Menu:




















 

MİLLİ KÜLTÜR DERGİSİ

MART 1990

SAYI:70

MUSTAFA USLU



ANAYURTTAN YOZGAT'A BOZOKLAR

    Oğuzlar: bugünkü Türkiye, Azerbaycan ve İran’ın diğer bölgelerinde  bulunan Türk Topluluklarının, Irak Türkleri’nin ve Hazar ötesi ile (Türkmenistan) Afganistan’daki Türkler’in atalarıdır.Oğuz adının anlamı da kesin bir sonuca bağlanmamıştır.J.Nemeth: Oğuz sözünün “Ok-uz” şeklinde yorumlamıştır. Ona göre ok, “boy” uz’ de “Cemi edatıdır”. Dolayısıyla Oğuz boylar demektir. F.Sümer de aynı kanaattedir.Oğuz elinin boy teşkilatlarında da “ok”un boy anlamına geldiği bilinmektedir.

    Göktürk İmparatorluğu’nun 745’de üç Türk eli tarafından yıkılmasından sonra, Oğuzlar’ın batıya doğru göç ettikleri anlaşılıyor. X.yüzyılında biz onları Sir-Derya (Seyhan, Türkçe adı İnci) boyları ve Aral gölü kıyıları ile bunların kuzeyindeki bozkırlarda görüyoruz.Oğuz eli bu yeni durumuna göre: sağ ve sol olmak üzere iki kola ayrılmıştı. Sağ kolun adı Boz-ok, sol kolunki de Üç-ok idi. Bu kollardan her birine 12 boy dahil edildi. Böylece Oğuz eli 24 boydan meydana gelmiş oluyordu. Oğuzlar’ın 24 boydan meydana geldiklerine dair bilgilerimiz XI. Yüzyıldan öteye gitmemektedir. 24 Boyun adları şunlardır.

Sağ kol Boz-oklar: Kayı, Bayat, Alkabölük (Evli), Karabölük (Evli), Yazır (Yazgır), Döğer, Dodurga, Yaparlu (Yayut Yapırlu), Avşar (Afşar), Kızık, Beydli, Kargın

Sol kol Üç-oklar: Bayındır, Peçenek, Çavuldur (Çavundur), Çepni, Salur (Salgur), Eymur (Eymir), Ala Yuntlu, Yüreğir, İğdir, Bügdüz, Yiva, Kınık

Bu 24 boydan her birinin en önemli kısmı Türkiye'ye gelmiştir.

    Türkiye'ye gelen Oğuzlar XIV. veya XV. yüzyılda göçebe yaşayışım devam ettiren eldaşlarına "Yörük" yani göçebe adını vermişlerdi. Söylendiği gibi ''Yörük'' kelimesinin kavmi yahut kabilevi bir anlamı olmayıp sadece "Göçebe" demektir. Eskiden de bu anlamıyla kullanılmıştır.Dr. Oğuzlar. Müslüman olunca ken­dilerine "Türkmen" denilmiştir. Türkmen adı oğuzIar'a Müslüman Türk anlamında verilmiş­tir. İslamiyet'e geçmeden önce Oğuzlar bu adı taşımakta idiler. XIII. yüzyıldan itibaren "Türk­men" adı kavim adı olarak her yerde Oğuz'un yerini aldı. Ve Oğuz sözü. atalara ait bir ad ola­rak kaldı. Bu izahata göre; XIII. yüzyıldan itiba­ren İslam ülkelerinde kullanılan 'Türkmen" adı her yerde Oğuz1ar'ı ifade etmektedir.

    Oğuz boylarının her birinin farklı meziyetle­rinin olduğunu biliyoruz. Bir misal olması bakı­mından Oğuz boyları içinde "Kayılar"la "Karake­çili" aşiretinin değişik zamanlarda büyük insan­lar yetiştirmiş olmasını. Türk Cihangirleri'nin askeri ve siyasi zaferlerini besleyen fikir. sanat ve kültür hayatına verdiği değerde aramak gere­kir. Tahrir Defterleri'nden oğuz boylarına men­sup 24 boydan 21'inin Anadolu'ya gelmiş olduk­larını öğreniyoruz. Bu sayıya Kara - Evli boyunu da ilave etmek gerekir. Salur. Çavuldur (Çavundur) , Karkın, İğdir ve Yazırlar'dan ilk dördü Anadolu'da kuvvetli bir varlık göstermişler; Sa­lur. Eymür ve Karkınlar. Anadolu'nun iskanın­da birinci, derecede rol oynamıştır. Kayı; Anado­lu'nun fethi ve iskanında. Beydili ve Bayındır boyları anadolu'ya yerleşmede değerli görevler yapmışlardır.

