınca kendisine seslendi:

Aferin Mahmut..

Haydi göster kendini..

Dikkatli ol!

Düşme Kamil pehlivanın oyununa!

Hasbekli Mahmut pehlivan gözünü iyice açmıştı.Bir taraftan hasmını kendisine yaklaştırmamaya çalışırken bir taraftan da uzaktan uzağa kuvvetli elenselerle onu yıpratmaya ve güreşi hızlandırmaya çalışıyordu.

Aradan bu şekilde bir çeyrek saat daha geçtikten sonra Mahmut bu hıza dayanamayan hasmının yorulmaya solumaya başladığını hissetti.Bu onda bir sevinç yarattı.Fakat ne var ki bu sevinci uzun sürmedi.

Kamil pehlivan gene ustaca bir oyunla onun kolunu kaparak arkasına dolanmış,Mahmut'da hemen kendisini yüzü koyun yere atmıştı.Böylece Kamil pehlivan onu ikinci defa olmak üzere bastırmış bulundu.

Taraftarlarının yeniden yüzü gülmüştü.

Haydi Kamil pehlivan..

Bu sefer bitir işini..

Nefes aldırma..

Oyalanmadan yen..

Alcılı'nın niyeti de bu idi.Güreş bir saate yaklaşıyordu.Bu delikanlı kendisini fazlasıyla oyalamıştı.Artık bu işe bir son vermenin zamanı gelmişti.Ancak yenici bir oyuna geçmeden önce biraz olsun nefeslenmek ihtiyacını duyuyordu.

Hasbekli durumunun parlak olmadığının farkında idi.Farkında olduğu başka bir nokta da pehlivanlıkta öğreneceği daha çok şeyler bulunduğu gerçeği idi.Bu işte kuvvetin ve köyünden üstün körü öğrenmiş bulunduğu basit oyunların gerçek bir pehlivan olmak için yeterli olmadığını bu güreş ona olduğu gibi göstermiş bulunuyordu.

Hasmının biraz nefeslenmeye çalıştığını fark eder fark etmez yerde birden dönüverdi.Kamil pehlivan ayaklarını çekmek istedi ama buna vakit bulamadı.Mahmut bir anda hasmının iki bacağını birden kapmış ve kapar kapmaz da hemen ayağa kalktığı gibi onu bir anda sırt üstü yere vurmuştu.

Bu yenişi hiç kimse hatta Hasbekli Mahmut pehlivan da beklemiyordu.

Bir anda şiddetli bir alkış kopunca ancak o zaman rakibinin gerçekten yenik düşmüş bulunduğuna inandı.


-36-

Karayakup'lular coşkun bir biçimde kendisini durmadan alkışlamakta ısrar ediyorlardı.

Yaşa Mahmut pehlivan..

Yaşa Hasbekli..

Yendi gitti be!

Aşkolsun Mahmut pehlivan..

Bu arada Kamil pehlivan da yerinden kalkmış bulunuyordu.İyiden iyiye şaşkın aynı zamanda da kızgındı:

Ben bunu saymam yenik değilim.Sırtım yere gelmedi,diyerek güreşe devam etmek içinde Hasbekliyi zorlamaya çalışıyordu.

Mahmut pehlivan buna razı olmuyordu.

Raslantıya bakın ki Hasbekli hasmını sırt üstü vurduğu yerde bir tezek kalmış olduğundan bunun izi bir damga gibi Kamil pehlivanın sırtına yapışmış bulunuyordu.

Buna rağmen onun sırtım yere gelmedi diye bar bar bağırması ve güreşe devam etmek istemesi halkı hem güldürüyor hem de kızdırıyordu.

Şuradan buradan kendisine sesleniyorlardı  da:

Yeniksin Kamil pehlivan.

Ayıp ediyorsun.

Elini sırtına götürsene.

Bırak Mahmut pehlivanın yakasını.

Cazgır al şunu.

Güreş bitmiştir.

Bu uyarılar üzerine cazgır da sonun da harekete geçerek iki pehlivanın arasına girdi.

Ayıp oluyor Kamil pehlivan?

Bırak Hasbekliyi,Yeniksin.Güreş bitmiştir.

Beriki hala direniyordu.

Bu çocuk beni nasıl yener be?

Yenemez elbet bunu hep biliyoruz.Ama sen kazaya geldin işte..

Yenik değilim?

Öyle dersin ama sırtına koca bir tezek yapışmış,farkında değilsin?Milleti daha fazla güldürme kendine..

Bu söz üzerine Alcılı Kamil pehlivan elini sırtına götürdü.Tezek kalıntıları eline bulaşınca artık her çeşit direnmenin boş olduğunu anladı.O zaman Hasbekliye döndü.

Elbette bir gün bir başka yerde seninle karşılaşırız,diye konuştu.Pehlivanlık nasıl olurmuş gösteririm sana!..

Mahmut pehlivan karşılık vermedi.

Kamil pehlivan hiddet içinde ortadan çekilirken,cazgırda güreşin resmi sonucunu ilan ediyordu.

Hasbekli Mahmut pehlivan son güreşinde Kamil pehlivanı da yenmiş ve ödül olarak ortaya konan yosunu kazanmıştır.Alkışlar son bir defa daha yükselirken halkı selamlayan Hasbekli de ortadan çekildi.

Ancak kendisi oldukça düşünceli görünüyordu.Güreşi kazanmış ama ne pahasına ..Biraz da rast gele..Tabii şans kendisine yardım etmişti.Yoksa güreşi kaybediyordu.İlk defa böyle zorlu ve usta bir hasımla kapışmış bulunuyordu.Gerçek pehlivanlığın ne olduğunu yeni yeni anlıyordu.

Güreşi seyretmeye gelmiş bir hayli Hasbekli de vardı.Mahmut kazanmış olduğu tosunu onlarla annesine gönderdi.Köyden ayrılıp yola çıkmadan öce ise baba dostu yaşlı adama veda ederken adam ona nereye gitmek niyetinde olduğunu sordu.

Mahmut:

Vakit erken olduğundan önce Sarıkaya köyüne gitmeyi düşünüyorum dedi.

-37-

Geceyi de orada geçireceğim.Kısmet olursa yarın Akdağmadeni yolu tutacağım.

Hasan ve Hüseyin pehlivanla güreşmek için mi?

Kısmet olursa öyle..

Ben onlarla geçen yıl yaptığın güreşleri seyrettim.İkisini de yenmiştin.Ne diye ayaklarına gidersin?Onlar senin ayağına gelsinler.

Giderlerken ağır konuştular.Erkeksen bizim oraya gelir,karşımıza çıkarsın dediler.

Onların lafına ne bakarsın?Çocuk musun sen?Evet geçen yıla göre daha da irileşmiş ve kuvvetlenmişsin ama bu halinle o kurtlarla baş edemezsin?

Olsun yesinler beni..

Sen onları bilmezsin,insanı sadece yenmekle bırakmaz ezmeğe de kalkarlar.

Kısmette o da varsa ne yapabilirim?

Böyle kapalı gözle kendini tehlikeye atmana delilik derler.Evet Allah için kuvvetin hırsın ve nefesin yerinde ama bunlar baş pehlivan olman için yeterli şeyler değildir.Senin de bunun farkında olman gerekir.Her şeyden önce bir baş pehlivanın mutlaka bilmesi gerekli oyunları bilmiyorsun.Kamil pehlivan karşısında bocalamanın sebebi budur.

Haklısın.Hiç bilmediğim oyunlara düştüm.

Bu halinle Akdağmadeni'ne gidecek olursan yazık olur sana.

İyi ama ne yapabilirim?

Ben seni birine yollayacağım.Ona benden selam götüreceksin.Pehlivanlığı ancak o öğretir.

Kim bu pehlivan?

Mehmetbeyli köylü Büyük Mehmet pehlivan derler adına.

Nerede bulabilirim kendisini?

Burası Yozgat' yakın bir yerdir.Mehmet pehlivan eğer güreşi bırakarak köyüne çekilmedi ise çok defa Yozgat'ta bulunur.Oraya varır sorar nerede olduğunu öğrenirsin.

Acaba beni kabul eder mi?

Neden etmesin?İyi bir insandır.Bu güne kadar çok pehlivan yetiştirmiştir.Benim de çok eski bir ahbabımdır.Kırmaz beni.

Demin güreşi bırakmış olabileceğini  söylemiştin.

Evet iki yıl kadar önce son görüştüğümüzde bana düşündüğünü söylemişti.Hani ne olsa yaşı ilerlemiş bulunuyor.

Olur ararım kendisini.

Çok daha iyi yaparsın.Şimdi senin aklın varsa Akdağmadeni'ne değil doğruca Yozgat'a gidersin.Mehmet pehlivanı bulur,ondan bir şeyler öğrenmeye çalışırsın.O senin noksanlarını hemen görür.Sana yerinde öğütler verir.Seni kısa zamanda gerçek pehlivan yapar.Bir defa pehlivan ol,ondan sonra bir değil on defa Akdağmadeni'ne gidebilirsin.

Hasbekli Mahmut pehlivan bir az düşündü ve bu öğüdün kendisi için ne kadar hayırlı olacağını hemen anladı.Baba dostuna bu öğütlerini tutacağını söyleyen Hasbekli Mahmut hemen o akşam Sarıkaya'ya geçti.Ertesi gün de Yozgat yolunu tuttu.

-38-   

Karayakup köyündeki yaşlı adamın sözlerine git gide daha çok hak veriyordu.Kendisine meslek olarak pehlivanlığı seçtiğine göre bunun bütün inceliklerini öğrenmesi gerekiyordu.Kamil pehlivan kendisine yenilmiş olmakla beraber ona noksanlıklarını göstermiş iyi bir ders vermişti.Gerçek bir ustadan ders görmedikçe hiç olmazsa bu güreşin belli başlı oyunlarını öğrenmedikçe hiç bir vakit gerçek bir pehlivan olamayacaktı.

Bunu bir defa aklına koyduktan sonra şimdi daha da rahatlamış bulunuyordu.İş Yozgat'a varmaya ve orada Mehmetbeyli Büyük Mehmet pehlivanı bulmaya kalmıştı.

Yozgat'a bir öyle vakti varmıştı.Yozgat o sıralarda bir mutasarrıflıktı.Ama gene de çok kalabalık bir yerdi.Mahmut ilk defa bu kadar büyük kalabalık bir yer görüyordu.Kendisine verilen öğüde uyarak ilk olarak pehlivan kahvesinin yerini sorup öğrendi.

Kahveye vardığı zaman koca kahvenin bomboş olduğunu şaşkınlıkla gördü.Kahvede tek kişi çok genç bir çıraktı.Atını o alarak bir yere bağladı.

Hasbekli bu genç kahveci çırağına:

Senden başka kimsecikler yok mu? diye sordu.

Çırak kısaca.

Yok karşılığını verdi. 

Burası her zaman böyle boş mu durur?

Yok be..Akşam olunca oturacak yer bulamazsın,başka zamanlar da kalabalık olur ya..

Bu gün neden kimse yok?

Anlaşılan güreşlerden haberin yok.

Ne güreşi?

Bu gün büyük güreşler var.Millet oraya gitti.

Öyle mi?güreşler nerede?

Güreş yerinde,bilmiyor musun orasını?

Bilmiyorum buraya ilk gelişimdir de..

Buraya yakındır.Bak davul zurna sesleri buraya kadar bile duyuluyor.Şuradan doğruca gidecek olursan bu yol seni oraya götürür.

Şey Mehmet pehlivanı tanır mısın?

Hangi Mehmet pehlivan?Burada bir çok Mehmet pehlivan vardır.

Mehmetbeyli Mehmet pehlivan.

Ona büyük Mehmet pehlivan derler.Onu tanımayan var mı?

Kendisini nerede bulabilirim?

Güreş yerinde dir.

Öyle ise atım burada dursun,kendisini arayayım.

Olur.

Hasbekli Mahmut pehlivan kahveden çıkarak güreş yerinin yolunu tuttu.Oraya vardığı zaman ortalığı mahşer gibi kalabalık buldu.Zorlukla kendisine bir yer bularak oturabildi.Davul zurnalar keyifli keyifli vuruyor,genç pehlivanlarda boğuşup duruyorlardı.

Yanın da oturacak bir yer bulduğu adama.

Bunlar ne pehlivanları?diye sordu.

Adam:

Baş altı pehlivanları karşılığını verdi.

Bu cevap onu oldukça şaşırtmaktan geri bırakmadı.Çünkü baş altına tutan bu pehlivanlar koca koca adamlardı.Aralarında belki yüz okka çekenler bile vardı.

-39-

Kendi kendine.

Buranın baş altı pehlivanları böyle olurlarsa baş pehlivanları kim bilir nasıldırlar?diye düşündü.

Sonra da güreşleri pehlivanların birbirlerine tatbik ettikleri oyunları dikkatle izlemeye koyuldu.Baş altı güreşleri bir buçuk saat kadar sürdükten sonra sona erdi.Cazgır sonuçları ilan ettikten sonra:

Baş pehlivanlar er meydanına..diye seslenerek baş pehlivanları ortaya çağırdı.

Hasbekli Mahmut oraya hazırlıklı gelmiş,şalvarının altına pırpıtını geçirmişti.Bir güreşe rastlayacak olsa soyunacaktı.

İşte böyle bir fırsat çıkmıştı karşısına şimdi.Ancak tereddüt için de idi.Baş altına çıkmış bulunan pehlivanların okkaları ve ustaca güreşleri onu korkutmuştu.Bunlardan çok daha yaman olmaları gereken baş pehlivanların onu çok rahat bir biçimde yenmeleri gerekiyordu.

Ama o kim olursa olsun güreşmekten yılan bir kişi değildi ki.Zaten burada onu tanıyan da yoktu.Yenilse bile nasıl bir oyunla yenildiğini öğrenecekti ki bu da kendisi için bir kar sayılırdı.O bunları düşünür dururken bir alkıştır koptu.Anlaşılan baş pehlivanlar ortaya çıkmaya başlamış olacaklardı..

Başını kaldırıp baktı.Evet ortada ayağında kısmet bulunan bir pehlivan duruyordu.Halkın alkışa tuttuğu pehlivan bu olmalı idi.Sonra bira da şaşırır gibi oldu.Bu pehlivan oldukça yaşlı görünüyordu.Saçları bile adam akıllı beyazlamıştı.Onun bu yaşta hala güreş tutmakta olması hatta başa soyunması inanılacak şey değildi.

İnanılacak şey değildi ama gerçekti işte..

Bunları aklından geçirip dururken bir taraftan da başka pehlivanların ortaya çıkmalarını bekliyordu.

Ne var ki kimsenin göründüğü yoktu.Nerede idi öbür baş pehlivanlar?

Sonra cazgırın yer yer dolaşarak gördüğü baş pehlivanlara seslenmekte olduğunu gördü.Fakat bu baş pehlivanlarında oralı oldukları soyunarak ortaya çıktıkları görülmüyordu.

Ne idi bu işin sırrı?

Bu yaşlı pehlivan bütün baş pehlivanların gözlerini böylesine korkutmuş mu idi?Cazgır sonun da meydanın ortasında durarak :Ortaya çıkacak başka bir babayiğit baş pehlivan yok mu?diye seslendi.

Ben varım.

Seslenen Hasbekli Mahmut pehlivandı.Ve nasıl olup da böyle seslenmiş bulunduğunu kendisi bile anlamış değildi.Ağzından kaçmıştı bir defa.Ama olan olmuş ok yayından çıkmıştı bir defa artık geri dönemez,tükürdüğünü yalayamazdı.

Bütün gözlerin kendisine döndüğünü kendisine bakmakta olduğunu hissederken hemen soyunmaya başladı.Cazgırda yavaş yavaş kendisine yaklaşıyordu.Herkes gibi o da bu cesareti gösteren pehlivanın genç olduğunu fark edince şaşırmaktan kendini alamadı.

Garip bir pehlivan olacaktı.Kendisini tanıyamamıştı.

Adın ne senin pehlivan? diye sordu.

-40-

Mahmut.

Nerelisin?

Hasbek Köyündenim.

Baş pehlivan mısın?

Başa soyunuyorum.

Köyünde başa soyunabilirsin ama burası Hasbek değil Yozgat'tır.

Biliyorum.

Hani pek gençsin de sana bir zarar gelmesin diye böyle konuşurum.

Merak etme.Bir şeycik olmaz bana.

Pekala sen bilirsin.

Hasbekli soyunmuş olarak ortaya çıkarken onu gören bazı seyirciler kendisi ile alaya başlamış bulunuyorlardı.

Bu çocuk da kim?

Kendini nasıl olur da baş pehlivan sanır?

Bizim ki bir elde bunu yer be..

Ne biçim pehlivan bu?

Mahmut pehlivan ortaya gelince yaşlı pehlivanı selamlayıp yanın da durdu.Cazgırda onları yan yana koyduktan sonra genç pehlivanı halka şöyle tanıttı.

Bu delikanlıya Hasbekli Mahmut pehlivan derler.

Mahmut onun hasmını da tanıtmasını bekledi.Böylece bütün Yozgat baş pehlivanlarını ürkütüp kaçıran bu pehlivanın kim olduğunu öğrenecekti.

Fakat anlaşılan kendisini herkes tanıdığı için olacak ki buna gerek duymadı.Ve iki pehlivanı davul zurnalarla beraber meydana saldı.

Yaşlı pehlivan şöyle kısa bir peşrev yaptı ve hasmını beklemeye başladı.

Hasbekli Mahmut pehlivan ise ora halkının daha çok perdah dedikleri peşrevi uzatıp duruyordu.Onun bu özelliği de bu idi.Bir çeşit ısınma hareketi olan peşrevi uzattıkça hırslanıyor adaleleri ve dolayısıyla vücudu da şişiyor ve irileşiyordu.

Onun bu işi uzatması seyircilerin sabırsızlığını uyandırmış olmalı ki şuradan buradan sesler yükselmekte gecikmedi.

Perdahı amma uzattın be..

Yetti artık..

Güreşe mi çıktın perdah yapmaya mı?

Haydi yeter artık.

Hasbekli Mahmut pehlivan bu sesleri duyuyor ama oralı bile olmuyordu.Sonun da işini tamamlayarak kendisini beklemekte olan hasmına doğru yürüdü.Millet de rahat bir nefes aldı.

İki pehlivan karşı karşıya gelerek ense bağladıkları vakit bazı seyirciler genç pehlivanın perdah dan sonra iyiden iyiye irileşmiş bulunduğunu fart ettiler.Oraya ilk çıktığı zaman hasmının yanında pek ufak görünürken şimdi hemen hemen aynı cüsse de görünüyorlardı.

Güreş yaşlı pehlivanın hafif elenseleri ile bir kaç dakika sürdü.Ondan sonra da kimsenin beklemediği aklının ucundan bile geçirmediği şey oldu.

Hasbekli Mahmut pehlivan hasmının kendisine zerre kadar önem vermekte olduğunu pek güzel fark etmiş bulunuyordu.Üstelik gayet de ağır davranıyordu.

Bunu görünce birden bire çok defa uyguladığı ve her zaman da başarılı olduğu bir oyunu bu yaşlı pehlivan üzerinde de denemeye karar verdi.

-41-

Hemen harekete geçerek hasmının alnına elini koyarak şiddetle itti.Şaşırır gibi olan hasmı bu darbenin tesiri ile arkaya doğru sendelerken Hasbekli hemen çapraza girdi.Onu göğsünden sıkı bir biçimde kavrarken aynı anda çangalı yetiştirdiği gibi onu sırt üstü yere düşürü verdi.Kendisi de onun üstüne yüzü koyun düştü.

Yaşlı pehlivan apaçık bir biçimde yenilmiş bulunuyordu.Davul zurnalar bir anda kesilirken seyirciler tarafından büyük bir gürültü koptu.Herkes yerinden fırlamış bağırıp çağırıyordu.Mahmut pehlivanı göstermiş olduğu bu başarıdan dolayı alkışlayan takdir eden filan yoktu.Herkes birlik olmuş yenilen yaşlı pehlivanı azarlayıp duruyordu.

Ne yaptın be Mehmet pehlivan?

Rezil oldun.

Hem kendini rezil ettin,hem de Yozgat pehlivanlığını rezil ettin.

Gencecik çocuğa yenildin be..

Güreş senden geçmiş..Bırak bu işi artık.

Kocamışsın da farkında değilsin Mehmet pehlivan..

Hakarete varan bu seslenişler arasında yaşlı pehlivan da ayağa kalkmıştı.Büyük bir hiddet içinde titremekte olduğu belli oluyordu.Hasbekli seslenişlerden onun adının Mehmet olduğunu anlamıştı,ama acaba hangi Mehmet pehlivandı?Bu adı taşıyan o kadar çok pehlivan vardı ki,Anadolu'da..

Yaşlı pehlivan aynı hiddet içinde Hasbekli'ye yaklaşarak onun sağ elini tutarak sordu.

Senin adın ne idi delikanlı?

Hasbekli Mahmut.

Yaşlı pehlivan bunun üzerine onun elini havaya kaldırdı ve kendisini hala protesto eden küçümseyen seyircilere dönerek yüksek bir sesle şu sözleri söyledi.

Kırk yıldır burada sizleri hep yener, ananızı ağlatırım.Gayri benden güreş geçmişti.Şu anda bunu anladım ve güreşi bırakıyorum.Bundan sonra da Hasbekli Mahmut adını taşıyan bu genç sizleri yenecek ananızı o ağlatacak.

Bu sözler halkı kızdırdığından bu sefer yuh sesleri yükseldi.O da bu sesler arasında ortadan çekildi.

Şimdi yapacak tek iş kalmıştı.Güreşin resmi sonucunu ilan etmek.Cazgır bu işi şu sözleri söyleyerek yaptı.

Hasbekli Mahmut pehlivan galip gelmiş ve baş ödülü kazanmıştır.

Gene de kendisini tek bir Allah'ın kulu alkışlamak gereğini duymadı.

Cazgır ona iki kırmızı lira olan baş ödülü verirken şu sözleri söylemekten kendisini alamadı.

Sakın kendini gerçek bir baş pehlivan gibi görmeye kalkışma.Baş pehlivan olman için daha seksen fırın ekmek yemen gerekir.İhtiyarın en kötü günün de buldun da yendin.Şimdi şu parayı al doğruca köyüne dön.Tabii aklın eğer varsa..Ve sakın burada baş pehlivan güreşlerine bir daha soyunma.Öbür pehlivanlar canını çıkarırlar senin.

Mahmut bu sözlere karşılık vermedi.Rüyasında bile göremeyeceği bir şey gerçekleşmiş,Yozgat gibi bir yerde ne biçimde olursa olsun baş ödülü kurtarmış,kırmızı altınları cebine indirmişti.

Daha başka ne isterdi?

-42-

Durup dururken cazgırla neden tartışsındı?Güreş ancak beş dakika ya sürmüş,ya sürmemişti.Bu kadar kısa bir zamanda bir insan terleyemezdi bile,Hasbekli de terlemiş yorulmuş filan değildi.Şimdi onu düşündüren tek şey şu Mehmetbeyli Büyük Mehmet pehlivanı bulmaktan ibaretti.Kahveci çırağı onun da güreş yerinde olacağını söylemişti.Şu halde onu ve güreşini de görmüş olacaktı.

Bu durumda kendisini beğenmiş ise ona daha zevkli bir şekilde pehlivanlığın o sihirli oyunlarını gösterecek demekti.Bunu ummakta elbet haklı idi.

Soyunduğu yere vararak çabucak giyindi.Güreş yerinde hemen hemen kimsecikler kalmamıştı.Giyindikten sonra ise yeniden kahvenin yolunu tuttu.Büyük Mehmet pehlivanı şimdi orada bulacağını umuyordu.

Kahveye varınca orasını kalabalık buldu.Hava sıcak olduğundan halk kahvenin önündeki peyke ve sandalyeleri doldurmuş bulunuyordu.Tabii onu görüp hemen tanıdılar.Ancak o yaşlı pehlivanın meydan dan çekilirken söylemiş olduğu son sözlerden dolayı olacak kendisine hiç kimse yüz vermedi.

Buna önem vermeyen Hasbekli genç kahveci çırağını görünce ona yaklaştı.

Büyük Mehmet pehlivan geldi mi?

Çırak kendisini tanımıştı.

Geldi..

Nerede?

İçeride oturuyor.

Bana onu gösterir misin?Hani kendisini tanımıyorum da..

İçeride kahve ocağının tam karşısında tek başına oturuyor.İşte bak sırtı bize dönük olan adam.

Sağol..

İşte sonunda aradığını bulabilmişti.En çok merak ettiği noktalardan biride onun çıkarmış olduğu güreş için ne düşünmekte olduğu idi.

Kahveye girdi ve herkes ten uzak bir köşede herkese küskün gibi tek başına oturmakta olan adamın karşısına dikilerek terbiyeli bir tavırla selam verdi.

Selamün aleyküm usta..

Bu söz üzerine beriki derin bir uykudan uyanır gibi başını kaldırarak selama karşılık verdi.Sonra ikisi de adeta donup kaldılar.Daha çok şaşıran Hasbekli Mahmut pehlivandı,Çünkü karşısındaki adam az önce güreş alanında yenmiş bulunduğu o yaşlı pehlivan dan başkası değildi.

Beriki ise ona;Beni yendin ya daha ne istiyor? der gibi bakıyordu.Arkasından derin bir üzüntünün apaçık bir biçimde okunduğu gözlerini ondan ayırmayarak:

Bir şey mi istedin evlat?diye sordu.

Hasbekli kendisini toparlamıştı.

Kusura bakma usta,diye konuştu.Ben senin kim olduğunu bilemediğim için karşısına çıkmak cesaretini gösterdim.Mehmetbeyli Büyük Mehmet pehlivan olduğunu bilseydim,bunu yapmazdım.

-43-

Neden yapmayacakmışsın?Er meydanı herkese açıktır.Ortaya çıkmak ve beni yenmekle çok iyi ettin.Pehlivanlığın gayri benden geçmiş bulunduğunu ben çoktan fark etmiştim ama baş pehlivanları iyice yıldırmıştım bir defa.Sen de gördün.Senden başka kimse karşıma çıkmak cesaretini gösteremedi.Ben nice zaman dır güreşi bırakmak için birisinin çıkıp beni yenmesini bekliyordum.Bu pehlivan sen oldun.Öyle ne ayakta dikilip duruyorsun? otur hele.

Hasbekli onun karşısına oturunca beriki devam etti.

Maşallah genç olduğun halde hem çok kuvvetli hem de çok atiksin.İnşallah meydan da söylediğim sözler bir gün gerçek olur.

O sözleri söylediğin için çok çok sağol olasın usta,gerçekte benim buraya gelmem sadece seni bulmak içindi.

Meydan mı okuyacaktın?

Estağfurullah maksadım sadece senden pehlivanlık ve oyun öğrenmekti.Seni çok yakından tanıyan bir baba dostum bana bu öğüdü vermişti.

Kim?

Mahmut pehlivan Karayakup köylü baba dostunun adını verince Mehmet pehlivan hemen tanıdı.

Hala bu kararda mısın?

Elbette..Babam da pehlivandı ama erken öldü.Biz bir köyde ne kadar yetişebildikse ancak o kadar yetiştik.Çok noksanım olduğunu biliyorum.Bu noksanlarımı da  ancak sen giderebilirsin

Büyük Mehmet pehlivan biraz düşündükten sonra kararını verdi.

Peki Mahmut pehlivan.elimden geleni yaparım.Ancak pehlivan olup olmaman bana değil sana bağlıdır.Bunu aklından çıkarma.

Biliyorum usta.Ricamı kabul ettiğin için Allah senden razı olsun.

Şimdi buradan çıkacak doğruca Mehmetbeyli köyüne benim köyüme gideceğiz.Orada bir iki hafta benim misafirim olacaksın.Seninle her gün idman yapacağız.Sana gereken oyunları birer birer göstereceğim.

Çok teşekkür ederim.

Hayvanın var mı?

Atım var.

Hani köy biraz uzakçadır da.Benim hayvanım var.Hemen yola çıkabiliriz.

Baş üstüne..

Buradakiler,söylediğim o sözler yüzünden bana küstüler.Bak kimse yanıma gelmiyor.Az çok hakları da yok değil.Kızgınlıkla ağzımdan ağır sözler çıktı.Öyle konuşmamalı idim.Ama olan oldu bir kere.Yoksa Yozgat en iyi pehlivanların harman olduğu bir yerdir.

Sen de Yozgat'lı sayılmaz mısın?

Öyle ben de sen de Yozgat'lı sayılırız elbet..Haydi kalkalım.

Beraberce kalkarak kahveden çıktılar ve hayvanlarına atladıkları gibi Mehmetbeyli köyünün yolunu tuttular.

Kahvedeki müşteriler onların arkalarından şaşkın şaşkın bakıyorlardı.İki pehlivan arasında kurulan bu ani dostluğa bir mana veremiyorlardı.Bu işte bir sır vardı ama ne idi?

Sonunda büyük Mehmet pehlivanın bu delikanlıyı eskiden tanıdığına ve ona mahsustan yenilmiş bulunduğuna karar verdiler.

-44-

Hasbekli Mahmut pehlivan ertesi günden başlayarak Büyük Mehmet pehlivandan pehlivanlık dersleri almaya başladı.Onun üstün kuvvetini sezen gösterdiği oyunları şaşılacak bir çabuklukla kavradığını ve kusursuzca tatbik ettiğini gören büyük Mehmet pehlivan yeni çırağından son derece memnun bulunuyordu.Aynı zamanda evinde misafir ettiği Mahmut pehlivanın yüksek terbiyesine de hayran kalmıştı.

Büyük Mehmet pehlivanın o zamana kadar bir çok çırağı olmuş,çok pehlivan yetiştirmişti.Ne var ki bunların hiç birini Mahmut pehlivanı sevdiği kadar sevmemişti.Ona karşı başka türlü bir yakınlık duyuyordu.

Böylece günler günleri kovaladı ve büyük Mehmet pehlivan Hasbekli Mahmut'a öğretebileceği ve gösterebileceği her oyunu öğretip gösterdi.

Artık Hasbekli Mahmut pehlivan kendisini bambaşka hissediyordu.Güreşin sadece kuvvete zora ve nefese dayanmadığını iyice anlamıştı.Ustalığın oyunları bilmenin de bir pehlivana kuvvet kadar gerektiğini anlamıştı.O anda pehlivanlığının iki kat artmış bulunduğunu anlıyordu.

O gün çetin bir idman yapmışlardı.İdmandan sonra ise büyük Mehmet pehlivan iyiden iyiye yorgun düşmüştü.Büyük bir çevre ile terini silerken:

Gayri sana öğretecek şeyim kalmadı Mahmut,dedi.Hangi oyunu gösterdimse hemen kaptın.Artık her yerde rahat rahat karşına çıkacak baş pehlivanlarla baş edebilirsin.

Sağol usta..

Aklıma ne geliyor bilir misin?

Ne geliyor?

Yozgat'da kızıp da halka söylediğim sözler,beni yendikten sonra artık onları bundan sonra kırk yıl senin yeneceğini analarını senin ağlatacağını söylemiştim ya?

Evet..

Ben bu sözleri sadece kızgınlıkla söylemiştim.Şimdi ise bu sözlerimin gerçek çıkacağını düşünüyorum.

Sağol ama bu dediğin inanılacak gibi değil.Kim bilir benden üstün ne pehlivanlar vardır.

Elbet böyle biri çıkabilir ama ben şimdilik böyle birini tanımıyorum.

Sonra birden ciddileşti.

Ama sakın olaki pehlivanlığına kuvvetine öyle fazla güveneyim deme? Sağlam bir vücut üstün kuvvet Allah'ın bir kuluna en büyük hediyesi armağanıdır.Ancak insanoğlunun  emaneti iyi koruması ona iyi bakması şarttır.Kuvvetine güvenerek kendine bakmadın mı işi işrete kötü kadınlarla yatıp kalkmaya kumar oynamaya gerektiği kadar uyumamaya idmanlarını ihmal etmeye dökecek olursan şunu iyi bil ki pehlivanlığın kısa sürer.Günün birinde biter Kırşehir'in Hacıbektaş denilen kasabasında güreşe çok meraklı bir dervişler piri vardır.Biz ona Çelebi deriz.Ben onun önünde çok güreşler yaptım.Sunni olsun alevi olsun herkesin ona saygısı büyüktür.Onu bir sözü vardır.Er kişinin eline,beline ve diline hakim olması gerektiğini söyler.Çok doğru bir sözdür bu.Bu sözü sen de kendine rehber edin ve dışına çıkma.Bu söz seni selamete götürür.

