GÜLLER
Kırmızılı güller
Bazen sarılı
Bazen de siyah güller!...
Anlamadınız beni,
Sizi hiç dalınızdan koparmak ister miyim ?
Kırar mıyım ? sizi.
Anlamadınız!
Size kötü söz söyleyemeyeceğimi
Ağzımdan çirkin laf çıkmayacağını.
Anlamadınız,
Sizi ne kadar sevdiğimi
Anlamadınız,
Size zarar gelmesin diye kanat gerdiğimi
Sadece sizi düşündüğümü.
Anlamadınız güller
Anlamadınız beni
Ben şimdi yorgun ağlarken kendi kendime
Tek şey geçiyor aklımdan
Anlamadınız güller
Anlamadınız beni
Aslında niye ağladığımı bal gibi biliyorum.
Anlaşılamadığıma üzülmüyorum
Üzüntüm; sizi kaybettiğime
Belki güller sizinde ağlama şekliniz vardır.
Ama ben bunu nerden bileyim?
Ağladığınızı belli etmiyorsunuz ki.
Anlamadınız demiştim ya!...
Yanılmışta olabilirim.
Belki de çok iyi anladığınız için,
Böyle davrandınız bana.
Belki de insanları kırmakta üstüme yok
Belki de!... Ah! Şu belkiler
Ne çok belki var hayatımda.
Keşke hiç belki olmasaydı
Keşke güller bu kadar güzel,
Onları anlamak bu kadar
Zor olmasaydı.
Keşke!... Ah!... bu keşkeler
Güller güzeldir. Sevilmek ister.
Maharet onlara sevdiğini göstermekte değil.
Yiğitsen onları, onlara belli etmeden sev.
Gülleri kopararak alırlar.
Sonra “biz gülleri seviyoruz”, derler.
Gülü seven hiç dalından koparır mı?
Sorarım, gülü sevmenin zevkine varır mı?
Dalında gül koklamak istedim
Gül gülmedi bana
Gül demeyi mi? Bilemedim güldürmeyi mi?
Ah!... bu keşkeler vardı ya
Ah!... o keşkeler
Keşke, birisi gül koklamayı öğretseydi bana
Keşke, birileri gül koklamanın zorluklarını anlatsaydı bana,
Keşke, bir çokları gül koklama yanarsın deseydi bana
GÜLÜ DALINDA KIRMADAN ÖNCE
Mutlu YILMAZ
23 Haziran 1995 / Cuma
Saat: 22.35
İNSAN DÜŞÜNDÜKÇE İNSANDIR
Düşünüyorum,
Ne kadar az düşündüğümü.
Düşünüyorum,
Düşünmek için ne kadar az çaba harcadığımı,
Boş olarak nitelendirilen zamanlarda
Bol bol düşünerek
Boş zaman olmadığını kendime ispat ediyorum.
Konuşuyorum,
Konuştukça, kendimi daha iyi tanıdığıma inanıyorum.
Konuşuyorum,
Konuştukça hatalarımı daha iyi anlıyorum
Konuşuyorum,
Yerli yerinde
Konuşuyorum,
Yersiz yerde
Sonra!... sonra
Yersiz konuşmanın anlamsız olduğunu
Düşünerek buluyorum
Sonra yine düşünüyorum
Konuşmak:
Düşündüklerimi mi? Yoksa!
Karşımdakinin duymak istediklerini mi?
Düşünüyorum da,
Toplum içinde ne kadar az düşünüp, ne kadar az konuşuyoruz.
İnsanlar konuşu konuşa anlaşır.
Yoksa! Anlaşmak mı istemiyoruz?
Konuşurken anlaşmak gerekir.
Çünkü konuşmak anlaşmak içindir.
Konuşmak saçma sapan değil!...
Nedenini, niçinini araştırıp çok düşünerek konuşmak
Düşünüyorum öyleyse konuşabilirim.
Mutlu YILMAZ
22 Haziran 1994 / Çarşamba Saat: 16.40
SEN
Bırakıp gittiniz beni insanlar
Sanki sizden biri değilmişim gibi
Hatırlamadınız beni
Yıllarca birlikte olmamışız gibi
Yaptınız son vazifenizi
Burada boylu boyunca
Bırakıp gittiniz beni
Unuttunuz,
Unuttunuz bile beni
Oysa daha ellerim soğumadı bile
Kabul etmediniz öldüğümü,
Bağırıp çağırdınız durmadan
Sanki size ölüm yokmuş gibi
Şimdi gördüm ki,
İnsanların gerçek yüzü toprağın üstünde değil
Altında belli oluyor.
Sen,
Sen, yaşarken beni sevdiğini söyleyen güzel kız
Neden? Mezarımın başında değilsin
Yaşarken yanımda olmadığın gibi.