    Türk - Oğuz tarihinde ve bu arada Anado­lu'nun fethi ve 1skanında Kayı. Kınık, Bayındır ve Salurlar'ın birinci derecede roller oynamış en mühim boylar oldukları anlaşılıyor.

    Oğuz boyları: kendi aralarındaki çatışmalar. medeniyet taşıma, yeni otlak arama. Mogol isti­lası gibi tarihi sebeplerle Anayurtları'nı terk et­mek zorunda kalmışlardır. Oğuzlar, göçtükleri yerlere her sosyal dilimden insanlarının yanın­da. kültür unsurlarını da taşıdılar. Bu Türk göçleri önceleri plansız sonraları da Anadolu Selçuklu Türkleri tarafından belli bir plan dahi­linde olmuştur. Bu yerleştirmeyi ülkenin geniş­lemesi ve yükselmesinde belli başlı amillerden biri olarak kabul etmek gerekir. Günümüzdeki Anadolu Türkleri'nde ataları Oğuzların hırsları. ruhi davranışları ve antropolojik vasıflan ha­kimdir. Bu sebeple; oğuz Türkleri'nin asıl ve gerçek mümessillerini görmek için Türkistan'ı değil Anadolu'yu dolaşmak lazımdır. Bozok bölgesi, önemli kervan ve ticaret yollarının geç­tiği bir yerdi. Emirci Sultan'ın Osman Paşa tek­kesi Köyü. bu yollardan birinin üzerinde bulu­nuyordu. Zaviye. Kayseri ve Kırşehir'den Amas­ya'ya giden bir yol üzerinde bir konak noktası idi.

    Emirci Sultan'ın Yesevi Şeyhi (1204 / h. 600)de Bozok’a gelerek Keçikıran (Bugünkü Os­man Paşa Tekkesi Köyü) a yerleşip irşada baş­ladığı, bu bölgede XVI. yy'da da Osman Paşa Tekkesi adıyla bir zaviye kurmuştur.

    Emirci Sultan zaviyesinin kurulduğu bölge (Bozok) Melik Danişmend Gazi'nin 1086'da Da­nişmendliler'in hakimiyetine girdi. Bütün Yeşi­lırmak. Kızılırmak havzalarını (Yani Sivas. To­kat. Amasya. Niksar. Kayseri. çorum bölgeleri­ni) Danişmentliler'in sınırları içerisinde görüyo­ruz!!. Bu bölge (Bozok) Selçuklular devrinde Danişmentli devletine izafeten 'Danişment11ler' Kayseri. Malatya, Sivas Danişmentliler'i olarak üçe ayrılması sebebiyle Ziraat Pazarı bölgesi Kayseri Danişmentlileri'ne kaldı.

    1398'de Kadı Burhanettin'in öldürülmesiyle Bozok bölgesi Osmanlı hükümdarı Yıldırım Ba­yazıt'ın eline geçtiyse de bu çok sürmedi. Anka­ra Savaşı'nın akabinde bölgeye Timur'un (1404)de Anadolu'daki MoğoIlar'ın çoğunu (Ka­raman. Kırşehir. Kayseri. Yozgat havalesindeki Kara Tatarları) Türkistan'a götürmesi sebebiyle Bozok'a Dulkadir Türkmenleri yerleştiler. Prof. F. Sümer'e göre; bu husus, ilim aleminde yeni bilinen bir açıklamadır.