-45-

Olur usta bu öğütleri hiç bir zaman unutmayacağım.

Şimdi söyle bakalım buradan önce nereye gitmeye kararlısın?Doğruca Akdağmadeni'ne mi?

Hayır usta niyetim önce Yozgat'a uğramak orada bir defa daha güreş tutmaktır.

Öyle mi?Neden verdin bu kararı?

Seni yalancı çıkarmamağa çalışacağım.Oradan beraberce ayrılırken herkesin ban dudak büktüğünü gördüm.Beni çocuk gibi görürler pehlivandan saymazlar onlara yenildiklerini göstermek isterim.

Seni anlıyorum.Şimdi Yozgat'ta herkes benim sana burada pehlivanlık dersi verdiğimi de çoktan öğrenmiştir.Evet oraya gitmeni ve seni hiçe sayanlara nasıl bir pehlivan olduğunu göstermeni ben de isterim fakat..

Fakat ne usta?

Şimdi oranın pehlivanları bana kızgın oldukları gibi bana çıraklık yaptığın için   sana da diş bilemektedirler.Elbet ben de güreşlerini seyretmek için orada olacağım.Bu pehlivanlar benim gözümün önünde seni rezil edercesine yenmek için ellerinden geleni yapacaklardır.

Beni yenemezler demiyorum.Elbet yenebilirler.Yenilirim ama rezil olarak değil pehlivanca yenilirim.Buna inan.

Sana elbet inanırım.Ancak bu pehlivanlar sendeki kuvveti sezecek olurlarsa aralarında hemen birleşirler.O zaman onlarla nasıl baş edebilirsin?

Bu çok ayıp bir şey olur ve erkekliğe sığmaz.Ama onlar bu yola sapmasalar bile yılacak değilim.Elbette halk da işi fark edecek ve benim tarafımı tutacağı gibi Allah'da bana yardım edecektir.

Bu sözlerini beğendim,yalnız bana bir söz vereceksin.

Emret usta.

İnşallah böyle bir şey olmaz ama biz en kötü ihtimali göz önüne alalım.Öbür pehlivanlar birlik olur da seni ezmek isteyecek olularsa ve sen de zorlanırsan ben ortaya çıkacak ve seni hasmının elinden alacağım.Sen hiç ses çıkarmadan güreşten çekilmeye razı olacaksın.Tamam mı?

Buna neden gerek görüyorsun usta?Zor duruma düştüm mü ezilmekte olduğumu anlayınca hemen kendim pes ederek güreşi bırakamam mı?

Hayır,ezilmekte olduğunu kolay kolay anlayamazsın.Çok inatçı olman da ezilmeni kolaylaştırır.Her pehlivan güreş sırasında ezilmekte olduğunu anlayacak olsa dünyada hiç bir pehlivan ezilmezdi.Pehlivan çok defa farkında bile olmadan ezilir gider.Onun için senin bu isteğini peşin olarak kabul etmeni istiyorum,nasıl anlaştık mı?

Anlaştık.

Öyle ise mesele kalmadı.Öğrendiğime göre öbür gün Yozgat'ta büyük güreşler olacakmış.Biz de yarın  Yozgat'a geçer bir gecede orada kalır.Öbür günde dinlenmiş olarak güreşe katılırız.

Olur usta.

Bir gün de oradakilerle laf atarız.Sana kızmalarına hiç hakları yok.Bana ise var.Onlara o sözleri söylememeli idim.Bunca yıldır beni başlarına taç etmişler, beni hep desteklemişler hep alkışlamışlardır.

-46-

Halbuki halkın bir pehlivanı alkışlaması ,övmesi kadar yermesi de hakkıdır.Ama sen beni yenip de halk aleyhimde homurdanmaya atıp tutmaya başlayınca kendime hakim olamadım işte..Şimdi orada kaldığımız günler içinde gönüllerini almaya çalışacağım.

Orasını sen bilirsin.

Usta ile çırak ertesi günü erkenden Mehmetbeyli köyünden ayrılarak Yozgat'ın yolunu tuttular.Yozgat'a varınca da  soluğu pehlivan kahvesinde aldılar.

Kahvede on kişi kadar vardı.Bunların ancak yarısı büyük Mehmet pehlivanın içeri girerken verdiği selama karşılık verdiler.Öbürleri onları görmezlikten gelerek vermiş oldukları selama karşılık vermeden başlarını öte tarafa çevirdiler.

Böylece büyük Mehmet pehlivana karşı duydukları kızgınlığın sürmekte olduğu ortaya çıkmış oldu.Mehmet pehlivan onların gönüllerini almak için şöyle konuştu.

Ever er meydanında böyle tanımadık genç bir pehlivana bir elde yenik düşünce çok bozuldum.Ağzımdan sizi incitecek bazı sözler çıktı.Sonradan buna çok üzüldüm.İşte hepinizden açık bir biçimde özür diliyorum.Ama İslamiyette bir usul bir kaide vardır.Bir müslüman başka müslümanların yanına varınca veya yolda bir müslümanla karşılaşınca ona Allah'ın selamını vermek zorundadır.Bu peygamberimizin sünnetidir.Fakat verilen bir selamı alarak buna karşılığını vermek ise farz,yani Allah'ın emridir.Selamün aleyküm ağalar..

Bu sefer kahvede bulunan herkes bir ağızdan karşılık verdi.

Aleyküm selam..

Bu yaşlanmış pehlivan eskisini bir densizlik anında ağzından kaçırdığı şimdi de geri aldığı sözlerden dolayı bağışladınız değilmi?

Evet bağışladık.

Zaten bende bu genç Hasbekli de hep Yozgat'lı değilmiyiz?

Doğru heğ Yozgat'lı sayılırız.

O zaman herkesten yaşlı beyaz sakallı biri onu yanına çağırdı.

Gel şöyle yanıma otur Mehmet pehlivan.

Büyük Mehmet pehlivan onun yanına otururken Hasbekli Mahmut da bir köşeye ilişti.

Şimdi sıra Mehmet pehlivanı sorguya çekmeye gelmişti.

Seni hatalayan şu Hasbekli delikanlıyı kendine çırak edinmişsin diye duyduk doğrumu?

Bende çırak edinecek takat kaldımı ki? Bu güne kadar belki yüz tane çırak yetiştirdim.Hangisi yanımda var?

Mahmut pehlivana sabahtan akşama kadar güreş gösterirmişsin.

Maşallah her şeyi öğrenmişsiniz.Evet biraz idman yaptık.Onu yenerek intikamımı almak istedim ama olmadı.Yenemedim.Böylece güreşinden benden geçmiş bulunduğunu bir defa daha anladım.

Çırağınla baş edemedin ha?

Baş edemedim.Ona çırağım demek de doğru olmaz.Onu yetiştiren ben değilim ki çırağım sayılsın.O buraya geldiği zaman beni yenmekle zaten pehlivanlığını göstermişti.

Şimdi yarın ki güreşlere de katılacak mı?

Ben pek taraftar değilim ama o herhalde katılmak kararında.

-47-

Katılsın da gerçek pehlivanlık derecesini görüp anlayalım.Yenerler öbür pehlivanlar sanıyorum.Ne var ki gözü pek bir pehlivan,güreşten kaçmıyor.

Göreceğiz derecesini..

Hasbekli Mahmut pehlivan o geceyi Mehmet pehlivanla birlikte büyük hanın güzel bir odasında geçirdi.Rahat bir uyku çekti.Ertesi sabah uyandığı vakit Mehmet pehlivanın erken kalkıp gitmiş olduğunu gördü.

Çabucak yıkanıp aşağıya indiği vakit ise ustasını kahvaltı sofrasında kendisini bekler buldu.Kahvaltılarını yaparlarken Mehmet pehlivan ona tutması muhtemel olan pehlivanların özellikleri hakkında gerekli bilgileri verdi.

Son olarak da şu sözleri söyledi.

Şimdi ben gidiyorum..

Sen en iyisi öğleye kadar dinlenmekte devam et.Karşına çok çetin rakipler çıkabilir.Ortaya ne kadar dinlenmiş olarak çıkacak olursan senin için o kadar iyi olur.Rakiplerinle o kadar diri halde mücadele edersin.Öğle olunca gelirsin.

Hasbekli Mahmut pehlivan bu öğüde uydu ve tam öğle vakti büyük bir kalabalık tarafından çevrilmiş bulunan güreş meydanına gelerek bir köşeye oturdu.

Ortada genç pehlivanlar boğuşup duruyorlardı.Etrafına şöyle bir göz gezdirdi ve Mehmet pehlivanın hakem heyetenin arasında oturmakta olduğunu gördü.

Güreşten çekilen fakat ondan kopamayan her pehlivan gibi o da bir pehlivanın güreş alanında ki son yeri olan hakem heyetinde ilk defa yerini almış bulunuyordu.

Onu orada görmek kendisini rahatlatmıştı.Güreşler güreşleri kovaladı sonun da cazgır..

Baş pehlivanlar soyunup ortaya gelsinler diye seslenerek baş pehlivanları çağırdı.Böylece sıra son güreşlere geldi.Daha cazgırın baş pehlivanları soyunarak ortaya çağırması ile beraber ortalığı hemen heyecanlı bir hava da sarı vermişti.

Derken soyunan baş pehlivanlar teker teker ortaya çıkmaya başladılar.Bunlar göründükçe halk da onları candan alkışlamaya ve başarı dileğinde bulunmaya koyuldu.

Hasbekli ortaya en son olarak çıkmıştı.Halk pek tabii olarak kendisi ile ilgilenmişti ama alkışlayan veya başarı dileğinde bulunan çıkmamıştı.Buna karşılık şöyle konuşmalar oluyordu.

Büyük Mehmet pehlivanı yenen Hasbekli Mahmut pehlivan da çıktı.

Çıksın bakalım..Bizimkiler onu rahatça ortadan çıkarırlar.

Elbette çıkarırlar..Zaten Mehmet pehlivanın da dalgınlığından faydalanıp yendi.Mehmet pehlivan dan güreş çoktan geçmişti.Yerini de ancak bu gün bulmuştur.

Hasbekli ile beraber ortaya çıkan pehlivanların sayısı beşi bulmuştu.O son olarak öbür pehlivanların yanına vardığında usulen diğerlerine selam vermişti ama selamını hiç bir pehlivan almadı.

Tabii bu iyi bir işaret değildi.Zaten öbür pehlivanların bakışlarını da beğenmemişti.

Ama ne yapabilirdi?

Hiç bir şey,  ister istemez kader ve kısmetine razı olacaktı.

-48- 

Cazgır önce ortaya çıkmış bulunan beş pehlivandan birini ayırdı.Sonra da dört pehlivanı ikişer ikişer eşlendirdi.Hasbekli Mahmut pehlivana Sorgunlu Derviş pehlivanı verdi.Bu pehlivan kendisinden en azından on okka kadar fazla beş yaş kadar büyük sert bir pehlivandı.

Onu tanıyanlar hükümlerini verdiler.

Cazgır Hasbekliye sert bir pehlivan verdi.

Evet haklı konuştun.

Derviş pehlivan onu rahatça yener.

Öyle,Sorgunlu çok iyi bir pehlivandır.

Üstelik biraz serttir de.

Allah Mahmut pehlivana kuvvet versin.

Hasbekli Mahmut pehlivan ise başka bir şey düşünüyordu.Nasıl perdah yapacaktı? Uzunca bir süre perdah yapmadan çırpınıp vücudunu iyice kızdırmadan istediği gibi hırslanamıyordu.

Ya rakibi ve halk bunu anlayamazlarsa? Ne yapardı o zaman?

Bunları düşünmeye bile vakit bulamadan cazgır pehlivanları halka tanıtmış ve haydi pehlivanlar diyerek pehlivanları ortaya salmıştı.

Pehlivanlar kapışmadan önce perdah yani peşrev yapmaya koyuldular.Öbür çift bunu kısa kesmiş ve hemen güreşlerine başlamıştı.Buna karşılık Mahmut oralı olmadan çırpınmakta devam ediyordu.

Az sonra Derviş pehlivan da peşrevini tamamlayarak rakibini beklemeye başladı.Rakibinin hala oralı olmadığını gören bazı seyircilerinde sabırları taşmakta gecikmedi.

Haydi be Mahmut pehlivan..

Ne uzatır durursun perdah işini?

Bir saat oldu be.

Mehmet pehlivan sana bu işi nasıl yapacağını öğretmedi mi ki?

Çok mu korkuttu seni Derviş pehlivan?

Daha bekleme Derviş pehlivan gir sen güreşe.

Derviş pehlivan da öyle yaptı.Fazla beklemeye gerek görmeden güreşe girdi.Böylece bu güreş de metazori olarak başladı.

Hasbekli perdahını istediği gibi tamamlayamadan güreşine başlamak zorunda kalmıştı.Ancak halkın sabırsızlığı karşısında başkaca yapacak hiç bir şey yoktu.Güreşin başlaması ile beraber hemen saldırıya geçen rakibi karşısında kendini korumaya çalışırken bu şekilde de perdahını sürdürmeye ısınıp hırslanmaya bakmaya gayret ediyordu.

Güreş bu şekilse sürüp giderken Derviş pehlivan bir ara arkasına dolanıp onu bastırınca dört bir taraftan alkışlar yükseldi.

Yaşa Derviş pehlivan..

Yaşa arslan..

Haydi kündele..

Vur teneşirliğini yere..

Onunda niyeti bu olmalı idi ki hemen künde aramaya başlamıştı.Bu sırada baş hakemde yanında oturmakta olan Büyük Mehmet pehlivana döndü.

Senin pehlivan gidiyor Mehmet pehlivan.

Beriki oralı olmadı.

Buna üzüleceksen üzülmene gerek yok..

Hasbekli kolay kündelenmez..

Ben durumunu iyi görmüyorum.

Daha yeni yeni güreşe ısınıyor.Benimle yaptığı güreşte de öyle olmadı mı?

-49-

Perdahını ne kadar uzatmıştı hatırlamazmısın?Derviş ise ona bu izni vermedi.Bu kadar uzun perdaha ne hasmının ne de halkın tahammülü yoktur.

Onlarda haklı,Mahmut'a söyleyeceğim.Bu işe bir çare bulmak gerekir.

İşte Derviş kündeyi doldurdu bile..

Görüyorum..

Derviş pehlivanın kündeyi gerçekten doldurmuş olduğunu herkes görmüştü.Taraftarları o zaman seslerini yeniden yükselttiler.

Haydi Derviş pehlivan..

Aşır kündeyi..

Vur sırtını yere..

Haydi arslan..

Derviş pehlivan son hamleyi yapmak üzere nefeslenmek için bir an duraladığı zaman Hasbekli Mahmut pehlivanın kendisini birden öne attığı ve kündeden kurtulduğu görüldü.

Derviş pehlivan onu yeniden yakalamak istedi ama başaramadı.Mahmut pehlivan çoktan ayağa kalkarak dönmüş ve hasmının göğsüne dayanmıştı.

Onun gerçekten bu ustaca kündeden kurtuluşunu ve ayağa kalkışını kimse alkışlamadı.Ama bunu takdir edenler oldu.Baş hakem bile Mehmet pehlivana dönerek şu sözleri söylemekten kendisini alamadı.

Senin çırak Allah için kündeden iyi sıyrıldı.

Beriki başını salladı.

Evet iyi sıyrıldı.Ancak ona çırağın demekle haksızlık ediyorsun.O buraya geldiği zaman zaten çok iyi pehlivandı.Ben nasıl yendiğini hatırlamıyormusun?

Rast geldi seni kazalaması.

Öyle deme,hakkıyla yendi.Nitekim bu günde hasımlarını yenerek birinci olacaktır.

İbrahim pehlivanı da mı yenecek?

Bundan hiç kuşkun olmasın.Allah ona başka bir kuvvet vermiş.Şu pençelerine bakın bir defa.Arslan pençelerinden farksız.

Fakat şimdiye kadar hep zebun güreşti.Yerden de ancak yeni kalkabildi.

Perdahını yeni tamamladı sayılır.Güreşe şimdi başlıyor.

Görelim bakalım.

Eğer bu sözleri Mehmet pehlivandan başkası söylemiş olsaydı,baş hakem buna elbette inanmayacaktı.Ama o söylediğine göre kuşkuya düşmekten kendini alamamıştı.

Bu sözlerin gerçek olup olmadığı ancak güreşlerin sonunda belli olacaktı.Bunun içinde beklemekten başka çare yoktu.

Derviş pehlivan hasmını elinden kaçırdıktan sonra hiç vakit geçirmeden göğüs çaprazına girdi.Mahmut'da hamle ederek birden onun beline sarıldı.İki pehlivan bu şekilde ayakta bir dakika kadar birbirini zorladıktan sonra Hasbekli pehlivanının bir anda onu yerden keserek omuzlarına kadar kaldırdığı sonrada beraberce yere düştükleri görüldü.Ne var ki Derviş pehlivan yere sırt üstü,Mahmut pehlivansa onun üstüne yüzü koyun düşmüş bulunuyordu.

Davul zurnalar kesilirken hasmını bırakarak ayağa kalkan Hasbekli Mahmut pehlivan galibiyet temennasını çakmıştı.

Bu çok açık yenişi gören halk adeta şok geçirmişti.Kimse böyle bir şey beklemiyordu.Hasbekliye gene alkış çıkmadı.Buna karşılık yenilen pehlivanı yeren sesler aksetti.

Ne oldu Derviş pehlivan?

-50-

Bu ne dikkatsizlik?

Tek oyunla gittin be!..

Böyle mi güreşecektin Derviş pehlivan?

Derviş pehlivanda şimdi ayağa kalkmış dört tarafına şaşkın şaşkın bakınıp duruyordu.Bu ummadığı yeniliş onu tam anlamı ile şaşkına çevirmişti.

Cazgır tam Mahmut pehlivanın galibiyetini ilan etmeye hazırlanıyordu ki güreşin favorisi kabul edilen İbrahim pehlivanın rakibinin de pes ettiği görüldü.Ve seyirciler onu candan alkışlamaya koyuldular.

Yaşa İbrahim pehlivan..

Yaşa arslan..

Var mı senin benzerin?

Bu meydanlar senin.

İbrahim pehlivan yüz okkayı aşan cüssesi ve mağrur bir eda ile halkın selamlarına karşılık verirken zerre kadar bir yorgunluk alameti göstermiyordu.Sanki yarım saatten fazla güreş yapmamış da sadece seyrana çıkmıştı.

Bu durum karşısında cazgır iki güreşin sonucunu aynı vakitte ilan etti.

Hasbekli Mahmut pehlivan Derviş pehlivanı yenmiş,İbrahim pehlivan da hasmı pes ettiğinden galip gelmiştir.Hasmını ilk yenen Mahmut pehlivan olduğundan şimdi eşi çıkmadığından beklemekte olan seyfullah pehlivanla tutacaktır.Bu güreşi kazanan pehlivan son güreşini İbrahim pehlivanla yapacaktır.

Seyfullah pehlivan ortaya..

Seyfullah pehlivan halkın alkışları ve başarı dilekleri arasında meydana doğru yürürken cazgır Hasbekliye döndü.

Nasıl yorgun musun?

Bir kaç dakika dinlenmek istermisin?

Hayır yorgun falan değilim,hemen tutmaya hazırım.

Bu seferde perdahı öyle uzatacakmısın?

Yok perdahım atamamdır.İlk güreşim boyunca tamamladım.

Peki öyle ise.

İbrahim pehlivan çekilince cazgır kısa bir tanıtma yaparak Mahmut ile Seyfullah pehlivanları meydana saldı.Onlar da kısa bir peşrevden sonra hemen kapıştılar.

Seyfullah pehlivan,Derviş pehlivana göre bir iki gömlek fazla bir pehlivan sayılıyordu.O da yüz okkadan biraz fazla bir pehlivandı.Buna karşılık boyu Mahmut pehlivandan epeyce daha uzun görünüyordu.Bu yüzden de halk ona Selvi lakabını takmış bulunuyordu.

Güreş hemen sertleşmek istidadını gösterdi.Seyfullah pehlivan kollarının da uzunluğundan faydalanarak hasmına sert elenseler çekiyor ve bu sert elenseleri gene uzun bacakları ile vurduğu tırpanlarla tamamlıyordu.

Hasbekli Mahmut pehlivan ise bu durumda müdafaaya çekilmeyi daha uygun bulmuştu.Hasmının kuvvet ve ustalık derecesini ancak bu şekilde öğrenebilirdi.

Güreş başlayınca baş hakem gene Mehmet pehlivana döndü.

Senin Hasbeklinin pehlivanlık derecesi bu güreş sonunda belli olur dedi.

Seyfullah,Derviş'ten fazla pehlivan dır ama o da Mahmut'a fazla dayanamaz.

Ammada yaptın.

Hep göreceğiz.

Hasbekli Derviş'i ancak bir saate yakın bir zaman güreştikten sonra yenebildi.Halbuki Derviş pehlivan hiç bir zaman Seyfullah'a bir çeyrek saatten fazla dayanabilmiş değildir.

-51-

Hasbekli Derviş pehlivanla yarım saat perdah güreşi yaptı.İstediği idmanı da tutunca  da onu bir elde yeniverdi.

Yani bu sözünle ne demek istiyorsun?

Demek istediğim şudur.Hasbekli ikinci hasmını birinci hasmını yenişinden çok daha kısa bir zaman da yenecektir.

Hiç sanmam.

Öyle tahmin ediyorum.

Neticeyi göreceğiz.

Bu konuşmalar sürüp dururken ortadaki güreş de alabildiğine hızlanıyor ve şiddetleniyordu.Mahmut pehlivan kolları hasmına göre kısa kaldığından bir türlü onun sert elense ve tırpanlarına karşılık veremiyor ve ister istemez arka arkaya çekilip duruyordu.Bu durumda Seyfullah pehlivan güreşi bindirmiş görünüyordu.

Taraftarları Seyfullah pehlivanın bu acarlığı karşısında hemen seslerini yükselttiler.

Yaşa Seyfullah pehlivan..

Yaşa selvi..

Göster kendini arslan..

Kaçma Hasbekli..

Bu teşvikler Seyfullah pehlivanı bir kat daha gayrete getirmiş olmalı ki hamlelerini daha da sıklaştırdığı görüldü.Ne var ki bu hamleler hasmının üzerinde en ufak bir tesir yapmıyordu.Yalçın kayalara çarpan sert dalgalar nasıl parçalanarak geri çekilirse Seyfullah pehlivanın saldırıları da aynı şekilde neticesiz kalıyordu.

Bu hamleler bu şekilde halk tarafından sürekli olarak on dakika kadar sürdükten sonra o zamana kadar hep müdafaada kalmış bulunan Mahmut pehlivanın birden bire şimşek gibi daldığı ve hasmının uzun bacaklarını kaptığı gibi kendisini bir anda yere vuruverdiği görüldü.

Güreş bitmişti.

Davul zurnalar yeniden kesiliverdi.Herkes şaşkınlık içinde ortaya bakarken hasmını bırakarak ayağa kalkan Hasbekli galibiyet temennasını çaktı.

Seyfullah pehlivan da doğrulmuştu.Doğrulu doğrulmaz da yanı başında duran cazgıra:

Yenik miyim? diye sordu.

Bu soru her nedense cazgırı kızdırmıştı.

Bir de soruyorsun.Sırtın yere vurduğu zaman yeteri kadar acımadı galiba.

Arkasından halkın homurtularını kestirerek güreşin resmi sonucunu ilan etti.

Hasbekli Mahmut pehlivan ikinci rakibini de yenerek sona kalmış bulunuyor.Son güreşini on dakika sonra İbrahim pehlivanla yapacaktır.

Hasbekli Mahmut pehlivan gene alkışlanmamıştı.O biraz nefeslenmek üzre bir yere otururken iyice neşelenen Mehmet pehlivan bir defa daha baş hakeme döndü.

Nasıl dediğim çıktımı?

Evet çıktı.

Şimdi onun İbrahim pehlivanı da yeneceğine inandın mı?

İnanacağım ama hala biraz kuşkum var.

Hiç olmasın.Onu da yenecektir.

İbrahim ötekilere benzemez.

Biliyorum.Fakat ne var ki onların kuvvetlerini ve ustalıklarını benden iyi kimse bilemez.

Orası doğru.Nereden çıktı bu pehlivan?

Bu memleket öyle bir memlekettir ki her köşesinde böyle nice pehlivanlar fışkırır.


-52-

Cazgırın vermiş olduğu on dakika mühlet çabuk geçti.Bir çeyrek saat sonra ise Hasbekli Mahmut ile Yozgat'lı İbrahim pehlivan son güreşlerini yapmak için kapışmış bulunuyorlardı.

İbrahim pehlivanın ayağında kısbet vardı.Kendisi o sıralarda Anadoluya'da yayılmaya başlamış bulunan yağlı yağlı güreş de yapıyordu.Karakucak güreşinde olduğu gibi yağlı güreşte de nam kazanmıştı.

Mahmut ise yağlı güreşin sadece adını duymuş bulunuyordu.Yoksa o güne kadar hiç yağlı güreş görmemişti.Ancak yağlı güreş yapan pehlivanların ayaklarına deriden kısbet giydiklerini bütün vücutlarını da yağladıklarını biliyordu o kadar.

İbrahim pehlivanın ayaklarına geçirmiş bulunduğu kısbetin güneşte emmiş olduğu yağ yüzünden pırıl pırıl parlamakta olduğunu fark edince onun yağlı güreş yaptığını da hemen anlamakta gecikmemişti.

Evet büyük karakucak pehlivanlarının da bir çoğu pırpıt değil kısbet giyiyorlardı ama bu kısbetler yağsız oldukları için öyle güneşte parlamıyordu.

Mehmet pehlivan da ona biraz daha boylandıktan ve irileştikten sonra kendisine bir kısbet yaptırması öğüdünü vermişti.

İbrahim pehlivan daha önceki pehlivanlar gibi hemen saldırıya geçmemişti.Hasbekli Mahmut pehlivanın bundan önce yaptığı güreşleri dikkatle izlemiş olduğundan onun ne derece sakar bir pehlivan olduğunu gözleri ile görmüştü.Onunla güreşirken hiç bir şekilde açık vermeye gelmiyordu.Çok dikkatli olmak gerekiyordu.Boş bir pehlivan olsa büyük Mehmet pehlivan ona yenildiği güreşten sonra kendisi hakkında hiç o sözleri söyler mi idi.

Güreşi orta kuvvette elenselerle açmıştı.Sonra bunları yavaş yavaş kuvvetlendirirken bunlara tırpanları da ilave etmişti.En çok dikkat ettiği nokta hasmını kendisine yaklaştırmamaktı.Bunun içinde gövdesini hafifçe öne doğru eğmiş bulunuyordu.

Hasbekli Mahmut pehlivanda onun bu güreş usulüne aynen karşılık vermeye başlamıştı.Aynı zamanda da güreşi hızlandırmaya çalışıyordu.

Ne var ki hasmı oralı olmuyor,güreşi ona uzatarak hızlandırmaya yanaşmıyor güreşin temposunu bozmuyordu.Mahmut pehlivan aynı zamanda bu üçüncü hasmının ilk iki  hasmına göre çok daha kuvvetli olduğunu da anlamakta geçikmemişti.Hem çok daha kuvvetli hem de daha usta olduğu her davranışından belli oluyordu.

Güreşin ayakta geçen bu faslı yarım saate yakın sürmüştü ki Hasbekli Mahmut bir fırsat bularak bir dalış yaptı.Dalmasıyla beraberde hasmının iki budunu eline geçirdi.Ne var ki elleri yağlı meşin üzerinden kaydığından hasmının budlarını gereği gibi kavrayamadı.Bu yüzden de ister istemez alta düştü.

İbrahim pehlivan bu fırsatı kaçırmayarak kendisini hemen bastırınca şiddetli bir alkış koptu.

Yaşa İbrahim pehlivan..

Gösterdin kuvvetini.

Haydi kündele..

Yeniver Hasbekliyi..

Halk onu ilk defa alkışlıyordu.Duymakta olduğu tereddütten yeni kurtulmuştu.Hasbekli pehlivanın ondan önceki iki hasmını kısa süreler içinde yenmiş bulunması ne de olsa seyircilerin gözünü korkutmuştu.

-53-

Ama İbrahim pehlivan onlar gibi değildi.İşte kendisini göstermişti.Bu sefer baş hakem Mehmet pehlivana döndü:

Ne oldu senin pehlivana?

Ne olmuş?

Bastırdı İbrahim onu.

Ne çıkar bundan?Her güreşte hasmı hasmını bastırabilir.Mahmut'un altta kalmasının sebebi sadece ellerinin kaymış olmasıdır.İbrahim pehlivan yağlı kısbetle güreşiyor.Hasbekli bunu hesaplayamadı.

Bakalım kündeyi yiyince buna ne bahane bulacaksın?

Hiç bir bahane arayacak değilim.Hele kündelesin de görelim.

Kündeler, kündeler İbrahim pehlivanın kündeciliği meşhurdur.

Görelim dedik ya.

İbrahim pehlivan hiç acele etmiyordu.Genç rakibinin ne derece acar olduğunu biliyordu.Önce bütün ağırlığını ona vererek biraz nefeslenmesi iyi olacaktı.Ondan sonra kündeye geçerdi.

Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymamıştı.İbrahim pehlivan bütün ağırlığı ile hasmının üzerine çöktüğü anda kılçığı yedi.Hasbekli Mahmut bir çelik zemberek gibi yerinden fırlamış ve onu yanından yere düşürmüş arkasından da hemen üzerine atılarak kendisini bastırmıştı.Bütün bunlar bir iki saniye içinde olmuş bitmiş bulunuyordu.İbrahim pehlivan üstte iken şimdi altta kalmış kendisine tutulan alkışlar bıçakla kesilir gibi kesilmişti.

İbrahim pehlivan altta kalır kalmaz bu sefer o ayağa kalkmak için zorlanmaya başlayınca Hasbekli sarmayı vurarak onu sağlam bir biçimde altında zaptetti.Böylece güreşin şekli olduğu gibi değişince söz hakkı da yeniden Mehmet pehlivan da oldu.

Ne zaman kündeleyecek hasmını İbrahim?

Baş hakem bir defa daha bozulmuştu.

Şimdilik fırsatı kaçırdı.

Fırsat denilen kuş öyle bir kuş ki bir defa elden kaçtımı bir daha zor yakalanır.

Mahmut'unda ona bir şey yapabileceğini hiç ummuyorum.Güreş bir saatini dolduruyor.

Çabuk karar verme usta,ben senin gibi düşünmüyorum.Hasbekli ona nefes aldırmaz.Bak harekete geçti bile..

Mehmet pehlivan doğru söylüyordu.Hasbekli Mahmut pehlivan hasmına sarmayı vurduktan sonra hiç vakit geçirmeden onu yere yaymak için harekete geçmiş bulunuyordu.

İbrahim pehlivan hasmının kendisini yere yayamaması için direnip duruyordu.Ancak harcadığı bunca gayretlerin kendisine hiç bir faydası olmadı.Ona güzel bir sarma vurmuş bulunan Hasbekli Mahmut sonunda onu yüzü koyun yere yaymayı başardı.Arkasından hemen sarmayı vurduğu taraftan zorlayarak yarım boyunduruğu da takınca onun hasmını hangi oyunla yenmeyi tasarlamakta olduğu da ortaya çıkmış oldu.

Güreş alanını şimdi derin bir sessizlik kaplamıştı.Davul zurnalardan başka tek bir ses bile duyulmuyordu.Bunlar da tempolarını iyice ağırlaştırmışlardı.

Nasıl bir kapana sıkışmış olduğunu pek güzel anlamış bulunan İbrahim pehlivan bundan kurtulabilmek için varını yoğunu harcayıp duruyordu.

-54-

Fakat harcadığı bütün bu kuvvetler onu bir kat daha takatten düşürmekten nefessiz bırakmaktan başka hiç bir işe yaramadı.

Hasbeklinin beklediği de bu idi.Hasmını bu hale getirdikten sonra bir den son hamlesini yaptı ve onu çevirerek sırtını güzelce yere yapıştırdı.