Sen,
Sen, yaşarken iyi dostum olduğunu söyleyen delikanlı
Neden? Mezarımın başında değilsin
Yaşarken sana ihtiyacım olduğunda gelmediğin gibi
Sen,
Sen, insanlık
Sen,
Sen, insan olduğunu sanan varlık
Sen,
Sen, insan olamayan zavallı yaratık
Sen neden yoktun?
Yaşarken yanımda olmadığın gibi.
Mutlu YILMAZ
1 Ağustos 1995 / Salı Saat: 13.58
YETERKİ SEVGİ OLSUN
Seviyorum seni delikanlı
Kardeşçe seviyorum
Kahpece değil
Seviyorum seni güzel kız
Erkekçe seviyorum
Kalleşçe değil
Seviyorum seni anne
Çocukça seviyorum
Riyakarca değil
Seviyorum seni baba
Delikanlıca seviyorum
Kandırmaca değil
Seviyorum sizi insanlar
İnsanca seviyorum
Hayvanca değil
Seviyorum sizi hayvanlar
Belki insanlar kadar değil
Seviyorum seni arkadaşım
Başkalarının sevdiği gibi değil
Seviyorum seni .....
Sevilecek her şeyi seviyorum
Yeter ki sevgi olsun.
Mutlu YILMAZ
1 Ağustos 1995 / Salı
Saat: 13.50
ÖLÜM VE SEVGİ
Sevgiden bahsetmek istiyorum
Dilim dönmüyor
Sevgiyi anlatmaya
Gücüm yetmiyor.
Ölümden bahsetmek istiyorum
İçim ürperiyor.
Ölümden kaçmaya da
Gücüm yetmiyor.
Ölümü sevgiyle yan yana koysam
Ölümü sevmeyi nasıl anlatsam?
Ölümden kaçış yok diye haykırsam!
Bunu da yapmaya gücüm yetmiyor
Mutlu YILMAZ
17 Nisan 1993 / Cumartesi Saat:17.35
BEN İŞTE O ZAMANDAYIM
Hani insan çok bildiğini sandığı
Ama hiçbir şey bilmediği
O zaman var ya işte ben o zamandayım
Hani insan çok sevdiğini söyler ya
Ama hiç sevmemiştir
İşte ben o zamandayım
Hani insan inandığını sanır ya
Ama inançsızın ta kendisidir
Ben işte o zamandayım
Hani insan bilmekle bilmemek
Olmakla olmamak arasındadır ya
İşte ben o zamandayım.
Mutlu YILMAZ
19 Aralık 1992 Saat:00.42
ANNE SEVGİSİ
Annemi verin bana
Ben garip biriyim
Annesiz yaşayamam
Annemi verin bana
Ben zavallı biriyim
Onsuz yapamam
Annemi verin bana
Kara topraklar
Onsuz bu bedeni
Taşıyamam
Mutlu YILMAZ
27 Aralık 1991
Saat: 21.58
KAR TANELERİ
Bembeyaz bir karanlık
Bembeyaz bir gece.
Kar taneleri,
Bir anne sevgisi,
Bir anne şefkatiyle
Örtmüş yeryüzünü.
Neden hiç düşündük mü?
Kar beyaz
Gelinlik beyaz
Kefen beyaz
Bembeyaz bir gece
Bembeyaz bir karanlık .
Mutlu YILMAZ
27 Aralık 1991 Saat: 21.05
İSTANBUL
Yıl 1995 Yalova’dayım
Ömrümde ilk defa deniz görmüşüm
İçimde bir heves,
Gülmüşüm gülmüşüm.
Karşısı İstanbul,
Hemen şuracıkta can bul.
Sevgi, nefret, istek, korku
Çeşit çeşit his
Hiç biri gerçek değil
Gerçek olan İstanbul ve siz
Uzatsam elimi dokunabilir miyim?
Kartal’a veya Pendik’e
Ayağım buradan yetişir mi?
Beşiktaş’a, Kabataş’a
Gözlerimi yumdummu İstanbul’dayım
Hem de tam göbeğinde
Fatih köprüsünden geçiyorum
Hisarlar gözbebeğimde
İstanbul da yaşayamadım korktum!
Gezmeye bile
Gitmedim sayfiye yerlerine
Bilmiyorum Aksaray’ı, Fatih’i, Eyüb’ü
Bilmiyorum Üsküdar’ı, Kadıköy’ü
Ama hiç biri İstanbul’u sevmeme
Engel değil
Niçin, İstanbul için?
Bu kadar şiir yazıldığını anlıyorum
Korkuyorum
Ürperti, ismini duyduğum zaman bile
Yaşayamam orada o insanlar ile
İstanbul’u yaşayamadıktan sonra.
Mutlu YILMAZ
11Haziran 1995 Saat: 11.25