    Moğollar'ın (1256) SOL Kol (Ca'unkar)a men­sup olan göçebe Moğol kabileleri içine çorum, Sivas arasındaki (Şimdiki Yozgat'ın bulunduğu bölgede dahil) bölgeye yerleştiler. Zamanla Mo­ğoIlar'ın sayılan arttı. Öyle bir duruma geldi ki Moğol oymakları Sivas'tan Kütahya'ya; çorum bölgesindeki Demürlü Kara Hisar'ından Kon­ya'ya kadar Orta Anadolu'daki göçebe hayata el­verişli bütün otlakları işgal ettiler. Bu sırada Moğol işgal kuvvetlerinden pek mühim bir top­luluk "Özler" bölgesi adını verdiğimiz Yozgat bölgesi'ni vatan tuttular. Çünkü buradaki kar düşmeyen veya pek az düşen özlerde yün elbi­seler ve kürkler giyerek. keçe çadırlar içinde ya­şamak sürü ve yılkıları barındırmak mümkün oluyor. yazında vadiler (özler) civarındaki geniş, otlu bol topraklarda hayvanlar kolayca beslene­biliyorlardı.

    Bazı tarihi kaynaklarda "Kara Tatarlar" adıyla bilinen bu Moğol oymakları Timur'un Anadolu'ya gelişine kadar (1402) bu bölgelerde kalmışlardır. Anadolu'ya işgal kuvvetleri olarak gönderilmiş olan Moğollar; başlıca Amasya. To­kat. Çorum. Kırşehir. Kayseri. Sivas çevresinde yaşıyorlardı. Bunlara umumiyetle, :'Tatar" denil­mektedir. Bazı eserlerde de "Kara Tatar" adı ve­rilmektedir. Bunlara "Kara" sıfatının verilmesi aralarında "Kuin" (Mogolca: Kara) Tatarları'nın bulunmasından mı. yoksa siyasi ehemmiyetleri­ni kaybetmiş olmalarından mı ileri gelmiştir? Bizce ikinci ihtimal çok kuvvetlidir. Tahrir Def­terleri'nde bunlardan bazı oymaklara "Mugal"da denilmektedir. Bu Tatarlar artık tamamen Müslüman idiler. Bunlann hepsi Moğol men­şeli olmayıp aralarında Uygur ve diğer Türk kavimlerinden mühim zümrelerde vardı."

"Timur, Anadolu seferinden dönerken 30 ~ 40.000 çadırlık Kara Tatarları; kendi ulusu­nu takviye etmek ve onları Maveraünnehr'in hudut bölgesine yerleştirmek gayesindeydi. Kara Tatarlar oysa Anadolu'da rahat bir ha­yat sürüyorlardı. Onun için bazı Timurlu kaynaklarda onlara "Kara Tatar Türkmenleri" deniliyordu. Kara Tatarlar. yoldan kaçmaya teşebbüs ettilerse de ağır bir şekilde cezalan­dırıldılar. "

    İspanyol elçisi Clavijo'nın Damgan'ın dışın­da gördüğü kafatası kuleleri bu zavallılara aitti. Bunların Türkistan'a götürülenleri Timur'un ölümünü takip eden karışıklık yıllarında Ana­dolu'ya kaçmak istemişlerse de başarılı olama­mışlardır. Selçuklular devrindeki adil Moğol Va­lisi Kuin - Tatar Samağar Noyan ailesi de Timur zorlamasında Anadolu'da kalan Tatarlar'dan­dır.

    Kara Tatarlar'ın Cu'ankar kolundan bazı oy­maklar; Sivas. Yozgat. Çorum ve Amasya civa­rında kalabilmiştir. Bu zoraki göç sırasında kaçmak isteyen Tatarlar'ın bazılarının Timur ta­rafından kat1edlldigi bu sebeple bölgeye Halep ve Şam Türkmenlerinin yerleşmesiyle bölge tari­hinde yeni bir dönem başlamıştır.

I. Çelebi Mehmet, Samsun'dan dönerken Çorum havalisindeki birçok Tatar Oymağını Ru­meli. Filibe yöresinde iskan etmiştir. XV. yüz­yılda Kara Tatarlarım yerine yerleşen Bozok Türkmenleri (Dulkadırlı - Halep Türkmenleri) aşağıdaki oymaklar arasında Tatarlardan baş­ka yerli teşekküllerin varlığını tespit etmek pek mümkün değildir.