Güreş bitmişti.

İbrahim pehlivan da Mahmut pehlivanın karşısında tutunamamıştı.

Davul zurnalar kesilirken,ayağa kalkan Hasbekli galibiyet temennasını çakarken  gene de onu kimse alkışlamadı.Ama şurada burada yapılan konuşmalarda ister istemez herkes onun hakkını veriyordu.

Hasbekli Allah için pehlivanmış.

Genç ama çok kuvvetli.

Güreşi iyi biliyor.

Mehmet pehlivanın söylemiş olduğu sözler galiba olduğu gibi çıkacak.

Ben Mehmet pehlivanın ona mahsustan yenilmiş olduğunu sanıyordum,aldanmışım.

Evet hakkıyla yenmiş.

Şuna bakın üst üste hemen hemen hiç dinlenmeden üç pehlivanla tuttu üçünü de yendi buna karşılık hiç yorgunluk göstermiyor.

Öyle bu haliyle daha üç güreş daha çıkarabilir gibi görünüyor.

Şimdi cazgırda ona yaklaşmıştı.

Aferin sana Mahmut pehlivan,dedi.Baş ödülü hak ettin doğrusu bu kadar pehlivan olacağını ummuş değildim.

Beriki başını eğdi.

Sağol usta.

Cazgır arkasından güreşin sonucunu ilan etti.

İbrahim pehlivanı yenen Hasbekli Mahmut pehlivan başı kurtarmış ve güreşlerde sona ermiştir.

İlk defa bir kaç insaf sahibi kendisini alkışladılar.

Yaşa Hasbekli..

Aferin Mahmut pehlivan..

Bileğinin hakkı ile kazandın ödülü.

Aşkolsun..

Hasbekli kendisini alkışlayan ve alkışlamayan bütün seyircileri selamladı. Bu sırada yanına gelmiş bulunan Büyük Mehmet pehlivanın da elini öptü.Ve beraberce soyunduğu yere doğru yürüdüler.

Mahmut pehlivan o geceyi de Yozgat'ta geçirdi.Mehmet pehlivan onun çıkardığı güreşleri çok beğenmişti.Sözlerini de şöyle tamamladı.

Bir pehlivan için yabancı bir yerde tanımadığı bir hasımla güreş tutmak çok zor bir iştir.Çok defa hakkı yenir.Burada çok şükür böyle bir şey olmadı.Halk önce seni yadırgadı ama sonra sevdi ve hakkını verdi.Ancak bu her zaman böyle olmaz.Üç beş kuruş sebeplenmek için soyunup yabancı bir yerde ortaya çıkan bir pehlivanın hiç günahı olmadığı halde halktan dayak yediği bile olur.Bu iş benim başımada kaç defa geldi.Bu gerçeği sakın unutma.

Hasbekli Mahmut ertesi sabah da erkenden ustasının bir defa daha elini öpüp hayır duasını aldıktan sonra Yozgat'tan ayrıldı.

Kesesinde dört altın vardı.Hayatında hiç bir zaman kesesinde bu kadar çok para olmamıştı.Yozgat'tan ayrılmadan önce de Akdağmadeni'nin yolunu güzelce öğrenmiş bulunuyordu.

-55-

Öyle ya Hasan ve Hüseyin pehlivanlarla hesaplaşma zamanı artık gelmiş bulunuyordu.Hasan pehlivan onu geçen yıl Akdağmadeni'ne davet etmemiş mi idi?Ona erkeksen Akdağmadeni'ne gelirsin dememiş mi idi?

İşte o da bu daveti kabul ediyordu.Bunun zamanı gelmişti.Acele etmeden yol alıyordu.Akdağmadeni'ne de akşam üstü varıp oradaki tek küçük hana indi.

Odasına yerleştikten sonra hanın altındaki kahvede soluğu aldı.Orada çayını içerken bir köylüsüne rastlamasın mı?Meğer adam burada oturmakta olan bir akrabasını ziyarete gelmiş.

Hemen Mahmut pehlivanın yanına gelerek oturdu.

Nerelerde idin pehlivan?Hep seni merak eder dururduk.

Yozgat'a kadar gitmiştim.Oradan buraya geliyorum.

Güreşlerin nasıl gidiyor?

Fena değil..

Karayakup köyünde güreş kazanıp bir tosun almış köye göndermişsin.Bu tosunu küçük kardeşin Mustafa boynuna ip geçirerek bütün köyde dolaştırdı durdu.

Nasıl Hasbek'te herkes iyi ya?

Herkes iyidir.Yalnız seni merak ederler.

Ne zaman döneceksin?

Kısmet olursa bir iki gün sonra.

Sen buraya güreş için mi geldin?

Evet öyle.Hasan ve Hüseyin pehlivanları bulmak için geldim.

Onları Hasbek'te yenmiştin ya?

Bu iş bir az da rast gele olmuştu.Güreşten sonra Hasan pehlivan beni buraya çağırmıştı.Ben de geldim işte.

Seni çağırdığını duymuştum.Ben senin yerinde olsam kulak asmazdım o sözlere..

O zaman da kaçmış olmaz mı idim.?

Buranın yabancısısın.Hasan ve Hüseyin pehlivanlar sa nam kazanmış iyi pehlivanlardır.Sonra her horoz için kendi çöplüğünde öter diye bir söz de vardır.Bunu unutma!

Onların iyi iki pehlivan olduklarını çok iyi biliyorum.Elbette beni yenmeleri gerekir,fakat yenilmek kaçmaktan daha iyidir.

Tabiii sen bilirsin,ne diyeyim,Allah sana kuvvet versin.Ben de hazır burada iken güreşinizi seyrederim.

İyi olur.Köye dönünce anlatırsın.Yalnız Hasan ve Hüseyin pehlivanların burada olup olmadıklarını bilmiyorum.

Buradalar daha dün akşam burada görmüştüm onları..İşte geliyorlar.

Adam doğru söylemişti..Gerçekten de o anda Hasan ve Hüseyin pehlivanlar kahveden içeri girivermişlerdi.

İki kardeş pehlivan içeride oturanlara dikkat filan etmeden bir selam verip bir köşeye oturup aralarında bir şeyler konuşmaya koyuldular.

Böylece aradan ancak bir on dakika geçtikten sonra Hasbekli Mahmut pehlivan yerinden kalktı ve iki pehlivanın oturmakta oldukları yere yaklaştı ve karşılarına dikilerek selamını verdi.

Selamünaleyküm pehlivanlar!İşte geldim dedi.

Onun bu davranışı üzerine iki pehlivan birden başlarını kaldırıp ona baktılar.Hüseyin pehlivan onun kim olduğunu kestiremezken Hasan pehlivan onu hemen tanıdı.

-56-

Vay sen misin Hasbekli?

Evet benim,beni buraya çağırmıştın ya geldim işte.

Güreş için mi geldin?

Başka niçin gelmiş olabilirim?Bana erkeksen Akdağmadeni'ne gelirsin dememiş mi idin?

Öyle mi dedim?

Evet öyle dedin.

Tayı da getirdin mi?

O tay şimdi güzel bir at oldu.Buraya da onunla geldim.

Çok iyi yapmışsın,aşkolsun sana,tabii bunu ortaya koyacaksın değil mi?

Hasbekli Mahmut pehlivan böyle bir teklif karşısında kalacağını hiç ummamıştı.Onun için Hasan pehlivan böyle konuşunca şaşırır gibi olmuştu.Ancak kendisini çabuk toparladı.

Görüyorum ki atımda hala gözün var.Hasan pehlivan karşılık verdi.Peki atımı koyayım ama bunun karşılığında sizin de aynı değerde bir ayı ortaya koymanız gerekir.Ya atımı size bırakırım ya da buradan sizin koyacağınız atı da alır giderim.

Bak hele bunu da umarsın demek?

İnsanoğlu umutsuz yaşayabilir mi?

Doğru söylersin.Şimdi yarın değil öbür gün burada büyük güreşler var.Güreşi tertip edenlere başa at koymalarını söyleriz.Bunu herhalde kabul ederler sanıyorum.

Atı başkalarının değil sizin koymanız gerekmez mi?

Aynı şey bir şey değişmiyor senin için.

Beni hala çocuk gibi görür ve kandırmak istersin ama bunu da kabul ediyorum.

Nasıl yani?

Sözlerim çok açık değil mi?Ben göz koymuş olduğunuz atımı ortaya koyuyorum.Ama ister sizin tarafınızdan ister güreşi tertip edenler tarafından olsun ortaya konacak olan atın  da en azından benim atım kadar değerli olmasını istiyorum.Böyle bir at bulamazsanız ödül olarak beş altın konmalıdır.Sanırım bu sizin işinize de gelir.

Gelmez olur mu hiç anlaştık gitti.Aferin sana mert bir çocukmuşsun.

Ben burada kalıyorum.Atım da hanın ahırındadır.Yarın akşama kadar bana cevap verirsiniz değil mi?

Elbette bu işi şimdiden olmuş bil..

Hasbekli Mahmut pehlivan ancak o zaman kahvede kim varsa kendilerini dinlemekte olduklarını fark etti.Konuşmalar sona erince içlerinden biri dayanamayarak Hasan pehlivana çıkıştı.

Böyle pazarlık olur mu Hasan pehlivan?Delikanlının atını göz göre göre elinden almaya kalkışıyorsunuz.Hem ayıp hem de günahtır bu..

Hasan pehlivan kızdı.

Sana ne be?Onu zorlamadık ki.Kendisi razı oldu.

Olmaz böyle şey garip bir pehlivan buna onu zorladınız.Bir pehlivan üç beş kuruş kazanmak için gurbete çıkar.Ortaya konan ödülden bir pay edinmeye çalışır.Siz ise üstelik fukaranın atını bile elinden almayı kuruyorsunuz.

O bizi Hasbek'te yendi.Burada da yenebilir.

Hasbek güreşinin nasıl geçmiş olduğunu nasıl oyuna getirildiğinizi bize kaç defa anlatıp durdunuz?

-57-

İyi ya tay bizim hakkımızdı.Onu bizden çalmış sayılır.Şimdi ise onu geri alacağız.

Yaptığınız doğru değil.Delikanlının saflığından faydalanıp kandırıyorsunuz kendisini.

Sana ne oluyor kuzum?Ne karışıyorsun işimize?

Akdağmadeni'nde bu güne kadar hep mertçe güreşler olmuştur.Halk bu yaptığınızı öğrenecek olursa bunu iyi karşılamayacaktır.

Hasan pehlivan onun bu sözlerine kızmış olmalı ki hiddetle ayağa kalktı.

Sesini kesiyor musun?

Ne o? Yoksa beni doğru konuşuyorsun diye dövecek misin şimdi?

Hava birden gerginleşmişti.

O zaman Hasbekli Mahmut pehlivan işe karışmayı uygun buldu.Kendisinden yana çıkan adama dönerek şu sözleri söyledi.

Beni kayırdığın için sana çok teşekkür ederim ağa,ama bırak istedikleri gibi olsun.Onların atımda gözleri olduğunu biliyorum.Zaten buraya da bunun için geldim.Varsın beni istedikleri gibi güzelce yenerek rahatlasınlar.Ben köyüme yaya da dönebilirim.At da ödülde onların olsun.

Hasan ve Hüseyin pehlivanlar bu sırada aralarında kısa bir konuşma yaparak ağaya kalktılar.Sonra Mahmut pehlivana yarın akşam gene geleceklerini söyleyerek kahveden çıkıp gittiler.

Akdağmaden'liler ertesi günü bütün bu olan bitenleri öğrenmiş bulunuyorlardı.Bir yıldır Hasan ve Hüseyin pehlivanları dinlemiş durmuşlardı.Herkes de onların Hasbek'de gerçekten haksızlığa uğramış bulunduklarına inanmış bulunuyorlardı.

İşte bu durum böyle iken onlara bu oyunu oynamış bulunan Hasbekli Mahmut pehlivanın kalkıp gelmesi ve Hasan'la Hüseyin pehlivanlara herkesin önünde açık bir biçimde meydan okumuş olması herkesi şaşırtmış bulunuyordu.

Halbuki Hasan pehlivan olsun,Hüseyin pehlivan olsun hayatlarının sonuna kadar bir daha onların bulundukları yere adım atmayacağını söylemiş durmuşlardı.

Her şey bu kadar da kalmamıştı.Hasbekli delikanlı onlarla yapacağı güreşe hiç de mecbur olmadığı halde Akdağmaden!li pehlivanların isteklerine uyarak atını koymaya da razı olmuştu.Düpedüz kandırılmıştı işte..

Delikanlının elinden atçağız meta zoru alınacaktı.Buna Akdağmaden'lilerin çoğu karşı idiler.Hasan ve Hüseyin pehlivanlarla onların yakınları çoğunluk gibi düşünmüyorlardı.

At zaten Hasan pehlivanın değil mi idi?Hasbekli Mahmut pehlivanı da onların ayağına Allah göndermişti.Böylece onlara hakları olan atı geri aldırıyordu.

Hasan ve Hüseyin pehlivanları en çok korkutan şey,Hasbekli Mahmut pehlivanın bir akşam önce kahvede geçen tartışmadan sonra aklının başına gelmesi ve sabah erkenden savuşup gitmesi idi.O zaman kurmuş bulundukları tatlı hayaller de uçup gidecekti.

Bunun için sabah erkenden hana uğradılar.

-58-

Hasbeklinin bir yere gitmemiş bulunduğunu öğrenince rahatladılar.Hüseyin pehlivan her ihtimale göre kahvede kaldı.Hasan pehlivan ise ertesi gün kü güreşi tertip eden ağalarla konuşmak ve ödül meselesini sağlama bağlamak üzere kardeşinden ayrıldı.

O gün öğleden sonra sokaklarda bir tellal dolaşmış ve ertesi günü yapılacak güreşleri halka şöyle duyurmuştu.

Duyduk,duymadık demeyin.Yarın büyük güreşler var.Bu güreşlere yakın köy ve kasabalardan tanınmış pehlivanlardan başka geçen yıl Hasbek'de Hasan ve Hüseyin pehlivanları hatalamış bulunan Mahmut pehlivan da katılacaktır.Hasbekli Mahmut pehlivan dün gelmiş,Hasan ve Hüseyin pehlivanlara meydan okuyarak ortaya Hasbek güreşinde ödül olarak kazanmış bulunduğu  atı da koymuştur.Buna karşılık güreşi tertip edenler de ödül olarak iki yaşında bir at koymuş bulunmaktadırlar.Güreşi birinci olarak kazanacak olan pehlivan bu iki atın sahibi olacaktır.Ayrıca güreşin öbür boyları içinde kıymetli ödüller vardır.

Mahmut pehlivanın Hasbekli hemşehrisi bu ilanı duyar duymaz hana dönerek durumu olduğu gibi kendisine haber verdi.

Odasında dinlenmekte olan Mahmut pehlivan:

Çok iyi diye karşılık verdi.İki yaşında bir at iyi bir attır.Demek bunu sağladılar.

Evet yoksa tellal bunu ilan etmezdi.

Şimdi sana da bir zahmet düşüyor.

Ne zahmeti.

Bu atı Hasbek'e götürmek zahmeti.Atlar üstüne köye öyle dönersin.

Onu köye götürmekten kolay ne var?Ama acaba kazanabilecekmisin?Yoksa kendi atını da kayıp mı edersin?

Aldırma be..Allah büyüktür.

İki arkadaş ikindi vakti kahveye indikleri vakit orasını tıklım tıklım kalabalık buldular.Hasan ve Hüseyin pehlivanlarda orada idiler.

Hasan pehlivan onu görünce.

Haberin var mı Mahmut pehlivan? dedi.İstediğin gibi güzel bir at koydurdum baş ödüle.

Evet duydum.Zahmetine teşekkür ederim.

İnşallah buradan iki atla gidersin.

Sesinde apaçık bir alay edası vardı.

Bizimki oralı olmadı.

İnşallah.Yalnız bir noktayı öğrenmek isterim.Atın eğer takımı da üstünde bulunacak değil mi?

Bak hele eğer takımı da mı istersin?

Ben atımı koyduğum gibi eğer takımı ile beraber koyduğuma göre buna hakkım yok mu?

Haklı konuştun.Eğer takımını sağlamak da benden.

Şimdi oldu anlaştık.

Hay yaşayasın,sana bu akşam bir ziyafet çekmek kararındayım.Buyur gidelim.

Yok hayır çok teşekkür ederim.Arkadaşımla bir parça bir şeyler yeyip hemen yatacağım.

Sen bilirsin.Haydi bize müsaade öyle ise..Biz gidelim.

Güle güle..

İki pehlivan yerlerinden kalkarak kahveden çıktılar.

-59-

Kahvedeki Akdağmaden'liler o zaman Mahmut pehlivana öğütler vermeye kalkıştılar.Boş yere durup dururken atını kaybetmesinden  hiç de hoşnut kalmayacaklardı.Hala bu kararından vazgeçebilirdi.Güreşi tertip edenlerle isterse toplu olarak konuşabilirlerdi.Onlarda bu durumu anlarlar böylece atını boş yere kaptırmaktan kurtulurdu.Ne hasan nede Hüseyin pehlivan ağaların sözünden çıkmazlardı.Bu meselede Akdağmadeni'nin şerefi bahis konusu idi.

Kuşku yok ki bütün bu sözler bütün bu öğütler iyi bir niyet ile yapılıyordu.Hasbekli Mahmut pehlivan bunu çok iyi anlıyordu.Önce bu davranışlardan dolayı hepsine teşekkür etti.Fakat bu iş için aracı olmalarını istemedi.

Şöyle konuştu.

Bunu onlar istediler,ben de kabul ettim.Şimdi verdiğim sözden dönmek istemem.Bu güne kadar böyle bir şey yapmadım,bundan sonrada yapmak istemem.İnandığım şey Allah'ın her zaman doğruların yardımcısı olduğudur.Ben de bu işi Allah'a bıraktım.

O böyle konuştuktan sonra başkasına tabii yapacak iş düşmezdi.

Gayri sen bilirsin dediler.

Ertesi günü güreş yeri erkenden büyük bir kalabalık tarafından çevrilmiş bulunuyordu.Hemen hemen bütün Akdağmadeni halkı orada idi.Bir taraftan ilk güreşleri seyrederlerken bir taraftan da bu güreşlerin bir an önce bitmesini ve asıl büyük güreşlerin başlamasını diliyorlardı.

Sonuç hakkında kimsenin kuşkusu yoktu.Güreşi sonun da elbette Hasan pehlivan kazanacak ve meydandan iki at sahibi olarak ayrılacaktı.İşte atlar eğerlenmiş bir halde kenarda bir ağacın altında duruyorlardı.

Bu arada halk arasında bir söylenti de dolaşıp duruyordu.Bu söylentiye göre atı ödül olarak koymaya razı olan kişi Akdağmadeni ağalarından zenginliği ile olduğu kadar cimriliği ile de meşhur olan Recep ağa olmuş,Hasan pehlivan yakını olan Recep ağaya güreşten sonra atını ona geri vereceğini vaad etmiş.Recep ağa Hasan pehlivana güreşmek onun güreşi kazanacağına inanmakla beraber tutacağı ve Hasan pehlivanın henüz çocuk dediği Hasbekli Mahmut'un nasıl bir pehlivan olduğunu iyice anlamak için bir defa da güreşi idare edecek olan,Hasbek'te de güreşi idare etmiş bulunan cazgırla da konuşmak istemiş.

Hasan pehlivan cazgırı bulup getirmiş,cazgır da Recep ağaya Hasan pehlivanın da Hüseyin pehlivanın da Hasbekli Mahmut'u çok kolay yenebileceklerini ileri sürünce o da atının ödül olarak güreşe konmasını,fakat güreşten sonra hemen geri verilmesi şartıyla güçlükle kabul etmiş.

Bu duruma göre Hasan pehlivan güreşten sonra sadece bir tek ata,Hasbekli'nin atına sahip olacaktı.Bir bakıma bu hile ona fazla idi.Yorulmadan terlemeden güzel bir hayvan kazanacaktı.

Böyle bir oyuna gelmiş bulunan Hasbekli Mahmut pehlivana herkes acıyordu.Zavallı tecrübesizliğine,toyluğuna kurban gidiyordu.

-60-

Fakat nerede idi kendisi?Sıra baş altı güreşlerine geldiği halde hala ortalarda görünmüyordu.Buna karşılık Hasan ve Hüseyin pehlivanlar çoktan gelmişler içlerinde Recep ağanın da bulunduğu Akdağmadeni ileri gelenlerinin toplu bir halde yer almış oldukları yerin önünde oturuyorlardı.Öylece sıralarının gelmesini bekliyorlardı.

Mahmut pehlivan ise Hasbekli arkadaşı ile birlikte güreşini tamamlamış bir pehlivan bulmuş onunla biraz ötede boş bir arsada perdahını yapıyor,kendisini yapacağı çetin güreşe hazırlıyordu.

O perdahını yaparken köylüsü gidip geliyor,ona güreşin gidişi hakkında bilgi getiriyordu.

Son gelişinde:

Baş altı güreşinin son çifti tuttu.Cazgır da baş pehlivanlara soyunarak hazır olmalarını bildirdi,haberini getirince Mahmut perdahına son verdi.

Haydi yavaş yavaş biz de oraya gidelim dedi.

Perdah faslı bir saate yakın sürmüş,dilediği gibi güreş kıvamını bulmuş,hırslanmıştı.

Öbür taraftan o daha görünmeden cazgır:

Baş pehlivanlar ortaya gelsinler diye seslenmiş ve bu seslenişle beraber ortaya üç pehlivan çıkmıştı.

Hasan,Hüseyin bir de yabancı bir pehlivan.

Hasbekli Mahmut ise görülmemişti.

Onun görünmeyişi zaten daha önceden başlamış olan dedikoduları daha da kuvvetlendirmiş bulunuyordu.

Mahmut pehlivan hiç görülmediğine göre güreşmekten vazgeçmiş bulunmalı idi.Daha açık konuşmak gerekecek olursa güreşten kaçmıştı.Hasan pehlivanla kapışmaktan korkmuştu.

İyi ama o zaman neden kalkıp buraya gelmiş,neden Hasan ve Hüseyin pehlivanlara açık bir biçimde meydan okumuştu?

İşin bu tarafı anlaşılır gibi değildi.

Hüseyin pehlivan da buna inanmış olmalı idi ki kardeşine,

Hasbekli görünmüyor.Galiba gerçekten kaçmış demekten kendisini alamadı.

Hasan pehlivan gülümsedi,

İstediği yere kadar kaçabilir.Bize o değil atı lazım.At da yerinde duruyor.

Evet haklısın.

İşte tam bu sırada bir kaynaşma olmuş,Hasbekli Mahmut pehlivan kendisine yol veren halkın arasından geçerek ortaya doğru yürümüştü.

Böylece herkes de onun savuşup gitmiş olduğu yolundaki söylentilerin yersiz olduğunu anlamış oldu.

Hasbekli ortaya varınca cazgır kendisini şöyle bir süzdü.

Maşallah çok irileşmişsin bir yıl içinde Mahmut pehlivan,dedi kaç okka geliyorsun?

Doksan okkaya yakınım.

Daha da fazla görünüyorsun.Sana ilk elde Hüseyin pehlivanı vereceğim.

Kimi istersen ver.

Bak hele..Kendine iyiden iyiye güvendiğini görüyorum.

Her pehlivan kendine güvenir.

Peki öyle ise.Geç Hüseyin pehlivanın yanına.

Hasbekli onun dediğini yapınca Hasan pehlivan da öbür yabancı pehlivanın yanında yer aldı ve herkes cazgırın pehlivanları ne şekilde eşlendirmiş bulunduğunu anladı.

-61-

Kısaca dört pehlivanı tanıtan cazgır onları davul zurnalarla beraber meydana saldı.Gene kısa bir peşrev faslından sonra pehlivanlar meydana dağılarak ikişer ikişer kapıştılar.

Hemen hemen herkesin gözü Hüseyin pehlivanla Mahmut'un üzerinde idi.Öbür güreşle pek ilgilenen yoktu.Bir çok kişi Hasan pehlivanın o pehlivanı bir kaç sefer rahat bir biçimde yenmiş bulunduğunu biliyordu.Elbet bu günde yenecekti.

Nitekim Hasan pehlivanın hasmına hiç önem vermediği ve kendi güreşinden çok öbür güreşle ilgilenmekte olduğu hemen belli olmuştu.

Hasbekli Mahmut'un gelişmiş çıplak vücudunu görmek ve cazgırın ona söylediklerini duymak onu biraz huylandırmıştı.

Hayır sonuçtan endişesi yoktu.Kardeşi onu yenmese bile o bu işi mutlaka yapacaktı.Bu güreş bilmeyen delikanlıyı yenmekte bir zorluk çekmeyecekti.Bundan zerre kadar kuşku duymuyordu.Fakat güreşin başlaması ile beraber kardeşinin güreşte hemen bir üstünlük kurduğunu fark edince içi rahatladı.Hasbekli ile tutmasına gerek bile kalmayacağına kardeşinin onu rahatça yeneceğine inandı.

Yalnız o değil Hüseyin pehlivanın hamlelerini gören halk da yavaş yavaş aynı düşüncede birleşiyordu.

Hasbekli'de pek bir şey yok.

Kalıbının pehlivanı değil.

Hüseyin pehlivan onu rahat yener.

Hangi akılla gelip onlara meydan okumuş?

Meydan okuması bir şey değil..Durup dururken ne diye atını da ortaya koyuyor?

Köyüne yaya dönecek.

Gençlik işte kendisini büyük görmek hastalığı..

Ama aklı çabuk başına gelecek..

Güreşin ilk on beş dakikası böyle geçti.Gerçekte Hasbekli Mahmut hasmını tartmış ne derece pehlivan olduğunu kestirmişti.Hamlelerini boşa çıkarmakta hiç bir güçlük çekmiyordu.Ancak karşılıklı hamlelere geçmiyordu.Yoksa onu yenebileceğini anlamıştı.Ancak şimdilik bunu belli etmek istemiyordu.Daha önce Hasan pehlivanın hasmını yenmesini bekleyerek kendisi müdafaada kalıyordu.

Beklediği şey az sonra oldu.Önce hasmını bastıran Hasan pehlivan güzel bir künde ile hasmını yeni verdi.

Hemen alkışlar yükseldi.

Yaşa Hasan pehlivan.

Gösterdin gene ustalığını.

Aşkolsun arslan.

Atlar senin bu gün.

O da kendisini alkışlayan taraftarlarına hayatından memnun bir tavırla selamlar dağıtarak bir köşeye çekildi ve son rakibini beklemeğe başladı.

Kim olacaktı bu son rakibi?

Pek tabi olarak kardeşi Hüseyin pehlivan.Bundan herkesin olduğu gibi kendisinin de zerre kadar kuşkusu yoktu.Çünkü bir taraftan da gözlerini öbür güreşten ayırmamıştı.

Böylece kardeşinin güreşi ne kadar üstün sürdürdüğünü çok iyi görmüştü.

-62-

İlk güreşin sona ermesi üzerine cazgır Hasan pehlivanın galibiyetini ilan etti.Hasan pehlivan hasmını künde ile yenmiş ve sona kalmıştır.

Bu ilanı yapması ile beraber davul zurnalara işaretini vermiş onlar da yeniden vurmaya başlamıştı.

Hasan pehlivanın çekilip oturmuş olduğu köşe gene Recep ağanın oturmakta olduğu yerin önü idi.Heskes gibi onun dayı dediği Recep ağa da kendisinin kazandığı ilk güreşten dolayı kutladı:

Aferin Hasan iyi güreştin.

Sağol dayı.

Ama Hüseyin hala yenemedi Hasbekli'yi.

Yenecek yenecek,sanırım önce benim hasmımı yenmemi bekledi.

Hani o hasmını senden önce yense idi daha da memnun kalırdım.

Fazla uzatmaz güreşi.

Halk da bunu istiyor olmalı idi ki sağdan soldan sesler aksetmeğe başlamıştı.

Haydi be Hüseyin pehlivan.

Çok uzattın.

Yeniver artık Mahmut pehlivanı.

Yeter oyalandığın.

Hüseyin pehlivanda bu teşviklerle yeniden gayrete gelmiş ve birden dalmıştı.

Daldı ama Hasbekli'yi umduğu gibi avlayamadı.Hasbekli Mahmut o dalarken geriye doğru sıçramış ve hasmının dalışını boşa çıkardığı gibi hemen ona yetişmiş ve doğrulmasına fırsat bırakmadan kendisini rahat bir biçimde altına alıvermişti.

O zaman alkışlar hemen kesildi.Güreş alanını çevirenler şimdi Hüseyin pehlivanın yerden kalkmasını beklemeğe başladılar.Herkes de bunun öyle fazla uzun sürmeyeceğini sanıyordu.Nitekim Hüseyin pehlivan da alta düşer düşmez kurtulmak ve ayağa kalkmak için zorlamaya geçmekte gecikmemişti.

Hemen herkes onun çok geçmeden hasmının altından kalkabileceğini umuyordu.Fakat dakikalar geçiyor bu işi bir türlü başaramıyordu.Üstelik harcadığı yeni kuvvetle onu daha da yormaktan geri kalmıyordu.

Güreşten az buçuk anlayanlar bile bunu fark etmekte geçikmemişler ve Hüseyin pehlivandan yavaş yavaş umutlarını kesmeğe başlamışlardı.

Şurada burada şöyle konuşmalar oluyordu.

Hüseyin pehlivan fena yorulmağa başlamış görünüyor.

İlk hızı kalmadı.

Bakın nasıl solur.

Ne yapsa ayağa kalkamayacağa benzer.

Böyle giderse güreşi de kaybeder.

İdmanı çok noksan anlaşılan.

Hasbekli ise dip diri.

Alacağa benzer güreşi.

Evet sonunda herkes de bu düşüncede birleşmeğe başlamıştı.

Mahmut pehlivan da onun iyiden iyiye tükenmiş bulunduğunu anlamıştı.Bu duruma göre artık harekete geçebilirdi.

O zaman Mahmut pehlivanın kündeye geçtiği görüldü.Artık bu işi bitirmeye karar vermişti.

Hüseyin pehlivan hasmına künde oyununu vermemek için çırpınıp duruyordu.Bu arada kuvvetinin son kırıntılarını da harcadı.

-63-

Hasbekli onun bu son karşı koyuşlarını da sonuçsuz bıraktıktan sonra sağlam bir biçimde doldurmuş bulunduğu kündeyi rahatça aşırarak sırtını yere vurdu.

Davul zurnalar bir den kesildi ve rakibini bırakan Hasbekli Mahmut pehlivan da ayağa kalkarak galibiyet temennasını çaktı.

Hüseyin pehlivan o derece bitkindi ki sırt üstü yere düşmüş bulunduğu yerden bir türlü doğrulup kalkamıyor,o şekilde yatarken karnı şiddetle inip kalkmakta devam ediyordu.

Yeniş bu kadar olurdu.Cazgır onlara doğru yürürken kuvvetlice bir alkış yükseldi.

Yaşa Mahmut pehlivan..

Aferin Hasbekli..

Güzel yendin.

Aşkolsun sana..

Bu alkışlar Hasbekli'nin moralini yükseltmişti.Dört tarafa dönerek selamlar vermeye başladı.Bu durum karşısında en büyük telaşa kapılan Recep ağa olmuştu.Ayağa kalkan Hasan pehlivana telaşla.

Ne oluyor? diye sordu.

Beriki kaşlarını çatmıştı.

Bir şey yok dayı. dedi,Hüseyin idmansız olmanın cezasını çekti o kadar.

Senin idmanın yerinde ya?

Hiç korkma dayı onu beş dakika da yeneceğim.

Nasıl korkmam be yeğen?Ortadaki at benim en iyi atlarımdan biri.

Hasan pehlivan cevap vermeden ortaya doğru yürüdü.

Hüseyin pehlivan doğrulmuş güçlükle ortadan çekilirken cazgır güreşin sonucunu resmen ilan ediyordu.

Hasbekli Mahmut pehlivan hasmını künde ile yenmiştir.Son güreşini Hasan pehlivanla yapmak hakkını kazanmıştır.Hasbekli Mahmut pehlivana dinlenmesi için on beş dakika izin verilmiştir.

Yeniden alkışlar yükselirken Hasan pehlivan yanlarına geldi ve cazgıra sert bir sesle:

Olmaz öyle bir şey,kabul etmiyorum diye seslendi.