GEDÜK : Kara - Yahyalu. Dalu - Alilu, Ag­çalu ( En mühim obası Hacılar). Ağça- Koyunlu (Dulkadırlı'dan). Şam - Bayadı (Dulkadırlı'dan)

KARA - TAŞ : Ali - Beglu, Ağçalu. Tecirlu (Dulkadırlı'dan), Kızıl - Kocalu (Başlıca oymak- . lardan Ali Şarlu)

AK - DAG : Karalu, Kırklu. Hisar - Beğlu. Kızıl - Kocalu. Söklen (En büyük oymağı : Saru - Halillu) 

BOĞAZLIYAN : Çiçeklu. Kulağuzlu

İLİ- SU : Tatar (Moğol), Arslan Beğlu. Ag-Çalu

SORGUN:Zakirrlu. Kızıl- Kocalu.

    XV ve XVI. yüzyıllarda Bozok adı bölgeyi de­ğil orada yaşayan halkı ifade ediyordu. Ancak daha sonra Bozok bölge adı anlamını taşımaya başladı ve Cumhuriyete kadar devam etti. XV. yüzyılda Yozgat ve komşu yörelere yerleşen ve Boz - Ok adıyla anılan oymakların başlıcaları şunlardır: Kızıl - Kocalu. Selmanlu, Ağ-Çalu, Çiçeklu. zakirlu. Mes'udlu. Ağça Koyunlu. Ka­vurgalı. Demircilu. Şam Bayadı. Söklen, Hisar Beğlü. Karalu. Tatar ve diğerleri. Bu oğuz Boyları şu bölgelere iskan olmuştur:

Kızıl- Kocalu: Bozok'un en büyük oymak­larından biri olup, topluca yaşadıkları yer; Yoz­gat, Şefaatlı. Yerköy ve Musa Beyli ile çevrili sa­hadır. Zaten şimdiki Şefaat1ı'nın eski adı da Kı­zıl - Koca'dır. Kızıl - Kocalu oymağına ait; Elma Haculu. sarı Hacılu. Musa Beğlü. Aziz Beğlü, Yusuf Abdal. Dokuz. Hasancı gibi obalar ile Topaç, Erkekli, iğdeli gibi ekinlikler bu sahanın içinde bulunmaktadır. 1529 - 1530 yıllarında küçük bir köy olan Yozgat' da bu sahanın içinde bulunmaktadır. Sorgun'a bağlı Alişar; Yer­köy'ün batısındaki Sekili de ismini Alişarlu ve Sekilu olarak Kızıl - Kocalu obasından almıştır. Kızıl Koca oğulları yaptıkları yağma akınlarıyla etrafı tedirgin etmişler, bunun üzerine Amas­ya'daki Osmanlı Valisi Yörgüt Paşa. Kızıl - koca­lu ailesinden dört kardeşi ve maiyetinde bulu­nan kişileri bir hile neticesinde öldürtmüştür.

Kızıl - Kocalu oğullarının Bozok'un ünlü boy beylerinden Ağça Oglu ve Çiçek Oğlu ile Dulka­dır kuvvetleri olarak karaman iline akın yap­mışlar. Karamanoğlu İbrahim Bey. Ürgüp civa­rında bu Dulkadırlıları yenmiştir. (1430) Fakat daha sonra Kızıl Kocalılar tekrar toparlanmış­!ardır. Kızılırmak kıyısındaki Şarkışla'ya bağlı Çepni KöYÜ. Kızıl Kocalu oymaklarından İsa Beyin yurdudur. (1530-1531) Baltı Saray, Yassı Kışla. iğde Kışla. Elma Hacılu. Arık Aşan. Ağça saz Sinan'ın; san Hacılu. Dere Kışla, Köse Yu­suflu'da Alp Oğuz'un dirliklerini meydana getiri­yordu. Kızıl Kocaluların asıl yurdu Baltı olup,bundan başka Sorgun'da; Emlak ve Çubuk çev­resinde bu oymağa ait yerler bulunmaktadır.

Kızıl - Kocalu oymakları ise şunlardır; Ali­şarlu, Sekilu, Elma Hacılu, Isa Hacılu, San Ha­cılu ve Köşkler'dir.

Salmanlu : Bu oymak adını Dulkadırlu Şeh - Süvar Beg'in kardeşi Salmand'an aldığı kuv­vetle muhtemeldir. Salmanlılar'ın yurdu, bu­günkü Yozgat'ın batısında bulunan Salman­lı'dır.

Ağaçlu : Ağça adlı Boybeyi'nden ismini alan bu oymak, Karadere'de yaşamaktaydılar. Bu bölge tamamen Ağçalularca doldurulmuş, Aşağı Kanak'ta bu boya mensup kişilerce iSkan edil­miştir. Ayrıca Sokun, Emlak, Karça. Alilü, Hacı­lar. Hamzalu. Haşer. Çakır ve Gedük'te de Ağaçlı obaları bulunmaktadır.

Çiçeklu: Bu oymak adını Çiçek adlı Boybe­yi'nden almıştır. Bu boy. Boğazlıyan çevresinde oturmaktaydı.

Zakirli : Bu oymak, Yozgat'ın doğusundaki Sorgun civarında yaşamakta ve Yayla Hacılu. Ramazanlu. Orhan Hacılu, Emir Gazilü ve daha birçok obalara ayrılmaktaydı.

Mes'udlu : Bölgenin en eski oymakların­dandı. Buna rağmen, pek fazla nüfusu olmayan oymaklardan meydana gelmiştir.

Ağca Koyunlu: Dulkadırlıların en büyük oymaklarındandır. Bozok'ta bulunan Ağça Ko­yunlular ise, bu oymağın bir koludur. Ağça Ko­yunlular'ın bu bölgede çıkan Baba Zinnun Ayaklanması'na katıldıkları görülmüştür. Bun­ların kalabalık bir kısmı Gedük'te, bir kısım obaları da Karadere'de yaşamaktadır.

Kavurgalu : Dulkadırlılar'ın Yozgat'ta yerle­şen büyük bir koludur. Yozgat'ın doğusunda kendi adını taşıyan Kavurgalı Köyü ve çevresin­de yaşamaktadırlar. Safevi Devleti'nin kurulu­şunda bunların bir kısmı İran'a gitmişlerdir.

Demircülü : Bu boy, bugünkü Adana'nın Kadirli çevresinden geldiği muhtemeldir. En ta­nınmış obaları arasında: Sarım Beğlü olup. merkeze bağlı Sarımbey bu obanın adını taşı­maktadır.

Şam Bayadı: Bunlar Bozok'un sınırları içinde bulunan. o zamanki ismi Gedük olan Şarkışla'da yaşamaktaydılar. Bunlar kış aylarını Halep civarında geçirdiklerinden Şam Bayadı adını almıştır. II. Şah İsmail'in 1576'da ölümü üzerine birçok yerde Düzmece ismailler çıkmış­tı. Bunlardan biri de Bozok'taki Şam Bayadı oy­mağındandır.

Söklen : Dulkadırlu Şah Süvar Beğ'in emir­leri arasındaki Söklen Beğ. adını bu oymağa vermiştir. Söklenlerin yurdu. Yukarı Kanak'ta idi. Yukarı Kanak'ın tamamı bunlar tarafından iskan edilmiştir. Burada bulunan; Ayrancı. Yağ­mur Kışlası, Kümber Kışla. Karaca Üyük. Akar­ca, Arpalık. Küpeli. Karaevli Kışlası. Dere Yağ­sın. Alembeg Kışlası. Emirbeg Kışlası. Baraklu. Akbenlü. Çukurviran ve ekinliklerde Söklenler 1542 - 1543 yıllarında 33 obaya ayrılmış bir halde yaşıyorlardı.

Hisar Beglü : Dulkadırlu hanedanından olup 1526 yılında Bozok'ta büyük bir isyan çı­karan Zinnun oğlu Hisar Beğ oğullarındandı. Hisar Beğleri yurdu. Hasbek ve çevresi olup. burası XVI. yüzyılın ikinci yarısında Alıkı adıyla ayrı bir idari bölge durumundaydı. Şimdiki Has­bek'in kuzeydoğusundaki Hisarbeğlü Köyü ile Başkışla'nın Kışla. Eynelli ( Topal Abdal Kışlası), hasbek. Ozan. Kemal Fakihlü. Ağaçadam. Ça­nakçı. Ramazanlu, Boyalık. Kayacık Ağıl. (Kaya­lu). çorak. Edik. Alın Pınarı, Musa Fakih. Çağ­lalu gibi ekinlikler Hisar Beglüler'e aitti.