Cazgır şaşaladı.

Kabul etmediğin nedir?

Ona dinlenmesi için izin veremezsin.

Nedenmiş o?Sen deminden beri dinlenip duruyorsun ya.

O da benim gibi kendisini zorlayıp rakibini çabuk yense idi.Zaten idmansız olan Hüseyin pehlivanı yenmek için oyalanıp durmasa idi.

Cazgır verecek cevap ararken Hasbekli Mahmut imdadına yetişti.

Hasan pehlivan haklı konuştu.

Yani hiç dinlenmeden son güreşini yapmaya razı oluyormusun?

Evet.

Ama ben sana bir defa izin vermiştim.

Şimdi de Hasan pehlivanın buna itiraz ettiğini benim de onu haklı bulduğumu söyleyerek bu kararının geri olduğunu söylersin olur biter.

Galiba başka çare de yok.

Cazgır bunun üzerine yeniden halka dönerek durumu olduğu gibi bildirdi.Böylece herkes meseleyi öğrenmiş oldu.

Akdağmadeni halkı öteden beri güreşe düşkün ve hakkaniyetten doğruluktan ayrılmayan bir halk olarak bilinirdi.

-64-

Hasan pehlivanın Hasbekli pehlivanı zorlayarak hiç bir pehlivanlık geleneğine uymamasına rağmen ortaya atını koydurması bu halkı bildiğimiz gibi zaten kızdırmış bulunuyordu.Şimdi de ona nefeslenmek için bir dakika bile izin vermemesi bardağı taşıran son damla olmuş olmalı ki sağdan soldan hemen protesto sesleri yükseldi.

Ayıp ettin Hasan pehlivan.

Bu kadar insafsızlık olur mu?

Yorgunluğundan mı faydalanmak istersin?

Yakışır mı sana bu davranış?

Ne var ki Hasan pehlivan bu seslenişlere zerre kadar kulak vermemiş ve Hasbekli pehlivanın ensesine yapışarak güreşe başlamıştı bile..

Mahmut pehlivan az önce yenmiş bulunduğu kardeşinden daha kuvvetli daha pehlivan olduğunu biliyordu.Üstelik hem dinlenmiş durumda hem de çok hırslı görünüyordu.Daha doğrusunu söylemek gerekecek olursa hiç yorulmamıştı.Çünkü tutmuş olduğu ilk baş pehlivan sıradan zayıf bir pehlivandı.Güreşirlerken bu gerçeği güzelce görmüş ve anlamıştı.

Bundan ayrı olarak ortada iki at bulunması Hasan pehlivanı elbette başka türlü güreşmeye zorlayacaktı.Bunu da çok iyi biliyor ve anlıyordu.

Kendisinde pek fazla bir yorgunluk hissetmemekle beraber,Hasbekli Mahmut gene de biraz olsun nefeslenmek yüzüne su vurmak bir iki yudum su içmek ihtiyacını duyuyordu.Fakat hasmı ona bu fırsatı bile vermemişti.Havanın çok sıcak olmasına önem vermemişti.Gerçekten insafsız bir pehlivan olduğunu bu davranışı ile ispat etmişti.

Hasan pehlivanın şiddetli saldırıları karşısında müdafaaya çekilirken bunları aklından geçirmekte olan Hasbekli aynı zamanda bir oyuna kurban gitmemek için de gözünü dört açmıştı.Hasan pehlivan hep onun bilmediğini tahmin ettiği oyunlara baş vuruyordu ama o Mehmet pehlivandan bütün bu oyunları öğrenmiş olduğu için karşılığını bularak bunlardan sıyrılmakta zorluk çekmiyordu.

Hasan pehlivan bilhassa pençesini onun pırpıtının ön kısmına geçirmek istiyordu.Hasbekli bunu da fark ettiğinden önce kendisinden hep uzakta tutmaya bakıyordu.

Güreş bu biçimde gittikçe hızlanaraktan sürüp giderken Hasan pehlivanın taraftarları da zaman zaman onu gayrete getirmeye çalışmaktan geri kalmıyorlardı.

Haydi Hasan pehlivan..

Nefes aldırma şuna..

Hüseyin pehlivanın intikamını almalısın.

Haydi Hasan pehlivan..

Ancak dakikalar geçtiği halde güreş hep aynı biçimde sürüp gidiyordu.Güreşin böyle hızlı bir biçimde sürmesi ise Mahmut pehlivanın işine geliyordu.Kendisine ustalık yapmış Büyük Mehmet pehlivan da onun nefesini çok takdir etmiş ve hızlı güreşine hiç bir pehlivanın dayanamayacağını söylememiş mi idi?

Nitekim ayakta sürüp giden güreşleri daha ancak on beş dakikasını doldurmuş bulunuyordu ki Hasbekli Mahmut pehlivan hasmının ilk hızının kalmadığını ve yavaşladığını hissetti.

-65-

Aynı zamanda solumaya başlamıştı.Fakat bu solumaları yorgunluğundan mı yoksa hırsından mı ileri gelmekte olduğunu pek fark edemiyordu.

Hasan pehlivan yavaşlamıştı ama Mahmut pehlivan aynı hızla güreşmekte devam ediyordu.Ve güreş yarım saatine doğru şeklini olduğu gibi değiştirdi.Artık saldıran Mahmut pehlivan,müdafaada görünen ise Hasan pehlivandı.

Bu değişiklik yavaş yavaş herkes tarafından fark edilmekte geç kalmamıştı.Şimdi dört bir yanda şöyle konuşmalar oluyordu.

Hasan pehlivan yavaşladı gibi görünüyor.

Çok hızlı sürdürdü güreşini bu yüzden nefessiz kaldı.

Belki de kendisini mahsustan böyle gösteriyor.

Neden yapsın bunu?

Hasmını üzerine çekmek için bir tuzak olamaz mı?

Yok canım her şey olduğu gibi ortada değil mi?Hasbekli Mahmut pehlivan şu anda güreşi ona bindirmiş bulunuyor.

Yenecek mi dersin?

Vallah ben yenmesini isterim.Hakçası budur.

Ben de isterim bunu ama daha belli olmaz.

İki pehlivanın durumunu şöyle bir baksana,Hasbekli hasmına göre ne kadar daha diri.

Görünüş öyle ama insan görünüşe kolay aldanmamalı.Her şey olabilir.İki pehlivan da henüz birbirlerinin dizlerini bile yere getiremediler.

O da doğru..

Durumunun iyi gitmemekte olduğunu Hasan pehlivan pek güzel tahmin edileceği gibi herkes den iyi anlamış bulunuyordu.

Aynı zamanda da büyük bir şaşkınlık içinde bulunuyordu.Bir yıl önce güreşmiş bulunduğu Hasbekli pehlivanla şimdi karşı karşıya bulunduğu pehlivan arasında ne kadar büyük fark vardı.Geçen yıl pehlivanca doğru dürüst ense bağlamasını bile bilmeyen bu genç pehlivan şimdi en ince oyunların bile rahatça karşılığını hiç şaşırmadan buluyordu.Kuvveti de iki misli artmıştı.

Bu durumda ona yenildiği için kardeşini suçlamakta haksızlık yapmıştı.Sonra bu güreşin sonunda onun da yorgun düşmüş olacağını tahmin etmiş cazgır'a halkın protestolarına kıymet vermeden onunla hemen tutmak için direnmişti.

Fakat ne olmuştu?

Kendisi yorulduğu halde onda hiç bir yorgunluk alameti görülmüyordu.Ve onu en çok şaşırtan noktalardan biri de Mahmut pehlivanı fazlasıyla irileşmiş görmesi idi.Bütün bu gerçekler onun güreşi kazanmak umudunu git gide azaltıyordu.

Ya yenilecek olursa?

Bu ihtimali hatırına bile getirmek istemiyordu ama bu düşünce kafatasına saplanmış bir çivi gibi bir defa aklına yerleşmişti.Evet ya yenilecek olur ve Hasbekli Recep ağanın atını da alıp giderse ne yapabilirdi.?

Hiç bir şey zaten at meselesini ortaya atmakla hasmını kendi atını da ortaya koymaya zorlamakla büyük bir hata yapmış olduğunu bu yüzden Akdağmadenli hemşehrilerinin desteğini de kaybetmiş bulunduğunu biliyordu.Nasıl olmuştu da böyle bir yanlış davranışta bulunmuştu?Ne çare ki şimdi duymakta olduğu büyük pişmanlığın kendisine en ufak bir faydası dokunamayacaktı.

-66- 

Son pişmanlık fayda vermezdi.O zaman aklına bir kurnazlık geldi.Genç ve tecrübesiz hasmını belki de bu oyuna getirebilirdi.Ense bağladıkları bir anda yavaş sesle onu önce övdü.

Maşallah çok pehlivan olmuşsun..dedi.

Öyle mi?Sağ olasın.

Senin atını ortaya koymanı istemekle pehlivanlık adına hata işlemişim..

Demek bunu anladın?

Evet bundan dolayı şundan bundan işitmediğim söz kalmadı.

Akdağmadenli'ler mert insanlarmış..

Güreşten önce de seni yenecek bile olsam atını almamağa karar vermiştim.

Bu kadar merhametli olduğunu doğrusu hiç tahmin etmemiştim.

Er meydanına çıkan bir pehlivan üstelik ortaya bir ödül de koyması nerede görülmüştür?

Demek sonunda gerçeği düşündün.

Şimdi ben sana güreşi bırak işte bende sana söz veriyorum atını sana geri vereceğim.

Bunu nasıl ispat edebilirsin?

Sözüme inanmıyorsan yemin edeyim oldu mu şimdi?

Burası mahkeme değil er meydanıdır.Kadı karşısında değil halkın karşısındayız,ancak kadı huzurunda yemin edilir.

Anlaşıldı,güreşi senden yaşlı olduğum halde bana bırakmaya niyetin yok.Peki öyle olsun şu halde güreşimizi berabere bırakmaya razı oluyorum.Atımı alır giderim.

Buna razı olmakla kendine haksızlık etmekte olduğunun farkında değil misin?

Ne haksızlığı?

Daha güreşimize yeni başladık sayılır.Beni pekala yenebilir atların ikisini de helalinden alabilirsin.Kendini bundan neden mahrum bırakasın?

Hasan pehlivan bu cevaba içerledi.

Şunu açıkça söylesene,beni yenerek atları sen almayı umarsın.

Hani öyle bir umut beslemiyorsam ayıp mı ediyorum?

Anlaşıldı,anlaşıldı görürsün sen..

Büyük bir hiddete kapılan Hasan pehlivan bütün kuvvetini toplayarak öyle bir hırsla birden daldı ki kendini konuşmalara kaptırıp bir an için dikkati dağılan Mahmut pehlivan hasmına iki bacağına birden kaptırmaktan kendisini alamadı.

Bu durumda sırt üstü gidivermesi işten bile değilken son anda inanılmaz bir çeviklikle dönerek kendisini zar zor yüzü koyun yere atabildi.Hasan pehlivan da onun üstüne düşüp kendisini bastırıverdi.

O anda Hasan pehlivandan hemen hemen bütün umutlarını kesmiş bulunan taraftarları hemen seslerini yükseltmekte gecikmediler.

Yaşa Hasan pehlivan..

Dalış bu kadar olur..

Haydi hemen kündele..

Nefes aldırma Hasbekli'ye..

Göster kendini..

Haydi Hasan pehlivan..

Ne var ki Hasan pehlivan hemen kündeye geçecek durumda olmaktan uzaktı.O derece yorgun düşmüştü ki bir kaç dakika olsun nefeslenemeden hiç bir oyuna geçebilecek durumda değildi.

-67-

Mahmut pehlivana gelince atlatmış bulunduğu büyük tehlikeyi düşündükçe soğuk terler döküyordu.Hasmının bir parça daha takati kalmış bulunsa idi kendisini sırt üstü yenebileceğinden kuşkusu yoktu.Bir kelime ile kendisini Allah kurtarmıştı.

Hasmının ayakta iken söylediği sözler yaptığı teklifler her şeyi apaçık bir biçimde ortaya koymuş bulunuyordu.Hasan pehlivan tükenmiş ve kendisini yenebilmek umudunu olduğu gibi kaybetmişti.

Hatta yalnız bununla kalmamış sonunda yenileceğini de anlamış olmalı idi.Başka türlü elbette böyle konuşmaz kendisini çocuk kandırır gibi kandırmağa kalkışmazdı.Evet ona göre çok gençti.Ama maksadını anlamayacak kadar aptal da değildi.Şimdi ise son kuvvetini harcayarak biraz da gafletinden yararlanarak kendisini bastırmış nefeslenip kuvvetini toparlamağa çalışıyordu.Hızlı hızlı inip kalkmakta olan karnını sırtında aynı şiddetteki nefesini ise sürekli bir biçimde ensesinde hissedip duruyordu.

Hayır ona aradığı dinlenmek ve toparlanmak fırsatının vermeyecekti.Bunu yapmak bir çeşit delilik olurdu.Bunu daha düşünürken harekete de geçmiş bulunuyordu.Önce sağ eliyle Hasan pehlivanın sol bileğine kuvvetli bir biçimde yapıştı.Ve hasmının kolunu boynunun üzerinden attı.Hasan pehlivan kolunu Hasbekli'nin pençesinden kurtarmağa çalışırken beriki hızla sola dönerek sol elini bu sefer onun iki bacağının arasından sokarak sol bacağını kavradı.Ve birden ayağa kalktığı gibi herkes Hasan pehlivanın da onun omuzlarında havalanı vermiş olduğunu gördü.

Durumu herkes anlamıştı.Hasan pehlivan hasmının dana bağı denilen oyununa düşmüştü.Akdağmadenli pehlivan düşmüş bulunduğu bu oyundan kurtulabilmek için çırpınıp duruyor,bu arada serbest kalan sağ eliyle de Mahmut pehlivanın sırtını yumruklayıp duruyordu.

Ama ne yapacak olsa bunun bir faydasını göremiyordu.Halk hep ayağa fırlamış, Hasbekli Mahmut pehlivanı şiddetle alkışlıyorlardı.

Yaşa Mahmut pehlivan..

Aşkolsun Hasbekli..

Gösterdin ne pehlivan olduğunu..

Vur sırtını yer..

Yaşa arslan..

Helal olsun..

Hasbekli Mahmut'da onları fazla bekletmedi.Havada hasmını bir kaç defa döndürdükten sonra hızla sırt üstü yere vurdu.Davul zurnalar kesilmişti,ama alkışların ardı arkası bir türlü kesilmiyordu.Hasbekli önce galibiyet temennasını  çaktı.Arkasından kendisini candan alkışlayan seyircileri selamlarken yerden nefes nefese bitkin bir durumda kalkan Hasan pehlivanın kendisini yenen rakibine saldırmak ister gibi bir tavır aldığı ona karşı bar bar bağırmakta olduğu görüldü.

O zaman cazgır aralarına girerek onu uzaklaştırırken halk bu sefer bu yakışık almayan davranışından dolayı onu sert bir biçimde kınamaya koyuldu.Ve Hasan pehlivan sallana sallana meydanı terk ederken cazgır da güreşin sonucunu ilan etti.

-68-

Hasbekli Mahmut pehlivan bir saat süren güreşten sonra Hasan pehlivanı da yenmiş ve ortaya konan baş ödülü hakketmiş güreşlerde Allah'ın izni ve inayeti ile sona ermiştir.

Cazgırın güreşin sonucunu resmen ilan etmesi üzerine bir alkış daha yükselmişti.Beri taraftan ise Recep ağa dövünüp duruyordu.

Gitti benim atım.Hasan pehlivan beni kandırdı.Ama ödeteceğim ona bunu.Recep ağa bununla da kalmadı.Hasan pehlivanın savuşup gittiğini görünce yerinden kalkarak ortaya doğru yürüdü.Atların bağlı olduğu ağacın yanına vararak kendi atını alıp götürmek üzre ipini çözmeye koyuldu.

Bunu gören cazgır yanında bir kaç kişi olduğu halde hemen yanına seğirtti.

Ne yapıyorsun Recep ağa?

Yaptığım işi görmez misin?Atımı alıp gideceğim.

O at senin değil artık.At Hasbekli Mahmut pehlivanın oldu.

Bunu tanımıyorum.At bal gibi benimdir.

Bu at ödül olarak ortaya konmuştur.

Ben koymuş değilim.Atımı benden Hasan pehlivan ariyet olarak almıştı.Güreşten sonra bana geri verecekti.Siz hiç benim bir güreşe ödül olarak bir kuruş bile koyduğumu gördünüz mü?Şimdi de güreş bitmiş olduğuna göre elbette atımı geri alıp gideceğim.

Cazgır olsun,yanındakiler olsun ona bunun mümkün olmadığını söylüyorlardı ama Recep ağa atın ipini bırakmıyor onu alıp götürmekte inat ediyordu.

Bereket versin bu sırada kalabalığı gören Akdağmadeni Belediye Başkanı Faik bey olay yerine yetişti.Meseleyi öğrendikten sonra Recep ağaya dönerek şu sözleri söyledi.

Her şey anlaşılıyor.Sen Hasan pehlivanın güreşi kazanacağını ve atını sana geri vereceğini inandığın için hayvanını koymaya razı oldu.Öylemi Recep ağa?

Evet öyle..

Hasan pehlivan yabancım değil,akrabam,eğer güreşi kazansa idi sana atını mutlaka geri verirdi.

Elbette verirdi.

Bunun içinde tellal dün sokakları dolaşarak ödül olarak ortaya iki at konmuş bulunduğunu ilan ettiği zaman hiç ses çıkarmadın.

Evet..

Atını alıp buraya getirmelerine ve ödül yerine bağlamalarına razı oldun.Bunda bir mahsur görmedin.Çünkü Hasan pehlivanın galip geleceğine inanıyordun.

Elbette inanıyordum.

Ama olmadı işte..Hasan pehlivan güreşi sende atını kaybettin.Şimdi bu atı geri alamazsın,çünkü o artık senin değildir.Ortaya ille de atını koyacaksın diye seni kimse zorlamış de değildir.Hasan pehlivan başka bir at bulsun bunu ona versin.

Böyle şey olur mu?O fukara nerede ödül alacak bir at bulur da verebilir?Hem pehlivanların işi güreş ağaların işi ise bu güreşler için ortaya ödül koymaktır.

Benim böyle bir adetim yoktur.

Uzun etme Recep ağa..Bu atı da istersen vermediğin zekatlarına karşılık sayabilirsin.

-69-

Senin bir güreşe ödül koymak gibi bir adetin yoksa Akdağmadeni halkını rezil etmeye de hakkın yoktur.Haydi çekil git.

Bu sözleri dinlemekte olan kalabalık da cimriliği ile şöhret kazanmış bulunan bu inatçı ağayı yuhalamaya başlayınca Recep ağa söylene söylene Hasan pehlivana bir sürü küfürler savurarak çekip gitmekten başka çare bulamadı.

Faik bey o zaman cazgıra döndü:

Hasbekli Mahmut pehlivan nerede kalıyormuş?

Küçük handa.

Öbürü zaten kendi atı,hayvanları al hana götür.Kendisini de bul bu akşam onu yemeğe beklediğimi söyle..

Baş üstüne..

En iyisi onun dinlenmesini beklersi,alır birlikte gelirsiniz.

Emredersiniz bey..

Hasbekli Mahmut pehlivan güreşten halkın sevgi çemberinden kurtulmak ve rahatça nefeslenip yıkanmak ve giyinmek üzre oraya zaten yakın bulunan hanın yolunu tutarken köylüsüne de atlara bakmasını söylemiş bulunuyordu.Tabii bu arada o da Recep ağanın atını zorla alıp götürmek için yaptığı girişimleri Belediye Başkanı Faik beyin onu nasıl terslediğini hep görmüş işitmiş bulunuyordu.

Cazgır öbür işlerini tamamladıktan sonra atları alıp hanın yolunu tuttuğu vakit o da kendisinin yanında idi.Böylece cazgır ile de tanışmış bulunuyordu.Hana vardıklarında Mahmut pehlivanı yıkanmış,giyinmiş,yatağına uzanmış dinlenir buldular.Onları gören Hasbekli doğrularak oturdu.

Hoş geldiniz..

Cazgır:

Hoş bulduk pehlivan,diye karşılık verdi.Senin atları getirip ahıra bağladık.

Zahmet oldu sana ağa.

Ayrıca bizim Belediye reisimiz Faik beyin de selamını getirdim.

Sağolsun..

O olmasaydı Hasan pehlivanın zoru ile atı ortaya koyan Recep ağanın elinden hayvanı zor kurtaracaktık.

Olur mu böyle şey?

Olmaz ama atı koyan Recep ağa kadar cimri biri olursa her şey olabilir.

Böyle bir şey ne duydum ne işittim.

Duymuş ol işte ayrıca Faik bey seni yemeğe davet ediyor.Kendisi çok doğru çok efendi bir adamdır.Senin pehlivanlığını çok beğenmiş olmalı,yemekte eşraftan ve güreş meraklılarından da bazı kişiler bulunacak sanıyorum.Varlıklı bir kişidir.

Teşekkür ederim gelirim elbet.

Bana pehlivanın dinlenmesini bekle sonra kendisini alarak getir diye emir verdi.

Zahmet olacak bu senin için.

Ne demek?Zahmetin sözümü olur?

Cazgır Hasbekli pehlivanı handa bir saat kadar Mahmut pehlivanın hemşehrisi ile beraber hanın kahvesinde bekledi.Böylece Mahmut pehlivanı odasında rahat rahat dinlenebilmesi için yalnız bıraktı.

Hasbekli Mahmut pehlivan hayatından son derece memnun bulunuyordu.O günü kendisi için son derece şanslı geçmiş bulunuyordu.Hem Hüseyin hem de Hasan pehlivanları yenmişti bir defa..Bunun karşılığında kendi atını kurtardığı gibi bir de onun değerinde bir at da kazanmıştı.

-70-

Fakat onu en çok sevindiren,Akdağmadeni halkının hemen hemen tamamının sevgisini kazanmış bulunması idi.Bu halk Allah için güreşten çok iyi anlayan haktan doğruluktan yana olan bir halktı.Ve kendisini desteklemekten çekinmemişti.Belediye reisinin hemen o akşam kendisini yemeğe davet etmiş bulunması da bunu apaçık bir biçimde ortaya koymuyor mu idi.

Böyle güreş sever pehlivanlıktan anlar bir halkın her yerde bulunamayacağına inanıyordu.Yemeğe cazgırla beraber gittiler.Faik bey onları sevgi ile karşıladı.Cazgır tahmininde hiç de yanılmış değildi.Yemekte daha beş altı davetli bulunuyordu.Bunların bazıları güreşi seven eşraftan kişilerdi.Tabii hepside  o günkü güreşlerini seyretmiş bulunuyorlardı.

Misafirlerin biri bir bakışta hemen pehlivan olduğu anlaşılan en azından yüz okkalık bir kişi idi.Faik bey onu Hasbekli Mahmut pehlivana şöyle tanıştırmıştı.

Bizim vergi tahsildarı Vehbi efendi.Sanırım hemen tahmin etmiş olacaksın.O da pehlivandır.Hüseyin pehlivanı çok yenmiştir.Hasan pehlivanla ise güreşlerini ayıramamışlardır.Eğer sen bir kazaya gelerek Hasan pehlivana yenilse ve atını ona kaptırsaydın,biz aramızda para toplayarak sana geri verecektik.Vehbi efendi bu işe ön ayak olmuştu.

Bu sözler Hasbekli'yi çok duygulandırmış ve onlara teşekkür etmişti.

Faik beyin çektiği ziyafet geç saatlere kadar sürdü.Ayrılacakları zaman Vehbi efendi ona şu sözleri söyledi.

Maşallah çok genç olduğun halde çok iyi bir pehlivansın.Kendine iyi bakacak olursan Allah'ın yardımı ile ileride çok daha iyi bir pehlivan olabilirsin.Ancak eğer pehlivanlıkta ilerlemek daha rahat güreşebilmek istiyorsan öyle pırpıtla şalvarla güreşmekten vazgeçmelisin.Kendine manda derisinden iyi bir kısbet yaptırmalısın.Dikkat ettim bu gün hasımlarından çok sana zahmet veren şey o pırpıt oldu.Dikişleri sökülecek ya da yırtılacak diye ödüm koptu.

Vehbi efendi çok doğru konuşmuştu.Evet gerçek bu idi.Hasbekli Mahmut pehlivanın güreşten önce perdah yapınca ve güreş sırasında vücudu şişiyor ve irileşiyordu.Bu durum ora halkının genellikle pıtrık dedikleri pırpıtına sığmaz oluyordu.Bu halde ona güreşirken zahmet veriyordu.

Nitekim o gün de öyle olmuş güreşten sonra bana döndüğü vakit de pırpıtını ayağından çıkarmakta bayağı zahmet çekmişti.İşte tahsildar Vehbi efendi bu gerçeği görmekte gecikmemişti.

Haklısın karşılığını verdi ona.Bunu ben de biliyorum.Ustam Yozgat'lı Büyük Mehmet pehlivan kısbet yaptırmam için biraz daha beklememi söylemişti.Onun için bekliyorum.

Tabii o daha iyi bilir ama bence pek fazla beklemene gerek yok.Şimdi buradan nereye gitmeyi düşünüyorsun?

Hiç bir kararım yok..

İki hafta kadar sonra Zile panayırı var.Zile'de panayırla beraber büyük güreşler de tertip olunur.

Nasıl olsa atın var.

-71-

Buradan çıkar Yozgat,Çorum,Amasya köylerinden geçerek vaktinde Zile'ye ulaşırsın.Geçeceğin köylerin hemen hemen hepsinde düğün güreşlerine rastlayacaksın.Ortaya konan büyük küçük ödülleri toplamak senin için hiç de zor olmayacaktır.Bu güreşler san idman yerine geçer.Zile'ye idmanın kıvamında varırsın.Panayır güreşleri üç gün sürer.Yalnız dikkat et eğer ortaya çıkan pehlivanlar arasında Sicimoğlu Halil adında bir pehlivan bulunuyorsa onunla sakın tutma.Tutmak zorunda kalacak olursan pes ederek bırak güreşi ona.Böyle ayağında pırpıtla güreştikçe onunla baş edemezsin.Fena ezer seni.Sonra Zile'de çok usta saraçlar vardır.Biraz pahacılar ama onların diktikleri kısbeti kimsecikler dikemez.Fırsat bulur eline de yeteri kadar para geçecek olursa hiç düşünmeden kıy paracıklarına kendine güzel bir kısbet yaptır.Böyle davranacak olursan bana ömrüm boyunca dua edersin.

Yürekten söylenmiş bu dostça sözlere ve öğütlere teşekkür eden Hasbekli Mahmut pehlivan da bunlara aynen uymaya karar verdi.Ertesi günü Hasbekli hemşehrisine Recep ağanın ödülde kazandığı atı emanet ettikten ve hancıdan tutacağı yol hakkında bilgi aldıktan sonra Akdağmadeni'nden ayrıldı.

Ayrılmadan önce tabii borcunu ödemek istemişti.

Fakat hancı ona:

Borcun filan yok pehlivan dedi.Hesabını Belediye reisi Faik bey tarafından ödenmiştir.

Bu nezaket jesti de genç pehlivanı ayrıca memnun etmekten geri kalmadı.

Zile'ye kadar süren yolculuğu tam da tahsildar Vehbi efendinin tahmin ettiği gibi verimli geçti.Geçmiş bulunduğu hemen hemen her köyde bir düğün güreşine rastladı.Ortaya konan ödülleri uzun boylu zahmete toplayarak güreşten sonra bunları paraya çevirip kesesine indirdi.

Zile'ye vardığı zaman kesesine üç altın daha girmiş idmanlarını da hiç aksatmamıştı.Gene ilk işi kendisine salık verilmiş bulunan bir handa kendine uygun bir yer ayarlamak oldu.

Panayırın ve dolayısıyla güreşlerin açılmasına daha bir gün vardı ve Zile bu yüzden çok kalabalıktı.Çoğunlukla pehlivanların gittikleri kahveyi öğrenerek oraya giden Hasbekli Mahmut içeride çok sayıda iri kıyım adam görünce  güreşlere gerçekten fazla pehlivan gelmiş bulunduğunu anladı.

Bu duruma göre güreşlerinde çok çetin geçeceği anlaşılıyordu.Pehlivanlar yer yer toplanmışlar ertesi günü yapılacak güreşler hakkında konuşuyor tahminler yapıyorlardı.O da bir grup pehlivanın arasında oturuyor konuşulanları sessizce dinliyordu.

Tabii ne pehlivanlar onu ne de o bu pehlivanların bir tekini tanımıyordu.Yapılan konuşmalardan anladığına göre asıl iddia sahibi baş pehlivanlar ilk günü yapılacak olan güreşlere katılmağa hiç de niyetli bulunmuyordu.İlk günkü güreşler daha çok genç baş pehlivanlar için bir deneme olacaktı.Zaten ödülde bir koçtan ibaretti.

Ama ikinci ve üçüncü günkü ödüller çok daha kıymetli idi.İkinci günü bir inek,üçüncü günü de bir camus,yani manda vardı.

-72- 

Asıl iddia sahibi pehlivanlar bu ödüller için boğuşacaklardı.O bu şekilde yapılmakta olan konuşmaları dinlerken yanında oturmakta olan orta yaşlı bir adam kendisine döndü.

Sen de pehlivansın değil mi delikanlı?

Biraz güreşmeğe daha doğrusu pehlivan olmağa çalışırım işte..

Bu cevabını beğendim:Boyun posunda pehlivan olduğunu gösteriyor.Nerelisin?

Yozgat'ın Hasbek bucağından..

Yozgat'tan iyi pehlivanlar çıkar,bilirim.Tabii buraya panayır güreşleri için geldin.

Kısmet olursa öyle..

Hangi boyda güreş tutarsın?

Allah'ın izniyle başa soyunuyorum.

Fakat baş pehlivan olmak için daha çok gençsin.Köy güreşlerinde başa çıkmanda pek mahsur yok ama burada baş pehlivanlara dayanamazsın.Seni çabuk yenerler.

Buna ne diyebilirim?Yenerlerse yenerler.

Asıl büyük pehlivanlar yarın ki güreşe soyunmayacaklar ama gene de senden çok tecrübeli pehlivanlar var.

Ne yapayım yani..

Baş altına soyun.Bir keçi zar.Kazanırsan bunu olsun alırsın.

Hasbekli Mahmut pehlivan önce kararından dönmeyeceğini söylemeğe hazırlanmıştı ki sonra bu kararından hemen vazgeçti.

Bir keçi bir keçi idi.Sonra buranın yabancısı idi.Kendisini tanıtan yoktu.En önemlisi ise baş altı güreşlerini yapmakla aynı zamanda perdahını da tamamlamış olacak başa bütün hırsını ve idmanın kıvamını bulmuş olarak çıkabilecekti.

Kendisine bu öğüdü veren adama döndü.

Şimdi ben dediğin gibi baş altına soyunur ve birinciliği kazanacak olursam başa da çıkabilirmiyim?

Elbette çıkabilirsin.Bundan şüphen olmasın.Tabii kendinde hala takat bulabilecek olursan.

Bunu öğrenmek istemiştim.

Adam gülümsedi.

Galiba buradan bir sürü edinip köyüne öyle dönmek istersin.

Yok niyetim çobanlık yapmak değil ,eğer Allah'ın yardımı ile bir iki ödül kazanacak olursam bunları satacağım.Parsadan da biraz para toplayabilirim belki.Bu paralarla kendime burada bir kısbet diktirmek isterim.

Senin kısbetin de mi yok?

Yok ya..

Bir de baş ödülleri toplamayı umarsın.

Canım laf olsun diye söylerim.

Bilirim her yiğidin yüreğinde bir arslan yatar.Ama Zile saraçları iyi bir kısbeti kaça dikerler bilirmisin?

Bilmiyorum.

Derisi senden olmak üzere gene de beş altı altınını alırlar.

Deme be ..

Beş altın çok paradır.

Ama unutma ki yaptıracağın kısbeti bütün pehlivanlık hayatın boyunca kullanabileceksin.

Anlıyorum.

Kısbetin yalnız dikimi için bu kadar parayı gözden çıkarmak zorunda olduğuna göre çok iyi ve kusursuz bir deri de edinmek gerekecek.Bunun için deriyi almadan önce bunu kısbetçi ustasının görüp beğenmesi şarttır.Bunu unutma.

Haklısın..

-73-

Ne ise en iyisi şimdilik hayal kurmaları bırak da yarın şu keçiyi kazanabiliyormusun? Ona bak.

Doğru konuştun ağa..

Hasbekli ertesi sabah uyandığı vakit ortalık bir kat daha kalabalıktı.Zile'liler olduğu gibi panayır ve güreşler için kasabaya akın etmişlerdi.İyi bir kahvaltı yaptıktan sonra önce panayırın kurulmuş olduğu geniş alana gitti.Gördüğü zenginlik ve kalabalık karşısında şaşkına döndü.Bir kelime ile panayırda yok yoktu.İhtiyaç sahipleri hararetli bir şekilde alış verişle meşgul idiler.

Bir saat kadar burada dolaştıktan sonra ise panayırın yanında bulunduğunu öğrendiği güreş alanına geçti.Vakit pek erken olduğu güreşlerin başlamasına çok zaman bulunduğu halde gene bir çok meraklıların şimdiden birikmeğe başlamış olduklarını gördü.Bu duruma göre güreşleri pek büyük bir kalabalığın seyredeceği anlaşılıyordu.

Daha sonra ise kaldığı yere dönerek öğleye kadar dinlendi.Öğleden sonra pırpıtını şalvarının altına giyip yanına da ince bir havlu alarak yeniden güreş alanına vardı.Büyük kalabalığı görünce de tahmininde de aldanmamış bulunduğunu anladı.

Bu arada ilk güreşlerde başlamış bulunuyordu.Ortaya çıkmış bulunan genç pehlivanlar rakipleri ile boğuşup duruyorlardı.

Kendisine uygun bir yer bularak oturan Hasbekli Mahmut pehlivan güreşleri seyretmeye başladı ve kısa bir süre sonra ortaya çıkan genç pehlivanlar arasında hem çok kuvvetli hem de güreşi iyi bilen gençler bulunduğunu fark etti.Bunun manası ortada idi.Zile'de güreş almak hiç de kolay olmayacaktı.

Güreşler birbirlerini takip edip duruyordu.Ve güreşler ilerledikçe de kalabalık gitgide artıyordu.Panayırda alış verişlerini bitirenler soluğu güreş alanında alıyorlardı.Bu arada galip gelen pehlivanlarında rakipleri ile birlikte parsaya çıkmakta olup iyi bahşiş topladıkları da gözünden kaçmıyordu.

Böylece iki saat kadar bir vakit geçtikten sonra cazgırın sesi yükseldi.

Baş altına güreş tutacak pehlivanlar soyunup ortaya gelsinler.

Bu sesleniş üzerine Hasbekli bir besmele çekerek olduğu yerde soyundu.Ayağında pırpıtla kalınca eşyalarını yanında oturduğu adama emanet ederek ortaya doğru yürüdü.

Cazgırın yanında sekiz pehlivan toplanmıştı.Cazgır bunları eşlerken tanımadıklarına kim olduklarını sorup öğreniyordu.

Son olarak ona sıra gelmişti.

Adın ne senin delikanlı?

Mahmut

Nerelisin?

Hasbekliyim..

Peki geç şu pehlivanın yanına..

Sekiz pehlivan dört çift olarak eşlendiren cazgır,bunları önce teker teker halka tanıttıktan sonra davul zurnalara işaretini verdi.Ve böylece başaltı güreşlerini başlatmış oldu.

Hasbekli hemen perdahını yapmak üzere çırpınmağa başlamıştı.Öbür pehlivanlar perdahlarını tamamlayarak kapıştıkları halde o hala çırpınmakta devam ediyordu.Rakibi de onu şaşkın şaşkın seyredip duruyordu.

O bu işi bu şekilde uzatınca sağdan soldan itirazlar aksetmeğe başladı.

-74-

Perdahı amma uzattın be pehlivan..

Güreşmek için mi yoksa perdah yapmak için mi ortaya çıktın?

Bıktırdın be..

Haydi perdahı kes de güreşe gir gayri..

Hasbekli bu seslenişler üzerine ister istemez hasmı ile ense bağladı ve güreşe başladı.Ne var ki kendisini ciddi bir biçimde güreşe hazır bulmaktan hala uzaktı.Perdahını tam olarak yapmamıştı.Bu noksanını güreşirken tamamlamaktan başka çaresi yoktu.

O da bunu yapmaya koyuldu.Bunun içinde hep müdafaada kalıyor hasmının saldırılarını boşa çıkardıktan sonra çırpınmakta iri ellerini birbirine  baldırlarına vurmakta bulunduğu yerde sıçramakta devam ediyordu.

Ne biçim bir pehlivan dı bu?Ne biçim güreş tutuyordu?Çok acemi biri olmalı idi.Güreşi seyredenler hep bunu konuşuyorlardı.

Şu Hasbekli galiba yeni yeni pehlivanlığa heves etmiş.

Öyle vücudu pehlivanlığa uygun ama bu işi hiç bilmiyor.

Anlaşılan ustasından şimdilik yalnızca perdah yapmasını öğrenmiş.

Belki de sadece perdah yaparak hasmını yenebileceğini sanıyor fukara..

Bu sırada öbür çiftlerin güreşleri teker teker sona eriyordu.Yarım saat sonra güreşi sona ermeyen tek çift Mahmut pehlivanla eşi kalmıştı.Halk da Hasbekli'nin hasmını güreşi daha fazla uzatmadan yenmesi için açık bir biçimde teşvik etmeye koyulmuştu.

Fakat artık Hasbekli Mahmut pehlivan toparlanmıştı.O ilk hali kalmamıştı.Nitekim o ana kadar sürdürdüğü güreşi de değiştirdi ve beklenmedik bir anda daldığı gibi hasmının sırtını yere vuruverdi.

Bu beklenmedik yeniş herkesi şaşırtmış bulunuyordu.Kendisini alkışlayan olmadı.Cazgırda ona ikinci eşini verirken şaşkınlığını belirtmekten kendisini alamadı.

Nasıl oldu da yenebildin hasmını?

Denk düştü işte..

Farkındayım.Şimdi ikinci hasmına on dakika dayan sana aferin diyeyim.

Buna gayret ederim.Yalnız izin verecek olursan bir şey sormak isterim.Hani buranın yabancısıyım,usul ve kaidelerinizi iyi bilmiyorum da öğrenmek istiyorum.

Öğrenmek istediğin şey nedir?

Hani kaza ile baş altını kurtaracak olsam, başa da çıkabilirmiyim?

Bak hele..Keçiyi alacağını umarsın demek?

Sadece usulü öğrenmek istedim.Kaza ile baş altını kurtaracak olursam dedim ya?

Bir derecede birinci olan bir pehlivan memleketin her yerinde bir yukarı derecede güreş tutmağa hak kazanır.Ama bir daha cazgır ve hakem heyeti ona izin vermedikçe bir daha eski yerine inemez.

Teşekkür ederim.Ben de bunu öğrenmek istemiştim.

Bu konuşmadan sonra o da ikinci hasmı ile tutmak üzere perdaha başladı.

Herkes Hasbekli Mahmut pehlivanın bu ikinci güreşini de uzun bir perdah faslından sonra girişeceğini umuyordu ama böyle olmadı.Güreşin başlaması ile beraber hücuma geçen Hasbekli,önce bir kaç kuvvetli elense çekerek hasmını dağıttı.Arkasından birden çapraza girerek sürmeye başladı.

-75-

Bunu bir çangal ile tamamlayarak hasmının sırtını yere vurduğu zaman ise güreş başlayalı beş dakikayı ya doldurmuş ya doldurmamış bulunuyordu.

Davul zurnalar kesilmiş o da doğrularak galibiyet temennasını çakı vermişti.Kendisini alkışlayan olmadı ama herkes anlatılamaz bir şaşkınlık içinde kaldı.Doğrusu böyle bir şey olabileceğini hiç kimse aklından bile geçirmiyordu.Yenişin nasıl olduğunu iyi görmeyenler yanlarında oturanlara bunu sorup duruyorlardı.

Nasıl yendi?

Çapraza girip çangalı vurdu.

Hasmı kendini koruyamadı öyle mi?

Soruya bak.Koruyabilmiş olsaydı yenilirmiydi hiç?

O doğru ya..Kazaya geldi derler bu yenilişe..

Kaza maza.. Sen işin sonuna bak,yendi ya..

Bu işe bir türlü aklı yetmeyenler arasında cazgır da vardı.Önce güreşin sonucunu ilan ederek Mahmut pehlivanın sona kaldığını belirttikten ve davul zurnaları yeniden harekete geçirdikten sonra Hasbekli'ye:

Nasıl becerdin bu işi? diye sordu.

Oldu işte.Bir kusur mu işledim.

Hasmı yenmek kusur olur mu hiç?İyi yaptın tabii.Yalnız güreş pek kısa sürdü de..

Gafil avladım onu.

Evet.Bakalım son güreşini de yapacaksın?

Bunu da kazanmaya bakacağım.

Cazgır bir şey demedi.O da bir köşeye çekilerek son hasmını beklemeye koyuldu.Bu beklemesi öyle uzun da sürmedi.Son hasmı da on dakika sonra belli oldu.O da rakibini güzel bir oyunla yenmiş bulunuyordu.

Pehlivanların böyle hasımlarını çabuk çabuk yenmelerinden seyirciler pek memnun kalıyorlardı.Böylelikle baş pehlivanlara da güreşlerini ayırabilmeleri için bol bol vakit kalmış bulunuyordu.

Halk hasmını son olarak yenmiş bulunan baş altı pehlivanını alkışlarken Hasbekli Mahmut pehlivan da yerinden kalkmış ve onun yanında durmuştu.

Onun bu davranışı berikini kızdırmıştı.

Çok mu acelen var be pehlivan?Dur da bir yol nefes alalım.

Nefeslenmeye ihtiyacın var sa buyur ne kadar istersen nefeslen.

Bu konuşmayı duyan cazgır gülerek söze karıştı.

Mahmut pehlivanın elbette acelesi olacak.Çünkü o yalnızca keçi ile yetinmek niyetinde değil.Seni yenip keçiyi aldıktan sonra başa çıkarak koçuda almak niyetinde.

Bak hele..Çoban mı bu adam?

Orasını bilmiyorum.

Öyle ise kendisine yardımcı olayım.Benim nefeslenmeye filan ihtiyacım yok.Bizi hemen eşlendiriver.

Cazgır da öyle yaptı ve iki pehlivanı hemen eşlendirdi.

Pehlivanlar şöyle bir iki çırpınıştan sonra hemen güreşlerine başladılar.Hasbekli'nin bu son eşi daha önce tutarak yenmiş bulunduğu hasımlarına pek benzemiyordu.Mahmut pehlivan daha ilk ellerde onun çok daha kuvvetli ve usta olduğunu anlamıştı.

Üstelik halk da kendisini tutuyor olmalı  idi ki hemen kendisini teşvike koyulmuştu.

-76-

Bu durum karşısında Hasbekli Mahmut pehlivan dikkatli davranmak zorunda olduğunu düşünerek müdafaaya çekildi.Bunu fark eden rakibi de o zaman saldırılarını sıklaştırdı.Sanki acelesi olan Mahmut pehlivan değil de kendisi idi.Güreşi uzatmadan hasmını çabucak yenmek istiyordu.

Güreş böylece on dakika kadar gitgide hızlanarak devam ettikten sonra Hasbekli bir dalış yaptı ve hasmının butlarını ele geçirdi.O da hemen Mahmut pehlivanın kafasını kaparak boyunduruğu vurdu.

Bunu gören taraftarları hemen hükümlerini verdiler.

Hasbekli'nin işi bitmişti.Ya pes edecek ya da bayılıp yere serilecekti.Boyunduruktan başka türlü kurtulabilmesine imkan yoktu.Şimdiden taraftarları onu güreşi ve dolayısıyla keçiyi kazanmış gibi alkışa tutmuş bulunuyorlardı ki hiç kimsenin beklemediği ummadığı aklının ucundan bile geçirmediği bir şey oldu.

Boyunduruğu yiyen Hasbekli hasmının butlarını bırakmadan ona bir kat daha sokulmuş önce bir dizini yere dayamış sonra inanılmaz bir kuvvetle hamle ederek hasmını boyunduruğu ile birlikte havaya kaldırmıştı.Havalanan hasmı ister istemez boyunduruğu boşaltırken  de Mahmut dönerek onu sırt üstü vuru vermişti.

Her şey ancak bir dakika içinde olup bitmişti.Fakat bu bir dakika içinde seyirciler anlatılmaz bir heyecan süresi yaşamışlardı.Hasbekli'nin boyunda ancak bir boğada bir devede bulunabilecek bir kuvvetin bulunduğu ortaya çıkmıştı.

Davul zurnaların kesilmesi ile beraber halk ilk defa kendisini alkışa tuttu.

Yaşa Hasbekli..

Aşkolsun Mahmut pehlivan..

Bu ne kuvvet be?

İnsan mısın boğa mısın?

Cazgırın da gözleri fal taşı gibi açılmıştı.Ona yaklaşarak.

Sen ne imişsin be?diye sordu.Nasıl yaptın bu işi?

Hasbekli gülümsedi.

İşimin acele olduğunu biliyordum.

Hani keçiyi alabileceğin hatırımın kenarından bile geçmezdi.

Bırak şimdi keçiyi bir yana.Bana asıl koç lazım.Çoban değilmiyim?Sürümü tamamlamam gerekmez mi?

Bu sözleri ile az önce yenmiş bulunduğu hasmına da cevap vermiş oluyordu.

Cazgır gene sordu.

Demek başa da tutmakta kararlısın?

Elbette kararlıyım.Buna hakkım yok mu?

Var elbet.

Cazgır bundan sonra halka dönerek durunu şu biçimde ilan etti.

Hasbekli Mahmut pehlivan üçüncü rakibini de yenerek baş altı ödülünü kurtarmıştır.Kendisi şimdi başta da talihini denemek istiyor.Baş altını kurtarmış bulunduğuna göre buna hakkı vardır.Baş pehlivanlar ortaya gelsinler.

Seyirciler çıkardığı son güreşten sonra iyice gözlerine girmiş bulunan Hasbekli'ye şimdi başa da çıkmak cesaretini göstermiş bulunduğu için bir defa daha alkışladılar.O da halka dönerek selamlarla onların sevgisine karşılık verdi.

Sonra da gene bir köşeye oturarak beklemeye başladı.

-77-

On beş dakika sonra arka arkaya üç baş pehlivan çıktı.Pehlivanlar teker teker ortaya çıkarlarken halk bunları alkışlarla karşılıyor,onlara başarılar diliyordu.Mahmut pehlivan bunların adları söylenirken dikkatle kulak veriyordu.

Bunun sebebi bir akşam önce kahvede tanışmış olduğu adamın bahsetmiş bulunduğu şu Sicimoğlu Halil pehlivanın da çıkıp çıkmadığını anlamaktı.

Bu Sivaslı pehlivanın o gün yapılacak olan ilk baş güreşlerine katılmayacağını biliyordu.O adamda da böyle söylemişti.Zile'de yapılan panayır güreşlerine ilk günü sadece genç pehlivanların katılmaları geleneği olduğunu öğrenmişti.Ama bunun ne dereceye kadar doğru olduğunu pek kestiremiyordu.

Hayır, çok yaman olduğunu duyduğu bu pehlivan yoktu.Eğer buraya gelmişse bile onu ancak yarın veya öbür gün görebilecekti.Böyle ünlü bir pehlivan bir keçi bir koç için soyunmazdı.En azından bir camış bir at veya bir deve için soyunabilirdi.

Ortaya bu üç pehlivandan başkasının çıkmadığını gören Hasbekli Mahmut'da sonunda oturmakta olduğu yerden kalkarak bunların arasına katıldı.

Öbür genç baş pehlivanlar aralarında konuşuyorlar ve ona küçümseyerek bakıyorlardı.Arka arkaya üç güreş yapan ve iyice yıpranmış olması gereken bu baş altı pehlivanı ne cesaretle aralarına karışıyordu?Ne cesaretle kendilerine meydan okuyordu?

Mesele ortada idi.Yenildikten sonra kendisini yenen pehlivanla birlikte parsaya çıkacaktı.Halkın en çok parayı baş pehlivanlara vermekte olduğunu biliyor ve bundan yani kendilerinden faydalanmak istiyordu.Kısmetlerine göz dikmişti.Bu dünya da ne açık gözler vardı.

Sıra eşlendirmeye gelince cazgır üç genç baş pehlivana döndü ve onlara Mahmut pehlivanı göstererek:

Hanginiz istiyorsa Hasbekli ile ilk olarak tutsun dedi.

Böylece eşlenmeyi genç baş pehlivanlara bırakmış oldu.Sözünü tamamlaması ile beraber Tokat'lı Hamdi pehlivanın Hasbekli'nin koluna yapışması  bir olmuştu.

Onunla ben tutacağım usta.

Öbürleri.

Amma da açık göz imiş sin..diye söylendiler ama fazla ileriye gitmediler.Kısmetlerine razı olmuş bir halleri vardı.
Cazgır bu eşleşmeden sonra pehlivanları önce teker teker halka tanıttı.Sonra da davul zurnalarla beraber onları güreş meydanına saldı.Ve baş güreşler başlamış oldu.

Kuşku yok ki her yerde ve her vakit baş güreşlerin havası bir başka türlü olagelmişti.Halkın en büyük bölümü güreş meydanını sadece baş güreşleri baş pehlivanları seyretmek için doldururlar.Baş güreşler onları heyecanlandırır.

Onun için dört genç baş pehlivan peşrevlerini tamamlayarak kapıştıkları anda hemen heyecanlı bir hava esmeye başlamıştı.Ve kalabalığın büyük bir bölümü de Tokat'lı Hamdi ile Hasbekli Mahmut pehlivan arasındaki güreşi seyretmeyi tercih ediyordu.

Bunun da sebebi herkesin bu güreşin kısa bir sürede sona ereceğini inanmak ta olması idi.

-78-

Hasbekli birinciliği kazanmış olmakla beraber nihayet baş altına soyunduğuna göre bir baş altı pehlivanı idi.Ve bu güreşten önce tam üç güreş yapmıştı.Son iki güreşini kısa zamanlarda kazanmış olmakla beraber ilk güreşinde iyiden iyiye zorlanmıştı.Çok kuvvet ve nefes harcamak zorunda kalmıştı.

Tokat'lı Hamdi pehlivana gelince genç olmakla beraber kendisini baş pehlivan olarak kabul ettirmiş bir pehlivandı.Sert ve çabuk güreşirdi.Hasımlarını oyalamaktan hoşlanmazdı.

İşte bunu bilen Zile'liler Hamdi pehlivanın hasmını kısa zamanda nasıl bir oyunla yeneceğini merak ettiklerinden çoğunlukla bu güreşi seyretmeyi tercih ediyorlardı.Ve seyrederken aralarında tahminlerde yapmaktan geri kalmıyorlardı.

Tokat'lı uzatmaz güreşi.

Bana da öyle gelir.Bu güreş on beş dakika dan fazla sürmez.

Ne on beş dakikası be?Beş dakika dayansın aşkolsun Mahmut pehlivana diyeceğim.

Dayanır.Bu Hasbekli baş pehlivan olmadığını bundan önceki güreşlerinde göstermedi mi?

Baş altı pehlivanı olmak başka baş pehlivan olmak gene başkadır.Beş on yıl baş altında dolaşıp bir türlü başa çıkamayan pehlivanlar bilirim.

Bu pehlivan gözü pek pehlivana benzer.

Ne çıkar bundan?Pehlivansa bundan önce yaptığı oyunları Tokat'lı karşısında yapsın.

Elbet yapamaz.Kolay mı?Bir saat içinde üç pehlivan yendi.

Öyleyse hattini bilip başa da çıkmasaydı.Kendisini zorlayan mı olmuştu?

Hasbekli Mahmut pehlivan da kapışmış bulunduğu bu pehlivanın daha öncekilere hiç benzemediğini anlamıştı.Tokat'lı pehlivan bir defa çok kuvvetli idi.Kendine güveni tamdı.Çektiği elenseler hem sertti,hem de yerini buluyordu.Baş pehlivanlığa kadar yükselebildiğine göre tecrübe ve güreş bilgisinin de yerinde olması gerekiyordu.

Sonra onun taze kuvvetle güreşe başlamış bulunduğunu da unutmamak gerekirdi.İşte Hasbekli Mahmut pehlivan bütün bu gerçekleri düşünmüş ve en doğru davranışın başında müdafaaya çekilmek olduğu sonucuna varmıştı.

Böylece güreşin iyice Hamdi pehlivanın üstünlüğü altına girdiğini gören taraftarları o zaman Tokat'lı pehlivanı açık bir biçimde teşvike koyulmakta gecikmediler.

Haydi Tokat'lı..

Haydi Hamdi pehlivan..

Uzatma güreşi..

Ver şuna hemen dersini..

Bu teşviklerle beraber Tokat'lı pehlivan daha da sıkı bir şekilde saldırılarını sürdürmeye koyuldu.Sonra birden bire çapraza girerek hasmını sürmeye başladı.Şimdi herkes hükmünü vermiş bulunuyordu.Bu iş artık bitmiş sayılırdı.Hasbekli pehlivan gidiyordu.

Aynı anda alkışlar da yeniden yükselmekte gecikmedi.

Yaşa Tokat'lı..

Vur çangalı..

Bitir işini..

Yaşa Hamdi pehlivan..

Hasbekli Mahmut pehlivan da kendisini bir anda tehlike içinde hissetmiş olmalı ki hemen dönerek kendisini yüzü koyun yere attı.Tokat'lı pehlivan da yetişerek onu güzelce bastırmakta gecikmedi.

-79-

Böylece Mahmut pehlivanın hali yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş birine dönmüştü.Hamdi pehlivanın taraftarları ise seslerini kesmiş değillerdi.

Haydi Hamdi pehlivan kündele..

Vur sırtını yere..

Haydi arslan..

Haydi Tokat'lı..

Hasbekli durumunun tehlikeye girmiş bulunduğunu fark edince hemen hasmının bileklerine yapıştı ve var kuvvetiyle sıkmaya başladı.Tokat'lı pehlivan kündeye veya diğre bir oyuna geçebilmek için her şeyden önce ellerini kurtarmak zorunda bulunuyordu.Ancak bu işin hiç de kolay olmayacağını az sonra anlamakta gecikmedi.

Hasbekli'nin iri pençelerinde inanılmaz bir kuvvet vardı.Ne yapsa ne kadar kuvvet harcasa bileklerini kurtaramıyordu.

Seyircilerde durumu fark etmekte gecikmemişlerdi.Zile'de ilk defa görülen bu genç pehlivanın pençelerinde böylesine bir kuvvetin bulunması inanılmaz şey değildi.
Mahmut pehlivan hasmının ellerini artık zaptetmiş bulunduğunu ve tehlikeyi atlattığını anlayınca Hamdi pehlivanın bileklerini bırakmadan ayağa kalkıverdi.Sonra da birden dönerken onun bileklerini de bırakıverdi.

Tokat'lı bileklerini kurtarmıştı ama ellerini kullanabilecek durumda olmaktan uzaktı.Hasbekli'nin beş dakika kadar sıkmış bulunduğu bilekleri kan dolaşımını durdurmuş parmaklarındaki bütün hisleri yok etmişti.

Hasbekli bu durumda rahatça çapraza girdi ve çangalı yetiştirdiği gibi onu sırt üstü yere vuruverdi.Böyle bir şeyi kimse beklemiyordu.Herkes şaşırmış kalmıştı.Mahmut pehlivan da aynı şaşkınlık içinde bulunuyordu.Davul zurnalar kesilirken o da kalkarak galibiyet temennasını çakarken kuvvetli bir alkış yükseldi.

Aferin Mahmut pehlivan..

Aşkolsun Hasbekli..

Vallah yendi..

Yaman pehlivanmışsın.

Bu arada Tokat'lı pehlivanda doğrulmuş bileklerini ovuşturuyordu.

Hasbekli'ye yaklaşan cazgır ise belki herkesten fazla şaşkın görünüyordu.

Tokat'lıyı da yendin ha?Şimdiden koçun yarısını kurtardın.Maşallah pençelerin çok kuvvetli imiş, diye konuştu.Hamdi pehlivanın da en zayıf tarafı bilekleridir.Nasıl oldu da bunu anladın?

Rast geldi..

Sonra da güreşin resmi sonucunu ilan etti.

Hasbekli Mahmut pehlivan güreşin onbeşinci dakikasında Tokat'lı Hamdi pehlivanı yenerek sona kalmıştır.Hasbekli gene bir kenara oturarak dinlenmeye başlamıştı.Gözlerini de ortada güreş tutan son çiften ayırmıyordu.

Bu arada düşündürmekte olan başka bir şey vardı.O gün yaptığı bu dördüncü güreşten sonra idman ve perdah tavı tam kıvamını bulmuştu ve vücudu da şişmiş ve irileşmişti.

Bunun sonunda ise ayağına geçirmiş bulunduğu pırpıtı iyice gerilmiş ve kendisine zahmet vermeye başlamıştı.Halbuki daha yapacağı bir güreşi vardı.

Yok hayır bu iş böyle yürümeyecekti.Her şeyden önce buna bir çare bulması gerekiyordu.Bu işin çaresi ise bir an önce bir kısbet edinmekten ibaretti.Bunu bir an önce yapmalıydı.

-80-

Bu şekilde yarım saat kadar bekledi.Bu arada yenmiş bulunduğu pehlivanın beraberce parsaya çıkmak üzere yanına gelmesini bekledi.Fakat Tokat'lı pehlivan gelmedi.Belki de bir baş altı pehlivanına bu biçimde yenilmiş bulunması onuruna dokunmuş olacaktı.O gelmeyince de kendisi bu yabancı yerde tek başına parsaya çıkmayı yerinde bulmadı.

Böylece yarım saate yakın bir süre bekledikten sonra ortada sürüp gitmekte olan güreşte bir den sona erdi.Rakibi Zile'li Arif pehlivana pes etmiş güreşi bırakmıştı.

Alkışlar onun için yükseliyordu.

Yaşa Arif pehlivan..

Yaşa Zile'li..

Yaşa arslan..

Koç senin bu gün..

Zile'li geçen yıl başa çıkmış kuvvetli bir pehlivandı.Halk da kendisini çok seviyor ve çok tutuyordu.Cazgır güreşin sonucunu ilan ettikten sonra Zile'li pehlivana:

Dinlenmek istiyor musun diye sordu.

Arif pehlivan omuzlarını silkti.

Yok be usta.Öyle dinlenmemi gerektirecek kadar yorgun değilim.

Sen bilirsin.İstersen parsaya çık.Böylece dinlenmiş de olursun.Son güreşte tutacağın Hasbekli zehir gibi bir pehlivan.Çok da kuvvetli hem usta hem de nefesli

Baş altı pehlivanı değil mi sonunda?

Onun baş altı pehlivanı olduğunu söyleyen külahıma anlatsın bunu.Bal gibi baş pehlivan.Tokat'lıyı nasıl yendiğini görmedin mi?

Görmedim.Gerçek bir baş pehlivan olsa kısbeti olmaz mıydı?Ayağındaki eski pırpıtla mı güreş tutardı?

İyi ki yok kısbeti.. Bir de kısbeti olsa kim bilir nasıl oludu?

Sen kendini üzme usta..Ben onunla nasıl güreş tutacağımı bilirim.

İnşallah yenersin.

Elbet yeneceğim..Hiç kuşkun olmasın.Tokat'lıyada yazık oldu.Bari onu yanıma alıp öyle parsaya çıkayım.O da eli boş dönmemiş olur güreşten..

İyi yaparsın..Fıkarayı sevindirmiş olursun.

Bu konuşmadan sonra Zile'li Arif pehlivan Tokat'lı Hamdi pehlivanı yanına çağırarak beraberce parsaya çıktılar.

Hasbekli Mahmut pehlivan ise olduğu yerde kalakaldı.Tutacağı son pehlivanın parsaya kendisi ile çıkması gerektiği halde bunu yapmaması üstelik yanına az önce yenmiş bulunduğu bir pehlivanı almış olması pehlivanlık kurallarına da aykırı düşüyordu.

Bunu yalnızca kendisi değil seyircilerinde bir bölümü düşünüyordu.

Arif pehlivanın yaptığı doğru değil..

Elbette doğru değil.

Hasbekli ile parsaya çıkması gerekirken onun yenmiş bulunduğu pehlivanla parsaya çıkıyor.

Arkadaş değiller mi?Ona kazandırmak istiyor.

Evet ama bunu bir başka pehlivanın hakkından keserek yapıyor.

İşte bunu doğru söyledin.

Yanıma gelirlerse benden bir kuruş bile bahşiş alamazlar..

Ben de vermem.

Ben de..

Mahmut pehlivan ayağa kalktı.Nereye gidiyor acaba?

Hem de pek kızgın görünüyor.

-81-

Gördükleri doğru idi.Zile'li pehlivanın bu davranışı ağırına girmişti.Kendisini adeta hakarete uğramış gibi hissediyordu.Haydi  o böyle davranmıştı.Cazgır ile hakem heyetini oluşturan üç kişi neden bu işe ses çıkarmamışlardı?

Ancak beş dakika kadar yerinde oturabilmiş, sonra hiddetle yerinden kalkarak hakemlerin yanına gitmiş bulunan cazgıra doğru yürümüştü.

Cazgır onu karşısında görünce..

Ne istiyorsun? diye sordu.

Ne isteyeceğim? hakkımı istiyorum.Arif pehlivan nasıl benim yendiğim pehlivanla parsaya çıkıyor.Haydi o kendisini kayırmak istiyor diyelim, siz nasıl oluyor da buna göz yumuyorsunuz?

Hiç birinin ondan böyle bir çıkış beklememekte oldukları ortada idi.

Hakemler birbirlerine bakarlarken cazgır cevap verdi.

Arif pehlivan Tokat'lıya da üç beş kuruş kazandırmak istemekle hata mı etmiş oluyor?

Benim hakkımı yedirmeye elbette hakkı yoktur.

Sen son güreşini de kazanacak olursan baş ödülünü alacaksın.Baş pehlivan olduğun ortada iken baş altına çıkarak bu ödülü de aldın.Şimdi ise parsaya mı göz koydun?Öbür pehlivanlar aç mı kalsın? Hem seni tutan mı var?Sen de çık parsaya..

Hasbekli Mahmut pehlivan bu sözlerde biraz gerçeklik payı olduğunu da anlıyordu.Ne var ki bir defa kararını vermişti.Kısbet yaptırmak için bol paraya ihtiyacı vardı.

Sonra son güreşi kazanacağı da garanti değildi.Çünkü ayağındaki pırpıt kendisini kendisini fazlasıyla rahatsız etmeye başlamıştı.Oraya gelirken bile zahmet çekmişti.

Tabii cazgırın sözlerinin altında kalamazdı.

Son güreşimi de kazanacağımı nereden bilirsin? diye sordu.

O zamanda keçiyi alır gidersin.

Anlaşıldı.Yabancı olduğumuz için maksadınız hakkımı yemek.Peki öyle olsun..Madem ki burada pehlivanların hakları gözetilmiyor ben de son güreşe çıkmıyorum.

Onu da sen bilirsin.

Hasbekli Mahmut pehlivan oradan ayrıldı.Gitti elbiselerini bir de kazanmış bulunduğu keçiyi aldı.Çekip gitti.

Bazı seyirciler onu durdurmak istediler ama o kararından dönmedi.

Son güreşi Arif pehlivanla Tokat'lı yapsınlar dedi.Parsayı toplayan onlar oluyor.Ne diye boşuna terleyeyim.

Onun bu sözleri söyleyerek gitmesi aynı zamanda güreşlerin sona ermesi demek olduğundan güreş yeri dağılıverdi.Parsa toplama işi de yarıda kaldı.

Meseleyi öğrenen bir kısım halk onu haklı bulurken Zile'li pehlivanın taraftarları onun Arif pehlivana nasıl olsa yenileceğine inandığı için meydandan kaçmış bulunduğuna hükmettiler.Onun meydandan çekilişini böyle izah ettiler.

-82-

Son olarak cazgır ortaya gelerek sözlerini şöyle konuşarak kapattı.