Karalu: Bu oymak şimdiki Çayıralan Kaza­sında yaşamaktadırlar. Kara Kötük (Menkeşer) Kozak Hisarı. Yassı Höyük. Köse Oğlu. Ağçakış­la. Sarım Beg Kışlası. Kaya Pınar. Tunuscuk (Turası). Okçu Oğlu. Kozca Kışla. Göynük Kışla­sı (Yolboğa). Avcı Sevündük (Bayad). Yünlü Vi­ran. Fakıhlu (Ağca Virann). Begdili. Orta Kışla. Kilisecik. çayır Şeyhi (Çayıraslan). İsa Beglü.

Anbarlu. Çayır Kışla. zakiroğlu. Meşhedi. Çura Kozlu. Boranderesi. Mansur AbdaL. Çoban Hacı. Akviran gibi ekinlikler Karalular'a aitti.

Bugün Yozgat'ın yerli halkı yukarıda belirti­len oymakların nesIinden gelmektedir. Zaten bu bölge oymak adlarını taşıyan birçok köy ve ka­saba hala aynı isimle anılmaktadır. Ancak bazı köylerin isminin yabancı isim olması düşünce­siyle yeni adlar verilmiş. bu arada Türkçe kö­kenli olan köy isimleri de yabancı olduğu zan­nıyla değiştirilmiştir.

    Bozok. Dulkadırlı Beyliği sona erinceye ka­dar (1522) bu beyliğin elinde kaldı. Bölge Dul­kadır Beyleri'nin oğulları tarafından idare edili­yordu. Bunlar Çandır veya ona yakın olan Ka­zan Köyü'nde oturmakta idiler. Oymaklar za­manla göçebe hayatını bıraktılar ve yurtlarında çiftçilik yapmaya başladılar. Bölgedeki içtimai hayatın gelişmesinde Dulkadırlu Alauddevle ile oğlu Bozok valisi Şah Ruh beğlerin mühim bir rol oynadıkları görülüyor. Alauddevle Beg. Boz ­Oklu oymaklar için Eski Türk Hukuku gelenek­lerini de ihtiva eden bir "Kanunname" yazdırdı­ğı gibi Yozgat ve havalisinde şu zaviye ve mes­citleri yaptırmıştır: Boğazlıyan'a tabi Mescitli Köyü'nde bir mescit; Ak - Dağ'da Şah Verdi Fa­kih Zaviyesi; Alıkı yöresinde Erbağ Zaviyesi; Baltı yöresinde Yusuf Abdal Zaviyesi; Gedük yöresinde Seyyid Selahaddin Zaviyesi; Ak - Dağ yöresinde Kılıç Abdal Zaviyesi; yine aynı yörede Toraman Köyü'nde Ali Derviş Zaviyesi; Boğazlı­yan'da Yol Kulu Zaviyesi; Aşağı Kanak'ta Yusuf Halife Zaviyesi; Yolda Geldi Zaviyesi (Yeri zikre­dilmiyor) .

    Alauddevle Beg'in ülkesinin Elbistan ve Ma­raş .gibi yerlerinde de pek çok zaviye inşa ettirmiş olduğunu biliyoruz. Gerçekten zaviyeler te­sisinde Türkiye'de hiçbir hükümdar Alauddevle ile mukayese edilemez. Adı geçen Dulkadırlı Be­gi; Elbistan. Maraş. Kudüs ile pek çok kasaba ve köylerde medrese ve camiler inşa ettirdiği gi­bi. hamam. imaret ve handa yaptırmıştır: Oğlu Bozok Valisi Şah Ruh Beg'e gelince. o da Çan­dır'da bir mescit. bir zaviye. bir kümbet; Geme­rek'te bir mescit yanında Kara Özü Köyü civa­rında Kızılırmak üzerinde muhteşem. bir köprü. adı geçen köyde de bir zaviye yaptırmıştır.

    Danişmentli vilayetinin dolayısıyla Yozgat bölgesinin; Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılı­şıyla XIV. yüzyılın ikinci yarısında Eratna Begli­ğinin idaresinde kaldı. Bozok Sancağı'nın XVI. asırda Sivas eyaletine bağlı 0ldugunu; 731 tımarı. asker ve sipahisiyle seferlere 1100 kişi gönderebiliyordu.

    XV. yüzyılda Bozok'a; Şam ve Halep Türk­menleri’nden başka mamulu Türkmen konargöçerleri ve obalar (1696):Emlak,Akdağ,Kızıl-Kocalu, Boğazlıyan, Süleymanlı-Kebir, Süleyman-ı sağir bölgesine iskan ediliyordu. Mamalu Türkmenleri’nin XVII. Yüzyılda Bozok bölgesini eşkıya  saldırısından korumak görevini üstlenmişti. 1727’de Ahmet Ağa Bozok sancağı mütesellimliğini, 1732’de Ömer Ağa Akşehir Sancağı mutasarrıflığını elinde bulunduruyordu.

    Çapanoğulları, Bozok bölgesine 1704’de yerleşmiştir.1650’de Horasan’dan ayrılan Çapanoğulları Şam’a sonra’da G.Antep, Maraş yoluyla Bozok bölgesi’nde Saray köyüne yerleşmişlerdir.Bu günkü Yozgat’ın bulunduğu yer o zaman ormanlık ve sürüler için elverişliydi.Çapanoğulları’nı takiben bölgeye yerleşen belli başlı Türkmen oymakları şunlardır: Ceritler, Köçeklü, Silsüpür, Mamalı, Göçerkulu, Melikanlı, Recepli, Fakıbeyli, Türkmenkanı, Türk yerli, Barak, Karaşahlı, Pehlivanlı, Kevenli, Kuşçu, Ağca-Koyuncu, Boynuinceli, Dumanlı, Kiliçli, Milli, Umranlı, Hamitli, Şefaatlı, Derekentli, Macanlı, Kadırlı, Avşar, Yöndüçlü.

    Yozgat kasabası ilk kuruluşunda Kızılkoca Bucağı’na bağlı bir köy olarak görülür.Çapanoğlu Mustafa beyin 1193’de yaptırdığı dış, 1209’da Süleyman beyin  yaptırdığı iç camii (Bu günkü Büyük Camii) vakfiyesinde Kızık-Koca nahiyesine bağlı Yozgat köyü adı geçmektedir. Yozgat şehir görünümüne Çapanoğlu Ahmet bey’le kavuşmuştur.XIX yüzyılın başlarında Yozgat’ı ziyaret eden İngiliz seyyahı Kinneir: Yozgat’ın nüfusunun 16.000 olduğunu söyler.Bu ziyareti sırasında Çapanoğlu Süleyman bey’de dört gün misafir kaldığını büyük ikramlara nail olduğunu, atlas yataklarda yattığın, Türkler’in – Yozgatlılar’ın misafirperverliğini uzun uzun anlatır.

    Ankara Salnamesinde Yozgat’ın 1110’da kurulduğu 1150/M. 1737’de kasaba halini aldığı yazılıdır. Yozgat, Bozok Sancağı’nın son merkezidir. XIX . yüzyılın ilk başlarında Bozok Livasının merkez ilçesi Yozgat’tır. Bundan başka Kızıl-Kocalar, Ak-Dağ, Boğazlıyan, Çorum, Karahisar, Behramşah, Sorgun, Süleymanlı ve Cebelikozan ilçeli vardır.XX. yüzyılın başında Bozok, Yozgat-Sancağı adı ile Ankara vilayetine bağlanmış ve şu iki kazadan meydana gelmiştir. Yozgat (Merkez İlçe), Boğazlıyan, Akdağmadeni.. Cumhuriyet devrinde  vilayet haline getirilen Yozgat’ın merkez, Ak-Dağmadeni, Boğazlıyan, Çayıralan, Çekerek, (Hacı Köy), Sarıkaya, Sorgun, Şefaatlı, Yerköy adlı kazalara ayrılmıştır.1950’li yıllara kadar, nüfusu fazla değişmeyen bir şehir olan Yozgat’ın nüfusunun 1927’de 11.000; 1940’da 14.000; 1945’de tekrar 11.000; 1987’de 46.000’lik nüfusa sahip olan bu şehirin “Bozok” olan adı bir milletvekilinin teklifi üzerine tarihi bir bağ olduğu düşünülmeden “Yozgat” olarak değiştirilmiştir.