Hasbekli Mahmut pehlivan Arif pehlivanın parsaya çıkarken eş olarak kendisini seçmemiş bulunmasını bahane ederek güreşten çekilmiştir.Bu durumda baş ödül Zile'li Arif pehlivana kalmış güreşlerde sona ermiştir.

Taraftarları o zaman Zile'li pehlivanı kuvvetli bir alkışa tuttular.

Yaşa Arif pehlivan..

Yaşa Zile'li..

Kaçırdın Hasbekli'yi..

Yaşa arslan..

Buna karşılık bazıları da onun etrafını sarmışlar kendisine parsaya çıkarlarken niçin Mahmut pehlivanı yanına almadığını sorup duruyorlardı.İkisi de ilk hasımlarını yenerek sona kaldıklarına göre parsaya beraberce çıkmaları gerekmiyor mu idi?

Zile'li onlara şu karşılığı verdi.

Hasbekli o kadar bitkin di ki parsa için benimle beraber dolaşacak takati kalmamıştı.Nasıl olsa son güreşinde bana yenileceğini de biliyordu.Ben toplayacağımız parsadan ona da bir pay ayıracaktım.Ama o meydanı bırakıp gitti.Buna kaçmak derler.

Bazıları bu sözlere gene de itiraz edince Arif pehlivan şöyle tamamladı.

Ne olursa olsun pehlivan olan meydandan kaçmaz.O kaçmıştır.Burada yarında öbür günde güreşler yapılacaktır.Ben yarında öbür günde güreşe soyunacağım,o ise ne yarın ne de öbür gün ortada görünmeyecektir.Yarından tezi yok Hasbek'in yolunu tutacaktır.Erkekse kaçmaz karşıma çıkar.

Zile'li pehlivan doğru mu söylüyordu yoksa aldanıyor mu idi,bu ancak ertesi günü anlaşılabilecekti.

Hasbekli Mahmut pehlivan handaki odasına varınca önce biraz dinlendi.Sonra yıkanmak üzre ayağındaki pırpıtı çıkarmaya çalıştı.

Fakat ne mümkün?Mübarek sanki derisine yapışmıştı.Sonunda bundan kurtulmak için onu çakısı ile kesip parçalamaktan başka çare bulamadı.Ancak bundan sonra rahat bir nefes alabildi.O korkunç cendereden nihayet kurtulmuştu.

Evet kurtulmasına kurtulmuştu ama bir kısbete sahip oluncaya kadar ne yapacak nasıl güreşecekti?

Yıkanıp biraz daha dinlenince akşam oldu.Bir yerde karnını doyurduktan sonra gene bir akşam önce gitmiş bulunduğu kahveye gitmeye karar vermiş bulunuyordu.Bu sefer orada kendisini herhalde tanıyacaklardı.Belki de bazı kişilerle iyi ilişkiler kurabilir ve bunlar kendisine yarın ve ertesi günler için olsun ariyet bir kısbet edinmenin yollarını gösterirlerdi.

-83-

Hasbekli bunun için üç beş kuruş kira ödemeye bile hazır bulunuyordu.Bu umutla bir yerde karnını doyurduktan sonra pehlivanlarla pehlivan meraklılarının devam ettiklerini anladığı kahveye girdiği zaman bu sefer kendisini hemen tanıdıklarını gördü.

İçeri girer girmez hemen dört taraftan sesler aksetti.

Hoş geldin pehlivan..

Şöyle gel..

Gel yanımıza otur Hasbekli..

Neden kızdın da son güreşe çıkmadın?İşin doğrusunu anlat da bizde öğrenelim.

Koçu kaçırdın boş yere..

Onu da alabilirdin.

Gösterilen yerlerden birine oturan Hasbekli daha önce cazgır ile hakemlere söylemiş bulunduğu şeyleri tekrarladı.Fakat onun sözleri kendisini dinlemekte olanları pek tatmin etmemişti.

Senin yaptığın hiç doğru değil..

Bu yaptığın imama kızıp oruç yemeğe benzer..

Sen de pekala tek başına da olsan parsaya çıkabilirdin.İyi para da toplayabilirdin.

Sana yapılan haksızlığa karşı yapabileceğin en iyi şey sabredip Arif pehlivanı da yenmek koçu almak olurdu.

O zaman Hasbekli..

Yarın ve öbür gün de güreş olacağına göre nasıl olsa Arif pehlivanla karşılaşabiliriz.dedi.O zaman herkes de benim ondan korkup da güreşten kaçmamış olduğumu anlayacaktır.

Sonra da asıl maksadına girdi.

Onunla güreşirken ayağında kısbet olmasını isterdim.Acaba yarın ve öbür günkü güreşler için birinden bana uygun bir kısbet bulabilirmiyim?

Şimdi merakla gözlerini etrafında dolaştırıyor,uygun cevap verecek birini bekliyordu.

Ancak böyle bir kişi çıkmıyordu.

Ona kahvede öğüt verenler çok olmuştu ama kısbet veren çıkmamıştı.

Mesele olduğu gibi ortada idi.Eğer bu işi sürdürmek istiyorsa kendisine uygun gelecek kısbeti kendisi yaptırmak zorunda idi.

Ertesi sabah ilk işi kısbet diken usta saraç dükkanlarını dolaşmak oldu.Saraçlar bu iş için ondan sekiz altın ve on günde mühlet istediler.Bir kısbetin daha kısa zamanda dikilebilmesine imkan yoktu.Kısbet denilen şey hazır alınan satılan bir şey değildi ki.

Öğleden sonra güreş meydanına geldi.Vakit erken sayılabileceği halde meraklılar güreş alanını tıkabasa doldurmuş bulunuyordu.İlk güreşlerde çoktan başlamıştı.

Bütün umudu sıra baş güreşlere gelinceye kadar kendisine uygun bir kısbet bulmaktı.Bu kısbeti ancak baş altı pehlivanlarının birinden edinebilirdi.Onun için bu pehlivanları aramaya başladı.

Buldu da.Ne var ki bunların hiç biri ona kısbetini vermeye razı olmadı.Bunda az çok haklı da idiler.Ona şu karşılığı veriyorlardı.

-84-

Sen baş pehlivan olduğun halde baş altına çıkarak kısmetimize engel oldun.Hem ödülü aldın hem de parsaya çıkmayarak bizi parsa payından mahrum bıraktın.Şimdi de bizden kısbet istersin ha?Avucunu yala.Var pırpıtınla güreş.

Bu sözler haksızda sayılmazdı tabii.Hasbekli Mahmut ise artık pırpıtının da bulunmadığını bunlara nasıl söyleyebilirdi? Çaresiz kalakaldı.

Baş pehlivan güreşlerine sıra geldiği zaman ister istemez bir köşeye oturarak baş güreşleri seyre koyuldu.Cazgır başa tutacak pehlivanları ortaya çağırdığı zaman herkes onunda soyunup meydana çıkmasını beklemişti.Fakat kendisinin oralı olmadığını görünce bir kaç kişi onu uyarmaya kalkıştı.

Haydi Hasbekli ortaya çık.

Ne oturursun Mahmut pehlivan?Güreş vakti geldi.

Küskünlüğü bırak ta kendini göster.

Güreşe küsmek olur mu hiç?

Hasbekli sesini çıkarmamakta devam ediyordu.Bu kalabalığa dert anlatabilmek mümkün mü idi hiç?

Ve baş güreşler başladı.

Ortaya altı tane pehlivan çıkmıştı.Tokat'lı Hamdi pehlivanla Zile'li Arif pehlivan da bunların arasında idiler.Ve Hasbekli Mahmut pehlivan hiç de tahmin etmediği halde bunlardan ikisi de ilk rakiplerini yendiler.Güreşin sonunda Maraşlı Mevlüt pehlivan birinciliği alarak ineği kazandı.Son güreşini Zile'li ile yapmış onu zar zor yenmeyi başarmıştı.Bu son güreşten çıkmış bulundukları parsadan da büyük para kaldırmışlardı.

Mahmut pehlivan bunların güreşlerini büyük bir dikkatle izlemiş ve ikisini de yenebileceği inancına varmıştı.Bir kısbet bulamamış olmasının kendine çok pahalıya mal olduğuna inanmıştı.

Şimdi sadece ertesi günkü güreşler kalmıştı.Ne yapıp yapıp  bu güreşlere olsun katılmaya bakmalı idi.

Ama Nasıl?

O akşam gene kahveye geldiği zaman bu sefer hiç kimsenin kendisi ile ilgilenmediğini gördü.O günkü güreşlere katılmamakla gözden iyice meydanda idi.

Ona herkesin güreşten kaçan bir pehlivan gözü ile bakmakta oldukları anlaşılıyordu.Bir bakıma haksızda sayılmazlardı.Canı sıkılmış olarak bir köşeye oturdu.

Az sonra yanına ilk akşam tanıştıkları adam gelerek oturdu.Selamlaştıktan sonra da ona sitem etti.

-85-

Bu gün güreşlere çıkmamakla iyi etmedin.Bu davranışını hiç kimse beğenmedi.Hemen hemen herkes de senin yenilmekten korktuğun için güreşten kaçtığına inandı.Ben buna inanmadım ama benim inanmamamla hiç bir şey değişmez.Bir pehlivan için  erkekçe güreştikten sonra yenilmekte ayıp bir taraf yoktur.Dünyada yenilmemiş pehlivan var mı ki?Meydana küskün  olduğun için mi yoksa rahatsız olduğun için mi çıkmadın?

Hasbekli.

Hiç biri değil dedi.Kısbet bulamadım.Baş altı pehlivanlarının hiç biri bana kısbetini vermeye razı olmadı.

Bu mazeret değil.Kısbetle güreşmen şart değil ya..Pırpıtla güreşemez mi idin? Pırpıtım da yok diyemezsin ya?

Yok.

Nasıl olmaz?

Daha doğrusu eski bir pırpıtım vardı ama artık yok.

Ne oldu?

Bana zaten çok dar geliyor,güreş boyunca fazla zahmet veriyordu.Dün güreşten sonra her ne yaptımsa onu ayaklarımdan çıkaramadım.İster istemez kesmek zorunda kaldım.

Öyle mi?Bak bu hiç aklıma gelmemişti.

Şimdi bir yarın ki güreşler kaldı.Bunlara olsun ne pahasına olursa olsun katılmak istiyorum.Ne yapsam ariyet bir kısbet bulamayacağım ortada.Şöyle ayağıma uygun bir pırpıt olsun bulamazmıyım?

Bulamazsın.

Demek yarın için de umut yok.

Bir şey yapabilirim.Bilmem işine gelir mi?

Nedir?

Bir seferinde burada gene çok iddialı güreşler olacaktı.Güreşe varlıklı beylerden biri yanında uzun süredir beslediği iyi bir pehlivanla gelmişti.Maksadı ne pahasına olursa olsun pehlivanına baş ödülü kazandırmaktı.Bunun için göze almayacağı şey yoktu.Ne var ki Sicimoğlu Halil pehlivan da burada idi.Onun katıldığı güreşte baş ödülü bir başka pehlivanın alabilmesine imkan yoktu.O bey Sicimoğlu'nun başarıya ulaşmaması için ne yaptı biliyormusun?

Ne yaptı?

Baş güreşlere az bir zaman kala Sicimoğlu Halil pehlivanın kısbetini çaldırdı.

Bak hele..

Ama Sicimoğlu bunun çaresini buldu.

Nasıl?

Baktı ki güreş başlamak üzere cazgır baş pehlivanları ortaya çağırıyor ve onun da kısbeti yok olmuştu.Başkasından kısbet arayıp bulmak için de vakit yoktu.Hemen soyundu.Şalvarının üst tarafını şöyle bir kıvırıp o biçimde ortaya çıktı.Sonunda şalvarı berbat oldu ama beyin pehlivanını da öbürlerini de çatır çatır yenerek baş ödülü gene de aldı götürdü.

Aşkolsun.

Hani eğer sende şalvarının berbat olmasını göze alabilecek olursan aynı şeyi yapabilirsin demek istedim.

-86-

Hasbekli birden rahatlamıştı.Bir iki saniye düşündükten sonra:

Evet.Başka çare de yok.diye konuştu.

Tabii şalvarla güreşmek hiç de kolay bir iş değildir.Hasım her zaman bol bir yanını eline geçirebilir.Onun için çok dikkatli olman ve hasmını kendinden hep uzak tutman gerek.

Anlıyorum.Haklı konuştun.Şey bir şey öğrenmek isterim.Acaba Sicimoğlu yarın ki güreşlere çıkar mı?

Adam başını salladı.

Sicimoğlu Halil pehlivan bu gün görünmediğine göre bu yıl panayır güreşleri için Zile'ye gelmemiş olacak.Yoksa ineği kaçırır mı idi?

Şu halde yarın camuşu da Maraşlı pehlivanın alması gerekiyor öyle mi?

Hayır.Yarın ki güreşi Elbistanlı Kara Kadri pehlivan alır.

O bu gün güreşmedi mi?

Güreşmez olur mu?Mevlüt pehlivanın ilk rakibi o idi?

Pes eden rakibi mi?

Öyle.Önce bir oynaş güreş yaptılar.Sonra güreşi kendisine bıraktı.Anlaşılan Maraşlı ile daha önce anlaşmış bulunacaklar.İnek ile camuşu güreşten önce aralarında paylaşmışlar.

Olur mu böyle şey?

Neden olmasın bal gibi olur.

Peki bunların hangisi daha pehlivan?

Aşağı yukarı aynı ayardadırlar.Ama aralarında mutlaka bir fark aramak gerekecek olursa Kara Kadri pehlivan ondan biraz daha fazla pehlivandır denilebilir.

Anlıyorum.

Şimdi demek yarın şalvarla güreşeceksin öyle mi?

Evet.Allah kısmet etti ise öyle yapacağım.

Zile panayırının üçüncü günü her günden daha kalabalık geçiyordu.Aynı biçimde güreş yeri de erkenden kurulmuş ve ilk güreşler büyük bir kalabalık önünde başlamıştı.

Hasbekli Mahmut öğleden sonra çıkmış önce tenha bir yer bularak perdah idmanını yapmış, sonra güreş yerine vararak bir yer bulmuş oturmuştu.

Bu sırada ortada son bir çift baş altı pehlivanı güreşlerini ayırmak için boğuşup duruyordu.

Cazgır baş pehlivanlara vakit ayırmak için bu güreşin sona ermesini beklemeden seslendi.

Baş pehlivanlar soyunarak ortaya gelsinler.

Bu sesleniş üzerine şurada burada oturmakta olan baş pehlivanlarla birlikte Hasbekli de bir besmele çekerek soyunmaya başladı.

Onun soyunmaya başladığını görenler hemen kendisi ile ilgilenmeye başladılar.

Hasbekli de soyunuyor.

Bakalım bu gün bir şey yapabilecek mi?

-87-

Arif pehlivanla kozlarını paylaşırlar belki de..

Kime düşeceği belli olmaz.

Soyunarak ayaklarına kısbetini geçiren pehlivan ortaya doğru yürüyordu.

Halk da ortaya çıkan pehlivanları sevgi derecelerine göre alkışlıyor, onlara şimdiden başarılar diliyordu.

Hasbekli Mahmut pehlivan son olarak gömleğini çıkardıktan sonra şalvarının uçkurluğunu dışarıya doğru kıvırıp sıktı.Böylece şalvarının vücuduna olabildiği kadar yapışmasını sağladı ve o durumda ortaya doğru yürüdü.

Onun bu davranışı halkı yeniden şaşırtmıştı.

Evet bu Hasbekli pehlivanın kısbeti yoktu.Bunu biliyorlardı.Birinci günü pırpıtla güreşmişti.Bu gün ise ayağında pırpıt da yoktu.Ortaya şalvarla çıkıyordu.

Pehlivanlar ancak ufak boylarda ve küçük güreşlerde bazen şalvarla güreş tutarlardı.Bunlarda çok genç ve fukara pehlivanlar olurlardı.Yoksa böyle iddialı baş güreşlere bir baş pehlivanın şalvarla çıktığı görülmüş şey değildi.

Bu işi sadece bir defa kısbeti çalınınca Sicimoğlu Halil pehlivan yapmak zorunda kalmıştı o kadar..

Hasbekli ortaya o haliyle varınca daha önce gelmiş bulunan baş pehlivanların kendisine alaylı alaylı baktıklarını hemen fark etti.

Kendisinden başka daha yedi pehlivan vardı ve bunların sadece iki tanesi pırpıtlı olup, öbürleri hep kısbetli idiler.Cazgır bu durumda görünce hemen önledi.

Pırpıtını neden giymedin Mahmut pehlivan?

Çıkarırken yırtıldı.

Bir kısbet bulamadın mı?

Dün çok aradım ama bulamadım.Hangi baş altı pehlivanına kısbetini iki saat için bana ver diye yalvardımsa razı olmadı.

Haksız da sayılmazlar.Peki bu gün şalvarla mı güreşeceksin?

Başka çare bulamadım.

Sen şalvarla baş pehlivanlarla güreş tutamazsın.

Bunu bilmiyor değilim.Ama Sicimoğlu'da bir seferinde zorda kalınca şalvarla güreş tutmuş burada..

Öyle ama o Sicimoğlu idi.

Ben de Hasbekliyim..

Seni çabuk yenerler..

Mümkündür.Yenilmek benim için güreşten kaçıyor denilmekten daha iyidir.Burada herkes beni Arif pehlivandan korktuğu için güreşe çıkmamış güreşten kaçmış biliyor.

Bak orası doğru.Peki madem ki o kadar ısrar ediyorsun güreş.Ben seni düşündüğüm için öyle konuştum.

Sağol..Teşekkür ederim.

Sana ilk elden Arif pehlivanı vereyim mi?

Buna çok memnun kalırım.

Bu konuşmadan sonra cazgır pehlivanları eşlendirmeye başladı.Mahmut pehlivanı Arif pehlivana verirken bir gün önce aralarında anlaşmalı olarak tuttuklarını anladığı için Maraşlı ve Elbistanlı pehlivanlara ayrı ayrı rakipler verdi.

-88-

Sekiz baş pehlivanı böylece eşlendirdikten sonra bunları yan yana dizerek kendilerini teker teker halka tanıttı.Bu arada Hasbekli Mahmut pehlivan için de şu sözleri söyledi.

Hasbekli Mahmut pehlivan pırpıtı kazaya uğradığı ve bir kısbet bulamadığı için bu gün şalvarla güreş tutacaktır.

Böylece seyirciler de onun o gün niçin ortaya o şekilde çıkmış bulunduğunu öğrenmiş oldular.Cazgır son olarak davul zurnalara işaretini verdi ve;

Haydi pehlivanlar Allah yardımcınız olsun.diyerek güreşi başlattı.

Pehlivanlar meydana dağılmış perdah yapmağa başlamışlardı.

Dediğimiz gibi Hasbekli daha önce perdah idmanını az çok yapmıştı.Fakat bu idmanı hala kıvamını tam olarak bulmuş değildi.Onun için bütün pehlivanlar bu peşrev faslını tamamlayarak güreşlerine başladıkları halde o hala bu işi sürdürüp duruyordu.Sonunda o da halkı sıktığını anlayarak buna son verdi ve kendisini beklemekte olan Arif pehlivana sokularak kendisi ile ense bağladı.

Zileli pehlivan güreşe büyük bir hırsla girmiş bulunuyordu.Sağlı sollu elenselerle hasmını yıpratıp sindirmeğe çalışıyordu.Bu güreşin önemi büyüktü.Zileli pehlivan ne yapıp, yapıp hasmını yenmek zorunda olduğunu düşünüyordu.Bunu başaracağından da emin di.İlk günkü güreşin sonunda Hasbekli pehlivanın karşısına çıkmaktan korkmuş bulunduğunu çıksa kendisini mutlaka yenecek olduğunu iddia edip durmamış mı idi?

İşte bu gün bu iddiasının gerçek olduğunu ispat etmesi gerekiyordu.Bu işi başaracak olduğundan da zerre kadar kuşkusu yoktu.Hele hasmı karşısında şalvarla güreş tutmakta olduğuna göre bundan nasıl kuşkusu olabilirdi?

Güreşin başlaması ile beraber hasmının müdafaaya geçerek gerilemekte olması da onun daha şimdiden yılmış olduğunu göstermiyor mu idi?Şimdi onu yenince herkes de onun koçu hakkı ile kazanmış bulunduğuna inanacaktı.

Seyircilerin büyük bölümü de aynı düşüncede bulunuyorlardı.

Arif pehlivan bu gün çok hırslı görünüyor.

Çabuk yeneceğe benze Hasbekliyi..

Buna hiç şaşılmaz.Üstelik şalvarla güreşiyor Hasbekli Mahmut pehlivan.

Pırpıtı kazaya uğramışsa istese bir pırpıt bulabilirdi pekala..

İsteseydi, elbet bulabilirdi.Aramamıştır bile..Ben kendi pırpıtının başına bir kaza gelmiş olduğuna da inanmam.

Peki neden şalvarla güreşiyor öyle ise?

Her şey apaçık ortada değil mi?Nasıl olsa yenileceğini biliyor.Bunun bahanesini de peşin olarak hazırlamış.Pırpıtım olmadığı şalvarla güreştiğim için yenildim diyebilmek için.

-89-

Evet bu akla uygun.

Güreş bu biçimde ancak on dakika sürmüştü.Bu süre içinde Hasbekli Mahmut pehlivan da iyice toparlanmış ve kendisini bulmuştu.

O zaman ilk defa olarak o da hasmının sert elenselerine daha da sert bir biçimde karşılık vermeğe başladı.Hasmından birdenbire böylesine kuvvetli elenseler yemeğe başlaması Arif pehlivanı şaşırtmıştı.Onunla bu işte başa çıkamayacağını hemen anlamış olmalı idi ki elense denemelerinden vazgeçerek birden dalışa geçti.

Ne var ki bu dalış onu felakete götürdü.Hasbekli Mahmut pehlivan gafil avlanmamıştı.Onun dalacağını daha önceden hissetmiş olacaktı ki daha dalarken onu kazkanadı oyunu ile karşılamış bir de dış tırpan vurarak rakibini sırt üstü yapıştırı vermişti.

Yeniş o derece açık bir biçimde bir anda olup bitmişti ki buna hiç kimse en ufak bir itirazda bulunamazdı.Nitekim davul zurnalarda hemen o anda kesilmiş ve arkasından bir alkış yükselmişti.

Aferin Hasbekli..

Güzel yendin.

Allah için usta imişsin.

Aşkolsun Mahmut pehlivan.

Sağdan soldan yükselen sesler arasında Zileli pehlivanı yeren öfkeli sesler de vardı.

Bu ne dikkatsizlik Arif pehlivan?

Senin gibi bir pehlivan böyle bir oyuna kurban gider mi hiç?

Aklın nerede idi Zileli?

Yazıklar olsun sana be..

Bu sesler arasında Arif pehlivan da ayağa kalkmıştı.Hırsından şiddetli şiddetli soluyup duruyordu.

Hasbekli'ye:

Beni fena bir oyuna getirdin.dedi.

Beriki son derece sakindi.

Olur böyle şeyler,cevabını verdi.Sen gene Tokatlıyı bekle, onunla beraber gene parsaya çıkarsın.

O anda cazgır da yanlarına gelmişti.Mahmut pehlivanın galip geldiğini ilan ederek davul zurnaları yeniden başlattı.

Sonra Hasbekliye döndü:

İşte intikamını aldın.Rahatladın mı? diye sordu.

Sadece intikamımı aldım.Koçu değil.

Bu kadarı yetmez mi?Şimdi otur da ikinci rakibini bekle.

Hasbekli de öyle yaptı.Bir köşeye oturdu ve Maraşlı Mevlüt pehlivanla Elbistanlı kara Kadri pehlivanların güreşlerini seyretmeye koyuldu.

Her iki pehlivanın da hasımlarına göre çok üstün oldukları kolayca belli oluyordu.Ancak pek acele etmedikleri ortada idi.Bu yüzden hangisinin daha önce rakibini yeneceği hiç belli olmuyordu.

Güreşleri bu şekilde daha bir çeyrek saat kadar sürdükten sonra Mevlüt pehlivanın hasmı birden pes ederek güreşi bıraktı.

-90-

Böylece ortadaki güreşlerden biri daha sona ermiş ve Hasbekli Mahmut pehlivanın ikinci rakibi de belli olmuş bulundu.Maraşlı pehlivanın taraftarları bir gün önce baş ödülü kazanan pehlivanı alkışa tutmuşlardı.

Yaşa Maraşlı..

Yaşa Mevlüt pehlivan..

Bu günde ödül senin.

Şalvarlıyı bir güzel yenmelisin.

Cazgır güreşin sonunu ilan ettikten sonra Maraşlı'ya sordu.

Biraz nefeslenmek istermisin?

Beriki ona sanki hakarete uğramış biri gibi baktı.

Ne nefeslenmesi be usta?Yarım saat bile sürmedi güreşimiz.

Biliyorum.Zaten rakibinde sana göre çok hafifti.Ancak şimdi tutacağın pehlivan biraz sakarda.

Şalvarlı mı?

Evet.Arif pehlivanı ne biçim yendiğini gördün mü?

Dikkat etmedim kim bu çocuk?

Hasbekli Mahmut diyorlar.

Sen bizi hemen eşlendirmeye bak.ona dünyanın kaç bucak olduğunu göstereyim.

Pekala sen bilirsin.

Cazgır böyle dedikten sonra Hasbekli Mahmut pehlivanı çağırdı.İki pehlivanı yan yana koyduktan sonra halka dönerek şu sözleri söyledi.

Maraşlı Mevlüt pehlivanla Hasbekli Mahmut pehlivan ilk rakiplerini yenmiş olduklarından şimdi ikinci güreşlerini yapacaklardır.Bu güreşi kazanan sona kalmak hakkını kazanacaktır.

Arkasından bir ara kesilmiş olan davul zurnalara işaretini verdi.Davul zurnalarla beraber güreş de başlamış oldu.

Mevlüt pehlivanı,Hasbekli'nin yenmiş bulunduğu Zileli pehlivanın taraftarları da hemen teşvike başlamıştı.

Haydi Mevlüt pehlivan, göster hele kuvvetini.

Hasbekli'yi güzelce yen bakalım.

Arif pehlivanın intikamını almalısın.

Haydi arslan.

Mevlüt pehlivan güreşe kendine tam anlamı ile emin bir eda ile başlamıştı.

Hasbekli de acele etmeden müdafaaya çekilmiş bulunuyordu.İki gündür onun güreşlerini seyrediyordu ama bir pehlivanın sadece güreşini seyretmekle hiç bir sonuca varamayacağının  da pek güzel farkında idi.Anladığı ilk şey hasmının kendisine zerre kadar önem vermemekte ve kendisine tam bir güveni olduğu idi.

Böyle bir his taşıması kuşku yok ki lehinde bir şeydi.Anladığı başka bir noktada onun hasımlarını kısa zamanda yenmekten hoşlanmakta bulunduğu olmuştu.Kendisine durmadan elenseler çekiyor dengesini bozmak için tırpanlar da vurup duruyordu,ama bunlar öyle kuvvetli sert elense ve tırpanlar değildi.

-91-

Bu şekilde güreşleri on beş yirmi dakika kadar sürmüştü ki ortada sürüp gitmekte olan öbür iki güreş de arka arkaya sona eriverdi.Kara Kadri pehlivan hasmını önce yendi.Bunun arkasından diğer çiftin de güreşleri bitti.Galip gelen pehlivanlarda biraz dinlendikten sonra tuttular.

Şimdi güreş meydanında sadece iki çift pehlivan kalmış bulunuyordu.Kara Kadri pehlivan,Maraşlı arkadaşının aksine güreşe hızlı girmişti.Maksadı da herhalde güreşi kısa zamanda kazanmak olmalı idi.

Nitekim aradan on dakika bile geçmeden ayaktan kaptığı güzel bir oyunla ikinci rakibini de bir anda yeniverdi.Güreş meydanı o anda alkışlar içinde kaldı.Ve dört bir taraftan alkışlar yükseldi.

Yaşa Kadri pehlivan..

Yaşa arslan..

Yaman güreştin..

Aferin Elbistanlı..

Cazgırda sonucu şu şekilde ilan etti.

Elbistanlı kara Kadri pehlivan ikinci rakibini de yenmiş ve sona kalmıştır.

Böylece ortada Hasbekli Mahmut pehlivanla Mevlüt pehlivan yalnız kalmış oldular.Halk bu güreşinde bir an önce sona ermesini istediği için bu sefer Maraşlı pehlivanı gayrete getirmek için hep birden seslenmeye koyuldular.

Haydi Mevlüt pehlivan,güreşi çok uzattın be.

Güreşe gir..

Yeniver Mahmut pehlivanı..

Kadri pehlivan bekliyor seni.

Bu seslenmelerle beraber Mevlüt pehlivanın birdenbire çapraza girdiği ve hasmını bir kaç adım sürdükten sonra bastırıverdiği görüldü.

İşte o anda Hasbekli'yi yeniyordu.Bunu gören taraftarları daha da coştular.

Yaşa Maraşlı..

Hemen kündele..

Nefes aldırma şuna..

Haydi arslan..

Mevlüt pehlivan hasmını bastırdıktan sonra Mahmut pehlivanın bir eliyle ensesine bastırırken bir taraftan da şalvarından kapmış ayaklarını yerden keserek onu başının üzerinden aşırmaya ve sırt üstü yere vurmağa çalışıyordu.Böylece hasmını gösterişli bir biçimde yenmeyi de tasarlıyordu.

Hasbekli durumu kavrayınca önce hasmının şalvarını kavramış olduğu elinin bileğine yapışarak şiddetle sıktı.Arkasından başını kuvvetle dikleştirdi ve silkinerek doğruldu.

Mevlüt pehlivanın bileği o derece acımıştı ki ister istemez hasmının şalvarını bırakmak zorunda kaldı ve ayağa kalkmış bulunan hasmı ile yeniden ayakta kapışmak zorunda kaldı.Aynı zamanda şaşırmış bir hali vardı.Hasmının pençesindeki kuvvetin kendisini iyice şaşırtmıştı.

İşte tam bu sırada Hasbekli birden daldı ve Mevlüt pehlivanı bir anda altına alıverdi.Böyle bir şeyi hiç kimse beklemiyordu.Maraşlı kadar herkes şaşırmıştı.

-92-

Mevlüt pehlivan toparlanmaya çalışırken Hasbekli onu bu sefer kaptığı gibi birden havalandırmasın mı?Üst üste yaptığı bu hamlelerin sonucunda güreş alanını bir anda büyük bir heyecan dalgası salıverdi.Herkes ayağa fırladı ve Mahmut pehlivanın havalandırarak döndürdüğü hasmını sırt üstü yere vuruşunu seyretti.

Bu inanılmaz şeyi gerçekleştiren Mahmut pehlivan davul zurnaların kesilmesi ile galibiyet temennasını da çakmaktan geri kalmadı.O zaman ortalığı çok şiddetli bir alkış tufanı kapladı.

Yaşa Hasbekli..

Yaşa Mahmut pehlivan..

Ne pehlivan imiş sin be..

Aşkolsun arslan.

Yeniş bu kadar olur.

Ne kuvvet varmış sen de be..

Hasbekli kendisini candan alkışlayan Zile halkına selamlar dağıtırken cazgırda güreşin resmi sonucunu halka şu biçimde ilan etti.

Hasbekli Mahmut pehlivan da ikinci hasmı Mevlüt pehlivanı yenerek sona kalmış bulunmaktadır.Böylece son güreş Mahmut pehlivanla Kara Kadri pehlivanlar arasında yapılacak,bunu kazanan baş ödül camusu alacaktır.Güreş yarım saat sonra başlayacaktır.

Cazgır böyle demekle pehlivanlara parsa toplamak için vakit vermiş bulunuyordu.Hasbekli Elbistanlı pehlivanla parsaya çıkmaya hazırlanırken cazgır ona yaklaştı.

Aferin sana Mahmut pehlivan.dedi.Tahminimden çok daha pehlivanmışsın.Maşallah yorgunda görünmüyorsun.Böyle bir güreş daha çıkaracak olursan camusu alır gidersin.İlk işinde kendine bir kısbet yaptırman olmalıdır.Yalnız dikkatli ol kara Kadri pehlivan çok kuvvetlidir.

Sağol usta.