    Yozgat ili jeolojik bakımdan incelendiğinde III.zamanda meydana geldiği elde edilen kalıntı ve fosillerden anlaşılmaktadır. Temelde pek çok kırılma ve kıvrılmalara uğramış taş kütleleri (Kalker, Mermer, Kuvars) yer tutar.Nitekim çevrede mermer ocaklarının bulunuşu bu bilgileri doğrulamaktadır. Arazi genellikle killi moenlerle meydana gelir.

    Bu çerçevede yapılan kiremitlerin kırmızı oluşları bunu gösterir. Bugün yüz­de bulunan tabakalar, uzun süren aşınmalar yüzünden yer yer yassı biçimIi dağlar arasında geniş yer tutan dalgalı bir arazi görünümünde­dir. Bu arada görülen yüksekliklerin bir kısmı granit bir kısmı da Yozgat civarında görüldüğü gibi bazaltlarla örtülüdür. Şehir, Yozgat yaylası­nın en yüksek tepelerinden Soğukoluk (Mahalli tabirle Soğoluk) adıyla anılan Çamlık'ın kuzeye bakan etekleriyle 1590 metre yükseklikteki Ça­tak Tepesi kollarından Nohutlu, Keltepe, Tuzka­yası adındaki tepelerin güney etekleri üzerinde; Nohutlu'yla Kel Tepe'nin teşkil ettiği Çatak Bo­ğazı içerisinde kurulmuştur. Kirazlı mesire yolu ne doğudan batıya akan Yozgat Deresi şehrin ortasından geçmektedir.

    Yozgat, yeniçağlarda kurulduğu için suru ve kalesi mevcut değildir. Yalnız şehrin etrafı bir duvarla çevrilmişti. Bu duvardan bugün bir eser yoktur. Zaten bu duvar Ch. Texier'inde işaret ettiği gibi şehri müdafaadan ziyade kaçakçılığı men etmek için yapılmıştı. "Küçük Asya" adlı eserinde devamla Charles Texier Yozgat hakkın­da şu bilgileri vermektedir: Yozgat şehri, şark­tan garba ve şimalden cenuba giden yolların birleşim noktasındadır. Bu şartlar altında Yoz­gat eski Tavyun şehrinin yerine kaim demekte ise de bu benzeyiş yanlız' yol birleşimi itibarıyla gerektir.

    Hamilton'dan itibaren bazı tarihçiler Yoz­gat'ı eski Tavyun şehrl zannetmişlerdir. "Lugat-ıTarihiyye" ve Coğrafya" adlı eserinde Ahmed Rıfat, Yozgat'ın eskiden "Oziyana" adıyla bilindi­ğini haber vermektedir. Değişik yabancı tarih kitaplarında Yozgat adı; Uskat. Juskat, Yozgath, Yüzgat ve Yozghourt" şeklinde geçer. Yozgat'ta yaygın bir rivayete göre Yozgat isminin aslı "Yoz" (Koyun sürüsü) oldugu için Yoz - Kent ve­ya rakımı yüksek olduğundan Yüz - Kat'tır. Yoz­gat'ın ismiyle ilgili bir rivayette: ''Yoz'' kelimesi­nin tabii otlak veya sürü, "Gat" kelimesinin de "şehir veya kent" demek olduğu, Yoz - Gat'ın ot­lak - sürü şehri anlamına geldiği söylenir.

    Çapanoğullan'nın menşei ve Bozok Sanca­ğı'na yerleşmeleri belgelere değil rivayetlere da­yanmaktadır. Çapanoğullan'nın Mamalu, Teke, Bayat, Çapanlu, Cerit ve Karapapaklar'a bağla­nırsa da mehaz göstermeden Prof. İ.Hakkı Uzunçarşılı ve Dr. Özcan Mert'e göre; Mamalu bir başka rivayette Teke aşiretine bağlı olduğu düşüncesindedir.