Bu sırada kara Kadri pehlivan Hasbekli'nin yanına gelmiş bulunuyordu.Elbistanlı pehlivan adında anlaşılacağı gibi koyu esmer ve vücudu çok kıllı bir pehlivandı.Hasbekli'nin arkadaşı Mevlüt pehlivanı yenmiş bulunması onu hem şaşırtmış hem de üzmüştü.O son güreşi Maraşlı ile yapacağına yüzde yüz eminken bu tahmini ters bir biçimde çıkmış bulunuyordu.

Son hasmına ters ters baktı.

Nasıl oldu da yendin Mevlüt pehlivanı?

Kısmet işte.

Şimdi konuştum kendisi ile..Sancılanmış.

Onun sancılanması da benim için bir kısmet sayılmaz mı?

O da doğru.Bak sana peşin söyleyeyim.Toplayacağımız parsanın yarımı benim olacak.Öbür yarısını da Mevlüt pehlivanla paylaşacaksınız.

-93-

Mevlüt pehlivana bir pay ayırmaya ben de razı olurum ama senin ölçülerine göre değil.

Pazarlık yok ben ne dersem o olacak.

Kabul etmiyorum.

Sen bilirsin şalvarlı.Halk sana değil bana para verecek.Maraşlıyı yanıma alır öyle parsaya çıkarım.Sende hava alırsın.

Hiç durma.

Kadri pehlivan hiddetle onun yanından ayrılırken o da tek başına parsaya çıktı.Şimdi bir taraftan o bir taraftan Kara Kadri pehlivan yanına almış bulunduğu Maraşlı ile birlikte parsa toplamaya koyuldular.

Halk onları seyrederken hala Hasbekli Mahmut pehlivanın çıkarmış bulunduğu son güreş hakkında konuşup duruyordu.

Bu Hasbekli Allah için çok yaman bir pehlivan imiş.

Çok da kuvvetli maşallah..

Hasmını bir hamlede nasıl havalandırdı.

Üstelik şalvarla güreşiyor.Fukaranın ayağına geçireceği bir pırpıtı bile yok..

Bir de kısbeti olsa kimse karşısında barınamaz onun..

Bakalım Kara Kadri pehlivan karşısında ne yapacak?

Kara Kadri pehlivan onu yener.Bu Elbistanlı pehlivan Mevlüt pehlivandan hem çok daha kuvvetli hem de daha tecrübelidir.Ben ondan üstün olarak bir Sivaslı Sicimoğlu Halil pehlivanı biliyorum.

Kadri pehlivan üstelik Mevlüt pehlivanı yendi diye ona fena halde de kızgın olmalı.Bunlar arkadaş ya, Bak Hasbekli ile parsaya bile çıkmağa razı olmadı.Onun yerine yanına arkadaşını aldı.

Doğru değil bu yaptığı ama öyle oldu.

Camuş nasıl olsa Kadri pehlivanın olacak.Hasbekli'yede üç beş kuruş verilmeli ki hiç olmazsa kendisine iyi bir pırpıt yaptırabilsin.

Bu konuşmalardan anlaşılacağı gibi herkes Hasbekli Mahmut pehlivanı takdir etmekle beraber gene de güreşin Kara Kadri pehlivan tarafından kazanılacağından şüphe duymuyordu.

Halk parsaya çıkan pehlivanlara karşı hiç de hasis davranmıyordu.Fakat iki pehlivanın tuttukları çevreye bir kuruş atıyorlarsa, Hasbekli'nin çevresine en azından iki kuruş atmakta tereddüt göstermiyordu.

Bunun da sebebi camuşu Kara Kadri pehlivanın alacağından şüphe duymamaları ve onun değil kısbeti, pırpıtı bile olmayan Hasbekli'ye metelik bile vermeyeceğini bilmeleri idi.

Hasbekli Mahmut pehlivan bir anda mazlum hale düşmüştü.Herkes de son harika güreşinden onun üç beş kuruş sebeplenmesini istiyordu.

Mahmut pehlivan Zile halkının kendisine karşı böylesine cömert davranmış olmasından çok duygulanmış bulunuyordu.

-94- 

Parsa için açmış bulunduğu çevresi iyice dolmuş bulunuyordu.Bunu bağladıktan sonra sonradan almak üzere bunu baş hakeme götürüp teslim etti.

Öbürleri de parsa toplama işini tamamlamış bulunuyorlardı.Fakat bunların açmış bulundukları çevre, Hasbekli'nin çevresine göre yarı yarıya daha hafifti.

Halkında sabırsızlığı iyiden iyiye artmış bulunuyordu.Cazgırın vermiş olduğu mühlet çoktan sona ermişti.Sonunda cazgırın sesi duyulabildi.

Kara Kadri pehlivan,Hasbekli Mahmut pehlivan ortaya;

Bu sesleniş üzerine herkes rahat bir nefes alırken iki pehlivanda bulundukları yerden kalkarak ortaya doğru yürümeğe başladılar.O anda güreşin o heyecanlı havası da ortalığı hemen sarı verdi.

Cazgır ikisini yan yana koydu ve kısa bir konuşma yaptı.

Bu yılın panayır güreşleri Kara Kadri pehlivanla Hasbekli Mahmut pehlivan arasında yapılacak olan bu güreşle sona erecektir.Bunu kazanacak olan pehlivan en büyük ödül olan camuşa da sahip olacaktır.Haydi pehlivanlar Allah yardımcınız olsun.

Aynı anda davul zurnaların vurmağa başlaması ile beraber iki pehlivanda perdahlarını yapıp meydanın ortasında ense bağladılar.

Kara Kadri pehlivan tuttuğu bu genç pehlivanın ayağında pırpıtı bile olmadığı halde ne derece kuvvetli olduğunu biliyordu.Onun yaptığı son güreşi izlemiş en azından yüz okka ağırlığında olan Mevlüt pehlivanı nasıl yendiğini güzelce görmüştü.

Kendisine ne kadar güvense de gene çok dikkatli davranması gerektiğini biliyordu.Evet arkadaşı Mevlüt pehlivan ona güreşin sonunda sancılanarak kuvvetinin kesilmiş bulunduğunu bu yüzden yenildiğini söylemişti.Ama acaba doğru mu söylemişti?

Yoksa bunu sadece bir bahane bulmuş olmak için mi ileri sürmüştü.Doğrusu Kadri pehlivan onun gerçek konuşmuş olduğuna pek inanmamıştı.Çünkü beraberce parsaya çıktıkları vakit dip diri idi.

Sonra bir çok pehlivanların yenildikleri zaman bu gibi sebepler uydurmakta olduklarını da biliyordu.Kimi sancılandığını ileri sürer, kimi kolu incimiş gibi yapar, kimi de meydandan topallaya topallaya ayrılırdı.Bazen kendisinin de böyle bahanelere baş vurduğu olmuştu.

Evet işin gerçekten şakaya gelir tarafı yoktu.Meseleyi ciddi tutmak zorunda bulunuyordu.İşte bütün bu düşünceleri aklından geçiren Elbistanlı pehlivan güreşe çok ciddi ve ihtiyatlı bir biçimde başlamış ve rakibini uzaktan çekmeye koyulduğu kuvvetli elenselerle yıpratmak yolunu tutmuştu.


-95-

Hasbekli Mahmut pehlivanda en çetin rakibi ile karşı karşıya bulunduğunu pek güzel biliyordu.Ona göre davranması gerekiyordu.Hasmı güreşi elenselerle açınca o da buna aynı biçimde karşılık vermeye başladı.

Böylece iki pehlivan birbirlerini insafsız hamlelerle yıpratmaya koyuldular.

Ne olacaktı işin sonu?

Çoğunluk Kara Kadri pehlivanın sonunda ne yapıp yapıp güreşi alacağından zerre kadar kuşku duymuyordu.Bu kurt pehlivan hiç koca camuşu kaçırırmıydı?

Ne yapıp yapacak genç şalvarlı rakibini yenecek camuşu alıp gidecekti.

Bununla beraber pehlivana da şans tanıyanlar yok değildi.

BU pehlivan o zamana kadar yaptığı bütün güreşleri kazanmıştı.Hemen her güreşinde ona hiç kimse peşin olarak şans tanımadığı halde o sonunda bütün rakiplerinin sırtlarını yere getirmişti.Çok kuvvetli ve nefesli bir pehlivandı.Üstelik kalıbına göre çok da çevikti.

Hasmı ne kadar kuvvetli ve tecrübeli olursa olsun pekala bir fırsatını bulabilir ve onu açık düşürebilirdi.Kısacası güreş ortada görünüyordu.

Güreş bu şekilde yirmi dakika kadar sürdükten sonra halk sıkılmaya başladı.Sağdan soldan ihtarlar duyulmakta gecikmedi.

Haydi canlarım pehlivanlar.

Karıştırın güreşi.

Elense çekmekten bıkmadınız mı?

Vazgeçin oyalanmaktan.

Kara Kadri pehlivanda sürdürmekte olduğu bu elense ve buna katmakta olduğu tırpanlardan bir sonuç alamayacağını anlamıştı.Hasmını bu şekilde yıpratıp tüketeceğini ummuştu.Ancak onda bir gerileme bile yoktu.

Üstelik yediği elenselerde tahmininden çok daha kuvvetli idi.Bu zorlu pehlivan ile elense işinde baş edemeyeceğini anlamıştı.O anda aradığı fırsatı da buldu.Birden hamle ederek rakibinin kıvırmış bulunduğu şalvarının yan kısmını ele geçirerek onu şiddetle savurdu.Bu işi yaparken bir de kuvvetli tırpan vurunca Hasbekli güç bela dönüp kendini yere atabildi.

Elbistanlı pehlivanın bu güzel oyunu hemen şiddetli bir alkış ile karşılandı:

Yaşa Kadri pehlivan.

Yaşa Elbistanlı.

Haydi kündele..

Göster pehlivanlığını.

Güreşe bir anda hakim duruma geçen Kara Kadri pehlivan sol elini hasmının arka tarafına doğru kaydırarak şalvarının arka tarafına kaydırdı.Sağ eliyle de şalvarın sağ paçasını ele geçirmek için zorlamaya başladı.Böylece maksadı da anlaşılmış oldu.Aradığı oyun paça kasnak oyunu idi.Paçayı kaptığı takdirde bu iş bitmiş sayılabilirdi.

-96-


ÖZET:

    Hasbek'de yenmedik pehlivan bırakmayan Mahmut pehlivan civar köylerde de güreşmeye başlar.

Baş ödülleri kurtaran Hasbekli Mahmut, Tokat'a gelir.Buradaki baş ödül olan camuşu kazanıp kendisine güzel bir kısbet yaptırmak amacındadır.Son rakibi Kara Kadri pehlivanla güreşmektedir.

 

Hasbekli'nin ayağındaki şalvar deriden değil, kumaştandı.İki kuvvetin zorlaması ile yırtılması bile işten değildi.Böyle bir şey oldu mu Hasbekli yenik ilan edilirdi.Fukara besli camuşu kazanmak umudu ile girdiği güreşten şalvarını bile kaybetmiş olarak çıkardı.

Hasbekli Mahmut pehlivan ne büyük bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğunu herkesten iyi anlıyordu.Şalvarı yırtıldığı takdirde yalnız yenilmiş olmakla kalmayacak rezil de olacaktı.

Kara Kadri pehlivanla Hasbekli arasında paça kapmak ve paçayı kaptırmamak mücadelesi beş dakika kadar sürdükten sonra Mahmut pehlivan sonunda hasmının paçasını ele geçirmeye çalışan sağ elinin bileğini yakalayarak bunu karnına doğru çekti.Böylece paçasını kurtarmış oldu.

Elbistanlı pehlivan her şeyden önce bileğini kurtarmak zorunda bulunuyordu.Bunun için de elini şiddetle çekti.Çekmesine çekti ama bileğini rakibinin pençesinden kurtaramadı.Hasbekli'nin pençesinde böylesine kuvvet bulunması onu şaşırtmıştı.

Bununla beraber umudunu kaybetmiş değildi.Yeniden zorlamaya geçti.Hasbekli Mahmut pehlivanda canını dişine takmış ona bu fırsatı vermiyordu.

Bu müthiş çekişme sonunda Kara Kadri pehlivan bileğini kurtaramayacağını anlayınca ister istemez hasmının  şalvarını bırakarak öbür elini de Hasbekli'nin karnına doğru uzatmak ve adeta bir kıskaca sıkışmış bulunan bileğinin yardımına yetiştirdi.

Fakat Hasbekli Mahmut pehlivanında da bir pençesi daha vardı.Hemen sol pençesi ile hasmının sol bileğini de karnının üzerinde yakaladı.Arkasından bunları birbirinden ayırırken ayağa kalkıp hızla döndü.Büyük tehlikeden kurtulmuştu.Şimdi alkışlar onun için yükseliyordu.

Yaşa Hasbekli..

Aferin Mahmut pehlivan..

Vallah kurtuldu..

Aşkolsun arslan..

Kara Kadri pehlivan ise ondan uzaklaşmış, hala bileklerini ovuyordu.Güreş ise yarım saatini doldurmuş bir saate yaklaşıyordu.

-97-

Hasbekli Mahmut bir ara son bir zorlama ile önce rakibinin belini kırdı.Aynı anda yetiştirdiği bir çangal ile onun dengesini bozdu.Bunun sonunda iki pehlivan üst üste yere düştü.Kara Kadri pehlivanın sırtı yere yapışmıştı.Hasbekli ise onu sıkı sıkı tutuyordu.

Davul zurnalar kesilmiş bunun yerini bir alkış tufanı almıştı.

Yaşa Hasbekli..

Aşkolsun Mahmut pehlivan.

Helal olsun.

Camuşu hak ettin..

Yaman pehlivanmışsın..

Allah nazardan saklasın..

Zilelilerin kendisini böylesine candan alkışlamaları Hasbekli'yi son derece memnun bırakmıştı.Ayağa kalkınca toz toprak ve ter içinde kalmış bulunan yüzünden bunu anlamak çok kolaydı.Sağa sola selamlar dağıtırken ilk defa gene toz toprak içinde kalmış bulunan şalvarının da bir kaç yerinden yırtılmış olduğunu fark etti.

Ama bunun ne önemi vardı?Şalvarını kaybetmişti ama güreşi camuşu ve bundan da önemli olarak halkın sevgisini kazanmıştı ya, daha ne isterdi?

Bu arada cazgırın sesi aksetti.

Hasbekli Mahmut pehlivan bir saat süren güreşten sonra Kara Kadri pehlivanı da yenmiş ve bu güreş için ortaya konan camuşu kazanmıştır.Güreşler de Allah'ın izni ile sona ermişti.

Halk son defa Hasbekli pehlivanı alkışlarken Zileli de meydanı başı önünde eğik bir durumda terk ediyordu.

Hasbekli Mahmut pehlivanı o akşam herkes kendisini beklediği halde kahveye gelmedi.O yırtık şalvarı ile bunların arasına çıkmak istememişti.Şalvarını yırtıklarını diktirmek için hancıya verirken yıkanmış sonra da oturup topladığı  parayı saymıştı.

Şöyle böyle üç buçuk altın tutarında para toplanmıştı.Zilelilerin ona karşı bu derece cömert davranmış olmaları onu son derece mutlu etmişti.Camuşu da sattı mı yaptırmayı tasarladığı kısbetin parası çıkıyor demekti.

Ertesi günü hanın ahırındaki camuşu sevdikten yemini ve suyunu ayarladıktan sonra doğruca gözünü kestirdiği Zilenin en meşhur kısbet dikicisi sarracının dükkanına damladı.

Sarraç onu görür görmez:

Hoş geldin pehlivan, ben de seni bekliyordum.diyerek güler yüzle kendisini karşıladı.

Geleceğimi nereden biliyordun ki?

Nasıl bilmem? Dün güreşini seyrettim.Şalvarının ne hale gelmiş bulunduğunu gördüm.Camuşu da kazandığına göre elbet gelecektin.

-98-

Arkasından hemen ekledi.

Allah bilir ya böylesine pehlivan olduğunu hiç tahmin etmemiştim.Bir de ayağında iyi bir kısbet olsa vallah Sicimoğlu'na bile yarım saat dayanabilirdin.

Demek Sicimoğlu bu derece yaman bir pehlivan?

Ne diyorsun?Onun ayarında bir pehlivan bu güne kadar ne gelmiştir ne de geleceği vardır.

Adını duymuşluğum vardır ama kendisini hiç görmedim.

Ben onun çok güreşlerini seyrettim.Sicimoğlu Halil pehlivan aslen Sivaslı, Sivas'ın yücekaya köyündendir.Her yıl Zileye panayır güreşleri için gelir, karşısına çıkan bütün baş pehlivanları kolayca yener, siler süpürür, baş ödülü alır gider.Talihin varmış bu yıl gelmedi.Yoksa sen dün kazanmış bulunduğun camuşu rüyanda bile göremezdin.

Demek bu derece yaman biri?

Evet bu derece yamandır.Hem sen hancı o yolcu oldukça elbet bir gün onunla karşılaşacaksınız.O zaman kendisinin nasıl bir pehlivan olduğunu görüp anlayacaksın.

Gerçekten onunla tutmak isterdim.

Yoksa onu da yeneceğini mi sanırsın?

Yok öyle değil.Sözümü yanlış anlama, bana güreşi öğreten Yozgat'ın Mehmetbeyli köyünden Büyük Mehmet pehlivanın bir öğüdü vardır.Eğer pehlivanlığını ilerletmek istiyorsan senden usta senden kuvvetli pehlivanlar bul,Onlarla güreş tutmaya bak.Pehlivanlığın ve güreş tecrüben anca o zaman ileri gider.Varsın seni yensinler.Onlardan birer oyun öğrenecek olsan sana yeter.Gene de karlı çıkarsın demişti.

Sicimoğlu ile bunu düşündüğün için tutmak istiyorsan iş değişir.Ustan Allah için akıllı bir kişi imiş.Şimdi soyunda kısbet için ölçünü alayım.

Ama pazarlığımızı yapmadık.

Buraya geldiğine göre beni iyi bir kısbeti kaça diktiğimi öğrenmiş olman gerekir.

On altın ister dediler.

Doğru söylemişler.

Benim ise o kadar verecek param yok.

Bunu tahmin ettiğim için senden o kadar para isteyecek değilim.Ne verebilirsin?

Camuşun üstüne daha iki altın versem?

Seni elbet sıkıntıya düşürmek istemem.Camuşunu ver yeter.Üst tarafı sana hediyem olsun.

Allah senden razı olsun.Çok teşekkür ederim.

Haydi soyun şimdi.

Hasbekli soyundu.Sarraç da ölçüsünü almaya koyuldu.Ölçüsünü dikkatli alırken yaşını ve okkasını da sormayı unutmadı.Sonun da:

Bir noktayı çözemedim dedi.Güreşirken gözüme çok daha iri görünmüştün.Bunun sırrı nedir acaba?

-99-

Mahmut pehlivan onu şaşırtan şeyin ne olduğunu hemen anlamıştı.Şu cevabı verdi.

Güreşe çıktığım zaman perdahımı yapmış bulunuyordum.Ben perdahımı yaptığım zaman vücudum şişiyor daha da irileşiyorum.

Şimdi oldu.İyi ki bunu söyledin.Sana öyle bir kısbet dikeceğim ki pehlivanlığın süresince başka bir kısbete ihtiyacın olmayacak.

Kaç günde hazır olur?

On günden önce bitmez.

On gün bu iş için fazla değil mi?

Değildir.İyi bir kısbet için gerçekte iki hafta gerekir ama acelen olduğunu bildiğim için senin kısbetini on gün içinde tamamlamaya gayret edeceğim.Senden istediğim senin de ona hakkını tam olarak vermendir.

Elbette bunun için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Benim de bundan kuşkum yok zaten.

Hasbekli sonra çarşıya uğradı.Kendisine yeni bir şalvarla bir çift çarık aldı.O akşam kahveye çıktığı vakit bu sefer kendisini baş köşeye oturttular.Her taraftan ikramlar iltifatlar yağıyordu.

Bu arada bir kaç kişi onu Zile yakınlarında yapılacak güreşlere davet etti.Bütün bu güreşler o hafta içinde yapılacaktı.Ortaya konmuş bulunan ödüller de fena değildi.,Fakat Mahmut pehlivan bunların hepsini de reddetti.Sebebini soranlara da şu karşılığı verdi.

Dünkü güreşe ne kısbetim ne de pırpıtım olmadığı için şalvarla çıkmak zorunda kalmış olduğumu biliyorsunuz.Güreşi kazandım ama şalvarım parçalandı.Bu yüzden bu gün yeni bir şalvar almak zorunda kaldım.Bir daha da şalvarla güreş tutmaya tövbe ettim.Ama bu gün kendime bir kısbet ısmarladım.On gün sonra hazır olacak ondan sonra güreşebilirim.

Kısbetin hazır olunca önce nereye gideceksin.

Kısbetim hazır olunca önce köyüme gideceğim.Kısbetimi annemin görmesini isterim.Sonra da oturup konuşacağız,kararımı ondan sonra vereceğim.

Bana kalırsa Hacıbektaş'a git.Çelebi efendi güreşe pek meraklıdır.Pehlivanları da çok sever.Orada sık sık güreşler tertip olunur.Ödüllerde zengin olduğundan oraya memleketin her köşesinden pehlivanlar gelir.Çelebi efendi güreş kazansın kazanmasın hiç bir pehlivanı boş çevirmez.Hem gönüllerini alır,hem de keselerine bir kaç kuruş koyar.Böyle bir zatın elini öpüp hayır duasını almak kolay kolay ele geçecek bir fırsat değildir.

Orasını bilemem gayrı.Kısmet ne ise o olur.Köyümüzün ağası Hacı Bey'in de öğüdünü alacağım.

İyi edersin.Büyüklerin öğütlerinden insan her zaman faydalanır.

-100-

Kısbet onuncu gün tamamlandı.Sarraç en iyi manda derisinden Mahmut pehlivana çok güzel bir kısbet dikmiş bulunuyordu.Bunu kendisine teslim ederken:

Sen hiç yağlı güreş yaptın mı? diye sordu.

Yapmadım.Yağlı güreş bilmem.

Nasıl olsa öğrenecek ve yapacaksın.Yağlı güreş Rumeli'nde, İstanbul, Bursa, İzmir gibi yerlerde çok yapılır.Orta Anadolu'ya, Samsun, Ankara gibi yerlere de girmiştir.Buralarda da yapıldığı olur.İşte ben bu kısbeti o biçim yaptım ki karakucak güreşinde de yağlı güreşte de kullanabileceksin.

Allah senden razı olsun.

Şimdi senin kısbete, kısbetin sana alışması lazım.Bunu unutma.

Bu sözünü pek anlamadım usta.

Demek istediğim şudur.Yeni kısbetinin vücuduna iyice uyması, senin de kısbete iyice alışabilmen için bir zaman geçmesi gerekir.En iyisi önce bir kaç oynaş güreş yapmandır.Ancak ondan sonra zorlu güreşlere rahat rahat girebilirsin.

Panayır güreşlerinden sonra kısbetinin dikilmesi için de Zile'de on gün kalan Hasbekli Mahmut pehlivan çarşıdan birde yeni zembil almış ve o gece bir sevgili ile yatar gibi koyun koyuna yattığı kısbetini buna yerleştirmiş, ertesi sabah erkenden Hasbek yolunu tutmuştu.

Onun atı ile köyüne dönüşü bir bayram gibi karşılanmıştı.Doğruca evine giderek annesinin elini öpen Mahmut pehlivanı anası göz yaşları içinde kucakladı ve hasretini giderdikten sonra:

Şu yeni yaptırdığın kısbeti getir de göreyim, dedi.

Kısbet yaptırdığımı nereden biliyorsun?

Nasıl bilmem buradan ayrıldığından beri gittiğin yerleri yaptığın bütün güreşleri bütün ayrıntıları ile anlatayım.

Kimlerden öğrendin?

Buraya gelenlerden buradan gidenlerden.Sen farkında değilsin ama ben sanki senin hep yanında gibi idim.Hem güreşlerini bilen yalnız bilen ben değilim.Bütün köy halkı biliyor.

Olur şey değil.Ben de size anlatacağım çok şeylerim var sanıyordum.

Burada senin güreşlerin hakkında haberler geldikçe bayramlar yaptık.Bize bu günleri gösteren Rabbimize dualar ettik.Şu kısbeti hala getirmedin.

Şimdi getireyim anacığım.

Mahmut pehlivan kısbetini getirince anası bunu büyük bir dikkatle inceledi.Sonra da hükmünü verdi.

Çok güzel dikmiş.Allah ondan razı olsun.

Hasbekli anasına sarracın ona vermiş olduğu son öğütleri de anlatınca kadın ana bunları da çok yerinde buldu.

-101-

Mahmut pehlivan ayrıca başta Hacı bey olduğu halde köyün ileri gelenlerini de ziyaret etti.Ve annesinin ona söylediklerinin tam bir gerçek olduğunu bir defa daha öğrenince hayretler içerisinde kaldı.Herkes yaptığı güreşleri kimleri hangi oyunlarla yenmiş olduğunu biliyordu.

Bir kaç dinlendikten ve bütün yorgunluğunu çıkardıktan sonra kısbetine alışmak üzre bir hafta kadar oynaş güreş ve idman yaptı.Böylece iyi bir kısbetin bir pehlivana ne büyük yararı olacağını da güzelce anlamış oldu.

Ne var ki bu arada güreş mevsimi de sona yaklaşmış oldu.Yozgat,Sivas gibi yüksek yayla yerlerde yaz geç geldiği gibi fazla da sürmez.Havalar erken serinlemeye başlar.Havaların serinlemesi yağmurların yağmaya başlaması demek ise güreş mevsiminin sona ermesi demekti.Onun için bu mevsim gelince pehlivanlar güney taraflarına inerler.Son bahar ve kışın geç geldiği bu çevrelerde güreş kovalarlardı.

Hasbekli Mahmut pehlivanda yeniden köyden ayrılarak kısmet aramaya çıkacağı zaman ailece toplanarak karar verecekleri zaman ağabeyi Ali pehlivanın öğüdüne uyarak Adana taraflarına gitmeye karar verdi.

Esasında Adana tarafları Hasbekliler için yabancı bir yer de değildi.Orta Anadolu'nun fukara köy halkı her yıl pamuk toplama mevsiminde Çukurovaya akın akın giderler pamuk tarlalarında çalışırlardı.Kazandıkları para ile kışlık ihtiyaçlarının bir bölümünü olsun karşılarlardı.Bu gelenek bu günde olduğu gibi sürmektedir.

Oraları aynı zamanda zengin yerler olduğu gibi halkı da güreşe meraklı idi.Çevrede sık sık güreşler tertip ediliyor ve ortaya her zaman zengin ödüller konuyordu.

Mahmut pehlivan bu kararı verdikten sonra bir sabah gene ailesine veda ederek köyden ayrıldı ve Adana yolunu tuttu.

Bu sefer yanına artık  delikanlılık çağına ulaşmış bulunan ve güreşmeye başlamış olan kardeşi Mustafa'yı da almıştı.Bu yolculuğu boyunca kardeşi ona can yoldaşlığı yapacaktı.

Zaten ustası Mehmet beyli büyük Mehmet pehlivan da ona gurbete kısmet aramaya çıkan bir pehlivanın kendisi gibi pehlivan olan bir can yoldaşı edinmesinin şart olduğunu söylemişti.

Bu öğüt de çok yerinde bir öğüttü.

Adana'ya kadar ki yolculukları çok verimli geçti.Nerede güreşe rastladılarsa soyunmakta tereddüt göstermediler.Hasbekli Mahmut pehlivan her yerde baş pehlivanlık ödülünü kazanıyor,bunu hemen paraya çevirerek kesesine atıyordu.

Hasbek'ten beş parasız çıkmıştı.Bütün parasını annesine evine bırakmıştı.

-102-

Şimdi ise boşalan kesesini yeniden doldurmaya başlamıştı.Mustafa da deste ve ayak güreşlerine çıkıyor yeniyor,yeniliyor o da üç beş kuruş kazanmanın yolunu buluyordu.Böylece aynı zamanda güreşi ve pehlivanlığı da öğreniyordu.

Ama onun ağabeysine en büyük faydası güreşlerden önce ona perdah yapmasına yardımcı olması idi.Mustafa pehlivan bu işte Mahmut pehlivana yıllar boyunca yardımcı olmuş daha sonra da o da çok iyi bir baş pehlivan olarak yetişmiştir.

Hemen hemen bir ay kadar süren bir yolculuktan sonra nihayet Adana'ya vardılar.İlk defa böyle büyük bir kente giriyorlardı.Bu mevsimde Hasbekte sonbahar çoktan başlamıştı.Adana ve çevresi çok sıcaktı.Tam bir yaz havası vardı.

İlk işleri pehlivanların indikleri hanı bulmak ve burada kendilerine bir oda kiralamak oldu.Buraya eşyalarını bıraktıktan sonra ise dışarı çıkarak bu büyük ve zengin kenti dolaşmaya koyuldular.

Tam bu sırada biri arkasından gelerek Hasbeklinin omuzuna dokundu.Dönüpte arkasına bakınca Zile'de kendisi ile güreş tuttuğu Maraşlı mevlüt pehlivanı gördü.

Maraşlı gülerek.

Buralarda ne arıyorsun Mahmut pehlivan? diye sordu.

Ne arayacağım?Sanırım senin aradığını.

Adana'ya ilk defa geliyorsun değil mi?

Evet ilk defa.

Bunu tahmin etmiştim.Yoksa seni daha önce görmüş olacaktım.Biz Maraşlı pehlivanlar her yıl buraya gelir güreş tutarız.Çok verimli bir yerdir Adana pehlivanlar için.

Bana da öyle dediler.

Ne zaman geldin?

Bu gün.

Yanındaki delikanlı kim?

Kardeşim.

O da pehlivan mı?

Şimdilik emekliyor ama ileride elbette olacak.

Burada bir gün içinde bir kaç köyde ve kasabada bir den güreş olur.Senin nerelerde olacağını bilmek isterim.

Neden?

Neden olacak?Aynı yere gelerek orada güreş tutmamak için.

Niçin be Maraşlı?

Beni yener,Zile güreşinin acısını çıkarırsın.

Senin Kara Kadri pehlivanla orada yapmış olduğun son güreşi gördükten sonra seni yenemeyeceğimi anladım.Ama Kadri pehlivan öyle düşünmüyor.O seni mutlaka yenebileceğine inanıyor.

Pekala yenebilirde.Az kalsın yeniyordu da.O da burada mı?

Buradadır.Biz hep beraber dolaşırız.

Öyle ise kendisine haber ver.Ben pehlivanlar hanındayım.Ne vakit ve nerede beni tutmak ve yenmek isterse bana haber versin.Ben o gün orada olurum.

Olur söylerim.Camuşu ne yaptın?

Onu vererek Zile'de kendime bir kısbet yaptırdım.

-103-

Öyle ise seninle hiç tutmam.Zile sarraçları kısbet dikmekte çok ustadırlar.

Ya sen kazandığın ineği ne yaptın?

Ne yapacağım?Sattım.Parasını da Kadri pehlivanla bölüştük.Biz de aynı handa kalıyoruz.Bu akşam işin var mı?

Neden sordun?

Seni bir yere götürmek isterimde..

Nereye götüreceksin?

Sana dünyanın en kuvvetli adamını göstermeye..

Allah Allah,Kimmiş bu adam?

Bir gavur..

Bir gavur ha?Gavurdan da pehlivan çıkar mı imiş?

Elbette çıkar.Neden çıkmasın?Onlarda Allah'ın kulu değil mi?

Bizim gibi güreş mi tutuyor?

Hem güreş tutuyor hem de cambazlık yapıp elli okkalık gülleleri havaya kaldırıyor.Kalın demirleri halat gibi bükerek kollarına sarıyor.

Vay canına.Gerçekten çok kuvvetli bir adammış.

Biz onun önce kolayca havaya kaldırdığı gülleleri içi boş şeyler sanmıştık.Denemek istedik.Bizi ortaya çağırdı.Birimiz bile bunları onun gibi kaldıramadık.

Olur şey değil..Peki pehlivanlığı nasıl?

Zehir gibi.Kendisini yenecek pehlivana on altın vaad ediyor.Ancak kendisi ile tutmak isteyecek pehlivanın da peşin olarak üç altın koyması şart.

Kimse yenemedi mi kendisini?

Yenemedi ya..Bu güne kadar belki on pehlivan ortaya konan bu parayı kazanmak için herifin karşısına çıktı.Hepside kısa zamanda yeniliverdi.

Şaşılacak şey.

Yalnız yenmekle de kalmadı.Dördünü de yenerken sakatladı da üstelik.

Gaddar bir adammış.

İşte bunu iyi bildin.Gaddar ki ne gaddar.Bu yüzden karşısına hiç kimse çıkmıyor gayri.Sadece beraberinde getirmiş olduğu başka bir pehlivanla oynaş güreş yapıyor,bir de kuvvet numaraları,cambazlık gösterileri yapıyor.

Bu adamı görmek isterim.

Öyle ise bu akşam hazır ol.Paranı da hazırla.

Ne parası?

Adam kendisini seyre gelenlerden beşer kuruş alıyor.Kapalı bir bahçe tutmuş.Orta yerde bir tahta kerevet kondurmuş.Güreşlerini ve kuvvet gösterilerini bu yüksek yerde yapıyor.Karısı da kapıda bilet kesiyor.Kuş da uçurtmuyor.Çok uyanık bir kadın.Bir tellal da kapının önünde habire; (Asker,Çocuk yüz para,Başıbozuk beş kuruş..? diye bağırıp duruyor.

Kalabalık oluyor mu bari?

Hem de ne biçim?Oturacak yer kalmıyor da herkes onu ayakta seyrediyor.

-104-

Çaresiz beşer kuruşu gözden çıkaracağız.Dünyanın en kuvvetli adamını görmek için,bu para gözden çıkarılmaya değer.

Nasıl buluşacağız?

Akşam yemeğinden sonra ben hana gelir sizi alırım.

Gavur bu işi neden gece yapıyor?

Sıcaktan tabii.Ama bahçenin her tarafı lüküs denilen lambalarla gündüz gibi aydınlatılıyor.Haydi bana müsaade..İnşallah akşama görüşürüz.

Olur beklerim.

Maraşlı'nın bu gavur pehlivan hakkında anlattıkları,Hasbekli Mahmut pehlivanın ilgisini çok çekti.Akşam olup da onu görmeye gidecekleri zamanın gelmesini sabırsızlık içinde beklemeye koyuldu.

Ama içinde öyle bir insan olamayacağını da düşünüp duruyordu.

Yoksa Mevlüt pehlivan yalan mı söylemişti?Maksadı onunla eğlenmek mi idi?Bunun için mi bu masalı uydurmuştu?

Dayanamadı durumu hancıya sormaya karar verdi.Eğer Adana'da gerçekten bu kuvvette bir gavur pehlivan varsa bunu onunda bilmesi gerekirdi.

Hana dönünce hemen hancıya yaklaşarak sordu.

Burada çok kuvvetli bir gavur pehlivan varmış öyle mi?

Var ya.. Neden sordun?

Doğrumu diye öğrenmek istedim.Elli okkalık demir güllelerle oynar,demirleri büker,koluna sararmış?

Hepsi doğru.

Kendisini yenecek olan pehlivana on altın vereceği de doğru mu?

Doğru.

Kim imiş bu gavur pehlivan?

İngiliz.Adana'da bir çok frenk pamuk tüccarı var.Bunlardan biri getirmiş.O da burayı zengin ve karlı bulmuş olacak ki yerleşip kaldı.Laf değil kiraladıkları geniş bahçe her Allah'ın akşamı tıklım tıklım doluyor.Karı-Koca para kırıyorlar para..

Güreşler de yapıyormuş.

Bir adamı var onunla oynaş güreşi yapıyor.

Ciddi güreşte yapıyormuş.

O eskiden di..

Şimdi yapmıyor mu?

Vali paşa yasakladı.Ha çok kuvvetli..Kendisi ile on altın kazanmak umuduyla güreş tutan fukara pehlivanların hem üçer altınını alıyor,hem de yenerken sakatlıyor.Şikayetler üzerine şimdi kendi adamı ile oynaş güreşleri yapıp cambazlık gösteriyor.

Hasbekli Mahmut böylece Mevlüt pehlivanın doğru konuşmuş bulunduğunu anladı.Maraşlı pehlivan sadece onun İngiliz olduğunu ve Adana Valisinin onun ciddi güreş yapmasını yasakladığını söylememişti.

Bir bakıma göre Vali paşa bu kararı vermekte haklı sayılabilirdi.Gaddar adam hem kendisine meydan okuyan fukara pehlivanların peşin olarak üçer liralarını alıyor,hem de onları yeniyor,hatta sakatlıyordu.

-105-

Hancıya son olarak.

Kaç okka bir İngiliz pehlivan?

Onu bilemem ama yüzonbeş okkadan az olamaz.Belki de yüzyirmi okkadır.

Bu kadar iri ha?

Evet..Boyuda senden hemen hemen bir karış daha yüksek.Senin anlayacağın dev gibi bir şey .En iyisi gidip onu görmendir.Bu kadar merak ediyorsan.

Bu akşam görmeye gideceğim zaten.

Maraşlı Mevlüt pehlivan yanında Kara Kadri pehlivan olduğu halde yemekten sonra hana geldi ve dört pehlivan insan azmanı İngiliz pehlivanlarının marifetlerini seyretmek üzre bahçenin yolunu tuttular.

Kara Kadri pehlivan Hasbekliye hala kızgındı.Zile yenilgisini bir türlü unutamıyordu.Koca camuşu elimden nasıl aldın?diye ona yarı şaka yarı ciddi takıldı.

Mecburdum buna Kadri pehlivan.Kusuruma bakma.

Neden mecbur imişsin be.

Kısbet yaptırabilmek için.

Yaptırmışsın.Mevlüt pehlivan haber verdi.Ama bir gün senden bu güreşin intikamını alacağım.Bunu da bilmiş ol.

Hiç şaşmam.Zile'de seni yendim ama az kalsın sen beni yeniyordun.

Burada bir güreşte nasıl olsa karşılaşırız.

Tabii.Başka ne işimiz var ki?

Bahçeye vardılar.Beşlikleri vererek içeri girdiler.Sahne haline getirilmiş kerevete yakın bir yer bularak oturdular.

Az sonra da o insan azmanı İngiliz buraya çıkarak marifetlerini göstermeye başladı.Demir güllelerle bir topla oynar gibi oynadı.Perendeler atarak cambazlıktaki hünerini gösterdi.Demir çubukları kollarına sardı.Son olarak yardımcısı ile oynaş güreşini yaparak numaralarını tamamladı.

Dönerlerken Mevlüt pehlivan Hasbekliye;

Gavuru nasıl buldun diye sordu.Hayatında bu kadar kuvvetli pehlivan gördün mü?

Bana kalsa bu adam pehlivandan çok bir cambaz.

Hem pehlivan hem cambaz.Nasıl onunla güreşmek cesaretini gösterebilirmiydin?

Söze Kara Kadri pehlivan karıştı.

Elbet gösteremezsin.Valini onun güreşmesini yasakladığını bildiğin için böyle konuşuyorsun.

Neden böyle konuşursun be Kadri pehlivan?Onu yenerim demiyorum,sadece onunla tutarım demek istedim.Pehlivanca güreş tuttuktan sonra bir pehlivanın yenilmesinde ayıp bir taraf var mı?

Senin kemiklerini kırar be.

Kemiklerim öyle kolay kolay kırılmaz benim.

Ona kuş gibi hafif gelirsin.

-106-

Olabilir.Ama kendimi de denemiş olurdum.

Ne deneyeceksin?Pehlivanlığın bir şartı da haddini bilmektir.Tutacak olsanız karşısında iki dakika bile dayanamazsın.

Nereden biliyorsun bunu?

Senin pehlivanlığını kuvvetini biliyorum.Onu da görüyorum.

Bu tartışma bu biçimde belki daha çok sürecekti ama Maraşlı pehlivan aralarına girdi ve tartışmayı kestirdi.

Zaten hana da varmış bulunuyorlardı.

Hasbekli Mahmut pehlivan her nedense çok rahatsız bir gece geçirdi.Bütün gece rüyasında İngiliz insan azmanı ile boğuştu durdu.

Onu bu rüyalarında en çok rahatsız eden şey İngiliz pehlivanının boğuşurlarken kendisini hep yerden yere vurması onunla bir türlü baş edememesi olmuştu.

Onun çok rahatsız bir gece geçirmiş olduğunu küçük kardeşi Mustafa da fark etmişti.Sabahleyin uyandıkları zaman bunu ağabeysine de olduğu gibi söyledi.

Rahatsız mı oldun ağa?Bütün gece inledin durdun.

Sorma be Mustafa.Bütün gece dün akşam gördüğümüz gavur pehlivanla boğuştum.Gavur beni yerden yere vurdu.Bir türlü baş edemedim onunla.

Bunda sıkılacak üzülecek bir taraf yok ki ağa?Aksine sevinmen gerekir.

Nedenmiş o?

Anamızın söylediklerini hatırlasana.O bize hep rüyalar ters çıkar demez miydi?

Doğru söyledin be Mustafa..Bak şimdi onun böyle söylediğini ben de hatırladım.

Demek o gavurla tutacak olursan onu da yenebileceksin.

Orasını bilemem ama onunla gerçekten tutmak isterdim.Yenilsem bile bir oyununu kapardım.Bu da bana yeterdi.Ama ne yazık ki vali paşa Türk pehlivanlarının onunla tutmasını yasaklamış.

Ondan bir güreş için izin alamaz mısın?

Nasıl alabilirim?Tanımam ki kendisini.Onlar büyük adamlar.Üstelik paşa.Adamı yanına bile sokmazlar.

Doğru söylersin ağa.

O akşam hanın yanındaki pehlivan kahvesinde bu sırada Adana'da bulunan hemen bütün pehlivan meraklıları toplanmış bulunuyorlardı.Maraşlı Mevlüt ve Kara Kadri pehlivanlarda orada bulunuyorlardı.

Mahmut pehlivan içeri girdiği zaman bütün gözler ona dönmüş bulunuyordu.

Mevlüt pehlivan onu karşılarken kahvedekilere:

İşte deminden beri konuştuğumuz Hasbekli Mahmut pehlivan budur diye onu tanıttı.

Bunun üzerine içeridekiler onu selamladılar.O da Çukurovalı veya oraya kısmet aramak için gelmiş bulunan pehlivanları tanımış oldu.

Yalnız Hasbekli kendisi ile tanışan pehlivanların dudaklarında garip bir gülümseme bulunduğunun da farkına varmakta gecikmedi.

-107-

Ne idi acaba bunun sebebi?

Kendisine neden böyle alaylı bakışlarla bakıyorlardı?

Bu sırrı Kara Kadri pehlivanın bir sözü üzerine çözmekte gecikmedi.

Elbistanlı pehlivan şöyle konuşmuştu.

Hasbekli Mahmut pehlivan buraya hepimizi yenmek ve bütün baş ödülleri toplamak iddiası ile gelmiş bulunmaktadır.Dün gece şu İngiliz gavur pehlivanını görmeye gittik hep birden.Demin de sizlere anlattığım gibi vali paşanın onun Türk pehlivanları ile tutmasını yasaklamış olduğunu da öğrenince ona da meydan okumasın mı?

Hasbekli,Kara Kadri pehlivanın kendisi ile alay eden, onu küçük düşürmeye çalışan bu sözlerine iyice içerledi.Oma onu yalanlamaya da kalkışmadı.

Kadri pehlivan doğru konuşuyor.dedi.Gavur pehlivanın kuvveti hani gerçekten korkutmuş bulunuyor.Bununla beraber onunla gene de karşılaşmaktan çekinmem.

Biri sordu.

Onunla tutmanın yasaklanmış olduğunu öğrendikten sonra mı bunu Kadri pehlivan söyledin?

Bunu öğrenmeseydim de söylerdim.

Tabii söylemek başka söylediğini yerine getirmek gene de başka bir şeydir.Bu ejderha gibi adamı nasıl yenebilirmişsin?

Ben onu yenerim demedim.sadece onunla tutmak isterdim dedim.

Kimse yenilebileceğine inanmadığı bir pehlivanla tutmak istemez.

Bir başka pehlivan söze karıştı.

Hem sen nasıl pehlivansın?Derecen nedir?Önce bunu görelim.Bizleri yen bir defa sonra gavura meydan okursun.

Ben kimseyi yenerim iddiasın da değilim.Buraya da sizler gibi güreş tutup üç beş kuruş edinmek için geldim.Buranın yabancısıyım.Nerelerde güreş olduğunu bilmem.Söyleyin oraya gelerek güreş tutayım.

Yarın değil öbür gün Ceyhan denilen yerde güreş var.Oraya gel de pehlivanlığını görelim.

Olur gelirim.

Orada fazla kalmak ve tanımadığı pehlivanlarla boş yere münakaşa etmek istemiyen Mahmut pehlivan kahvede fazla durmadı.Kardeşi ile beraber hana döndü.

Ne var ki bu konuşmalar onu iyiden iyiye sinirlendirmişti.Aynı zamanda da ona bir karar verdirmişti.Ertesi sabah ne olursa olsun vali paşanın yanına gidecek ve ondan şu insan azmanı İngiliz pehlivanla  tutmak için izin isteyecekti.Onunla tutmadıkça şu pehlivanların alaylarından kurtulabilmesine imkan yoktu.

Acaba vali paşa ona istediği izni verecek mi idi?Hatta kendisini onun yanına sokarlar mı idi?

Bilmiyordu.Ama onu görmeye ona derdini anlatmaya çalışacaktı.Gerekecek olursa ayaklarına bile kapanacak yalvaracaktı.

-108-

Sabahleyin hancıya valiyi nerede bulabileceğini sordu.O da ancak vilayet konağında bulabileceğini söyleyerek yerini tarif etti.Ne yapacağını da sorunca da ona cevap vermedi ve kardeşi ile birlikte çıkarak vilayet konağının yanına vardı.

Kocaman taş bina idi bu önünde de silahlı zaptiyeler nöbet bekliyorlardı.Mahmut pehlivan kardeşini orada bırakarak tek başına içeri girdi.Kendisi gibi bir iş takip etmek için içeri girmiş birinden valini bulunduğu katı ve odasını öğrendi.Oraya geldiği zaman ise bu işin hiç de kolay olmayacağını hemen anladı.Odanın kapısından gene iki silahlı zaptiye nöbet bekliyordu.Aynı anda da yanına bir memur yaklaşarak;

Ne istiyorsun? diye sordu.

Vali paşa ile görüşmek istiyorum.

Bir defa o vali paşa, vali paşa hazretleridir.

Cahilliğimize bağışla.

Sen ne iş yaparsın?Nerelisin?Adın ne senin?

İşim pehlivanlık.Yozgat'ın Hasbek köyündenim.Adım da Mahmut'tur.

Okkandan pehlivan olduğun anlaşılıyor.Dur sana neden onu aradığını da söyleyeyim.

Anladın demek.

Elbet anladım.Anlamaz olurmuyum hiç?Sen bu iş için ilk baş vuran pehlivan değilsin ki?Bıktık sizden be.

Bizim ki boynunu büktü.

Buradan başka baş vuracak yerimiz yok ki.

Hep böyle konuşursunuz.Sizi buraya biz mi çağırıyoruz?Kendiniz geliyorsunuz.Burada bir kaç güreş yaparak başarı kazanmayınca ,kesenizdeki üç beş kuruş tükenince buraya baş vurarak sizi memleketinize geri götürecek harçlığı bizden alabileceğinizi sanıyorsunuz.

Hasbekli Mahmut pehlivan ancak o zaman memurun kendisini ne derece yanlış anlamış bulunduğunu anlayarak dikleşti.

Yok efendi ben buraya kimseden harçlık veya yardım dilenmek için gelmiş değilim dedi.

Ya ne istersin?

İstediğim tek şey burada mesken tutan şu İngiliz pehlivanı ile güreş tutmak için izin almak.Vali paşa onun bir Türk pehlivanı ile güreşmesini yasaklamış da.

Demek bunun için geldin.Ama gene de boşuna gelmiş sayılırsın.Vali paşa Hazretleri böyle bir karar almışsa gene de sizleri düşündükleri için almıştır.Bir yerinizin kırılarak sakat kalmanızı aynı zamanda da kaz gibi yolunup soyulmanızı önlemek için almıştır.Buna rağmen senin gibi bir kaç pehlivan daha kendilerine böyle bir izin alabilmek için baş vurmuş, hiç birine de izin verilmemiştir,bunu da bilmelisin.

Olsun, izin verir de ben de kendisine bir defa rica edeyim.Belki de beni kırmaz.

Olmaz göremezsin.Bize bu yolda kati emir verilmiştir.

Öyle ise burada beklerim.Dışarıya çıkınca izin için rica ederim.

-109-

Hayır bekleyemezsin.Atın şunu dışarı.

İşte tam bu sırada kapı açıldı ve tartışmayı duyan vali dışarı çıktı.

Ne var?Ne oluyor?

Hasbekli Mahmut pehlivan bu kır sakallı heybetli adamın vali olacağını hemen anlamıştı.

Ancak ne var ki memur ona konuşmak için fırsat vermedi.Durumu bir kaç cümle ile hemen paşaya anlattı.

Adana valisi o zaman kendisine döndü ve yumuşak bir sesle konuştu.

Cesaretini takdir ederim ama hiç bir pehlivan bu adamla baş edemez.Sana izin vermem senin göz göre göre sakatlanmana üç altınımızın da onun kesesine girmesine razı olmam demektir.Halbuki çok genç bir pehlivansın.Yazık olur sana.

Hasbekli bir şeyler söylemek yalvarmak filan istedi ama heyecanlanmıştı.Boğazından tek bir kelime bile çıkmıyordu.

Paşa son olarak gene yumuşak bir sesle:

Haydi git evladım.Kendi akranlarınla güreşmeye bak.diyerek odasına girdi.

O da her şeyin bittiğini anlamıştı.Boynu bükük hükümet konağından çıktı.

Kardeşi kendisine heyecanla sordu:

Ne oldu ağa?

Başaramadım.İzin alamadım.

Ve beraberce hana döndüler.Yolda kardeşine hükümet konağında başına gelenleri olduğu gibi anlattı.Sözlerini de şöyle tamamladı.

Şimdi bu işi bırakalım da Ceyhan güreşini düşündüm.En iyisi oraya hemen bu gün hareket etmektir.Ceyhan'a ne kadar erken varacak olursak o kadar iyi olur.Hem kendimize rahatça yer buluruz.Hem de güreş yerini görür tanırız.

Öyle de yaptılar.Bir yaylı araba kiralayarak Ceyhan yolunu tuttular.Mahmut pehlivan atını Adana'ya bıraktı.

Etrafı alabildiğine pamuk tarlaları ile çevrili bulunan Ceyhan'a vardıkları zaman burada bir kaç Hasbekli hemşehrileri ile karşılaşmak onları pek sevindirdi.Bunlar her yıl çalışmak üzre Ceyhan'a gelenlerdendi.Onlara rehberlik yaptılar.Uygun bir yere yerleştirdiler.Sonra da kendilerini güreşlerin yapıldığı yere götürdüler.Mahmut pehlivan güreş yerini iyice gözden geçirdi.Tümseklerini ve çukurlarını öğrendi.

Ertesi günü öğleden sonra güreş yerine gelen Hasbekli Mahmut pehlivan,burasını tahmininden çok daha kalabalık buldu.Ceyhan'da öğle vakti hava çok sıcak olduğundan güreşler ikindiye doğru başlıyordu.Ortada yeni güreşmeye başlamış olan ayak pehlivanlarından başka kimse yoktu.Mustafa pehlivanda o güreşmek için ağasından izin istemiş fakat Hasbekli havanın sıcaklığını düşünerek ona istediği izni vermemişti.Sıcağın kendisine dokunacağını düşünmüştü.

-110-

Pehlivanlar için ayrılmış yere geçerek oturdular.Maraşlı Mevlüt Kara Kadri ve Adana'da tanıdığı bazı pehlivanlarda orada bulunuyorlardı.

Mahmut pehlivan selam vermiş öbürleri de onun selamına karşılık vermişlerdi.Bu arada yeni tanışmış bulunduğu pehlivanlardan biri kara Kadri pehlivana döndü.

Hani Hasbekli bu güreşe gelmez diyordun.Bak geldi.

Beriki omuzlarını silkti.

Yanılmışım.Geleceği varsa elbet göreceği de vardır derim.

Maraşlı Mevlüt pehlivan da konuştu.

Ben onun geleceğinden hiç kuşkulu değildim.Şey Mahmut pehlivan dün sabah hancıya vilayeti sormuşsun, doğru mu?

Doğru.

Oraya gittin mi?

Gittim.

Ne işin vardı orada?

Vali paşayı görmek istemiştim.

Niçin?

Şu ingiliz pehlivanı ile güreşmek için izin istemek için.

Tabii seni içeriye sokmadılar değil mi?

Girdim.Paşa ile görüştüm.

Bak hele,izin alabildin mi bari?

Hayır.

İzin vermedimi?Demek boşuna oldu gayretin.

Öyle oldu.Ne kadar yalvardım sa da bir faydası olmadı.

Söze Kara Kadri pehlivan karıştı.

İnanmayın,atıyor.Paşanın yüzünü bile görmemiştir.Koca vali paşanın işi yok da onu görecek.Onunla konuşacak.

Onun bu sözleri Hasbekliyi fena kızdırdı.

Bana baksana Kara Kadri pehlivan.Bizde birine yalancı demek,en büyük küfürdür.Ne uğraşır durursun benimle?

Vali paşanın kendisi ile görüşmek isteyen pehlivanları kabul etmediğini biliyorum.

Ben de onunla konuştum diyorum.Ve ben ömrümde yalanı ağzına almamış bir kişiyim.Benim vali ile konuşmamış olduğuna benim yalan söylediğime inanıyorsan,ortaya beşer altın koyalım.Adana'ya döndüğümüzde beraber hükümet konağına gidip soruşturalım.Ben yalan söylemişsem beş liram helal olsun.Onunla konuşmuş olduğumu anlarsan beş liranı alırım.Erkeksen bu bahsi kabul edersin.

Bu sözleri öylesine kesin tavırla söylemişti ki karşısındaki geriledi.

Ben bu çeşit bahislere girmem.

Mevlüt pehlivan araya girdi.

Bırakın bu lafları da bu günkü güreşlere bakalım.Baş ödül olarak ortaya ne konduğunu biliyormusun Mahmut pehlivan?

Ne konmuş?

Bir buçuk yaşında bir Arap tayı.

İyi yapmışlar.

Tayı koyan kim?Bunu da biliyormusun?

Nereden bileceğim?

Adana zaptiye kumandanı.

Allah ondan razı olsun.

-111-

Kazanmış gibi konuşuyorsun.

Böyle bir ödülü kim kazanmak istemez?

Kazanmak istemek başka kazanmak başka şeydir.

Tabii.Burada başka zenginler yok mu?Ödülü neden kumandan koyuyor?

Zaptiye kumandanı aslen Ceyhan'lıdır.Burada büyük bir çiftliği vardır.Çiftlikte Ceyhan'ın en iyi atlarını yetiştirir.Her yılda Ceyhan güreşleri için ortaya güzel bir tay koymak adeti vardır.

Güzel bir adet..

Pehlivanlar aralarında bu biçimde konuşup dururlarken vakit de durmadan geçiyordu.Sonunda sıra baş güreşlere gelince cazgırın sesi aksetti.

Baş pehlivanlar soyunarak güreşe hazırlansınlar.

Bu söz üzerine güreş alanını hemen heyecanlı bir hava sararken bütün gözlerde baş pehlivanların toplu olarak oturmakta oldukları yere çevrildi.

Baş pehlivanlar soyunmaya ve kısbetlerini ayaklarına geçirmeye başlamışlardı.Halk bir taraftan onları seyrederken bir taraftan da baş ödülü kimin kazanacağı hakkında tahminler yapıyordu.Sonra da hemen herkes bir aday üstünde karara varıyordu.

Güreşi gene Şamlı alıp götürecekti.

Zaten bir yıl önce yapılan büyük Ceyhan güreşini de o kazanmış değil mi idi?

Kısaca Şamlı diye şöhret yapan bu pehlivanın adı Mübarek olup yüz okkadan fazla çeken kuvvetli ve çok iddialı bir pehlivandı.Aslen Arap olup Türkçe'yi az biliyordu.Sık sık Çukurova'da boy gösteriyor ve ödülleri toplayarak memleketine dönüyordu.İşte bu yılda gelmişti.Mesele onu kimin yeneceğinde değil hangi pehlivanın ona ne kadar dayanabileceğinde idi.

Halk öbür pehlivanları da az çok tanıyordu.Tanımadıkları tek pehlivan ilk defa soyunduğunu gördükleri Hasbekli Mahmut pehlivandı.Ona önem veren olmamıştı.

Bu pehlivan herkes den önce soyunup kısbetini ayağına geçirmiş ve cazgırın baş pehlivanları çağırmasını beklemeden ve ortada henüz baş altı güreşleri devam ederken çok genç bir pehlivanla meydana çıkmış ve bir köşede perdah yapmaya koyulmuştu.

Hasbekli Mahmut Mustafa ile bu işi sürdürüyordu.

Böylece aradan bir yarım saat kadar vakit geçtikten sonra baş altı güreşleri sona erdi ve cazgır:

Baş pehlivanlar ortaya, diye seslenerek günün son güreşini yapacak olan pehlivanlarını çağırdı.

Bu sesleniş üzerine hazır durumda beklemekte olan baş pehlivanlar birer ikişer ortaya gelmeye başladılar.

Seyirciler tanıyıp sevdikleri bu pehlivanları ortaya çıkarlarken alkışlıyor kendilerine başarılar diliyorlardı.

-112-

Bu arada Hasbekli de perdahına son verdi.Kardeşi:

Perdahın tamam mı ağa? diye sordu.

Hemen hemen tamamladım.Sen git eşyalarımızın yanında bekle.

Olur.

Hasbekli öbür pehlivanların yanına varınca bu sefer cazgır onu sorguya çekti.

Adın ne senin pehlivan?

Mahmut.

Nerelisin?

Yozgat'ın Hasbek köyündenim.

Seni ilk defa görüyorum.Buraya ilk gelişin mi bu?

Evet.

Allah kuvvet versin.

Sağol.

Cazgırın onunla daha fazla meşgul olacak vakti yoktu.Ortaya çıkmış bulunan altı baş pehlivanı bir an önce eşlendirmesi gerekiyordu.Bu işi nasıl yapacaktı?Hele Şamlı Mübarek pehlivanla ilk elde tutmağa razı olacak pehlivanı nasıl bulacaktı?

Her şeyden önce bu meseleyi halletmesi gerekiyordu.Bunun içinde pehlivanlara dönerek sordu.

İçinizde Şamlı Mübarek pehlivanla görülecek hesabı olan ve onunla tutmak isteyen var mı?

Hiç bir pehlivandan ses çıkmadı.

Cazgır bunun üzerine..

Aranızda öyle ise kura çekeceğim.Herkes eşini kura ile bulacak dedi.

Buna bir pehlivan itiraz etti.

Burada beraber güreş kovalayan arkadaş pehlivanlar var.Bunlar kura sonunda birbirlerine düşebilirler.Düşüncede oynaş güreş yaparlar.Biri hiç yorulmadan sona kalır.Biz ise canımızı dişimize takarak güreşeceğimizden onun karşısına yarı yarıya tükenmiş olarak çıkmak zorunda kalırız.Olmaz öyle şey.

Peki ya ne yapalım?

Şamlı'yı ayır bir defa aramızdan.. O oldu mu ödülü mutlaka alır.

Ödülün yarısını tutan bir parayı aranızda toplayıp verirmisiniz ona? Nasıl olsa bol bol parsa toplayacaksınız.

Ben razıyım..

Ben de..

Ben de..

Ben de..

Sıra Hasbekliye gelince..

Ben kimseye metelik vermem dedi.Ödülden pay ayrılmasına da razı olmam.

Cazgır bu durum karşısında şaşırmaktan kendisini alamadı.

Sonra birden kızdı.

Bak hele,Dayı gibi konuştun.Kendine bu kadar güveniyormusun?

-113-

Ben dayılık peşinde değilim.Sadece pehlivan olmak istiyorum.

Peki madem pehlivan olmak istersin sana Şamlı'yı veriyorum.O sana pehlivanlık ne imiş bir güzel öğretir.

Kimi verirsen ver.

Verdim gitti.Geç bakalım onun yanına.

Hasbekli ses çıkarmadan Şamlı Mübarek pehlivanın yanına geçti.

Cazgır ile Hasbekli Mahmut pehlivan arasında geçen bu tartışma meselenin bu biçimde sona ermesi, öteki pehlivanları hem rahatlatmış hem de sevindirmişti.Öyle ya ilk elde olsun onunla tutmak tehlikesinden kurtulmuşlardı.

Halk ise böyle düşünmüyordu.Cazgır,pehlivanları eşlendirme işinde doğru davranmamıştı.Ejderha gibi bir pehlivan olan Şamlı'ya ilk defa gördükleri bir pehlivanı vermişti.Cazgırın görevi aşağı yukarı denk kuvvette pehlivanları eşlendirmek değil mi idi?O ise bunu yapacak yerde bunun tam aksini yapıyordu.

Ceyhan ileri gelenlerinin arasında oturmakta olan zaptiye kumandanı da bu durum karşısında kendisini tutamayarak yanındaki bir arkadaşına dert yandı.

Cazgırın yaptığını gördün mü?Şamlı'ya verecek başka pehlivan bulamadı mı?

Kim acaba bu delikanlı?

İlk defa görüyorum.Gariban biri olacak.Günah delikanlıya..

Bir elde yenilecek nasıl olsa.Kime verecek olsa yenerler bu delikanlıyı..Onun için pek fark etmez sanıyorum.

Millet buraya denk kuvvette pehlivanların güreşlerini seyrederek heyecan duymak için geliyor.Güreşin başka türlü zevki çıkmaz ki.

Haklısınız.Bana öyle geliyor ki öbür pehlivanların hiç biri ilk elde Şamlı ile tutmağa razı olmadığı için bu yola başvurmak zorunda kaldı cazgır,hatırlayacaksınız, geçen yılda bu eşlendirme yüzünden az münakaşa çıkmamıştı.Pehlivanlardan hiç biri Şamlı ile tutmak istememişti.Bu yüzden güreşler bir saat geç başlayabildi.Bu gün ise bu iş uzamadı.

İlk defa buraya gelen bu genç pehlivan,cazgırın ona ne derece belalı bir pehlivan vermiş olduğunu bilseydi bu işe zor razı olurdu.

Bak işte bundan hiç şüphem yoktur.

Cazgır Hasbekliyi Şamlı ile eşlendirdikten sonra öbür dört pehlivanı rahatça eşlendirmiş, pehlivanları yan yana koyduktan sonra ise bunların kim olduklarını teker teker halka tanıtmağa başlamıştı.

Sıra Mahmut pehlivana gelince de onun için şu sözleri söyledi.

Bu pehlivan da Yozgat'ın Hasbek köyünden Mahmut pehlivandır.

Böylece herkes kurbanlık koyun gibi Şamlı Mübarek pehlivanın yanında duran genç pehlivanın kim olduğunu öğrenmiş oldu.

-114-

Bu arada Kara Kadri pehlivanda öğünmek için öbür pehlivanlara şu sözleri söylemiş bulunuyordu.

Hasbekli sırf benimle tutmamak için kimsenin tutmak istemediği Şamlı ile tutmağa razı olmuş ve böylece onu fena halde hırpalayarak yenmeme,Zile güreşinin intikamını almama meydan vermemiştir.

Altı pehlivanı da teker teker tanıtan cazgır onları meydana salarken davul zurnacılara da işe Köroğlu havasını vurmakla başlamışlardı.

Rumelinde yapılan yağlı güreşlerle Anadolu'da yapılan karakucak güreşleri arasındaki bir fark da budur.Yağlı güreşlerde davul zurna çalmak hemen hemen yalnızca çingenelerin tekelinde bulunmaktadır ve bunlar çoğunlukla temposunu bazen hızlandırıp bazen yavaşlatarak sadece Rumelinin ünlü pehlivan havasını vururlar.

Anadolu karakucak güreşlerinde ise böyle bir anane yoktur.

Bir defa davul zurna çalmak çingenelerin tekelinde değildir.İkinci olarak pehlivanlar güreş